Son Dakika
|
İran'da can kaybı bin 230'a yükseldi
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten İsrail'e: "Sonuna kadar devam edin"
İtalya’dan Körfez’e hava savunma yardımı
İran, IKBY'de İran karşıtı ayrılıkçı güçlere saldırdı
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Arakçi: "ABD, fırkateynimizi batırarak vahşet işledi ve bundan çok pişman olacak"
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Motorcu ayağının altında et taşıdı
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
Son 10 derbide Galatasaray üstün
Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldüğü iddiaları yalanlandı
Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ömer Halisdemir Anıtı’nda dua etti
Pezeşkiyan'dan İspanya'ya: "Batı dünyasında hala duyarlı vicdanlar var"
SAĞLIK
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti
05 Mart 2026 Perşembe - 15:10:09
Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36
Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor
Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06
Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor
Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:01
Van’da obeziteyle mücadele meyvelerini veriyor: 9 bin kişi zayıfladı
Van İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) son bir yıl içerisinde başvuran 9 bin vatandaş, uzman diyetisyenler eşliğinde toplam 28 bin kilo verdi. Van’da fazla kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak sağlıklı yaşama adım atıyor. İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren merkezlerde, vatandaşlar diyetisyen kontrolünde kişiye özel hazırlanan programlarla fazla kilolarından kurtuluyor. Uzmanlar eşliğinde yürütülen süreç sayesinde bir yıl içinde başvuru yapan 9 bin kişi, toplamda 28 bin kilo vererek daha sağlıklı bir hayata kavuştu. Merkezlerde sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetinden faydalanan vatandaşlar, aldıkları profesyonel destekle hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyileşme kaydederken, merkezlerden memnuniyetle ayrılıyor. Konuya ilişkin konuşan Tuşba Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Aysu İlhan, danışanlarının aile hekimliğinden ya da hastaneden yönlendirildiğini belirtti. Danışanlarının analizlerini alıp uygun diyet programlarıyla süreci yürüttüklerini ifade eden Diyetisyen İlhan, "Kişiye özel olarak; eğer zayıflamak için geldiyse zayıflamaya yönelik; kolesterolü yüksekse ve kilosu fazlaysa hem kolesterol düşürücü hem de zayıflamaya yönelik; şekeri veya tansiyonu varsa da bunlara yönelik programlarla süreci ilerletiyoruz. Danışan potansiyelimizde genellikle obez bireylerin başvurusu daha fazla ancak son dönemde aile hekimlerinin de desteğiyle birlikte kronik hastalıkları olan danışanlarımızın sayısı da oldukça arttı. Gelen kişilerin uyumu gayet güzel; başladığımız süreci başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Üst katımızda bir fiziksel aktivite salonumuz var. Fizyoterapist arkadaşlarla süreci koordineli olarak yürüttüğümüzde çok daha iyi sonuçlar alıyoruz" dedi. "Her 100 danışandan yaklaşık 70’i obezite şikayetiyle geliyor" Van’da bulunan Sağlıklı Hayat Merkezlerine bir yıl içinde yaklaşık 9 bin başvurunun yapıldığını hatırlatan İlhan, "Danışanlarımızla toplamda 28 bin kilo vermiş bulunuyoruz. Başvuran her 100 danışandan yaklaşık 70’i obezite şikayetiyle geliyor. Herkesi Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz; burası tamamen ücretsiz bir sağlık merkezi. Danışanlarımız diyetisyen, fizyoterapi ve psikolog hizmetlerinden faydalanabilirler. Biz buradayız, onları bekliyoruz; yardım almaktan çekinmesinler" diye konuştu. "1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım" Bir buçuk ay önce SHM’ye başvuran 5 çocuk annesi 29 yaşındaki Dilek Tuncer ise spor yaparak ve diyet programına uyarak süreçte 11 kilo verdiğini ifade etti. Kilo ve kolesterol sorunun olduğunu dile getiren Tuncer, "Diyetisyen hocamızın desteğiyle beraber sürece başladık ve gayet iyi ilerledik. 1,5 ayda tam 11 kilo verdim. Egzersizlerimi aksatmadan yapıyorum; haftanın iki günü, salı ve perşembe günleri gelip sporumu da yapıyorum. Her hafta ya da on günde bir gelerek diyet listemi güncelliyor ve harfiyen uyguluyorum. Bol bol su içerek, yeşillik ve salatalık gibi gıdalar tüketerek 1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım. Bu süreçte hiçbir şekilde zorlanmadım; çünkü beni zorlayacak bir kısıtlama yoktu. Günlük yaşamımda tükettiğim gıdaları sadece porsiyon olarak azaltmam gerekiyordu. Süreç boyunca ağzıma ekmek sürmedim ve şekerli hiçbir gıda tüketmedim. Canım tatlı çektiği zamanlarda bir adet hurma yiyordum. Keten tohumunu sürekli suyla birlikte tükettiğim için tatlı ihtiyacı da duymuyordum" şeklinde konuştu. "Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum kalmadı" 6 ay önce SHM’ye başvuran 4 çocuk annesi Ayten Züngür (34) de bu süreçte 13 kilo verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Düzenli ilaç kullanan bir tansiyon hastasıyım. Doktorlarımın tavsiyesi üzerine Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdum. Burada diyetisyenlerin yönlendirmesiyle kilo verdim. 80 kiloya yakındım, şu an 67 kiloya düşmüş durumdayım. Benim topuk dikeni sorunum ve buna bağlı yürüme problemlerim vardı. Çarşıya, pazara veya markete gittiğimde yürüyemiyor; gidip gelirken nefes nefese kalıyordum. Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum da kalmadı. Çok şükür şu an çok iyiyim ve çok sağlıklıyım; hiçbir sorunum kalmadı."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
04 Mart 2026 Çarşamba- 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
3
04 Mart 2026 Çarşamba- 10:55
6 ayda fazla kilolarından kurtularak hem bedenini hem de ruhunu iyileştirdi
4
04 Mart 2026 Çarşamba- 11:51
"Obezite, kalp ve diyabet riskini artırıyor"
5
04 Mart 2026 Çarşamba- 15:50
Obezite Merkezi ile sağlıklı hayata adım atıyorlar
27 Şubat 2026 Cuma - 10:52
Prof. Dr. Gül, burun eti ameliyatı ile ilgili bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, burun eti ameliyatlarının modern teknikleri hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, "Burun tıkanıklığının en yaygın nedenlerinden biri olan burun eti (konka) büyümesi, hastalarda nefes alma güçlüğü, ağızdan nefes alma, horlama, uyku kalitesinde bozulma ve gün içinde yorgunluk gibi önemli şikayetlere yol açabiliyor. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda uygulanan burun eti küçültme ameliyatları, hastaların daha rahat nefes almasını ve yaşam kalitesinin artmasını sağlıyor. Ancak ameliyat sonrası dönemde hastaların en çok merak ettiği konuların başında burun etinin tekrar büyüyüp büyümeyeceği geliyor" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, burun eti ameliyatlarının modern tekniklerle güvenli ve etkili şekilde uygulandığını belirterek, "Burun etleri, burun içindeki havayı nemlendiren, ısıtan ve filtreleyen normal anatomik yapılardır. Ancak alerji, kronik sinüzit, sigara kullanımı, hava kirliliği ve uzun süreli burun tıkanıklığı gibi nedenlerle büyüyerek nefes almayı zorlaştırabilir. Bu durumda ilaç tedavisi yeterli olmazsa cerrahi yöntemlerle burun etleri küçültülür. Günümüzde radyo frekans, mikrodebrider ve benzeri modern yöntemlerle yapılan ameliyatlar, burun dokusunu koruyarak hacmi azaltmayı hedefler" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, ameliyat sonrası tekrar büyümenin nadir de olsa görülebileceğini vurgulayarak, "Burun eti ameliyatı sonrası hastaların büyük bölümünde uzun süreli rahatlama sağlanır. Ancak özellikle alerjik rinit hastalarında, sigara kullanan kişilerde, tozlu veya kirli ortamlarda çalışanlarda ve kronik enfeksiyonları devam eden bireylerde zaman içinde burun etlerinde yeniden büyüme görülebilir. Bunun temel nedeni, burun etinin tamamen alınmaması, fonksiyonunu koruyacak şekilde küçültülmesidir. Bu yaklaşım, burunun doğal savunma mekanizmasını korumak açısından önemlidir" ifadelerini kullandı. Ameliyat sonrası dönemin tedavi başarısında belirleyici olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gül, "Ameliyat sonrası verilen burun spreylerinin düzenli kullanılması, burun içinin nemli tutulması, alerji tedavisinin sürdürülmesi ve doktor kontrollerinin aksatılmaması tekrar büyüme riskini azaltır. Ayrıca sigara kullanımı burun mukozasını olumsuz etkilediği için iyileşmeyi geciktirebilir ve yeniden büyüme riskini artırabilir" şeklinde konuştu. Burun eti büyümesinin tedavi edilmemesi durumunda ise kronik ağız solunumu, sık sinüzit atakları, horlama ve uyku kalitesinde ciddi bozulmalar görülebileceğini belirten Prof. Dr. Aylin Gül, uzun süren burun tıkanıklığı şikayeti olan kişilerin mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmaları gerektiğini ifade etti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve düzenli takip ile burun eti ameliyatlarının yüksek başarı oranına sahip olduğunu ve hastaların genelinde kalıcı nefes rahatlığı sağladığını vurguladı.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:40
Ergani Devlet Hastanesi’nde göz anjiyo cihazı hizmete girdi
Diyarbakır’ın önemli sağlık merkezlerinden biri olan Ergani Devlet Hastanesi’nde göz anjiyografi cihazı hizmete alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen cihazla birlikte, ilçede göz hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir eşik daha aşılmış oldu. Yaklaşık 140 bin nüfusa sahip Ergani ilçesi, çevre ilçelerle birlikte 250-300 bin kişilik bir bölgeye sağlık hizmeti sunuyor. Hastane, 2025 yılı içerisinde toplam 940 bin hastaya muayene hizmeti verirken, Göz Hastalıkları Kliniği’nde ise 32 bin hastanın muayene ve tedavisi gerçekleştirildi. "Merkeze gitmeye gerek kalmayacak" Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr Emre Asiltürk, hastanede kurulan yeni cihazları yerinde inceleyip, Ergani Devlet Hastanesi’nin bölge açısından stratejik bir rol üstlendiğini belirterek şunları kaydetti: "Ergani Devlet Hastanemiz yalnızca ilçemize değil, çevre ilçelerimize de hizmet veren güçlü bir sağlık merkezidir. Göz birimimizde artık göz anjiyografi cihazı, optik koherens tomografi (OCT) cihazı ve YAG lazer cihazı bulunmaktadır. Bu sayede gözle ilgili tanı ve tedavilerin tamamı ilçemizde yapılabilir hale gelmiştir. Hastalarımızın merkeze gitmesine gerek kalmadan, Ergani’de nitelikli hizmet alabilecekleri bir altyapı kurulmuştur." Retina hastalıklarında erken tanı imkanı Göz anjiyografi cihazının özellikle hipertansiyon, diyabet (şeker hastalığı) ve diğer sistemik hastalıklara bağlı olarak retina damarlarında gelişen patolojilerin tespitinde önemli rol oynadığını vurgulayan Asiltürk, şu bilgileri paylaştı: "Retina bölgesindeki damar hastalıkları bu cihazla detaylı şekilde tespit edilebilmektedir. Tespit edilen patolojiler YAG lazer cihazı ile tedavi altına alınabilmektedir. OCT cihazı sayesinde de gözün tomografisi çekilerek en ince ayrıntısına kadar değerlendirme yapılabilmektedir." Yeni cihazların devreye girmesiyle birlikte Ergani ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşların ileri tetkik için il merkezine sevk edilme ihtiyacının azalması, tanı ve tedavi süreçlerinin hızlanması hedefleniyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:39
Ramazan’da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır
Ramazan ayı bedenin ve ruhun dinlendiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, bu dönemde hassas hale gelen cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunma olduğunu söyledi. Birçok kişi kuruluğu yalnızca susuzluğa bağlasa da, aslında farkında olmadan yapılan hatalar cilt bariyerini zayıflattığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayda Kart Aşkar, uzun süren susuzluk, değişen beslenme düzeni ve uyku saatlerinin cilt üzerinde ister istemez etkisi olabileceğini söylerken, "Cildi köpüren temizleyiciler ferahlık hissi verse de cildin doğal koruyucu tabakasına zarar verebilir. Bu tabaka, cildin nemini koruyan en güçlü savunma hattıdır. Gereğinden fazla ve sert ürünlerle yapılan temizlik, kuruluk, gerginlik, kızarıklık ve hassasiyete yol açabilir. Ramazan’da cildin ihtiyacı yoğun temizlik değil, nazik bir korunmadır" ifadelerinde bulundu. Yapılan bazı hatalardan bahseden Aşkar, "Nasıl olsa su içemiyorum, düşüncesiyle nemlendirici kullanmamak, cildin daha hızlı nem kaybetmesine sebep olur. Nemlendiriciler cilde su eklemez. Mevcut nemi koruyarak cilt bariyerini destekler. Nemlendirici kullanımı, özellikle Ramazan ayında cilt sağlığının temel taşlarından biridir. Uzun süren açlığın ardından tüketilen ağır, tuzlu ve şekerli yiyecekler cilt dengesini doğrudan etkileyebilir. Cilt, bir önceki günün beslenmesini ertesi sabah yansıtır. Ramazan ayında evde daha fazla vakit geçirilse bile gün ışığına maruz kalmak devam eder. Güneş ışınları fark edilmeden ciltte kuruluğa ve leke oluşumuna katkıda bulunabilir. Güneş koruyucu kullanımı yalnızca yaz aylarına özgü değildir, yıl boyunca düzenli olarak uygulanmalıdır" dedi. Cildi zorlayan yoğun kozmetik uygulamalar yapmakla ilgili de uyarılarda bulunan Aşkar, "Güçlü peelingler, yoğun asit içerikleri ve tahriş edici işlemler bu dönemde cilt bariyerini zayıflatabilir. Ramazan, cildi yenilemekten çok koruma ve onarma zamanıdır. Cilt bedenin sessiz dili olduğunu unutmamak gerekiyor. Cilt, susuz kaldığında bağırmaz. Kuruyarak, hassaslaşarak ve ışıltısını kaybederek konuşur. Ramazan’da cilde gösterilen özen, yalnızca bu ayı değil tüm yılı etkiler. Cildinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, onu zorlamak değil, anlamak ve korumaktır" diye konuştu.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:21
SATKOF ve USTKON’dan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’na ziyaret
SATKOF ve USTKON heyeti, İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’nı ziyaret ederek kamu-STK iş birliği ve sağlık turizmi konularını görüştü. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) heyeti, İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’na nezaket ve istişare ziyaretinde bulundu. Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut öncülüğünde gerçekleşen görüşmede, sivil toplum kuruluşlarının kurumsal yapılanması, kamu-STK iş birliği mekanizmaları ve uluslararası temsil süreçleri ele alındı. Toplantıda, STK’ların denetlenebilir ve sürdürülebilir yapılanması, şeffaflık ve kurumsal kapasitenin artırılması konuları değerlendirilirken; sağlık turizmi alanında uluslararası hasta güvenliği, organizasyonel güvenlik ve yurt dışı temsil ağlarının koordinasyonu üzerinde duruldu. Kadın liderliği ve toplumsal katılım başlığında ise kadınların karar alma mekanizmalarındaki rolü ile sivil toplumun kamu yönetimine katkısı masaya yatırıldı. Genel Başkan Karabulut, sivil toplum ile kamu arasında kurulacak güçlü iş birliğinin ulusal kalkınma ve uluslararası temsil gücüne katkı sağlayacağını ifade etti. Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı ise sivil toplumun demokratik katılım ve toplumsal dayanışma açısından önemine dikkat çekerek, kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesinin gerekliliğini vurguladı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileriyle sona erdi.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:14
Hakkâri’ye 86 yeni hekim atandı
Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 127. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurası kapsamında Hakkari’ye toplam 86 hekim kadrosu tahsis edildi. Yapılan kura sonucunda Hakkari’ye; 1 hematoloji yandal uzmanı, 39 uzman hekim, 46 pratisyen hekim olmak üzere toplam 86 hekim ataması gerçekleştirildi. Hekim kadrolarının güçlendirilmesiyle birlikte il genelinde sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı sunulması hedefleniyor. Özellikle uzman hekim sayısındaki artışın, vatandaşların farklı branşlardaki sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması bekleniyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:13
Diyetisyenden iftar tavsiyesi: "30 dakikadan önce sofradan kalkmayın"
Bağcılar Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Sena Nur Bubani, Ramazan ayında yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti. Hızlı yemek yemenin insana zarar verdiğine dikkat çeken Bubani, "Beyne doygunluk sinyali 30 dakika içerisinde ulaşır. Eğer 30 dakikadan kısa sürede iftarınızı yapıp kalkarsanız hem doygunluk hissi oluşmaz ve hem de metabolik problemler yaşanabilir" dedi. Ramazan ayıyla birlikte beslenme alışkanlıklarımız değişiyor. Uzun süren açlık sonrası doğru ve dengeli beslenme de büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle iftar ve sahurda yapılan bazı hataların sağlık sorunlarına yol açabileceğini dile getiriyor. "Hız yapmak her yerde zararlıdır" Bağcılar Belediyesi’nde görev yapan Diyetisyen Sena Nur Bubani, iftarda beslenmeyle ilgili önemli tavsiyelerde bulundu. Gün boyu yaşanan açlığın ardından iftar saatinde hızlı ve kontrolsüz yemek tüketiminin zararlı olduğunu ifade eden Bubani, "Hız yapmak her yerde zararlı olduğu gibi maalesef beslenme esnasında da zararlıdır. Hızlı tükettiğimiz besinlerde ne tükettiğimizi fazla anlamadan yememiz gerekenin çok daha fazlasını tüketmiş oluyoruz. Almamız gereken kalorinin yüzde 30-40 oranında daha fazlasını almış oluyoruz. Ama yavaş yavaş tükettiğimizde hem tükettiğimiz şeyin bilincine vararak ne yediğimizin farkında olarak tüketmiş oluyoruz. Hem de vücuda daha az kalori alınmasını sağlamış oluyoruz. O yüzden yavaş olalım sağlıklı olalım bilinçli beslenelim" dedi. "Metabolik problemler yaşayabiliriz" İftar sofrasında geçirilmesi gereken zamanla ilgili de bir sınırlama koyan Bubani, şöyle devam etti: "Beyne doygunluk sinyali 30 dakika içerisinde ulaşır. Eğer 30 dakikadan kısa sürede iftarımızı yapıp kalkarsak doyduğumuzu hissetmeyiz hemen tatlı tüketimine geçmek isteriz. İftar süremiz 30 dakikayı geçerse tam doygunluk hissederek kalkmış oluruz ve tatlı isteğimiz de daha düşük olur. Ayrıca hızlı yemek yemekten dolayı metabolik problemler de yaşayabiliriz."
27 Şubat 2026 Cuma - 09:51
Zorlu kalp sorunu ameliyatsız yöntemle aşıldı
9 yıl önce aort kökü ve çıkan aortası tamamen değiştirilerek hayata tutunan 45 yaşındaki Ömer Bayram, bu kez doğal aort kapağında gelişen ileri derecede yetersizlik nedeniyle yeniden ciddi bir kalp sorunu ile karşı karşıya kaldı. Daha önce geçirdiği büyük aort ameliyatı nedeniyle açık cerrahinin çok yüksek risk taşıdığı bu hastada, Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık tarafından uygulanan TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) yöntemiyle ameliyatsız tedavi başarıyla gerçekleştirildi. Literatür tarandığında Türkiye’de ikinci, dünya genelinde ise ilk 5 vaka arasında gösterilen bu özellikli olgu, ileri teknolojiyle desteklenen çok disiplinli kardiyovasküler yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koydu. Kalp takımı kararı: Açık cerrahi çok yüksek riskliydi Yüksek riskli ileri aort yetersizliği vakasını TAVİ yöntemiyle ameliyatsız tedavi eden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, hastanın geçmiş sürecini şu sözlerle anlattı: "Hastamıza 2017 yılında, aort kökü ve çıkan aortanın tamamen çıkarılarak yerine tüp greftin konulduğu, kalp cerrahisinin en büyük ve en riskli ameliyatlarından biri olan David Prosedürü Prof. Dr. Hakan Gerçekoğlu tarafından başarı ile uygulanmıştı. Bu operasyon sonrasında yaklaşık 8 yıl boyunca tamamen semptomsuz takip edilen hastamız Ömer Bayram’a 2025 yılında göğüs ağrısı nedeniyle yapılan değerlendirmede iki koroner damarında kritik darlık saptandı ve sonrasında stent takılma işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Ancak takip eden dönemde eforla artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ön plana çıktı. Yapılan ayrıntılı incelemelerde, hastamızın doğuştan biküspit yani iki yaprakçıklı olan aort kapağında ileri derecede yetersizlik ve buna bağlı olarak kalbin sol boşluklarında belirgin genişleme olduğunu gördük. Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ve anestezi uzmanlarından oluşan Kalp Takımı konseyinde hastamızın durumunu ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Daha önce büyük bir aort kök ameliyatı geçirmiş olması nedeniyle yeniden açık cerrahi girişimin çok yüksek risk taşıdığına kanaat getirdik. Bu nedenle, kasıktan girilerek yapılan TAVI yöntemiyle ameliyatsız olarak aort kapak değişimini gerçekleştirdik.’ Türkiye’de ikinci, dünyada ilk 5 arasında olan bir vaka "Ömer Bayram’a uygulanan tedaviyi son derece özellikli kılan birkaç önemli faktör var. Günlük pratiğimizde TAVİ, kireçlenmiş ve ileri derecede daralmış aort kapak tedavisinde uyguladığımız yaygın bir tedavi yöntemi. Fakat Ömer Bey’in aort kapağında daralma yerine ileri derece yetersizlik olması, normalde üç yaprakçıklı olan aort kapağının Ömer Bey’de biküspit yani iki yaprakçıklı olması, aort kapağının hemen üstünde yer alan aort kökünün ve çıkan aortun tamamen tüp greft ile değiştirilmiş olması ve söz konusu greftin kendi içinde yaklaşık 90 derece açı yapıyor olması vakayı son derece zor ve özellikli hale getiren faktörlerdi. İşlem öncesi ekokardiyagrafi ve bilgisayarlı tomografi ile çok ayrıntılı değerlendirmeler ve ölçümler yapıldı. Hastamıza en uygun kapak seçildi, işlem sırasında oluşabilecek tüm komplikasyonlara karşı önlemler alındı. İşlem herhangi bir komplikasyon olmadan yaklaşık 90 dakika içinde başarıyla tamamlandı. TAVI yöntemi ile takılan yeni kapak kaçak ya da darlık olmaksızın sorunsuz şekilde çalıştı. Hastamız ertesi gün servise alındı, klinik durumu hızla düzelen hastamız gerekli kontrollerin ardından şifa ile taburcu edildi. Bu başarının en önemli unsurlarından biri, Kalp Takımı’nın uyumlu çalışması ve hasta için en doğru kararın birlikte alınmasıdır. Literatür tarandığında, David Prosedürü uygulanmış, aort kökü tamamen tüp greft ile değiştirilmiş ve biküspit yani iki yaprakçıklı doğal aort kapakta ileri derecede yetersizlik nedeniyle TAVI yapılan vakaların dünya genelinde son derece sınırlı olduğu görülmektedir. Bu vakayı, Türkiye’de ikinci, dünyada ise ilk 5 vaka arasında saymak mümkündür." Yeniden ameliyat olma fikri beni korkuttu Yaşadığı süreci ve duygularını paylaşan Ömer Bayram, TAVI işlemi öncesi yaşadıklarını ve sonrasında hissettiklerini şu sözlerle anlatıyor: "2017 yılında açık cerrahi ile aort damarımın değişimi ve aort kapağımın onarımı yapılmıştı. O günden bu yana düzenli kontrollerimi sürdürüyordum. Ancak 2025 yılında özellikle tempolu yürüyüşlerde ve ani duygusal değişimlerde göğsümde sıkışma ve daralma hissetmeye başladım. Ardından halsizlik, çabuk yorulma ve nefes nefese kalma şikayetlerim arttı. Yine büyük bir sorun ile karşı karşıya kalmıştım. Tedavim konusunda da açık kalp ameliyatının çok riskli olduğu söylendiğinde yine endişelendim. Daha önce yaşadığım zorlu ameliyat süreci gözümün önüne geldi ve yeniden aynı süreci yaşama düşüncesi beni çok korkuttu." Ameliyatsız yöntemle tedavi edilmenin kendisi için büyük bir rahatlama olduğunu ifade eden Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: "Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, açık ameliyat yerine uygulanacak TAVI yöntemini bana tüm ayrıntılarıyla anlattı. Bu süreçte en önemli şeyin doktorlarınıza güvenmek olduğunu anladım. Benim için imkansız gibi görünen bir durum başarıyla çözüldü. İşlemden hemen sonra göğsümde ciddi bir rahatlama hissettim. Gün geçtikçe daha iyi olacağıma inanıyorum. Bugün net bir şekilde söyleyebilirim ki; doğru ekip, güven veren bir yaklaşım ve ileri teknolojiyle uygulanan ameliyatsız yöntemler gerçekten hayat kurtarıyor."
27 Şubat 2026 Cuma - 09:47
Ramazan’da sağlık ve erken teşhise dikkat çektiler
Aydın’ın Nazilli ilçesinde Ramazan ayı kapsamında kurulan sağlık bilgilendirme standında vatandaşlara kanser taramaları, sigara bırakma hizmetleri ve ücretsiz koruyucu sağlık uygulamaları anlatılarak erken teşhisin önemi vurgulandı. Ramazan ayının birlik ve dayanışma atmosferi çerçevesinde Nazilli’de vatandaşlara yönelik sağlık bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. "Ramazanda Sağlık Programı" kapsamında kurulan stantta, koruyucu sağlık hizmetleri ve erken teşhisin önemi anlatıldı. Etkinlikte vatandaşlara kanser taramaları, sigara bırakma poliklinikleri, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan ücretsiz hizmetler hakkında bilgi verildi. Özellikle düzenli taramaların hayati önem taşıdığına dikkat çekilerek, uygun yaş grubundaki vatandaşlar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) davet edildi. Ayrıca ilçe sağlık ekipleri, meme kanseri için 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi, rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ve kolorektal kanser için 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulandığını hatırlattı. Ramazan ayının manevi atmosferinde yürütülen çalışmayla toplumun sağlık okuryazarlığının artırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma oranının yükseltilmesi hedefleniyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 09:26
Ramazan’da mideyi yormadan hem ruhsal hem fiziksel dinlenme mümkün
İslam dünyası için manevi bir arınma mevsimi olan Ramazan ayı, dini bir vecibe olmanın ötesinde, vücudun hem fiziksel hem de manen dinlenmesi açısından çok yönlü faydaları beraberinde getiriyor. Uzmanlar, gün boyu süren açlık süresinin dengeli beslenme halinde vücutta yenilenmeyi sağladığını belirtiyor. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Ayşe Sağdıç, Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin önemine değindi. 12-13 saat süren açlık ve susuzlukla geçen oruç süresi boyunca enerji dengesinin korunması, kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçilmesi, uyku performansının dengede tutulması ve mide yükünün arttırılmaması gibi hususlarda ipuçları verdi. "Sahur öğününü atlamamak gerekir" Sağdıç, "Önemli olan ara öğün sayısını arttırarak mideye fazla yük bindirmeden bu süreci geçirmek. En sık yapılan hatalardan birisi sahur öğününün atlanması. Sahurun atlanmasıyla birlikte orucun içinde yaşanacak halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısını tetikleyebileceği ve kan şekerinde ani değişimlerin olabileceği gözlemleniyor. Sahurda yapılacak hafif bir kahvaltı kan şekeri dalgalanmasının önüne geçebilir. Yine hafif bir çorba, zeytinyağlı bir salata, baharatsız bir sebze yemeği de yenilebilir. Uyanmakta zorlanan bireyler bir tabak hazırlayıp içine yoğurt ya da süt yanına bir meyve ekleyerek fındık, ceviz, badem ekleyebilir. Bu da uyanma süresini kısaltabilir. Sahurda susuzluk hissiyatını en aza indirecek besinler tüketilmeli. Peynir veya zeytinin tuzsuz olanı tercih edilmeli. Kızartma, salamura, işlenmiş besinler tüketilmesinin önüne geçilmeli" dedi. "İftar 2 öğün şeklinde planlanabilir" İftarda önemli olanın mideye gastrik yük bindirmemek olduğunu söyleyen Sağdıç, daha hafif yemekleri tercih etmek gerektiğini belirtti. Sağdıç, "Bireylere mideyi yormamak adına iftarı 2 öğün şeklinde planlamalarını tavsiye ediyoruz. İlk olarak suyla oruç açıldıktan sonra hurma ve 1-2 tane zeytin yenilebilir. Ardından çorba faslına geçilebilir. Bunun ardından 10-15 dakika dinlenilebilir. Bunun nedeni beynin tokluk merkezine iletilen süreye yardımcı olabilmek. Ana yemekte haşlanmış bir kırmızı et, haşlanmış beyaz et, fırınlanmış balık veya kırmızı et tüketilebilir. Baklagil veya zeytinyağlı sebze yemeği tüketilebilir. Yeşil yapraklı salata tüketimi olmalı. Sıvı ihtiyacını karşılayacak cacık ve ayran da olmalı" cümlelerini kullandı. Kronik hastalığı ve uzun süreli ilaç kullanımı olan bireylerin özellikle diyabet hastalarının kan şekerinde dalgalanmaları sıklıkla yaşadığını ifade eden Sağdıç, "Doktor kontrolünde bir hekime danışarak diyetisyen kontrolünde ilerlenmesini söylüyoruz" dedi. Ramazan ayının iç organlarımızı ve ruhumuzu dinlendirmek açısından önemli olduğunu belirten Sağdıç, "Ramazan ayı sürecini ruhu dinlendirmek kadar iç organlarımızı da dinlendirme olarak görebilir insanlar. Bizim için bir avantaj haline çevirebilmeliyiz. Karaciğerlerimiz dinleniyor. Midemiz dinlenebilir. Kan şekeri dengelenmesi de sağlanarak vücudu bir forma sokmak da bize Ramazan ayının önemini gösteriyor" şeklinde konuştu.
27 Şubat 2026 Cuma - 08:08
Erzincan’a 20 yeni hekim atandı
Erzincan’a 12 pratisyen ve 8 uzman tabip olmak üzere toplam 20 hekim atandı. AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, yaptığı yazılı açıklamada, il genelinde görevlendirilmek üzere 20 hekimin atamasının gerçekleştirildiğini bildirdi. Atamalar kapsamında Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 3 uzman tabip görevlendirildiğini belirten Karaman, bu hekimlerin romatoloji, nükleer tıp ve adli tıp branşlarında hizmet vereceğini ifade etti. Karaman, ayrıca Tercan Devlet Hastanesi’ne 1 dahiliye uzmanının atandığını kaydetti. Aile hekimliği alanında ise Refahiye, Kemah, İliç ve Çayırlı ilçelerine birer uzman doktor görevlendirildiğini aktaran Karaman, yapılan atamalarla birlikte kentte sağlık hizmet kapasitesinin daha da güçleneceğini vurguladı. Yeni görevlendirmelerin vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracağını belirten Karaman, "Sağlık altyapımızı daha da güçlendirecek bu kıymetli atamaların şehrimize hayırlı olmasını diliyor, görevlerine başlayan tüm hekimlerimize başarılar temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:20
Iğdır’a 29 yeni hekim atandı
Sağlık Bakanlığı tarafından Iğdır’a 29 yeni hekim atandı. Iğdır genelinde sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla toplam 29 yeni hekim ataması gerçekleştirildi. Yapılan atamalar kapsamında 7 tabip (pratisyen hekim) ve 22 uzman tabip, il merkezi ve ilçelerdeki sağlık kuruluşlarında göreve başlayacak. Sağlık kadrosuna yapılan bu takviyeyle birlikte vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı, kaliteli ve etkin şekilde erişiminin artırılması hedefleniyor. Hastanede göreve başlayacak uzmanlar ve branş dağılımı şöyle: "Acil Tıp: 2 uzman, İç Hastalıkları: 3 uzman, Göğüs Hastalıkları: 2 uzman, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları: 2 uzman, Nöroloji: 2 uzman, Göğüs Cerrahisi: 1 uzman, Beyin ve Sinir Cerrahisi: 1 uzman, Kardiyoloji: 1 uzman, Anesteziyoloji ve Reanimasyon: 1 uzman, Deri ve Zührevi Hastalıklar: 1 uzman, Kadın Hastalıkları ve Doğum: 1 uzman, Tıbbi Biyokimya: 1 uzman." Yapılan bu atamalarla birlikte özellikle acil servis, dahili branşlar ve cerrahi alanlarda hizmet kapasitesinin artırılması planlanıyor.
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:41
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ projesi
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, kadın sağlığının korunması ve menopozun doğal ve yönetilebilir bir yaşam süreci olduğuna dikkat çekmek amacıyla Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ‘Sağlıklı Menopoz Okulu’ eğitim programı başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, kadınların menopoz süreciyle ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla Türkiye’de Sağlıklı Menopoz Okulu projesi hayata geçirildi. Bu kapsamında Denizli’de de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde eğitimler verilmeye başlandı. Eğitim programı kapsamında menopozun biyolojik temellerini anlamak, sürecin fiziksel etkilerini tanımak ve sağlıklı yaşama dair bilgiler edinmek, ruh sağlığı konusunda farkındalığı arttırarak bu dönemin sağlıklı ve bilinçli bir şekilde yönetilmesini sağlamak, menopoz döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, fiziksel aktiviteye önem vermek ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Alanında uzman sağlık çalışanları tarafından verilen eğitimlerde kadınların bu süreci sağlıklı, bilinçli ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Sağlık Bakanlığı’nın temel amaçlarından birinin ilk regl döneminden menopoza kadar kadın sağlığının her dönemde korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesi için bilimsel veriler ışığında sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra eğitim ve danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu söyleyerek; "Menopoz günümüzde artan yaşam süresi ile birlikte bir kadının yaşamının üçte birlik dönemini kapsayan doğal bir süreçtir. Ancak menopoz döneminde yaşanan fiziksel, hormonal ve duygusal/psikolojik değişimler ile ilgili kadınların bilgi arayışı ve bu değişimlere çözüm bulma ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenle kadınların menopoz ile ilgili doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve bu dönemde karşılaşabilecekleri sağlık sorunları ile sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgilendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; "Sağlıklı Menopoz Okulu" kurulması için 2025 yılı sonunda çalışma başlatılmış olup, Denizli’de de Pamukkale, Merkezefendi ve Acıpayam Sağılıklı Hayat Merkezlerimizde Sağlıklı Menopoz Okulları açılarak faaliyetlerine başlamıştır. Menopoz dönemini daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmek isteyen tüm kadınları Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde alanında uzman hekim, ebe, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen tarafından yürütülen Menopoz Okullarına bekliyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder