Son Dakika
|
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Ünlü yapımcı Erol Köse hayatını kaybetti
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Galatasaray, Osimhen’in ameliyata alındığını duyurdu
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
Fatih’te çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı
Bursa’da bıçaklı kavga...Boğazı kesilen kişi hayatını kaybetti
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
İsrail ordusu: "Tahran’a geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Rusya: "Durumu yakından izlemeyi sürdürüyor ve kısa sürede barışçıl bir seyir kazanacağını umuyoruz"
İstanbul Havalimanı bayramda 873 Bin 851 yolcuya ev sahipliği yaptı
Almanya Başbakanı Merz: "Trump, İran'daki saldırıları ertelediği için minnettarım"
Bisikletli genci sıkıştırıp aracından indi: Pahalıya patladı!
"Makas atmadım, sadece hız yaptım" dedi: Cezadan kaçamadı
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
ABD, İran'da Kum Türbin Motoru Üretim Tesisi'ni hedef aldı
SAĞLIK
Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:49:09
Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:17
Alanya’da bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı. Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi. 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:07
"Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor"
Karadeniz Bölgesi’nde artan nem ve hava değişimlerinin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
22 Mart 2026 Pazar- 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
2
22 Mart 2026 Pazar- 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
3
22 Mart 2026 Pazar- 10:24
Alışılmış öfke normalleşiyor
4
22 Mart 2026 Pazar- 09:32
Bayram sonrası sıvı tüketimine dikkat
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:52
Türkiye’de tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı
21 Aralık 2025 Pazar - 13:38
Eğil’de çocuklara yönelik hijyen eğitimi düzenlenecek
Diyarbakır’ın Eğil İlçe Belediyesi tarafından ilkokul öğrencilerine yönelik hijyen eğitimi düzenlenecek. Eğil Belediyesi, Işıklı Köyü İlkokulu öğrencilerine yönelik hijyen eğitimi düzenleyecek, Ekipler aynı gün, Konak köyü ve mezrasında yaşayan tüm vatandaşlara okul bahçesinde ücretsiz sağlık taraması hizmeti sunacak. Konu ile ilgili bilgi veren Eğil Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu, öğrencilerin yarınlar için çok önemli olduğunu belirterek çocuklar için hijyen eğitimi düzenleyeceklerini söyledi. Başkan Seydaoğlu, ‘’Işıklı Köyü İlkokulunda öğrencilerle buluşup hijyen konusunda miniklerimize eğitim vereceğiz. Aynı gün Konak köyünde ce mezralarında yaşayan tüm vatandaşlarımız için de ücretsiz sağlık taraması etkinliğimiz olacak. Hem çocuklarımız hem de büyüklerimiz bizler için çok önemlidir. Belediye olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz’’ dedi.
21 Aralık 2025 Pazar - 13:18
Ağrı’da karaciğer yetmezliği gelişen çocuk uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ani karaciğer yetmezliği tanısı konulan 2 yaşındaki Miraç K, ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı üzerine Sağlık Bakanlığı’na bağlı uçak ambulansla Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan 2 yaşındaki Miraç K, ani başlayan karaciğer yetmezliği nedeniyle gelişen klinik tablo doğrultusunda acil ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı kapsamında Sağlık Bakanlığı’na bağlı uçak ambulans ile Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Sevk sürecinin ilgili birimlerce koordineli şekilde gerçekleştirildiği öğrenilirken, hastanın tedavisinin Ankara Etlik Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde sürdüğü bildirildi. Yetkililer, süreçte sağlanan desteklerden dolayı Ankara Etlik Şehir Hastanesi yoğun bakım ekibine teşekkür etti.
21 Aralık 2025 Pazar - 10:03
Neden ve Nasıl Beslemeliyiz?
Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde "Neden ve Nasıl Beslemeliyiz?" konulu konferans düzenlendi. Programın konuşmacısı Prof. Dr. Nazim Doğan, sağlık çalışanlarına yönelik beslenme süreçlerinin temel yaklaşımlarını bilimsel veriler ışığında aktardı. Konferansta; kritik bakım gerektiren hastaların beslenme süreçleri kapsamlı şekilde ele alındı. İlk olarak yoğun bakım hastalarında enteral ve parenteral beslenme yönetimi, ardından organ nakli hastalarının post-operatif dönem beslenme protokolleri değerlendirildi. Medikal onkoloji hastalarında tedaviye bağlı gelişen beslenme problemleri, kaşektik hastaların artan enerji-protein gereksinimleri, nörolojik hastalarda yutma güçlüğüne bağlı beslenme stratejileri, pediatrik hastaların büyüme-gelişme odaklı beslenme ihtiyaçları, kronik böbrek ve karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda metabolik dengeyi gözeten beslenme planları, diyabetli hastalarda glisemik kontrol odaklı beslenme planlaması ve yaşlı hastalarda malnütrisyonun önlenmesine yönelik yaklaşımlar ayrıntılı biçimde tartışıldı. Bölüm hekimleri, hemşireler ve ilgili sağlık çalışanlarının aktif katılımıyla gerçekleşen programda, hasta beslenmesinin klinik süreçlere etkileri vaka örnekleri üzerinden değerlendirildi ve multidisipliner bakış açısının önemi vurgulandı.
21 Aralık 2025 Pazar - 09:25
Doç. Dr. İsmail Önder Uysal: "Bu 5 önlemle kış aylarında grip kapınızı çalmaz"
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, gripten korunmak için kış aylarında mutlaka uygulanması gereken 5 önemli önlemi anlattı. Kış mevsimiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında, özellikle de mevsimsel grip (influenza) vakalarında belirgin artış yaşandığını belirten Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, gripten korunmanın mümkün olduğunu söyledi. Grip çoğu zaman hafif atlatılsa da yüksek ateş, kas ağrıları, öksürük ve yoğun halsizlik gibi belirtilerle günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade eden Uysal, risk grubundaki bireylerde ise zatürre gibi ağır komplikasyonlara yol açabildiğine dikkat çekti. Aşı en etkili korunma yöntemi Grip aşısının en güçlü koruyucu önlem olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Uysal, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl güncellenen mevsimsel grip aşısının, hastalığa yakalanma riskini yüzde 40–60 oranında azalttığını, ağır seyir ve hastaneye yatış riskini ise yüzde 70–90 oranında düşürdüğünü belirtti. Aşının özellikle 65 yaş üzeri bireyler, kronik hastalar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, sağlık çalışanları, çocuklar ve hamileler için büyük önem taşıdığını ifade etti. "El hijyenine dikkat edilmeli" Grip virüsünün temas yoluyla kolayca bulaşabildiğini hatırlatan Uysal, ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmasının ya da en az yüzde 70 alkol içeren el antiseptiği kullanılmasının bulaş riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi. "Kapalı alanlarda maske koruyucu" Kalabalık ve yeterince havalandırılmayan kapalı alanların virüsün en hızlı yayıldığı ortamlar olduğunu belirten Doç. Dr. Uysal, hasta kişilerle aynı ortamda bulunulduğunda cerrahi maske kullanımının hem kişiyi hem de çevresindekileri koruduğunu ifade etti. "Bağışıklık sistemi güçlendirilmeli" Bağışıklığı güçlü tutmanın hastalıklardan korunmada kilit rol oynadığını dile getiren Uysal, dengeli beslenme, yeterli uyku, sigara ve alkolün azaltılması, kapalı alanların sık sık havalandırılması ve doktor önerisiyle D vitamini takviyesi alınmasının önemine dikkat çekti. "Hastaysanız evde kalın" Grip belirtileri başladığında iş ve okuldan en az 24–48 saat uzak durulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Uysal, istirahat etmenin ve hasta kişilerle temastan kaçınmanın hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Grip sürecinde burun tıkanıklığının sinüzite, östaki borusu tıkanıklığının ise orta kulak iltihabına yol açabileceğini ifade eden Uysal, hastalığın mutlaka uzman hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 17:25
