Son Dakika
|
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
İran, Tel Aviv'i vurdu
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten İsrail'e: "Sonuna kadar devam edin"
İtalya’dan Körfez’e hava savunma yardımı
İran, IKBY'de İran karşıtı ayrılıkçı güçlere saldırdı
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Beşiktaş ile Galatasaray 360. randevuda
İstanbul’da çete operasyonu: 10 gözaltı
ABD ordusu, İran’a ait İHA gemisine yönelik saldırının görüntülerini yayınladı
Katar, ABD üssünü hedef alan İHA saldırısının önlendiğini duyurdu
Trump, İç Güvenlik Bakanı Noem'i görevden aldı
İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir: "Bir sonraki aşamaya geçiyoruz"
SAĞLIK
Van’da bölge tarihinde bir ilk: Göğüs kafesi açılmadan kalp ameliyatı yapıldı
06 Mart 2026 Cuma - 12:51:29
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilke imza atarak 28 yaşındaki kadın hastanın kalp deliğini ‘minimal invaziv’ (küçük kesi) yöntemiyle onardı. Van’ın Muradiye ilçesinde ikamet eden 28 yaşındaki Asya Tekiner, kalbindeki delik şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan tetkiklerin ardından Kalp Merkezi ekipleri, bölgede daha önce uygulanmayan "Minimal İnvaziv Cerrahi" tekniğini hayata geçirme kararı aldı. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin tarafından 7-8 santimetrelik küçük bir kesiyle gerçekleştirilen operasyonla, kadın hastanın kalp deliği başarıyla onarıldı. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, Van’da bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Bugün Van’da ve hastanemizde ilk kez, minimal invaziv dediğimiz yöntemle göğsü tamamen açmadan, yaklaşık 7-8 santimetrelik küçük bir delikten kalp ameliyatı gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yöntemi bölgemize kazandırmak oldukça önemliydi. Gelişen teknoloji ve imkanlarla birlikte artık tüm dünyada bu tür cerrahiler, daha minimal yaklaşımlarla ve daha az kesiyle yapılmaya çalışılıyor. İleri merkezlerde uygulanan bu yöntemin bugün ilimizde de yapılmış olması bizleri mutlu etti. Başta Op. Dr. Murat Sezgin ve ekibi olmak üzere, bizlere bu desteği sunan Van İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Sağlık Bakanlığı’na canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "Hasta konforu için bu yöntemi seçtik" Ameliyatı gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin ise operasyonun teknik detaylarına değinerek, "Bölgemizde ilk defa bir ameliyat gerçekleştirdik. Minimal invaziv kesi yöntemiyle, kalbinde delik bulunan 28 yaşındaki kadın hastamızın ASD kapama işlemini yaptık. Sağ meme altında yaklaşık 7-8 santimetrelik bir kesi açarak, hastanın perikard dediğimiz kalp zarından aldığımız yamayla kalp deliğini kapattık. Hastamız şu an stabil, sorunsuz bir şekilde servis izleminin 4’üncü gününde. Bu tür vakalarda neden küçük kesiyi tercih ediyoruz? Çünkü daha konforlu ve daha rahat. Hastalarımız normal yaşamlarına çok daha erken dönüyor ve komplikasyon oranımız daha düşük oluyor. Açık ameliyat da yapabilirdik; açık yöntem cerrahlar için aslında daha kolaydır ancak hastalar için konforu düşük bir süreçtir. Bu cerrahi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yapılan ilk ameliyatlardan biri olma özelliğini taşıyor. Hastanemizde bu tür ameliyatları gerçekleştirmek için tüm malzemelerimiz ve setlerimiz hazır bulunmaktadır" diye konuştu. "6-7 yıldır bu hastalıkla mücadele ediyordum" Başarılı ameliyat sonrası sağlığına kavuşan 28 yaşındaki Asya Tekiner de "Buraya geldiğimde bana Dr. Murat Sezgin’den bahsettiler ve çok iyi bir doktor olduğunu söylediler. Ben de bunun üzerine hastaneye başvurduğum. Yaklaşık bir ay süren tetkik ve hazırlık sürecinin ardından ameliyat oldum. Çok şükür şu an durumum iyi, sağlığıma kavuştum. Dr. Murat Sezgin gibi değerli doktorlar başımızdan eksik olmasın" şeklinde konuştu.
