SAĞLIK - 26 Aralık 2025 Cuma 10:17

Kristalize fenol yöntemi ile kıl dönmesine ameliyatsız çözüm

A
A
A

Kıl dönmesi sorunu yaşayanların kristalize fenol tedavisi ile 4-5 seansta bu rahatsızlıktan kurtulduğunu belirten Prof. Dr. Cemalettin Camcı, tedavinin hemen ardından kişinin normal yaşamına dönebildiğini belirtti.

Genellikle 15-35 yaş arası kişilerde görülebilen kıl dönmesi, ameliyatla olduğu gibi ameliyatsız da tedavi edilebiliyor. Kıl dönmesi tedavisinde ameliyatsız yöntemleri anlatan BHT Clinic İstanbul TEMA Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Camcı, lazerle, ozon tedavisiyle ve kristalize fenol yöntemi ile kıl dönmesinin ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti.

"Daha önce ameliyat olanlarda tedavi uzayabilir"

Hastanın rahatlığı ve konforu açısından kristalize fenol yöntemini tavsiye ettiklerini ifade eden Camcı, "Tedavi bir seansta bitmiyor ancak hastanın konforu açısından son derece düzgün ve uygun bir yöntem. Herhangi bir ameliyathane şartlarında anesteziye gerek kalmadan, sadece lokal anestezi altında, kılların temizlenmesi sonrası bölgeye kristalize fenol uygulaması esasına dayanan bir yöntem. Eğer hasta ameliyat olmamış bir vaka olarak geliyorsa kıl dönmesi sorunu 4-5 seansta bitebiliyor. Nadir de olsa tedavisi 1-2 seansta bitebilen de var, 8-10 seansa kadar uzayabilen de var. Hastalığın durumuna ve kişinin iyileşme potansiyeline bağlı olarak seans sayısı değişebiliyor. Daha önce ameliyat olanlarda oradaki orijinallik bozulduğu için tedavi, daha uzun sürme potansiyeline sahip. Biz bunları hastalarımızla da öncesinde konuşuyoruz ona göre yön çiziyoruz" dedi.

Hastalar seansın hemen ardından normal hayata dönebiliyor

Kristalize fenol tedavisinin herkes için uygun olduğunu belirten Prof. Dr. Cemalettin Camcı, "Bu tedavi insanları iş gücünden alıkoymuyor, hastalandırmıyor. O bölgede apse olsa bile uygulayabiliyoruz. Ameliyatlı yöntemde apse varsa önce apse drene edilir ve ameliyat ancak 1 ay sonraya ertelenir. Kristalize fenol tedavisi ile apse olsa bile hastalarımıza uygulayabiliyoruz. Dolayısıyla iyi de sonuç alıyoruz" diye konuştu.

Kristalize fenol yöntemi ile kıl dönmesine ameliyatsız çözüm

Yüzde yüze yakın başarı

"Hasta hastaneye yatmıyor. Tedavi yaklaşık 10-15 dakikalık bir süreç. Lokal anestezi ile uyuşturma sonrası 10-15 dakika sürdükten sonra hastayı evine/normal hayatına gönderebiliyoruz" diyen Prof. Dr. Camcı, "Yüzde yüze yakın başarı sağlıyoruz. Eğer hasta temizliğine ve o bölgedeki kılsızlığa dikkat ederse hastalık tekrar etmiyor. Dolayısıyla ciddi anlamda bir başarı var" dedi.

