POLİTİKA
MHP lideri Bahçeli’den Amedspor’a tebrik mesajı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:22:46 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi dolayısıyla Kulüp Başkanı Nahit Eren’e tebrik mesajı göndererek, başarının Diyarbakır ve Türk futbolu adına önemli olduğunu belirtti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi dolayısıyla Kulüp Başkanı Nahit Eren’e tebrik mesajı gönderdi. Bahçeli, mesajında 1990 yılında kurulan Amedspor’un kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselmesinden memnuniyet duyduğunu ifade ederek, bu başarının Diyarbakır ve Türk futbolu açısından kıymetli bir gelişme olduğunu belirtti. Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı: "Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Tarihi derinliği, kültürel zenginliği ve kadim hafızasıyla en değerli şehirlerimizden birisi olan Diyarbakır’ımızın, bu sportif başarıyla birlikte sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan daha da canlanmasını temenni ediyorum. Futbol kulübünüzün Süper Lig’e yükselişinin şehrimizin marka değerinin güçlenmesine, gençlerimizin spora yönelmesine ve futbolun birleştirici ruhunun daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunacağına inancım tamdır. Bu itibarla Amedspor’un Süper Lig yolculuğunda fair play ruhunu, sporcu ahlakını ve kardeşlik hukukunu önceleyen bir anlayışla hareket ederek Türkiye’mizin huzur, birlik ve dayanışma iklimine olumlu katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sizin şahsınızda başta Amedspor Kulübü’nün değerli yöneticileri olmak üzere, tarihi başarının elde edilmesinde alın teri ve gayreti bulunan teknik heyeti, futbolcuları, kulüp çalışanlarını ve Amedspor taraftarlarını ayrı ayrı tebrik ediyor; 2026-2027 sezonunun Amedspor’a, Diyarbakır’ımıza ve Türk futboluna hayırlı olmasını diliyorum."
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:32 Mustafa Varank: "Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, "CHP yönetiminin Mansur Yavaş’la ilgili olumlu bir adım atacağını düşünmüyorum. Çünkü onların adayı Özgür Özel. Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" dedi. Varank, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Varank, "2004 yılında Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısında toplantıda gelen taleplerin tamamı yurt dışından satın alınması, tedarik edilmesi gereken ürünlerdi. Cumhurbaşkanımız o toplantıda şöyle bir karar aldı. Dedi ki, ‘arkadaşlar bundan sonra kendimiz üretmeyeceğimiz, üretemeyeceğimiz, gerçekten Türkiye’nin çok ihtiyacı olan sistemler hariç herhangi bir sistemi bundan sonra almanıza müsaade etmiyorum. Oturalım, çalışalım, kurumları devreye sokalım, şirketleri devreye sokalım. Artık kendimiz bunları geliştirelim. Bundan sonra bunların satın alınması için benim karşıma gelmeyin’ dedi. O toplantıdan sonra aslında Türkiye’deki mevcutta var olan altyapıların üstüne koyarak da Türkiye’ye kendi savunma sanayini geliştirmek için büyük bir gayret göstermeye başladı ve bugün geldiğimiz noktada her zaman kurduğumuz bir cümle var; yüzde 20’lerde olan dışa bağımlılık kendi kendine yetebilme oranlarını yüzde 80’lerin üzerine çıkarmış olduk" ifadelerini kullandı. "İnsansız Hava Araçları piyasasını yüzde 60’ını biz domine edebiliyoruz" ’Türkiye F35’leri teslim almadı, ne olacak?’ diye sorduklarında kendi çözümleri olduklarını vurgulayan Varank, "Biz bunları, alternatiflerini geliştiriyoruz. Hatta bunların çok daha başarılılarını yapabiliyoruz. Bugün dünyadaki İnsansız Hava Araçları piyasasını yüzde 60’ını biz domine edebiliyorsak, Türkiye olarak bu pazarda bu orana erişebiliyorsak işte biz bu kendi alternatiflerimizi geliştirebildiğimiz, yapabildiğimiz için" ifadelerine yer verdi. Mustafa Varank, Türkiye’nin Milli Piyade Tüfeğinin 2017’de envantere alınmasının uzun ve zorlu bir sürecin sonucu olduğunu belirterek, çeşitli engelleme ve gecikmelere rağmen yerli üretimin hayata geçirilebildiğini ifade etti. Varank, dünyada mobilitenin elektrikli araçlara yöneldiğini belirterek, Türkiye’nin bu alana yaptığı yatırımlarla küresel rekabette yer almaya başladığını ve özellikle TOGG ile önemli bir adım atıldığını ifade etti. Elektrifikasyonun giderek daha da önem kazanacağını vurgulayan Varank, Türkiye’nin bu dönüşümde güçlü bir konum elde edebileceğine inandıklarını dile getirdi. "Siyaset yapacaksanız net olacaksınız" Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ihraç edilmesine dair konuşan Varank, "Aslında ihraç edilmedi diyorlar. Çünkü disiplin komitesi ayın 11’inde toplanacakmış. ‘Biz ihraç ettik’ diyorlar ama 11’inde resmi olarak ihraç edileceğini söyleyenler de var. Bizim kulağımıza gelen duyumlar var. Bu şahısla ilgili aslında kendi teşkilatlarının, kendi il başkanlarının, oradaki yöneticilerinin Genel Merkeze şikayette bulunduğu, burada bir takım usulsüzlükler, yanlışlıklar olduğunu kendi teşkilatlarının da Genel Merkezlerine ilettiği ama Genel Merkezlerin kulağının üstüne yattığıyla ilgili iddialar da var. Siyaset yapacaksanız net olacaksınız. Eğer ortada böyle bir şahıs varsa zaten bunun kiri pası üstünüze bulaşmasın diye anında yapmanız gereken hadise bunu partimizden göndermektir. Artık sosyal medyada bu kadar işler ayyuka çıkmışken, herkesin ifadeleri, görüntüler ortadayken siz de eğer bu şahısla ilgili gereğini yapmıyorsanız bir kere vatandaş nezdinde hiçbir itibarınız kalmaz. Siyasetin itibarından şikayet ediliyor. Siyasetin, siyasetçilerin itibarı yerlerde. İşte neden oluyor bunlar? Bunun gibi hususlardan oluyor" şeklinde konuştu. "Sizin oradaki modifiye araca ihtiyacınız da yok" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in arabasının modifiyesini Uşak Belediyesi tarafından 6,5 milyon liraya yapıldığı iddiasına ilişkin konuşan Varank, "Siz belediyenin modifiyesini yaptığı bir araca neden biniyorsunuz? Buna ihtiyacınız da yok. Koskoca Cumhuriyet Halk Partisi’nin buna ihtiyacı olabilir mi yani? Devletimiz bütün partilere ne yapıyor, hazine yardımı yapıyor. Seçim çalışmasında, siyaset yaparken kullansın diye. Meclisimiz muhalefetin bütün grup başkanlarına, grup başkan vekillerine arabalar tahsis ediyor. Sizin oradaki modifiye araca ihtiyacınız da yok. Ben bunu da anlamakta güçlük çıkıyorum. Demek ki başka ilişkiler var" açıklamasında bulundu. "Maalesef şu anda CHP’yi bir troika yönetiyor" CHP’nin tamamında ahlak anlamında sıkıntılar yaşandığını söyleyen Varank, "Herhangi bir ülkede siyasi etik tartışması yapılırken muhalefetin daha çok iktidarı eleştirmesini beklersiniz değil mi? İktidar sahibi, onun imkanları daha fazla, etik dışı hareketler olacaksa orada daha fazla görülebilir ama bakıyorsunuz CHP maalesef her gün başka bir skandalla karşı karşıya geliyor. Dolayısıyla oradaki sıkıntıların sebebinin de CHP’nin yeni yönetimi olduğunu düşünüyorum ve inanıyorum. Maalesef şu anda CHP’yi bir troika yönetiyor. Geçmişten gelen arkadaşlık ilişkileriyle oluşturulmuş bir troika. İsimlerini vermemize gerek yok. Bu bunlar kendilerince CHP yönetimini almışlar. CHP’yi içeride dizayn etmeye çalışıyorlar. Bunların tek amacı bu troikanın kendi çıkarları. Milletin derdiymiş, ülkenin problemleriymiş. Bunlarla ilgili aslında bir dertleri yok" diye konuştu. "Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" CHP’nin cumhurbaşkanı adayına dair açıklamada bulunan Varank, "Şu andaki CHP yönetiminin Mansur Yavaş’la ilgili olumlu bir adım atacağını düşünmüyorum. Çünkü onların adayı Özgür Özel. Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar. Onun önünü açmak üzere yapıyorlar. Biraz da duyumlardan bahsedelim. Şu anda Ekrem İmamoğlu’yla olan ilişkilerinde de bir soğumanın olduğunu gelip bize anlatan CHP’li arkadaşlarımız var. Mevzuata baktığınızda zaten Ekrem İmamoğlu bir usulsüzlükle diploma alıp diplomasını kaybettiği için zaten cumhurbaşkanı adayı olamaz. Devam eden davaları var. O davaların neticelerinin ne olacağını hep birlikte göreceğiz" şeklinde konuştu. "Kongrede gerçekten bir takım dalaverelerin döndüğünü biliyoruz" CHP’deki mutlak butlan konusuna değinen Varank, "O kongrede gerçekten bir takım dalaverelerin döndüğü, oradaki delegelerin iradelerinin sakatlandığını biz biliyor muyuz? Biliyoruz. Bunu nereden biliyoruz? CHP’deki arkadaşlardan biliyoruz. CHP içerisinde milletvekilliği yapıp bize gelip arkadaşlar bu kongrede herkesi satın aldılar, İstanbul’dan paralar geldi, insanlara iş vaadi yapıldı, makam vaadi yapıldı, çocuğunuzu işe alacağız diye insanlardan oy topladılar, bu seçimi böyle aldılar diyen milletvekilleri var" dedi. "Belediye Başkanının etrafında böyle bir düzen nasıl kurulur diye kendilerinin itiraz etmesi lazımdı" İstanbul’da para kuleleri görüntüleri ortaya çıktığını söyleyen Varank, "Bunu hepimiz izledik. CHP’liler de izledi. Ne dedi CHP’liler o görüntülerle ilgili olarak? İl binası satın alacaklarmış da o il binasının parasının bir kısmını elden ödeyeceklermiş. Onun parasıymış. Ya adam ağzıyla şunu itiraf ediyor. Hadi orada yolsuzluk, usulsüzlük yoksa bile ya biz koskoca Cumhuriyet Halk Partisi olarak vergi kaçakçılığı yapıyorduk. Onun için o paraları topladık. Kendileri bunları itiraf ettiler. Bizimle ilişkili bir para kulesi görüntüsü nasıl olabilir, böyle bir Belediye Başkanının etrafında böyle bir düzen nasıl kurulur diye kendilerinin itiraz etmesi lazımdı. O itirazlar olmadı, o düzen CHP siyasetini dizayn etti. Bugün gelinen noktaya geldik" ifadelerini kullandı. Varank, her kesime karşı yolsuzluğun üzerine gidildiğini ve İçişleri Bakanlığından en çok AK Partili belediyelere soruşturma izni verildiğini ifade ederek, CHP’li belediyelerle denk olmadıklarını belirtti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:36 Bakan Yardımcısı Aydın: "Küresel ahlaki erozyon insanlığı tehdit ediyor" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, insanlık tarihinin en büyük sınamalarından birinin "Ahlaki erozyon" olduğunu belirterek, toplumları ayakta tutan temel unsurun ahlak olduğunu vurguladı. Bakan Yardımcısı Aydın, yaptığı değerlendirmede, modern dünyanın parıltılı yapısının ardında derin bir değerler aşınmasının yaşandığını ifade etti. "İyi" kavramının yerini "güçlü olanın haklılığına" bıraktığını söyleyen Aydın, bu durumun küresel ölçekte bir çürümenin habercisi olduğunu kaydetti. Gazze’de yaşananlara da değinen Aydın, İsrail’in saldırılarını "İnsanlık onurunun hedef alındığı bir tablo" olarak nitelendirdi. Aydın, "Bebeklerin öldürülmesi, hastanelerin bombalanması gibi insanlık dışı eylemlerin ‘savunma’ adı altında sunulması, evrensel değerler söyleminin sorgulanmasına neden olmuştur" dedi. Küresel sistemin vicdani temellerini kaybettiğini savunan Aydın, son yıllarda ortaya çıkan bazı uluslararası skandalların da bu çöküşün göstergesi olduğunu belirtti. İnsan onurunun zedelendiği, çocukların istismar edildiği olayların, ahlaki pusulanın kaybolduğunu ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye açısından en büyük riskin bu küresel yozlaşmadan etkilenmek olduğunu dile getiren Aydın, toplumun köklü değerlerine sahip çıkması gerektiğini söyledi. Aydın, "Bizler, ahlakı merkeze alan bir medeniyetin mirasçılarıyız. Gelecek nesillerimizi bu girdaptan korumak zorundayız" ifadelerini kullandı. Şehirlerin fiziksel olarak inşa edilebileceğini ancak ancak ahlakla korunabileceğini vurgulayan Aydın, milletin geleceğinin vicdan sahibi, dürüst ve merhametli nesillerle şekilleneceğini belirtti. Aydın, "İstikbalimiz; teknolojiyle donanmış, ancak en çok da ahlakla kuşanmış bir neslin ellerinde yükselecektir" diye konuştu.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:18 Mucur: "Kongre sürecine hazırız" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Samsun İl Başkanı Burhan Mucur, teşkilat olarak ilçe kongrelerine hazır olduklarını ve 7 Mayıs’tan itibaren İlkadım başta olmak üzere tüm ilçelerde kongre sürecini başlatacaklarını söyledi. MHP İl Başkanı Burhan Mucur, Samsun’da basın mensupları ile bir araya geldi. İlkadım Belediyesi Ihlamur Tesisleri’nde basınla buluşan Burhan Mucur, "Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey ile yakın zamanda görüştük, Samsun’a selamlarını iletti. MHP İl Başkanlığı yönetimi olarak 3. yılımızı dolduruyoruz. 19 Mayıs’ta yeni il başkanlığı binamızı açacağız. 7 Mart 2027’de 15. Kurultayımız olacak. Samsun’da 7 Mayıs’tan itibaren ilçelerimizde kongreler başlıyor. Biz de Samsun’da ilk meşalenin yakıldığı, kurtaran şehirde ilçe kongrelerine İlkadım’dan başlayacağız. Sahada çalışmalarımız devam ediyor. ‘Hayırlı Günler Komşum, Derdin Derdimiz Sohbetleri’ne devam ediyoruz. 6 bin 200 haneyi gezdik. Bu çalışma programımız bitti ve yeni çalışmaları bekliyoruz. Yeni üye çalışmalarımız devam ediyor. Üye sayımız artıyor. Üye olmak için başvuranlar var. Yakın zamanda törenle yeni üyelerimizi partimize alacağız" dedi. "Liderimiz Devlet Bahçeli’nin arkasında sadakatle yol yürüyeceğiz" İlçe kongrelerine yakın zamanda başlayacaklarını ve il kongresi tarihinin de belli olduğunda açıklanacağını ifade eden Mucur, "Bizim davamız ‘Allah’ davası. İdeolojik bir partiyiz. Liderimiz Devlet Bahçeli’nin bir adım arkasında son nefesine kadar sadakatle yol yürüyeceğiz. Allah davasında hizmet etmek en büyük onurdur. Aileme bırakacağım en büyük miras, MHP Samsun İl Başkanlığı yapmış olmaktır. Bayrağı devrederken de onurla, gururla, şerefle devretmek isterim. Kongre sürecinde başvurular başlıyor. Kongre süreciyle alakalı tüm hazırlıklar tamam. Teşkilatları en hazır olan parti biziz. Çünkü ideolojik bir partiyiz. Anında sahada cevap verebilen, hazır olan çok güzel teşkilatlarımız var. İlçe başkanlarımız da yönetimleriyle birlikte aktifler. İnşallah kongre sürecini en kısa sürede tamamlayıp sonrasında genel merkezin izinleri doğrultusunda il kongremizi yapacağız. İl kongresi tarihi de belli olunca açıklanacak. Kongrelerimiz memleketimize hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.
