POLİTİKA
Bakan Fidan, Hamas Şura Meclisi Başkanı Derviş ile görüştü 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:48:19 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki Hamas heyeti ile görüşme gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Dışişleri Bakan Hakan Fidan, Hamas Şura Meclisi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki Hamas heyeti ile bugün bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Gazze’de kalıcı barışın tesisi için devam eden çalışmalar, Gazze’ye insani yardım ulaştırılması için yürütülen faaliyetler ve bölgedeki diğer gelişmeler ele alındı. Dışişleri Bakanı Fidan, bölgedeki savaşın Filistin meselesinin unutulmasına yol açmaması gerektiğini, Türkiye’nin Gazze ve Batı Şeria’da İsrail’in sebep olduğu felaketleri uluslararası toplumun gündeminde tutmaya devam ettiğini belirtti. Bakan Fidan, İsrail’in Gazze’deki varlığını artırmasının ve Gazze’de ihtiyaç duyulan insani yardımın bölgeye ulaşmasını engellemesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti. İslam ülkeleri başta olmak üzere, Filistin’e destek veren tüm devletlerin Filistinlilerin haklı davasını savunmaya devam etmesi gerektiğini belirten Bakan Fidan, Türkiye’nin bu yöndeki çabalara öncülük etmeyi sürdüreceğini kaydetti. Fidan, Türkiye’nin, Filistin halkının Gazze’den ayrılmasını hedefleyen her türlü adıma karşı kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceğini ifade etti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 20:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Danışma Meclisi’ne telefonla bağlandı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Danışma Meclisi’ne telefonla bağlanarak kadın teşkilatlarının sahadaki çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Danışma Meclisi, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda gerçekleştirildi. Program kapsamında İstanbul’un 39 ilçesinde yürütülen saha çalışmaları ve teşkilat faaliyetlerini içeren video gösterimleri paylaşılırken, kadın teşkilatlarının çalışmaları salonda büyük ilgi gördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıya telefonla bağlandı Danışma Meclisi programının en dikkat çeken anlarından biri ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon bağlantısıyla programa katılması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki teşkilat mensuplarına hitap ederek kadın teşkilatlarının sahadaki çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan ayrıca Anneler Günü’nü kutlayarak tüm annelere selam ve muhabbetlerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması salonda uzun süre alkışlandı. Programda konuşan İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, kadın teşkilatlarının İstanbul’un her noktasında büyük bir inanç ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ise kadın kollarının sahadaki emeğine vurgu yaparak teşkilat çalışmalarına verdikleri desteğin artarak devam edeceğini belirtti. Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan da konuşmasında teşkilat mensuplarına teşekkür ederek kadınların siyasette üstlendiği role dikkat çekti. İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer’in ev sahipliğinde düzenlenen programa; Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, MYK üyeleri, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, milletvekilleri, il ve ilçe kadın kolları teşkilatları, mahalle başkanları ile çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. Danışma Meclisi programı, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:15 CHP Genel Başkanı Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden, "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor. Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. Mitingde konuşan Özel, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak, "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:01 Özgür Özel: "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Millet iradesine sahip çıkıyor mitingine katılmak üzere Rize’ye geldi. 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen mitingde Genel Başkan Özel’in kürsüye çıkmasıyla hemen arka kısmında bulunan binanın terasından pankart açıldı. Açılan pankartlarda "Rizeliye göre bir Özel’liğin yok. Siz heykel yapın durun, Bizum uşağın yaptığı eserlerle böyle fotoğraf çekturun. İşiniz gücünüz talan, çay davanız yalan. Haramla yol alanlar, helal hakkı savunamazlar" yazıları yer aldı. Mitinge katılan partililer pankartlara tepki gösterirken Özel kürsüden "Siz bana bakarsanız, Türkiye bu meydandaki iktidar değişimini görüyor! Geriye bakmayın, onları geride bırakıyoruz. Biz hep birlikte ileri yürüyoruz. Balıkçıyı perişan edenlere, emeği sömürenlere, onlara, geride kalanlara değil yarınlara bakıyoruz, iktidara bakıyoruz" diyerek seslendi. Bu esnada meydandan çıkan bazı partililer binaya girmek isteyince güvenlik güçleri tarafından durduruldu. Kimliği belirsiz protestocu gurup sonrasında pankartları toplayarak kaldırdı. konuşan Özel, CHP’nin Rize’deki siyasi geçmişine değinerek, "1977’den bu yana Cumhuriyet Halk Partisi olarak Rize’yi kazanamadık. 77’de sandıkla almıştık, 80’de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz, yeniden Rize’de iddialıyız, güçlüyüz, birlikteyiz, bir aradayız, iriyiz, diriyiz, hep beraber ayaktayız. Şimdi yine bir darbe girişimiyle yürüyüşümüzü durdurmaya çalışanlar var. Ancak şunu söyleyelim; biz Rize Belediyesi için seçimlere girdik, kazanamadık. Rize’nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden seçilen Rahmi Metin Başkana, hangi siyasi partiden olursa olsun Rize Belediye Meclisi’nde görev yapan tüm meclis üyelerine tebriklerimizi sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" ifadelerini kullandı. "CHP Rize’yi çayla kalkındıran partidir" Çayın Rize ekonomisi açısından önemine değinen Özel, "1947’de Rize’de ilk çay fabrikası açıldı ve Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak olan, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikası ile Cumhuriyet’in Rize’ye en büyük katkısını sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi Rize’yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir" diye konuştu. "Çayın kilosu 40 lira olmalıdır" 2025 yılı yaş çay alım fiyatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, yaş çay taban fiyatının kilogram başına 40 TL olması gerektiğini savunarak "2025’te çay için 35 liradan çay alınsın diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler. Bir kilo çayın maliyeti 31 lira. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak yeni bir çay kanununu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10’u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım kireçleri tamamen ücretsiz olacak" dedi. "Çay üreticisi en yüksek promosyonu veren bankayı seçecek" ÇAYKUR üzerinden üreticilere yapılan ödemelere ilişkin de konuşan Özel, bu ödemelerin karşılığında üreticilerin banka promosyonu alması gerektiğini dile getirerek "Çay üreticisi çayını ÇAYKUR’a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak" şeklinde konuştu. "Biz vergide adaleti savunuyoruz" Özgür Özel konuşmasında vergi sistemi ve gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Türkiye’de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir: Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemiyle verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacağı bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz" dedi. Türkiye’de vergi yükünün büyük bölümünün vatandaşların omzunda olduğunu ifade eden Özel, "Bugün Türkiye’de 100 liralık verginin 65 lirası dolaylı vergilerden, yani dünyanın en adaletsiz, en acımasız vergisiyle alınmaktadır. Bugün Türkiye’de bir fabrikatörle, bir milyarderle bir asgari ücretli; elektriğe, suya, doğal gaza, giyime kuşama, çocuğunun ayağına aldığı ayakkabıya aynı dolaylı vergiyi ödemekte. Bu, vergi tahsilatının yüzde 65’ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Yani sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri; asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89’unu oluşturuyor. Onun dışında, çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11; kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters yüz etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. İşte bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş: "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz"
10 Ekim 2025 Cuma - 13:03 Bakan Göktaş: "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz. Bu uygulama, karmaşık bilgileri sadeleştirerek herkesin daha kolay anlayabilmesini sağlayan bir iletişim yöntemidir. Bu yöntemle, metinlerde, broşürlerde, kamu spotlarında, web sitelerinde ve danışma süreçlerinde kullandığımız dili sadeleştiriyoruz" dedi. 3. Uluslararası Katılımlı Öğrenme Güçlüğü Kongresi’nin açılışı, Küçükçekmece’de bulunan bir üniversitenin konferans salonunda düzenlendi. Kongre 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından video gösterimi ve protokol konuşmalarıyla devam etti. Programın ana teması ise "Öğrenme Güçlüğüne Disiplinler Arası Yaklaşım" oldu. 17 çalıştay, 71 sözlü bildirinin olduğu kongrede 38 çağrılı konuşmacıyla uluslararası uzmanlar da bulundu. Öte yandan programda eğitim, psikoloji, sağlık, dil ve konuşma terapisi, ergoterapi, sosyal hizmet ve aile çalışmaları alanlarından disiplinler arası paneller de yer aldı. Kongrede, özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler ve aileleri için yeni çözüm yollarının tartışılırken, bilimsel bilgi de paylaşıldı. Program sonunda ise Bakan Göktaş’a plaket ve çeşitli hediyeler verildi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Her çocuğun farklı bir öğrenme ritmi, kendine özgü bir algı biçimi vardır. Kimi görerek, kimi duyarak, kimi dokunarak öğrenir. Kimi hızlı kavrar, kimi sindirerek, deneyimleyerek ilerler. İşte tam da bu nedenle, eğitimde tek bir yol, tek bir yöntem yoktur. Öğrenme güçlüğü dediğimiz durum, aslında farklı öğrenme biçimlerinin bir yansımasıdır. Bir eksiklik değil, bir çeşitliliktir" dedi. "Öğrenme güçlüğünün erken tanısı, çocuklarımızın hayatında kritik bir kırılma noktasıdır" Bakan Göktaş, disleksi bir çocuğu olduğunu söyleyerek erken tanının önemine şu şekilde değindi: "Ben de disleksi bir çocuğun annesi olarak sizlerin yanındayım. Çocuğumun öğrenme biçiminin farklı olduğunu kabul etmek, bu yolculuğun başlangıcı oldu. Fark etmek ve doğru tanı koymak, onun potansiyelini açığa çıkaran önemli adımlar oldu. Sabırla takip ettik, sevgiyle ilerledik. Güçlü olduğu yönleri ve kişisel becerilerini geliştirmek için birlikte emek verdik. Bu anlamda erken tanı ve etkili eğitim bu sürecin en güçlü araçlarıdır. Öğrenme güçlüğünün erken tanısı, çocuklarımızın hayatında kritik bir kırılma noktasıdır. Ve uygun eğitim desteği, çocuğun normal eğitim sürecine hızla uyum sağlamasını mümkün kılmaktadır. Ailelerimize burada büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü bir çocuk en çok, kendisine inanıldığında güçlenir. Ailelerin, çocuklarını oldukları gibi kabul ederek desteklemesi, özgüvenin ve öğrenme isteğinin en sağlam temelidir." "Aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırıyoruz" Bakanlık olarak aile ve çocuklara umut ve güç katacak çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Bakan Göktaş, "Biz, Bakanlık olarak, her çocuğun öğrenme yolculuğunda eşit fırsatlara sahip olmasını temel bir ilke olarak görüyoruz. Ailelerin yanında duran, onların yükünü hafifletmeye çalışan bir destek eli olmayı önemsiyoruz. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarımızın sadece eğitim hayatında değil, her birinin sosyal yaşamlarında da desteklenmeleri için çalışıyoruz. Bu anlayışla; aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırıyoruz. Çocuklarımızın duygusal ve sosyal gelişimini güçlendirecek psiko-sosyal destek programlarını hayata geçiriyoruz. Erken tanı süreçlerinden özel eğitim uygulamalarına, aile destek programlarından farkındalık çalışmalarına kadar tüm politikalarımızı kapsayıcı bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşlarıyla el ele veriyor, çocuklarımızın ve ailelerinin yaşamına umut ve güç katacak ortak çalışmalar yürütüyoruz" şeklinde konuştu. "’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz" Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için geliştirdikleri bir uygulamadan bahseden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz. Bu uygulama, karmaşık bilgileri sadeleştirerek herkesin daha kolay anlayabilmesini sağlayan bir iletişim yöntemidir. Bu yöntemle, metinlerde, broşürlerde, kamu spotlarında, web sitelerinde ve danışma süreçlerinde kullandığımız dili sadeleştiriyoruz. Böylece, desteğe ihtiyaç duyan bireylerin bilgiye daha kolay ulaşmasını ve topluma daha aktif katılmasını sağlıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızla sosyal hizmet modellerimizi günümüz koşullarına göre yeniden ele alıyor, sürekli geliştiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni uygulamalarla sahadaki ihtiyaçlara hızlı çözümler üretiyoruz. 2025 Aile Yılı, bu anlamda, Türkiye’nin sosyal politikalarında yeni bir vizyonun, güçlü bir toplumsal dönüşümün başlangıcıdır. ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’ da bu yeni vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin demografik yapısını, sosyal bütünlüğünü ve aile temelli kalkınma anlayışını güçlendirecek bir dönem olacak" ifadelerini kullandı. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Serap Özmen Çetin, öğretim üyeleri, konuşmacılar ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Bakan Göktaş: "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ‘Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz"
10 Ekim 2025 Cuma - 12:51 Bakan Göktaş: "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ‘Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ‘Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz. Bu uygulama, karmaşık bilgileri sadeleştirerek herkesin daha kolay anlayabilmesini sağlayan bir iletişim yöntemidir. Bu yöntemle, metinlerde, broşürlerde, kamu spotlarında, web sitelerinde ve danışma süreçlerinde kullandığımız dili sadeleştiriyoruz" dedi. 3. Uluslararası Katılımlı Öğrenme Güçlüğü Kongresi’nin açılışı Küçükçekmece’de bulunan bir üniversitenin konferans salonunda düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Serap Özmen Çetin, öğretim üyeleri, konuşmacılar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Kongre 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından video gösterimi ve protokol konuşmaları ile devam etti. Programın ana teması ise "Öğrenme Güçlüğüne Disiplinler Arası Yaklaşım" oldu. 17 çalıştay, 71 sözlü bildirinin olduğu kongrede 38 çağrılı konuşmacı ile uluslararası uzmanlar da bulundu. Öte yandan programda eğitim, psikoloji, sağlık, dil ve konuşma terapisi, ergoterapi, sosyal hizmet ve aile çalışmaları alanlarından disiplinler arası paneller de yer aldı. Kongrede, özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler ve aileleri için yeni çözüm yollarının tartışılırken, bilimsel bilgi de paylaşıldı. Program sonunda ise Bakan Göktaş’a plaket ve çeşitli hediyeler verildi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Her çocuğun farklı bir öğrenme ritmi, kendine özgü bir algı biçimi vardır. Kimi görerek, kimi duyarak, kimi dokunarak öğrenir. Kimi hızlı kavrar, kimi sindirerek, deneyimleyerek ilerler. İşte tam da bu nedenle, eğitimde tek bir yol, tek bir yöntem yoktur. Öğrenme güçlüğü dediğimiz durum, aslında farklı öğrenme biçimlerinin bir yansımasıdır. Bir eksiklik değil, bir çeşitliliktir" dedi. "Öğrenme güçlüğünün erken tanısı, çocuklarımızın hayatında kritik bir kırılma noktasıdır" Bakan Göktaş, Disklesi bir çocuğu olduğunu söyleyerek erken tanının önemine şu şekilde değindi: "Ben de, disleksi bir çocuğun annesi olarak sizlerin yanındayım. Çocuğumun öğrenme biçiminin farklı olduğunu kabul etmek, bu yolculuğun başlangıcı oldu. Fark etmek ve doğru tanı koymak, onun potansiyelini açığa çıkaran önemli adımlar oldu. Sabırla takip ettik, sevgiyle ilerledik. Güçlü olduğu yönleri ve kişisel becerilerini geliştirmek için birlikte emek verdik. Bu anlamda erken tanı ve etkili eğitim bu sürecin en güçlü araçlarıdır. Öğrenme güçlüğünün erken tanısı, çocuklarımızın hayatında kritik bir kırılma noktasıdır. Ve uygun eğitim desteği, çocuğun normal eğitim sürecine hızla uyum sağlamasını mümkün kılmaktadır. Ailelerimize burada büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü bir çocuk en çok, kendisine inanıldığında güçlenir. Ailelerin, çocuklarını oldukları gibi kabul ederek desteklemesi, özgüvenin ve öğrenme isteğinin en sağlam temelidir" "Aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırıyoruz" Bakanlık olarak aile ve çocuklara umut ve güç katacak çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Bakan Göktaş, "Biz, Bakanlık olarak, her çocuğun öğrenme yolculuğunda eşit fırsatlara sahip olmasını temel bir ilke olarak görüyoruz. Ailelerin yanında duran, onların yükünü hafifletmeye çalışan bir destek eli olmayı önemsiyoruz. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarımızın sadece eğitim hayatında değil, her birinin sosyal yaşamlarında da desteklenmeleri için çalışıyoruz. Bu anlayışla; aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerini yaygınlaştırıyoruz. Çocuklarımızın duygusal ve sosyal gelişimini güçlendirecek psikososyal destek programlarını hayata geçiriyoruz. Erken tanı süreçlerinden özel eğitim uygulamalarına, aile destek programlarından farkındalık çalışmalarına kadar tüm politikalarımızı kapsayıcı bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşlarıyla el ele veriyor, çocuklarımızın ve ailelerinin yaşamına umut ve güç katacak ortak çalışmalar yürütüyoruz" şeklinde konuştu. "’Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz" Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için geliştirdikleri bir uygulamadan bahseden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için ‘Türkçe Kolay Dil’ uygulamasını geliştiriyoruz. Bu uygulama, karmaşık bilgileri sadeleştirerek herkesin daha kolay anlayabilmesini sağlayan bir iletişim yöntemidir. Bu yöntemle, metinlerde, broşürlerde, kamu spotlarında, web sitelerinde ve danışma süreçlerinde kullandığımız dili sadeleştiriyoruz. Böylece, desteğe ihtiyaç duyan bireylerin bilgiye daha kolay ulaşmasını ve topluma daha aktif katılmasını sağlıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızla sosyal hizmet modellerimizi günümüz koşullarına göre yeniden ele alıyor, sürekli geliştiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni uygulamalarla sahadaki ihtiyaçlara hızlı çözümler üretiyoruz. 2025 Aile Yılı, bu anlamda, Türkiye’nin sosyal politikalarında yeni bir vizyonun, güçlü bir toplumsal dönüşümün başlangıcıdır. ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ da bu yeni vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin demografik yapısını, sosyal bütünlüğünü ve aile temelli kalkınma anlayışını güçlendirecek bir dönem olacak" ifadelerini kullandı.
AK Parti Bursa’da iki ilçe başkanlığına yeni atama
10 Ekim 2025 Cuma - 11:31 AK Parti Bursa’da iki ilçe başkanlığına yeni atama AK Parti Bursa teşkilatında iki ilçede yeni görevlendirmeler yapıldı. Harmancık İlçe Başkanlığına Serdar Yılmaz, Büyükorhan İlçe Başkanlığına ise Ömer Arı atandı. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, atamaların ardından birlik ve hizmet vurgusu yaparak, "Her zamanki gibi hep birlikte ilk günkü heyecanımızla şehrimiz ve ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz." dedi. Başkan Gürkan açıklamasında, "Teşkilatımızla yaptığımız temayülün ardından Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızda gerçekleştirilen mülakat ve değerlendirmeler neticesinde Harmancık İlçe Başkanlığına atanan Serdar Yılmaz’a ve Büyükorhan İlçe Başkanlığına atanan Ömer Arı’ya yeni görevlerinde muvaffakiyetler diliyorum. Bursamıza ve teşkilatımıza hayırlı olsun." ifadelerini kullandı. Ankara programında Bursa temasları Ankara programı kapsamında AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Âlâ’yı ziyaret eden ve ardından Bursa milletvekilleriyle Gazi Meclis’te bir araya gelen İl Başkanı Davut Gürkan ve Bursa heyeti temsilcileri, teşkilat çalışmaları ile birlikte Bursa’da yürütülen ve planlanan projeleri de istişare ettiler. Başkan Gürkan ve Bursa Milletvekilleri, TBMM’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de ziyarette bulunarak ulusal ekonomi ve kalkınma politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundular. İl Başkanı Gürkan yeni ilçe başkanları ile beraber, Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ile birlikte, Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Marmara Teşkilat Sorumlusu Selman Özboyacı, Genel Merkez Bursa İl Koordinatörü Şahin Tin ve Teşkilat Başkan Yardımcısı Mustafa Esgin’i de ziyaret etti. "Teştilatımızla daha güçlü bir Bursa için çalışıyoruz" Yoğun bir ziyaret programıyla geçen Ankara temaslarını değerlendiren İl Başkanı Davut Gürkan, teşkilat birlikteliğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "AK kadrolar inancını davasından, gücünü milletinden alır. Her bir ilçemiz ise davamızın en güçlü halkalarıdır. Yeni görevlendirmelerle birlikte teşkilatımızın enerjisini ve sahadaki gücünü daha da artıracağız. Milletimizin beklentileri doğrultusunda, Bursamız için Türkiyemiz için daha da artan bir motivasyonla çalışmayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle destekleriyle her zaman bizlere güç veren Genel Başkan Vekilimiz Sayın Efkan Ala’ya, Teşkilat Başkanımız Sayın Ahmet Büyükgümüş ile değerli Başkan Yardımcılarımıza ve kıymetli milletvekillerimize yakın ilgileri için teşekkürlerimi sunuyorum"
Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi
10 Ekim 2025 Cuma - 08:21 Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi İsrail tarafından uluslararası sularda, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Vicdan Gemisi’ne yapılan saldırıda alıkonulan milletvekilleri İstanbul Havalimanı’na indi. Milletvekilleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partililer ve Filistin destekçisi vatandaşlar tarafından karşılandı. İsrail askerlerinin uluslararası sularda, Gazze’ye giden Özgürlük Filosu’na yaptığı baskında gözaltına alınan üç milletvekili, İstanbul’a indi. Saat 12.48’de İsrail’den Azerbaycan’a gönderilen Saadet Partisi milletvekilleri Mehmet Atmaca, Necmettin Çalışkan ve Gelecek Partisi Milletvekili Sema Silkin Ün, Azerbaycan Bakü Haydar Uluslararası Aliyev Havalimanı’ndan İstanbul’a saat 22.30’da iniş yaptı. Milletvekillerini Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partililer, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve vatandaşlar karşıladı. Havalimanı VIP Salonu’na gelen milletvekilleri, Filistin ve Gazze’ye yönelik destek sloganlarıyla karşılandı. "Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler" Uçaktan indikten sonra VIP Salonu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, "Vicdan Gemisi ile İtalya’dan hareket ettikten sonra 8. günümüzü geride bıraktığımızda, hiç beklemediğimiz bir anda uluslararası sulardayken, İsrail’e mesafemiz 100 mil üzerindeyken, bir gece yarısı helikopterler, hücum botlar şeklinde gemimiz maalesef baskın yedi. Önceden aldığımız istihbarat bilgileri vardı, o yüzden önceden Mısır karasularına yakın gitmek için bir karar verilmişti. Ama buna rağmen bu, İsrail’i, işgal rejimi, katil devleti durdurmadı. Uluslararası hukuku tanımadan, uluslararası sularda Vicdan Gemimize müdahale etti. Bizden bir saat önce, bizimle buluşacak teknelere müdahale etmiş. Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler" dedi. Gözaltına alınma sürecini anlatan Milletvekili Ün, "Biz tüm arkadaşlarımızla birlikte, aktivist ve Türk vatandaşı arkadaşlarımızla birlikte limanda tüm süreçleri aynı şekilde geçirdik, aynı şekilde muamele gördük. Cezaevi aracına alınmamız aslında zaten, bizlerin de diğer arkadaşlarımızla birlikte, hapishaneye götürülmemiz şeklinde neticelenecekti, bu şekilde ifade edilmişti hem de bizim beklentimiz de buydu. Ancak araca bindikten sonra uzun bir yolculuk yaptırıldı. Hapishaneye götürülecekken, birden kapı açıldığında havalimanında olduğumuzu gördük. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti 3 milletvekili tekrar havalimanı dışına çıkarılıp, bir polis merkezinde ayrı ayrı bölümlerde 12 saat bekletilerek, bugün öğle saatlerinde 12.30’da Azerbaycan’a yolculuğumuz sağlanana kadar orada bekletildik. Azerbaycan üzerinden ülkemize kavuşmak nasip oldu" diye konuştu. "Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular" Ortak tavır gösteren tüm siyasi partilere teşekkür eden Milletvekili Ün, "Filistin-Gazze dünyada nasıl halkları birleştiriyorsa, ülkemizde de tüm kesimleri, tüm siyasi partilerimizi birleştirdi ve birleştirmeye devam ediyor. Filistin bereketi, Gazze bereketi böyle bir şey olsa gerek. Memnuniyetle öğrendik ki, dün meclisimizde tüm siyasi partilerimizin ortak imzasıyla, sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleriyle bir tezkere yayımlanmış, kendisine süreci en baştan beri takip ettiği için çok teşekkür ederim. Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular" diye belirtti. "Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız" Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan Saadet Partisi Milletvekili Necmettin Çalışkan ise, "Bugün bizler bütün milletimizin, 86 milyonun desteğiyle duasıyla çıktığımız bu yolda inanıyoruz ki Rabbimizin lütfuyla Filistinli kardeşlerimizin zaferiyle tamamlanacaktır. Elbette süreç içerisinde pek çok hadise yaşandı. Ama bunların hepsi daha sonra gündeme getirilecek şeyler. Bugün en önemli mesele insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan açlıktan ölümlere çare bulunması. Yine İslam tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan bugünkü kadar güçlü olunduğu halde kardeşlerimizin soykırıma uğramasına engel olunması çabasıdır. Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız. Bugün net olarak şunu ifade etmeliyiz ki halen Gazze’de insanlar ölüyor. Halen savaş devam ediyor. Onun için bugün bir zafer havası değil olsa olsa Gazze’ye desteği yükseltme zamanıdır" şeklinde konuştu. "Devletiyle milletiyle, sağcısıyla solcusuyla, seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı" Türkiye’den her kesimin Filistin davasına sahip çıktığını ifade eden Milletvekili Necmettin Çalışkan, "Bugün süreç içerisinde ortaya çıkan hadiselerden birisi şudur, bütün insanlık doğusuyla batısıyla bütün kültürler, bütün renkler bir davada Filistin’deki insanlığa karşı işlenen suçta birleşti. İşte bunun için de bu bir taraftan ülkemize de örnek olmalı. Devletiyle milletiyle, sağcısıyla solcusuyla, seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı. Bundan sonra da bu konuda bu rol bize örnek olmalı. Buradan bir başka husus da ortaya çıkan şu, bütün dünya siyonist katillerin yaptıklarını insanlığına sundukları o vahşi canavar tavrı bizzat yaşayarak gördü. Şu filolardan sonra insanlık dünyasında katil siyonistlere karşı nefret dalga dalga büyüdü" dedi. Milletvekili Çalışkan, "Uluslararası suda 130-120 mil mesafedeki gemiye müdahale etmek, içindeki insanları kaçırmak ancak bir siyonist örgütün işidir. Nitekim bu gerçekleşti. İsrail korkak bir yapı. İsrail’in devlet görevlileri kamu görevlisi değil" ifadelerini kullandı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca ise, "Bu yolculuğun iki aşaması var. Birincisi gemi ve yolculuk aşaması, ikincisi İsrail’in bize uyguladığı muamele konusu. Bunların hiçbiri bize sürpriz değildi çünkü biz bu yola çıkarken bu ihtimallerin hepsini göze alarak çıktık. Yani İsrail’in bize uluslararası hukuka adalete ve hakka uygun bir muamele etmeyeceğini biz bilerek gitmiştik. Karşılaşılabilecek ihtimallerin en olumsuzuyla karşılaşmış değiliz. Çünkü bizim gemilerimize silahla saldırı olup öldürülme ihtimalleri de vardı. Geçmişte bu da oldu. Biz o yüzden yaşanmış olanlarla ilgili sürpriz durumumuz yok. Geldiğini öngördüğümüz ve o kabullerle yola çıktığımız yolculuktu. Bir kere daha şahit olduk ki İsrail bir devlet değil. Hukuku ya da uluslararası hukuku sayan bir devlet değil. Adalet anlayışı olmayan gerçekten bir terör örgütü ve bütün memurları bir örgüt mensubu gibi hareket eden bir yapı" dedi. "Buruk bir sevinç içerisindeyiz" Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da, "Önemli bir başarı ortaya kondu. Önemli bir sevinç kaynağına bugün vesile oldular. Ama buruk bir sevinç içerisindeyiz. Milletvekillerimiz Özgürlük Filosu’yla beraber gittikleri arkadaşlarla beraber dönebilmek için yoğun bir gayret içerisinde oldular. Ama muvaffak olamadılar ama Allah’ın izniyle yarın diğer arkadaşlarımız, Özgürlük Filosu’nda kalan arkadaşlarımız, Sumud Filosu’nda kalan arkadaşlarımız da Türkiye’ye gelecekler. Bu seferleri hayırlı bir şekilde tamamlamış olacaklar inşallah" dedi.
Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi
10 Ekim 2025 Cuma - 01:35 Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi İsrail tarafından uluslararası sularda, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Vicdan Gemisi’ne yapılan saldırıda, alıkonulan Milletvekilleri İstanbul Havalimanı’na indi. Milletvekilleri, Saadet Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partililer ve Filistin destekçisi vatandaşlar tarafından karşılandı. İsrail askerlerinin uluslararası sularda, Gazze’ye giden Özgürlük Filosu’na yaptığı baskında gözaltına alınan üç milletvekili, İstanbul’a indi. Saat 12.48’de İsrail’den Azerbaycan’a gönderilen Saadet Partisi Milletvekilleri Mehmet Atmaca, Necmettin Çalışkan ve Gelecek Partisi Sema Silkin Ün, Azerbaycan Bakü Haydar Uluslararası Aliyev Havalimanı’ndan İstanbul’a saat 22.30’da iniş yaptı. Milletvekillerini Saadet Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partililer, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve vatandaşlar tarafından karşılandı. Havalimanı VIP Salonuna gelen milletvekilleri, Filistin ve Gazze’ye yönelik destek sloganlarıyla karşılandı. "Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler" Uçaktan indikten sonra VIP Salonu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, "Vicdan Gemisi ile İtalya’dan hareket ettikten sonra 8. günümüzü geride bıraktığımızda, hiç beklemediğimiz bir anda uluslararası sulardayken, İsrail’e mesafemiz 100 mil üzerindeyken, bir gece yarısı helikopterler, hücum botlar şeklinde gemimiz maalesef baskın yedi. Önceden aldığımız istihbarat bilgileri vardı, o yüzden önceden Mısır karasularına yakın gitmek için bir karar verilmişti. Ama buna rağmen bu, İsrail’i, işgal rejimi, katil devleti durdurmadı. Uluslararası hukuk tanımadan, uluslararası sularda Vicdan Gemimize müdahale etti. Bizden bir saat önce, bizimle buluşacak teknelere müdahale etmiş. Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler" dedi. Gözaltına alınma sürecini anlatan Milletvekili Ün, "Biz tüm arkadaşlarımızla birlikte, aktivist ve Türk vatandaşı arkadaşlarımızla birlikte limanda tüm süreçleri aynı şekilde geçirdik, aynı şekilde muamele gördük. Cezaevi aracına alınmamız aslında zaten, bizlerin de diğer arkadaşlarımızla birlikte, hapishaneye götürülmemiz şeklinde neticelenecekti, bu şekilde ifade edilmişti, hem de bizim beklentimiz de buydu. Ancak araca bindikten sonra uzun bir yolculuk yaptırıldı. Hapishaneye götürülecekken, birden kapı açıldığında havalimanında olduğumuzu gördük. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti 3 milletvekili tekrar havalimanı dışına çıkarılıp, bir polis merkezinde ayrı ayrı bölümlerde 12 saat bekletilerek, bugün öğle saatlerinde 12.30’da Azerbaycan’a yolculuğumuz sağlanana kadar orada bekletildik. Azerbaycan üzerinden ülkemize kavuşmak nasip oldu" diye konuştu. "Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular" Ortak tavır gösteren tüm siyasi partilere teşekkür eden Milletvekili Ün, "Filistin-Gazze dünyada nasıl halkları birleştiriyorsa, ülkemizde de tüm kesimleri, tüm siyasi partilerimiz birleştirdi ve birleştirmeye devam ediyor. Filistin bereketi, Gazze bereketi böyle bir şey olsa gerek. Memnuniyetle öğrendik ki, dün meclisimizde tüm siyasi partilerimizin ortak imzasıyla, sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleriyle bir tezkere yayımlanmış, kendisine süreci en baştan beri takip ettiği için çok teşekkür ederim. Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular" diye belirtti. "Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız" Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan Saadet Partisi Milletvekili Necmettin Çalışkan, "Bugün bizler bütün milletimizin, 86 milyonun desteğiyle duasıyla çıktığımız bu yolda inanıyoruz ki Rabbimizin lütfuyla Filistinli kardeşlerimizin zaferiyle tamamlanacaktır. Elbette süreç içerisinde pek çok hadise yaşandı. Ama bunların hepsi daha sonra gündeme getirilecek şeyler. Bugün en önemli mesele insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan açıktan ölümlere çare bulunması. Yine İslam tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan bugünkü kadar güçlü olunduğu halde kardeşlerimizin soykırıma uğramasına engel olunması çabasıdır. Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız. Bugün net olarak şunu ifade etmeliyiz ki halen Gazze’de insanlar ölüyor. Halen savaş devam ediyor. Onun için bugün bir zafer havası değil olsa olsa Gazze’ye desteği yükseltme zamanıdır" dedi. "Devletiyle milletiyle sağcısıyla solcusuyla seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı" Türkiye’den her kesimin Filistin davasına sahip çıktığını ifade eden Milletvekili Necmettin Çalışkan, "Bugün süreç içerisinde ortaya çıkan hadiselerden birisi şudur, bütün insanlık doğusuyla batısıyla bütün kültürler, bütün renkler bir davada Filistin’deki insanlığa karşı işlenen suçta birleşti. İşte bunun için de bu bir taraftan ülkemize de örnek olmalı. Devletiyle milletiyle sağcısıyla solcusuyla seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı. Bundan sonra da bu konuda bu rol bize örnek olmalı. Buradan bir başka husus da ortaya çıkan şu, bütün dünya siyonist katillerin yaptıklarını insanlığına sundukları o vahşi canavar tavrı bizzat yaşayarak gördü. Şu filolardan sonra insanlık dünyasında katil siyonistlere karşı nefret dalga dalga büyüdü" dedi. Milletvekili Çalışkan, "Uluslararası suda 130-120 mil mesafedeki gemiye müdahale etmek, içindeki insanları kaçırmak ancak bir siyonist örgütün işidir. Nitekim bu gerçekleşti. İsrail korkak bir yapı. İsrail’in devlet görevlileri kamu görevlisi değil" ifadelerini kullandı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca, "Bu yolculuğun iki aşaması var. Birincisi gemi ve yolculuk aşaması, ikincisi İsrail’in bize uyguladığı muamele konusu. Bunların hiçbiri bize sürpriz değildi çünkü biz bu yola çıkarken bu ihtimallerin hepsini göze alarak çıktık. Yani İsrail’in bize uluslararası hukuka adalete ve hakka uygun bir muamele etmeyeceğini biz bilerek gitmiştik. Karşılaşılabilecek ihtimallerin en olumsuzuyla karşılaşmış değiliz. Çünkü bizim gemilerimize silahla saldırı olup öldürülme ihtimalleri de vardı. Geçmişte bu da oldu. Biz o yüzden yaşanmış olanlarla ilgili sürpriz durumumuz yok. Geldiğini öngördüğümüz ve o kabullerle yola çıktığımız yolculuktu. Bir kere daha şahit olduk ki İsrail bir devlet değil. Hukuku ya da uluslararası hukuku sayan bir devlet değil. Adalet anlayışı olmayan gerçekten bir terör örgütü ve bütün memurları bir örgüt mensubu gibi hareket eden bir yapı" dedi. "Buruk bir sevinç içerisindeyiz" Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Önemli bir başarı ortaya kondu. Önemli bir sevinç kaynağına bugün vesile oldular. Ama buruk bir sevinç içerisindeyiz. Milletvekillerimizle özgürlük filosuyla beraber gittikleri arkadaşlarla beraber dönebilmek için yoğun bir gayret içerisinde oldular. Ama muvaffak olamadılar ama Allah’ın izniyle yarın diğer arkadaşlarımız, Özgürlük filosunda kalan arkadaşlarımız, Sumud Filosu’nda kalan arkadaşlarımız da Türkiye’ye gelecekler. Bu seferleri hayırlı bir şekilde tamamlamış olacaklar inşallah" dedi.
MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"
10 Ekim 2025 Cuma - 00:47 MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) grubu adına uluslararası anlaşmalarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "İlgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyorum" dedi. Meclis gündeminde bulunan uluslararası anlaşmalarla ilgili grubu adına söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "Kovid-19 salgınında görülen kapanmalarla sosyal politikalara ağırlık veren uygulamalarla beraber tedarik zincirlerinin aksaması, küresel ekonomide süregelen sorunların daha fazla kökleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu süreçte 2020 yılında dünya ekonomisi yüzde 3,3 oranında daralmış, küresel ticaret hacmi ise yaklaşık 5,6 trilyon dolar azalmıştır. Dünya genelinde 430 milyon kişi işini kaybetmiş, gıda enflasyonu küresel düzeyde yüzde 25’in üzerinde seyretmiştir. Devam eden ekonomi savaşları ve gümrük tarifelerine dayalı restleşmeler ise kökleşen ve kronikleşen ekonomik meseleleri geri döndürülmesi çok zor olan bir istikamete sürüklemiştir. Örneğin ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, 2018’den bu yana toplam 550 milyar dolarlık ticarete uygulanan gümrük vergilerini gündeme getirmiştir. Bu gerginlik; yalnızca iki ülke arasındaki ticareti değil, küresel arz zincirlerini de doğrudan etkilemiş, üretim maliyetlerini artırarak emtia fiyatlarını rekor seviyelere taşımıştır. Sıkı para politikası küresel ekonomiyi adeta kendisine mecbur bırakmış, yüksek faiz uygulamaları tüm merkez bankaları için çözüm olarak öne sürülmüş ve uygulamaya konulmuştur. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2022-2024 aralığında 65’ten fazla ülke politika faiz oranlarını ortalama yüzde 400 oranında artırmıştır. ABD Merkez Bankası (FED) yalnızca 2022 yılı içinde 11 kez faiz artırımı yaparak oranı yüzde 0,25’ten yüzde 5,5’e çıkarmıştır. Yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltmış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sermaye akımlarının daralmasına yol açmıştır. Bu durumda küresel ekonomik büyümeyi yavaşlamaya ve gerilemeye zorlamış, yeni yatırım kanalları spesifik ve acil ihtiyaçları karşılayacak öncelikli tedbirlerle sınırlandırılmıştır. Nitekim 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde ortalama büyüme oranı yüzde 2,6 seviyesinde kalmış, gelişmiş ekonomilerde büyüme yüzde 1,4’e kadar gerilemiştir. Küresel doğrudan yabancı yatırımların toplam hacmi, 2021’deki 1,9 trilyon dolar seviyesinden 2024’te 1,3 trilyon dolara düşmüştür. Sadece ileri nesil teknoloji ürünlerin üretim ve tedariği değil, aynı zamanda bunlar için gerekli olan hammaddelerin dahi sessiz bir savaşla küresel ve bölgesel rekabetin ana unsuru haline gelmesi uğraş alanını genişletmiş, ülkeleri ilave tedbirler almaya zorlamıştır" dedi. "2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıktı" 2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlendiğini ve bu çatışmalardan etkilenen insan sayısının ise 250 milyonu aştığını dile getiren Özdemir; "Bugün dünyada yalnızca 10 ülke, yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretiminin yüzde 85’ini elinde bulundurmaktadır. Nadir elementlerde Çin’in yüzde 63’lük, ABD’nin yüzde 12’lik, Rusya’nın yüzde 8’lik payı dikkat çekmektedir. Bu tablo, enerji ve teknoloji alanındaki bağımlılık risklerini artırmaktadır. Dolayısıyla mevcut dünya koşullarında, var olan sorunlar öngörülemez ve belirsiz bir iklimde süregelirken, devam eden savaş ve çatışmalar ise ülkeler açısından pek çok başlıktaki küresel tedarik koşullarıyla ilgili riskleri yükseltmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, enerji fiyatlarını yalnızca 2022 yılında yüzde 40 oranında artırmış, doğalgaz fiyatları Avrupa’da 7 katına çıkmıştır. Ortadoğu’da süregelen istikrarsızlık, petrol arzını tehdit ederken, Afrika kıtasında yaşanan siyasi belirsizlikler gıda güvenliğini riske atmaktadır. Dahası, dünya ülkeleri anlaşmazlıklara köklü çözüm getirmekte hâlâ tam anlamıyla başarılı olamamış; mevcut çatışma sahaları genişleme riski taşırken, yeni savaşların çıkması ihtimali aradan geçen her gün biraz daha artırmaktadır. 2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlenmiştir. Bu çatışmalardan etkilenen insan sayısı ise 250 milyonu aşmıştır. Tek kutuplu dünya düzeninin çok kutuplu hâl almaya başlaması bölgesel ve ittifaklara dayalı yeni güvenlik mimarisi arayışlarını hızlandırırken, ekonomiyle alakalı alternatif seçenekler oluşturma çabalarını da hızlandırmıştır. BRICS ülkelerinin 2024 yılı itibarıyla küresel GSYİH’nin yüzde 31’ini oluşturması, bu yönelimin en açık göstergesidir. Aynı dönemde G7 ülkelerinin payı ise yüzde 29’a gerilemiştir. Bu durum, yeni güç dengelerinin artık Asya ve Avrasya merkezli oluşmaya başladığını göstermektedir. Diğer yandan, küresel rezerv, ödeme sistemleri ve ticaret ağının da tek elden çıkarak, yerel düzeye doğru yayılması sonucunu doğurmaya başlamıştır. Doların hâkimiyetinin giderek ve göreceli biçimde sarsılması, rezerv para birimi niteliğinin zayıflaması, neredeyse tüm ülkelerin altın rezervlerini artırma girişimleri ve yeni nesil ticaret ödeme sistemlerinin elektronik ortamda kendisini göstermesi, karşılaşılan yeni koşullardaki güncel durumlar haline gelmiştir. Nitekim 2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıkmış, bu miktar 1970’lerden bu yana görülen en yüksek seviye olmuştur. Bu şartlarda ülkelerin ihtiyaçları istikametinde, diğer ülkelerle ikili ticarete daha fazla önem vermeye başladığı ve gerek hammadde çeşitliliğini sağlamak, gerekse süregelen pazarlarını genişletme uğraşı verdikleri anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, 2024 yılında ikili ticaret anlaşmalarının sayısı 430’u aşmıştır. Bu sayı 2010 yılındaki 180 anlaşmanın iki katından fazladır. Bu eğilim, dünya ekonomisinde bölgeselleşmenin artan etkisini çok açık biçimde ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" Uluslararası anlaşmaların tamamına MHP olarak olumlu yönde oy vereceklerini dile getiren MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; "Makul ve muteber olan ikili ticaret hacmini geliştirme stratejisini ülkemiz de kararlı biçimde sürdürmelidir. Böylelikle ticaret potansiyelimizi geliştirirken, sanayi üretimini de artırarak, küresel rekabette güçlü pozisyon alma hedefimiz sağlıklı şekilde ilerleyebilecektir. Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracatımızın yüzde 57’si Avrupa ülkelerine, yüzde 19’u Asya’ya, yüzde 10’u Afrika’ya, yüzde 8’i Amerika kıtasına yapılmıştır. Sanayi üretim endeksi yıl genelinde yüzde 3,2 artış göstermiştir. Tercihli ticaret anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, ortak pazar ve ekonomik birliğe dayalı milli gayretlerimiz, stratejik ortaklarımız ve Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer ülkelerle yürütülen ilişkilerimizin ileri seviyeye taşınması adına ülkemizin potansiyelini artırmasını hedefleyen çabalardır. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır. Aynı rakamın 2030’a kadar 50 milyar dolara ulaşması öngörülmektedir. Türkiye; bu yapının lokomotif gücü olarak ekonomik, teknolojik ve lojistik açıdan lider konumdadır. İhracat odaklı büyüme politikamızın gereği olarak var olan ticaret anlaşmalarının kapsam ve hacminin genişlemesi ise ana stratejimiz olmalıdır. Nitekim hükümetimizin sürdürdüğü politikalarda da bu anlayışın başarılı bir şekilde yürütüldüğünü görmek son derece müspet bir gelişmedir ve memnuniyet vericidir. 2024 yılında Türkiye, 8 ülke ile ticaret ve yatırım anlaşması imzalamış, 20 ülke ile de müzakere sürecini başlatmıştır. Dünyanın koronavirüs salgını sonrasında toparlanma eğilimi göstermesiyle beraber 2021 yılından bu yana Türkiye’nin toplam 17 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmesi, sadece ekonomik olarak değil, dış politika anlamında da başarılı çalışmaların sürdürüldüğünü göstermektedir. Ekonomimiz 2024 yılında yüzde 4,2 oranında büyüme kaydetmiş; kişi başına düşen millî gelirimiz 13 bin 600 dolar seviyesine ulaşmıştır. Mevcut durumda ise 15 bin dolar seviyesi aşılmıştır. Var olan bölgesel ve küresel risklere karşı, beraberinde gelen fırsatları değerlendirmeyi başaran Türk ekonomisi için ihracatın önem ve katkısının yadsınamaz gerçekliğinden hareketle, potansiyelimizi geliştirmeye odaklanan politikaların sürdürülmesi yerinde olacaktır. 2024 yılında ihracatımızın yüzde 42’si yüksek katma değerli ürünlerden oluşmuş, teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki pay her geçen yıl artmıştır. Bu durum, Türkiye’nin ’üreten ekonomi’ kimliğini güçlendirmekte, rekabetçi yapımızı pekiştirmekte ve cari açığın azaltılmasına katkı sunmaktadır. Temennimiz; ülkemizin ikili ticaret girişimlerinde diğer ülkelerle sürdürdüğü anlaşmaların kapsamının genişlemesinin yanında, rekabetçi koşulların yine ülkemiz lehine daha da beslenmesini sağlayacak gayretlerin devam ettirilmesidir. Bu sebeple, ilgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyor, gazi meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.