POLİTİKA
Bakan Bayraktar: "Maden ruhsatlarını iptal edersek işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz, istihdam biter" 29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:11:56 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik firması işçilerinin durumuna ilişkin, "Maden ruhsatlarını iptal etsek bu işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman istihdam biter. Biz işçilerimizin mağdur olmayacağı bir süreç yürütüyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve özlük haklarıyla ilgili eylemlerinin uzlaşmayla sonuçlanmasına ilişkin soru üzerine Bakan Bayraktar, ruhsatını alıp bu alanda faaliyet gösteren firmaların sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Mevcut şirketin bir kömür santrali olduğunu hatırlatan Bayraktar, "Burası bir kömür santrali ve kömür santralinin madeni var. Fakat maalesef bu işletme bu santral alındığı günden beri benzer sıkıntıları yaşadı. Bunlar sizin gündeminize işçi eylemi ile geldi ama bizim zaman zaman müdahalelerimiz, bu konuda firmayı uyarmalarımız, firmayla ilgili yaptığımız uygulamalar neticesinde çözümler üretildi. Ama öyle gözüküyor ki firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Daha önce de ifade ettim firmanın başka şehirlerde olan işletmelerinde de esas itibarıyla benzer sıkıntılar yaşanmış. İşçilerimizin alacaklarının ödenmesinde de oldu. Orada bu firmanın nakliye hizmetu aldığı, lojistik hizmeti aldığı yerler de oldu. Biz bunu uzun süredir yönetmeye gayret ediyoruz. Firma devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde ruhsat iptali gibi cezalar da uygulandı. Son hadisede işçilerin ödenmeyen borçlarını temin yoluna gittik" açıklamasında bulundu. Maaş ödemelerindeki aksaklıklara değinen Bayraktar, sorumluluğun işveren firmada olduğunu vurgulayarak, "İşçinin maaşını ödemesi gereken firma. Firma bunu 17 gün sonra ödediyse bu onların sorumluluğundadır. Biz bu süreçte işçilerimizin haklarını gözeterek, konuyu yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz" Bakan Bayraktar, kamuoyunda Doruk Madencilik firmasının lisansının iptal edilmesine ilişkin değerlendirmeler hakkında ise, "Bazıları ’maden ruhsatları iptal edilsin’ diyor. Şu anda oradaki ruhsatı iptal etsek bunun işçi kardeşlerimize bir faydası olur mu? Olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz. Bu nedenle biz çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Bu iş dışarıdan göründüğü gibi basit bir konu değil" dedi. "İş devam edecek, işçi mağdur olmayacak" Bakan Bayraktar, temel amaçlarının işin sürekliliğini sağlamak ve çalışanları korumak olduğunu vurgulayarak, "İşçilerimiz şu an maaşlarını aldılar. Bizim amacımız işin devam etmesi. Eğer maden veya santral kapanırsa bu bizim istediğimiz bir durum olmaz. Dolayısıyla hem istihdamı korumak hem de üretimin devamını sağlamak için süreci titizlikle takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda" Maden firmasının geçmişteki ruhsat sayılarına ve TMSF sürecine de değinen Bakan Bayraktar, "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda. TMSF netice itibarıyla bu şirketi ve diğer birçok şirketi sattı. TMSF uygulaması bu süreçte bir ara çözüm ve uygulama niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:09 Bakan Bayraktar: "Maden ruhsatlarını iptal edersek işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz, istihdam biter" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da eylem yapan Doruk Madencilik firması işçilerinin durumuna ilişkin, "Maden ruhsatlarını iptal etsek bu işçi kardeşlerimizin faydasına olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman istihdam biter. Biz işçilerimizin mağdur olmayacağı bir süreç yürütüyoruz" dedi. Bakan Bayraktar, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve özlük haklarıyla ilgili eylemlerinin uzlaşmayla sonuçlanmasına ilişkin soru üzerine Bakan Bayraktar, ruhsatını alıp bu alanda faaliyet gösteren firmaların sorumlu davranması gerektiğini kaydetti. Mevcut şirketin bir kömür santrali olduğunu hatırlatan Bayraktar, "Burası bir kömür santrali ve kömür santralinin madeni var. Fakat maalesef bu işletme bu santral alındığı günden beri benzer sıkıntıları yaşadı. Bunlar sizin gündeminize işçi eylemi ile geldi ama bizim zaman zaman müdahalelerimiz, bu konuda firmayı uyarmalarımız, firmayla ilgili yaptığımız uygulamalar neticesinde çözümler üretildi. Ama öyle gözüküyor ki firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Daha önce de ifade ettim firmanın başka şehirlerde olan işletmelerinde de esas itibarıyla benzer sıkıntılar yaşanmış. İşçilerimizin alacaklarının ödenmesinde de oldu. Orada bu firmanın nakliye hizmetu aldığı, lojistik hizmeti aldığı yerler de oldu. Biz bunu uzun süredir yönetmeye gayret ediyoruz. Firma devlete olan yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde ruhsat iptali gibi cezalar da uygulandı. Son hadisede işçilerin ödenmeyen borçlarını temin yoluna gittik" açıklamasında bulundu. Maaş ödemelerindeki aksaklıklara değinen Bayraktar, sorumluluğun işveren firmada olduğunu vurgulayarak, "İşçinin maaşını ödemesi gereken firma. Firma bunu 17 gün sonra ödediyse bu onların sorumluluğundadır. Biz bu süreçte işçilerimizin haklarını gözeterek, konuyu yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz" Bakan Bayraktar, kamuoyunda Doruk Madencilik firmasının lisansının iptal edilmesine ilişkin değerlendirmeler hakkında ise, "Bazıları ’maden ruhsatları iptal edilsin’ diyor. Şu anda oradaki ruhsatı iptal etsek bunun işçi kardeşlerimize bir faydası olur mu? Olmaz. Çünkü maden kapandığı zaman iş biter, istihdam biter, işçinin herhangi bir alacağı kalmaz. Bu nedenle biz çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Bu iş dışarıdan göründüğü gibi basit bir konu değil" dedi. "İş devam edecek, işçi mağdur olmayacak" Bakan Bayraktar, temel amaçlarının işin sürekliliğini sağlamak ve çalışanları korumak olduğunu vurgulayarak, "İşçilerimiz şu an maaşlarını aldılar. Bizim amacımız işin devam etmesi. Eğer maden veya santral kapanırsa bu bizim istediğimiz bir durum olmaz. Dolayısıyla hem istihdamı korumak hem de üretimin devamını sağlamak için süreci titizlikle takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda" Maden firmasının geçmişteki ruhsat sayılarına ve TMSF sürecine de değinen Bakan Bayraktar, "Maden firmasının yüzlerce ruhsatı vardı, şu an çalışan ruhsat sayısı 92’ye kadar inmiş durumda. TMSF netice itibarıyla bu şirketi ve diğer birçok şirketi sattı. TMSF uygulaması bu süreçte bir ara çözüm ve uygulama niteliğindedir" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:04 Bakan Gürlek: "(Terörsüz Türkiye süreci) Sahada çok olumlu yansıması var" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecinin sahada çok olumlu yansıması olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, Ankara Hakimevi’nde Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinin milletvekilleri ile istişare toplantısında bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Öncelikli olarak sizler bölgenin gözlemcisisiniz, temsilcisisiniz. Sizin fikirlerinizi tek tek not aldık. İstişarede hayır var" dedi. Terörsüz Türkiye sürecinin yansımalarına işaret eden Bakan Gürlek, "Ben bizzat Diyarbakır’a gittim. Diyarbakır’da da gördüm. Sahada çok olumlu yansıması var" dedi. Yasa dışı bahisin toplum için çok zararlı olduğuna vurgu yapan Bakan Gürlek, 81 il Başsavcılığının yasa dışı bahisle mücadelesinin devam ettiğini söyledi. Yasa dışı bahis oynamanın suç sayılması için bir düzenleme düşündüklerini ifade eden Bakan Gürlek, yasa dışı bahisin şu an toplumun bulaştığı en büyük illet olduğunu vurgulayarak, "Bu illetten kurtulmamız lazım" dedi. Bakan Gürlek, Türkiye’de uyuşturucu mücadele konusunda en ağır cezaların olduğunu, ancak sadece cezayı daha da ağırlaştırmanın uyuşturucu kullanmayı engellemeye yetmediğini ifade etti. Altı cezaevinde uyuşturucudan ceza alan şahısların henüz şartlı salıverilmeden 6 ay önce içeride tedaviye başladığı bir çalışma başlattıklarını belirten Bakan Gürlek, "Yani tedavi süreci bittikten sonra İdari Gözlem Kurulu raporu olumlu rapor verdikten sonra dışarı çıkacak. Yani uyuşturucuyu içeride bırakacak dışarıya temiz bir halde çıkacak. Rehabiliteye önem veriyoruz, bu konuda da çalışmamız var" şeklinde konuştu. Faili meçhul cinayetlerin çözülmesine de önem verdiklerini vurgulayan Bakan Gürlek, "Cinayet mi, intihar mı böyle arada kalan olaylar var. Bu tip dosyaları biz farklı bir gözle bakıyoruz. Bunlarla ilgili de sizin mutlaka bölgenizde de böyle duyarlılık oluşturan mutlaka olaylar vardır. İnsanların şu olay çözülsün dediği olaylar vardır. Bunlarla ilgili biz bir ekip kurduk. Ekip arkadaşlarımız da hepsi tecrübeli" dedi. Bakan Gürlek, bu dosyalara müdahale etme yetkilerinin olmadığının altını çizerek eksiklikler varsa bunların incelendiğini ifade etti.
MHP Lideri Bahçeli: "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"
18 Kasım 2025 Salı - 12:56 MHP Lideri Bahçeli: "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi. MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir. Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem de uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi. Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi. Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı. C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesinin kuşkusuz aydınlanacağı ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir. Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cahil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu. "Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır" Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır. Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi. "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde ’Terörsüz Türkiye’ hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma 3 arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem. Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı. "Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir" İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi. "Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir" Geciken adaletin adalet olmayacağının ortada olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı: "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır."
Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir"
18 Kasım 2025 Salı - 12:37 Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir" ifadelerinde bulundu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da "Yargısal Süreçlerde Çocuklar için Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İBB duruşmalarının canlı olarak yayınlanması sorusuna Tunç, "Duruşmalar herkese açıktır. Ancak 183. maddesinde görüntü alınması konusunda yasak söz konusudur. Bir değişiklik söz konusu olursa Meclis’imizin takdiridir. Bu konuyu değerlendirecek olan Meclistir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki İmralı ziyaretine ilişkin ifadeleri sorulan Tunç, "Terörsüz Türkiye’yi çok önemsiyoruz, ülkemizin çocuklarımız geleceği için. Acıların bir daha yaşanmaması konusunda hepimiz hem fikiriz ve büyük bir beklenti içerisindeyiz. Devlet Bahçeli’nin geçen sene 22 Ekim’de yaptığı tarihi çağrı çok önemliydi ve büyük bir kapı araladı. Bu tarihi çağrı sonrasında terör örgütünün feshine yönelik İmralı’dan yapılan açıklamalar ve fesih kararı, silahları yakması, bırakmasıyla birlikte önemli bir sürece geldi ülkemiz. Tabi bu sürecin TBMM tarafından desteklenmesi ve sürecin sahiplenmesi noktasında Meclis’imizde kurulan komisyon çok önemli bir aşamayı kaydetti. Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir. Hep beraber komisyonu bekleyeceğiz" ifadelerinde bulundu. Bakan Tunç, Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararları hakkında şu ifadelere yer verdi: "Şu anda AİHM kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde, dairenin vereceği karar bekleniyor. Bu dava Kobani davasıyla ilgili, 53 vatandaşımızın öldürülmesiyle ilgili açılan dava. İlk derece karar vermişti, muhtelif sürelerde hapis cezaları verilmişti. İlk derece kararı istinafa götürüldü. Şu anda İstinafta bu süreç içerisinde AİHM’ne başvuru yapıldı. AİHM 2. Dairesi hak ihlali kararı verdi. Daire kararına karşı büyük dairede değerlendirilmesi hususunu Bakanlık olarak talep etmiştik. Bu talep reddedildikten sonra daire kararı kesinleşti ve mahkemesine gönderildi. Şu anda mahkemenin kararını bekleyeceğiz."
Tren biletlerinde öğretmenlere yüzde 50 indirim
18 Kasım 2025 Salı - 12:29 Tren biletlerinde öğretmenlere yüzde 50 indirim Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak Yüksek Hızlı Tren (YHT) ve ana hat tren biletlerinde öğretmenlerimiz yüzde 50 indirimden yararlanabilecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 24 Kasım Öğretmenler Günü haftasına özel olarak tren biletlerinde yüzde 50 indirim uygulanacağını açıkladı. Bakan Uraloğlu, "24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak Yüksek Hızlı Tren (YHT) ve anahat tren biletlerinde tüm öğretmenlerimiz yüzde 50 indirimden yararlanabilecek" açıklamasında bulundu. "Yüzde 50 indirim kampanyasından 48 bin öğretmenimiz faydalandı" Bakan Uraloğlu, öğretmenlere yıl boyunca yüzde 15’lik indirim sağladıklarını belirterek, "Bu özel haftada da öğretmenlerimize yarı fiyatına tren bileti alma imkanı sunuyoruz. 2017-2024 yılları arasında Öğretmenler Günü haftasında uygulanan yüzde 50 indirim kampanyasından 48 bin öğretmenimiz faydalandı" ifadelerini kullandı. "Milli Eğitim Bakanlığına bağlı veya onaylı tüm okullarda görev yapan öğretmenler yararlanabilecek" Bakan Uraloğlu, kampanyanın kapsamına ilişkin yaptığı açıklamada, "İndirimli bilet uygulamamızdan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı veya Bakanlık tarafından onaylanmış her derece ve türdeki resmi ve özel okullarda görev yapan öğretmenler ile okul müdürleri ve müdür yardımcıları, üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezlerinde görevli öğretim elemanları ve Türk uyruklu olup yurt dışında çalışan öğretmenler faydalanabilecek" diye konuştu. İndirimli biletler TCDD Taşımacılık A.Ş. satış kanallarından temin edilebilecek 24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak indirimli biletlerden yararlanmak isteyen öğretmenlerin, kontrollerde "öğretmen kimliği" veya ‘mebbis.meb.gov.tr’ adresinden alınmış öğretmen olduğunu gösterir belge ibraz etmelerinin yeterli olacağını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "İndirimli biletler TCDD Taşımacılık A.Ş. gişeleri, internet sitesi, mobil uygulamaları, çağrı merkezi ve yetkili acenteler üzerinden temin edilebilecek" dedi.
Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir"
18 Kasım 2025 Salı - 12:22 Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir" ifadelerinde bulundu.Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da "Yargısal Süreçlerde Çocuklar için Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İBB duruşmalarının canlı olarak yayınlanması sorusuna Tunç, "Duruşmalar herkese açıktır. Ancak 183. maddesinde görüntü alınması konusunda yasak söz konusudur. Bir değişiklik söz konusu olursa Meclis’imizin takdiridir. Bu konuyu değerlendirecek olan Meclistir" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki İmralı ziyaretine ilişkin ifadeleri sorulan Tunç, "Terörsüz Türkiye’yi çok önemsiyoruz, ülkemizin çocuklarımız geleceği için. Acıların bir daha yaşanmaması konusunda hepimiz hem fikiriz ve büyük bir beklenti içerisindeyiz. Devlet Bahçeli’nin geçen sene 22 Ekim’de yaptığı tarihi çağrı çok önemliydi ve büyük bir kapı araladı. Bu tarihi çağrı sonrasında terör örgütünün feshine yönelik İmralı’dan yapıla açıklamalar ve fesih kararı, silahları yakması, bırakmasıyla birlikte önemli bir sürece geldi ülkemiz. Tabi bu sürecin TBMM tarafından desteklenmesi ve sürecin sahiplenmesi noktasında Meclis’imizde kurulan komisyon çok önemli bir aşamayı kaydetti. Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir. Hep beraber komisyonu bekleyeceğiz" ifadelerinde bulundu.Bakan Tunç, Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararları hakkında şu ifadelere yer verdi:"Şu anda AİHM kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde, dairenin vereceği karar bekleniyor. Bu dava Kobani davasıyla ilgili, 53 vatandaşımızın öldürülmesiyle ilgili açılan dava. İlk derece karar vermişti, muhtelif sürelerde hapis cezaları verilmişti. İlk derece kararı istinafa götürüldü. Şu anda İstinafta bu süreç içerisinde AİHM’ne başvuru yapıldı. AİHM 2. Dairesi hak ihlali kararı verdi. Daire kararına karşı büyük dairede değerlendirilmesi hususunu Bakanlık olarak talep etmiştik. Bu talep reddedildikten sonra daire kararı kesinleşti ve mahkemesine gönderildi. Şu anda mahkemenin kararını bekleyeceğiz."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye’yi satın almak için rüşvet ve yolsuzluk kulvarından mıntıka temizliğine soyunanlar çok geç olmadan yakayı ele vermişler, Türk devletinin CHP kongreleri gibi satılık olmadığını çok şükür göstermişlerdir.
18 Kasım 2025 Salı - 11:54 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye’yi satın almak için rüşvet ve yolsuzluk kulvarından mıntıka temizliğine soyunanlar çok geç olmadan yakayı ele vermişler, Türk devletinin CHP kongreleri gibi satılık olmadığını çok şükür göstermişlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi.MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir.Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi.Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi.Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı.C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacağını ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu."Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır"Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır.Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi."Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde Terörsüz Türkiye hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı."Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi."Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir"Geciken adaletin adalet olmayacağı ortada olduğunu belirten Bahçeli, "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır" dedi. (HT
Bakan Göktaş: "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir"
18 Kasım 2025 Salı - 11:51 Bakan Göktaş: "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısında yaptığı konuşmada, "Bugün ele alacağımız konular, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran ve Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün bir göstergesidir" dedi. Ankara Hakimevinde gerçekleştirilen Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısının açılış konuşmasının yapan Bakan Göktaş, engelli vatandaşları merkeze alan sosyal politikaları güçlendirdiklerini dile getirdi. Göktaş, engelli bireylerin hayatın her alanına eşit ve bağımsız katılımını güvence altına almak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini ifade etti. Bakan Göktaş, toplantı hakkında, "Bugün, hem mevcut kazanımları değerlendirecek hem de önümüzdeki dönemde daha güçlü ve etkili adımların çerçevesini birlikte belirleyeceğiz. Bu kapsamda toplantımızın ana gündem maddelerinden biri, Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın 2024 yılına dair izleme raporunun görüşülmesidir" açıklamasında bulundu. "Beklentimiz, 2’nci Eylem Planı’nın daha güçlü bir şekilde uygulanması için tüm paydaşlarımızın somut katkı vermesidir" 2023-2025 dönemini kapsayan Eylem Planının, 2030 Engelsiz Vizyonu’nun ilk adımı olduğunu aktaran Göktaş, "Bu vizyonu, üçer yıllık yeni planlarla 2030’a kadar sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde yeni bir görev var. 2026-2028 dönemini kapsayan 2’nci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamlamak. Beklentimiz, 2’nci Eylem Planı’nın daha güçlü bir şekilde uygulanması için tüm paydaşlarımızın somut katkı vermesidir" ifadelerini kullandı. Toplantı gündemindeki ikinci başlığın eğitim alanında yürütülen çalışmalar olduğunu belirten Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kapsayıcı eğitim, sadece engelli bireylerin eğitim hakkıyla sınırlı bir mesele değildir. Aynı zamanda toplumun engelliliğe bakışını dönüştüren, eşitlik ve adalet anlayışımızı derinleştiren stratejik bir alandır. Bu yaklaşımda, eğitim ortamının öğrenciye uyum sağlaması esastır ve engelli öğrencilerimizin okullara erişimi, öğrenme süreçlerine tam ve etkin katılımı güvence altına alınır. Bugün engelli öğrencilerimiz; erişim, müfredat, öğretim yöntemleri ve değerlendirme süreçlerinde çeşitli güçlüklerle karşılaşabiliyor. Bu güçlüklerin aşılabilmesi için eğitim kurumların, yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve tüm paydaşların hak temelli bir bakış açısıyla daha güçlü bir iş birliği içinde olması gerekiyor. Bu noktada, Kurulumuz bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kapsayıcı Eğitim Alt Çalışma Grubumuzun ortaya koyduğu tespitler bizim için yol gösterici olacak. Önerileri, hem politika tasarımında hem sahadaki uygulamalarda güçlü bir rehber niteliği taşıyacak. Bu alanda kaydedilecek ilerleme sadece eğitim hakkının hayata geçmesi anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda farkındalığı artıracak, önyargıları azaltacak ve herkesin potansiyelini gerçekleştirdiği daha kapsayıcı bir toplumun oluşmasına katkı sağlayacak." "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir" 2025 Aile Yılı’nın, engelli bireyler ve aileleri için daha güçlü ve erişilebilir destek mekanizmalarını hayata geçirdikleri bir dönem olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bugün ele alacağımız konular, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran ve Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün bir göstergesidir. Engelli bireylerin haklarını güçlendirme yolculuğumuzun temelinde güçlü iş birliği, koordinasyon ve ortak sorumluluk anlayışı bulunuyor. Kurulumuz, bu anlayışın kurumsal bir yansımasıdır. Kurumlar arası eşgüdümü sağlayan, uygulama süreçlerini izleyen ve politika geliştirme sürecine yön veren bu yapı, çalışmalarımıza stratejik bir rehberlik sunmaktadır. Bu sayede engellilik alanındaki hizmetlerimizin sahadaki etkisi artmakta; çalışmalarımız bütüncül ve sürdürülebilir biçimde ilerlemektedir" şeklinde konuştu. Bakan Göktaş’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi:
18 Kasım 2025 Salı - 11:48 Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"nin, aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham vereceğine inandığını bildirdi. Emine Erdoğan, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda’nın eşi Diana Nausediene’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi. Zirvenin, tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Emine Erdoğan, bu anlamlı buluşmaya öncülük eden Nausediene’ye teşekkür etti. Emine Erdoğan, geniş aileler, birlikte kutlanan bayramlar, farklı kuşakların aynı sofrada buluştuğu günlerin çoktan dünyanın nostalji arşivinde yerini aldığını belirterek, bu değişimin yalnızca modern dünyanın yeni yüzü değil aile sonrası gerçekliğin yaklaşan ayak sesleri olduğunu ifade etti. Günümüzde ailenin toplumun, temel düzenleyici birimi olma vasfından uzaklaştığına dikkati çeken Emine Erdoğan, düşen evlilik ve doğurganlık oranlarıyla aile-sonrası kültürün şimdiden yükselişe geçtiğini, giderek daha fazla bekar ve çocuksuz hale gelen toplumlarla dünyanın yaşlandığını bildirdi. Emine Erdoğan, 2030’da dünyada her 6 kişiden birinin 60 yaşın üzerinde olacağının, 80 yaş nüfusun ise 2050’ye kadar 3 kat artacağının öngörüldüğünü aktararak, "Öte yandan doğurganlık oranı, kadın başına 2,2’ye gerilerken ülkelerin yarısından fazlası, çoktan kritik eşik olan 2,1’in altına düşmüş durumda. Oysa her doğum, dünyanın baharına yeni bir gün ekler. Doğum oranlarının düşmesi, genç nüfusun azalmasıysa ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi mali baskılar oluşturur. Kısacası kendini yenileyemeyen dünya, kaçınılmaz olarak büyük bir çıkmaza sürüklenir." değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun, medeniyetin kalbi olduğuna inanan bir ülke olarak, 2025 yılını "Aile Yılı", 2026-2035 dönemini ise "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan ettiklerini anımsatan Emine Erdoğan, "Zira nasıl ki kökleri çürüyen bir ağacın, ayakta kalması mümkün değilse aile kurumunun, temellerinin zayıfladığı bir toplum da geleceğe güvenle bakamaz. Bu nedenle ülkemizde çalışma ve aile hayatı arasındaki çatışmayı bertaraf edecek politikalar uyguluyoruz. Konut edinme ve evlilik kredileri, çalışan anne ve babalar için doğum izni, kreş desteği, esnek çalışma saatleri, anneler için süt izni ve bilinçlendirme kampanyaları gibi birçok hizmetle gençleri ve aileleri destekliyoruz." ifadelerini kullandı. Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Aile Dostları Grubu’nun bir mensubu olarak yürüttükleri aile diplomasisiyle ailenin önemini, uluslararası toplumun gündemine taşıdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Bunu yaparken sosyal politikalar kadar manevi değerlerin hatırlatıldığı bir anlatıya da yer veriyoruz. Çünkü, bugün evlilik ve ilk anne olma yaşının ileriye atılmasında, tek kişilik hane halkı ve tek ebeveynli aile yapısındaki artışta kültür endüstrisinin önemli bir payı var. Bu endüstri, bireyi hayatın merkezine konumlandırıyor. Başarıyı yüksek katlı iş merkezleriyle ölçüyor. Geleneksel aile modelini, kariyer yolculuğunun en büyük engeli gibi gösteriyor. Buna karşılık insanlara yücelttiği yalnız, dijitalleşmiş ve hazcı bir dünyayı teklif ediyor. İnanıyorum ki, Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi, tüm bu meseleleri ele alacağımız bir platform olacak ve aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham verecektir." - "Aileyi merkeze alan adımların, dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum" Emine Erdoğan, NSosyal hesabından zirveyle ilgili yaptığı paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı: "Aileyi merkeze alan adımların, yaşlanan ve yalnızlaşan dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum. Bu inancı paylaşan değerli isimlerin buluştuğu Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi’ne video mesajla katılmaktan memnuniyet duydum. Böylesi anlamlı zirveye öncülük eden Litvanya Devlet Başkanı’nın eşi, kıymetli dostum Diana Nausediene Hanımefendi’ye gönülden teşekkür ediyorum."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"
18 Kasım 2025 Salı - 11:40 MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi.MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir.Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi.Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi.Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı.C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacağını ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu."Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır"Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır.Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi."Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde Terörsüz Türkiye hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı."Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi."Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir"Geciken adaletin adalet olmayacağı ortada olduğunu belirten Bahçeli, "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır" dedi. (HT