SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor" 21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31 Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29 Bayramda çocukları şekerden uzak tutun Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Hastane duvarları ‘İyileştiren Koridorlar’la hayat buldu
31 Aralık 2025 Çarşamba - 09:02 Hastane duvarları ‘İyileştiren Koridorlar’la hayat buldu İzmir’de Bornova Halk Eğitimi Merkezi ile Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Bölümü iş birliğinde hazırlanan, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan "İyileştiren Koridorlar" projesi düzenlenen törenle hayata geçirildi. Bornova Halk Eğitimi Merkezi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ortak yürüttüğü çalışma kapsamında, palyatif bakım bölümü koridorları sadece birer geçiş alanı olmaktan çıkarılarak sanat eserleriyle donatıldı. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu modelle, hastane koridorları duyguların ve umudun geçtiği birer yolculuk alanına dönüştürüldü. Proje çerçevesinde koridorlar; hastaların, hasta yakınlarının ve sağlık çalışanlarının ruhuna hitap edecek şekilde tasarlandı. Renklerin sakinleştirici ve güç verici etkisi ile sanatın güven veren dokusu hastane duvarlarına taşındı. Açılışı yapılan "İyileştiren Koridorlar", ismini sanatın bireyler üzerindeki görünmez ama hissedilen iyileştirici gücünden aldı. Sanatın iyileştirici enerjisinin sağlık çalışanları ve hastalar üzerindeki olumlu etkisine vurgu yapılan açılışın ardından, koridorlar yeni çehresiyle gün yüzüne çıktı. Projenin temel amacı olan "bir resme bakarken başlayan küçük bir huzurla iyileşme" vizyonu doğrultusunda hazırlanan alanlar, katılımcıların büyük beğenisini topladı. "Bütüncül yaklaşımla yaşam kalitesi artıyor" Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi 1. Palyatif Bakım Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Yasemin Kılıç Öztürk, palyatif bakımın özellikle kanser ve demans gibi yaşamı tehdit eden hastalıklarda hasta ve yakınlarının yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirtti. Bu süreçte hastaların fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi boyutlarını bir arada değerlendirdiklerini ifade eden Öztürk, "Bu hastalar genellikle evde yatağa bağımlı olan ya da zor dönemler geçirmiş gruplar. Bu yüzden onların psikolojik olarak desteklenmesi ve hasta yakınlarının yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmesi adına hayatlarına dokunan çalışmalar yapmamız çok değerli oluyor." dedi. Kültürel motiflerle gelen moral Hastane bünyesinde hastalara ve yakınlarına yönelik farklı sosyal destekleyiciler sunmayı her zaman amaçladıklarını dile getiren Prof. Dr. Öztürk, bu doğrultuda Bornova Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile anlamlı bir iş birliğine imza attıklarını kaydetti. Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi Bornova Ek Hizmet binasında "İyileştiren Koridorlar" projesini başlattıklarını duyuran Öztürk, "Bu proje kapsamında duvarlarımızda özellikle kültürel motifleri de işleyen; hastalarımızın yüreğine ferahlık katan, hasta yakınlarımıza moral ve motivasyon veren enerjik çalışmalarla sanatçılarımızın desteğini hastalarımızın yüreklerine eklemeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Hasta ve yakınlarından projeye destek Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yatmakta olan alzheimer hastası Leyla Berberoğlu hastanede gördüğü tedavi sürecinde kendilerine gösterilen sıcak ilgiden ve hayata geçirilen anlamlı projelerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu tür çalışmaların moralini yükselttiğini vurguladı.
