SAĞLIK
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bin 221 sağlık çalışanı ile bayramda hizmet verecek 18 Mart 2026 Çarşamba - 13:23:49 Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bayram tatili süresince sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi için tüm hazırlıklarını tamamladı. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere bayram boyunca toplam bin 221 sağlık personelinin görev başında olacağını açıkladı. Bayram süresince acil servis başta olmak üzere yoğun bakım, ameliyathane, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerde sağlık hizmetlerinin aralıksız sürdürüleceğini belirten Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, gerekli tüm planlamaların yapıldığını söyledi. "Tüm önlemlerimizi aldık" Bayram tatili boyunca sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması için kapsamlı bir planlama gerçekleştirdiklerini ifade eden Başhekim Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Bayram süresince hizmet verecek tüm birimlerimizde insan gücü ve tıbbi donanım açısından gerekli düzenlemeleri yaparak tedbir ve önlemlerimizi aldık. Personel planlamalarımızı tamamlayarak ihtiyaç duyulan birimlerde takviye görevlendirmeler gerçekleştirdik. Bayramdan bir gün öncesi de dahil olmak üzere toplam dört gün boyunca 207 hekim, 428 hemşire ve sağlık çalışanı, 349 temizlik personeli, 45 tıbbi sekreter, 8 danışma görevlisi, 122 güvenlik personeli, 10 santral görevlisi, 18 şoför, 16 sağlık memuru ve 18 teknik servis çalışanı olmak üzere toplam bin 221 sağlık personelimiz hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek için görev başında olacaktır" dedi. Bayramda beslenmeye dikkat Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzenine de dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Bayramda aşırı ve dengesiz beslenmeden kaçınılması gerekmektedir. Bayramda sindirim sorunları yaşamamak için normal beslenme düzenine geçerken karbonhidrat ve şekerden zengin gıdaların tüketimine dikkat edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, mümkün olduğunca hafif tatlılar tercih edilmeli ya da tatlı tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bayramın hepimize başta sağlık olmak üzere huzur, mutluluk ve esenlik getirmesini diliyorum" diye sözlerine ekledi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 13:21 Alanya’da kalp sağlığında TAVI işlemi başarıyla uygulanıyor Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemini hastalarına başarıyla uygulamaya devam ediyor. Açık kalp ameliyatı için yüksek risk taşıyan hastalar için önemli bir alternatif olan bu yöntem sayesinde bölge halkı ileri düzey kalp tedavilerine kendi şehirlerinde ulaşabiliyor. Kasıktan girilerek kapalı yöntemle gerçekleştirilen TAVI işlemi sayesinde aort kapak hastalığı bulunan hastalarda göğüs kafesi açılmadan ve kalp durdurulmadan kapak değişimi yapılabiliyor. Böylece hastalar daha kısa sürede iyileşirken, komplikasyon riski de önemli ölçüde azalıyor. Uygulama hakkında bilgi veren Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemal Köseoğlu, "TAVI yöntemi özellikle ameliyat riski yüksek olan hastalar için büyük avantaj sağlamaktadır. İleri yaşta olan veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Akciğer, karaciğer veya böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalar ya da daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş kişiler için bu yöntem önemli bir alternatif sunar. İşlem sırasında aort kapağı, göğüs açılmadan ve kalp durdurulmadan, genellikle kasıktan girilerek özel bir kateter yardımıyla değiştirilir. Bu sayede hastalar daha kısa sürede iyileşmekte ve açık kalp ameliyatına göre daha düşük komplikasyon riski ile tedavi edilmektedir" dedi. TAVI işleminin invaziv kardiyolojinin en ileri ve en zorlu girişimleri arasında yer aldığını vurgulayan Köseoğlu, "Bu uygulama yüksek teknoloji, özel eğitim ve deneyimli bir ekip gerektirir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği olarak güçlü hekim kadromuz ve gelişmiş teknolojik altyapımız sayesinde TAVI işlemini başarıyla uyguluyoruz. Hastalarımıza ileri düzey kalp tedavilerini kendi şehirlerinde alma imkânı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu.
18 Mart 2026 Çarşamba - 13:14 Uzmandan uyarı: "Bayramda ani beslenme değişimi riskli" Bayram sofralarının zenginliği ve gün boyunca yapılan ikramlar, Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin ardından sindirim sistemi üzerinde beklenmedik yük oluşturabiliyor. Uzmanlar, uzun süre farklı saatlerde beslenmeye alışan vücudun bayram günlerinde bir anda artan ve hızlı tüketilen öğünlere uyum sağlamakta zorlanabileceğine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Merve Bayram, Ramazan sonrası beslenme düzenine ani dönüşün hem sindirim sistemi hem de metabolizma açısından bazı riskler oluşturabileceğini belirtti. Bayram, "Ramazan ayının ardından gelen bayram günleri, aile ziyaretleri ve zengin sofralarla birlikte beslenme düzeninin de aniden değiştiği bir dönemdir. Bir ay boyunca oruç nedeniyle farklı saatlerde beslenen vücut, bayram sabahı aniden artan ve hızla tüketilen öğünlere alışık değildir. Ramazan süresince öğün sayısının azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bayramla birlikte eski yeme düzenine hızlı bir şekilde dönülmesi ise farkında olmadan daha fazla yemek tüketimine yol açabilir. Bu durum yalnızca kilo artışı riskini artırmakla kalmaz, aynı zamanda sindirim sistemi sorunları, mide rahatsızlıkları ve metabolik dengesizliklere de neden olabilir" açıklaması yaptı. Bayram sofralarında porsiyon kontrolü önemli Bayram günlerinde yalnızca fizyolojik değil psikolojik faktörlerin de yemek tüketimini artırabileceğini belirten Doç. Dr. Merve Bayram, özellikle ikramların yoğun olduğu ziyaretlerde porsiyon kontrolünün önem taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Merve Bayram, "Ramazan sonrası oluşan psikolojik rahatlama duygusu da yemek tüketimini artırabilir. Bayram sofralarında çeşitliliğin fazla olması ve ikramların artması, özellikle hızlı ve kontrolsüz yemek yeme eğilimini güçlendirebilir. Bunun sonucunda hazımsızlık, şişkinlik gibi mide problemleri ile kan şekerinde ani yükselme ve düşüşler görülebilir. Bu nedenle bayram günlerinde besinlerin yavaş tüketilmesi, iyi çiğnenmesi ve porsiyonların küçük tutulması önem taşır" dedi. Rafine karbonhidrat ve işlenmiş ürünler dengeli tüketilmeli Bayram sofralarında sıkça tüketilen bazı yiyeceklerin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Bayram, özellikle rafine karbonhidrat ve işlenmiş et ürünlerinin aşırı tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Bayram şöyle konuştu: "Bayram sofralarında sıkça tüketilen poğaça, börek ve beyaz ekmek gibi rafine karbonhidrat içeren besinler ile salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin fazla tüketimi sindirim sistemini zorlayabilir. Bu nedenle özellikle bayram sabahında daha dengeli tercihler yapmak önemlidir. Gün içerisinde tatlı tüketilecekse kahvaltıda reçel, bal ve çikolata gibi şeker içeriği yüksek besinlerden kaçınılması önerilmektedir. Böylece gün boyunca alınan toplam şeker miktarı dengelenebilir ve kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçilebilir." Tatlı tüketiminde ölçülü olun Bayram ziyaretlerinin en dikkat çekici ikramlarının tatlılar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Bayram, tamamen kaçınmak yerine porsiyon kontrolünün tercih edilmesi gerektiğini belirtti. "Bayram ziyaretlerinin en tatlı tarafı kuşkusuz ikram edilen tatlılardır. Ancak özellikle şerbetli tatlıların yüksek şeker ve enerji içerdiği unutulmamalıdır. Tatlıdan tamamen kaçınmak yerine porsiyon kontrolü yapmak en doğru yaklaşım olacaktır. Ayrıca mümkünse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesi daha uygun olacaktır" şeklinde konuştu. Gün içinde su tüketimini artırın Ramazan boyunca su tüketiminin çoğunlukla iftar ve sahur saatleriyle sınırlı kaldığını belirten Doç. Dr. Merve Bayram, bayram günlerinde sıvı tüketiminin gün içine yayılması gerektiğini ifade etti: "Ramazan boyunca su tüketimi çoğunlukla iftar ve sahur saatleriyle sınırlı kaldığı için bayram günlerinde sıvı alımını yeniden düzenlemek önemlidir. Gün içine yayılan düzenli su tüketimi sindirimin daha sağlıklı çalışmasına yardımcı olur ve vücudun sıvı dengesini korur. Bu nedenle günlük en az 2-2,5 litre su içilmesi önerilmektedir." Lifli besinler ve hafif hareket sindirimi destekler Bayram döneminde lif açısından zengin besinlerin tüketiminin artırılması ve hafif fiziksel aktivitelerin yapılmasının sindirim sistemi açısından fayda sağlayacağını ifade eden Doç. Dr. Bayram şu değerlendirmede bulundu: "Bayram günlerinde lif içeriği yüksek besinlerin tüketiminin artırılması sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere sebzeler, meyveler, kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi baklagiller ile bulgur ve tam tahıllı ürünler lif açısından zengin besinler arasında yer almaktadır. Bu besinlerin düzenli tüketimi hem bağırsak hareketlerinin desteklenmesine hem de kabızlık riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Ayrıca bayram ziyaretleri arasında yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekeri kontrolüne katkı sağlar." Kronik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan bireylerin bayram süresince beslenme düzenlerini mümkün olduğunca korumaları gerektiğini belirten bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Merve Bayram, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerin bayram süresince beslenme düzenlerini mümkün olduğunca korumaları gerekir. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerin tüketimi sınırlandırılmalı ve öğün atlamaktan kaçınılmalıdır. Özetle, bayram sofralarının keyfini çıkarırken önemli olan yasaklar değil dengeyi koruyabilmektir. Küçük porsiyonlar, yeterli su tüketimi ve hafif hareketlerle bayram hem keyifli hem de sağlıklı geçirilebilir."
Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 10:36 Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı Kütahya’da görev yapan diyetisyen Sümeyye Korkmaz, kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde bağırsak sağlığının kritik rol oynadığını belirtti. Korkmaz, sağlıklı bir bağırsağın güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bağırsak sağlığının korunması için probiyotik ve prebiyotik açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Korkmaz, yoğurt, turşu, lahana, keten tohumu, pirinç ve muz gibi besinlerin bağırsak florasını düzenlediğini, bunun aynı zamanda ruh hali üzerinde de olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Korkmaz, "Sağlıklı bir bağırsak florası (mikrobiyota), vücudun savunma sisteminin yaklaşık yüzde 70-80’ini doğrudan etkiliyor. Probiyotik (yararlı bakteriler) ve prebiyotik (bu bakterilerin besini olan lifler) açısından zengin beslenme, kışın artan enfeksiyon riskine karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Yoğurt, ayran doğal probiyotik kaynakları, bağırsak florasını destekler. Turşu (özellikle lahana turşusu), keten tohumu Prebiyotik ve probiyotik etkisiyle sindirimi düzenler. Pirinç, muz muzdaki lifler prebiyotik görevi görür, bağırsak dostudur. Bu besinlerin birlikte tüketilmesi. Bağırsak sağlığını güçlendirirken tatlı isteğini de azaltıyor. Ayrıca bağırsaklarda üretilen serotoninin yaklaşık yüzde 90-95’i burada sentezleniyor. Bu yüzden sağlıklı bir bağırsak, ruh halini de olumlu etkiliyor" dedi. Tatlı isteğinin kontrol altına alınabilmesi için kuru meyveler, bitter çikolata, bal ve pekmez karışımları ile olgun meyvelerin tercih edilebileceği belirten Korkmaz, tarçının da bu konuda etkili olduğu ifade etti.
Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor"
13 Ocak 2026 Salı - 10:20 Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, girişimsel radyoloji alanındaki ileri tedavi ve inme hastalıkları hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, inmenin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen ölüm ve sakatlık nedenlerinden biri olduğunu belirterek, erken ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. "Zaman beyindir" İnmenin, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Şirikçi, "İnme tedavisinde en önemli faktör zamandır. Dakikalar içinde yapılan doğru girişimsel müdahaleler, hastanın hayatını ve yaşam kalitesini tamamen değiştirebilir" dedi. Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Tedavi Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde uygulanan mekanik trombektomi gibi ileri girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde, tıkalı beyin damarlarının ameliyata gerek kalmadan açılabildiğini belirten Prof. Dr. Şirikçi, "Girişimsel radyoloji yöntemleriyle kasıktan veya el bileğinden girilerek tıkalı damarlar kısa sürede açılabiliyor. Bu sayede felç riski büyük oranda azaltılıyor ve hastalar çok daha hızlı iyileşme sürecine giriyor" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında İnme riskinin; yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, sigara kullanımı ve ileri yaş ile arttığını söyleyen Prof. Dr. Şirikçi, ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler görüldüğünde derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, "İnme şüphesi olan hastaların vakit kaybetmeden donanımlı merkezlere başvurması büyük önem taşıyor. İnme geliştiğinde, tedavinin etkinliği ve kalıcı hasarın önlenmesi açısından ilk 4-6 saat içinde yapılan müdahale hayati öneme sahiptir. Hastanemizde 7/24 hazır bulunan ekip ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde, hastalarımıza en hızlı ve en doğru tedaviyi sunmayı hedefliyoruz. Erken müdahale ile birçok hastamız günlük yaşamına bağımsız bir şekilde geri dönebiliyor" diye konuştu.
Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı
13 Ocak 2026 Salı - 10:02 Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı Bilecik’te sağlık yatırımları artarken, 2026 yılında hayata geçirilmesi planlanan yeni sağlık yatırımları programı açıklandı. Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, kentte görev yapan ulusal ve yerel basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü binasında yapılan kahvaltı sonra açıklama yapan Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, "2025 yılı sağlık hizmetleri verileri doğrultusunda Bilecik genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı her geçen gün artış gösterdi. Bu kapsamda toplam muayene sayısı 3 milyon 959 bin 812’ye ulaşırken, 17 bin 519 hasta sevk edildi. Yıl içerisinde 54 bin 50 ameliyat gerçekleştirilirken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekipleri 23 bin 352 vakaya müdahale etti. Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar doğrultusunda 23 milyon TL’lik tıbbi cihaz yatırımı yapılırken, 608 milyon 573 bin TL tutarında sağlık tesisi yatırımı planlama programına alındı. Bu çerçevede 7 sağlık tesisinin yatırım programına dâhil edildi" dedi. "2026 yılı yatırım planlarımızla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Damkacı, açıklamasının devamında, "2026 yılında başlanması planlanan yatırımlar kapsamında ise Bilecik Merkez Aile Sağlığı Merkezi, eski hastane yerleşkesinde 2000 metrekarelik 16 yataklı ek bina (kapalı psikiyatri servisi), Osmaneli Haceloğlu Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Bozüyük ve Gölpazarı’nda yeni 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları ile Söğüt ve Bozüyük’te yeni aile sağlığı merkezlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. 2026 yılı yatırım planlarımızla birlikte vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’
13 Ocak 2026 Salı - 09:52 ‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, düzenli kontrol ve hastalık bulaşmadan HPV aşısı olan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yok denecek kadar azaldığını söyledi. "Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı" dolayasıyla açıklamalarda bulunan Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, rahim ağzı kanserine karşı dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Rahip ağzı kanserini öğrenmek için uyguladıkları yöntemlerden bahseden Opr. Dr. Birsen Bilge, "Hastaları, öyküsünü öğrendikten sonra vajinal muayeneye alıyoruz. Kullandığımız cihazlarla rahim ağzına bir enfeksiyon olup olmadığını görüp, smear ve HPV testini alıyoruz. Hem görsel hem de smear ve HPV testlerinin sonucuna göre tanı koyup, bir yol alıyoruz. HPV testinde kritik olan 15 adet tip var. Bunlardan en önemlisi 16 ve 18 dediğimiz tip. Bunların pozitifliğinde direkt servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz. Diğer 13 alt tip HPV’ye bazen takip önerebiliyoruz, bazen de onlara da servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz" dedi. "Hastalık bulaşmadan aşımızı olursak, rahim ağzı kanserinden kurtulmuş oluruz" HPV aşılarının kanseri önlemedeki önemine değinen Opr. Dr. Bilge, "Rahim ağzı kanserinden korunmak için mutlaka düzenli kontroller yaptırılmalı. HPV ve smear testlerini mutlaka aldırmalıyız. Önemli olan bu hastalığın bize hiç bulaşmaması. Bunun için de yapmamız gereken HPV aşılarını düzenli olarak yaptırmak. 9-45 yaş arasında HPV aşısı yapılabiliyor. 9-14 yağ grubunda 2 doz olacak şekilde, 15-45 yaş grubunda 3 doz olacak şekilde aşıları yaptırmalıyız. Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi HPV virüsü olarak dikkat çekiyor. HPV tanısı konulduğunda kanser olmadan aslında bu işi çözebiliriz. O yüzden kadınlarda önlenebilir kanserlerin ilk sıralarında rahim ağzı kanserleri geliyor. Testleri düzenli olarak yaptırırsak, kansere yakalanmadan bu işi çözebiliriz. Genetik, beslenme, spor yapmamak ve kötü alışkanlıklar da rahim ağzı sebepleri arasında. Kontrollerimizi düzenli yaparsak, HPV bulaşmadan aşımızı olursak aslında bu hastalıktan büyük oranda kurtulmuş oluyoruz" diye konuştu. "Adet 7 günden uzun sürmesi kanserin habercisi olabilir" Âdet düzensizliğinin bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğine değinen Dr. Bilge, "Kadın ve doğum hastalıkları konusunda en sık rastladığımız sorunlardan birisi âdet düzensizliğidir. Herkesin kendi periyodik döngüsü vardır. Tıbbi olarak 21-35 gün arasında adet görmek ve adet döngüsünün 2-7 gün arasında devam ediyor olması gerekiyor. Bu döngü dışındaki her döngüye adet düzensizliği diyoruz. 2 günden daha az süren adetlerde yumurtalık rezervlerinin mutlaka kontrol ettirilmesi gerekiyor. 7 günden daha uzun sürüyorsa da adet kanamasının çok olması anlamına geliyor. Bu durumda ultrason veya biyopsi ile karşımıza çıkabilecek kanser hastalığına erken tanı koymuş olabiliyoruz" şeklinde konuştu.
Çağın hastalığı dijital amnezi
13 Ocak 2026 Salı - 09:42 Çağın hastalığı dijital amnezi Nörolog Nigar Ahmadova, teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça beraberinde yeni sorunlar getirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Ahmadova, "Dijital amnezi" denilen bu sorunun kişinin bilgiyi kendi zihninde tutmak yerine akıllı telefon, bilgisayar ve diğer dijital cihazlara emanet etmesi sonucu ortaya çıktığını kaydetti; "Bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak yerine ‘nasıl olsa gerektiğinde bulurum’ yaklaşımının benimsenmesi uzun süreli bellek oluşumunu zayıflatıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadov, bilgiyi hatırlamak yerine sürekli dijital cihazlara kaydetmenin, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. Dijital amnezinin bilimsel literatürde "Google etkisi" olarak da tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmadov, şöyle konuştu: "Akıllı telefonlara uzun süreli maruz kalma ve bilgisayar başında yoğun çalışma nedeniyle birçok kişi not alma uygulamalarına ve dijital dosyalara bağımlı hale geliyor. Bu alışkanlık dikkat dağınıklığını artırıyor ve bilgilerin bağlamıyla birlikte (nerede, kiminle öğrenildiği gibi) hatırlanmasını zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da kişilerde unutkanlık, öğrenme ve ezberleme yeteneğinin azalmasına yol açıyor, uzun vadede de bilişsel tembellik oluşuyor. Ancak bu durumun şu an için demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açtığını söyleyemeyiz. Üstelik doğru alışkanlıklarla bu süreç tersine çevrilebilir." Beyin kullanıldıkça güçleniyor Uzm. Dr. Ahmadova, insan beyninin yeni bir bilgiyi öğrenirken öncelikle hipokampusta epizodik belleği kodladığını ve bu bilginin uzun süreli belleğe aktarıldığını söyledi. Bilgi ne kadar sık kullanılırsa, hafızanın o kadar güçleneceğini belirten Ahmadova, "Bir bilgiyi ne kadar sık hatırlayıp kullanırsak, beynimiz o bilgiyi o kadar sağlam şekilde kaydeder. Ancak sürekli hatırlatıcılar ve dijital notlar kullanmak bu süreci zayıflatır." dedi. Yapay zekâ ve dijital araçlara aşırı güvenin, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini de köreltebildiğini vurgulayan Ahmadova, öğrenmenin yalnızca kaydetme aşamasında yüzeysel kaldığını söyledi. Dijital amneziden korunmak için öneriler Öte yandan nörolog Ahmadova dijital amneziden kaçınmak için önerilerini de şöyle sıraladı: "Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri yardım almadan hatırlamaya çalışın, kendinize sorular sorun. Alışveriş listesi gibi basit günlük işleri not almadan yapmayı deneyin. Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığı edinin. Haftada en az 3 gün yürüyüş yapın veya başka bir fiziksel aktiviteyle ilgilenin. Daha önce yapmadığınız, zor ve farklı bir beceri öğrenmeye çalışın (müzik aleti çalmak, yeni bir dil öğrenmek gibi)."
Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir"
13 Ocak 2026 Salı - 09:33 Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir" Cerrahi işlem gerektirmeyen endoskopik sleeve gastroplasti yöntemini anlatan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz, sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, obezite tedavisinde cerrahi olmayan bir yöntem olan endoskopik sleeve gastroplasti (ESG) hakkında önemli bilgiler verdi. ESG’nin midenin içinden endoskop kullanılarak yapılan, kesme ve çıkarma işlemi gerektirmeyen bir yöntem olduğunu belirten Dr. Öksüz, mideye atılan özel dikişlerle hacmin küçültüldüğünü ve midenin tüp şeklini aldığını söyledi. İşlemin genel anestezi altında yapıldığını ve karında herhangi bir kesi olmadan tamamen ağızdan gerçekleştirildiğini anlatan Dr. Öksüz, ortalama 60 ila 90 dakika süren operasyon sonrasında hastaların genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabildiklerini ifade etti. Vücut kitle indeksi belirleyici Bu yöntemin genellikle Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30-40 arasında olan bireyler için uygun olduğunu vurgulayan Dr. Öksüz, diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen, cerrahi obezite ameliyatına uygun olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen hastaların bu tedaviyi tercih edebileceğini dile getirdi. Ayrıca fazla kiloya bağlı şeker, tansiyon ve uyku apnesi gibi sorunları olanlar için de bir seçenek olduğunu ekledi. Uygunluğun mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İşlem sonrası iyileşme sürecine de değinen Dr. Öksüz, hastaların ilk birkaç gün sıvı ve yumuşak gıda tükettikten sonra birkaç hafta içinde aşamalı olarak normal beslenme düzenine geçebildiklerini belirtti. Öksüz, genellikle 2-3 gün içinde günlük hayata dönülebildiğini, işlem sonrası oluşabilen hafif karın rahatsızlığı veya bulantının ise kısa süreli olduğunu aktardı. "İlk yıl yüzde 20 kayıp" Sonuçların kişiye göre değişmekle birlikte ilk yıl içinde toplam vücut ağırlığının yüzde 15-20’sinin verilmesinin beklendiğini kaydeden Dr. Öksüz, bu kaybın kan şekeri kontrolü, tansiyon, kolesterol ve karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarında belirgin iyileşme sağladığına dikkat çekti. Daha az yemekle daha hızlı doygunluk sağlandığını belirten Dr. Öksüz, yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte sonuçların çok daha başarılı olacağını vurguladı. "Geri dönüşü olan bir yöntem" Klasik cerrahi yöntemlere göre daha düşük risk taşıyan bu yöntemin geri dönüşlü ve düzeltilebilir olduğunu hatırlatan Dr. Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz; sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" diye konuştu. Düzenli beslenme desteği ve hekim kontrolünün önemine işaret eden Dr. Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir. Cerrahi işlemlere göre daha hızlı iyileşme süreci ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlaması önemli avantajlardır."
Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz"
12 Ocak 2026 Pazartesi - 21:00 Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz" Zonguldak Valiliği, Kozlu ilçesindeki KYK yurdunda zehirlenme iddialarının ardından alınan yemek ve su numunelerinin temiz çıktığını belirterek, şebeke suyunda mikrobiyal kirlilik tespit edildiğini açıkladı. Zonguldak Valiliği, 6 Ocak’ta Kozlu KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan ve basına "gıda zehirlenmesi" olarak yansıyan olayla ilgili açıklama yaptı. Alınan yemek numunelerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Bolu Gıda Kontrol Laboratuvarı’nda incelendiği belirtilen açıklamada, "Yapılan analizler sonucunda yemek numunelerinde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. Ayrıca yurtta kullanılan ambalajlı sulara ait analiz sonuçlarında da olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada aynı gün sadece öğrencilerin değil, yurt çevresinde ikamet eden vatandaşların da benzer şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğu belirtildi. Bölgedeki farklı noktalardan alınan şebeke suyu numunelerinde "mikrobiyal kirlilik" tespit edildiği bildirildi. İlgili kurumların şebeke suyundan tekrar numune alarak geniş çaplı inceleme başlattığını duyuran Valilik, vatandaşlara uyarıda bulundu. Açıklamada, "İnceleme süreci tamamlanıncaya kadar Kozlu Merkez Mahallesi’nde şebeke suyunun tedbir amacıyla kaynatılarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir" denildi. Öte yandan, olay günü ve takip eden 3-4 gün boyunca artan bulantı ve kusma şikayetlerinin son iki gündür normal seviyelere döndüğü kaydedildi.