Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
Sınırda korkutan patlama: Tır küle döndü
Kayseri’de ev yangını: Engelli kadın hayatını kaybetti!
Arda Güler: "Böyle vuruş kalitem var"
İsrail ordusu: "İran'da savaş uçağımıza füze ateşlendi, hasar yok"
Bayramın ikinci gününde İstanbul’da trafik yoğunluğu
Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi
SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor"
21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31
Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58
Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı
Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:27
Normal doğum Gümüşova’da anlatıldı
Düzce’nin Gümüşova ilçesinde anne ve anne adaylarına yönelik düzenlenen eğitim programında, normal doğumun önemi ve süreci detaylı şekilde anlatıldı. Normal Doğum Eylem Planı kapsamında Gümüşova İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen "Doğal Olan Normal Doğum" konulu eğitim programında, katılımcılara doğum sürecine ilişkin kapsamlı bilgiler verildi. Gebe Okulu Koordinatörü Mükerrem Bayrak tarafından verilen eğitimde, anne ve anne adaylarına normal doğumun önemi, süreci ve sağladığı avantajlar hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Programda, normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekilerek, doğum sürecine ilişkin doğru bilinen yanlışlar ele alındı. Eğitim süresince katılımcıların soruları yanıtlanırken, doğuma hazırlık süreci, gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar ve sağlıklı bir doğum için öneriler paylaşıldı. Yetkililer, Normal Doğum Eylem Planı kapsamında benzer bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek, anne ve anne adaylarının bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini ifade etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun
Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
2
20 Mart 2026 Cuma- 11:19
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
4
20 Mart 2026 Cuma- 09:40
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
5
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
30 Aralık 2025 Salı - 16:57
Sağlık Bakanlığı’ndan Kilis’e 4 yeni acil sağlık aracı
Kilis’e Sağlık Bakanlığınca 2 ambulans ve 2 UMKE aracı tahsis edilirken, yeni araçların hizmete alınmasıyla birlikte Kilis’teki ambulans sayısı 31’e ulaştı. İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, 2025 yılı içerisinde ambulans ekipleri tarafından 23 bin vakaya müdahale edildiğini belirterek, "İl merkezinde vakalara ortalama 6 dakikada, köylerde ise 13 buçuk dakikada müdahale ediliyor. Yeni araçlarımızla birlikte ambulans sayımız 31’e ulaştı. Acil sağlık hizmetlerimizi daha da güçlendirmiş olduk" dedi. Kilis Valisi Tahir Şahin ise bugün 4 yeni aracın hizmete girmesinin kentte yapılan kamu yatırımlarının sembolik bir göstergesi olduğunu ifade ederek, "Sağlık çalışanlarımızdan razıyız. Allah hepsinden razı olsun. Tüm sağlık çalışanlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. Programa, Kilis Milletvekili Mustafa Demir, AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen ile diğer protokol üyeleri katıldı.
30 Aralık 2025 Salı - 16:21
Mengücek Gazi EAH’de ileri düzey görüntüleme hizmeti
Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde PET BT Kliniği faaliyete başladı. Yeni hizmet biriminin Erzincan’ın yanı sıra bölge iller için de önemli bir sağlık ihtiyacını karşılayacağı belirtildi. PET BT Kliniğinin tanıtımında konuşan Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Rahime Şahin, Pozitron Emisyon Tomografisi ve Bilgisayarlı Tomografi (PET/CT) cihazının özellikle onkolojik hastaların tanı ve tedavi süreçlerinde kritik rol oynadığını söyledi. Dr. Şahin, cihazın kanser hastalarının teşhisinde, hastalığın yaygınlığı ve evresinin belirlenmesinde, tedavi sonrası yanıtın değerlendirilmesinde ve takipli hastalarda nüks şüphesinin tespitinde etkin olarak kullanılacağını ifade etti. PET/CT görüntülemenin ilaçlı olarak uygulanacağını belirten Şahin, ilk hasta kabulüne başlandığını kaydetti. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ise başlangıçta günlük 5 hastanın PET CT çekimi için kabul edileceğini belirterek, artan kanser vakalarına daha hızlı ve etkin tanı konulabilmesi açısından kliniğin büyük önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Kuyrukluyıldız, Erzincanlı hastaların il dışına sevk edilmesinin önüne geçildiğini, ilerleyen süreçte ise şehir dışından da hasta kabul edileceğini dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin de Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 500 yatak kapasitesi, deprem izolatörlü yapısı ve donanımlı altyapısıyla PET CT cihazı için uygun koşullara sahip olduğunu belirtti. PET CT eksikliği nedeniyle hastaların uzun süredir il dışına sevk edildiğini hatırlatan Tekin, cihazın 25 Aralık tarihinde kurularak hizmete alındığını ifade etti. Dr. Tekin, çevre illerden gelecek hastaların da artık Erzincan’da teşhis ve tedavi imkânına kavuşacağını söyledi.