Taş Medreseli Ülkücüler, Manisa’da buluştu
31 Ekim 2025 Cuma - 14:12 Taş Medreseli Ülkücüler, Manisa’da buluştu Türkiye’nin dört bir yanından 12 Eylül darbesinde cezaevinde yatan ülkücüler, Manisa’nın Yunusemre ilçesinde buluştu. 12 Eylül 1980 darbesinde cezaevinde yatan ve "Taş Medreseli Ülkücüler" olarak bilinen yaklaşık 200 kişi bir araya geldi. Türkiye’nin değişik illerinden gelen 12 Eylül mağduru Taş Medreseli Ülkücüler, Manisa’nın Yunusemre ilçesinde buluştu. Yunusemre ilçesinde hasret gideren Taş Medreseli Ülkücüler, cezaevinde asılan ve cezaevinden çıktıktan sonra vefat eden dostlarını rahmet ve dualarla andı. Gün boyu süren etkinlikte basın açıklamasını yapan Manisalı Taş Medreseli Adnan Akdağ, bu toplantıların bir halleşme helalleşme özelliği taşıdığına dikkati çekti. Taş Medreseli Akdağ, "Taş Medreseliler her yıl Denizli’nin başlattığı organizasyonla Tavas ilçesinde toplanıyordu. Geçtiğimiz yıl Kütahya ilinde yapılmıştı. Bu yıl da geleneksel toplantımızı Manisa ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Her sene birer ikişer eksiliyoruz. Geçtiğimiz toplantıdan bu yana birkaç arkadaşımızı daha ahiret yurduna uğurladık. Bu halleşme ve helalleşme toplantısıdır. Cezaevinde yatan ülkücülerin hepsi artık belli bir yaşa geldi ve 12 Eylül üzerinden çok sular aktı. Her sene birer ikişer eksiliyoruz. Halleşmek ve helalleşmek, geçmişi yad etmek. Ülkümüzden dönmediğimizi noktalama açısından bizim için büyük önem taşıyor." dedi. "Terörsüz Türkiye politikası" Türkiye’nin önündeki en ağır sorunlardan birisinin "Terörsüz Türkiye Politikası" olduğunu ileri süren Taş Medreseli Akdağ, "Şüphesiz ülkemizde terörün bitmesi ve doğudan batıya, kuzeyden güneye sulh, sükunet, selamet ve barış içinde yaşamasını başta bu salonda bulunan ülküdaşlarımız olmak üzere ben Türk’üm diyen bütün insanımız ister. Bu ülkede bedel ödemiş ülkücüler olarak, bu kötü gidişi kabul etmiyoruz. Hayatımız pahasına yurdumuzu savunacağız, mücadelemiz sürecek." şeklinde konuştu. Programın sonunda farklı illerden gelen 12 Eylül mağduru ülkücüler, darbe sürecindeki yaşadıkları hatıraları anlatarak birbirleriyle hasret giderdi.
Gürsel Tekin: "Toplumsal barış sadece siyasetin değil, insanlığın meselesidir"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:26 Gürsel Tekin: "Toplumsal barış sadece siyasetin değil, insanlığın meselesidir" CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda açıklama yapan Gürsel Tekin, toplumsal barış vurgusu yaparak, "Bu mesele sadece siyasetin değil, insanlığın meselesidir. Kapsayıcı bir adım atılmazsa, toplumda huzur ve güven duygusunu yeniden inşa etmek mümkün değildir" dedi. Gürsel Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamasında yargı süreçlerindeki hataların milyonlarca vatandaşı etkilediğini belirten Gürsel Tekin, "Hazırlığın ne olduğunu biliyoruz ama kapsamını henüz bilmiyoruz. Bu süreçte gerçekten kapsamlı bir hukuksal düzenleme yapılması gerekiyor. 2015, 2016, 2017 yıllarındaki uygulamalardan kaynaklanan birçok yanlış karar var. Bunların gözden geçirilmesi şart. Biz CHP olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’yla ve ilgili tüm kurumlarla bu konunun görüşülmesi için girişimlerde bulunacağız. Bakanlıkla görüşme talebimize yanıt alamadık ancak bu süreçte geri adım atmayacağız" dedi. "Toplumda huzur ve güven duygusunu yeniden inşa etmek mümkün değildir" Konuşmasında toplumsal barış vurgusu yapan Tekin, "Bu mesele sadece siyasetin değil, insanlığın meselesidir. Kapsayıcı bir adım atılmazsa, toplumda huzur ve güven duygusunu yeniden inşa etmek mümkün değildir" dedi. Öte yandan, katılımcılar binanın önünde beyaz güvercin bırakarak programı sonlandırdı.
İlk yerli ve milli uçağın iniş yaptığı Nuri Demirağ’ın mirası havalimanı 84 yıl sonra yeniden hayat buldu
31 Ekim 2025 Cuma - 13:12 İlk yerli ve milli uçağın iniş yaptığı Nuri Demirağ’ın mirası havalimanı 84 yıl sonra yeniden hayat buldu Sivas’ta 1941 yılında Nuri Demirağ tarafından yaptırılan ve Türkiye’nin ilk ilçe havaalanı olma özelliğini taşıyan Divriği Havaalanı, 84 yıl sonra düzenlenen törenle ‘Divriği Hava Kampüsü’ olarak hizmete alındı. Divriği Havaalanı, Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden olan Nuri Demirağ tarafından 1936 yılında yapımına başlanıp, 1941 yılında tamamlanarak Türkiye’nin ilk ilçe havaalanı olma unvanını kazandı. Nuri Demirağ tarafından tasarlanan Nu. D.38 kuyruklu uçağın ilk indiği havaalanı olan Divriği Havaalanı, İsmet İnönü döneminde havacılık alanındaki çalışmaların sekteye uğramasıyla atıl hale geldi. 84 yıl sonra restore edilen havaalanı, bugün Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun da katıldığı törenle ‘Divriği Hava Kampüsü’ olarak hizmete alındı. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, hava yoluyla 67 ülkeye erişim sağlandığını belirterek, "Ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim noktasında, 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkeye erişim sağlayan eşsiz bir konumda yer alıyor. Bu stratejik ve avantajlı konumu, son 23 yılda hayata geçirdiğimiz cesur ve vizyoner politikalarla birleştirerek, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın parlayan yıldızı haline getirdik çok şükür. 2002 yılından itibaren yürüttüğümüz hava ulaşım politikaları ve faaliyetleriyle ülkemizi havacılık alanında dünya arenasının parlayan yıldızı haline getirdik" dedi. Havaalanı sayısı 60’a çıkacak Bakan Uraloğlu, yapımı devam eden projelerin hayata geçirilmesiyle havaalanı sayısını 60’a çıkartacaklarını vurgulayarak, "2002’de 26 olan aktif havalimanı sayımızı en son Çukurova Uluslararası Havalimanımızı da açarak 58’e çıkardık. Sabiha Gökçen Havalimanı gibi sivil havacılığa açık olmayan 16 pasif durumdaki havalimanımızı çağın gerektirdiği şekilde yenileyip sivil havacılığa açtık. İstanbul, Rize-Artvin, Ordu-Giresun, Yüksekova Selahaddin Eyyubi, Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı gibi 16 yeni havalimanını daha sivil havacılığımıza kazandırdık. Yani her yıl ortalama 1,4 havalimanını hizmete açarak, gökyüzünde sınır tanımayan bir Türkiye inşa ettik. Burada da durmayacağız. İnşa çalışmaları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla aktif havalimanı sayımızı 60’a çıkaracağız" dedi. Bakan Uraloğlu, hava kampüsü vizyonunu ileriye taşımayı amaçladıklarını dile getirerek, "İnşallah önümüzdeki dönemde Niğde, Aksaray, Gaziantep, Kocaeli ve batı Antalya’da planladığımız yeni hava kampüsleriyle hava kampüsü vizyonumuzu adım adım ileri taşıyacağız. Bu vizyon, sadece vatandaşlarımızın hayallerini değil, ülkemizin güvenliğini ve kriz yönetim kapasitesini de gökyüzüne taşımakta. Çünkü hava kampüslerimiz, afet yönetimi açısından da stratejik değere de sahip. Bu alanlar deprem sonrasında hızlı müdahale, sel felaketlerinde mahsur kalan köylere acil gıda ve ilaç ulaştırması, orman yangınlarında havadan söndürme ekiplerinin koordinasyonu, arama-kurtarma timlerinin dakikalar içinde bölgeye intikali gibi kritik senaryolarda hayat kurtaran altyapılar da olacak" diye konuştu. "İlhamımızı Nuri Demirağ’dan alıyoruz" Bakan Uraloğlu, ‘gökleri fethetmek’ idealiyle çalışan Nuri Demirağ’dan ilham aldıklarını ifade ederek, "Aslında bugün burada yalnızca yeni bir hava kampüsü açmıyoruz, aynı zamanda Türk havacılığının köklerine, cesaretine ve vizyonuna selam duruyoruz. Çünkü bu kampüs, Sivas Divriğili büyük sanayici ve vatansever Nuri Demirağ’ın 84 yıl önce, 1936 yılında yapımına başlayıp, 1941’de tamamladığı Türkiye’nin ilk ilçe havaalanının yeniden hayat bulmuş halidir. Nuri Demirağ, yalnızca uçak fabrikaları kuran, tayyareler üreten, pilotlar yetiştiren bir öncü değil; aynı zamanda ‘gökleri fethetmek’ ülküsüyle Anadolu’nun her köşesine havacılık ruhunu taşıyan bir idealisttir. Divriği’ye kazandırdığı bu havaalanı, onun memleket sevgisinin, girişimciliğinin ve geleceğe olan inancının somut bir nişanesidir. Bugün onun başlattığı bu mirası modern hava kampüsü olarak yeniden açıyor, Nuri Demirağ’ın hayalini bugünün teknolojisi ve vizyonuyla gökyüzüne taşıyoruz. Onun azmi, cesareti ve vatanperverliği, bize her daim ilham kaynağı olmaya devam edecek" şeklinde konuştu. İlk yerli ve milli uçağın iniş yaptığı tarihi havaalanı, 20 metre genişliği ve 1100 metre uzunluğundaki pisti ile azami 5 bin 700 kilo ağırlığında, 60 koltuklu turistik uçaklara hizmet verecek. Divriği Hava Kampüsü, ayrıca havacılık eğitimi amacıyla kullanılacak. Açılış törenine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, AK Parti Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler, siyasiler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bürokratlar ve Divriği halkı katıldı.
Burdur’da "İçkili Yer Bölgesi" kararı mahkemelik oldu
31 Ekim 2025 Cuma - 12:58 Burdur’da "İçkili Yer Bölgesi" kararı mahkemelik oldu Burdur’da belediye meclisinde alınan "İçkili Yer Bölgesi" kararının oy çokluğuyla kabul edilmesin ardından konu mahkemelik oldu. Burdur’da Ekim ayı olağan belediye meclisi toplantısında İçkili Yer Bölgesi Tespit Komisyonu’nun raporu oy çokluğuyla kabul edilmişti. Rapor çerçevesinde Özgür Mahallesi’nde bulunan Hal Dükkanları ve Emek Mahallesi Yahya Kemal Caddesi ’İçkili Yer Bölgesi’ olarak belirlendi. Bu karara karşı çıkan AKP Burdur İl Başkanlığı tarafından konu mahkemeye taşındı. Bugün Burdur Adliyesine gelen partililer, konu hakkında itiraz dilekçesi verdi. "Emsal kararları toparlayarak bir itiraz dilekçesi oluşturduk" Konu hakkında açıklama yapan AKP Burdur İl Başkanı Mustafa Özboyacı, "Yaklaşık bir yıldır Burdur Belediyesi’nin gündeminde olan içkili yer bölgesiyle alakalı olarak karar çıktı. Daha önce ilgili arkadaşlarımız toplantılarda, komisyon toplantılarında buna itiraz ettiler. Biz yaz sezonunda hatta özellikle Hal Bölgesinde bu işin kurulmaya çalışıldığıyla alakalı bir duyum alınca bölgedeki esnaflarımıza da bir bilgilendirme yapmıştık. Nihayetinde çıkan kararda gördüğümüz üzere özellikle hal bölgesi, Emek yokuşu başta olmak üzere Burdur’umuzda yeni içkili alanlar oluşturulmaya çalışıldı. Bu karar oy çokluğuyla çıktı. Oy birliği ile çıkmadı. Biz bununla alakalı bir yer belirlenmesine karşı değiliz ama belirlenen yerin bu noktalar olmasına karşıyız. Biz bunu defalarca ilettik. Komisyon ve meclis toplantılarında ilettik. Bu konuyla alakalı olarak vatandaşlarımızdan çok büyük bir tepki var. Yaklaşık 500’den fazla Emek Mahallesi’nden vatandaşlarımız imza toplayarak valiliğimize de teslim ettiler. Bizler de yaklaşık bir 15-20 gündür bu karar çıktıktan sonra yoğun bir çalışma içerisine girdik. Hukukçu arkadaşlarımız bununla ilgili çalıştılar. Sebepleri, sonuçları bizim iddia ettiğimizin kanıtları. Emsal kararları toparlayarak bir itiraz dilekçesi oluşturduk. Bizim itirazımız derhal yürütmenin durdurulması ve bu kararın iptal edilmesiyle alakalı. Bu karar enine boyuna düşünülerek tekrardan Belediye meclisine gelmeli ve orada tekrardan görüşülerek ortak bir fikirle Burdur’umuza zarar vermeyecek bir fikirle yeniden ortaya çıkmasını biz istiyoruz" dedi. "Verilen kararın düzeltilmesi adına bugün Burdur Adliyesindeyiz" AKP Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz ise, "Son zamanlarda Burdur gündemini meşgul eden içkili mekan bölgesi belirlenmesi üzerine bir süreç yaşadık. Biz bu süreçte açıklamanın başında söylendiği üzere böyle bir bölge belirlenmesine karşı değiliz. Aksine bu bölgenin belirlenmesinde vatandaştan gelen haklı şikayetleri dikkatte alınması gerektiğini düşünüyoruz. Ali Orkun Başkanımız ve diğer CHP’li meclis üyelerinden bu hassasiyeti bekliyoruz. Takdir edersiniz ki Burdur ülkemizin en sakin illerinden birisi. Bunun bozulmaması adına bu bölgenin belirlenirken özellikle öğrenci yoğunluğunun ve çocuklarımızın yoğun olduğu belirlenmesi Burdur halkını tedirgin etmiştir. Biz bir an önce bu yanlışlığın, bu anında karar vermenin düzeltilmesi adına bugün Burdur Adliyesindeyiz. Vatandaştan gelen haklı bir talep var. Yine diyorum böyle bir bölgenin belirlenmesi yerel yönetimlerin takdirindedir" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaklaşık 130 kurum ve kuruluş dinlendi"
31 Ekim 2025 Cuma - 12:29 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaklaşık 130 kurum ve kuruluş dinlendi" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaklaşık 130 kurum ve kuruluşun dinlendiğini belirterek, "Ümit ederim ki en kısa süre içerisinde atacağımız diğer adımlarla birlikte komisyon hem dinlemeler çerçevesinde hem de atılan adımların gerektirdiği çerçevede atılacak, yapılacak düzenlemelerle ilgili bir çalışmayı tamamlayacak ve raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne tevdi edecektir" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri başladı. Komisyonda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, iki önemli konunun altını çizerek, "Bunlardan birisi Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak özellikle bu yaz ayları içerisinde büyük bir özveriyle, fedakarlıkla çalışarak belli bir noktaya getirdiğimiz, Türkiye’nin demokratik olgunluğunun bir eseri olarak faaliyetlerini sürdüren, çoğunluk yerine çoğulculuk prensibini esas alan komisyonda bulunan her üyenin kendi görüşünü, fikriyatını rahatlıkla ifade edebildiği, tartışabildiği ve Türkiye’nin çok farklı kesimlerinden sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin, meslek örgütlerinin, kanaat önderlerinin gelerek konuyla ilişkili fikirlerini, tekliflerini ortaya koyabildiği Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun öneminin altını çizmek isterim. İçinde bulunduğumuz bölgesel ve küresel şartlar, Türkiye’nin gerçekten artık terör meselesini tamamıyla geride bırakmasını, terör meselesini çözerek kalıcı barış ve kardeşliği sağlayacak adımları atmasını zorunlu hale getirmektedir. Bu çerçevede komisyonumuz önemli bir çalışmayı sürdürdü, sürdürmeye devam ediyor. ’Terörsüz Türkiye’ sloganıyla başlattığımız bu sürecin olgunlaşmaya başladığı bir dönemde de komisyonumuz bu ülkede barışın, huzurun, güvenliğin ve demokrasinin standartlarının yükselmesi için her türlü çabayı, çalışmayı ortaya koymaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Parlamenter diplomasiye değinen Kurtulmuş, "Günümüz dünyasında artan rolü ve bu rolü en iyi icra eden parlamentolardan birisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mevcut durumunun altını çizmek isterim. Hemen hemen dünyanın her bölgesinde büyük krizlerin, büyük çatışmaların, büyük gerilimlerin yaşandığı, hiçbir bölgenin bu gerilimlerden ve çatışmalardan uzak durmadığı, duramadığı bir dönemden geçiyoruz. Öyle görünüyor ki önümüzdeki on yıl içerisinde dünyanın bu gerilimli durumu devam edecek, sürecektir. Biz manevraların peşinde değil, istikamet belirleyen bir ülke olmak ve tepki değil, ilke üretmek durumundayız. Bu çerçevede dış politikamızı bütün kurumlarımızla birlikte uygulamayı sürdürüyoruz. Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki Türkiye Büyük Millet Meclisi hem dostluk grupları hem uluslararası asamblelerdeki varlığıyla uluslararası hemen hemen bütün platformlarda vardır ve Türkiye’nin sesini dile getirmeyi sürdürmektedir" şeklinde konuştu. "TBMM Başkanlığına 28. yasama döneminde 3 bin 340 kanun teklifi sunulmuştur" TBMM Başkanlığının 28. yasama dönemindeki faaliyetlerine değinen Kurtulmuş, "TBMM Başkanlığına 28. yasama döneminde 3 bin 340 kanun teklifi sunulmuştur. Genel Kurul gündemine gelen 202 kanun teklifinden 110’u kanunlaşmıştır. Yüz kanun da Meclis Genel Kurulunda beklemektedir. Milletvekillerimizin hazırladığı 786 kanun teklifine Meclisimizin destek bürosunca destek verilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 72 uluslararası anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun teklifi için inceleme raporları da bu destek büromuz tarafından ciddi şekilde takip edilmiştir. Bunun dışında Türkiye Büyük Millet Meclisi, ortak bildiri ve deklarasyonlarla da milletimizin iradesini Meclis kararları adı altında dünya kamuoyuyla, Türkiye kamuoyuyla paylaşmaktadır. Bu kapsamda 28. yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 14 ortak bildiri ilan edilmiştir. Bunlardan 8’i İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım ve bölge ülkelerine yönelik saldırgan tutumlarını kınamak, 3’ü ise güvenlik birimlerine ve kurumlarımıza yönelik terör saldırılarına ilişkin bildiri olarak ilan edilmiştir. 692’si geçen dönemden intikal edenler olmak üzere 28. yasama döneminde Karma Komisyona havale edilen tezkere sayısı 941 olmuştur. Dosyaların tamamı Karma Komisyonda olup, Genel Kurul gündeminde yer alan bir dokunulmazlık dosyası bulunmamaktadır" diye konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda 130 kurum ve kuruluş dinlendi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi veren Kurtulmuş, "16 toplantı gerçekleşti. Yaklaşık bu toplantılarda 70 saate yakın çalışma yapıldı ve 3 bin 500 sayfaya yakın tutanak tutuldu. Bu toplantılardan sadece ikisi -bazı yanlış algılamaların önüne geçmek için söylüyorum- 16 toplantıdan sadece ikisi konumun ve konuşmacıların vereceği bilgilerin hassasiyeti dolayısıyla basına kapalı yapıldı. Onların hepsi de tabii ki kaynağı zapt altına alındı. Bu komisyonlarda değerli bakanlarımız, STK’larımızın değerli temsilcileri, başka şehit ve gazi yakınlarımız olmak üzere Türkiye’de farklı kesimleri temsil eden gruplar dinlendi. Sonuçta da yaklaşık 130 kurum ve kuruluş dinlendi. Bilgi ve görüşleriyle fevkalade güçlü bir müktesebat ortaya konulmuş oldu. Ümit ederim ki en kısa süre içerisinde atacağımız diğer adımlarla birlikte Komisyon hem dinlemeler çerçevesinde hem de atılan adımların gerektirdiği çerçevede atılacak, yapılacak düzenlemelerle ilgili bir çalışmayı tamamlayacak ve raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne tevdi edecektir" dedi.
Başkan Altun’dan Davutoğlu’na sert eleştiri: "Siyaset hatıralar albümü değildir"
31 Ekim 2025 Cuma - 11:59 Başkan Altun’dan Davutoğlu’na sert eleştiri: "Siyaset hatıralar albümü değildir" Saadet Partisi Kayseri İl Teşkilatı, Ekim Ayı İl Divan Toplantısı’nı Genel İdare Kurulu Üyesi ve Kayseri İl Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleştirdi. Toplantıya il, ilçe ve gençlik teşkilatı üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Programda konuşan İl Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf Bayraktar, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloya dikkat çekerek, yaşanan sıkıntıların artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirtti. Bayraktar, ekonomik verilerle yaptığı değerlendirmede, "Vatandaşlarımızın alım gücü her geçen gün azalıyor, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu tablo karşısında acil ve kapsamlı bir ekonomik çözüm planı hayata geçirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Bir zamanlar yeni Türkiye diyordunuz, şimdi eski dostlar şarkısını söylüyorsunuz" Toplantıda açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Erdal Altun ise gündeme ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Altun, son günlerde Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun "Çağırırlarsa gelirim" sözlerini sert bir dille eleştirdi. Altun konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde sık sık duyuyoruz: ‘Çağırırlarsa gelirim’. Sayın Davutoğlu, bu nasıl bir özlemdir, nasıl bir vefadır? Neredeyse ‘kapıda bekliyorum’ diyecek. Artık ‘çağırıverin de geleyim’ demeye bir adım kaldı. Siyaset bu kadar kişisel kırgınlıklarla, bu kadar duygusal çağrılarla yapılmaz. Bir zamanlar ‘Yeni Türkiye’ diyordunuz, şimdi ‘Eski dostlar’ şarkısını söylüyorsunuz. Siyaset sahnesi hatıralar albümü değildir. Eğer bu zor durumdaki ülkeyi düzeltmek istiyorsanız, önce teşkilatlarınızı sahiplenin, sonra ülkeyi düzeltin. Muhalefet kanadında yer alıp sürekli iktidara göz kırpmak, bu millete ve birlikte yol yürüdüğünüz insanlara yapılmış açık bir saygısızlıktır." "Saadet Partisi ilkeli siyasetin adresidir" Altun, konuşmasının devamında Saadet Partisi’nin siyasette ilkeli duruşunu sürdüreceğini vurgulayarak, "Bizim ölçümüz kişiler değil, prensiplerdir. Saadet Partisi menfaat değil, adalet ekseninde siyaset yapar. Milletimizin derdiyle dertlenmeye, doğruyu söylemeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz" dedi.
MHP İl Başkanı Yurdagül: "Erzurumluya zulmedeni, Erzurum’a kurban ederiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 11:39 MHP İl Başkanı Yurdagül: "Erzurumluya zulmedeni, Erzurum’a kurban ederiz" MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, sosyal medya hesaplarından yazılı bir açıklama yayınlayarak Şehir Hastanesi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Yurdagül, "Vatandaşlarımızdan gelen yoğun şikayet ve talep sebebiyle olaya bizatihi bizler tarafından müdahale etmek şart olmuştur" dedi. MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, Erzurum Şehir Hastanesi’nde yaşandığını iddia ettiği usulsüzlükler ve kötü yönetim uygulamalarına sert tepki gösterdi. Yurdagül, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, İl Sağlık Müdürlüğü’nün durumu bilmesine rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadığını ifade ederek, "Erzurum’a ve Erzurumlu’ya zulmedeni de Erzurum’a kurban ederiz" dedi. Yurdagül’ün açıklamasına göre; hastanede yolsuzluk, adam kayırma, yüz kızartıcı suçlara göz yumulması ve hastalara kötü muamele gibi iddialar gündemde. MHP İl Başkanı, vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün sessizliği üzerine partinin devreye girmek zorunda kaldığı vurgulandı. MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül’ün sosyal medya üzerinden ’Kamuoyunun Dikkatine’ başlığı ile yayımladığı açıklama şöyle: "Cumhuriyet tarihinde en büyük ve en kapsamlı yatırımların yapıldığı günümüzde, Cumhur İttifakımız, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde memleketimize hizmet etmek adına var gücüyle çalışıyor ve Erzurum’da bu yatırımlardan nasibini alıyor. Bu hizmetlerden biriside Erzurum’a yapılan Şehir Hastanesidir. Uzun bir zamandır şehrimize ve hatta bölgemize hizmet veren Erzurum Şehir Hastanesinde yaşanan, hemşehrilerimizi ve duyunca bizleride ciddi anlamda rahatsız eden olaylar silsilesi kamuoyunun gündemini meşgul etmektedir. "Bizler tarafından müdahale etmek şart olmuştur" Hastane yönetimi yolsuzluk, adam kayırma, yüz kızartıcı suçlara göz yumma, hastalara kötü muamele başta olmak üzere birçok münferit suçla itham edilmekte ve herhangi bir düzeltme yapılmamaktadır. Bu duruma müdahale İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da yapılmadığı için, vatandaşlarımızdan gelen yoğun şikayet ve talep sebebiyle olaya bizatihi bizler tarafından müdahale etmek şart olmuştur. "Yaşanan olaylar silsilesine kayıtsız kalmamız düşünülemez" Erzurum’da, Erzurumlu da bizim kırmızı çizgimizdir. Şehrimiz için sağlık alanında bu denli büyük bir yatırımın kendini bilmez birkaç kişi tarafından kötüye kullanılması kabul edilebilir değildir. Yaşanan olaylar silsilesine kayıtsız kalmamız, en başta Erzurumlu hemşehrilerimize olan sorumluluğumuz gereği düşünülemez. Erzurum Şehir Hastanesi Başhekiminin görev ve sorumluluk alanında yaşanılan olumsuzlukların bize iletildiği gibi il sağlık müdürlüğüne de talep ve şikayet olarak iletildiği, herkesin malumu olmasına rağmen ortada somut bir yaptırımın söz konusu olmaması da ayrı bir aymazlıktır. "Hiç kimse devlete, millete ait olanı babasının malı gibi kullanamaz" Hiç kimse devlete ait olanı, millete ait olanı babasının malı gibi kullanamaz. Biz bu duruma gereken müdahaleyi yapar, suçlulara gerekli cezanın verilmesi için tüm yargı yollarını sonuna kadar devreye sokarız. Bizim, canımız da malımız da Erzurum’a ve Erzurumluya kurbandır. Lakin, Erzurumluya zulmedeni de, Erzurum’a kurban ederiz. Bu böyle biline! Saygı ve hürmetlerimle."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 11:32 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz" Manisa’da iş dünyasıyla buluşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin yeni bir eşikte olduğunu belirterek, "Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler ligine en alt basamaktan da olsa girmesini bekliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da iş dünyasının temsilcileriyle buluştu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AK Parti Manisa milletvekilleri Mücahit Arınç, Murat Baybatur, Tamer Akkal, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, sanayiciler ve iş adamları katıldı. Programın açılış ve selamlama konuşmasını yapan Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı Manisa’da ağırlamaktan dolayı duydukları memnuniyeti ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, değerli milletvekilleri, dünyamızın değerli temsilcileri, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Gerçekten şehrimiz açısından çok mutlu ve bereketli bir gün. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bu yoğun memleket programı, bütçe görüşmeleri içinde üniversitemizin açılışına gelmişken sanayicilerimizle emek üreten, değer üreten emektarlarla buluşmamam mümkün değil şeklinde bir talimatları oldu. Ekibi aradılar. Bu vesileyle sizleri davet etmiş olduk. Gerçekten bizler açısından da şehir açısından da çok mutlu bir gün" dedi. Dünyanın ekonomik olarak zor bir döneminde olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gerçekçi bir şekilde bunları görmemiz, tespit etmemiz gerekiyor. Eski kurallara dayalı, daha istikrarlı, belirsizliklerin daha az olduğu dünya yok artık. Yeni şartlar oluşmuş durumda. Son 20 yıllık sürece baktığımızda dünyanın ortalama 3,5 büyüdüğünü görüyoruz. 2002’den bugüne söylüyorum. Hükümetlerimiz döneminde yani aynı dönemde Türkiye ekonomisi yıllık ortalama 5.4 büyüme kaydetmiş. Yani dünyanın 1.9 puan her yıl her yıl üstünde büyümüşüz. Bu da Türkiye’yi ciddi bir eşiğe getirmiş durumda artık. 2002 Avrupa Birliği’nin kişi başına gelirini 100 kabul ettiğimizde Türkiye 38 seviyesinde. Bugün 70’i aşmış durumda. OECD’de de tablo aynı. OECD’de kişi başına gelirin üçte biri civarında bizim bir gelirimiz vardı. Bugün üçte ikisi civarına gelmiş durumdayız. Yani son 22 yılda kim ne derse desin Türkiye önemli bir hamle yapmıştır. Önemli bir gelişim kaydetmiştir her alanda. Ekonomiden sosyal politikaya, hukuktan demokrasiye, uluslararası ilişkilere varıncaya kadar. Özel olarak bu dönemde ne oldu derseniz, Dünya Bankası sınıflandırmasıyla Türkiye alt orta gelir grubu bir ülke olmaktan üst orta gelir grubu bir ülke olmaya terfi etmiş oldu ve kalıcı bir şekilde bunu gerçekleştirdi. Bugün yeni bir eşiğe gelmiş durumdayız. Her yerde söylüyoruz. Bu bizim yaptığımız bir hesap değil. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemi denen bir yöntemle yaptığı bir hesaplama. İlk defa bu yıl Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler liginde en alt basamaktan da olsa adım atması bekleniyor. Bunun gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla yeni bir eşikteyiz. Eşikler her zaman önemlidir. Eşikleri atlamak her zaman önemlidir. Sadece bir rakamsal değişimi ifade etmez eşikler. Niteliksel bir değişimi de ifade eder. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’nin işte bu orta gelir tuzağı diyoruz, başka tartışmalar var, bunlardan çıkıp yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı hale gelmesi lazım. Önemli olan bu ligde kalıcı hale gelmek ve bunun gerektirdiği dönüşümleri, değişimleri sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye bu noktaya gelmiş durumda" dedi. "Avrupa’nın en büyük 4. ekonomisi olacağız" Türkiye’nin ekonomik büyümesini değerlendiren Yılmaz, "2002 yılında 238 milyar dolarlık bir ekonomimiz vardı. Bu yıl itibarıyla ekonomik büyüklüğümüzün 1.5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. 3 bin 600 dolar civarında bir kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl 17 bin doları aşan bir kişi başına gelir bekliyoruz. En son IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü raporu yayınlandı ekim ayında. Buradaki tahminlerin gerçekleşmesi halinde tüm Türkiye dünyadaki sıralamasını bir basamak üste taşımış olacak. Geçen yıl itibarıyla nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın 12. büyük ekonomisiyiz. IMF’nin bu yıla ilişkin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumuna yükseleceğiz. İlk defa İtalya’yı hacim olarak geçmiş olacağız. Bu tahminler gerçekleşirse Avrupa’nın da 4. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş olacağız" diye konuştu. "Türkiye, borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında" Zayıf dış talep koşullarına rağmen dünyanın bu zorlu siyasi ve ekonomik şartlarına rağmen ihracatın artmaya devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Geçen yıl 262 milyar dolar seviyesiyle önemli bir başarı sağlandı. Bu yılın eylül ayı itibarıyla 12 aylık yani geçmişe dönük yıllıklandırılmış de diyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatımız 270 milyar dolara Yaklaşmış durumda. Tam rakam söylersek 269,7 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda ve bu yıl sonu itibarıyla bunun 274 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Turizmimiz gayet iyi gidiyor. Geçen yıl önemli bir performansla 60 milyar doları geçmiştik. Bu senede 64 milyar dolarlık bir turizm geliri bekliyoruz. Dünyanın yine 4. destinasyonu konumundayız turizmde. Hem mal ihracatında hem hizmet ihracatında sağlanan bu artışlarla ithalatın da kontrollü bir şekilde gelişmesi sonucunda cari işlemler açığımızda ciddi bir düşüş sağladık son 2 yıldır. Yani yüzde 4’ler seviyesinde olan cari açık bu yıl itibarıyla yüzde 1.4 seviyesinde. Dolayısıyla çok daha yönetilebilir, sürdürülebilir bir cari açık oluşturduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bütçede sıkı disiplinli bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bütçe açığı ve borç stoku dikkate alındığında Türkiye en iyi performans gösteren ülkeler arasında. Depreme rağmen bakın son 3 yılda depreme 90 milyar dolar para harcadık. 3 trilyon TL civarında. Şimdi deprem gerçekleştiğinde tabii yıkıcı etkisi oluyor ama asıl mali etkisi depremlerin daha sonra gerçekleşiyor. Sadece konut inşa etmiyoruz. Altyapılar, okullar, hastaneler, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları aklınızda ne gelirse şehirlerimizi yeniden imar ediyoruz. Sosyoekonomik olarak belli bir noktaya getirmeye çalışıyoruz. Bunun da tabii ki büyük bir yükü var. Son 3 yıldır bütçemiz bu yüke rağmen belli bir seviyede devam ediyor. Deprem harcamaları dahil bu sene bütçe açığının milli gelire oranı 3.6, deprem hariç 2.8 gerçekleşecek. Önümüzdeki dönemde de bu sağlıklı bütçe seviyesini korumaya devam edeceğiz. Borç stokumuzda düşük durumda. Kamu borcunun daha doğrusu genel yönetim borç stokumuzun milli gelire oranı Avrupa Birliği tanımlarıyla bunu söylüyorum yüzde 24,1 seviyesine gelmiş durumdayız. Borç stokumuz da bu süreçte düşmüş durumda. Avrupa’da bu oran 80’leri aşıyor. Türkiye gerçekten kamu borcu az olan ülkeler arasında. Geçici olarak bazen finansal problemler yaşanabiliyor. Birtakım rakamlar konuşuluyor ama stok olarak bakarsanız Türkiye gerek kamu sektörüyle, gerek şirketleriyle, gerek hane halkıyla dünyada borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında. Bunu ifade etmek isterim. Bütün bunları topladığımızda yani kamunun borcu, hanelerimizin borcu işte 10-11 civarında milli gelire oranla, şirketlerimizin borçları, milli gelire bunların oranı yüzde 93. Toplam borcu. Kamu, hane halkı ve şirketler. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 245, dünyada ise yüzde 328. Dolayısıyla Türkiye düşük borçluluğu olan ülkelerden biri. Geleceğimiz açısından bu en büyük dayanaklarımızdan bir tanesi, fırsatlarımızdan bir tanesi diye ifade etmek istiyorum. Bankacılık sistemimiz güçlü, sermaye yapısı güçlü. Merkez Bankamızın rezervleri 185,5 milyar dolara gelmiş durumda 4 Ekim itibarıyla. İşte bundan bir iki sene önce 98,5 milyar dolarlara kadar düşmüştü. Ama bugün güçlü bir rezerv yapımız var ve bu da Türkiye’nin risk primini düşürmüş durumda. Hem istikrarlı portföy kalan, hem cari açığın düşmesi ve dış finansmana olan ihtiyacın azalması, hem de rezervlerimizin artması finansal riskleri azaltmış durumdayız. Bu da dış finansmanın maliyetini düşürüyor. CDS dediğimiz ülke risk birimimizde ciddi bir düşüş oldu ve şu anda 247 baz puan seviyelerinde. Bu bir tarihlerde 750-800’lere kadar gelmişti. Şimdi oldukça düşük düzeyde. Niye önemli bu rakam? Hem kamunun hem de özel sektörün döviz cinsi borçlanmalarındaki faiz oranları aşağıya gelmiş demektir. Maliyeti, finansmanın döviz bazlı maliyeti düşmüş demektir" ifadelerine yer verdi. "Enflasyon en büyük meselemiz" "Enflasyon en büyük meselemiz" diyerek konuşmasına devam eden Yılmaz, "Toplumumuzun da en büyük meselesi. Hükümet olarak biz hep şunu söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız hep bunun altını çizer. Millet ne diyorsa biz rotamızı ona göre çizeriz. Milletin sorunu neyse Bizim de önceliğimiz odur. Esas politika çerçevemiz bu. Şu anda milletimizin, halkımızın en büyük meselesi enflasyon. Biz de politikalarımızda bunu önceliklendirmiş durumdayız. 2024 Mayıs ayında zirveyi gördü enflasyonumuz 75,5’a kadar çıktı. O tarihten bugüne bir dezenflasyon süreci devam ediyor ve en son eylül ayında 33,3 seviyesine gerilemiş durumda TÜFE. 42 puanlık aşağı yukarı bir düşüş var. Eylülde bir miktar beklentilerin üstünde geldi doğrusu. Ama ekim ayında yeniden bir normalleşme olmasını bekliyoruz. Özellikle eylülde eğitim harcamaları, don ve kuraklık yaşadık biliyorsunuz. Bir de fırsatçılık da var maalesef. Gıdadan kaynaklanan bir geçici yükseliş oldu ama ekim ayı itibariyle yine aylık bazda bir normalleşme bekliyoruz. Buna göre yıl sonunda bizim program hedefimiz yüzde 30’un altını görmek bu yıl sonu itibarıyla. Gelecek yıl yüzde 20’nin altına, bir sonraki yıl ise 2027 yılında tek haneli rakamlara ülkemizi tekrar kavuşturmak. Planımız yol haritamız esas itibarıyla bu. Bunu sağlamak için bir tarafta para politikaları var. Maliye politikaları az önce bahsettim disiplinli politikalar. Bir taraftan da yapısal reformlar. Bunların sadece enflasyonun sadece para politikalarıyla düşmeyeceğinin farkındayız. Bir bütüncül politika hayata geçiriyoruz. Arz yönlü politikaları da bu çerçevede çok önemli görüyoruz" şeklinde konuştu. Konuşmasının son bölümünde Manisa’ya yapılan yatırımlar ve yapılacak olan yatırımlardan da bahseden Yılmaz, "Manisa çok önemli bir ilimiz gerçekten. Çok önemli kültürel değerleri olan bir ilimiz. Coğrafi olarak son derece önemli bir konuma sahip Ege’de ve son dönemlerde artık büyük bir sanayi üretim merkezine dönüşmüş bir vilayetimiz. Sanayide çok iyi bir noktaya geldiği gibi tarımda da yine son derece önemli bir konuma sahip. Gerçekten yatırım yapan, üreten, ihracat yapan tam da Cumhurbaşkanımızın dediği yatırım, üretim, istihdam ve ihracatla anabileceğimiz bir şehrimiz. Hizmet sektörleri biraz zayıf görünüyor. Yani rakamlara baktığımız zaman hizmet sektörlerinde henüz potansiyelini tam harekete geçildiğini ifade edemeyiz. Ama sanayisiyle, tarımıyla gerçekten çok önemli bir ilimiz" dedi. Program Cevdet Yılmaz’ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
2026 bütçe görüşmeleri tartışmalarla başladı
31 Ekim 2025 Cuma - 11:30 2026 bütçe görüşmeleri tartışmalarla başladı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2026 yılı bütçe görüşmeleri tartışmalarla başladı. 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 2026 yılı Merkezi Yönetim bütçe ve 2024 yılı kesin Hesap Kanun Teklifini görüşmek üzere Plan ve Bütçe Komisyonu’na geldi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş konuşması öncesinde CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, Can Atalay kararının TBMM Başkanvekili tarafından okunduğunu hatırlatarak, bunun yerine getirilmesini istedi. Ağbaba ayrıca, İstanbul İl Başkanlığı kayyum atanması döneminde milletvekillerinin yüzüne gaz sıkıldığını hatırlatarak, bu gazın Numan Kurtulmuş’un yüzüne sıkıldığını ifade etti. Ağbaba, "Meclisin iradesini koruması gereken TBMM Başkanı bir şey yapmamaktadır. Numan Kurtulmuş’u milletvekillerinin itibarını korumaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı. CHP Antalya milletvekili Cavit Arı milletvekilimizin haklı mücadelelerini gaz yüzünü hedef alacak şekilde sıkıldığını söyleyerek, "TBMM Başkanı’nın milletvekillerine karşı yapılan bu tür davranışları önlemesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş salona geldikten sonra İYİ Parti Samsun milletvekili Erhan Usta söz almak istedi. Önce Plan ve Bütçe Komisyonu Mehmet Muş vermek istemedi. Usta daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sorulara cevap vermediğini söyledi. Usta ayrıca TBMM asansörünün tutulduğunu ifade etti. Ağbaba, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun namlulu silahlı personel tarafından korunduğunu hatırlatarak, ‘Meclis’te ne işi var’ diye sorguladı. Ağbaba ve Usta basının dışarı çıkarılmasına tepki gösterdi. Usta, "Sayın Kurtulmuş hiç mi zorunuza gitmiyor atanmışların görüntüsü çekiliyor seçilmişlerin görüntüsü çekilmiyor" diye konuştu. Usta usul tartışması açılmasını istedi ama Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş usul tartışması açılmayacağını söyledi.
Rüşvet iddiası sonrası CHP’li meclis üyesi Atere’ye kesin ihraç talebi
31 Ekim 2025 Cuma - 10:56 Rüşvet iddiası sonrası CHP’li meclis üyesi Atere’ye kesin ihraç talebi Muğla’nın Bodrum ilçesinde, CHP’li belediye meclis üyesi Niyazi Atare’nın bir iş insanından rüşvet istediği iddiasıyla Emniyet Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekipleri tarafından gözaltına alınmasının ardından Atere’nin kesin ihraç talebi ile parti disiplin kuruluna sevk edildiği açıklandı. İddiaya göre, Bodrum’da inşaat işiyle uğraşan bir müteahhit, CHP’li meclis üyesi Atare’nin inşaatına ulaşımı sağlayan yolun açılması için kendisinden para talep ettiğini ileri sürerek savcılığa başvurdu. Suç duyurusunun ardından Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde harekete geçen KOM ekipleri, teknik ve fiziki takibin ardından Atare’yi gözaltına aldı. Şüphelinin, çıkar karşılığı kamu görevini kötüye kullandığı yönünde iddiaların da araştırıldığı belirtildi. Yaşanan bu gelişmenin ardından CHP Muğla İl Başkanlığı acil toplanarak rüşvet iddiası ile gözaltına alınan CHP Belediye Meclis üyesi Niyazi Atere’nin kesin ihraç talebi ile disipline sevk edildiğini açıkladı. Yapılan açıklamada, "CHP’de Parti üyesi Niyazi Atere hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, partimizin etik ilkeleri ve kamu güvenine verdiğimiz önem gereği, ilgili üye tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle Parti Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yargı sürecine saygı duyuyor, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmeye devam edeceğimizi belirtiriz" denildi.