POLİTİKA
Bakan Bayraktar: "Maden ruhsatlarını iptal edersek işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz, istihdam biter" 29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:11:56 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik firması işçilerinin durumuna ilişkin, "Maden ruhsatlarını iptal etsek bu işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman istihdam biter. Biz işçilerimizin mağdur olmayacağı bir süreç yürütüyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve özlük haklarıyla ilgili eylemlerinin uzlaşmayla sonuçlanmasına ilişkin soru üzerine Bakan Bayraktar, ruhsatını alıp bu alanda faaliyet gösteren firmaların sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Mevcut şirketin bir kömür santrali olduğunu hatırlatan Bayraktar, "Burası bir kömür santrali ve kömür santralinin madeni var. Fakat maalesef bu işletme bu santral alındığı günden beri benzer sıkıntıları yaşadı. Bunlar sizin gündeminize işçi eylemi ile geldi ama bizim zaman zaman müdahalelerimiz, bu konuda firmayı uyarmalarımız, firmayla ilgili yaptığımız uygulamalar neticesinde çözümler üretildi. Ama öyle gözüküyor ki firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Daha önce de ifade ettim firmanın başka şehirlerde olan işletmelerinde de esas itibarıyla benzer sıkıntılar yaşanmış. İşçilerimizin alacaklarının ödenmesinde de oldu. Orada bu firmanın nakliye hizmetu aldığı, lojistik hizmeti aldığı yerler de oldu. Biz bunu uzun süredir yönetmeye gayret ediyoruz. Firma devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde ruhsat iptali gibi cezalar da uygulandı. Son hadisede işçilerin ödenmeyen borçlarını temin yoluna gittik" açıklamasında bulundu. Maaş ödemelerindeki aksaklıklara değinen Bayraktar, sorumluluğun işveren firmada olduğunu vurgulayarak, "İşçinin maaşını ödemesi gereken firma. Firma bunu 17 gün sonra ödediyse bu onların sorumluluğundadır. Biz bu süreçte işçilerimizin haklarını gözeterek, konuyu yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz" Bakan Bayraktar, kamuoyunda Doruk Madencilik firmasının lisansının iptal edilmesine ilişkin değerlendirmeler hakkında ise, "Bazıları ’maden ruhsatları iptal edilsin’ diyor. Şu anda oradaki ruhsatı iptal etsek bunun işçi kardeşlerimize bir faydası olur mu? Olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz. Bu nedenle biz çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Bu iş dışarıdan göründüğü gibi basit bir konu değil" dedi. "İş devam edecek, işçi mağdur olmayacak" Bakan Bayraktar, temel amaçlarının işin sürekliliğini sağlamak ve çalışanları korumak olduğunu vurgulayarak, "İşçilerimiz şu an maaşlarını aldılar. Bizim amacımız işin devam etmesi. Eğer maden veya santral kapanırsa bu bizim istediğimiz bir durum olmaz. Dolayısıyla hem istihdamı korumak hem de üretimin devamını sağlamak için süreci titizlikle takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda" Maden firmasının geçmişteki ruhsat sayılarına ve TMSF sürecine de değinen Bakan Bayraktar, "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda. TMSF netice itibarıyla bu şirketi ve diğer birçok şirketi sattı. TMSF uygulaması bu süreçte bir ara çözüm ve uygulama niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:09 Bakan Bayraktar: "Maden ruhsatlarını iptal edersek işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz, istihdam biter" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik firması işçilerinin durumuna ilişkin, "Maden ruhsatlarını iptal etsek bu işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman istihdam biter. Biz işçilerimizin mağdur olmayacağı bir süreç yürütüyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve özlük haklarıyla ilgili eylemlerinin uzlaşmayla sonuçlanmasına ilişkin soru üzerine Bakan Bayraktar, ruhsatını alıp bu alanda faaliyet gösteren firmaların sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Mevcut şirketin bir kömür santrali olduğunu hatırlatan Bayraktar, "Burası bir kömür santrali ve kömür santralinin madeni var. Fakat maalesef bu işletme bu santral alındığı günden beri benzer sıkıntıları yaşadı. Bunlar sizin gündeminize işçi eylemi ile geldi ama bizim zaman zaman müdahalelerimiz, bu konuda firmayı uyarmalarımız, firmayla ilgili yaptığımız uygulamalar neticesinde çözümler üretildi. Ama öyle gözüküyor ki firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Daha önce de ifade ettim firmanın başka şehirlerde olan işletmelerinde de esas itibarıyla benzer sıkıntılar yaşanmış. İşçilerimizin alacaklarının ödenmesinde de oldu. Orada bu firmanın nakliye hizmetu aldığı, lojistik hizmeti aldığı yerler de oldu. Biz bunu uzun süredir yönetmeye gayret ediyoruz. Firma devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde ruhsat iptali gibi cezalar da uygulandı. Son hadisede işçilerin ödenmeyen borçlarını temin yoluna gittik" açıklamasında bulundu. Maaş ödemelerindeki aksaklıklara değinen Bayraktar, sorumluluğun işveren firmada olduğunu vurgulayarak, "İşçinin maaşını ödemesi gereken firma. Firma bunu 17 gün sonra ödediyse bu onların sorumluluğundadır. Biz bu süreçte işçilerimizin haklarını gözeterek, konuyu yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz" Bakan Bayraktar, kamuoyunda Doruk Madencilik firmasının lisansının iptal edilmesine ilişkin değerlendirmeler hakkında ise, "Bazıları ’maden ruhsatları iptal edilsin’ diyor. Şu anda oradaki ruhsatı iptal etsek bunun işçi kardeşlerimize bir faydası olur mu? Olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz. Bu nedenle biz çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Bu iş dışarıdan göründüğü gibi basit bir konu değil" dedi. "İş devam edecek, işçi mağdur olmayacak" Bakan Bayraktar, temel amaçlarının işin sürekliliğini sağlamak ve çalışanları korumak olduğunu vurgulayarak, "İşçilerimiz şu an maaşlarını aldılar. Bizim amacımız işin devam etmesi. Eğer maden veya santral kapanırsa bu bizim istediğimiz bir durum olmaz. Dolayısıyla hem istihdamı korumak hem de üretimin devamını sağlamak için süreci titizlikle takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda" Maden firmasının geçmişteki ruhsat sayılarına ve TMSF sürecine de değinen Bakan Bayraktar, "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda. TMSF netice itibarıyla bu şirketi ve diğer birçok şirketi sattı. TMSF uygulaması bu süreçte bir ara çözüm ve uygulama niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:04 Bakan Gürlek: "(Terörsüz Türkiye süreci) Sahada çok olumlu yansıması var" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecinin sahada çok olumlu yansıması olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, Ankara Hakimevi’nde Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinin milletvekilleri ile istişare toplantısında bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Öncelikli olarak sizler bölgenin gözlemcisisiniz, temsilcisisiniz. Sizin fikirlerinizi tek tek not aldık. İstişarede hayır var" dedi. Terörsüz Türkiye sürecinin yansımalarına işaret eden Bakan Gürlek, "Ben bizzat Diyarbakır’a gittim. Diyarbakır’da da gördüm. Sahada çok olumlu yansıması var" dedi. Yasa dışı bahisin toplum için çok zararlı olduğuna vurgu yapan Bakan Gürlek, 81 il Başsavcılığının yasa dışı bahisle mücadelesinin devam ettiğini söyledi. Yasa dışı bahis oynamanın suç sayılması için bir düzenleme düşündüklerini ifade eden Bakan Gürlek, yasa dışı bahisin şu an toplumun bulaştığı en büyük illet olduğunu vurgulayarak, "Bu illetten kurtulmamız lazım" dedi. Bakan Gürlek, Türkiye’de uyuşturucu mücadele konusunda en ağır cezaların olduğunu, ancak sadece cezayı daha da ağırlaştırmanın uyuşturucu kullanmayı engellemeye yetmediğini ifade etti. Altı cezaevinde uyuşturucudan ceza alan şahısların henüz şartlı salıverilmeden 6 ay önce içeride tedaviye başladığı bir çalışma başlattıklarını belirten Bakan Gürlek, "Yani tedavi süreci bittikten sonra İdari Gözlem Kurulu raporu olumlu rapor verdikten sonra dışarı çıkacak. Yani uyuşturucuyu içeride bırakacak dışarıya temiz bir halde çıkacak. Rehabiliteye önem veriyoruz, bu konuda da çalışmamız var" şeklinde konuştu. Faili meçhul cinayetlerin çözülmesine de önem verdiklerini vurgulayan Bakan Gürlek, "Cinayet mi, intihar mı böyle arada kalan olaylar var. Bu tip dosyaları biz farklı bir gözle bakıyoruz. Bunlarla ilgili de sizin mutlaka bölgenizde de böyle duyarlılık oluşturan mutlaka olaylar vardır. İnsanların şu olay çözülsün dediği olaylar vardır. Bunlarla ilgili biz bir ekip kurduk. Ekip arkadaşlarımız da hepsi tecrübeli" dedi. Bakan Gürlek, bu dosyalara müdahale etme yetkilerinin olmadığının altını çizerek eksiklikler varsa bunların incelendiğini ifade etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor"
18 Kasım 2025 Salı - 16:56 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ı dinlemek üzere toplandı. Kurulan bu komisyonun müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmelerini sağladığını söyleyen Kurtulmuş, "Komisyon üyeleri olarak bir araya gelirken ülkemizin dört bir yanından yükselen desteği ve dayanışma iradesini yürekten hissettiğimizi bir kere daha ifade etmek isterim. Kurduğumuz bu komisyon, müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmemizi sağlıyor. Bu masada sesini yükseltenler değil, sözünü kurmayı ve herkese anlatmayı bilenler kendine yer buldu, yer bulmaya da devam edeceklerdir. Burada her kesimden insanımızı dinliyor ve anlamaya çalışıyoruz. Halkın sesine kulak veriyor, sorunların kaynağına iniyor, çözümü ilkelerde ve kurumlarda bulmak için gayret sarf ediyoruz çünkü dinlemeden adalet olmaz, anlamadan kardeşlik güçlenmez ve demokrasimizin standartları yükselmez" şeklinde konuştu. "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" "Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda kurulan Komisyon’un müşterekleri büyüttüğünü ayrılıkları ise azaltmaya çalıştığını belirten Kurtulmuş, "Her kesimden temsilci ve her düşünceden vatandaşımızın komisyona yönelttiği ilgi, çalışmalarımızın milli bir gayretin eseri olduğunun açık bir kanıtıdır. Çatışmayı değil uzlaşmayı, kutuplaşmayı değil karşılıklı rızayı esas alarak çalışıyor. Milletimizin iyi niyetini, toplumun vicdanını ve hukukun ölçüsünü dinliyoruz. Dinleyen bir Meclis aslında, ’Güçlü bir Meclis’ demektir. Müzakere ve istişare eden Meclis, çok şükür milletin gönlündeki yerini de tahkim ediyor. Gerçekleşen oturumlar, Meclisimizin bir müzakere yeri olduğunu da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Burada üretilen her fikir daha da güçlenmesini istediğimiz demokrasimizin bakım ve onarım işçiliğidir. Bir yandan da arızalı dil ve üslubu tamir ediyor ve toplumsal güveni artırıyoruz. Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de uzun yıllar acılar ve kayıplar üreten terör eylemlerinin artık sona erdiği yeni bir döneme işaret ediyor. Bu hayırlı gelişme; geniş bir mutabakatla, söz birliği ve oy birliğiyle alınan kararlarla bugüne kadar gerçekleştirilmektedir. Eşit yurttaşlık bilincini güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü günlük hayatın standardı haline getirmek, yerelden merkeze ve merkezden tüm bölgeye kardeşlik dilini taşımak istiyoruz. Hedefimiz ifade özgürlüğünü büyüten, güvenlik ile özgürlük arasındaki dengeyi akılla ve ölçüyle işleten güçlü bir Türkiye’dir. Devletin vakarını ve siyasetçinin nezaketini ve milletin itibarını korumak hepimizin ortak görevidir" dedi. "Ülkesini seven siyasi rakibini, ‘Düşman’ diye tarif etmez" Milletin vekillerinin güçlü bir ittifak halinde sürece destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Meclisin ve milletin mücadelesine gölge düşürmeye çalışan dilden medet umanlara buradan sesleniyorum; Komisyonumuza dönük ağır yaftalar sadece seviyenizi gösterir ve siyasetin kalitesini düşürür. Kimden gelirse gelsin, iftira ve hakaret aslında fikrin yoksullaşması demektir. Ülkesini seven siyasi rakibini, ’Düşman’ diye tarif etmez. Biz şahıslarla değil fikirlerle konuşuyoruz. İftirayla değil fikirlerle tartışıyoruz. Kimlerin birlikteliğimizden rahatsız olduğunu, kimlerin dayanışmamızı küçültmeye çalıştığını gayet iyi görüyoruz. Birliğimize yönelen her saldırı bizi daha da kenetliyor. Buradaki birlik sadece komisyon üyeleri arasında değil Türkiye’nin, 86 milyonun gelecek birliğidir. Kimliklere ve değerlere saygı doğrudan vatana sadakattir. Eleştiri haktır, bunun için de hakaretten ari olması şarttır. İstişare cesaret ister, kavga etmek ise kolaydır. Bizim yolumuz devlet ciddiyetinin sözün adabıyla bütünleştiği yoldur" ifadelerini kullandı. "Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir" Komisyon çalışmalarını tamamladığında, toplumda yargı süreçlerinin öngörülebilirliğinin artacağına yürekten inandığını belirten Kurtulmuş, "Temel hak ve özgürlüklerin gündelik hayattaki karşılığı da hiç şüphesiz güçlenecektir. Yerelde huzurumuz büyüyecek, ulusal düzeyde güven tesis edilecek ve siyasi rekabet medeni ölçüler içerisinde kalmaya devam edecektir. Birbirimizin yükünü hafifletirsek Türkiye’nin yükü hafifler. Kardeşlik büyürse krizler küçülür. Hukuk işlerse adalet yerini bulur. Meclisimiz güçlendikçe vatandaşlarımız daha rahat eder. Biz bu görüşleri birer temenni olarak değil, hedef olarak ifade ediyoruz. Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir. Bizim yürüttüğümüz süreç toplumsal huzurun barışın ve kardeşliğin kurumsallaşmasıdır. Bugün artık görüyoruz ki, halkın sesi Mecliste yankı buldukça kardeşlik dili hayatın her alanına sirayet etmektedir. Çünkü demokrasi bir arada yaşama ahlakıdır. Adaletin, hoşgörünün ve dayanışmanın ortak zeminidir. Nihayetinde komisyonumuz, milletçe kurduğumuz büyük bir sofranın siyasal mutfağıdır. Burada hazırlanan her öneri, o sofraya konulan helal bir lokmadır" dedi. "Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir" Süreci durdurmak isteyenlerin olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Ulusal ve bölgesel dinamikler hızla değişiyor. Bu nedenle komisyon her aşamada, hem ilkesel hem de pratik bir denge gözeterek ilerlemektedir. Her adımda ülkemizin, bölgesinde barış ve istikrarın merkezi olma misyonunu güçlendiren bir vizyonla hareket ediyoruz. Siyasi rekabeti tamamen medeni çizgilere taşıyacağız. Kurumlarımızın itibarını günlük tartışmaların insafına bırakamayız. Devlet vatandaşının safında durdukça, vatandaş hakkını devletin güvencesinde bilecektir. Kalıcı barışı büyüteceğiz, ortak iyiliği kurumsallaştıracağız. Temel konularda geniş mutabakat, farklı görüşlerde ise medeni rekabet içinde istikrarlı uzlaşma yöntemini sürdüreceğiz. Siyasette yeni normalimiz uzlaşı kültürü olmalıdır. Elbette tartışacağız ama saygıyla konuşacağız. Elbette yarışacağız ama kurallarla ilerleyeceğiz. Eleştireceğiz ama hakkaniyeti elden bırakmayacağız. Dilimiz birbirimizi incitmeyecek ve hukukumuzu zedelemeyecek. Birimize yapılan haksızlık hepimize yapılmış demektir. Dillerin buluşması ülkenin barışını kuracaktır. Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir. Biz kimseyi dışlamadan ilerlemek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
Bakırhan: "Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır"
18 Kasım 2025 Salı - 15:32 Bakırhan: "Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır" DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır" dedi. Bakırhan, DEM Parti grup toplantısında konuştu. Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Kimse ziyarete yanaşmazsa alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya giderim’ sözlerini değerlendirerek, "Bugün komisyon önemli bir toplantı yapacak. Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır. Bu komisyonun bunu başaracağına inanıyorum. Her bir komisyon üyesi, milyonların duasını alacaktır. Bu tarihi sorumluluk komisyonun omuzundadır ve bunu layıkıyla taşıyacaktır. Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu salonda komisyonun bir an önce çözümün muhatabı Öcalan ile görüşmesi yönündeki ifadeleri takdire şayandır. "Komisyon gitmezse ben giderim" demesi, tarihi bir sorumluluk alma cesareti göstermektedir. Biz her zaman diyaloğun, masada konuşmanın yanında olduk. Bahçeli’nin "Üç maymunu oynamaktan vazgeçelim" çağrısı isabetlidir. Bahçeli’nin, süreci erteleyen tutumlara karşı süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı bu çıkış gereklidir ve bir an önce hayata geçirilmelidir" diye konuştu. Türkiye’nin Suriye’deki demokratikleşme sürecinde önemli rol üstlenebileceğinin altını çizen Bakırhan, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ABD ziyaret etti. Ardından da yaptırımlar kaldırıldı. Bu Suriye için fırsat penceresini araladı. Bu süreç tüm Suriye halklarını ve inançları kapsayıcı olması gerekiyor. Türkiye, Suriye halklarının kardeşliğini ayrım yapmadan destekleyebilir. Demokratik dönüşümü konusunda Suriye’de Türkiye yardımcı olabilir, destekleyici bir rol oynayabilir" ifadelerini kullandı. Bakırhan ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamenin siyasi saiklerle yazıldığını iddia etti.
Zağnos Paşa Meydanı için ’birliktelik’ vurgusu
18 Kasım 2025 Salı - 15:15 Zağnos Paşa Meydanı için ’birliktelik’ vurgusu Zağnos Paşa Meydanı’nın ismi konusunda gündemi meşgul eden tartışmaların ardından Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ile CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı’nın arasında anlaşmazlık yaşandığı iddiaları çürütüldü. Bu süreçte birlik, beraberlik içindeki iki yakın isim ortak istişare ve koordineli bir çalışmayla süreci başarıyla yönetti. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ile CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı arasında, kentin merkezi konumlarından olan Zağnos Paşa Meydanı konusunda ismi konusunda anlaşmazlık yaşandığı yönündeki haberler, siyaset gündemine oturdu. Ancak, iki ismin yakın çevresinden edinilen bilgiler, söz konusu iddiaların aksini işaret ediyor. Son günlerde bazı basın yayın organlarında özellikle siyasi etkinliklerin düzenleneceği alanların belirlenmesi hususunda, Başkan Akın’ın parti teşkilatından bağımsız bir tutum sergilediği ve bunun İl Başkanı Köybaşı ile arasında gerginliğe yol açtığı öne sürülmüştü. Bu durum, kamuoyunda "meydan hamlesi" olarak yorumlanmıştı. Siyasi çevrelerce bu durumun gerçeği yansıtmadığı ve her iki ismin de ortak istişare ve işbirliği içinde hareket ettiği mesajı verilmişti. Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve CHP İl Başkanı Erden Köybaşı’nın, bu tür kritik konularda düzenli olarak bir araya gelerek istişareler yaptığı biliniyor. Balıkesir’in menfaatini ve geleceğini düşünen iki siyasetçi de hem yerel yönetim hem de parti teşkilatının koordineli ve uzlaşmacı tavrı sayesinde şehrin geleceği için gece gündüz mücadele veriyor. Kamuoyunda oluşan gerginlik ve ayrışma söylemlerini kesin bir dille reddeden bu tutum, kent yönetimindeki iki önemli ismin uyum içinde çalıştığı yönündeki sinyallerini güçlendiriyor.
Sivas’ta iş dünyasına sahte belge alarmı
18 Kasım 2025 Salı - 14:39 Sivas’ta iş dünyasına sahte belge alarmı Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) öncülüğünde, Vergi Denetim Kurulu, Sivas Defterdarlığı ve Sivas Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğiyle "Sahte Belge ile Mücadele Stratejisi ve KURGAN Sistemi Bilgilendirme Toplantısı" düzenlendi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, Vergi Denetim Kurulu Daire Başkanı Mehmet Hakan Dursun, Sivas Defterdarı Murat Aydın ve Sivas SMMMO Başkanı Metin Boyraz’ın yanı sıra STSO üyeleri ile çok sayıda serbest muhasebeci mali müşavir toplantıda yer aldı. Programda konuşan STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, vergi süreçlerinin şeffaf, düzenli ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesinin hem işletmeler hem de ülke ekonomisi için kritik önem taşıdığını vurguladı. Özdemir, "Üyelerimizin vergi mevzuatı ve dijital denetim süreçleri konusunda bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Bu tür programlar, işletmelerimizin doğru adımlarla ilerlemesine ve olası mağduriyetlerin önüne geçilmesine katkı sağlıyor. STSO olarak bu bilgilendirici çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Toplantıda Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı ve Daire Başkanı Mehmet Hakan Dursun tarafından sahte belge ile mücadelede izlenen yeni stratejiler, denetimlerde kullanılan KURGAN Sistemi’nin işleyişi ve mükelleflerin dikkat etmesi gereken kritik noktalar hakkında kapsamlı sunumlar yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı bölümle sona erdi. İşletmelerin sahte belge risklerinden korunması için alınması gereken tedbirler ve uygulanacak denetim mekanizmaları detaylı şekilde ele alındı.
(Düzeltme) Bakan Tunç: "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi"
18 Kasım 2025 Salı - 13:31 (Düzeltme) Bakan Tunç: "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" "Yargısal Süreçlerde Çocuklar İçin Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Maalesef, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yargısal Süreçlerde Çocuklar İçin Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" toplantısına katıldı. Burada konuşan Tunç, projenin geleceğin teminatı çocuklara ve adalet sistemi bakımından hayırlı olması temennisinde bulundu. Çocuğun toplumun en masum varlığı ve en kıymetli emaneti olduğundan bahseden Tunç, "Çocuklar çevresindeki tehlikelere karşı en savunmasız toplum kesimidir. O nedenle çocukların korunması yalnızca ailelerine bırakılacak bir husus değildir. Çocukların korunması devletin anayasal görevidir tüm devletlerin. Dolayısıyla çocukları korumak geleceğimizi güvence altına almaktır. Çevresindeki tehlikelere karşı gerek suç mağduru çocuklar onların korunması gerekse çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesi hepsi çocukların korunması anlamına gelir ve bu anlamda da alınması gereken tedbirleri yalnızca anne babalara, ailelere bırakmamak gerekir. Devletin en başlıca görevlerinden bir tanesidir" dedi. Proje kapsamında hedeflerden bahseden Tunç, "Hedefimiz suça sürüklenen çocukları yeniden topluma kazandıracak umudu onaran, hatayı düzelten insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımı hakim kılmaktır. Bu bağlamda proje ilgili mevzuat düzenlemeleri ve politika değişimlerini teşvik edecektir. Projenin adalete, adaleti mahkeme salonlarının yanında okullarda, sağlık merkezlerinde ve sokaklarda da var eden sektörler arası güçlü iş birliği kurulmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadelerinde bulundu. "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" Çocukların geleceğe hazırlanması noktasında büyük bir gayret gösterdiklerinden bahseden Tunç, "Filistin’de, Gazze’de çocuk haklarının nasıl ihlal edildiğini, çocukların, insanların yaşam hakkının yok sayıldığı ve pervasızca hiçbir sınır tanımadan çocukların, kadınların katledildiği bir ortamı maalesef çocukların soykırıma tabi tutulduğu bir zaman derinliğine hep beraber yaşıyoruz. Maalesef 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" diye devam etti. İmzalanan ateşkesin kalıcı hale gelmesi temennisinde bulunan Tunç şunları dile getirdi: "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de bu gece itibariyle özellikle Gazze Barış Planı’nı onaylaması da çok önemli. Bu barış planının hayata geçmesi noktasında ateşkesin sağlanması noktasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çok güçlü iradesiyle büyük gayretleri oldu." "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yetişkinler için beş yıl olan denetim süresini çocuklar için üç yıl olarak düzenledik" Çocuğun üstün yararı doğrultusunda suça sürüklenen çocuklar için özel olarak uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi modellerini geliştirdiklerinden bahseden Tunç, "Yetişkinler için uzlaştırma kapsamında olan suçların yanında çocukların üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar yönünden de uzlaştırma müessesesinden faydalanabilmesini sağladık. Yine çocuklar hakkında yetişkinlerin işlediği suçlardan farklı olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için cezanın üst sınırını 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından üç yılı yerine beş yıl olarak belirledik. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi yetişkinler de beş yıllı iken bu süreyi çocuklar yönünden üç yıla düşürdük. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yetişkinler için beş yıl olan denetim süresini çocuklar için üç yıl olarak düzenledik. Yine cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi için yetişkinler için iki yıl olan cezanın üst sınırını çocuklar için üç yıl olarak belirledik" dedi. 2005 yılında çocuk koruma kanununu yasalaştırarak çocuklarımızın haklarını ve esenliklerini güvence altına almaya çalıştıklarına değinen Tunç, "Çocukları adli süreçlerde yıpranmaması ve üstün yararlarının korunması bakımından çocuk mahkemelerini kurduk. Çocuk mahkemesi sayısını 85’e, çocuk ağır ceza mahkemesi sayısını 16’ya çıkardık. 2020 yılında Adalet Bakanlığı Teşkilatı büyüyesinde adli destek ve mağdur hizmetleri dairesi başkanlığını kurduk ve bu başkanlığının bünyesi içerisinde de çocuklarla ilgili bir birimi daire başkanlığını faaliyete geçirdik. Çocuk koruma kanunuyla çocuklara kelepçe takılamayacağı ve çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerle hapis cezasına en son çare olarak başvurulması gerektiğini düzenledik" ifadelerine yer verdi. Erzurum’da, Bursa’da ve Eskişehir’de açılan çocuk adalet merkezlerimizin sayısını artırmaya devam ettiklerini ifade eden Tunç, "Şu devam eden çocuk adalet merkezlerimiz var. Bunları da süratle ülke geneline yaygınlaştırarak çocukları gerek suç mağduru gerek suça sürüklenen çocuklar bakımında onların yetişkinlerle aynı ortamda yargı hizmetinden yararlanmalarını mahsurlu bulduğumuz için onları ayrı bir merkezlerde yargı hizmetinden yararlanmasını sağlayacağız" dedi. Bakan Tunç konuşmasını noktalarken toplantının hayırlara vesile olmasını diledi.