POLİTİKA
10 Mayıs 2026 Pazar - 20:58 BBP Genel Başkanı Destici: "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, bayram ikramiyelerine ilişkin, "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" dedi. BBP Ankara Olağan İl Kongresi, Altınpark Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongrede konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, "Anneler sevginin, merhametin, fedakarlığın ve sabrın yeryüzündeki en güzel temsilcileridir. Bir insanın karakteri, bir milletin vicdanı ve bir toplumun geleceği önce annelerimizin yüreğinde şekillenmektedir. Çünkü anne yalnızca evladını büyüten değil, aynı zamanda milletin ruhunun da en büyük öğretmenidir. Vatan uğruna evladını toprağa veren ama buna rağmen metanetini koruyan şehit anneleri, milletimizin en büyük şeref ve onur kaynaklarından birisidir. Onların fedakarlığı bu milletin hafızasında daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere sevginin ve fedakarlığın timsali olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle, en kalbi duygularımla tebrik ediyorum" dedi. "İnsanımız ölmesin diye saldırgan, sahipsiz köpekleri uyutacağız" Sokaklarda başıboş dolaşan köpeklere yönelik gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Destici, "Filistin’de, Gazze’de, Doğu Türkistan’da yüz binlerce, milyonlarca insan öldürüldü. Anaların yüreği yandı ve hala yanmaya devam ediyor. Köpekler çocukları parçalıyor, yine anaların yüreği yanıyor. Gencecik kızlarımız kaçırılıp, tecavüze uğrayıp öldürülüyor, yine anaların yüreği yanıyor. Her yerde, her alanda maalesef annelerimiz ağlamaya, gözyaşı dökmeye devam ediyor. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak diyoruz ki artık annelerimiz ağlamasın. Sokaklarda başıboş dolaşan köpekleri toplayıp belediyelerin, valiliklerin ya da devlet kurumlarının varsa imkanları elbette barınaklara alalım. Ama bu imkan yoksa çocuklarımız, kadınlarımız, insanımız ölmesin diye gerektiğinde elbette saldırgan sahipsiz köpekleri de uyutacağız" şeklinde konuştu. "3 çocuğu olan anneye düzenli olarak maaş bağlanması gerekir" Evlenen her çifte devlet kurumlarınca en az 500 bin lira hibe verilmesi gerektiğini belirten Destici, "Aile yapımıza, ordumuza, öğretmenimize de sahip çıkacağız. Velhasıl bu milletin şerefli her bir evladına sahip çıkacağız. Evliliği daha da teşvik edeceğiz. Evlenecek gençlerimize daha çok destek vereceğiz. Çocuk başına yardımı daha da arttıracağız. 3 çocuğu olan anneye düzenli olarak maaş bağlanması gerekir. Evlenen gençlerimize ÖTV’siz, KDV’siz bir araç alma hakkı verilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığımız kura ile evlenen gençlere 500 bin lira çeyiz yardımı yapıyor. Bütün kurumlarımız bu konuda teşvik edilmeli. Evlenen her çifte en az 500 bin lira hibe, kurumlarımız ve devletimiz tarafından verilmelidir" diye konuştu. "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" Gıda sektöründeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Destici, "Emeklerimizin ikramiyeleri Ramazan Bayramı’nda arttırılmadı, 4 bin lirada kaldı. Ama Kurban Bayramı’nda durduğu yerde sayamaz. Çünkü enflasyon var, hayat pahalılığı var. Özellikle gıda enflasyonu var. Bütün dünyada gıda enflasyonu yıllık yüzde 2, bizde yüzde 32, tam 16 katı. Komşularımızın hepsinde gıda, sebze, meyve, süt hepsi bizden çok ucuz. Dolayısıyla bu işin artık düzenlenmesi lazım. Fahiş fiyatla satış yapanların ellerinin kırılması, dükkanlarının kapatılması lazım. Onun için biz diyoruz ki emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" ifadelerini kullandı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 20:52 BBP Genel Başkanı Destici: "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, bayram ikramiyelerine ilişkin, "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" dedi. BBP Ankara Olağan İl Kongresi, Altınpark Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongrede konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Anneler Günü olduğunu hatırlatarak, "Anneler sevginin, merhametin, fedakarlığın ve sabrın yeryüzündeki en güzel temsilcileridir. Bir insanın karakteri, bir milletin vicdanı ve bir toplumun geleceği önce annelerimizin yüreğinde şekillenmektedir. Çünkü anne yalnızca evladını büyüten değil, aynı zamanda milletin ruhunun da en büyük öğretmenidir. Vatan uğruna evladını toprağa veren ama buna rağmen metanetini koruyan şehit anneleri, milletimizin en büyük şeref ve onur kaynaklarından birisidir. Onların fedakarlığı bu milletin hafızasında daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere sevginin ve fedakarlığın timsali olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle, en kalbi duygularımla tebrik ediyorum" dedi. "İnsanımız ölmesin diye saldırgan, sahipsiz köpekleri uyutacağız" Sokaklarda başıboş dolaşan köpeklere yönelik gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Destici, "Filistin’de, Gazze’de, Doğu Türkistan’da yüz binlerce, milyonlarca insan öldürüldü. Anaların yüreği yandı ve hala yanmaya devam ediyor. Köpekler çocukları parçalıyor, yine anaların yüreği yanıyor. Gencecik kızlarımız kaçırılıp, tecavüze uğrayıp öldürülüyor, yine anaların yüreği yanıyor. Her yerde, her alanda maalesef annelerimiz ağlamaya, gözyaşı dökmeye devam ediyor. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak diyoruz ki artık annelerimiz ağlamasın. Sokaklarda başıboş dolaşan köpekleri toplayıp belediyelerin, valiliklerin ya da devlet kurumlarının varsa imkanları elbette barınaklara alalım. Ama bu imkan yoksa çocuklarımız, kadınlarımız, insanımız ölmesin diye gerektiğinde elbette saldırgan sahipsiz köpekleri de uyutacağız" şeklinde konuştu. "3 çocuğu olan anneye düzenli olarak maaş bağlanması gerekir" Evlenen her çifte devlet kurumlarınca en az 500 bin lira hibe verilmesi gerektiğini belirten Destici, "Aile yapımıza, ordumuza, öğretmenimize de sahip çıkacağız. Velhasıl bu milletin şerefli her bir evladına sahip çıkacağız. Evliliği daha da teşvik edeceğiz. Evlenecek gençlerimize daha çok destek vereceğiz. Çocuk başına yardımı daha da arttıracağız. 3 çocuğu olan anneye düzenli olarak maaş bağlanması gerekir. Evlenen gençlerimize ÖTV’siz, KDV’siz bir araç alma hakkı verilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığımız kura ile evlenen gençlere 500 bin lira çeyiz yardımı yapıyor. Bütün kurumlarımız bu konuda teşvik edilmeli. Evlenen her çifte en az 500 bin lira hibe, kurumlarımız ve devletimiz tarafından verilmelidir" diye konuştu. "Emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" Gıda sektöründeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Destici, "Emeklerimizin ikramiyeleri Ramazan Bayramı’nda arttırılmadı, 4 bin lirada kaldı. Ama Kurban Bayramı’nda durduğu yerde sayamaz. Çünkü enflasyon var, hayat pahalılığı var. Özellikle gıda enflasyonu var. Bütün dünyada gıda enflasyonu yıllık yüzde 2, bizde yüzde 32, tam 16 katı. Komşularımızın hepsinde gıda, sebze, meyve, süt hepsi bizden çok ucuz. Dolayısıyla bu işin artık düzenlenmesi lazım. Fahiş fiyatla satış yapanların ellerinin kırılması, dükkanlarının kapatılması lazım. Onun için biz diyoruz ki emeklimize Kurban Bayramı’nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçük başta olsa bir kurban alsınlar" ifadelerini kullandı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 20:17 Başkan Büyükakın: "Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Anneler Günü’nde İzmit Vinsan Tesisleri’nde faaliyete alınan Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin 13’üncüsü tanıtıldı. Lotus Anne Şehir Merkezi, Lokomotif Çocuk Köyü, Gönül Bahçem Davet Evi ve Ana Kafe’den oluşan merkez, kadınların sosyal hayata katılımını desteklemek, çocuklara güvenli alanlar sunmak ve annelere en çok ihtiyaç duydukları zamanı kazandırmak amacıyla hizmet verecek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anneler Günü’nde annelere yönelik anlamlı bir projeyi daha hayata geçirdi. Kent genelinde 12 noktada hizmet veren Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin 13’üncüsü, İzmit Vinsan Tesisleri’nde düzenlenen programla tanıtıldı. Kadınların fiziksel, sosyal ve psikolojik yönden desteklenmesini amaçlayan merkezde pilates, zumba, step-aerobik, fitness, sağlıklı yaşam yürüyüşleri, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulacak. Çocuklar için hazırlanan Vinsan Lokomotif Çocuk Köyü’nde ise 3-6 yaş grubuna yönelik tematik atölyelerle miniklerin üretme, keşfetme ve birlikte öğrenme becerileri desteklenecek. "Kadına zaman kazandırıyoruz" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, merkezin çok amaçlı yapısıyla kadınlara ve ailelere nefes aldıran bir alan olduğunu söyleyerek, "Anne Şehir Projesi birçok şeye hizmet ediyor. Spor yaptırıyor, hayata tutunmaya ilişkin katkılar sağlıyor, psikolojik destek var. Başka becerileri geliştirmeye dönük programlar var. Ama bütün bunları özetleyen kelime belki de şu; burada kadına zaman kazandırıyoruz aslında. Kendisine bir şeyler yapmasına imkan tanıyoruz. Asıl sihirli kelime bu. Kadın kendine zaman ayırabiliyor. Aynı mantık engelli bireyin ailesi için de var. Engelli bir bireyin ailesinin, onunla uğraşırken kendine zaman ayırması da başlı başına bir problemdir. Onunla birlikte yaşamak çok zordur. Kendinize ait bir zaman kalmıyor. Aslında her birimiz, sadece kadınlar için de değil erkekler için de modern yaşamın ve şehir yaşamının içinde bir yandan özgürleştiğimizi zannederken, öbür yandan da özgürlüklerimizden olduk" dedi. "Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik" Anne Şehir Projesi kapsamında kadınların sağlıklı yaşama teşvik edildiğini belirten Büyükakın, "Aslında kadınlar için her şey düşünüldü. Kendinize daha fazla zaman ayırın, kendinize daha fazla yatırım yapın ve yükten kurtulun diye yapıldı. Yükten kurtulmayı her manada kullanıyorum. Çünkü Anne Şehir Projesi kapsamında yapılan spor etkinlikleri çerçevesinde bugüne kadar kadınlarımızın verdiği kilo toplam 32 ton. Muazzam, bence kendinizi alkışlayın. Kocaeli’yi, Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik ve bu devam edecek. Sporla birlikte kullanılan birçok ilaçtan kurtulma gibi bir sürü hikaye duydum. Bunun gibi sayısız örnek var. Aslında modern yaşam bize bunu yapıyor. Hareketsizliğe bağlı olarak birçok sorun ortaya çıkıyor. Kibarca ‘obezite’ diyoruz ama bunun Türkçesi kilo, aşırı kilo. Obezite modern şehir yaşam biçiminin bir sonucu. Hareketsiziz, çok kalori alıyoruz, kalori harcamıyoruz" ifadelerini kullandı. "Annelerin en çok zamana ihtiyacı var" Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, Anneler Günü’nde annelerin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin zaman olduğunu belirterek, "Bir annenin en çok neye ihtiyacı var? Bir annenin en çok zamana ihtiyacı var. Çünkü anne olduktan sonra özgürce banyo yapmayı unuttuğumuz bir dönemden geçiyoruz. Eskiden ‘Bir çocuğu köy büyütür’ derlerdi. Şimdi köylerimiz uzakta kaldı. Bir anne ve bir çocuk, bir çatının altında baş başa kaldı. Dolayısıyla anneler kendilerine o zamanı ayıramayınca psikolojik olarak maalesef çöküntü yaşadılar. Burası gördüm ki annelere bu Anneler Günü’nde zaman hediye etmiş. Demiş ki, ‘Sen çocuğunu Lokomotif Çocuk Evleri’ne bırak, orada iki saat lisans mezunu öğretmenlerle nitelikli zaman geçirsin. Sen spor mu yapmak istiyorsun, sporunu yap. Diyetisyene mi gitmek istiyorsun, diyetisyene git. Arkadaşlarınla kahve içip kitap hakkında sohbet etmek mi istiyorsun, onu yap.’ Her türlü alanı sağlamışlar. Ben diyorum, herhalde yakında kütüğümü de Kocaeli’ye aldıracağım bu gidişle" diye konuştu.
Bakan Uraloğlu: "2025 yılının ilk 9 ayında günde ortalama 686 bin kişi havayolu ile seyahat etti"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:33 Bakan Uraloğlu: "2025 yılının ilk 9 ayında günde ortalama 686 bin kişi havayolu ile seyahat etti" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yılın ilk 9 ayında havayolunu kullanan yolcu sayısının 187 milyon 397 bin 678’e ulaştığını belirterek, "Böylece 2025 yılının ilk 9 ayında günde ortalama 686 bin kişi havayolu ile seyahat etti" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün 2025 yılı eylül ayına ait havayolu uçak, yolcu ve yük verilerini değerlendirdi. Yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 92 bin 573, dış hatlarda ise 94 bin 799 olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, "Böylece toplam uçak trafiği üst geçişler ile birlikte 239 bin 335’e ulaştı. 2024 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında üst geçişler dâhil toplam uçak trafiğinde yüzde 11,7 artış meydana geldi" ifadelerini kullandı. "Bir ayda 24 milyon 769 bin 907 yolcu seyahat etti" Bakan Uraloğlu, eylül ayında iç hat yolcu trafiğinin 9 milyon 547 bin 571, dış hat yolcu trafiğinin ise 15 milyon 205 bin 768 olarak gerçekleştiğini belirtti. Direkt transit yolcular ile birlikte toplam 24 milyon 769 bin 907 yolcunun seyahat ettiğini kaydeden Uraloğlu, "Geçen yılın aynı ayına göre direkt transit dahil toplam yolcu trafiğinde yüzde 10,5 artış gerçekleşti. Söz konusu ayda iç hatlarda 91 bin 460 ton, dış hatlarda 406 bin 58 ton olmak üzere taşınan yük miktarı toplamda 497 bin 517 tona ulaştı" dedi. 9 ayda havayolu ile seyahat eden yolcu sayısı 187 milyonu geçti Uraloğlu, ocak-eylül döneminde ise havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 746 bin 659, dış hatlarda 711 bin 652 olduğunu, böylece üst geçişler ile birlikte toplam 1 milyon 888 bin 370 uçak trafiğine ulaştığını kaydetti. Söz konusu dönemde üst geçişler dahil hizmet verilen toplam uçak trafiğinin geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 7,6 arttığını belirten Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 76 milyon 584 bin 284, dış hat yolcu trafiğinin 110 milyon 699 bin 739 olduğu bu dönemde direkt transit yolcular ile birlikte toplam 187 milyon 397 bin 678 yolcuya hizmet verildi. 2025 yılı Eylül sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2024 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında direkt transit dahil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 5,3 artış oldu. Böylece 2025 yılının ilk 9 ayında günde ortalama 686 bin kişi havayolu ile seyahat etti." Uraloğlu ayrıca, söz konusu dönemde havalimanları yük trafiğinin iç hatlarda 712 bin 615 ton, dış hatlarda 3 milyon 131 bin 525 ton olmak üzere toplamda 3 milyon 844 bin 139 tona ulaştığını da bildirdi.
Başkan Kurnaz: "Hemşehrilerimiz en büyük güç kaynağımız"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:42 Başkan Kurnaz: "Hemşehrilerimiz en büyük güç kaynağımız" Samsun’un İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Çalışma azmimizi besleyen ve bize güç veren en önemli kaynak, değer verdiğimiz ve kıymetli hemşehrilerimizdir" dedi. Başkan İhsan Kurnaz, İlkadım için çalışmaya ve üretmeye devam ettiklerini söyledi. 7’den 70’e tüm vatandaşlar için eşit hizmet anlayışıyla, kırsal mahalle-kent merkezi ayrımı yapmaksızın her alanda çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Kurnaz, en büyük gücü vatandaşlardan aldıklarını vurguladı. "En iyi hizmeti sunmak için gayret ediyoruz" "İlkadım’ın her noktasında hemşehrilerimizle bir araya gelerek, ortak akılla en iyi ve en güzel hizmeti yapmayı hedefliyoruz" diyen Başkan İhsan Kurnaz, şunları söyledi: "İlkadımımız, içerisinde birçok farklı kültürü ve insanı barındırıyor. Samsun’un gözbebeği ve merkezi olan ilçemiz, gün içerisinde mevcut nüfusunun daha fazlasını ağırlıyor. İlkadım Belediyesi olarak bizler de bu bilinçle hizmet ve çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışmalarımızı yaparken de en büyük destek ve gücümüzü vatandaşımızdan alıyoruz. Çalışma azmimizi besleyen ve bize güç veren en önemli kaynak, değer verdiğimiz ve kıymetli hemşehrilerimizdir. Bu noktada her bir hizmetimizi daha güvenli, daha konforlu, daha çevreci ve daha temiz bir İlkadım için yapıyoruz. Çünkü her bir hemşehrimiz bizim için kıymetli ve değerlidir."
İletişim Başkanı Duran: "2022 yılından bu yana sadece bizim merkezimizde 2 bin 500’e yakın dezenformasyon ve algı operasyonunu tespit ettik ve ifşa ettik"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:38 İletişim Başkanı Duran: "2022 yılından bu yana sadece bizim merkezimizde 2 bin 500’e yakın dezenformasyon ve algı operasyonunu tespit ettik ve ifşa ettik" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medyadaki yanıltıcı ve yalan haberlere ilişkin, "2022 yılından bu yana sadece bizim merkezimizde 2 bin 500’e yakın dezenformasyon ve algı operasyonunu tespit ettik ve ifşa ettik. Bu, Türkiye olarak aslında dezenformasyona en fazla muhatap olan ülkelerden birisi olduğumuzu da ortaya koyuyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Hukuk ve Teknolojide Yeni Ufuklar Uluslararası Sempozyumu"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen programda konuşan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, gelişen teknoloji ve dijitalleşme ile sosyal medya mecralarında dezenformasyon ve kaosun arttığını söyleyerek, bunlara önlem alınması gerektiğin ve bu amaçla çalıştıklarını belirtti. "Ekranla muhataplığın insanla muhataplığı aştığı bir sürece geldik" Dijitalleşmenin toplumsal hayatın her alanında farklı yenilikler ve yeni meydan okumalar getirdiğini söyleyen Duran, "Bu meydan okumaların hukuk çerçevesinde ele alınması ve bizlere ne gibi etkilerde bulunduğunun derinlikli bir şekilde analiz edilmesi çok önemli bir zorunluluktur. Ekranla muhataplığın insanla muhataplığı aştığı bir sürece geldik. Yani artık yüz yüze görüşmekten daha fazlasını dijitalde görüşüyoruz ya da dijitalde vakit harcıyoruz. Halihazırda dünya genelinde 5.5 milyardan fazla insan internet kullanıyor. Sosyal medya kullanıcıları olarak baktığımızda bunun yüzde 64’ünün yani insanlığın yüzde 64’ünün böyle bir kullanım içerisinde olduğunu görüyoruz. Yine Türkiye’de internet kullanım oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğunu görüyoruz. Tabii sosyal medya ise her geçen gün daha fazla kullanılan bir alan" ifadelerini kullandı. "Değişime adapte olmak durumundayız ama aynı zamanda bu değişimi de yönetmek durumundayız" Hem Türkiye’de hem dünyada iletişim biçimlerinin, bilgi akışının ve toplumsal etkileşimin hızla değiştiğine dikkati çeken Duran, "Bu değişime adapte olmak durumundayız ama aynı zamanda bu değişimi de yönetmek durumundayız. Bir selin bizi alıp savurduğu gibi sosyal medya alanındaki hercümercin bizi şekillendirmesini bekleyemeyiz. O halde bunu analiz ederek yapılması gerekenlere odaklanmak durumundayız. Yine yapay zeka ve büyük dil modellerinin sosyal medyayla entegrasyonu bize tabii verimlilik açısından da çok önemli fırsatlar getiriyor. Bu denli bizi kuşatan tüm insanlığı kuşatan yanılsama alanı dediğimiz bir alan da genişliyor. Yani nelerden bahsediyorum? Aslında hepimizin bildiği konular bunlar. Dijital kamusal alanın şeffaf olmayan kodlara teslim olması. Yani bir takım algoritmik tahakkümler. Yine Deep Fake teknolojileriyle üretilen sahte içerikler, büyük verinin illegal kullanımı ve dijital platformların çizdiği sınırlar bütün bunların hepsi algıları oluşturuyor. Daha sonra da bu algılardan yargılara varılıyor. Bu kısa değerlendirme bile acaba bizim neler yapmamız gerekir sorusunun önemini bize hatırlatıyor" dedi. "Yankı odalarıyla sadece duymak istediğiniz şeyleri dinleyerek ya da konuşarak bir kutuplaşma üretildiğini fark etmek gerekiyor" Sosyal medya mecralarında bir kaosun söz konusu olduğunu ve bu kaosu yönetmek için önlem alınması gerektiğini ifade eden Duran, "En kırılgan kesimlerde çocuklarımız ve aslında ailemiz. Böyle baktığımızda kontrolsüz ekran süresi, travmatik içerikler, dijital zorbalık, yanlış ve yanlı bilgilendirme, psikososyal sağlığı ve bedensel gelişimi etkileyecek önemli olumsuz tesirlerde bulunabiliyorlar. Açıkçası ailelerde sosyal izolasyon olgusu da hali hazırda tecrübe ediliyor. O zaman biz filtre balonları, yankı odaları aracılığıyla insanları kendi görüşlerini pekiştirdikleri bir alan olmaktan çıkması gerektiğini düşünüyoruz sosyal medyanın. Bu yönüne dikkat etmek gerekir. Hatta bu yankı odalarıyla sadece duymak istediğiniz şeyleri dinleyerek ya da konuşarak bir kutuplaşma üretildiğini fark etmek gerekiyor. Ne yazık ki siyasetin de bu şekilde kutuplaştırıldığı bir sosyal medya alanı bize fayda üretmekten ziyade öfkeleri ve yeni sorunları hatta suçları beraberinde getirme durumuyla karşı karşıyayız" diye konuştu. "2022 yılından bu yana sadece bizim merkezimizde 2 bin 500’e yakın dezenformasyon ve algı operasyonunu tespit ettik ve ifşa ettik" Sosyal medyadaki yanıltıcı ve yalan haberlere karşı İletişim Başkanlığı olarak Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kurduklarını hatırlatan Duran, şöyle devam etti: "2022 yılından bu yana sadece bizim merkezimizde 2 bin 500’e yakın dezenformasyon ve algı operasyonunu tespit ettik ve ifşa ettik. Bu, Türkiye olarak aslında dezenformasyona en fazla muhatap olan ülkelerden birisi olduğumuzu da ortaya koyuyor. Yine kişisel verilerin işlenmesi çok önemli bir güvenlik meselesidir. Hem kişisel anlamda hem ulusal güvenlik anlamında. Sosyal medya şirketlerinin veri güvenliği ve mahrumiyet ihlallerine biz defalarca şahit olduk. Bu ihlallere neden değiniyoruz? Çünkü bu filtreler ve algoritmik yanlılığın kullanımıyla uluslararası konuların nasıl gündeme getirileceği ya da sessizleştirileceği hakim bir konuma geldi. Böyle baktığımızda biz bu manipülasyon ve karartma uygulamalarının en çarpıcı örneklerinden bir tanesini İsrail’in saldırılarıyla ilgili yani Gazze’de yapılan soykırımla ilgili gördük. Netanyahu ve katliam şebekesi savaş teknolojisini masum insanları öldürmek için soykırım için kullanmakla kalmadı aynı zamanda sosyal medyayı da bu şekilde manipüle etti. Sosyal medya bu anlamda bir savaş aracı olarak kullanıldı. Bu süreçte akla gelen ilk husus nedir? Kendi yerli ve milli platformlarımızı oluşturmak ve bunlara önem vermek. Türkiye olarak bizim politikalarımızda teknolojiye yaklaşımımızda her zaman merkezine insanı koydu. Bu çerçevede Cumhurbaşkanımızın insana verdiği önem hepimizin malumudur. Bu anlayışla ortaya koyulan gayretler kıymetli çalışmalar hepimizi gururlandırıyor. Nitekim bağımsız, güvenilir ve özgün platformumuz NEXT Sosyal kısa sürede 1 milyonu aştı. Yine TRT’mizin hayata geçirdiği uluslararası dijital platformumuz ‘Tabii’ bizim kendi perspektifimizle ve aile anlayışımızla oluşturulmuştur ve önemli bir boşluğu doldurmuştur." "Hukuki düzenlemeler, inovasyonun güvenlik ile dengelenmesi, sosyal ağ sağlayıcılarının sorumlulukların arttırılması ve kullanıcı haklarının güçlendirilmesi için en önemli teminattır" Uluslararası alanda ihtiyaç duyulan güvenli ve adil iletişim ekosistemi için ellerinden geleni yapacaklarını söyleyen Duran, "Dijital alan her gün yeni bir teknolojinin uygulandığı, yeni bir bileşenin eklendiği ve bu yönüyle de yasal düzenleme yapmanın mecburi ama aynı zamanda dinamik olduğu bir alandır. Hukuki düzenlemeler, inovasyonun güvenlik ile dengelenmesi, sosyal ağ sağlayıcılarının sorumlulukların arttırılması ve kullanıcı haklarının güçlendirilmesi için en önemli teminattır" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye, yapay zeka sözleşmesi hazırlık sürecine etkin şekilde katılım sağlamıştır"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:37 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye, yapay zeka sözleşmesi hazırlık sürecine etkin şekilde katılım sağlamıştır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye, Avrupa Konseyi’nin insan hakları ve hukuk ekseninde şekillenen yapay zeka sözleşmesi hazırlık sürecine etkin şekilde katılım sağlamıştır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Hukuk ve Teknolojide Yeni Ufuklar Uluslararası Sempozyumu"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen sempozyumda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Sosyal medyada yapay zeka kullanımının hukuki yönü temasıyla düzenlenen sempozyumda dijital çağın en tartışmalı başlıklarından biri farklı yönleriyle çok boyutlu bir şekilde ele alınacak. Yapay zekanın sosyal medya platformlarında içerik üretimi, veri kullanımı, mahremiyet ve ifade özgürlüğü gibi alanlarda ortaya çıkardığı yeni etik ve hukuki sorular katılımcıların değerli katkılarıyla tartışılacak, konuşulacak. Kıymetli katılımcılar dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte dünya veri temelli ekonomiye doğru köklü bir dönüşüm yaşamaktadır. Ancak bu dönüşüm yalnızca teknolojik bir yenilenme değil, aynı zamanda hukuk, etik ve yönetişim alanlarında da derin sınamalarla insanlığı karşı karşıya getirmektedir. Yapay zeka, büyük veri, blok zincir ve otonom sistemler gibi teknolojiler klasik hukuk normlarının öngörmediği durumlar oluşturmakta, sorumluluk, mülkiyet ve hak kavramlarını yeniden tartışmaya açmaktadır" dedi. "Otonom bir aracın yaptığı bir kazada kim sorumlu olacak? Kim hesap verecek?" Teknolojinin neyi mümkün kıldığı değil, toplumsal adaletle ne kadar uyumlu olduğu sorusunun gündemde olduğunu belirten Yılmaz, "Robotların hukuku, yapay zekanın karar alma sınırları, algoritmik tarafsızlık ve dijital etik gibi konular modern hukuk sistemlerinin sınırlarını zorlamaktadır. Örneğin otonom bir aracın yaptığı bir kazada kim sorumlu olacak? Kim hesap verecek? Üreticiye mi hesap soracağız? Programcıya mı ya da algoritmanın kendisini mi sorgulayacağız? Benzer biçimde yapay zeka tarafından üretilen sanatsal ve bilimsel içeriklerin fikri mülkiyeti kime ait olacak? Bu tür hukuki sorunları nasıl düzenleyeceğiz? Bunlara nasıl yaklaşacağız? Sosyal medya alanında da yapay zeka tarafından oluşturulan deep fake videoların veya otomatik üretilmiş sahte haberlerin yol açtığı zararların hesabını kime soracağız? Hukukunu nasıl şekillendireceğiz?" ifadelerini kullandı. Etik açıdan dijitalleşmenin sağladığı veri gücünün mahremiyetin sınırlarını bulanıklaştırdığına değinen Yılmaz, "Bu nedenle birçok ülke teknolojik gelişmeleri insan merkezli etik ilkelerle uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Tartıştığımız bu konular şüphesiz sadece Türkiye’nin gündemi değil, bütün ülkelerin gündemi. Sınırları aşan bir dünyadan, bir ortamdan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu alanlar aynı zamanda uluslararası yaklaşılması gereken, uluslararası alanda hem birlikte tartışılması, yaklaşılması hem de güçlü iş birlikleri yapılması gereken alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır" diye konuştu. "Türkiye, yapay zeka sözleşmesi hazırlık sürecine etkin şekilde katılım sağlamıştır" Türkiye’nin yapay zeka alanındaki etik ve güvenlik listelerini yönetmek için çok katmanlı bir çerçeve oluşturmakta olduğunu ifade eden Yılmaz, ulusal ölçekte hukuki ve kurumsal altyapıyı da güçlendirdiklerini belirterek, "Türkiye, Avrupa Konseyi’nin insan hakları ve hukuk ekseninde şekillenen yapay zeka sözleşmesi hazırlık sürecine etkin şekilde katılım sağlamıştır. Avrupa Birliği’nin yapay zeka tüzüğüyle uyumlu bir mevzuat yapısının oluşturulması amacıyla yürütülen çalışmalar devam etmektedir. Aynı şekilde ülkemiz Birleşmiş Milletler OECD ve G20 gibi uluslararası platformlarda politika oluşturulması ve standartlar belirlenmesine yönelik çalışmalara, süreçlere aktif bir şekilde katılım sağlamakta, katkıda bulunmaktadır. Bu çerçevede güvenilir yapay zeka uygulamalarının gelişimini destekleyecek etki değerlendirme modelleri ve belgelendirme sistemleri tasarlanmaktadır. Ayrıca ISO standartlarıyla uyumlu yapay zeka risk yönetim sistemi belgelendirme programı sayesinde bu teknolojilerin sürdürülebilirliğini ve güvenilirliğini güvence altına alacak kurumsal bir altyapı tesis edilmektedir. Bu bütün bu çalışmalarımız yapay zeka ilişkin çalışmalarımızı benim başkanlığımda oluşturulan yapay zeka kurulumuz kanalıyla yakından takip ediyoruz ve stratejik bir çerçeve oluşturmuş durumdayız. Ulusal yapay zeka stratejimiz var ve eylem planımız var. Bu eylem planı hem bakanlıklar hem özel sektör hem de STK’ların katılımıyla geniş bir katılımla güncellendi ve şu anda 71 eylemimiz var. Bu strateji çerçevesinde takip ettiğimiz. Bunları hayata geçiriyoruz" şeklinde konuştu. "Teknolojik altyapımızı geliştireceğiz" Eylem planından bahseden Yılmaz, "Eylem planımız Türkçe büyük dil modeli geliştirilmesi, uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesi, yapay zeka ekosisteminin büyütülmesi, nitelikli insan kaynağının arttırılması, yerli uygulamaların, milli uygulamaların yaygınlaştırılması ve Türkiye’yi küresel oyuncu yapacak işlemci altyapısının kurulmasını hedefliyor. Dolayısıyla geniş kapsamlı sadece birkaç başlığını sunduğum bir eylem planını hayata geçiriyoruz ve gelişmeler ışığında da yenileyeceğiz. Her geçen gün yeni birtakım uygulamaların, teknolojilerin ortaya çıktığı bir alandan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu tür alanlarda hukuki düzenlemelerin de dinamik olması gerekiyor. Bir defada çözebileceğimiz bir mesele değil. Bu anlamda genel yaklaşımımızın şu olduğunu ifade edebilirim; daha ziyade çerçeve düzenlemelerle hareket etmek, kanuni seviyelerde uygulamayı yakından takip etmek, ikinci düzenlemelerle de daha dinamik bir şekilde süreci yönetmek. Aşırı düzenleme yaptığınızda, katı düzenlemeler yaptığınızda yeniliğin, dinamizmin önüne geçme riskiniz var. Ülkemizi teknolojik yarışta geriye düşürme riskiniz var. Ama hiç düzenleme yapmadığınızda da az önce birçok örneği de verildi, ülkemizi birçok riskle karşı karşıya getirme durumundayız. Dolayısıyla bu dengeyi sağlamak zorundayız. Yani teknolojik yeniliklere açık olacağız. Teknolojik altyapımızı geliştireceğiz. Ama aynı zamanda insan onurunu koruyacağız, milli güvenliğimizi koruyacağız ve insanlık olarak değerlerimizi, hukukumuzu, etiğimizi, adaleti koruyacağız. Burada işte bu dengeyi biz bu şekilde kurabileceğimizi düşünüyoruz" dedi. Kamuda veri yönetim işini etkinleştirmek ve veriden değer oluşturmak üzere Kamu Veri Alanı Projesi’ni hayata geçireceklerini vurgulayan Yılmaz şöyle konuştu: "Dijital dönüşümün güvence katmanı, siber güvenliğin yanı sıra elektronik imza ve dijital kimlik altyapılarıyla tamamlanıyor. Bu konularda da son derece dikkatli gittiğimizi söyleyebilirim. Sosyal medya öncesi, yapay zeka öncesi dönemde de sahtekarlar, dolandırıcılar var. Bu dönemde de var. Yöntemler değişiyor sadece, araçlar değişiyor. Nasıl geçmişte usulsüzlük yapanlar, suç işleyenler hukuk karşısına çıkıyorsa, bu dönemde dijital suçlar işleyenler elbette hukuk karşısında hesap vermek zorunda. Biz de bir taraftan teknolojiyi daha güvenceli hale getirmeye çalışıyoruz. Bu sahtekarların dışarıdan müdahalelerle bozmasını engellemeye çalışıyoruz. Bir anlamda koruyucu hukuk diyebiliriz, koruyucu sağlık gibi. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da bu tür hadiseler varsa, ki tüm dünyada maalesef bunlar da var. Bunları da hızlı bir şekilde tespit edip, sorumluları hukuk karşısında, adalet karşısında hesap vermeye sevk ediyoruz." Siber Güvenlik Başkanlığı kurduklarını ifade eden Yılmaz, çok daha güçlü bir kurumsal yapıyla bu alandaki güvenliği pekiştireceklerini belirtti. "Çalışmalarla Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde özgürlük, güvenlik ve sorumluluk dengesini korumayı amaçlıyoruz" TBMM’de kurulan Dijital Mecralar Komisyonu’nun çok başarılı bir çalışma yaptığını aktaran Yılmaz, "Biz de bu çalışmadan hükümet olarak istifade ettik. Onu da ifade etmek isterim. Burada da sosyal medyada dezenformasyon, kişisel verilerin korunması ve dijital haklar gibi konularda düzenleyici neler yapabiliriz diye çalışmalar yürütülüyor. Bu komisyonun altında faaliyet gösteren Yapay Zeka ve Yeni Teknolojiler Alt Komisyonu ise dijital platformlarda yapay zeka kullanımının etik ve hukuki çerçevesini belirlemeye odaklanmış durumda. Tüm bu çalışmalarla Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde özgürlük, güvenlik ve sorumluluk dengesini korumayı amaçlıyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecini hukuka, insan haklarına ve etik ilkelere dayalı bir zeminde ilerletmeye kararlıyız. Sosyal medya alanında ise bu yaklaşım algoritmik adaleti dezenformasyon ile mücadeleyi ve kullanıcı haklarının korunmasını merkeze almaktadır" diye konuştu. Yapay zeka ve yapay otonom sistemlerin önemli olduğunu söyleyen Yılmaz, doğal zeka sistemlerin çok daha önemli olduğunu belirtti.
İki bakanlık trafikte anlaşılır ve etkin bir işaretleme sistemi için iş birliği protokolü imzaladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:12 İki bakanlık trafikte anlaşılır ve etkin bir işaretleme sistemi için iş birliği protokolü imzaladı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 6 Ekim’de İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasında imzalanan ‘Karayollarındaki Hız Sınırlama Uygulamalarında Yeknesaklığın Sağlanmasına İlişkin İş Birliği Protokolü’ ile her ilde valilerin başkanlığında Trafik İşaret Levhalarının Sadeleştirilmesi Komisyonu kurulacağını ve trafikte sade, anlaşılır ve etkin bir işaretleme sistemi oluşturulacağını belirtti. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Video Konferans Sistemi (VKS) üzerinden ‘Trafik Güvenliği Strateji Belgesi ve Karayolları Trafik Güvenliği Eylem Planı’ konulu toplantı gerçekleştirdi. Bakan Yerlikaya, 81 il valisinin de katıldığı toplantıda trafikte düzenin ve güvenliğin sağlanması için 16 Ağustos 2025’te yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yeni bir sürecin başlatıldığını belirerek, bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında ‘Karayollarındaki Hız Sınırlama Uygulamalarında Yeknesaklığın Sağlanmasına İlişkin İş Birliği Protokolü’nün imzalandığını açıkladı. Bakan Yerlikaya, toplantıya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ise şu ifadelere yer verdi: "Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ile birlikte ‘Trafik Güvenliği Strateji Belgesi ve Karayolları Trafik Güvenliği Eylem Planı’ konulu VKS toplantımızı 81 il valimizin katılımıyla gerçekleştirdik. Trafikte düzenin ve güvenliğin sağlanması için 16 Ağustos 2025’te yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle yeni bir süreci başlattık. Bu genelge ile karayollarındaki hız sınırlarından anayol levhalarına, yaya geçitlerinden meskun mahal levhalarına kadar tüm işaretlemeler yeniden gözden geçiriliyor. 6 Ekim 2025 tarihinde İçişleri Bakanlığımız ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız arasında ‘Karayollarındaki Hız Sınırlama Uygulamalarında Yeknesaklığın Sağlanmasına İlişkin İş Birliği Protokolü’ imzaladık. Protokol kapsamında artık her ilimizde valilerimizin başkanlığında Trafik İşaret Levhalarının Sadeleştirilmesi Komisyonları kurulacak. Vali yardımcılarımızın koordinasyonunda belediye, emniyet, jandarma, karayolları ve il özel idaresi personelinden oluşan çalışma grupları sahada görev yapacak. Trafik güvenliği, sadece bir ulaşım konusu değil; her şeyden önce insan hayatının korunmasıdır. Her bir vatandaşımızın evine, sevdiklerine güvenle dönebilmesi için trafikte sade, anlaşılır ve etkin bir işaretleme sistemi hedefiyle yeni bir dönüşüm sürecini yürütüyoruz."