SAĞLIK
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü 22 Mart 2026 Pazar - 11:35:25 Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:01 Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 10:24 Alışılmış öfke normalleşiyor Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, "Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor" dedi. İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz" dedi. Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, "Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve ‘ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim’ diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Samsun’da 112 ambulansları 2025’te 4 milyon kilometre yol yaptı, dünyayı 100 kez turladı
26 Aralık 2025 Cuma - 10:25 Samsun’da 112 ambulansları 2025’te 4 milyon kilometre yol yaptı, dünyayı 100 kez turladı Samsun’da 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekipleri, 2025 yılında gece-gündüz demeden yürüttükleri çalışmalarla 141 bin vakaya müdahale ederken, ambulanslar 4 milyon kilometrenin üzerinde yol katetti. Bu mesafe, dünyanın çevresinin yaklaşık 100 kez turlanmasına eşdeğer oldu. Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, 2025 yılına ilişkin 112 Acil Sağlık Hizmetleri verilerini paylaştı. Uras, Samsun’da İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde 2025 yılında 80 ambulans ve 819 personelle 7 gün 24 saat hizmet verildiğini söyledi. Kent genelinde 54 acil sağlık hizmetleri istasyonu ve ambulans helikopterle yürütülen hizmetler kapsamında 141 bin vakaya müdahale edildiğini belirten Uras, ekiplerin vatandaşların en kritik anlarında yanında olduğunu ifade etti. "Ambulanslar 4 milyon kilometre yol yaptı" Müdür Uras yaptığı açıklamada, "Ulaştığımız 141 bin vakada ambulanslarımız 4 milyon kilometrenin üzerinde yol yaptı. Bu, dünyamızın yaklaşık 40 bin kilometrelik çevresini neredeyse 100 kez dolaşmak anlamına geliyor. Ekiplerimiz yaz kış, gece gündüz demeden sağlık hizmeti sundu" dedi. "Ambulans filosu güçlendirildi" 2025 yılının son günlerinde Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından alınarak Sağlık Müdürlüğü’ne devredilen 100 yeni ambulansla filonun yenilendiğini ve güçlendirildiğini kaydeden Uras, "Yenilenen filomuzla birlikte 100 acil yardım ambulansı ve 5 özellikli ambulans olmak üzere toplam 105 ambulansla hizmet vereceğiz. Bu ambulanslar arasında kar paletli, yoğun bakım, obez ve 4 sedyeli araçlar da bulunuyor" diye konuştu. Yeni istasyonlar hizmete açıldı 2025 yılı içerisinde Bafra, Ayvacık, Vezirköprü, Yakakent ve Havza ilçelerinde toplam 5 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun hizmete açıldığını belirten Uras, 2026 yılına yönelik planlamalar hakkında da bilgi verdi. Uras, "2026 yılında 1 Ocak itibarıyla 2 yeni istasyonumuzu açacağız. Yıl içerisinde ise 4’ü ihale, 4’ü inşa sürecinde olmak üzere toplam 10 yeni istasyonu hizmete almayı planlıyoruz. Kısa vadede toplam 15 yeni istasyonumuz faaliyete geçmiş olacak" ifadelerini kullandı. "Acil sağlık hizmetlerinde konumumuzu perçinleyeceğiz" Bölge nüfusu ve vaka dağılımlarına göre yeni istasyon alanlarının şimdiden belirlendiğini vurgulayan Uras, 2026 yılı içerisinde planlamalara yeni istasyonların da ekleneceğini açıkladı. Samsun’un birinci basamak ve hastane sağlık hizmetlerinde Türkiye’de öncü konumda olduğunu ifade eden Uras, "Acil sağlık hizmetlerinde de bu konumumuzu 2026 yılında daha da perçinleyecek, vatandaşlarımıza çok daha nitelikli hizmet sunacağız. Bu zorlu görevde gece gündüz fedakârca çalışan Acil Sağlık Hizmetleri ekiplerimize tüm Samsunlular adına teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Yılbaşında sahte içki tehlikesi: "2026’ya yoğun bakımda girmeyin"