06 Mart 2026 Cuma - 12:31
Van’da bölge tarihinde bir ilk: Göğüs kafesi açılmadan kalp ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilke imza atarak 28 yaşındaki kadın hastanın kalp deliğini ‘minimal invaziv’ (küçük kesi) yöntemiyle onardı. Van’ın Muradiye ilçesinde ikamet eden 28 yaşındaki Asya Tekiner, kalbindeki delik şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan tetkiklerin ardından Kalp Merkezi ekipleri, bölgede daha önce uygulanmayan "Minimal İnvaziv Cerrahi" tekniğini hayata geçirme kararı aldı. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin tarafından 7-8 santimetrelik küçük bir kesiyle gerçekleştirilen operasyonla, kadın hastanın kalp deliği başarıyla onarıldı. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, Van’da bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadıklarını belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Bugün Van’da ve hastanemizde ilk kez, minimal invaziv dediğimiz yöntemle göğsü tamamen açmadan, yaklaşık 7-8 santimetrelik küçük bir delikten kalp ameliyatı gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yöntemi bölgemize kazandırmak oldukça önemliydi. Gelişen teknoloji ve imkanlarla birlikte artık tüm dünyada bu tür cerrahiler, daha minimal yaklaşımlarla ve daha az kesiyle yapılmaya çalışılıyor. İleri merkezlerde uygulanan bu yöntemin bugün ilimizde de yapılmış olması bizleri mutlu etti. Başta Op. Dr. Murat Sezgin ve ekibi olmak üzere, bizlere bu desteği sunan Van İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Sağlık Bakanlığı’na canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "Hasta konforu için bu yöntemi seçtik" Ameliyatı gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin ise operasyonun teknik detaylarına değinerek, "Bölgemizde ilk defa bir ameliyat gerçekleştirdik. Minimal invaziv kesi yöntemiyle, kalbinde delik bulunan 28 yaşındaki kadın hastamızın ASD kapama işlemini yaptık. Sağ meme altında yaklaşık 7-8 santimetrelik bir kesi açarak, hastanın perikard dediğimiz kalp zarından aldığımız yamayla kalp deliğini kapattık. Hastamız şu an stabil, sorunsuz bir şekilde servis izleminin 4’üncü gününde. Bu tür vakalarda neden küçük kesiyi tercih ediyoruz? Çünkü daha konforlu ve daha rahat. Hastalarımız normal yaşamlarına çok daha erken dönüyor ve komplikasyon oranımız daha düşük oluyor. Açık ameliyat da yapabilirdik; açık yöntem cerrahlar için aslında daha kolaydır ancak hastalar için konforu düşük bir süreçtir. Bu cerrahi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yapılan ilk ameliyatlardan biri olma özelliğini taşıyor. Hastanemizde bu tür ameliyatları gerçekleştirmek için tüm malzemelerimiz ve setlerimiz hazır bulunmaktadır" diye konuştu. "6-7 yıldır bu hastalıkla mücadele ediyordum" Başarılı ameliyat sonrası sağlığına kavuşan 28 yaşındaki Asya Tekiner de "Buraya geldiğimde bana Dr. Murat Sezgin’den bahsettiler ve çok iyi bir doktor olduğunu söylediler. Ben de bunun üzerine hastaneye başvurduğum. Yaklaşık bir ay süren tetkik ve hazırlık sürecinin ardından ameliyat oldum. Çok şükür şu an durumum iyi, sağlığıma kavuştum. Dr. Murat Sezgin gibi değerli doktorlar başımızdan eksik olmasın" şeklinde konuştu.
06 Mart 2026 Cuma - 12:17
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencileri tarafından Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında hipertansiyon farkındalığına yönelik bir etkinlik gerçekleştirildi. Hastane girişinde kurulan stantta vatandaşların tansiyon ölçümleri yapılarak hipertansiyon hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik, Doç. Dr. Mahluga J. Demirkapu öncülüğünde düzenlendi. Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından kurulan bilgilendirme standında hastaneye gelen vatandaşların tansiyonları ölçülerek hipertansiyonun riskleri, belirtileri ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında vatandaşlara, yüksek tansiyonun erken teşhis edilmesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığı anlatılırken, düzenli tansiyon ölçümünün ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynadığı vurgulandı. Kurulan bilgilendirme standını hastane yönetimi adına Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Demir ziyaret etti. Ziyarette öğrencilerden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan yöneticiler, toplumsal farkındalık oluşturmaya yönelik bu tür sosyal sorumluluk projelerinin önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen etkinlikte, hipertansiyonun erken tanısının hayat kurtarıcı olabileceği hatırlatılarak, vatandaşların düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri gerektiği ifade edildi.