Şehir Hastanesi hizmet vermeye başlıyor
Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi, 22 Aralık Pazartesi günü hizmet vermeye başlayacak. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da yükselmeye devam ederken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’nde çalışmalar 24 saat esasına göre tüm hızıyla devam ederken Aydın İl Sağlık Müdürlüğü hastanenin 22 Aralık Pazartesi günü itibariyle hizmet vermeye başlayacağını duyurdu. Taşınma sürecinin tamamlanmasının ardından 22 Aralık itibariyle hastanede Fizik Tedavi Ünitesi, Fizik Tedavi Poliklinikleri ve Fizik Tedavi Yataklı Servisi hasta alımlarına başlayacak. Diğer bölümlerin de taşınma süreçleri devam ederken, Şehir Hastanesi’nin kısa süre içerisinde tam kapasite olarak hizmet vermesi bekleniyor. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Aydın Şehir Hastanesi, Fizik Tedavi Ünitesi, Fizik Tedavi Poliklinikleri ve Fizik Tedavi Yataklı Servisi 22 Aralık 2025 Pazartesi günü vatandaşlarımıza hizmet vermeye başlayacaktır. Aydın’ımıza hayırlı olsun" ifadeleri yer aldı.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 14:06
Yoğurt, ayran, turşu gibi ürünler 2026’da gıda trendleri arasında
Türk mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan yoğurt, ayran ve turşu gibi ürünlerin tüketim trendinin arttığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "İnsanlar bu gıdaları artık yalnızca sindirim için değil, bağışıklık, ruh hali ve enerji üzerindeki etkileri nedeniyle tercih ediyor; böylece kültürel tarifler modern dokunuşlarla yeniden popülerleşiyor" dedi. Bireylerin artık yalnızca beslenmeye değil sağlıklarını korumaya, yaşam kalitesini artırmaya, zihinsel ve bedensel dengeyi sağlamaya ve çevre bilinciyle hareket etmeye odaklandığını vurgulayan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı bölümü Diyetisyen Sena Nur Doğan, 2026 yılına nostaljik tatlar ve geleneksel pişirme tekniklerinin damga vuracağını söyledi. Proteinin beslenmenin merkezindeki yerini daha da sağlamlaştıracağına belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan şu bilgileri paylaştı: "Bu yılın en güçlü sağlık temalarından biri bağırsak sağlığı. Mikrobiyom dostu ürünler, prebiyotik lifler, fermente gıdalar ve doğal probiyotik içeren seçenekler giderek daha fazla tercih ediliyor. Yoğurt, ayran, turşu gibi kültürümüzde var olan gıdalar modern beslenme trendlerinin yıldızı haline geliyor. 2026’da sağlıklı beslenme ‘yasaklar’ üzerinden ilerleyen katı bir sistem olmaktan çıkıyor. Yerini; tat duyusunu tatmin eden, dokularla oynayan, nostaljik lezzetleri modern yorumlarla yeniden sunan bir beslenme kültürü alıyor. Fermente gıdalar, bakliyatlar, ev yapımı soslar, eski pişirme teknikleri ve yerel malzemelerle hazırlanan yemekler güçlü bir geri dönüş yapıyor." Sığır yağı talebi artıyor Sığır yağının raflarda daha sık görüleceğini aktaran Diyetisyen Sena Nur Doğan, "Bir zamanlar geleneksel yemek pişirmenin temel unsurlarından biri olarak yüksek dumanlanma noktası ve zengin aromasıyla değer verilen sığır yağı, alternatif yağ arayışındaki tüketiciler tarafından yeniden keşfediliyor. Ancak sığır yağı doymuş bir yağdır. Yüksek doymuş yağ alımı, kalp ve damar hastalıkları riskiyle ilişkilidir; bu nedenle az miktarda tüketilmesi en sağlıklısıdır" ifadelerini kullandı. Proteinli içecekler daha da popülerleşiyor İçeceklerin artık yalnızca bir tamamlayıcı değil, başlı başına fonksiyonel bir ürün haline geldiğini ifade eden Diyetisyen Sena Nur Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Elektrolit destekli sular, proteinli içecekler, prebiyotik içeren soğuk çaylar, mantar özleri ve zihinsel dengeyi hedefleyen bitkisel karışımlar her zamankinden daha popüler. Tüketici, içtiği her ürünün kendisine ne sağladığını bilmek istiyor. Bu durum, üreticileri daha sade içeriklere, daha net amaçlara ve daha şeffaf etiketlere yönlendiriyor. Günümüz gıda trendleri, sağlıklı beslenmenin yalnızca makro ve mikro besin dengesiyle sınırlı olmadığını; keyif, sürdürülebilirlik, duygusal iyilik hali, kültürel bağlar ve pratik yaşamla uyumlu bir bütünlük sunması gerektiğini gösteriyor. 2026; bedeni besleyen, zihni destekleyen ve gezegene saygı duyan daha bütüncül bir beslenme yılı olacak."
20 Aralık 2025 Cumartesi - 12:33
Ardahan’da "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" düzenlendi
Ardahan üniversitesi ve İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğiyle bağımlılıkla mücadele konferansı düzenlendi. Aşık Şenlik Kültür Merkezi’nde düzenlenen programın sunumu Hemşire Sevde Karabulut tarafından yapıldı. Konferansta; bağımlılık türleri, bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki etkileri ile koruyucu ve önleyici yaklaşımlar ele alındı. Programda konuşmacı olarak yer alan Dr. Ahmet Tanrıverdi ve Psikolog Naime Dinç, bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmanın önemi ile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik, öğrenciler ve üniversite personelinin katılımıyla gerçekleştirildi.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:56
Van’da "Mide Kanseri Farkındalık Semineri" düzenlendi
Van İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mide kanserine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Mide Kanseri Farkındalık Semineri" gerçekleştirildi. İpekyolu İlçe Kütüphanesi’nde düzenlenen seminerde, mide kanserinin risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı. Program kapsamında halka yönelik bilgilendirici sunumlar yapıldı. Programda endoskopi taramaları hakkında bilgilendirme yapılırken, seminere katılan muhtarlar ve vatandaşlar da merak ettikleri konular hakkında uzman hekimlerden bilgi alma imkânı buldu. Seminerde konuşan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, halkla bire bir temas halinde olan muhtarların toplumun doğru şekilde bilgilendirilmesinde çok önemli bir role sahip olduğunu belirtti. İl Müdürü Op. Dr. Tosun, "Bu nedenle öncelikle muhtarlarımızı bilgilendirerek, onların halkla temasını artırmayı; vatandaşlarımızın bu kanser türüne yakalanmadan önce neler yapması gerektiğini ve hastalığa yakalanmış bireylerin nasıl takip edilmesi gerektiğini anlatmayı amaçlıyoruz. Bugün bu konuları, kıymetli hocalarımız bizlere aktaracak. Sizlerle birlikte bizler de bu eğitimden faydalanacağız. Van özelinde halk sağlığını doğrudan etkileyen bu ve benzeri önemli konularda, paydaşlarımızla birlikte eğitim ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. "Sıcak çay masum çıktı" Bölgeye özgü mide kanseri risk faktörlerinden bahseden Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrah Prof. Dr. Sabahattin Çelik ise, "Mide kanseri için araştırdığımız birkaç faktör vardı. Bunlardan ilki otlu peynir, tuzlu balık, sıcak çay ve tandır maruziyetiydi. Bu çalışmada sıcak çay masum çıktı; bu faktörle ilgili herhangi bir olumsuzluk tespit edilmedi. Ancak otlu peynirin günlük 150 gramdan fazla tüketilmesinin kanser riskini iki kat artırdığı belirlendi. Bu çalışma, birçok dergide yayımlandı" diye konuştu. Genel Cerrah Dr. Ezgi Sönmez’in sunumuyla devam eden seminer, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Remzi Kızıltan, Dr. M. Salim Demirci ve Radyasyon Onkolojisi Uzman Dr. İlyas Anıl Kılınç’ın yöneltilen soruları yanıtlamasıyla sona erdi. Seminere İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, akademisyenler, uzman hekimler, sağlık personeli ve muhtarlar katıldı.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:45
Van’da "Mide Kanseri Farkındalık Semineri" düzenlendi
Van İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mide kanserine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Mide Kanseri Farkındalık Semineri" gerçekleştirildi. İpekyolu İlçe Kütüphanesi’nde düzenlenen seminerde, mide kanserinin risk faktörleri, erken tanının önemi ve korunma yolları ele alındı. Program kapsamında halka yönelik bilgilendirici sunumlar yapıldı. Programda endoskopi taramaları hakkında bilgilendirme yapılırken, seminere katılan muhtarlar ve vatandaşlar da merak ettikleri konular hakkında uzman hekimlerden bilgi alma imkânı buldu. Seminerde konuşan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, halkla bire bir temas halinde olan muhtarların toplumun doğru şekilde bilgilendirilmesinde çok önemli bir role sahip olduğunu belirtti. İl Müdürü Op. Dr. Tosun, "Bu nedenle öncelikle muhtarlarımızı bilgilendirerek, onların halkla temasını artırmayı; vatandaşlarımızın bu kanser türüne yakalanmadan önce neler yapması gerektiğini ve hastalığa yakalanmış bireylerin nasıl takip edilmesi gerektiğini anlatmayı amaçlıyoruz. Bugün bu konuları, kıymetli hocalarımız bizlere aktaracak. Sizlerle birlikte bizler de bu eğitimden faydalanacağız. Van özelinde halk sağlığını doğrudan etkileyen bu ve benzeri önemli konularda, paydaşlarımızla birlikte eğitim ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. "Sıcak çay masum çıktı" Bölgeye özgü mide kanseri risk faktörlerinden bahseden Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrah Prof. Dr. Sabahattin Çelik ise "Mide kanseri için araştırdığımız birkaç faktör vardı. Bunlardan ilki otlu peynir, tuzlu balık, sıcak çay ve tandır maruziyetiydi. Bu çalışmada sıcak çay masum çıktı; bu faktörle ilgili herhangi bir olumsuzluk tespit edilmedi. Ancak otlu peynirin günlük 150 gramdan fazla tüketilmesinin kanser riskini iki kat artırdığı belirlendi. Bu çalışma, birçok dergide yayımlandı" diye konuştu. Genel Cerrah Dr. Ezgi Sönmez’in sunumuyla devam eden seminer, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Remzi Kızıltan, Dr. M. Salim Demirci ve Radyasyon Onkolojisi Uzman Dr. İlyas Anıl Kılınç’ın yöneltilen soruları yanıtlamasıyla sona erdi. Seminere İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, akademisyenler, uzman hekimler, sağlık personeli ve muhtarlar katıldı.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:41
800 milyonluk umut, depresyon riski taşıyor
Yılbaşı ikramiyesi beklentisiyle kurulan hayallerin psikolojik zararlarına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, "İnsanlar bilet değil, umut satın alıyor. Umut satın almak, küçük gibi görünse de çok derin bir psikolojik etkiye sahiptir. Bazı insanlar bu durumdan dolayı derin depresyona sürüklenebilir" dedi. Yılbaşı özel çekilişinde büyük ikramiyenin 800 milyon TL olarak belirlenmesini ve bunun insanların psikolojisine etkisini değerlendiren Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, ikramiyenin çıkmaması durumunda bazı kişilerin ruh halinde ümitsizlik ve yoğun hayal kırıklığı yaşanabileceğini söyledi. "Hayal kurmak insana mutlu hissettiriyor" Dr. Taşdemir, "Piyango bileti satın almak, altında ekonomik, psikolojik, sosyal ve kültürel nedenleri olan bir davranış biçimidir. İnsanlar bilet değil, umut satın alıyor. İnsanlar istatistiksel olarak o paranın kendilerine çıkma ihtimalinin farkındadırlar. Umut satın almak küçük görünse bile çok derin bir psikolojik etkiye sahiptir. İnsanlar bu umudu ucuza satın aldıkları için bir hayal kuruyorlar. Hayal kurmak insana mutlu hissettiriyor. ’Bu bilet bana çıkarsa borçlarımı öderim, yeni bir iş kurabilirim, çevremdeki insanların hayatını değiştirebilirim’ gibi hayal kurmak insanları mutlu edebiliyor. İnsanlar, ’almayacağım bilete ikramiye çıkarsa’ diye kaçırma korkusuyla da yöneliyorlar. Bundan dolayı birçok insan hayal kırıklığına uğruyor" diye konuştu. "Yoğun bir hayal kırıklığı sonrasında depresyonu tetikleyebilir" İkramiyenin çıkmamasının herkeste aynı etkiyi oluşturmadığını belirten Taşdemir, "Aslında birçok insanda o ikramiyenin çıkmaması derin bir hayal kırıklığı oluşturmuyor. O biletin üstüne kurduğu hayaller boşa gittiğinde ilk başta derin bir iç çekiş ve hayal kırıklığı yaşayabilir. Birçok insan bunu mantıkla onarır. ’Zaten bana çıkma ihtimali çok düşüktü, hayırlısı böyleymiş’ diye düşünebilir. Bazı insanlar bu durumdan dolayı derin depresyona sürüklenebilir. Bardak dolmuştur ve taşmak için son bir damlayı bekliyordur. Yoğun bir hayal kırıklığı sonrasında depresyonu tetikleyebilir. Bu, insanların çok azında görülen bir durumdur" şeklinde konuştu. "Umut ile bağımlılık arasındaki çizgi çok ince" Yoksulluk süresi uzadıkça insanların risk algısının değişebildiğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Taşdemir, "Yoksul insanların yoksulluk süresi uzadıkça, maalesef başka bir çıkış yolu ümidi insanların zihninde kalmıyor. Birikim veya çalışma ile bu gidişatı değiştiremeyeceklerini düşünüyorlar. Kısa bir yoldan çıkış arayışına giriyorlar. Bu durum, insanların bu umuda sıkı sarılmasına sebep olabiliyor. Yoksul insanların yoksulluk süresi uzadıkça onların risk algıları da değişebiliyor. ’Battı balık yan gider’ misali ’son parayı da buna harcayayım’ diye düşünebilirler. İkramiye çıkmayınca diğer bilet tarihini bekleyerek, ’bu sefer olmadı ama bir dahaki sefere olabilir’ diyerek boş bir ümide tekrar kapılabilirler. Umutla bağımlılık arasındaki kısa çizgi budur" ifadelerini kullandı.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:28
Uzmanlardan, çocukları enfeksiyonlardan korumak için hijyen uyarısı
Kış aylarının gelmesiyle birlikte özellikle çocuklarda grip, nezle ve bronşit vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar, çocukların gribal hastalıklardan korumak için hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Kış aylarının gelmesiyle birlikte Şanlıurfa’da artan grip, nezle ve bronşit vakalarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Şanlıurfa’da özellikle de çocuklarda bu tür gribal hastalıkların arttığına dikkat çeken uzmanlar, soğuk hava şartları ve kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi, çocuklarda enfeksiyon vakalarının yükselmesine neden olduğunu vurguladı. Kış aylarında çocukların bağışıklık sisteminin zayıfladığına dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Aydın Bozkaya, ailelere C vitamini ve taze sebze ile meyve gibi ürünlerin sık sık tüketilmesi gerektiği önerisinde bulundu. Bozkaya, "Çocuklar kış aylarında güneş ışığından yeterince faydalanamadığı için bu nedenle D vitamini takviyesi, C vitamini ve taze sebze ile meyve tüketiminin artırılması gerekiyor. Bağışıklığı düşen çocuklar enfeksiyonlara daha hızlı yakalanıyor. Düzenli uyku, bol sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi hastalıklardan korunmada büyük önem taşıyor. Çocuklarda ateş, öksürük ve halsizlik gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybedilmeden en yakın sağlık kuruluşlarına başvurulmalı" dedi.
20 Aralık 2025 Cumartesi - 11:08
Uzmanlardan 46 yaşını doldurmuş kadınlara uyarı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, kadınlarda 46-55 yaş arasında görülen menapozun bir hastalık değil, kadın yaşamının bir evresi olduğunu belirterek bu dönemde kadınların beslenmelerine daha fazla özen göstermesini tavsiye etti. Menapoz sonrası sağlığın korunmasında ve kaliteli bir hayat sürdürülmesinde doğal ve dengeli beslenmenin önemli rol oynadığını kaydeden Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, "Menapoz, kadınlarda doğurganlık yeteneğinin kaybolduğu 48 ile 55 yaş arasını kapsayan bir dönemdir. Halk arasında her ne kadar bu durum yanlış bir algı ile hastalık olarak görülse de bu durum hastalık değil kadın yaşamının bir evresidir. Ancak menapozda organizmada yaşanan değişiklikler sağlık sorunlarını tetikleyebilmektedir. Özellikle östrojen hormonunun azalmasına bağlı oluşabilecek şişmanlık, kemik dokusunda zayıflama, kalp ve damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarına dikkat edilmelidir. Menapoz sonrası sağlığın korunmasında ve kaliteli bir hayat sürdürülmesinde beslenme önemli bir rol oynamaktadır. Bu dönemde kadınlarda oluşma riski yüksek olan şişmanlık, kalp damar hastalıkları ve osteoporoz gibi hastalıkların gelişimini önlemek için doğru, dengeli ve doğal beslenmenin önemi büyüktür. Bu nedenle menapoz döneminde kadınların et, yumurta ve kurubaklagil grubu, süt grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu yiyecekleri gereksinimine uygun tüketmesi gerekir" diyerek özellikle menapozdan sonra kadınların aşırı yağ ve tuz tüketimini azaltmasını tavsiye etti. Kadınların genellikle 48-52 yaşları arasında menapoza girdiklerini kaydeden Aydın, "Adet kanamalarının 40 yaşından önce kalıcı olarak kesilmesine ‘erken menapoz’ adı verilir. Menapoz döneminin ilk bulgularının adet kanamalarının düzensizleşmesidir. Kadınların menapoza girme yaşı, genetik yapının yanında beslenme, sigara, alkol kullanımı, vb. çevresel faktörlerin de etkisiyle değişebilir. Menapozal geçiş döneminde adet kanamalarında değişiklikler, ateş basması gibi fiziksel ve psikolojik değişiklikler görülebilir. Menapoza geçiş tamamlandıktan sonra adet dönemi biter. Menapoz dönemin en çok şikayet edilen ve en sık görülen bulgusu ateş basmalarıdır. Her ne kadar sık bir yakınma olsa da bu durum sağlık için bir tehlike oluşturmamaktadır, aksine fizyolojik değişikliklerin güvenli bir göstergesidir" diyerek sağlıklı bir menapoz dönemi için kadınların belirli bir süre mutlaka hekim kontrolünde beslenmesini ve hayatın her evresinde egzersize önem verilmesini tavsiye etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder