POLİTİKA - 31 Ekim 2025 Cuma 11:32

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

Manisa’da iş dünyasıyla buluşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin yeni bir eşikte olduğunu belirterek, "Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler ligine en alt basamaktan da olsa girmesini bekliyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da iş dünyasının temsilcileriyle buluştu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AK Parti Manisa milletvekilleri Mücahit Arınç, Murat Baybatur, Tamer Akkal, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, sanayiciler ve iş adamları katıldı.


Programın açılış ve selamlama konuşmasını yapan Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı Manisa’da ağırlamaktan dolayı duydukları memnuniyeti ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, değerli milletvekilleri, dünyamızın değerli temsilcileri, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Gerçekten şehrimiz açısından çok mutlu ve bereketli bir gün. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bu yoğun memleket programı, bütçe görüşmeleri içinde üniversitemizin açılışına gelmişken sanayicilerimizle emek üreten, değer üreten emektarlarla buluşmamam mümkün değil şeklinde bir talimatları oldu. Ekibi aradılar. Bu vesileyle sizleri davet etmiş olduk. Gerçekten bizler açısından da şehir açısından da çok mutlu bir gün" dedi.


Dünyanın ekonomik olarak zor bir döneminde olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gerçekçi bir şekilde bunları görmemiz, tespit etmemiz gerekiyor. Eski kurallara dayalı, daha istikrarlı, belirsizliklerin daha az olduğu dünya yok artık. Yeni şartlar oluşmuş durumda. Son 20 yıllık sürece baktığımızda dünyanın ortalama 3,5 büyüdüğünü görüyoruz. 2002’den bugüne söylüyorum. Hükümetlerimiz döneminde yani aynı dönemde Türkiye ekonomisi yıllık ortalama 5.4 büyüme kaydetmiş. Yani dünyanın 1.9 puan her yıl her yıl üstünde büyümüşüz. Bu da Türkiye’yi ciddi bir eşiğe getirmiş durumda artık. 2002 Avrupa Birliği’nin kişi başına gelirini 100 kabul ettiğimizde Türkiye 38 seviyesinde. Bugün 70’i aşmış durumda. OECD’de de tablo aynı. OECD’de kişi başına gelirin üçte biri civarında bizim bir gelirimiz vardı. Bugün üçte ikisi civarına gelmiş durumdayız. Yani son 22 yılda kim ne derse desin Türkiye önemli bir hamle yapmıştır. Önemli bir gelişim kaydetmiştir her alanda. Ekonomiden sosyal politikaya, hukuktan demokrasiye, uluslararası ilişkilere varıncaya kadar. Özel olarak bu dönemde ne oldu derseniz, Dünya Bankası sınıflandırmasıyla Türkiye alt orta gelir grubu bir ülke olmaktan üst orta gelir grubu bir ülke olmaya terfi etmiş oldu ve kalıcı bir şekilde bunu gerçekleştirdi. Bugün yeni bir eşiğe gelmiş durumdayız. Her yerde söylüyoruz. Bu bizim yaptığımız bir hesap değil. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemi denen bir yöntemle yaptığı bir hesaplama. İlk defa bu yıl Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler liginde en alt basamaktan da olsa adım atması bekleniyor. Bunun gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla yeni bir eşikteyiz. Eşikler her zaman önemlidir. Eşikleri atlamak her zaman önemlidir. Sadece bir rakamsal değişimi ifade etmez eşikler. Niteliksel bir değişimi de ifade eder. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’nin işte bu orta gelir tuzağı diyoruz, başka tartışmalar var, bunlardan çıkıp yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı hale gelmesi lazım. Önemli olan bu ligde kalıcı hale gelmek ve bunun gerektirdiği dönüşümleri, değişimleri sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye bu noktaya gelmiş durumda" dedi.



"Avrupa’nın en büyük 4. ekonomisi olacağız"


Türkiye’nin ekonomik büyümesini değerlendiren Yılmaz, "2002 yılında 238 milyar dolarlık bir ekonomimiz vardı. Bu yıl itibarıyla ekonomik büyüklüğümüzün 1.5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. 3 bin 600 dolar civarında bir kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl 17 bin doları aşan bir kişi başına gelir bekliyoruz. En son IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü raporu yayınlandı ekim ayında. Buradaki tahminlerin gerçekleşmesi halinde tüm Türkiye dünyadaki sıralamasını bir basamak üste taşımış olacak. Geçen yıl itibarıyla nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın 12. büyük ekonomisiyiz. IMF’nin bu yıla ilişkin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumuna yükseleceğiz. İlk defa İtalya’yı hacim olarak geçmiş olacağız. Bu tahminler gerçekleşirse Avrupa’nın da 4. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş olacağız" diye konuştu.



"Türkiye, borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında"


Zayıf dış talep koşullarına rağmen dünyanın bu zorlu siyasi ve ekonomik şartlarına rağmen ihracatın artmaya devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Geçen yıl 262 milyar dolar seviyesiyle önemli bir başarı sağlandı. Bu yılın eylül ayı itibarıyla 12 aylık yani geçmişe dönük yıllıklandırılmış de diyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatımız 270 milyar dolara Yaklaşmış durumda. Tam rakam söylersek 269,7 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda ve bu yıl sonu itibarıyla bunun 274 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Turizmimiz gayet iyi gidiyor. Geçen yıl önemli bir performansla 60 milyar doları geçmiştik. Bu senede 64 milyar dolarlık bir turizm geliri bekliyoruz. Dünyanın yine 4. destinasyonu konumundayız turizmde. Hem mal ihracatında hem hizmet ihracatında sağlanan bu artışlarla ithalatın da kontrollü bir şekilde gelişmesi sonucunda cari işlemler açığımızda ciddi bir düşüş sağladık son 2 yıldır. Yani yüzde 4’ler seviyesinde olan cari açık bu yıl itibarıyla yüzde 1.4 seviyesinde. Dolayısıyla çok daha yönetilebilir, sürdürülebilir bir cari açık oluşturduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bütçede sıkı disiplinli bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bütçe açığı ve borç stoku dikkate alındığında Türkiye en iyi performans gösteren ülkeler arasında. Depreme rağmen bakın son 3 yılda depreme 90 milyar dolar para harcadık. 3 trilyon TL civarında. Şimdi deprem gerçekleştiğinde tabii yıkıcı etkisi oluyor ama asıl mali etkisi depremlerin daha sonra gerçekleşiyor. Sadece konut inşa etmiyoruz. Altyapılar, okullar, hastaneler, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları aklınızda ne gelirse şehirlerimizi yeniden imar ediyoruz. Sosyoekonomik olarak belli bir noktaya getirmeye çalışıyoruz. Bunun da tabii ki büyük bir yükü var. Son 3 yıldır bütçemiz bu yüke rağmen belli bir seviyede devam ediyor. Deprem harcamaları dahil bu sene bütçe açığının milli gelire oranı 3.6, deprem hariç 2.8 gerçekleşecek. Önümüzdeki dönemde de bu sağlıklı bütçe seviyesini korumaya devam edeceğiz. Borç stokumuzda düşük durumda. Kamu borcunun daha doğrusu genel yönetim borç stokumuzun milli gelire oranı Avrupa Birliği tanımlarıyla bunu söylüyorum yüzde 24,1 seviyesine gelmiş durumdayız. Borç stokumuz da bu süreçte düşmüş durumda. Avrupa’da bu oran 80’leri aşıyor. Türkiye gerçekten kamu borcu az olan ülkeler arasında. Geçici olarak bazen finansal problemler yaşanabiliyor. Birtakım rakamlar konuşuluyor ama stok olarak bakarsanız Türkiye gerek kamu sektörüyle, gerek şirketleriyle, gerek hane halkıyla dünyada borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında. Bunu ifade etmek isterim. Bütün bunları topladığımızda yani kamunun borcu, hanelerimizin borcu işte 10-11 civarında milli gelire oranla, şirketlerimizin borçları, milli gelire bunların oranı yüzde 93. Toplam borcu. Kamu, hane halkı ve şirketler. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 245, dünyada ise yüzde 328. Dolayısıyla Türkiye düşük borçluluğu olan ülkelerden biri. Geleceğimiz açısından bu en büyük dayanaklarımızdan bir tanesi, fırsatlarımızdan bir tanesi diye ifade etmek istiyorum. Bankacılık sistemimiz güçlü, sermaye yapısı güçlü. Merkez Bankamızın rezervleri 185,5 milyar dolara gelmiş durumda 4 Ekim itibarıyla. İşte bundan bir iki sene önce 98,5 milyar dolarlara kadar düşmüştü. Ama bugün güçlü bir rezerv yapımız var ve bu da Türkiye’nin risk primini düşürmüş durumda. Hem istikrarlı portföy kalan, hem cari açığın düşmesi ve dış finansmana olan ihtiyacın azalması, hem de rezervlerimizin artması finansal riskleri azaltmış durumdayız. Bu da dış finansmanın maliyetini düşürüyor. CDS dediğimiz ülke risk birimimizde ciddi bir düşüş oldu ve şu anda 247 baz puan seviyelerinde. Bu bir tarihlerde 750-800’lere kadar gelmişti. Şimdi oldukça düşük düzeyde. Niye önemli bu rakam? Hem kamunun hem de özel sektörün döviz cinsi borçlanmalarındaki faiz oranları aşağıya gelmiş demektir. Maliyeti, finansmanın döviz bazlı maliyeti düşmüş demektir" ifadelerine yer verdi.



"Enflasyon en büyük meselemiz"


"Enflasyon en büyük meselemiz" diyerek konuşmasına devam eden Yılmaz, "Toplumumuzun da en büyük meselesi. Hükümet olarak biz hep şunu söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız hep bunun altını çizer. Millet ne diyorsa biz rotamızı ona göre çizeriz. Milletin sorunu neyse Bizim de önceliğimiz odur. Esas politika çerçevemiz bu. Şu anda milletimizin, halkımızın en büyük meselesi enflasyon. Biz de politikalarımızda bunu önceliklendirmiş durumdayız. 2024 Mayıs ayında zirveyi gördü enflasyonumuz 75,5’a kadar çıktı. O tarihten bugüne bir dezenflasyon süreci devam ediyor ve en son eylül ayında 33,3 seviyesine gerilemiş durumda TÜFE. 42 puanlık aşağı yukarı bir düşüş var. Eylülde bir miktar beklentilerin üstünde geldi doğrusu. Ama ekim ayında yeniden bir normalleşme olmasını bekliyoruz. Özellikle eylülde eğitim harcamaları, don ve kuraklık yaşadık biliyorsunuz. Bir de fırsatçılık da var maalesef. Gıdadan kaynaklanan bir geçici yükseliş oldu ama ekim ayı itibariyle yine aylık bazda bir normalleşme bekliyoruz. Buna göre yıl sonunda bizim program hedefimiz yüzde 30’un altını görmek bu yıl sonu itibarıyla. Gelecek yıl yüzde 20’nin altına, bir sonraki yıl ise 2027 yılında tek haneli rakamlara ülkemizi tekrar kavuşturmak. Planımız yol haritamız esas itibarıyla bu. Bunu sağlamak için bir tarafta para politikaları var. Maliye politikaları az önce bahsettim disiplinli politikalar. Bir taraftan da yapısal reformlar. Bunların sadece enflasyonun sadece para politikalarıyla düşmeyeceğinin farkındayız. Bir bütüncül politika hayata geçiriyoruz. Arz yönlü politikaları da bu çerçevede çok önemli görüyoruz" şeklinde konuştu.


Konuşmasının son bölümünde Manisa’ya yapılan yatırımlar ve yapılacak olan yatırımlardan da bahseden Yılmaz, "Manisa çok önemli bir ilimiz gerçekten. Çok önemli kültürel değerleri olan bir ilimiz. Coğrafi olarak son derece önemli bir konuma sahip Ege’de ve son dönemlerde artık büyük bir sanayi üretim merkezine dönüşmüş bir vilayetimiz. Sanayide çok iyi bir noktaya geldiği gibi tarımda da yine son derece önemli bir konuma sahip. Gerçekten yatırım yapan, üreten, ihracat yapan tam da Cumhurbaşkanımızın dediği yatırım, üretim, istihdam ve ihracatla anabileceğimiz bir şehrimiz. Hizmet sektörleri biraz zayıf görünüyor. Yani rakamlara baktığımız zaman hizmet sektörlerinde henüz potansiyelini tam harekete geçildiğini ifade edemeyiz. Ama sanayisiyle, tarımıyla gerçekten çok önemli bir ilimiz" dedi.


Program Cevdet Yılmaz’ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı Gaziantep’te başladı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Anelsander iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı, yurt dışından ve Türkiye’nin farklı illerinden gelen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatkarları Gaziantep’te buluşturdu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Bilim Daire Başkanlığı Kütüphaneler ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından, Anadolu El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği (Anelsander) iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı başladı. Kültürel mirasın önemli değerlerinden biri olan Ezogelin figürünü sanatla buluşturan çalıştay, bu yıl da sanatseverleri, kültür paydaşlarını, yöresel bebek sanatkarlarını, eğitmenleri, çocukları ve aileleri bir araya getirdi. Çalıştayın açılış programına Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Feray Yılmaz, Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürü Selçuk Korkmaz, Oğuzeli Belediyesi Başkanvekili Mehmet Akif Tuncer, Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Özer, bez bebek ustaları, eğitmenler, çocuklar ve aileleri katıldı. Programda kurdele kesim töreni öncesinde, dünyanın ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden Gaziantep’e gelen bez bebek sanatçılarına ve eğitmenlere, çalıştaya katılımlarından dolayı teşekkür belgesi takdim edildi. Belgeler protokol üyeleri tarafından verildi. "Ezogelin, kültürümüzde yer almış güçlü bir karakter" Açılış programında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Feray Yılmaz, çalıştayın kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşıdığını belirterek, "Bugün çok özel bir mekanda, Oyun ve Oyuncak Müzemizde, çok güzel bir festivalin açılışını gerçekleştiriyoruz. Altıncısını düzenlediğimiz Uluslararası Ezogelin Bebek Çalıştayı’nda birbirinden güzel çalışmalar yapılacağına yürekten inanıyoruz.. Ezogelin başlı başına güçlü bir karakter, tarihe damgasını vurmuş, kültürümüzde yer almış kıymetli bir değerdir. Bunun yeniden canlandırılması ve gelecek nesillere aktarılması için bu çalıştay çok kıymetli" dedi. Farklı yörelere ait bebek atölyeleri düzenlenecek Yurt dışından Macaristan, Gürcistan, Ukrayna ve Özbekistan’dan; Türkiye’den ise İzmir, Çanakkale, Akşehir, Bartın, Sivas, Kars, Adıyaman ve Isparta’dan gelen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 12 yöresel bebek sanatkarı, çalıştay süresince kendi yörelerine özgü bebek sanatını katılımcılarla buluşturacak. Çalıştay kapsamında ayrıca "Dünya Bebekleri Sergisi" de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. 3 Mayıs’a kadar devam edecek etkinlik takvimine göre, sanatkarlar tarafından kitre bebek, bez bebek, ahşap oyuncak, pamuk ve kil bebekler, geleneksel boncuklu anahtarlık, turistik maskot yaka iğnesi, hasır bebek, motanka bebeği, maskot bez bebek, bileklik yapımı ve farklı yörelere ait bebek atölyeleri düzenlenecek. Çalıştay kapsamında söyleşi programlarına da yer verilecek Çalıştayda söyleşi programları da yer alacak. Bu kapsamda "Geleneksel ve Belgesel Bebek Üretimi ve Aktarımında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar, Teknikler, Örnekler", "Müzeler, Masallar ve Mitoloji Temalı Oyun Kültürü" ile "Etnografik ve Sosyokültürel Kimliğin Yöresel Bebekler Üzerine Uygulanışı" başlıklarında sunumlar yapılacak. Program süresince katılımcılar, Gaziantep Müzeleri Gezisi, Ezogelin-Barak Kültür Evi ziyareti ve Gaziantep kültür gezisiyle kentin kültürel dokusunu yakından tanıma imkanı bulacak. 6’ıncı Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı, atölye uygulamaları, sergi, söyleşi, kültür gezileri ve genel değerlendirme programlarının ardından 3 Mayıs’ta sona erecek.
Kocaeli Gazeteci Güngör Arslan cinayeti davasında mahkeme kararında direndi Kocaeli’de 2022’de gazeteci Güngör Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 5 sanığın yargılandığı davada Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma ilamına uymayarak önceki kararında direndi. Mahkeme, iki sanığa ağırlaştırılmış müebbet, iki sanığa da 20’şer yıl hapis cezası verirken, bir sanığın beraatine hükmetti. Kocaeli’de yerel gazete sahibi gazeteci Güngör Arslan 19 Şubat 2022 tarihinde ofisinde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetmişti. Arslan’ı öldüren katil zanlısı Ramazan Özkan, olaydan kısa bir süre sonra yakalanmıştı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Ersin Kurt, Burhan Polat, Can Yılmaz, Emrah Yıldırım, Ferhat Yıldırım, Hasan Emre Çelik, Özgür Taşkıran, Kadir Yıldırım ve Ramiz Saatçi de tutuklanmış, Abdullah Yürük, Erdal Tilki, Erdal Yıldırım ve Yadigar Başyurt’un ise tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti. Sanıklar hakkında verilen önceki kararlar Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Ocak 2023’teki karar duruşmasında, Arslan’ı vuran sanık Ramazan Özkan’ı "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "ruhsatsız silah taşıma" suçundan ise 7 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Sanık Burhan Polat’a "tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veren mahkeme heyeti, sanık Ersin Kurt’un ise tüm suçlardan beraatine karar vermişti. Heyet, sanıklar Ferhat Yıldırım ve Hasan Emre Çelik’i "tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme" suçundan 20’şer yıl, Ramiz Saatçi’yi de "ruhsatsız silah taşıma" suçundan 7 yıl hapisle cezalandırmıştı. "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeye teşebbüs" suçundan sanıklar Erdal Tilki, Yadigar Başyurt ve Erdal Yıldırım’a 2 yıl 3’er ay hapis cezası verilirken, "suçluyu kayırma" suçundan Özgür Taşkıran 3 yıl 6 ay, Can Yıldırım ise 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmıştı. Sanıklar Emrah Yıldırım, Kadir Yıldırım ve Abdullah Yürük’ün ise beraatine hükmedilmişti. Yargıtay kararı yeniden yerel mahkemeye gönderdi Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin daha önce verdiği kararlar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından incelenmiş; bazı sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümleri onanırken, bir sanık yönünden bozma kararı verilmişti. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine dosya yeniden ele alındı. Yargıtay, yaptığı son değerlendirmede önceki onama ve bozma kararlarını kaldırarak sanıkların eylemlerinin hukuki niteliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Bu gelişme üzerine dosya yeniden yerel mahkemeye gönderildi. 5 sanık yeniden yargılandı Yargıtay’ın kaldırma ve bozma kararıyla birlikte sanıklar Burhan Polat, Ersin Kurt, Ferhat Yıldırım, Hasan Emre Çelik ve Ramazan Özkan yönünden dava yeniden görülmeye başlandı. Sanıklar hakkında "kasten öldürme", "azmettirme" ve "yardım etme" suçları kapsamında yeniden yargılama yapıldı. Yargıtay, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Ocak 2023’te verdiği bir sanık hakkındaki kararı bozması sonrasında dava bugün yeniden görüldü. Duruşmaya tutuksuz ve tutuklu sanıklar katıldı. "Onlar sadece Güngör’ü öldürmediler, bizim de hayatımızı yarım bıraktılar" Görülen duruşmada Güngör Arslan’ın kızı katılan Nazlıcan Arslan, "Cinayetin ortak iştirakle gerçekleştiği ortadadır. Ramazan Özkan’ın, Güngör Arslan ile birebir husumeti yoktur, yönlendirme ile cinayeti gerçekleştirmiştir. Ersin Kurt yönünden azmettirme suçunu kabul ediyoruz" dedi. Maktulün eşi Suna Arslan ise "Bu bilinçli, planlı bir cinayettir. Ersin Kurt dışında başka azmettiriciler de vardır. Korkutmak amacıyla yapılmamıştır, öldürme amacıyla ateş edilmiştir. Onlar sadece Güngör’ü öldürmediler, bizim de hayatımızı yarım bıraktılar. Sanıklar kendini kurtarmaya yönelik ifade vermektedir. Sanıklar bunu unutacak ama biz her gün aynı şeyi yaşayacağız. Ersin Kurt’un cezasının oynanmasını istiyorum. Diğer sanıkların da ilk ceza gibi cezalandırılmasını istiyorum" diye konuştu. "Ramazan’a atış talimi yaptırılmıştır" Arslan ailesinin avukatı Cahit Çiftçi, "Olay öncesinde Ramazan’a atış talimi yaptırılmıştır. Tasarlayarak insan öldürme suçundan cezalandırılmalarını istiyoruz. Biz mahallinde olayın hukuki nitelendirmesinin doğru bir şekilde yapılabilmesi için keşif yapılması, sanıkların ekonomik durumlarının araştırılması için MASAK raporu aldırılmasını talep ediyoruz. Yargıtay’ın vermiş oldukları kararlarda azmettireni azmettirme yönündeki tespit ve kabulünü kabul ediyoruz. Ancak olay planlı bir öldürmedir, bu sebeple diğer bozma kararlarını kabul etmiyoruz" şeklinde konuştu. "Hakkımdaki iddialar dedikodudan ibarettir" Hakkında verilen bozma kararını kabul etmeyen tutuksuz sanık Ersin Kurt, "Somut delil olmamasına rağmen hakkımdaki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. 4 yıl süren iddialara karşı hakkımda ispatlanmış bir şey yoktur, bunlar dedikodudan ibarettir. Öncesinde verilen karar gibi tarafıma karar verilmesini istiyorum. Adil yargılanmak istiyorum. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Yargıtay kararına uyulsun" Tutuklu sanık Burhan Polat ve Hasan Emre Çelik, Yargıtay’ın son vermiş olduğu karara uyulmasını ve tahliyesini istedi. Tutuklu sanık Ferhat Yıldırım ise "Olayın geldiği aşama sebebiyle pişmanım. Böyle bir netice doğmasını istemezdim. Ben öldürme ve yaralama eylemlerine iştirak etmiş değilim. Tutuklanma sebebiyle mağdur oldum. Yargıtay’ın son kararına bir diyeceğim yoktur. Tahliyemi istiyorum" diye konuştu. "Öldürme niyetim yoktu" Yargıtay’ın kararına uyulmasını isteyen tutuklu sanık Ramazan Özkan, "Öldürme niyetim yoktu. Güpegündüz, iş yerinde birini öldürecek kadar şirazemi kaybetmiş biri değilim. Başladığım işi bitirebilecekken, öldürücü yerlerine ateş edebilecekken bunu yapmadım. Arkamdan geldiği için öldürülme korkusu ile kaçarken arkamdan ateş ettim" şeklinde konuştu. Mahkeme kararda direndi, Yargıtay’ın bozma ilamına uymadı Cumhuriyet savcısının 9 Ocak 2023 tarihli mütalaasını tekrarlamasının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Heyet, Yargıtay’ın kaldırma ve bozma ilamına uyulmasına yer olmadığına hükmederek önceki kararında direndi. Karar Mahkeme, maktulü tasarlayarak kasten öldürdüğü gerekçesiyle sanık Ramazan Özkan’ı ve cinayete azmettirdiği gerekçesiyle sanık Burhan Polat’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Suça yardım ettikleri değerlendirilen sanıklar Ferhat Yıldırım ve Hasan Emre Çelik hakkında 20’şer yıl hapis cezası verilirken, sanık Ersin Kurt "kasten öldürmeye azmettirme" suçunun sabit olmaması nedeniyle beraat etti. Karara muhalefet şerhi Kararda indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı belirtilirken, heyette yer alan bir üye hakim Yargıtay’ın kararına uyulması gerektiği yönünde muhalefet şerhi koydu. "Aynı karar verildi" Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat Cahit Çiftçi, "İlk derece mahkemesinin verdiği karar 2’ye 1 oy çokluğuyla çıkmıştı, bugün çıkan karar gibi. Bu ilk kararda sanık Ersin Kurt’un beraatine, iki kişinin azmettirici olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, diğer iki kişinin ise yardım eden sıfatıyla tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçundan cezalandırılmasına hükmedilmişti. Süreç daha sonra Yargıtay aşamasına taşındı. Yargıtay’ın ilk bozma kararı, Ersin Kurt’un da ’tasarlayarak adam öldürme suçunda azmettirici’ olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeydi. Bu bozma kararı 3’e 2 oy çokluğuyla alındı ve esaslı bir bozma niteliği taşıyordu. Ardından sanıklar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, önceki içtihada aykırı şekilde bu karara itiraz ederek dosyanın yeniden değerlendirilmesini talep etti. Dosya 1. Ceza Dairesi’ne gitti ve burada da tartışmalı bir süreç yaşandı. Genel olarak dosyada hem ilk derece mahkemesi kararları hem de Yargıtay aşamasındaki değerlendirmeler arasında ciddi görüş farklılıkları ortaya çıktı. Bu nedenle süreç oldukça karmaşık ve tartışmalı bir hal aldı" dedi. "Olayın arkasında Ersin Kurt ve daha birçok kişinin olduğunu biliyoruz" Güngör Arslan’ın kızı Nazlıcan Arslan ise "Hiçbir zaman bu durum içimde soğumayacak. Ancak en azından adaletin bir şekilde tecelli edebileceğine dair inancım yeniden doğdu. Bizim için bu süreç hiçbir zaman bitmeyecek, bitmemeli ve bitmeyecek de. Ersin Kurt yönünden itirazlarımızda bulunacağız. Biliyoruz ki bu olay yalnızca Ramazan Özkan’ın kendi iradesiyle ya da onu yönlendiren kişilerle Hasan Emre, Ferhat’ın ya da ona bu talimatı veren Burhan’ın tek başına alabileceği bir karar değildir. Bunun arkasında Ersin Kurt ve daha birçok kişinin olduğunu biliyoruz. Dosyadaki materyaller ve gelen evraklar bunu açıkça ortaya koymasına rağmen şu an bu noktada göz ardı edildiğini görüyoruz. Ancak biz bunu tekrar tekrar gündeme getirmeye devam edeceğiz. Mücadelemize kaldığımız yerden aynı şekilde devam edeceğiz" diye konuştu.