06 Mart 2026 Cuma - 12:05
Sultanhanı’nda hastaneye bağışlanan cihazlarla teşhis ile tedaviler daha hızlı yapılabilecek
Aksaray’ın Sultanhanı ilçesinde bulunan Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesine hayırsever iki kardeş tarafından biyokimya, hormon ve ultrason cihazı bağışlandı. Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesine hayırsever iki kardeş tarafından bağışlanan biyokimya, hormon ve ultrason cihazları hizmet vermeye başladı. Cihazlar sayesinde ilçe halkı tedavi ve tetkiklerini farklı bir merkeze gitmeden ilçede yaptırabilecek. Bu sayede hem zamandan tasarruf edilecek hem de erken teşhis ile tedaviler daha hızlı yapılabilecek. Konuyla ilgili bilgiler veren Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Köse, "Örnek teşkil edecek bir bağış. Bu devlet hastanesi kurumuna yapılan ilklerden birisi olan biyokimya ve hormon cihazı bağış usulü temin yoluyla alındı. Bu cihazların daha öncesinde biz dış merkezlere tahlillerin yapılması için yolluyorduk. Böylece bu tetkikler kurumunuzda yapılmış olacak ve en hızlı, en etkin şekilde kullanmayı planlamaktayız. Bu cihazların sayesinde özellikle hormon cihazı sayesinde acilde kritik öneme sahip olan tropolin yani kan kalp enzimini anında dakikalar içerisinde çıkarmış olacağız. Aynı zamanda biyokimya cihazımızda karaciğer fonksiyon testleri, tiroit fonksiyon testlerini hızlıca ve etkin şekilde hizmet vermeyi planlamaktayız. Bu bağışlar bizim için çok kıymetli ve çok kritik. Böylece merkeze sevk edeceğimiz hastaları burada tedavi edip hem merkezin yoğunluğunu alıp hem de burada daha etkin ve verimli şekilde kullanmış olacağız" dedi. Hastane İdari Mali İşler Müdürü Mehmet Ağır ise "Hastanemize bağışta bulunan kardeşler hastanemize biyokimya ve hormon cihazımızı ve 1 yıllık kit masraflarını tamamen karşılayıp bağış yaptılar. Bu halkımız için çok önemli bir gelişme oldu. Bu cihaz sayesinde kalp krizi gibi rahatsızlıkları daha önceden tespit eden bir cihaz olduğu için bize diğer hastanelere sevki daha azaltacak, hastane bünyesinde daha verimli çalışmamızı sağlayacak. Bu bağışçı kardeşlerimiz daha önce de hastanemize ultrason cihazı bağışlamışlardı, bu sayede kadın polikliniğimizi haftada bir gün açmış bulunduk. Merkeze giden hasta sayımızı azalttık, kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Mart 2026 Perşembe- 15:10
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti
2
05 Mart 2026 Perşembe- 13:45
Türkiye’de 4 merkezde var: Sanal anjiyografi yapabilen yapay zekalı tomografi Samsun’da
3
04 Mart 2026 Çarşamba- 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
4
05 Mart 2026 Perşembe- 11:42
Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz"
5
05 Mart 2026 Perşembe- 10:24
İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor
24 Şubat 2026 Salı - 10:27
"Ramazan’da yapılan bazı beslenme hataları kilo aldırabiliyor"
Ramazan ayında öğün düzeninin ve sıvı alımının değiştiğine dikkat çeken Diyetisyen Beste Mum, "Ramazan, doğru beslenme stratejileriyle kilo vermek için bir fırsata dönüşebilir. Ancak yanlış uygulamalar vücudu yağ depolamaya yöneltebilir. Sadece tek öğünle beslenmek, yetersiz protein tüketmek ve sık şerbetli tatlı yemek kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu durum Ramazan sonrasında hızlı kilo alımına zemin hazırlar" dedi. Ramazan ayının metabolizma üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Diyetisyen Beste Mum, "Öğün sayısının azalması, uzun süren açlık ve sıvı alımının kısıtlanması metabolizmanın çalışma düzenini değiştirir. Bu süreç doğru yönetilmediğinde vücut kendini korumaya alarak yağ depolamaya daha yatkın hale gelir" diye konuştu. "Doğru planlandığında yağ yakımı desteklenebilir" Ramazan’ın aralıklı oruç sistemine benzer özellikler taşıdığını ifade eden Dyt. Mum, "Bu dönemde beslenme doğru planlandığında vücudun yağ yakım mekanizmaları daha aktif çalışabilir. Burada önemli olan, iftar ile sahur arasındaki sürede neyin, ne kadar ve hangi sırayla tüketildiğidir" dedi. "Kan şekeri dengesi kilo kontrolünü belirler" Uzun süren açlık sonrası kan şekerinde düşüş yaşandığını vurgulayan Dyt. Mum, "İftarda hızlı sindirilen besinler tüketildiğinde kan şekeri ani yükselir. Buna bağlı olarak insülin seviyeleri artar ve fazla enerji yağ olarak depolanabilir. Bu nedenle kan şekeri kontrolü kilo verme sürecinde temel belirleyicidir" ifadelerini kullandı. "Sahuru atlamak metabolizmayı yavaşlatır" Sahurun kilo kontrolünde kritik rol oynadığına değinen Dyt. Mum, "Kilo vermek amacıyla sahura kalkmamak yapılan en büyük hatalardan biridir. Sahur öğünü, gün boyunca metabolizmanın daha dengeli çalışmasını sağlar ve uzun süreli açlığa karşı vücudu destekler" açıklamasında bulundu. "Yanlış uygulamalar kilo geri alımına yol açabilir" Ramazan’da verilen kiloların bayram sonrası hızla geri alınabildiğine dikkat çeken Dyt. Mum, "Sadece tek öğünle beslenmek, yetersiz protein tüketmek ve sık şerbetli tatlı yemek kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu durum Ramazan sonrasında hızlı kilo alımına zemin hazırlar" dedi. "İftarı ikiye bölmek aşırı tüketimi önler" Sağlıklı kilo kaybı için önerilerde bulunan Dyt. Mum, şu bilgileri paylaştı: "Orucun su ve hurma ile açılması, ardından çorba içilip kısa bir ara verilmesi mideyi ana öğüne hazırlar. Bu yöntem hem porsiyon kontrolünü kolaylaştırır hem de aşırı yeme isteğini azaltır." "Pişirme yöntemi kaloriyi belirler" Kızartma yerine daha hafif pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dyt. Mum, "Haşlama, fırın ve ızgara yöntemleriyle hazırlanan besinler, hem sindirimi kolaylaştırır hem de gereksiz kalori alımını önler" dedi. "Hareketsizlik kilo kontrolünü zorlaştırır" Ramazan’da fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini söyleyen Dyt. Mum, "İftar sonrası uzun süre hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır. Yemekten yaklaşık bir saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş kilo kontrolünü destekler" uyarısında bulundu. "Meyve tüketimi iftardan en az 2 saat sonra olmalı" İftardan hemen sonra meyve tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Dyt. Mum, şunları söyledi: "Yemek üzerine yenilen meyve mideye ek şeker yükü bindirir ve şişkinliğe neden olabilir. Meyve tüketimi iftardan en az iki saat sonra yapılmalıdır." "Çay ve kahve suyun yerini tutmaz" Sıvı tüketiminin Ramazan’da kritik öneme sahip olduğunu belirten Dyt. Mum, "Çay ve kahve su yerine geçmez. Bu içecekler vücuttan su atımını artırabilir. Sahurda çok koyu çay ve kahveden kaçınılmalı, su, ayran ve süt gibi içecekler tercih edilmelidir" dedi. "Ramazan bir beslenme disiplini oluşturma dönemidir" Ramazan’ın yalnızca kilo vermek için değil, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için de önemli bir dönem olduğunu kaydeden Dyt. Mum, "Ağır ve yağlı beslenmek ile uykusuz kalmak metabolizmayı olumsuz etkiler. Ramazan, doğru tercihlerle hem bedeni hem yaşam düzenini dengelemek için bir fırsat sunar" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
24 Şubat 2026 Salı - 10:21
Kuşadası Belediyesi’nden fırınlara gramaj ve fiyat denetimi
Kuşadası Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla kentteki fırınlarda gramaj ve fiyat denetimi yaptı. Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Güvenli Gıda ve İş Yeri Hijyeni Denetim ekibi, Ramazan ayı dolayısıyla fırınlara yönelik gerçekleştirdiği denetimlerini sıklaştırdı. Bu kapsamda kent genelinde yapılan denetimlerde, Ramazan pidesi başta olmak üzere ekmek ve unlu mamullerin gramaj ve fiyat etiketleri tek tek kontrol edildi. İşletmelerin üretim alanları ile satış tezgahlarını da inceleyen ekipler, standartlara uygun üretim yapan fırıncılara teşekkür ederken eksiklikleri tespit edilen işletmelere yönelik gerekli uyarıları yaptı. Denetimlerin Ramazan ayı boyunca artarak devam edeceği belirtildi.
24 Şubat 2026 Salı - 10:18
Pazarlar’da marketlere sıkı denetim
Kütahya’nın Pazarlar ilçesinde faaliyet gösteren marketler, Pazarlar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından denetlendi. Pazarlar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü kontrol görevlileri tarafından 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında faaliyet gösteren işletmelere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, gıda güvenilirliği ve tüketici sağlığının korunması amacıyla kapsamlı incelemelerde bulunuldu. Denetimler çerçevesinde iş yerlerinin genel hijyen durumu, ürünlerin son kullanma tarihleri, muhafaza ve depolama şartları, etiket bilgileri ile ürünlerin mevzuata uygunluğu kontrol edildi. Ayrıca soğuk zincir gerektiren ürünlerin uygun sıcaklıkta muhafaza edilip edilmediği incelenirken, raf ve kasa fiyat uyumu ile işletmelerin kayıt ve belgeleri de gözden geçirildi. Yetkililer, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu belirterek, ilçe genelinde denetimlerin periyodik olarak ve aralıksız sürdürüleceğini ifade etti. Kurallara aykırılık tespit edilmesi halinde ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli idari işlemlerin uygulandığı bildirildi. Gıda güvenilirliğinin sağlanması amacıyla denetimlerin artarak devam edeceği öğrenildi.
24 Şubat 2026 Salı - 10:16
Uzmanından uyarı: "Boy uzatma ameliyatı, doğru hastada uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Zafer Atbaşı, boy uzatma ameliyatının estetik bir müdahale olarak bilinse de kapsamlı bir ortopedik tedavi yöntemi olduğunu belirterek, "Boy uzatma ameliyatı, doğru hasta grubunda uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zafer Atbaşı, boy uzatma ameliyatının belirli tıbbi ve fonksiyonel gereklilikler doğrultusunda değerlendirildiğini söyledi. Atbaşı, "Bu ameliyat en sık iki bacak arasında belirgin uzunluk farkı bulunan kişilerde; doğuştan ya da sonradan gelişen iskelet sistemi bozukluklarında ve çocukluk çağında geçirilen hastalıklar veya travmalar sonrası oluşan kısalıklarda gündeme gelir. Ayrıca ciddi boy kısalığına bağlı olarak yürüme bozukluğu ile bel, kalça veya diz ağrıları gelişen hastalarda da tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir. Bazı hastalarda ise fiziksel kısalığın yol açtığı psikolojik etkiler sosyal yaşamı ve özgüveni olumsuz yönde etkileyebilir" açıklamalarında bulundu. "Radyolojik görüntüleme ile ihtiyaç netleşiyor" Teşhis sürecinde hastanın kemik yapısı, eklem durumu, kas dengesi ve genel sağlık durumunun ayrıntılı şekilde incelendiğini belirten Doç. Dr. Atbaşı, "Radyolojik görüntüleme ve ölçüm analizleriyle boy uzatmaya gerçekten ihtiyaç olup olmadığı netleştirilir. Uygun hastalarda tedavi, kemiğin kontrollü şekilde uzatılması ve vücudun yeni kemik dokusu oluşturmasının sağlanması prensibine dayanır" diye konuştu. "Boy uzatma ameliyatı, doğru hastada uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir" Doç. Dr. Atbaşı, boy uzatma ameliyatında estetik kaygılardan ziyade fonksiyonel dengeyi sağlamayı ve hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirterek, şunları söyledi: "Boy uzatma ameliyatı, doğru hasta grubunda uygulanması gereken ciddi bir ortopedik tedavidir. Erken teşhis ve doğru zamanda planlanan tedavi, sürecin daha konforlu ilerlemesine ve elde edilen sonucun daha sağlıklı ve kalıcı olmasına katkı sağlar."
24 Şubat 2026 Salı - 10:10
Mis kokulu nergis bilime de ilham kaynağı oluyor
İzmir’in Bayındır ilçesinde yetişen nergis, yalnızca eşsiz kokusuyla değil bilim dünyasındaki önemiyle de dikkat çekiyor. Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Dr. Meltem Yağmur Wallace, yerli nergis türünün hem tarımsal hem de farmakolojik açıdan büyük bir değere sahip olduğunu vurguladı. Bayındır’da özellikle Turan Mahallesi’nde yetiştirilen nergis türü, bilimsel adıyla Narcissus tazetta, soğanlı ve çok yıllık bir bitki. Yaz aylarını toprak altında uyku halinde geçiren bitki, sonbaharla birlikte filizleniyor ve kış ortasında çiçek açıyor. Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Dr. Meltem Yağmur Dr. Wallace, "Doğanın dinlenme döneminde böylesine güçlü bir koku ve estetik çiçek sunması, bu türü hem ekonomik hem de bilimsel açıdan özel kılıyor" ifadelerini kullandı. Bilim dünyasında nergis: Alzheimer tedavisinde kritik madde Bayındır nergisini bilimsel açıdan öne çıkaran en önemli unsur ise içerdiği galantamin adlı alkaloid. Bu madde, Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılan önemli etken maddelerden biri olarak biliniyor. Dr. Wallace, "Galantamin bitkiden elde edilebiliyor ancak çok sayıda bitkinin kullanılması gerektiği için günümüzde kimyasal sentez yöntemleri tercih ediliyor. Yine de bu tür, farmakoloji açısından stratejik bir öneme sahip." dedi. Yaklaşık 100 metre rakıma sahip bölgede üretim yapan yetiştiriciler, nesillerdir bu çiçeği kesme çiçek sektörüne kazandırıyor. Böylece Bayındır nergisi, hem kültürel miras hem de ekonomik değer taşıyor. Yerelden küresele bilimsel değer Bayındır’da yetişen nergis, yalnızca hoş kokulu bir süs bitkisi değil; aynı zamanda tarım, biyoloji ve farmakoloji alanlarında araştırmalara konu olan değerli bir tür. Uzmanlara göre, doğru koruma ve sürdürülebilir üretim politikalarıyla Bayındır nergisi hem yerel kalkınmaya katkı sunabilir hem de bilimsel çalışmalar açısından Türkiye’nin önemli bitkisel kaynakları arasında yer alabilir.
24 Şubat 2026 Salı - 09:50
Yeni bir dil öğrenmek demans riskini yüzde 40 azaltabilir
Neurology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, okuma, yazma ve özellikle yeni bir yabancı dil öğrenme gibi zihinsel olarak uyarıcı aktivitelerin demans riskini yaklaşık yüzde 38-40 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, "Beyni aktif tutmak demansa karşı en güçlü koruyucu adımlardan biridir" dedi. Chicago’daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, başlangıçta demans tanısı bulunmayan ve ortalama yaşı 80 olan bin 939 kişi sekiz yıl boyunca takip edildi. Yaşam boyu bilişsel olarak daha aktif olan bireylerde Alzheimer hastalığının hem daha düşük oranda görüldüğü hem de daha ileri yaşta ortaya çıktığı belirlendi. Bilişsel zenginleşme düzeyi en yüksek grupta Alzheimer görülme oranı yüzde 21 olurken, en düşük grupta bu oran yüzde 34 olarak saptandı. Ayrıca zihinsel olarak daha aktif bireylerde hastalık başlangıcının ortalama 5 yıl geciktiği bildirildi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, zihinsel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki koruyucu etkisine dikkati çekti. "Beynin aktif tutulması bilişsel rezervi artırıyor" Demansın ileri yaşta görülen ve hafıza başta olmak üzere bilişsel fonksiyonlarda kayıpla seyreden bir hastalık grubu olduğunu belirten Asil, "Beynin aktif tutulması bilişsel rezervi artırıyor. Yeni bir dil öğrenmek; hafıza, dikkat ve yürütücü işlevleri aynı anda devreye sokarak beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendiriyor. Bu da demans riskini azaltmada önemli bir koruyucu etki sağlayabiliyor" ifadelerini kullandı. Zihinsel olarak en aktif grupta yer alan bireylerde Alzheimer gelişme riskinin daha düşük olduğunu vurgulayan Asil, "Bu tür aktiviteleri sürdüren kişilerde hastalığın başlangıcının birkaç yıl gecikebildiğini görüyoruz. Bu gecikme hem bireysel yaşam kalitesi hem de toplum sağlığı açısından önemli bir kazanım anlamına geliyor" dedi. "Uzun vadede beyin sağlığımız için önemli bir yatırım olabilir" Prof. Dr. Asil, zihinsel aktivitelerin tek başına yeterli olmadığını, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve kronik hastalıkların kontrolüyle birlikte değerlendirildiğinde daha güçlü bir koruyucu etki oluşturduğunu belirtti. Asil, "Yeni bir dil öğrenmek ya da düzenli kitap okumak gibi alışkanlıklar, uzun vadede beyin sağlığımız için önemli bir yatırım olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
24 Şubat 2026 Salı - 09:45
İlaç yazdırmaya gitti, kendisini ameliyat masasında buldu
İzmir’in Foça ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki emekli Ali Toker, eşine ilaç yazdırmak için gittikleri hastanede sağ yan ağrısından söz edince hayatını kurtaran teşhis konuldu. Yapılan tetkiklerde karın aort damarında 6,5 santim çapında anevrizma (aort balonlaşması) tespit edilen Toker’in, yapılan kalp anjiyosunda ise kalbinde üç damarının tıkalı olduğu belirlendi. Toker, Doç. Dr. Cüneyt Narin tarafından kapalı yöntemle gerçekleştirilen iki aşamalı ameliyat sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Doç. Dr. Narin, "Hastamız çok şanslıymış. Ameliyat sınırı 5.5 cm. olan olan anevrizma 6.5 cm. idi, yırtılmadan müdahale edildi." dedi. İki çocuk babası Ali Toker, eşi Filiz Toker’e ilaç yazdırmak için gittikleri doktorda sağ yan ağrısı şikayetini dile getirdi. Doktorun yaptığı ultrason incelemesinde aort damarında 6,5 santimlik anevrizma tespit edildi. Bunun üzerine kalp cerrahına yönlendirilen Toker’e yapılan anjiyoda üç damarının tıkalı olduğu ve damar yapısında bozulma bulunduğu söylendi. Hastaya önce anevrizma operasyonu, ardından bypass ameliyatı önerildi. Açık kalp ameliyatından çekinen Toker, yaptığı araştırmalar sonucunda Acıbadem Kent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin’e başvurdu. 26 Aralık’ta hastaneye yatan Toker, 27 Aralık’ta küçük kesi yöntemiyle, meme altı kesisiyle bypass ameliyatına alındı. Tıkalı kalp damarları açılan Toker, bir aylık dinlenme sürecinin ardından 3 Şubat’ta bu kez kapalı yöntemle aort anevrizması ameliyatı oldu. "Bu rahatsızlıklar hiçbir belirti vermedi" Sağ tarafındaki ağrı dışında herhangi bir ciddi şikayeti olmadığını belirten Ali Toker, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Eşime ilaç yazdırmaya gitmiştik. Ben de doktora sağ yan ağrısı çektiğimi söyledim. Ultrason tetkiklerinde aort anevrizmasını tespit etti ve çok acil müdahale gerektiğini söyledi. Şeker hastası değilim, tansiyonum normal. Bu ağrının safra kesesi taşı olabileceğini düşünmüştüm. Kalp damar rahatsızlıklarım hiçbir belirti vermedi. Ne bir sancı ne bir ağrı. Son zamanlarda göz kararması ve baş dönmesi yaşıyordum ama kalbe yormadım. Sonunda hayatıma mal olabilecek iki büyük sorundan iki operasyonla kurtuldum. Kendimi çok iyi ve dingin hissediyorum. Çok şanslı bir hastaymışım. Tesadüfler ve doktorlarım hayatımı kurtardı." "6 santimin üzerindeki anevrizmalarda yırtılma riski çok yüksek" Ameliyat süreci hakkında bilgi veren Acıbadem Kent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hem ciddi koroner damar hastalığı hem de büyük çaplı aort anevrizması bulunduğunu söyledi. Bu tür hastaların çoğu zaman ameliyat riskinden çekinerek tedaviyi ertelediğini belirten Narin, "Hastamızda üç damar tıkanıklığı vardı. Aynı zamanda 6,5 santim çapında aort anevrizması mevcuttu. Sigara kullanımı, fazla kilo ve KOAH tedavisi alması da riski artırıyordu. Radyoloji ve kardiyoloji ekipleriyle birlikte özel bir strateji planladık. Normalde kasıktan girmemiz gerekiyorken karnı etkilememek için strateji değiştirdik, koldan girerek önce küçük kesi yöntemiyle bypass ameliyatını gerçekleştirdik. Bir ay sonra da kapalı yöntemle anevrizma ameliyatını yaptık. Hastamız da sürece çok iyi uyum sağladı, kilo verdi ve sigarayı bıraktı. Şifayla taburcu ettik" dedi. Ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar dikkat Anevrizma konusunda uyarılarda da bulunan Narin, 5,5 santimin ameliyat sınırı kabul edildiğini, 6-6,5 santimin üzerindeki anevrizmalarda patlama riskinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Anevrizmanın yırtılması halinde karın içine kanama olduğunu ve bunun ölümcül sonuçlar doğurabildiğini belirten Narin, 6 santimin üzerindeki aort anevrizmalarında yıllık yırtılma riskinin yüzde 14, kadınlarda ise yüzde 22’ye kadar çıktığını ifade etti. Aort yırtılması durumunda hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin hastaneye ulaşamadan hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Narin ayrıca, ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon hastaları ve sigara içenlerin risk grubunda olduğunu belirterek, bu kişilerin düzenli tetkik yaptırmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.
24 Şubat 2026 Salı - 09:35
Nadir görülen pombe hastası Samsun’da ilk kez tedavi edildi
Samsun’da ilk kez bir yetişkine, pompe (kas hastalığı) tanısı konuldu ve yine ilk kez tedavisine başlandı. Tedavi ile 55 yaşındaki hastanın kas kaybının durması ve solunumuna devam etmesi amaçlanıyor. Pompe gibi nadir kas hastalıklarında erken tanı ve zamanında tedavi, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak açısından kritik öneme sahip. Samsun Şehir Hastanesi Eğitim ve Araştırma Ek Hizmet Binası Nöroloji Kliniği, nöromüsküler ve genetik kas hastalıklarının tanı ve tedavisinde ileri tanı yöntemleri ve güncel tedavi protokolleri ile hizmet vermeye devam ediyor. Bu kapsamda hastanede multidisipliner ekip yaklaşımı ile ilk infüzyon güvenli şekilde gerçekleştirildi. Nöroloji Kliniği’nde, nadir görülen kalıtsal bir kas hastalığı olan pompe hastalığının (glikojen depo hastalığı tip 2) tedavisi ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Tanının ardından ilk ilaç 55 yaşındaki emekli Murat İşi’ye doktorlar tarafından başarıyla uygulandı. "Bu tedaviyi Samsun’da ilk kez uyguladık" Söz konusu hastalığın yetişkin düzeydeki ilk örneğine rastladıklarının altını çizen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehlika Berra Özberk, "Pompe hastalığı tanısı konulan hastamız, erişkin başlangıçlı pompe hastalığı olup oldukça nadir görülen bir hastalık. Kas yıkımı ve solunum tutulumu ile ilerleyen bir hastalık. Tedavi olarak tek seçenek enzim replasman tedavisi olup tek tedavi seçeneği olarak yer alıyor. Nöromüsküler Hastalıklar Birimimizin multidisipliner yaklaşımı sayesinde hastalığın tanısını koyduk ve bugün de ilk tedaviyi başarıyla uyguladık. Erişkin başlangıçlı pompe hastalığı sinsi seyirli, solunum tutulumlu ve kas yıkımıyla giden bir hastalık. Nadir bir hastalık olduğu için de gözden kaçabilme ihtimali var. Bu nedenle farkındalığa sahip olmak gerekir. Nöromüsküler Hastalıklar Birimi olarak hastanın pompe tanısını genetik olarak da doğruladık. Samsun’da erişkin başlangıçlı tedavi alan başka hasta yok. Çocukluk çağı başlangıçlı olan hastalarımız mutlaka var. Erişkin başlangıçlı hastalık olarak Samsun’da ilk kez bu tedaviyi uyguladık" dedi. "Amacımız, kas yıkımını durdurmak, solunumun kötüleşmesinin önüne geçmek" Tedavi ile amaçlarının hastanın kötüye gitmesini engellemek olduğuna da dikkat çeken Özberk, "Hastamız, daha önce hastanemize başvurmadan önce miyopati (kas hastalığı) tanısı ile takip edilen bir hastaydı. Solunumsal tutulum ve başka belirtilerinin olması üzerine yaptığımız detaylı incelemede pompe tanısını doğruladık. Bu, tedavisi olan metabolik miyopatilerden bir tanesi. O yüzden bizim için çok değerli nadir hastalıklardan biri. Tedavisi olan hastalıklardan biri olduğu için de kas yıkımını durdurmak, solunum fonksiyonlarının kötüleşmesini önlemek ve hastalığın gidişatını yavaşlatmak için enzim replasman tedavisini uygulamaya devam ediyoruz. Tedavi 14 günde bir uygulanacak çünkü pompe hastalığında bu enzimin eksikliği olması nedeniyle metabolik miyopati ortaya çıkıyor. Bu yüzden enzim replasman tedavisi düzenli olarak verilmesi gereken bir tedavidir" diye konuştu. Özberk ayrıca yaklaşan Nadir Hastalıklar Farkındalık Günü’ne dikkat çekerek, hastaların her zaman yanlarında olduklarını sözlerine ekledi.
24 Şubat 2026 Salı - 09:31
Uzmanlar uyardı: Ramazan’da ani ve aşırı yüklenmelerden kaçının
Erzurum Şehir Hastanesi diyetisyenlerinden Rümeysa Yayan Çakır, Ramazan’da değişen beslenme düzenine uyum sağlamak için en önemli noktanın, ani ve aşırı yüklenmelerden kaçınmak olduğunu ifade etti Erzurum Şehir Hastanesi sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Diyetisyen Rümeysa Yayan Çakır, uzun süren açlığın ardından iftarda hızlı ve fazla yemek yemek sindirim problemlerine ve kan şekeri dalgalanmalarına neden olabileceğini vurgulayarak, "Bu yüzden orucunuzu hafif bir başlangıçla açın, kısa bir ara verin ve ana yemeğe kontrollü geçin. Tatlı konusuna gelirsek; Ramazan’da en sık yapılan hata her gün şerbetli tatlı tüketmektir. Tatlıyı haftada 1-2 kezle sınırlandırmak ve mümkünse sütlü ya da meyveli alternatifleri tercih etmek daha dengeli bir yaklaşım olur. Porsiyon kontrolü de çok önemli; küçük bir porsiyon yeterlidir. Unutmayın, Ramazan denge ayıdır. Ölçülü ve bilinçli tercihlerle hem sağlığınızı koruyabilir hem de keyifle bir ay geçirebilirsiniz" dedi.
24 Şubat 2026 Salı - 00:24
Bartın’da Menopoz Merkezleri hayata geçirildi
Bartın’da kadınların yaşamlarının parçası olan menopoz ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu kapsamda ilde menopoz eğitim merkezleri faaliyete geçirildi. Kadınların ortalama 45-55 yaşları arasında gerek fiziksel gerek ruhsal durumlarını etkileyen menopoza verilen önem gün geçtikçe artıyor. Bu konuyla ilgili Bartın’da yaşayan kadınların bilinçlendirilmesi amacıyla "Menopoz Eğitimleri" hayata geçirildi. İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde konuya ilişkin program ve eğitimler verilmeye başlandı. Dr. Doğa Hızoğlu Karaköy Sağlık Merkezi’ne bilgi almak isteyen kadınlara menopoz sürecine ilişkin ayrıntıları anlattı. İl Sağlık Müdürlüğü kadınlar eğitime davet etti. Müdürlük tarafından yapılan davette, "Yaşamın doğal süreci olan menopozun daha sağlıklı ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Menopoz Okulları’mıza davet ediyoruz" ifadesi kullanıldı.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 18:39
Balıkçı teknesinde rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Milas ilçesinde balıkçı teknesinde rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Milas Güllük açıklarında seyreden balıkçı teknesinde bulunan vatandaş rahatsızlanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine bölgeye yönlendirilen Sahil Güvenlik ekipleri rahatsızlanan vatandaşı bota alarak kıyıda bekleyen 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:39
Mardin’de 12 yaşındaki çocuk kapalı böbrek ameliyatı ile sağlığına kavuştu
Şırnak’ta yaşayan 12 yaşındaki Mehmet Nurullah Aslan, Mardin’de gerçekleştirilen laparoskopik böbrek ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. Uzun süredir sağ yan ağrısı olan Aslan, Şırnak’ta yapılan ilk değerlendirmelerin ardından tedavi için Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine yönlendirildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğinde yapılan tetkik ve görüntülemeler sonucunda Aslan’ın böbrek çıkış kanalında darlık olduğu tespit edildi. Değerlendirmenin ardından çocuk hastalarda görülen üreteropelvik bileşke (UPJ) darlığının tedavisine yönelik laparoskopik piyeloplasti ameliyatı, Mardin’de ilk kez başarılı bir şekilde uygulandı. Ameliyatı gerçekleştiren üroloji uzmanı Op. Dr. Berkay Eren, yaptığı açıklamada, "Sintigrafi incelemesinde idrarın böbrekten çıkışında gecikme olduğunu gördük. Ayrıca böbreğin önünden geçen bir damarın idrar kanalına baskı yaptığını belirledik. Bu sorunu çözmek amacıyla kapalı yöntem olarak bilinen laparoskopik cerrahi ile tedavi uyguladık. Daralmış bölgenin onarımını başarıyla gerçekleştirerek idrar kanalını yeniden sağlıklı hale getirdik. Bu ameliyatın laparoskopik, yani kapalı yöntemle Mardin’de ilk kez gerçekleştirilmesi bizim için ayrıca önemlidir. Laparoskopik cerrahinin açık ameliyatlara göre daha küçük kesilerle yapılması, ameliyat sırasında daha az kanama olması, ameliyat sonrası ağrının daha az hissedilmesi ve hastanın günlük yaşamına daha kısa sürede dönebilmesi gibi önemli avantajları bulunmaktadır. Artık çevre illerde yaşayan hastalarımızın daha uzak merkezlere gitmeden ilimizde modern cerrahi yöntemlerle tedavi olabilmesi mümkündür" dedi. Sağlığına kavuşan Mehmet Nurullah Aslan ise kendisini iyi hissettiğini belirterek sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder