SAĞLIK
Fethiye Kirme ve Kozağaç içme suyu hatları yenileniyor 23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:33:22 MUSKİ Genel Müdürlüğü, Fethiye’nin Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su ihtiyacını karşılamak amacıyla içme suyu hat yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında toplam 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattı yenilenirken, mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede su iletimi sağlanacak. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, artan nüfusa bağlı olarak bölgenin su ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan içme suyu hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Fethiye’de devam ediyor. Bu kapsamda Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde, özellikle yaz aylarında yaşanan nüfus artışının oluşturduğu su ihtiyacı dikkate alınarak 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattının yenilenmesine başlandı. Çalışmalarla mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede ve kesintisiz su sağlanması hedefleniyor. Artan nüfusa karşı altyapı güçlendiriliyor MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Fethiye’nin Kirme ve Kozağaç mevkilerinde içme suyu hat yenileme çalışması başlattı. Yükselen nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su tüketimine bağlı olarak yaşanan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarla, bölgenin içme suyu altyapısı daha güçlü hale getirilecek. Çalışmalar kapsamında mevcut içme suyu hatlarının çapı büyütülerek daha yüksek kapasiteli hat sistemine geçilecek. Toplam 1400 metre uzunluğunda gerçekleştirilecek yenileme çalışması sayesinde bölgeye sağlanan su miktarı artırılırken, yaz dönemlerinde yaşanan kesinti sorunlarının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Kirme ve Kozağaç mevkilerinde sürdürülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte mahallelerin uzun süredir yaşadığı önemli altyapı sorunlarından biri çözüme kavuşacak. Yürütülen içme suyu çalışmalarına ilişkin Özellikle nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle yaz aylarında yaşanan içme suyu yetersizliği ve kesinti problemlerinin son bulacağını Karaağaç Mahalle Muhtarı Selma Göktepe, "Nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle özellikle yaz aylarında içme suyu yetersiz kalıyor, sık sık kesintiler yaşanıyordu. Bu sorunu gidermek amacıyla bölgede hatların çapı büyütülerek daha geniş borular döşeniyor. Öncesinde terfi merkezinde de yenileme yapıldı, kapasite artırıldı. Elektrik hattı yetersizdi, o da değiştirilerek güçlendirildi. Şu anda depolarımız MUSKİ ekipleri tarafından yenileniyor. Yapılan çalışmalarla bölgemizdeki su sorunu çözülecek. Bu hizmetlerin hayata geçirilmesinde başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, sahada çalışan tüm ekiplere mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:28 Dalaman Şerefler Mahallesi’nde basınç sorunu giderildi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Dalaman’ın Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü tamamladığı için sık arızalara ve kesintilere neden olan, vatandaşların parsellerinden geçtiği için müdahaleyi zorlaştıran 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu şebeke hattını Dalaman Belediyesi ile koordineli biçimde yol kenarına taşıyarak yeniledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla’nın her noktasında hatların modernleştirilerek vatandaşlara kesintisiz su sağlanmasına yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Dalaman Şerefler Mahallesi’nde projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Proje kapsamında Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü doldurması nedeniyle sık arızalara sebep olan ve vatandaş arazilerinden geçtiği için müdahaleyi güçleştirerek kesinti sürelerini uzatan 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu hattı Dalaman Belediyesi’nin üst yapı çalışmalarıyla ile koordineli olarak yenilendi. Dalaman Belediyesi ile koordineli çalışma MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde ekonomik ömrünü tamamlayan, sık arıza ve kesintilere neden olan 3.300 metre uzunluğundaki eski şebeke hatlarını modern, dayanıklı ve uzun ömürlü hatlarla yol kenarına alarak yenilendi. Vatandaş arazilerinden geçen eski hatlar arızaların tespitini zorlaştırırken su kesintilerinin süresini ve kayıp-kaçak oranını artırıyor, yetersiz çap nedeniyle de özellikle yüksek kotlara su ulaştırılmasında basınç sorunlarına sebep oluyordu. Yürütülen yenileme çalışmalarının tamamlanmasıyla, uzun süredir devam eden altyapı sorunları giderilirken arızalara daha hızlı müdahale edilebilecek ve hizmet kalitesinin artırılmış olacak. Dalaman Belediyesi’nin üstyapı çalışmalarıyla koordineli şekilde tamamlanan projede ikinci bir müdahaleye gerek kalmadan sorun kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuş oldu. Hatların yol güzergahına alınarak yenilenmesi ve çaplarının büyütülmesi sayesinde arızalara daha hızlı müdahale edilecek, aynı zamanda yüksek kotlara su iletimi daha güçlü ve kesintisiz şekilde sağlanacak. Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Bu yaz su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz" Yaz döneminde yaşadıkları kesintilerin, hatların yenilenerek yol kenarına alınmasıyla sona ereceğini belirten Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Özellikle yaz döneminde artan su ihtiyacıyla birlikte geçmişte sık sık su kesintileri yaşanıyordu ve bu durum vatandaşlarımızı ciddi şekilde mağdur ediyordu. En önemli sorunlardan biri boru hatlarının tarım arazilerinden geçmesiydi. Bu nedenle arıza durumlarında ekili alanlara giriş zorlaşıyor, özellikle yağışlı ve çamurlu havalarda müdahale daha da güç hale geliyordu ve arızaların giderilme süresi uzuyordu. Şimdi belediyemizin yol çalışmalarıyla birlikte boru hatları yenilenerek yol kenarına alındı. Bu sayede arızalara çok daha hızlı müdahale edilebilecek, vatandaşlarımız açısından çok daha sağlıklı bir süreç oluşacak. Kesintiler azalacak ve arıza durumlarında hızlı çözüm sağlanacak. Boru hatlarının yenilenmesi, güçlendirilmesi ve yol kenarına alınması en büyük avantajımız oldu. MUSKİ ekiplerimiz 7 gün 24 saat sahada çalışarak arızalara çok daha hızlı müdahale edebilecek. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a da bu hizmet anlayışı ve yatırımlardan dolayı teşekkür ediyoruz. MUSKİ Genel Müdürümüz Sayın Yılmaz Şengül’e de teşekkür ediyorum. Yapılan çalışmalar gerçekten çok önemli. Yapılan çalışmalarla birlikte bu yaz döneminde su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz ve vatandaşlarımız için daha rahat bir dönem olacağına inanıyoruz." diye belirtti. İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Arızaları minimuma indirmeyi hedefliyoruz" Yürütülen yenileme çalışmasının bölgedeki kesinti sürelerini en aza düşüreceğini söyleyen İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, " Dalaman ilçemiz Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, Dalaman Belediyesi Fen İşleri ile koordineli olarak üstyapı çalışmalarından önce altyapı yenileme çalışmalarımızı tamamladık. Yaklaşık 3 bin 300 metre içme suyu hattını vatandaş parsellerinden çıkararak kadastral yollara aldık. Bu çalışmayı yol yapımından önce gerçekleştirdiğimiz için üstyapının tekrar tekrar bozulmasının da önüne geçmiş olduk. İlçe belediyemizle koordineli şekilde altyapı çalışmalarımızı tamamladık. Mevcut hatların parsellerden geçmesi nedeniyle arızaların tespiti ve müdahalesi uzun sürüyordu. Ayrıca çap yetersizliği nedeniyle basınç sorunları yaşanıyordu. Şebeke hattını yol kenarına alarak arızalara daha hızlı müdahale ederek, arızaları azaltıp, basınç ile su kesintisi sorunlarını minimuma indirdik" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:07 Psikologdan uyarı: "Kurban kesimi çocuklara gösterilmemeli" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzman Klinik Psikolog Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" diye konuştu. "Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" şeklinde konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:25 Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir" Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi ve değişen beslenme düzeni sindirim sorunlarından kilo artışına kadar birçok sağlık problemini beraberinde getirebiliyor. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram sofralarında sağlığı korumak için dikkat edilmesi gereken önemli beslenme kurallarını paylaştı. Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi olan et tüketimi, bilinçsiz yapıldığında sağlık açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Bayram döneminde değişen öğün düzeni ve artan porsiyonlar nedeniyle sindirim sistemi problemleri, kilo artışı ve mide-bağırsak şikayetleri sık görülebiliyor. "Etler, mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmeli" Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, özellikle yeni kesilen etlerin tüketim şekline dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Osanmaz, yeni kesilen etlerin sindiriminin daha zor olabileceğini belirterek, etlerin mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından daha uygun olacağını ifade etti. "Et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketimi önemli" Porsiyon kontrolünün de bayram döneminde büyük önem taşıdığına dikkat çeken Osanmaz, yüksek protein içeriğine sahip etlerin fazla miktarda tüketilmesinin vücutta yağ depolanmasını artırabileceğini ve kilo kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi. Osanmaz, et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketiminin artırılmasını önerdi. Lif açısından zengin besinlerin tokluk süresini uzattığını ve sindirim sistemini desteklediğini belirten Osanmaz, özellikle sebze ağırlıklı destekleyici öğünlerin önemine vurgu yaptı. Pişirme yöntemlerine dikkat Bayram sofralarında pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Osanmaz, kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Osanmaz, ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli alternatiflerin tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçim olacağını belirtti. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram döneminde küçük ama etkili beslenme alışkanlıklarıyla hem bayram sofralarının keyfinin çıkarılabileceğini hem de sağlığın korunabileceğini vurguladı.