26 Aralık 2025 Cuma - 10:12 Yılbaşında sahte içki tehlikesi: "2026’ya yoğun bakımda girmeyin" Yılbaşı kutlamaları öncesi uyarılarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, sahte içki, solunum yolu enfeksiyonları ve yasa dışı maddelerin ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekerek, "Yılbaşında yapılacak hatalar, 2026’ya hastanede girmenize neden olabilir" dedi. Prof. Dr. Özkaya, özellikle sahte içkinin hayati tehlike oluşturduğunu vurgulayarak, metil alkolün çok düşük dozlarda dahi körlük ve ölüme yol açabildiğini belirtti. Geçmiş yıllarda yılbaşı dönemlerinde sahte alkol nedeniyle çok sayıda vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Özkaya, "Evde alkollü içecek yapmayın, kaynağı bilinmeyen içkileri kesinlikle tüketmeyin. Restoran ve barlarda şişeyi mutlaka görün, bandrol ve BÜİS kontrolünü yaptırın. Kurye ile alkol siparişinden kaçının" diye konuştu. Soğuk havalarla birlikte "Covid 19" ve "süper grip" olarak adlandırılan viral enfeksiyonların arttığını da belirten Özkaya, kalabalık ve kapalı alanlarda yapılan kutlamaların virüslerin yayılımını hızlandırdığını söyledi. Yoğun alkol tüketimi ve uykusuzluğun bağışıklık sistemini zayıflattığını ifade eden Özkaya, son günlerde zatürre ve yoğun bakım gerektiren vakalarda artış gözlendiğini kaydetti. Yasa dışı maddelere de değinen Prof. Dr. Özkaya, metamfetamin ve kokainin son derece tehlikeli olduğuna dikkat çekti. metamfetaminin en düşük dozlarda bile bağımlılık yaptığını ve kalıcı beyin hasarına yol açabildiğini söyleyen Özkaya, "Ülkemizde kullanım artıyor ve solunum yetmezliğiyle yoğun bakımda takip ettiğimiz hastalar var" şeklinde konuştu. Kokainin ise kalp krizi, yüksek tansiyon ve ağır ruhsal sorunlara neden olabildiğini belirterek, doz aşımının ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Yılbaşı kutlamalarınızın acı tecrübeye dönüşmemesi ve 2026 yılına hastanede girmemek için bireysel ve toplu aktivitelerde dikkatli olun" çağrısında bulundu.
Dünya genelinde her üç dakikada, bir kadına yeni meme kanseri tanısı
26 Aralık 2025 Cuma - 10:09 Dünya genelinde her üç dakikada, bir kadına yeni meme kanseri tanısı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, ülkemizde her yıl yaklaşık 20 bin kadının meme kanseri tanısı aldığını söyledi. Hastaların önemli bir bölümünün premenopozal (menopoz döneminden yaklaşık 2 ila 6 yıl önceki dönem) dönemde tanı aldığını belirten Prof. Dr. Bulut, "Bu da genç kadınlarımızın tarama ve muayeneleri ihmal etmemesi gerektiğini gösteriyor" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Meme Radyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, meme kanserinin kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayarak çarpıcı uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Bulut, dünya genelinde her 3 dakikada bir kadına yeni meme kanseri tanısı koyulduğunu, her 11 dakikada bir kadının ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini vurguladı. Bulut, bu tabloyu değiştirecek tek şeyin "erken tanı" olduğunu kaydetti. "Risk faktörlerini bilin, gecikmeyin" Prof. Dr. Bulut, meme kanserine yol açan risk faktörlerinin çok çeşitli olduğunu, bu faktörlerinin bilinmesinin erken tanı için önemine dikkat çekti. Risk faktörlerini, "Cinsiyet ve yaş, ailede meme kanseri öyküsü, doğurganlık özellikleri, sosyoekonomik durum, fazla kilolu olmak, sigara ve alkol kullanımı" olarak sıralayan Bulut "Risk faktörü olmayan kadınlar da meme kanseri olabilir. Bu nedenle tarama herkese gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de genç meme kanseri oranı daha yüksek Türkiye’de yılda yaklaşık 20 bin kadına meme kanseri tanısı konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Bulut, Türkiye’de genç yaşta görülen meme kanseri oranlarının Avrupa ve ABD’ye göre daha yüksek olduğuna işaret etti. Dünya genelinde hastaların büyük bölümünün menopoz sonrası dönemde tanı aldığını, ülkemizde ise meme kanserlerinin önemli oranının premenopozal dönemde görüldüğünü vurguladı. Bulut genç kadınların tarama ve muayenelerini ihmal etmemeleri gerektiğini kaydetti. Erken tanı ölüm oranını yüzde 40 azaltıyor Öte yandan, meme radyolojisi uzmanı Prof. Dr. Bulut, meme kanserine bağlı ölümlerin mamaografi sayesinde yüzde 40’a kadar azaltılabildiğini bildirdi. Prof. Dr. Bulut, "Erken tanı sayesinde süt kanallarını aşmayan (in situ kanser) ya da 2 cm’den küçük, ele gelmeyen tümörleri yakalayabiliyoruz. Bu hem yaşam süresini uzatıyor hem de tedavi başarısını artırıyor" açıklamasında bulundu. 40 yaşından sonra her kadının yılda bir kere mamografi çektirmesi gerektiğini hatırlatan Bulut, bu konuda kadınların bilinçli olması ve ihmalkar davranmaması gerektiğini ifade etti. Mamografinin düşük doz radyasyon içerdiğini ve sanıldığı gibi ağrılı bir işlem olmadığını belirten Prof. Dr. Bulut, kadınların tarama programlarına katılmasını istedi. Bulut, "Her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanıyor. Ayda bir kendi kendine muayene, yılda bir doktor kontrolü ve 40 yaşından sonra düzenli mamografi bunları ihmal etmeyin. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi.
Çine’de anne adaylarına katılım belgesi
26 Aralık 2025 Cuma - 10:07 Çine’de anne adaylarına katılım belgesi Aydın’ın Çine ilçesinde anne adayları, Gebe Okulu ve Bebek Akademisi’nde verilen kapsamlı eğitimlerle hem sağlıklı bir gebelik sürecine hem de doğum sonrası bebek bakımına eksiksiz hazırlanırken, düzenlenen törenle katılım belgeleri takdim edildi. Çine Devlet Hastanesi’nde devam eden Gebe Okulu ve Bebek Akademisi eğitimleri, yeni gruplarla hız kesmeden sürerken, eğitimlerini tamamlayan anne adaylarına da katılım belgeleri takdim edildi. Gebelik sürecinde annede meydana gelen fizyolojik ve psikolojik değişikliklerden beslenmeye, gebelik izlemlerinden sık karşılaşılan sorunlara kadar pek çok konunun ele alındığı eğitimlerde, katılımcılar ayrıca doğum eyleminin belirtileri, doğum çantası hazırlama, normal doğum ve evreleri, doğum ağrısıyla baş etme yöntemleri, lohusalık dönemi yönetimi ve yeni doğanın değerlendirilmesi ile bakımı konularında bilgi sahibi oluyor. Yeni doğana uygulanan taramalar, aşı ve ilaç bilgileri ile beslenme eğitimleri de programın kapsamına dahil edilirken eğitimleri başarıyla tamamlayan annelere de katılım belgeleri teslim edildi. Konu ile ilgili Çine Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Kurumumuz bünyesinde yürütülen Gebe Okulu eğitim programını başarıyla tamamlayan anne adaylarımıza, gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlere yönelik eğitimlere katılımlarından dolayı katılım belgeleri takdim edilmiştir. Program kapsamında anne adaylarının bilinçlendirilmesi, sağlıklı bir gebelik sürecinin desteklenmesi ve doğuma hazırlıklarının güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Eğitimi başarıyla tamamlayan tüm anne adaylarımızı tebrik eder, programın yürütülmesinde emeği geçen ebelerimize özverili katkılarından dolayı teşekkür ederiz" ifadeleri yer aldı.
Muş’ta köy köy mobil sağlık taraması
26 Aralık 2025 Cuma - 09:11 Muş’ta köy köy mobil sağlık taraması Muş İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı ekipler, sağlık ocağı bulunmayan kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlara yönelik mobil sağlık hizmeti sunarak temel sağlık taramaları gerçekleştiriyor. Muş’ta İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan mobil sağlık ekipleri, sağlık ocağı bulunmayan köy ve mezralarda yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler, belirlenen program kapsamında köy köy gezerek vatandaşlara yerinde sağlık hizmeti veriyor. Mobil sağlık timleri, ziyaret ettikleri Taşoluk köyünde kapı kapı dolaşarak vatandaşların tansiyon ve kan şekeri ölçümlerini yaptı. Ayrıca gebelik süreci, kronik hastalıklar ve koruyucu sağlık hizmetleri konusunda bilgilendirmelerde bulunan ekipler, Özellikle yaşlılar ve sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşların kontrolleri yerinde gerçekleştirdi. Yürütülen mobil sağlık hizmeti sayesinde kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların sağlık durumları yakından takip edilirken, erken teşhis ve bilinçlendirme çalışmalarıyla sağlık sorunlarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Halk Sağlığı Uzmanı Doktor İlknur Ayvaz, mobil sağlık hizmetleri kapsamında Taşoluk köyünde çalışma yürüttüklerini belirterek, İl Sağlık Müdürlüğü adına sağlık ocağı bulunmayan köylere hizmet götürdüklerini ifade etti. Ayvaz, "Bugün Taşoluk köyümüzdeyiz. İl Sağlık Müdürlüğümüz adına, sağlık ocağı bulunmayan köylerimize mobil sağlık hizmeti sunuyoruz. Bugünkü amacımız, evleri kapı kapı dolaşarak ekip üyelerimizle birlikte kan şekeri ve tansiyon ölçümleri yapmak. Emek veren tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarla halkımıza koruyucu sağlık hizmetlerini ulaştırmayı, kronik hastalıkların takibini yaparak gerekli durumlarda aile hekimliklerine yönlendirmeyi amaçlıyoruz. Vatandaşlarımızın bu hizmetten memnun kaldıklarını gözlemledik. Köyümüzde özellikle yüksek tansiyonun yaygın olduğu görülüyor; beslenme şartlarının da buna etki eden faktörler arasında yer aldığı anlaşılıyor. Bu kapsamda halkımızı koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde aile hekimlerimize yönlendirdik" dedi. Şeker ve tansiyon kontrolleri yapılan vatandaşlardan Nihat Çekil, devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Devletimizin sunmuş olduğu sağlık hizmetleri gerçekten bizi memnun ediyor. Gelen sağlık ekiplerine teşekkür ederiz. Tansiyon ölçümlerimizi yaptılar, kan şekeri kontrollerimizi gerçekleştirdiler. Bu hizmetler vatandaşlar için çok kıymetli" İfadelerini kullandı. Yapılan ölçümler sonucunda tansiyon hastası olduğunu öğrendiğini belirten Ahmet Çekil, mobil sağlık ekiplerinin köylerine gelerek kontroller gerçekleştirdiğini söyledi. Çekil, "Bugün hemşireler ve doktorlar köyümüze geldiler. Tansiyonumu ölçtüler. Tansiyon hastası olduğumu bilmiyordum, bugün burada öğrendim. Onların sayesinde fark ettim ve bugünden itibaren kendime daha iyi bakacağım, hastaneye giderek kontrollerimi yaptıracağım" şeklinde konuştu. Köylerinde yapılan kontrollerde birçok kişide tansiyon hastalığının tespit edildiğini belirten vatandaşlardan İsa Akman, "Bugün İl Sağlık Müdürlüğü’nden sağlık ekipleri köyümüze geldiler. Tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı; özellikle tansiyon ve şeker hastalıkları tespit edildi. Birçok insan, bu hastalıklara sahip olduğunu zaten bilmiyordu. Yapılan kontroller sayesinde var olan hastalıklar tespit ediliyor. Evlerinde yatalak olan hastalar ve yaşlılar da ziyaret edilip tansiyon ve şeker ölçümü yapıldı. Bu uygulamadan çok memnunuz sağlık ekipleri köyümüze kadar gelip bizimle ilgileniyorlar" diye konuştu. Mobil sağlık ekiplerinin çalışmaları sırasında duygulandıran anlar da yaşandı. Hemşire Hava Çağlayan, evinde ziyaret ettiği Hirschsprung hastalığı bulunan Gökçe Çekil’in saçlarını örerek küçük çocuğa moral verdi. Bu anlamlı anlar, günün en güzel görüntülerinden biri olarak kayda geçti.
Aydın’a tahsis edilen yeni ambulanslar hizmet için yola çıktı
26 Aralık 2025 Cuma - 08:50 Aydın’a tahsis edilen yeni ambulanslar hizmet için yola çıktı Sağlık Bakanlığı tarafından Aydın’a tahsis edilen yeni ambulanslar, Acil Sağlık Hizmetleri personeline teslim edilerek hizmet için yola çıktı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun teşrifleriyle gerçekleştirilen Ambulans Sağlık Hizmetine Alım Töreni sonrası, Aydın iline tahsis edilen yeni ambulansların anahtarları İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul tarafından Acil Sağlık Hizmetleri personeline teslim edildi. Teslim edilen ambulanslar, vatandaşlara acil sağlık hizmeti sunmak üzere göreve başladı. Güçlendirilen acil sağlık filosu ile birlikte hayata geçirilen dijital dönüşüm adımları sayesinde, il genelinde sunulan acil sağlık hizmetlerinde müdahale süresinin kısaltılması ve hizmet kalitesinin artırılması hedeflenirken, yeni ambulansların, Aydın genelinde acil vakalara daha hızlı ve etkin şekilde müdahale edilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Konu ile ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun teşrifleriyle gerçekleştirilen Ambulans Sağlık Hizmetine Alım Töreni ardından, ilimize tahsis edilen yeni ambulansların anahtarları İl Sağlık Müdürümüz Dr. Eser Şenkul tarafından Acil Sağlık Hizmetleri personelimize teslim edilerek vatandaşlarımıza Acil Sağlık hizmeti sunmak üzere yola çıktı. Güçlenen acil sağlık filomuz ve hayata geçirilen dijital dönüşüm adımları sayesinde, ilimiz genelinde vatandaşlarımıza sunduğumuz acil sağlık hizmetlerinde müdahale hızını ve hizmet kalitesini en üst seviyeye taşıyoruz" ifadeleri yer aldı.
Erzincan’ın acil sağlık filosuna 4 yeni ambulans
25 Aralık 2025 Perşembe - 18:25 Erzincan’ın acil sağlık filosuna 4 yeni ambulans Erzincan’da acil sağlık hizmetlerinin gücü, Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen tam donanımlı 4 yeni ambulansla artıyor. Yeni araçlar, ileri teknoloji altyapısı ve Elektronik Vaka Sistemi ile hizmet verecek. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katılımıyla Bilkent Yerleşkesi’nde düzenlenen törenle, Türkiye genelinde 856 yeni ambulans hizmete alındı. Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin’in de hazır bulunduğu tören kapsamında, Erzincan’a tahsis edilen 4 yeni ambulans şehre kazandırıldı. İleri teknoloji ile hızlı müdahale Hizmete alınan yeni ambulanslar, sadece birer nakil aracı değil, aynı zamanda teknolojik birer ünite olma özelliği taşıyor. Ambulanslarda bulunan Elektronik Vaka Sistemi sayesinde; vaka anından hastaneye varış sürecine kadar her saniye kayıt altına alınacak. Bu dijital altyapı, sağlık ekiplerinin koordinasyonunu artırırken hastaya müdahale hızını da maksimize edecek. Sağlık Müdürlüğü’nden teşekkür mesajı Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yeni araçların şehrin sağlık altyapısına büyük katkı sunacağı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Güçlü altyapımız ve yeni katılan araçlarımızla acil sağlık hizmetlerimiz daha etkin ve hızlı bir hale gelecektir. İlimize kazandırılan ambulansların hayırlı olmasını diliyor; başta Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür ediyoruz." Yeni ambulansların, özellikle kış şartlarının çetin geçtiği Erzincan’da, en ücra bölgelere ulaşımda ve kritik vakalarda can kurtarıcı rol üstlenmesi bekleniyor.