Tedaviden sonra hijyen ve bakım önemli

Tedavi sonrası dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda uyarıda bulunan Camcı, sözlerini şöyle noktaladı: "Kuyruk sokumu bölgesi zayıf bir bölge olduğu için bu tedavi uygulansın ya da herhangi bir başka tedavi uygulansın bu bölgenin zayıflığı devam ediyor. Kuyruk sokumu bölgesinin güçlendirilmesi mümkün değil. O nedenle o bölgede, tekrar kıl dönmesi olma potansiyeline sahip. Bu her işlem sonrası için geçerli. Dolayısıyla biz hastalarımıza şunu öneriyoruz. İşlem bittikten sonra lazer epilasyon yaptırıp bu bölgeyi kılsız hale getirirlerse hastalık nüksetmiyor."  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde bayram yoğunluğu Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğradı. Kültür, tarih ve müzeler şehri Gaziantep’te Çingene Kızı başta olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi’nde Ramazan Bayramı tatili nedeniyle ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Gaziantep’te tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve 30 bin metrekarelik alanda kurulu Zeugma Mozaik Müzesi’nde Çingene Kızı mozaiğinin yanı sıra Mars heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eseri görmek isteyen ziyaretçiler, müzeye akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi ağırladı Ramazan Bayramı tatili nedeniyle İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Konya’nın yanı sıra başta Siirt, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş ile Adıyaman gibi bölge illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden Gaziantep’e gelen ve kentin tarihi dokusunun yer aldığı çarşıları, bedesteni ve müze gibi birçok alanı gezen ziyaretçilerin ilk durağı Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla ziyaretçi akınına uğrayan ve Türkiye’nin dört bir yanından bayram tatili nedeniyle kente gelen ziyaretçiler, Zeugma Mozaik Müzesi’nde tarih yolculuğuna çıkıyor. "Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik" Bingöl’den kalabalık bir tur ekibiyle Gaziantep’e geldiklerini ve kentin tarihi çarşılarının yanı sıra Zeugma Mozaik Müzesi’ni de ziyaret ettiklerini belirten ziyaretçiler, "Öncelikle şehir zaten yemek ve kültürel açıdan çok zengin bir şehir. Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik. Tatilimizi Gaziantep’te değerlendirdik. Müze zengin ve dünyada ünlü bir müze olduğu için çok beğendik. Mozaikleri güzel ve Çingene Kızı mozaiğini de aynı şekilde dikkat çekici buldum. Bayram tatilimizin son günü ve son günümüzü değerlendirmek istedik. Şehir çok güzel ve herkesin Gaziantep’e gelmesini tavsiye ederim" dediler. "Müzede çok dikkat çekici ve etkileyici eserler var" Gaziantep’i ve Zeugma Mozaik Müzesi’ni ilk kez gördüğünü ve çok beğendiğini belirten Cansu Müminoğlu da, "Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Gaziantep’e geldik ve Gaziantep’i gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’ni de gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’nde gerçekten çok dikkat çekici ve etkileyici olan eserler var. Bundan dolayı müzedeki eserlerin daha derinlemesine anlatılması ve tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Birçok eserin çalınmış olması ve parçalarının kaybolması çok üzücü ama Çingene Kızı mozaiğinin parçalarının tekrar müzeye getirilmesini ise sevindirici bir durum olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "En çok Çingene Kızı etkiliyor" GAP turuna çıktıklarını ve tur kapsamında Gaziantep’e de geldiklerini belirten tur sorumlusu Büşra Kelbat ise, "Bingöl’den geldim. 26 kişilik turumu Gaziantep’e getirdim. Bölgeyi gezmeyi ve keşfetmeye Halfeti’nden başladık. Halfeti gerçekten her anlamda saklı bir cennetti. Akabinde Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesini gezdik. Ardından Gaziantep’in meşhur yemeklerini yedik. Yemekler gerçekten çok güzeldi. Yemekleriyle Gaziantep’in bizi dünya arenasında temsil etmesi mükemmel ve çok gurur verici. Daha sonra ise dünyanın en büyük ikinci müzesine geldik. Zeugma Mozaik Müzesi’ne her getirdiğim turda ziyaretçileri en çok Çingene Kızı etkiliyor" diye konuştu.
Hatay Annesi doğumda telef olan ’Boncuk’ kuzu, elbisesi ve biberonuyla ilgi odağı oldu Hatay’da annesi telef olan kuzuyu sahiplenen ve ona ’Boncuk’ ismini veren dayı ve yeğen, biberonla besledikleri kuzuyu bir an olsun yanlarından ayırmıyorlar. Kuzuyu biberonla elleriyle besleyen Ayaz Özgün’ün ve arkadaşlarının oyun arkadaşı olan kuzu ilgi odağı oldu. Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’nde yaşayan Gökhan Tepe, otopark işleterek geçimini sağlıyor. Yeğeni Ayaz Özgün’e oyun arkadaşı arayan Göztepe, arkadaşının çiftliğinden annesi telef olan bir kuzuyu alarak yeğenine hediye etti. Kuzuyu evinde görünce mutlu olan Özgün, kuzuya ’Boncuk’ ismini vererek onunla zaman geçirmeye başladı. Kuzuyu bir bebek gibi besleyen Özgün, kuzuyu biberonla süt ve su içirerek besliyor. Göztepe’nin otopark işlettiği iş yerinin neşesi olan kuzu, okuldaki çocukların, mahallelinin ve Ayaz’ın da ilgi odağı oldu. Kuzuyla vakit geçirmeyi çok seven Ayaz’ın, kuzusu üşümesin diye giydirdiği elbisesiyse yüzleri gülümsetiyor. "Kuzu benimle çok iyi arkadaş oldu, biberonla süt ve su içiriyorum" Annesi ölen kuzuyla çok iyi arkadaş olup zaman geçiren Ayaz Özgün, "Kuzunun ismini ’Boncuk’ koydum. Ben ne zaman geldiğini bilmiyorum. Annem eve geldiğimde bana gösterdiğinde koşarak yanına gitmiştim. Kuzu meleyerek bana geldi. Kuzu benimle çok iyi arkadaş oldu, birlikte top oynuyoruz. Biberonla süt ve su içiriyorum. Arkadaşlarımla birlikte kuzuyla oyunlar oynuyoruz. Kuzuyu çok seviyorum" dedi. "Hava soğuk olduğu için elbisesi de var, elbisesiyle birlikte daha şirin görünüyor" Annesi doğum esnasında telef olan kuzuyu sahiplenerek ’Boncuk’ ismini verdiklerini ifade eden Gökhan Göztepe, hayvanın mahallenin maskotu olduğunu belirterek, "Boncuk kuzuyu, annesi doğururken öldüğü için tanıdığımız bakamayacağı için sahiplendirmek istedi. Biz de Ayaz’a arkadaş olsun diye onu sahiplendik. Kuzuyu aldıktan sonra Ayaz, onunla daha fazla zaman geçirmeye başladı. Sabahtan akşama kadar ona bakıyor. Biberonla süt ve su içiriyor. Biz de burada otopark işlettiğimiz için kuzu da burada oynuyor. Okulun karşısında olduğu için çocuklar gelip kuzuyla oyunlar oynuyorlar ve zaman geçiriyorlar. Ayaz da onunla zaman geçirmekten zevk alıyor. Şimdilik biberonla süt ve su içiriyoruz. Kuzu bebek olduğu için katı yiyecek veya ot yemeye başlamadı. Veterinerlere danışıp yemeğini veriyoruz. Çocuklar kuzuyla zaman geçirmeyi çok seviyorlar. Hava soğuk olduğu için elbisesi de var, elbisesiyle birlikte daha şirin görünüyor" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde bayram yoğunluğu Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi, Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğradı. Kültür, tarih ve müzeler şehri Gaziantep’te Çingene Kızı başta olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi’nde Ramazan Bayramı tatili nedeniyle ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Gaziantep’te tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve 30 bin metrekarelik alanda kurulu Zeugma Mozaik Müzesi’nde Çingene Kızı mozaiğinin yanı sıra Mars heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamamlar ve Fırat Nehri kenarındaki villalarda bulunan mozaikler gibi yüzlerce eseri görmek isteyen ziyaretçiler, müzeye akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ziyaretçi ağırladı Ramazan Bayramı tatili nedeniyle İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Konya’nın yanı sıra başta Siirt, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş ile Adıyaman gibi bölge illeri olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden Gaziantep’e gelen ve kentin tarihi dokusunun yer aldığı çarşıları, bedesteni ve müze gibi birçok alanı gezen ziyaretçilerin ilk durağı Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla ziyaretçi akınına uğrayan ve Türkiye’nin dört bir yanından bayram tatili nedeniyle kente gelen ziyaretçiler, Zeugma Mozaik Müzesi’nde tarih yolculuğuna çıkıyor. "Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik" Bingöl’den kalabalık bir tur ekibiyle Gaziantep’e geldiklerini ve kentin tarihi çarşılarının yanı sıra Zeugma Mozaik Müzesi’ni de ziyaret ettiklerini belirten ziyaretçiler, "Öncelikle şehir zaten yemek ve kültürel açıdan çok zengin bir şehir. Zeugma Mozaik Müzesi’ni görmek için Gaziantep’e geldik. Tatilimizi Gaziantep’te değerlendirdik. Müze zengin ve dünyada ünlü bir müze olduğu için çok beğendik. Mozaikleri güzel ve Çingene Kızı mozaiğini de aynı şekilde dikkat çekici buldum. Bayram tatilimizin son günü ve son günümüzü değerlendirmek istedik. Şehir çok güzel ve herkesin Gaziantep’e gelmesini tavsiye ederim" dediler. "Müzede çok dikkat çekici ve etkileyici eserler var" Gaziantep’i ve Zeugma Mozaik Müzesi’ni ilk kez gördüğünü ve çok beğendiğini belirten Cansu Müminoğlu da, "Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Gaziantep’e geldik ve Gaziantep’i gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’ni de gezdik. Zeugma Mozaik Müzesi’nde gerçekten çok dikkat çekici ve etkileyici olan eserler var. Bundan dolayı müzedeki eserlerin daha derinlemesine anlatılması ve tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Birçok eserin çalınmış olması ve parçalarının kaybolması çok üzücü ama Çingene Kızı mozaiğinin parçalarının tekrar müzeye getirilmesini ise sevindirici bir durum olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "En çok Çingene Kızı etkiliyor" GAP turuna çıktıklarını ve tur kapsamında Gaziantep’e de geldiklerini belirten tur sorumlusu Büşra Kelbat ise, "Bingöl’den geldim. 26 kişilik turumu Gaziantep’e getirdim. Bölgeyi gezmeyi ve keşfetmeye Halfeti’nden başladık. Halfeti gerçekten her anlamda saklı bir cennetti. akabinde Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesini gezdik. Ardından Gaziantep’in meşhur yemeklerini yedik. Yemekler gerçekten çok güzeldi. Yemekleriyle Gaziantep’in bizi dünya arenasında temsil etmesi mükemmel ve çok gurur verici. Daha sonra ise dünyanın en büyük ikinci müzesine geldik. Zeugma Mozaik Müzesi’ne her getirdiğim turda ziyaretçileri en çok Çingene Kızı etkiliyor" diye konuştu.