Karla kapanan yollar aşıldı, 2 hasta sağlık ekiplerince hastaneye ulaştırıldı
31 Aralık 2025 Çarşamba - 00:13 Karla kapanan yollar aşıldı, 2 hasta sağlık ekiplerince hastaneye ulaştırıldı Tunceli’nin Mazgirt ve Nazımiye ilçelerinde olumsuz kış koşullarına rağmen harekete geçen 112 Acil Sağlık ekipleri, kapanan yolları aşarak iki hastaya zamanında müdahale etti. Edinilen bilgiye göre, Mazgirt ilçesine bağlı Örenici köyünde ikamet eden 90 yaşındaki Mehmet Can’ın genel durum bozukluğu ve bacaklarda uyuşma şikâyetiyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne başvurması üzerine ekipler hızla harekete geçti. 29 Aralık’ta gerçekleşen vakada, kış şartlarının zorlaştırdığı yol koşullarına rağmen 112 Acil Sağlık ekipleri hastanın evine kadar ulaşarak ilk müdahaleyi yerinde gerçekleştirdi. Mehmet Can, yapılan müdahalenin ardından ambulansla hastaneye sevk edildi. Nazımiye ilçesine bağlı Büyükyurt köyünde rahatsızlanan 74 yaşındaki Sakine Kaymaz için de zamanla yarışıldı. Kar nedeniyle kapanan köy yolları iş makineleriyle açılırken, 6240 nolu 112 Acil Sağlık ekibi yaklaşık 3 saat süren yoğun ve koordineli bir çalışmanın ardından hastaya ulaştı. İş makinesi ve ambulans desteğiyle güvenli şekilde hastaneye nakli sağlanan Kaymaz’ın tedavisine başlandı. Yetkililer, en zorlu kış şartlarında dahi sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürüldüğünü belirterek, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her an sahada olmaya devam edeceklerini vurguladı. Her iki hastaya da geçmiş olsun dilekleri iletildi.
Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat
30 Aralık 2025 Salı - 19:02 Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, yılbaşı akşamı sofrada dikkat edilmesi gerekenler hakkında verdiği bilgilerde, "Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır" dedi. Yılbaşı akşamı bol baharatlı ve yağlı besinlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kaplan, "Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır. Reflü, hazımsızlık ve özellikle mayonez, kremalı yiyecekler tüketilmesine bağlı olaraktan besin zehirlenmeleri hastalarda görülebilmektedir. Bu tür sıkıntıları yaşamamak için hastalarda bazı basit önlemlerin alınmasını tavsiye etmekteyiz. Özellikle yılbaşı sofrasına çok aç oturulmamasını, mümkünse yemekten önce çorba gibi besinlerin tüketilmesini öneriyorum. Yılbaşında ana yemek olarak kırmızı, beyaz et, hindi etinin de tüketilmesini söylüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yılbaşının ertesi sabahı hafif kahvaltılar yapılmalı" Yılbaşı akşamı içecek tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Kaplan, yemekten sonra hafif kuru yemişler tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Kaplan, "Yemekten sonra çok ağır tatlılar yerine, meyve tatlıları, hafif kuru yemişlerin tercih edilmesini tavsiye ediyoruz. Ağır yemeklere bağlı acılı, bol baharatlı ve yağlı yemeklere bağlı hastalarda reflü şikâyetleri çok sık görülmektedir. Yılbaşının ertesi sabahı yormayacak, hafif kahvaltılar yapılmasını tavsiye etmekteyiz. Yemek sonrasında hazımsızlık sorunları çeken kişilerde nane, rezene gibi bitkisel çaylarında tüketilmesini tavsiye etmekteyiz. Yılbaşı akşamları içecek tüketimi biraz daha fazla oluyor. Yılbaşı akşamları içeceklerin olabildiğince az tüketilmesi sindirim sisteminiz açısından daha sağlıklı olacaktır. Reflü şikayet çok olan kişilerde antiasit ilaçlar ve şuruplar kullanmasını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
Yılbaşı akşamında yemek yerken pişman etmeyecek 10 altın kural
30 Aralık 2025 Salı - 18:50 Yılbaşı akşamında yemek yerken pişman etmeyecek 10 altın kural Yılbaşı günü sağlıklı beslenmek için önerilerde bulunan Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, "Tek bir gece tüm yıllık çabayı bozmaz ama aşırıya kaçmak da gereksiz şişkinlik, hazımsızlık ve sabah yorgunluğuna yol açar" dedi. Yılbaşı denince akla hindi, mezeler, kuruyemiş ve bolca tatlı ve içecek geldiğini belirten Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, geleneksel lezzetler bir yana, çoğu kişinin ocak ayının ilk günlerinde ‘fazla kaçırdım’ pişmanlığıyla tartıya çıkmaktan korktuğunu söyledi. Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı gecesinin ‘kaçamak günü’ olmadığını, sadece bir akşam yemeği olduğunu unutmamak gerekiyor. Tek bir gece tüm yıllık çabayı bozmaz ama aşırıya kaçmak da gereksiz şişkinlik, hazımsızlık ve sabah yorgunluğuna yol açar. Oysa küçük dokunuşlarla hem sofranızın zenginliğini koruyabilir hem de yeni yıla daha sağlıklı bir başlangıç yapabilirsiniz" şeklinde konuştu. "31 Aralık sabahını aç geçirmeyin" Yılbaşı gecesi kendinizi tamamen yasaklarla sıkmanın ya da tamamen serbest bırakmanın da doğru olmadığını belirten Dyt. Berna Ertuğ, "Önemli olan yılbaşı sofrasında da dengeli olmaktır. 31 Aralık gününde tüm gün aç kalmak yapılabilecek en büyük hatadır. Bu nedenle güne kahvaltıyla başlanmalı, ara öğünler atlanmamalı, öğle yemeğinde, akşam et yenileceğinden, sebze ağırlıklı beslenilmelidir" diye konuştu. Yılbaşı sofrasının uyulması gereken altın kurallar Yılbaşı sofrasında yapılması gerekenleri sıralayan Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı sofrasında en dikkat edilmesi gereken durum, açlık hissinin kontrolüdür. Sadece açlık nedeniyle değil, gecenin coşkusuna kapılarak aşırıya kaçmak yani sınırsız tüketim, yeni yılın ilk gününün sabahına ishal, mide bulantısı, besin zehirlenmesi, şişkinlik, hazımsızlık ve kan şekeri yüksekliği gibi sağlık sorunlarıyla uyanmaya neden olabilir. Tabak kuralını uygulayın: Tabağınızın yarısını sebze/salata, dörtte birini protein (hindi, balık, kırmızı et), dörtte birini karbonhidrat (pilav, börek, makarna) ile doldurun. Böylece otomatik olarak porsiyon kontrolü yapmış olursunuz. Kırmızı eti ızgara veya fırında tercih edin: Kırmızı et tüketilecekse, kızartma etler yerine fırında veya ızgarada pişirilen etler tüketilmelidir Hindinin derisiz yerinden seçin: Hindi derisi lezzetli olsa da doymuş yağ ve kalori bombasıdır. Derisiz göğüs eti hem daha az kalorilidir hem de daha çok protein içerir. Zeytinyağlıları başrole koyun: Yaprak sarma, barbunya pilaki, fava, enginar gibi zeytinyağlılar hem lezzetli hem de lif kaynağıdır. Masada bolca yer verseniz de suçluluk hissetmezsiniz. Ancak her mezeden 1-2 kaşıktan fazla tüketmeyin. Tatlıyı paylaşın: Yılbaşı sofrasında hamurlu tatlılar yerine sütlü ya da meyveli tatlılar bulunmalıdır. Tüm tatlılardan birer küçük dilim alın ya da tatlı tabağını masanın ortasına koyup çatal batırarak paylaşın. Böylece ’koca bir dilim yedim’ yerine ’tadına baktım’ dersiniz. Kuruyemişte ölçü önemli: 1 avuç (yaklaşık 25-30 gram) kuruyemiş 160-200 kaloridir. Bunun için ufak bir kase belirlenmeli ve içine beyaz leblebi, ceviz, fındık, fıstık, badem, kuru kayısı, kuru erik gibi çeşitlerden azar azar konulmalıdır. Alkol tüketimine dikkat edin: Alkol alımından uzak durulmalı ya da limit sınırlandırılmalıdır. Bu yapılamıyorsa alkol bol su veya soda ile sulandırılarak tüketilebilir. Böylece hem daha yavaş içersiniz hem de ertesi sabah baş ağrısı riski azalır. Ara öğün olarak meyve ve yoğurt bulundurun: Gece yarısından sonra acıkanlar için dilimlenmiş elma, armut, mandalina ve bir kase probiyotik yoğurt harika alternatiflerdir. Su içmeyi unutmayın: Her alkollü içecekten sonra 1 bardak su için. Hem alkolün etkisini azaltır hem de ertesi gün daha zinde kalkarsınız. Hareket edin: Gece yarısından sonra ‘İyi seneler’ ziyaretlerine yürüyerek gidin ya da ertesi sabah 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş yapın. Hem sindirime yardımcı olur hem de kalorilerin bir kısmını yakarsınız" ifadelerini kullandı. "Yılbaşı gecesi uyumadan önce bol su için" Yeni yılın ilk gününü zinde geçirmek için de öneride bulunan Dyt. Berna Ertuğ, "Yılbaşı gecesi uyumadan önce bol su için. Güne kahvaltı ile başlayın. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin. Gün içinde sıvı tüketiminizi artırın. Metabolizmanızı hızlandırmak için gün içinde 2 fincan bitki çayı tüketin. Antioksidan tüketimi yorgunluk, halsizlik gibi problemlerin etkisini azalttığından, nar, kivi, greyfurt, portakal mandalina gibi meyvelerden tüketin. Mümkünse egzersiz ve açık havada tempolu yürüyüş yapın. Öğünlerinizi az ve sık planlayın" dedi.
Sağlıkta 2025 bilançosu: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli
30 Aralık 2025 Salı - 17:49 Sağlıkta 2025 bilançosu: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli Sağlık Bakanlığı, 2025 yılında ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetleri, dijitalleşme, yerli üretim ve farkındalık kampanyalarıyla sağlık sistemini güçlendirmeye yönelik çok sayıda uygulamayı hayata geçirdi. Sağlık Bakanlığı 2025 yılındaki çalışmalarını, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda; ‘Koruyan, Geliştiren, Üreten Sağlık’ modelini esas alarak sürdürdü. ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’, ‘Dumansız Türkiye’, ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ ve benzeri kampanyalarla, hastalanmadan önce sağlığı önceleyen bir yaklaşımla toplumda sağlıklı yaşam kültürü oluşturmayı hedefleyen Bakanlık, pek çok yeniliği de hayata geçirdi. Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirildi Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında bu yıl, 40-69 yaş arasındaki 1 milyon 40 bin 885 kişiye mamografi taraması yapıldı. Ulusal Mamografi Raporlama Sistemi sayesinde son 1 yılda 25 binden fazla kadında kanser erken teşhis edildi. Daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması için kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme uygulaması hayata geçirildi. Bu kapsamda yaklaşık 15 milyon vatandaş kanser taramalarına davet edildi. Kronik hastalıklara erken teşhis Hastalık Yönetim Platformu’nda (HYP) yer alan ‘diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler risk, obezite, yaşlı değerlendirme, koroner arter hastalığı, kronik böbrek hastalığı, inme, astım, KOAH’ modülleri aracılığıyla son 1 yıl içinde 69 milyon tarama ve 43,6 milyon izlem yapıldı. Çocukluk çağı aşı takvimine yeni aşılar eklendi Bu yıl, Türkiye’de 1998 yılından itibaren uygulanan Hepatit B aşısı ile 2008 yılından bugüne uygulanan beşli karma aşıyı (difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci, hemofilus influenza tip b) bir araya getiren ‘altı bileşenli karma aşı’ uygulamasına başlandı. Ayrıca; aşılama programına tetanos-difteri-aselüler boğmaca (TDAB) aşısı da eklendi. Randevuya erişimde kolaylık Vatandaşların Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile aile hekimlerine; ‘muayene randevusu’ alabildiği Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden (MHRS) 2025 yılından 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı. Sistemden günlük verilen ortalama randevu sayısı 1,7 milyonu buldu. Sistem, 81 ilde 72 branşta aynı güne, 73 ilde aynı günde tüm branşlara randevu verilebilecek hale getirildi. Yapılan düzenleme ve iyileştirmelerle; randevu bekleyen hasta sayısı 4 milyondan 400 binin altına düştü. Randevu bekleyen vatandaşların oranı ise yüzde 90 azaldı. Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ve Gebe Okullarına vatandaşların MHRS üzerinden randevu alarak da gidebilmesi sağlandı. Ayrıca şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarına MHRS’de randevu önceliği tanındı. Aynı zamanda bu yıl, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu talebi oluşturmadan önce vatandaşların tercihine sunmak üzere ‘aile hekimine yönlendirme’ uygulaması devreye alındı. Ayrıca, aile hekimliklerinde akupunktur ve fitoterapi uygulamaları başladı. Kampanyalarla farkındalık çalışmaları Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Programı’ yürütülmeye başladı. Programın başlangıcından bu yana 855 okulda 284 bin 723 öğrenciye ulaşıldı. ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ Kampanyası kapsamında 3 ayda Türkiye genelinde 10 milyondan fazla vatandaşın boy-kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Çalışmalar sonucunda vücut kitle endeksleri hesaplanan vatandaşların yaklaşık yüzde 65’inin fazla kilolu olduğu tespit edilerek Sağlıklı Yaşam Merkezleri’ndeki diyetisyen ve fiziksel aktivite danışmanlarına yönlendirme yapıldı. ‘Dumansız Türkiye’ sağlık iletişimi kampanyası yürütüldü. 81 ilde çapraz denetimlerle kafe ve restoranlarda sigara yasağına uyulup uyulmadığına dair denetimler yapıldı. 4 milyonu aşkın denetimde 30 binden fazla ihlal tespit edildi. Öte yandan Tütünle Mücadele Timleri (TİM) 700 bine yakın vatandaşa ulaştı. 277 bin vatandaş ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattına yönlendirildi. Mobil sigara bırakma poliklinikleri ve TİM’ler tarafından 180 binden fazla vatandaşa danışmanlık hizmeti verildi. ‘Normal Doğum Eylem Planı’ sayesinde primer sezaryen oranında 4.1 puanlık yani yüzde 12,3’lük düşüş sağlandı. Anne adaylarına rehberlik edecek uygulamalar Bu yıl, anne dostu hastane sayısı 39 yeni hastane ile 194’e yükseldi. Gebe Okullarında 554 bin 824 gebeye eğitim verilirken; ‘Her Gebeye Ebe Uygulaması’ kapsamında 377 bin gebeye ulaşıldı. Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması ile gebelik, doğum, lohusalık ve 0-2 yaş arası bebek bakımıyla ilgili bilimsel bilgiler kullanıcıların ücretsiz erişimine sunuldu. Uygulama mobil marketlerden 76 bin kez indirilerek binlerce anne ve aileye ulaştı. Sağlıkta dijitalleşme hız kazandı E-nabız üzerinden hizmet veren ‘NeyimVar?’ uygulaması ile son 1 yılda 5,9 milyon kişi randevu alırken hastalık belirtilerine göre, doğru branşa yönlendirildi. RADIS-Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi projesi ile gereksiz görüntüleme tetkikleri azaltıldı, maliyetler düşürüldü. Evde Sağlık Yönetim Sistemi’ne (ESYS) e-Rapor entegrasyonu ile tam bağımlı veya 80 ve üstü yaştaki kişilere ait 583 bin 493 raporun otomatik olarak yenilenmesi sağlandı. ‘Dijital organ bağışı düzenlemesi’ ile bağışın e-Nabız Sistemi üzerinden yapılması sağlanarak bağış süreçleri kolaylaştırıldı. Uygulamanın hayata geçirildiği ekim ayından itibaren yaklaşık 45 binden fazla vatandaş organını e-Nabız profili üzerinden bağışladı. Milli teknoloji hamlesinin sağlıktaki yansıması ‘üreten sağlık’ ‘Üreten Sağlık’ modeli kapsamında verilen proje destekleri ile 41 adet yerli ürün geliştirme projesi başlatıldı. Bu kapsamda; ASELSAN ile geliştirilen yerli kalp-akciğer makinesinin ilk testleri başarıyla tamamlandı. Yerli üretim cihaz, gelecek yıldan itibaren Türkiye’deki hastanelerde kullanılacak. Glikoz seviyelerinin 24 saat boyunca anlık izlenmesini sağlayan Yerli Sürekli Glikoz İzleme Cihazı’nın ise üretimi tamamlanarak klinik çalışmalarına başlandı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Biyoteknoloji Enstitüsü ile Kanser Enstitüsü’nün ortak projesiyle CAR-T hücre tedavisi Türkiye’de yerli imkanlarla geliştirildi. ASELSAN iş birliğiyle Mobil Dijital Röntgen Cihazı geliştirildi ve kamu hastanelerinde cihazların kullanımına başlandı. ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli otomatik şok cihazının- Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) dağıtımına başlandı. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda TÜSEB-Biosys iş birliğiyle geliştirilen Ev Tipi Mekanik Ventilatör ’Bioxy’nin ilk kez tanıtımı yapıldı. Aşıdan biyoteknolojiye, tanı kitlerinden yapay zeka destekli tıbbi cihazlara kadar sağlık teknolojileri alanında Ar-Ge ve Ür-Ge amaçlı bin 924 (1.924) proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklendi. ‘Üreten Sağlık’ modelinin en önemli adımlarından biri olan ‘4Fikirden Ürüne Portalı’ hayata geçirildi. SMA ilacının yerli üretimi ve yerli aşıların üretimi Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Polifarma İlaç arasında SMA ilacının yerli üretimine ilişkin protokol imzalandı. İlacın seri üretimine 2026 yılında geçilmesi hedefleniyor. Kuduz ve Kırım Kongo aşılarının tamamen yerli üretimi için yürütülen laboratuvar çalışmalarının son aşamasına gelindi. İlaç, kozmetik ve tıbbi cihaz denetimleri sürdürüldü Sağlık Bakanlığı 2025 yılında ilaç, tıbbi cihaz, kozmetik, biyosidal ürünler (vücutla temas eden) ile sağlık beyanıyla yapılan satış ve tanıtımlara ilişkin denetimlerini aralıksız sürdürdü. İnternet, sosyal medya ve benzeri mecralarda yapılan ilaç satış veya tanıtımlarına yönelik denetimleri sonucunda, 1418 internet sitesinin erişime kapatılması sağlandı. Yine aynı mecralarda, sağlık beyanı kullanılarak yapılan ürün satış ve tanıtımlarına yönelik denetimlerde 3407 internet sitesi erişime engellendi. Mevzuata aykırı satış ve tanıtımlara yönelik olarak idari para cezaları uygulandı. Sağlıkta dijital denetim dönemi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla, tüm sağlık kuruluşlarında dijital denetimler başlatıldı. Sağlık hizmet sunumunda karşılaşılan gerek finansal gerekse insan sağlığı açısından riskli olabilecek durumları yapay zeka destekli veri analiz yöntemiyle tespit ederek önleyen, Risk Esaslı Denetim Sistemi’nin (REDES) başarı oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. Acil sağlık hizmetleri 2025 yılında da kesintisiz devam etti Acil sağlık hizmetleri ülke genelinde tüm kırsal bölgeleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırıldı, acil sağlık hizmetleri istasyon sayısı 3 bin 574 ’e çıkarıldı. Türkiye’de, 2025 yılında yaklaşık 6,5 milyon hasta veya yaralı kara ambulanslarıyla, 3 bin 206 hasta veya yaralı deniz ambulanslarıyla, 50 bin 684 hasta veya yaralı ise hava ambulanslarıyla hastanelere nakledildi. Sağlık yatırımları hız kazandı. Bu yıl Türkiye genelinde 60 yeni ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisinin yapımı tamamlandı. 302 yeni Aile Sağlığı Merkezi ve 71 Sağlıklı Hayat Merkezi açıldı.