30 Aralık 2025 Salı - 16:12
Bayburt’ta sağlıkta bir başarı hikâyesi
Bayburt Devlet Hastanesi’nde hareketsiz kalma dönemi sonrasında gelişen bacakta ani şişlik ve nefes darlığı şikâyetleriyle başvuran bir hastaya, ileri düzey endovasküler girişim başarıyla uygulandı. Hastaneye başvuran hastaya yapılan değerlendirmeler sonucunda, sol iliofemoral derin ven trombozu (bacak ana toplardamarının pıhtı ile tıkanması) ve pulmoner emboli (akciğere kan taşıyan damara pıhtı atması) tanısı konuldu. Anjiyografi eşliğinde planlanan endovasküler girişim kapsamında, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Aylin Yıldız tarafından, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hakan Duzla eşliğinde Bayburt Devlet Hastanesi’nde ilk kez inferior vena cava filtresi yerleştirilmesi ve farmakomekanik trombektomi işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Operasyon sonrası yoğun bakım ve servis takipleri tamamlanan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve şifa ile taburcu edildiği bildirildi. Yetkililer, bu süreçte emeği geçen Kalp ve Damar Cerrahisi Servisi, 2. Basamak Yoğun Bakım, Anjiyografi ve Anestezi ekiplerinde görev alan tüm hekim, hemşire, teknisyen ve sağlık personeline teşekkür ederek, hastaya geçmiş olsun dileklerini iletti.
30 Aralık 2025 Salı - 13:23
İstanbul’da yılbaşı hazırlığı: 31 Aralık’ta 10 bin 552 sağlık çalışanı görevinin başında olacak
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, sosyal medya hesabından yılbaşına ilişkin yaptığı açıklamada, "Tüm hazırlıklarımızı tamamladık, 31 Aralık 2025-1 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul genelindeki 60 sağlık tesisimizde sağlık hizmetleri kesintisiz olarak sürdürülecektir. 31 Aralık itibarıyla 10 bin 552, 1 Ocak itibarıyla ise 10 bin 118 sağlık personelimiz görev başında olacaktır" dedi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, sosyal medya hesabından yılbaşında İstanbul’daki sağlık hizmetine yönelik açıklama yaptı. Doç. Dr. Güner açıklamada, "İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü olarak, yılbaşı süresince vatandaşlarımıza kesintisiz sağlık hizmeti sunulabilmesi amacıyla tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Bu kapsamda, kent genelinde oluşabilecek her türlü ihtiyaca hızlı ve etkili şekilde müdahale edebilmek için gerekli planlamalar titizlikle yapılmıştır. 31 Aralık 2025 - 1 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul genelindeki 60 sağlık tesisimizde sağlık hizmetleri kesintisiz olarak sürdürülecektir. 31 Aralık itibarıyla 10 bin 552, 1 Ocak itibarıyla ise 10 bin 118 sağlık personelimiz görev başında olacaktır. Ayrıca 112 Acil Sağlık Hizmetleri kapsamında il genelinde 340 aktif istasyonda, bin 304 sağlık personeli ile vatandaşlarımıza hizmet verilmeye devam edilecektir" dedi. "İstanbul halkının yeni yılını sağlık, huzur ve esenlik temennilerimizle karşılıyoruz" Açıklamasında devamında ise Doç. Dr. Güner, "Sağlık çalışanlarımız, yılın her günü olduğu gibi yeni yıl gecesinde de görevlerini büyük bir sorumluluk bilinciyle ve özveriyle sürdürecektir. Gösterdikleri bu fedakarlık, toplum sağlığının korunması ve hizmetin sürekliliği açısından hayati önem taşımaktadır. Bu anlamlı katkıları dolayısıyla tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyor, İstanbul halkının yeni yılını sağlık, huzur ve esenlik temennilerimizle karşılıyoruz. Vatandaşlarımızın yeni yılı güven ve huzur içinde karşılayabilmesi için sağlık hizmetlerimiz, il genelinde 24 saat kesintisiz olarak sunulmaya devam edecektir" ifadelerine yer verdi.
30 Aralık 2025 Salı - 13:10
Sağlık ekipleri karlı yolda zamanla yarışarak hastaya ulaştı
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde, solunum sıkıntısı yaşayan 63 yaşındaki hasta, yoğun kar yağışı ve buzlanmanın etkili olduğu bölgede sağlık ekiplerince zamanla yarışarak hastaneye sevk edildi. İl Sağlık Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre, 29 Aralık tarihinde saat 18.37’de, ilçenin Çakallı Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Selim Kahraman (63), solunum sıkıntısı şikayetiyle Sağlık Komuta Kontrol Merkezi’ne ambulans talebinde bulunuldu. İhbar üzerine Bismil 1 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ekibi görevlendirildi. Yoğun kar yağışı, buzlanma ve yolun kapalı olması nedeniyle ambulans ekibinin vakaya kara yolu ile ulaşamadığı bildirildi. Bunun üzerine Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), hastaya ulaşıp ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan İl Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, zorlu kış şartlarına rağmen sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürüldüğünü vurgulayarak, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için tüm ekiplerin sahada ve teyakkuz hâlinde görev yaptığını belirtti. Asiltürk, kar, buzlanma ve kapalı yollar gibi olumsuzluklara karşı UMKE ve acil sağlık ekiplerinin koordinasyon içinde çalıştığını ifade etti.
30 Aralık 2025 Salı - 13:03
Prof. Dr. Uzbay: "Kumar ve bahis bağımlılığının kimyasal bağımlılıktan farkı yok"
SAMSUN (İHA) – Prof. Dr. Tayfun Uzbay, aile kurumuna zarar veren davranışlar arasında yer alan kumar ve bahis bağımlılığının, kimyasal madde bağımlılığından hiçbir farkı olmadığını söyledi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen "21’inci Yüzyılda Bağımlılık" konulu konferansta konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, madde ve davranışsal bağımlılıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. "Kumar ve bahis bağımlılığının kimyasal bağımlılıktan farkı yok" Her türlü bağımlılığın aile yapısına zarar verdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, 2000’li yıllarla birlikte bağımlılık türlerinin değişmeye başladığını belirtti. Uzbay, "Davranışsal bağımlılıklar diye adlandırılan yeni bir kavram ortaya çıktı. Aslında 21’inci yüzyılda bağımlılığı iki gruba ayırıyoruz: Kimyasal maddelere bağlı bağımlılıklar ve kimyasal olmayan bağımlılıklar. Tütün, alkol, esrar, eroin ve kokain gibi maddeler kimyasal bağımlılıklardır. İnternet, akıllı telefon, sosyal medya, oyunlar, kumar ve bahis ise kimyasal olmayan bağımlılıklar olarak karşımıza çıkıyor. Kumarın şekil değiştirmesi, yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir hale gelmesi ciddi bir tehdit oluşturuyor. Aile yapısını tehdit etme açısından kimyasal bağımlılıklarla diğer bağımlılıklar arasında hiçbir fark yok" dedi. "Fazla kolaycılık bilişsel becerileri zayıflatıyor" Kolaycılığın gençler üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Uzbay, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte bilişsel işlevlerde gerileme yaşandığını söyledi. Uzbay, "Araştırmalar, internetin hayatımıza girmesiyle birlikte ortalama IQ seviyesinde düşüş olduğunu gösteriyor. Z ve alfa kuşakları için büyük beklentiler vardı ancak fazla kolaycılığa yöneldikçe okuma ve yazma becerileri zayıflıyor. Sürekli ekrana dokunuyoruz ama yazamıyoruz. Kalem tutmakta zorlanan gençler görüyoruz. İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, el becerisi ve muhakeme gücüdür. Bu dijital devrime henüz tam olarak adapte olabilmiş değiliz. Tarım ve sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu sürecin de kurbanları olacak. Bu nedenle süreci bilinçli yaşamak gerekiyor" diye konuştu. "Bağımlılık bir beyin hastalığıdır" Bağımlılığın yalnızca ahlaki bir sorun olarak ele alınmasının yanlış olduğunu vurgulayan Uzbay, "Bağımlılık, keyif verici bir unsurun beyni etkilemesiyle ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır. Parkinson, depresyon ve anksiyete gibi beyinle ilişkili hastalıklar neyse, bağımlılık da aynı şekilde değerlendirilmelidir. Bağımlılığı sadece irade veya ahlak zayıflığı olarak görmek çözümü yanlış yerden aramaktır. Bağımlılık ahlaki değerleri çökertir, aile yapısına zarar verir ve toplumsal çürümeyi hızlandırır. Bu nedenle mutlaka kontrol altına alınmalı ve tedavi stratejileriyle ele alınmalıdır. Aksi halde toplum içinde yayılma riski taşır" ifadelerini kullandı.