Malatya’da anne adaylarına evde bilgilendirme desteği
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:42 Malatya’da anne adaylarına evde bilgilendirme desteği Malatya’da sağlık çalışanları gebelik sürecindeki anne adaylarını evlerinde ziyaret ederek anne-bebek sağlığına yönelik bilgilendirme çalışmaları gerçekleştiriyor. Yeşilyurt Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Bilgilendirme Birimi ekipleri, gerçekleştirdikleri ev ziyaretlerinde anne adaylarına gebelikten doğuma, emzirmeden 0-2 yaş gelişimine kadar birçok konuda rehberlik sunan Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması hakkında bilgilendirme yaptı. Ekipler, uygulamanın Android ve iOS cihazlara ücretsiz olarak indirilebildiğini belirterek ailelere kullanım konusunda da destek verdi. İlk bebeğini dünyaya getirmeye hazırlanan anne adayı Esma Kocaman, ekiplerin gebelik süreci boyunca kendisini anne ve bebek bakımı konusunda bilgilendirdiğini ifade ederek, "Gebeliğim boyunca anne ve bebek bakımı hakkında bilgilendirildim. Doğum ve bebek bakımıyla ilgili korkularım vardı. Profesyonel ekip sayesinde kendime olan özgüvenim arttı. Anneliğe daha bilinçli hazırlanmamı sağladılar. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Baba adayı Yusuf Kocaman ise sağlık hizmetlerinin artık evlere kadar ulaştığını belirterek, "Daha önce sağlık hizmetlerine ulaşmak çok daha zordu. Şimdi ise sağlık çalışanları evimize kadar gelerek bizleri bilgilendiriyor. Bu hizmetlerin tamamen ücretsiz olması çok önemli. Sağlık alanında verilen bu hizmetlerden dolayı emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Gebe Okulu, anne adaylarını bekliyor
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:41 Gebe Okulu, anne adaylarını bekliyor Aydın’ın Nazilli ilçesinde faaliyet gösteren Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu’nda anne adaylarına gebelikten doğuma, yenidoğan bakımından doğum sonrası sürece kadar birçok konuda ücretsiz eğitim veriliyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu, anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirebilmeleri amacıyla eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Görevli ebeler tarafından verilen eğitimlerde anne adaylarına gebeliğin oluşumu, bebeğin anne karnındaki gelişim süreci, düzenli sağlık kontrollerinin önemi, gebelik döneminde uygulanması gereken aşılar ve rutin tetkikler hakkında bilgiler aktarılıyor. Eğitimlerde ayrıca gebelik sürecinde anne bedeninde meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişimler de detaylı şekilde ele alınıyor. Anne adaylarına kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, uyku düzeni, günlük yaşam aktiviteleri ve gebelikte sık karşılaşılan rahatsızlıklarla ilgili çözüm önerileri sunuluyor. Program kapsamında gebelikte görülebilecek tehlike belirtileri ve acil durumlarda izlenecek yollar hakkında da bilgilendirme yapılıyor. Doğum sürecine yönelik eğitimlerde ise doğum eyleminin evreleri, doğum yöntemleri, normal doğumun anne ve bebek açısından faydaları, lohusalık dönemi, yenidoğan bakımı ve doğum sonrası kullanılabilecek aile planlaması yöntemleri anlatılıyor. Öte yandan fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde doğru nefes teknikleri, bedensel farkındalık çalışmaları, kas-iskelet sistemini destekleyen güvenli hareketler ve doğum öncesi zihinsel hazırlık konularında anne adaylarına destek sağlanıyor. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, tüm anne adaylarını Gebe Okulu’na davet ederek eğitimlerin ücretsiz olarak devam ettiğini belirtti.
Fiziksel aktiviteden kaçtıkça obezite riski artıyor
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:33 Fiziksel aktiviteden kaçtıkça obezite riski artıyor Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi. Çağın en büyük halk sağlığı sorunlarının başında gelen obezite, artık sadece gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de ortak sorunu olarak dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları vücutta aşırı yağ birikimine yol açarken, uzmanlar diyet ve egzersizle sonuç alamayan hastalar için obezite cerrahisinin hayati bir önem taşıdığına dikkat çekiyor. Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizliğin obeziteyi nasıl tetiklediğini ve cerrahi tedavi yöntemlerinin önemini anlattı. Teknoloji bağımlılığı obeziteyi tetikliyor Obeziteyi "Vücutta ihtiyaçtan fazla alınan kalorinin yağ olarak depolanması" şeklinde tanımlayan Doç. Dr. Kerim Güzel, günümüz insanının fiziksel aktiviteden uzaklaştığını belirterek, "Telefon, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun saatler, beraberinde tüketilen yüksek kalorili atıştırmalıklarla birleştiğinde obezite kaçınılmaz hale geliyor. Ulaşım araçlarının yaygınlaşması ve teknolojik araçların hayatımızı kolaylaştırmasıyla daha az yürüyor, daha az enerji harcıyoruz. Toplum olarak spor yapma alışkanlığımızın zayıf olması da bu tablonun başlıca etkenlerinden biri" dedi. "Cerrahi sadece kilo vermek için değil, sağlık için yapılıyor" Obezite cerrahisinin sadece estetik bir kaygı taşımadığını vurgulayan Doç. Dr. Güzel, cerrahi müdahalenin ikincil hastalıkların önlenmesinde kalıcı bir çözüm sunduğunu ifade ederek, "Amacımız sadece kilo verdirmek değil; diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve yürüme bozuklukları gibi aşırı kiloya bağlı gelişen birçok kronik hastalığı tedavi etmektir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalar için cerrahi en etkin seçenektir. Ameliyat kararı kişiye özel değerlendirmeler ve vücut kitle indeksi (VKİ) kriterlerine göre veriliyor. VKİ 40’ın üzerinde olanlar doğrudan operasyon adayıdır. VKİ 35-40 arası olanlar hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi veya karaciğer yağlanması gibi ek hastalığı olanlar ameliyat edilebilir. VKİ 30-35 arası olanlar medikal tedaviye rağmen kan şekeri kontrol altına alınamayan tip 2 diyabet hastalarına cerrahi önerilebilir" diye konuştu. Multidisipliner yaklaşım ve kapalı ameliyat konforu Ameliyat öncesi sürecin oldukça titiz yürütüldüğünü ifade eden Güzel, hastaların kardiyoloji, göğüs hastalıkları, psikoloji, endokrinoloji ve anestezi uzmanları tarafından detaylıca değerlendirildiğini belirtti. Ameliyatların genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirildiğini söyleyen Doç. Dr. Kerim Güzel, "Kapalı yöntem sayesinde hastalarımız daha hızlı iyileşiyor. Ameliyat sonrası süreçte diyetisyen desteği ve doktor kontrolündeki egzersiz programı, başarının kalıcı olması için kritik öneme sahip" şeklinde konuştu.
ERÜ Eczacılık Fakültesi’nde ‘Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:23 ERÜ Eczacılık Fakültesi’nde ‘Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla Önlük Giyme Töreni düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Püsküllü, SGK Kayseri İl Müdürü Mustafa Türkoğlu, Hayırsever Kılıçer Ailesi, akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı. Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Üyeleri tarafından verilen şan konserinin ardından törenin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, üniversitelerin bulundukları ilde öncü olmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Erciyes Üniversitesi olarak, mühendislikte, ziraatta, sosyal alanlarda her fakültesi ile güçlü olarak var olan bir üniversiteyiz" dedi. Öğrenci ailelerini tebrik eden Rektör Prof. Altun, "Velilerimize çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün sizin için çok gururlu bir gün. Çünkü sizler fedakârsınız. Fedakarlıklarınızdan dolayı, gençlerimizi yetiştirip bugünlere getirdiğinizden dolayı sizlere ayrı ayrı teşekkür etmek ediyorum" diye konuştu. Konuşmasında öğrencilere seslenen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları söyledi: "Her daim çalışmaya, kendinizi geliştirmeye ve bu alanda kendi mesleki deneyimlerinizi ve tecrübenizi arttırmak için laboratuvar ortamında olsun, akademisyenlerimizin sizlere verdiği bilgiler olsun hiçbir zaman yabana atmayın. Bu ülkeyi sevin. Bu ülkenin seven gençlere ihtiyacı var. Bu ülkenin sizlerle birlikte yeni projelerle daha ileriye gitmesi için sizlere çok ihtiyacımız var. Lütfen her daim ülke sevgisi, büyüklere saygı, temel değerlerine bağlı bireyler olarak yaşamaya biz mutlaka önem veriyoruz. Sizlerin de önem vermesi bizim için son derece değerlidir. Çünkü göreceksiniz bu değerlere sahip olan bireyler, mesleki olarak da her daim başarılı olacaktır." Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Püsküllü ise yaptığı konuşmada eczacıların çoğu zaman bir hastanın en kolay ulaşabildiği bir sağlık danışmanı olduğunu belirterek, "Sevgili öğrencilerimiz, bugün giyeceğiniz beyaz önlük saflığın, dürüstlüğün ve güvenin simgesidir. Bu önlük aynı zamanda sizlere yüklenen büyük bir sorumluluğun da ifadesidir. Çünkü eczacılık mesleği, yalnızca ilaç hazırlamak ve sunmak değil, insan sağlığını koruma, hastalara umut olma ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek topluma katkı sağlamak görevini de içinde barındırır. Eczacılık köklü bir geçmiş, geçmişe sahip, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Sizler de bu yolculukta yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, vicdanla ve meslek ahlakıyla donanan bireyler olarak yetiştireceksiniz" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından hayırsever Kılıçer Ailesi’ne çiçek ve dereceye giren öğrencilere belge takdimi gerçekleştirildi. Tören, eğitim-öğretime başlayan 73 öğrenciye beyaz önlüklerinin giydirilmesinin ardından sona erdi.
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18 5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08 "Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor" Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59 Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Sinop’ta yoğun bakımın "uzman elleri" sertifikalarını aldı
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:43 Sinop’ta yoğun bakımın "uzman elleri" sertifikalarını aldı Sinop Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen ’Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı’ düzenlenen törenle sona erdi. Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’nde 30 Mart - 12 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı başarıyla tamamlandı. Sağlık personellerinin mesleki bilgi ve becerilerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen programda, yoğun bakım hemşireliğine yönelik güncel klinik yaklaşımlar ve uygulamalı eğitimler verildi. Alanında uzman doktorların ve eğitmenlerin katkılarıyla yürütülen program süresince kursiyerler; hasta güvenliği, kritik hasta bakımı, yoğun bakım süreç yönetimi ve multidisipliner çalışma disiplini konularında kapsamlı bir eğitim sürecinden geçti. Teorik bilgilerin yanı sıra klinik uygulama aşamasında da yetkinlik kazanan hemşireler, modern yoğun bakım standartlarını yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim programının başarıyla sonuçlanmasının ardından hastane yönetiminin katılımıyla bir tören düzenlendi. Kursu başarıyla bitiren sağlık personellerine sertifikaları; Başhekim Vekili Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, başhekim yardımcıları ve idari ekip tarafından takdim edildi. Törende kısa bir konuşma yapan Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, yoğun bakım ünitelerinin hastanelerin en kritik noktaları olduğunu vurgulayarak, bu alanda uzmanlaşan personelin hizmet kalitesini daha da ileriye taşıyacağını ifade etti. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Osmaniye’de ilk kez ileri evre larenks kanseri ameliyatı gerçekleştirildi
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:22 Osmaniye’de ilk kez ileri evre larenks kanseri ameliyatı gerçekleştirildi Osmaniye’de ilk kez gerçekleştirilen operasyonda ileri evre larenks kanseri teşhisi konulan 72 yaşındaki erkek hasta, gerçekleştirilen kapsamlı cerrahi operasyonla sağlığına kavuşma yolunda önemli bir adım attı. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanları Op. Dr. Ayshan Pekdemir ve Op. Dr. Furkan Fatih Şenoğul tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya "Total Larenjektomi, Bilateral Boyun Diseksiyonu ve Total Tiroidektomi" işlemleri uygulandı. Söz konusu ameliyatın Osmaniye’de ilk kez gerçekleştirildiği öğrenildi. Baş-boyun bölgesinde sık görülen kanser türlerinden biri olan larenks kanserinin, çoğunlukla uzun süreli sigara ve tütün kullanımına bağlı ortaya çıktığı belirtilirken, ses kısıklığı, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve kilo kaybı gibi şikayetlerle kendini gösterebildiği ifade edildi. Hastaneye başvuran 72 yaşındaki hastanın yapılan tetkik, görüntüleme ve biyopsi işlemleri sonucunda Evre IVA larenks kanseri tanısı aldığı bildirildi. Uzman ekip tarafından planlanan operasyonun başarılı geçtiği kaydedildi. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, modern tıbbi altyapı, deneyimli sağlık personeli ve multidisipliner çalışma anlayışıyla vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunulmaya devam edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca operasyon sürecinde görev alan sağlık çalışanları ile idari ekibin koordineli çalışmasının başarıda önemli rol oynadığı vurgulandı.
Uzman Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan: "Anne ve bebek sağlığı için erken tanı büyük önem taşıyor"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:18 Uzman Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan: "Anne ve bebek sağlığı için erken tanı büyük önem taşıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte uygulanan tarama testleri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Bulgan, "Gebelik süreci boyunca anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında prenatal tarama testleri geliyor. Anne karnındaki bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi ve bazı genetik hastalık risklerinin erken dönemde belirlenebilmesi amacıyla uygulanan ikili, üçlü ve dörtlü tarama testleri; günümüzde gebelik takibinin önemli bir parçasını oluşturuyor" dedi. "Bu testler tanı koymaz, riski belirler" Dr. Bulgan, gebelikte yapılan ikili, üçlü ve dörtlü testlerin tanı testi değil, tarama testi olduğuna dikkat çekerek, "Bu testlerin temel amacı, Down sendromu başta olmak üzere bazı kromozomal anomaliler ve doğumsal riskler açısından bebeğin risk durumunu değerlendirmektir. Sonuçlar kesin tanı anlamına gelmez. Risk yüksek çıktığında ileri tanı yöntemlerine başvurulabilir" dedi. "İkili test nedir" Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, erken dönemde yapılan bu testin gebelik takibinde önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti. Dr. Bulgan, "Gebeliğin 11 ile 14. haftaları arasında yapılan ikili tarama testi; ultrason değerlendirmesi ile annenin kan değerlerinin birlikte analiz edilmesiyle uygulanıyor. Bu testte bebeğin ense kalınlığı ölçülürken, anneden alınan kan örneğinde belirli biyokimyasal değerler inceleniyor. İkili test sayesinde özellikle: Down Sendromu (Trizomi 21), Edwards Sendromu (Trizomi 18) gibi kromozomal hastalıkların risk oranı hesaplanabiliyor. Üçlü tarama testi ise genellikle gebeliğin 16 ile 20. haftaları arasında uygulanıyor. Anne adayından alınan kan örneğinde üç farklı biyokimyasal parametre değerlendirilerek bebeğe ait ihtimaller riskler hesaplanıyor. Bu test ile: Down Sendromu. Nöral tüp defektleri. Bazı kromozomal anomaliler açısından risk değerlendirmesi yapılabiliyor" ifadelerine yer verdi. "Dörtlü testin güvenilirliği daha yüksek" Dörtlü testin, üçlü teste ek olarak bir biyokimyasal parametre daha içermesi nedeniyle risk hesaplamasında daha güçlü sonuçlar sunduğunu ifade eden Dr. Bulgan, "Dörtlü test, özellikle bazı kromozomal anomalilerin belirlenmesinde daha yüksek doğruluk oranına sahiptir. Ancak hiçbir tarama testi yüzde 100 kesin sonuç vermez. Bu nedenle test sonuçlarının uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Her gebelik özeldir. Bu nedenle yapılacak testler ve takip süreci anne adayının yaşına, sağlık durumuna ve gebelik öyküsüne göre planlanmalıdır" şeklinde konuştu. Gebelik sürecinde düzenli doktor kontrollerinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Bulgan, prenatal tarama testlerinin zamanında yapılmasının ihtimalleri risklerin erken değerlendirilmesine katkı sağladığını belirtti.