30 Aralık 2025 Salı - 12:22
Şırnak’ta UMKE zamanla yarıştı
Şırnak’ta rahatsızlanan 2 yaşındaki çocuk, UMKE ekiplerinin karlı yollardaki zorlu mücadelenin ardından hastaneye yetiştirildi. Olumsuz hava şartları nedeniyle yolda mahsur kalan bir ambulans, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından yapılan müdahale ile güvenli alana alındı. UMKE ekipleri, burada ambulansın yeniden hareket etmesini sağladıktan sonra gelen bir ihbar üzerine Şırnak merkeze bağlı Araköy’e yönlendirildi. Araköy’de rahatsızlanan 2 yaşındaki çocuk, karla kaplı ve ulaşımın güçlükle sağlandığı yollardan UMKE ekiplerinin özverili çalışmasıyla alınarak hastaneye yetiştirildi. Küçük çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yetkililer, yoğun kar yağışına rağmen sağlık ve kurtarma ekiplerinin 24 saat esasına göre görev başında olduğunu belirterek, vatandaşlardan zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları konusunda uyarıda bulundu.
30 Aralık 2025 Salı - 11:16
BURTOM, saç ekiminde eğitim merkezi oldu
Başta Bursa olmak üzere yaklaşık 15 ildeki tıbbi görüntüleme ve tanı merkezleri, tıp merkezleri ve diğer sağlık birimleriyle ayda 200 bini aşkın kişiye hizmet veren BURTOM Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilerek, Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı düzenlemeye başladı. Doç. Dr. Alper Aksoy’un yönetimindeki ilk sertifika programı tamamlanarak, katılımcılara sertifikaları verildi. BURTOM Sağlık Grubu’nun ileri tıp uygulamalarındaki birikimini profesyonellere aktarmak amacıyla düzenlediği "Saç Ekimi Uygulayıcı Sertifikalı Eğitim Programı", Doç. Dr. Alper Aksoy ve uzman hekimler tarafından Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi’nde başarıyla tamamlandı. Saç ekimi alanında hem teorik hem de uygulamalı bilgi düzeyini artırmayı hedefleyen program, sektörde görev yapan uzmanlara güncel teknikler, sterilizasyon ve hasta güvenliği protokolleri, operasyon aşamaları ve etik uygulamalara yönelik kapsamlı içerikler sundu. Katılımcılar, gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde saç ekimi süreçlerini sahada deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sürecini değerlendiren Doç. Dr. Alper Aksoy, şu ifadeleri kullandı: "Sağlık Bakanlığı, saç ekimi konusunda sertifikalı bir eğitim programı standardı oluşturdu. Bu eğitimler, ancak ‘Eğitim Merkezi’ niteliği taşıyan kurumlarda düzenlenebiliyor. BURTOM Sağlık Grubu olarak, gerekli yeterlilikleri sağlayarak ‘Eğitim Merkezi’ niteliğini aldık. Bu sertifikalı eğitim programının amacı; tabiplere, ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ve uygulamalar çerçevesinde, tıbbi endikasyonu olan kişilere saç ekimi uygulaması yapacak ve görevlerini eksiksiz yerine getirebilecek gerekli bilgiyi, beceriyi, tutumu ve yeterliliği kazandırmaktır. Saç ekimi, yüksek hassasiyet ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir alandır. Bu nedenle doğru eğitimlerle donatılmış profesyoneller yetiştirmek, hem hasta güvenliği hem de operasyon kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Burtom Sağlık Grubu olarak bu alandaki bilgi ve deneyimimizi meslektaşlarımıza aktarmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz." Program sonunda, eğitimlerini başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları takdim edildi.
30 Aralık 2025 Salı - 10:56
Kış aylarında RSV enfeksiyonuna dikkat
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Taha Metin, kış aylarında çocuklarda sık görülen RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) enfeksiyonuna karşı aileleri uyardı. RSV enfeksiyonunun genellikle küçük çocukların hastalığı olarak bilinse de yetişkinleri de etkileyebildiğini belirten Dr. Metin, hastalığın çoğunlukla hafif şikâyetlerle seyrettiğini söyledi. Ancak erken doğum öyküsü bulunan, bağışıklık sistemi zayıf olan, kronik akciğer ya da kalp hastalığı bulunan çocuklarda hastalığın daha ağır seyredebildiğine dikkat çekti. Metin, "RSV enfeksiyonu genellikle 38 dereceyi geçmeyen ateş, öksürük, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde yaşarma ile ortaya çıkabilmektedir" dedi. Her enfeksiyonda olduğu gibi RSV’de de çocuğun genel durum takibinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Metin, ailelerin çocuğun etrafla ilgisini, beslenmesini ve aktivitesini yakından izlemesi gerektiğini ifade etti. Bu alanlarda sorun yoksa çocuğun genel durumunun iyi kabul edilebileceğini belirten Metin, "Hırıltı ve öksürük varlığı tek başına hastaneye yatış gerekçesi değildir. Hastaneye yatış gerekiyorsa kan oksijen düzeyini ölçüyor ve gerekirse oksijen desteği sağlıyoruz. Ayrıca sıvı ve beslenme desteği veriyoruz" diye konuştu. RSV’ye özgü bir tedavinin bulunmadığını belirten Metin, erken doğum öyküsü olan, kronik kalp ve akciğer hastalığı bulunan ve bağışıklık sistemi zayıf çocuklarda RSV’ye karşı koruyucu antikor tedavisi uygulanabildiğini söyledi. Metin, "Diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi RSV’de de antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz. Ancak viral enfeksiyon üzerine bakteriyel enfeksiyon gelişirse, doktor değerlendirmesiyle antibiyotik tedavisi başlanabilir" ifadelerini kullandı. Ateş ölçerken cilt kuru olmalı Çocuklarda ateş ölçümünün rektal, kulak, koltuk altı, alından ve ağızdan termometre ile yapılabildiğini dile getiren Dr. Metin, en sık kulak, koltuk altı ve alın ölçümlerinin tercih edildiğini söyledi. Ateş ölçümü sırasında cildin ıslak ya da nemli olmaması gerektiğini vurgulayan Metin, "Ateş en az iki kez ölçülmeli ve termometrelerin kalibrasyonu yapılmış olmalıdır. Unutulmamalıdır ki ateşin derecesinden çok çocuğun genel durumu önemlidir. Aktif ve iyi beslenen çocuk bizim için güven verici bir işarettir" dedi.
30 Aralık 2025 Salı - 10:51
Uzman Op. Dr. Yıldız, HPV aşısı hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, HPV aşısı hakkında bilgi verdi. Uzman Op. Dr. Yıldız, "HPV (İnsan Papilloma Virüsü), dünyada en yaygın görülen cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. Bazı HPV tipleri rahim ağzı kanseri başta olmak üzere, genital siğiller ve çeşitli kanserlere yol açabilmektedir. HPV’ye karşı en etkili korunma yolunun aşı" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, "HPV aşısının dozu, kişinin yaşına ve bağışıklık durumuna göre değişmektedir. 9-14 yaş arası çocuk ve gençlerde, 2 doz yeterlidir, İlk dozdan 6 ay sonra ikinci doz yapılır, 15 yaş ve üzeri bireylerde, 3 doz yapılır, 1. dozdan sonra, 2. doz: 2 ay sonra, 3. doz: 6 ay sonra, Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde de 3 doz uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı. Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, "Mevcut bilimsel verilere göre HPV aşısı tamamlandıktan sonra tekrar doz (rapel) yapılmasına gerek yoktur. Aşı, uzun yıllar koruyuculuk sağlar. Yani aşı bir kez, önerilen doz sayısı kadar yapılır. Her yıl ya da belirli aralıklarla tekrar edilmesi gerekmez. Bir kür şeklinde uygulanır. Yani 2 dozluk ya da 3 dozluk seri bir kez tamamlanır. Aynı kişinin tekrar tekrar HPV aşısı yaptırmasına gerek yoktur. Kız ve erkek çocuklara. Kadınlara ve erkeklere. Cinsel ilişki öncesinde yapılması en yüksek korumayı sağlar. Ancak cinsel olarak aktif bireyler de aşıdan fayda görebilir. HPV aşısı kanser taramalarının yerine geçmez. Kadınların düzenli smear testi , hpv testi ve jinekolojik kontrollerine devam etmesi gerekmektedir. HPV aşıları, dünya genelinde milyonlarca kişiye uygulanmış, güvenilirliği kanıtlanmış aşılardır. En sık görülen yan etkiler, aşı yerinde hafif ağrı. Kızarıklık, Kısa süreli halsizliktir" diye konuştu.
30 Aralık 2025 Salı - 10:50
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Koca: "Fizik tedavide ameliyatsız tedaviler yüz güldürüyor"
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, bir çok kas-iskelet sistemi hastalıklarında ameliyatsız tedavilerle yüz güldürücü sonuçlar aldıklarını ifade etti. Günümüzde özellikle bel ve boyun fıtıklarında modern tedavi yöntemleri ile hastaların büyük genelinde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alındığını belirten Doç. Dr. İrfan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları başta olmak üzere kas-iskelet sistemi hastalıkları, günümüzde her yaş grubunda yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında uygulanan ameliyatsız modern tedavi yöntemleri, pek çok hastada cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor" dedi. "Ameliyat son çare olmalı" Kas ve iskelet sistemi hastalıklarının tedavisi ile ilgili bilgilendirmede bulunan Doç. Dr. İrfan Koca, fizik tedavi ve rehabilitasyonun yalnızca klasik cihaz uygulamalarından ibaret olmadığını vurguladı. Koca, "Doğru hasta seçimi ve kişiye özel planlanan tedavilerle, bel ve boyun fıtıkları, eklem ağrıları, spor yaralanmaları ve kronik kas-iskelet sistemi ağrılarında ameliyatsız yöntemlerle yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Ameliyatsız tedavide hangi yöntemler kullanılıyor" Ameliyatsız tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Koca, "Robotik Lazer Tedavisi, Nöral terapi, Proloterapi, Manuel terapi, Ozon tedavisi, PRP (Platelet Rich Plasma), Akupunktur, Kuru iğne tedavisi, Nokta atış (hedef odaklı) tedaviler ve Kişiye özgü egzersiz programları ile ameliyatsız tedavide yüz güldüren sonuçlar alıyoruz. Bu tedaviler hastanın klinik durumuna göre tek başına ya da kombine şekilde uygulanabiliyor. Bu tedavileri uygularken amacımız yalnızca ağrıyı azaltmak değil, altta yatan yapısal ve fonksiyon bozuklukları tedavi etmektir. Ameliyat her zaman son seçenek olmalıdır. Pek çok hastada cerrahi kararı verilmeden önce mutlaka fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı tarafından kapsamlı değerlendirme yapılması gerekir" şeklinde konuştu. "Erken müdahale başarıyı artırıyor" Erken dönemde başlanan ameliyatsız tedavilerin iyileşme süresini kısalttığını vurgulayan Doç. Dr. Koca, gecikmiş başvuruların ağrının kronikleşmesine ve tedavi sürecinin uzamasına neden olabileceği uyarısında bulundu. Doç. Dr. Koca, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında uygulanan bu bütüncül yaklaşımlar sayesinde hastaların, günlük yaşamlarına daha hızlı, güvenli ve bağımsız şekilde dönebildiğini ifade etti.
30 Aralık 2025 Salı - 10:12
"Yılbaşı yemeği için gün boyu aç kalmak tehlikeli"
Yeni yılın gelişini kutlamak için kurulan sofralarda kontrolsüz gıda ve içecek tüketmenin ciddi sindirim problemlerine yol açarak acil servis başvurularına neden olabildiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Yılbaşında bütün gün aç kalarak akşam yemeğine yüklenmek mideyi travmaya sokar. Özellikle reflü ve gastrit hastaları alkol, yağlı et ve baharat kombinasyonlarından uzak durmalıdır" dedi. Yılbaşı gecesi denince akla; deniz ürünlerinden zeytinyağlılara, fırın yemeklerinden çeşit çeşit yemiş ve tatlılara kadar uzanan görkemli sofralar geliyor. Ancak bu çeşitlilik, porsiyon kontrolü yapılmadığında sindirim sistemi üzerinde ağır bir yük oluşturabiliyor. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, yılbaşı gecesi yapılan beslenme hatalarının sadece hazımsızlığa değil, kalp krizini taklit eden ağrılara ve şeker komasına kadar varabilen ciddi tablolara yol açabileceği uyarısında bulundu. "Acil servis başvuruları yılbaşı gecesi artıyor" Yılbaşı gecesi aşırı miktarda yiyecek ve asitli-alkollü içecek tüketilmesine bağlı olarak acil servislere yapılan başvuruların arttığını söyleyen Prof. Dr. Tanoğlu, "Midede artan gıda hacmi, özellikle yağdan zengin gıdalar nedeniyle boşaltımı yavaşlatır; bu da şişkinlik, geğirme ve hazımsızlık gibi şikâyetleri tetikler. Ayrıca alkol, baharatlı ve asitli yiyecekler, yemek borusunun alt kapağını gevşeterek şiddetli reflü ataklarına, mide mukozasının tahriş olması ise akut gastrit tablosuna neden olur. Yağlı yiyeceklerin safra kesesini ani uyarması, özellikle safra taşı veya çamuru olan bireylerde şiddetli safra kesesi sancılarını başlatabilir" ifadelerini kullandı. "Şikayetler kalp krizi ile karışabiliyor" Yılbaşında acil servislere mide ve sindirim sistemiyle ilgili başvuruların önemli bir kısmını, kısa sürede fazla ve ağır yiyecek tüketimine bağlı gelişen akut şikâyetlerin oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "En sık şiddetli mide yanması ve göğüs arkasında ağrı ile seyreden reflü atakları, yoğun mide ağrısı ve bulantı-kusma ile kendini gösteren akut gastrit tabloları görülür; bu yakınmalar çoğu zaman alkol, baharatlı ve yağlı gıdaların birlikte tüketilmesinden sonra ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla mide dolgunluğu, aşırı şişkinlik ve hazımsızlık hissiyle başvurur; bu tablo bazen göğüs ağrısıyla ve hatta kalp krizi ile karışabildiği için acil değerlendirme gerektirir. Tekrarlayan ve durdurulamayan kusmalar, özellikle alkol alımı sonrası geliştiğinde, acil servise başvurunun önemli nedenlerinden biridir. Bunun yanında sağ üst karın ağrısı, bulantı ve sırta vuran ağrı ile seyreden safra koliği atakları, özellikle safra taşı ve safra yolu çamuru olan bireylerde yılbaşı sonrası sık görülür. Daha az sıklıkla ise şiddetli karın ağrısı ve ishal ile seyreden akut gastroenterit benzeri tablolar ya da aşırı mide asidine bağlı ülser alevlenmeleri nedeniyle başvurular olur." "Bütün gün aç kalmak en büyük hata" Pek çok kişinin ’akşam çok yiyeceğim’ düşüncesiyle kendini gün boyu aç bırakmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, bu yaklaşımın akşamki yükü daha da ağırlaştırdığını belirterek şunları söyledi: "Gün boyu mide boş kaldığında mide asidi, mukozayı daha hassas hale getirir. Akşam aniden alınan bol miktarda yağlı ve baharatlı gıda, mide tarafından tolere edilemez. Ayrıca uzun süreli açlık kan şekerini düşürerek akşam yemeğinde kontrolsüz ve hızlı yemeyi teşvik eder. En sağlıklı yaklaşım, gün içinde hafif ve dengeli öğünlerle mideyi tamamen boş bırakmamaktır." Mide dostu yılbaşı menüsü Yılın ilk gününe şişkinlik ve pişmanlıkla uyanmamak için ’mide dostu’ bir menü kurgulanması gerektiğini ifade eden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Tanoğlu, şu önerilerde bulundu: "Başlangıçlar: Kızartmalar ve yoğun kremalı çorbalar yerine; az yağlı sebze çorbaları, yoğurtlu veya zeytinyağlı sebze mezeleri tercih edilmeli. Limon ve sirke gibi yüksek asitli soslardan kaçınılmalıdır. Ana Yemek: Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurma yerine fırın, haşlama, buhar veya ızgara seçilmeli. Beyaz et, balık veya yağsız kırmızı et sade tutulmalı; ağır krema ve acı soslarla kaplanmamalıdır. Yanında pilav veya makarna yerine lifli sebze garnitürleri tercih edilmelidir. Tatlılar: Şerbetli ve kızarmış tatlılar yerine sütlü tatlılar, fırınlanmış meyveler veya küçük bir porsiyon bitter çikolata tüketilmelidir. Tatlı, ana yemekten hemen sonra değil, araya zaman bırakılarak yenmelidir." "Masum görünen gizli tehlikeler: Mezeler ve kuruyemişler" Yılbaşı sofralarının vazgeçilmezi olan bazı atıştırmalıkların mide asidini en çok tetikleyen unsurlar olduğunu belirten Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Hafif sanılan yoğurtlu mezeler; içine eklenen sarımsak, acı biber ve yoğun baharat nedeniyle tahriş edici olabilir. Özellikle acılı ezme, atom ve haydari gibi mezeler mide asidini doğrudan artırır. Kuruyemiş tarafında ise kavrulmuş, tuzlu ve baharatlı fıstık, badem veya kaju mide boşalmasını yavaşlatır. Çikolata kaplı kuruyemişler ise kakao ve yağın etkisiyle reflü riskini en üst seviyeye çıkarır" dedi. Reflü ve gastrit hastaları için altın kurallar Mevcut mide rahatsızlığı olanlar için en riskli durumun ’tehlikeli kombinasyonlar’ olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tanoğlu, şu uyarılarda bulundu: "Yağlı etler veya sucuk, salam gibi ürünlerle alkol tüketimi, mide kapağını gevşeterek şiddetli reflü ataklarına zemin hazırlar. Çikolatanın kahveyle birlikte alınması da gece boyu sürecek mide yanmalarının başlıca sebebidir. Domates bazlı soslar, acıyla birleştiğinde gastrit şikâyetlerini katlar." Yılın ilk sabahı için toparlanma önerileri Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, aşırıya kaçılan bir yılbaşı gecesinin ardından metabolizmayı toparlamak için yılın ilk sabahında kahvaltıda şunlara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi: "Güne bir bardak ılık suyla başlayarak sindirim sistemini uyandırın. Sucuk, salam, börek gibi ağır gıdalar yerine haşlanmış yumurta, az yağlı beyaz peynir ve yoğurt gibi mide asidini dengeleyen besinleri tercih edin. Aç karnına demli çay veya kahve yerine ıhlamur, papatya veya rezene gibi yatıştırıcı bitki çayları için. Taze beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya yulaf tercih ederek bağırsak hareketlerini düzenleyin." Evde uygulanabilecek doğal çözümler Hafif hazımsızlık ve yanma şikâyetleri için dik pozisyonda kalmanın ve küçük yudumlarla su içmenin önemine değinen Prof. Dr. Tanoğlu, "Papatya çayı mideyi yatıştırır, rezene ve anason ise gazı azaltır. Ancak ağrı şiddetliyse, sürekli yanma ve kusma eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder