Son Dakika
|
ASAYİŞ
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Milli Savunma Bakanlığında "Savunma Sanayii" toplantısı
Rusya OPEC+'ta kalmaya devam edecek
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
POLİTİKA
Bakan Bayraktar: "Özel; kusura bakmayın ama bu konuda bildiğiniz hiçbir şey yok"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 18:28:12
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "‘Bildiğimiz bir şey var kardeşim’ diyorsunuz ya Özgür Özel; kusura bakmayın ama bu konuda bildiğiniz hiçbir şey yok. Çünkü bugün yine madencilik hukukunu, ruhsat süreçlerini, izin mekanizmalarını ve devletin denetim sorumluluğunu birbirine karıştırarak açık bir karalamaya imza attınız" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "‘Bildiğimiz bir şey var kardeşim’ diyorsunuz ya Özgür Özel; kusura bakmayın ama bu konuda bildiğiniz hiçbir şey yok. Çünkü bugün yine madencilik hukukunu, ruhsat süreçlerini, izin mekanizmalarını ve devletin denetim sorumluluğunu birbirine karıştırarak açık bir karalamaya imza attınız. Dün maden ruhsat sayılarını resmi kaynaklarla açıkça bildirmemize rağmen göz göre göre verileri çarpıtmaya devam ediyorsunuz. Bugün yürürlükte olan ruhsat sayılarını bile isteye abartarak ’kara düzen’ diye pazarlamaya çalıştığınız tablo, sizin uhdenizdeki belediyelerinizin aynadaki yansımasıdır. Asıl ‘kara düzen’ sizin yanınızda, yörenizde, etrafınızda şekillenmektedir. Berat Albayrak dönemi üzerinden kurmaya çalıştığınız ucuz siyasi kurgu ise ayrı bir hazımsızlığın ürünüdür" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin dışa bağımlılığı azaltma iradesinden rahatsızlık duyuyorsunuz" Türkiye’nin enerji ve madencilik alanında yerlileşme, kaynaklarını ekonomiye kazandırma ve dışa bağımlılığı azaltma iradesinden rahatsızlık duyulduğunu ifade eden Bayraktar, "Devletimizin yatırımcıya sağladığı imkanları suistimal eden, işçimizin emeğini ve hakkını hiçe sayan, madencilerimizi mağdur eden hiçbir anlayışa müsamaha göstermeyeceğimizi tekraren ifade ediyoruz. Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak; madencilerimizin hakkını, alın terini ve çalışma güvenliğini korumak için bütün denetim ve yaptırım mekanizmalarını kararlılıkla işletmeye devam ediyoruz. Biz ülkemizin kaynaklarını da işçimizin hakkını da kimsenin hoyratlığına, ihmalkarlığına veya siyasi istismarına bugüne kadar bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 18:15
Kuşadası MHP’de Taşdemir dönemi
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kuşadası İlçe Teşkilatı’nda beklenen atama gerçekleşti. Geçtiğimiz ay ilçe başkanlığı görevinden istifa eden Murat İnan’ın ardından, genel merkez tarafından yetki belgesi Burakhan Taşdemir’e tevdi edildi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı E. Semih Yalçın’ın imzasıyla yayınlanan yetki belgesinde, tüzüğün ilgili maddeleri uyarınca Kuşadası İlçe Kurucu Yönetim Kurulu’nun Burakhan Taşdemir başkanlığında oluşturulmasının uygun görüldüğü belirtildi. Yeni Yönetim kurulu belirlendi Burakhan Taşdemir başkanlığındaki yeni yönetim listesinde şu isimler yer alıyor: Erol Vatansever, Fatih Karakan, Mehmet Şenol, Hasan Kunduz, Göksel Mor, Selahattin Sarıdağ, Hidayet Yanar, Setenay Olcay Kara, Fahriye Acun Öğren, Lale Fakçı, Ebru Yılmaz, Tuğçe Karaman, Nurten Ölmez, Ali Özdemir, İsmet Mağden, Adem Apaydın, Rüştü Göktaş, Sinan Çelik, Ömer Saraç, Suat Saraç, Emre Mersin, Akın Akdaş, Kemal Demirkaya, Mesut Uluğ, Mustafa Güleşgenol, Ali Çakar, Hakan Yazıcı, Bayram Karadavut, İtris Onay, Ferudun Tiya, Murat Ertan, İsmet Turan, Murat Bayrak, Osman Kibaroğlu, Batuhan Akın, Coşkun Öndül, Alper İstanköylü, Gülseren Tokdemir, Mustafa Doğan, Sebahattin Akyüz, Arda Yalçın. Kuşadası siyasetinde hareketli bir dönemin kapılarını aralayan bu atama ile birlikte, yeni yönetimin önümüzdeki günlerde resmi görev dağılımını yaparak saha çalışmalarına başlaması bekleniyor
29 Nisan 2026 Çarşamba - 17:36
Okul saldırıları ile ilgili Meclis Araştırma Komisyonu toplandı
TBMM’de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan saldırılar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları risklerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması için kurulan komisyon toplandı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul olaylarını ve dijital riskleri araştırmak için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kabul edilmişti. TBMM Genel Kurulu’nda üye seçimi yapılmıştı. Bugün de Araştırma Komisyonu, Divan üyelerini seçmek üzere toplandı. Komisyon başkanlığına AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt seçildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 17:31
Baki Ersoy’dan Tarım ve Orman Bakanlığı’na ‘taşkın soru önergesi’
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Kayseri’nin Gümüşören ve Ayşepınar mahallelerinde yaşanan taşkın felaketini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Milletvekili Ersoy önergesinde, "Kar erimeleri ve yoğun yağışların ardından baraj kapaklarının açılmasıyla meydana gelen taşkınlar sonucu bölgede yaklaşık 800 dekara yakın tarım arazisinin zarar gördüğü ifade edilmektedir. Gümüşören ve Bahçecik barajlarından bırakılan suların etkisiyle özellikle ırmak kenarındaki üretim alanlarının su altında kaldığı, üreticilerin ciddi kayıplar yaşadığı belirtilmektedir" ifadelerine yer verdi. Milletvekili Baki Ersoy, yaşanan afetin yalnızca mevcut zararlarla sınırlı kalmadığını, ekim döneminin gecikmesi nedeniyle çiftçilerin kayıplarının daha da artabileceğini vurguladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle verilen soru önergesinde bölgede hasar tespit çalışması yapılıp yapılmadığı, çiftçilere yönelik destek ve tazminat planlarının olup olmadığı, taşkınların tekrar etmemesi adına alınan tedbirler, baraj ve taşkın kontrol sistemlerinde revizyon yapılıp yapılmayacağı, tarım arazilerini korumaya yönelik projelerin hayata geçirilip geçirilmeyeceği, üreticilerin mağduriyetinin artmaması için acil müdahale planı oluşturulup oluşturulmadığı gibi kritik başlıklar gündeme getirildi. Ersoy, konunun takipçisi olacaklarını belirterek; "Çiftçimizin emeğini korumak ve benzer mağduriyetlerin önüne geçmek için gerekli tüm adımların atılması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 13:08
Silah arkadaşları Şehit Astsubay Mehmet Gündüz’ün adını kütüphanede yaşatıyor
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 18:43
MHP Kütahya İl Başkanlığı’na atanan Türker görevi devraldı
3
27 Nisan 2026 Pazartesi- 17:04
Akçadağ Belediye Başkanı Ulutaş, doludan etkilenen üreticileri ziyaret etti
4
29 Nisan 2026 Çarşamba- 13:19
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
5
27 Nisan 2026 Pazartesi- 23:28
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da film galasına katıldı
18 Kasım 2025 Salı - 19:21
MHP’li Özdemir: "ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Dışişleri Bakanlığı 2024 yılı kesin hesabı ve 2026 yılı bütçesi üzerine MHP grubu adına yaptığı konuşmasında, "ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir. Bu gerçeğin değişmesi için ABD’nin yıkılması, yerine başka ilkeler ve anayasa ile bir diğer devletin kurulması hali belki etkili olabilecektir" dedi. İklim krizinin etkilerinin somut şekilde göstermeye başladığı bir yılın geride kaldığını söyleyen Özdemir, "Ülkeler arası savaş ve çatışmaların yaşandığı, gümrük tarifeleri ile karşılıklı uygulanan vergilendirmeler neticesinde rekabetin daha da arttığı, iklim krizinin etkilerini somut ve yıkıcı şekilde göstermeye başladığı bir yılı geride bıraktık. Barış arayışlarından ziyade ülkelerin çıkar ve menfaatlerini çok daha keskin vaziyette ön plana çıkardığı 2025 yılı, daha şimdiden 2026 ve sonraki dönemler için küresel gerginliğin düşünülenden ileri seviyeye taşınabileceğini göstermiştir. Coğrafyaların tamamında var olan sorunlar büyümüş, hızlı bir şekilde savaş ve çatışmalar başlama evresine girmiş, barış girişimleri ise şimdilik göstermelik imza törenleriyle başka boyuta taşınmıştır. Bir yandan sulh yanlısı olduğunu ilan ve ikrar eden çevreler, diğer yandan yüksek bir ivme ile askeri yatırımlarını hızlandırmıştır. Avrupa’da AB ve NATO üyesi ülkelerle Rusya arasında var olan kutuplaşma, Ortadoğu’da İsrail ile İslam ülkeleri arasında yaşanan restleşme ve çatışmalar, Uzak Doğu’da Çin ile ABD ve QUAD adı verilen müttefikleri arasındaki gerginlikler mevcut durumda dünyanın bölünmüş kamplarının nereler olduğunu açığa çıkarmıştır. Kafkasya ve Afrika kıtası istikrarını ararken, Güney Amerika sahasına askeri müdahale arayışları başlamış, ASEAN bölgesi yeni cazibelerle yüzyıla giriş yapmaktadır. Bütün bu gerginliklerin ortasında gri bölge olarak adlandırılan, bir başka deyişle arada kalan ülkelerin sayısı ise azalmakta, kutuplar nezdindeki saflaşmalar belirginleşmektedir. Dahası ekonomik, psikolojik ve güvenlik alanlarında tarafların birbirinin güç ve reflekslerini test etmeye koyulmaya başlaması da karşımızda bulunan bir başka gerçekliktir. Dikkat edilirse aynı dönemde güvenlik politikaları öncelik kazanmakla kalmamış, eş zamanlı olarak savunma sanayi anlamında ihtiyaç duyulan yatırımlar da artmıştır. Dünya baş döndürücü bir hız ve enerji ile silahlanmaktadır. Küresel para rezervi ikinci dünya savaşından bu yana ilk kez iddialı bir meydan okumayla karşı karşıyadır. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere çoğu devletin zorunlu askerlik uygulamasına geçmeye başlaması, neredeyse tüm devletlerin acil durum politikalarını geliştirmek üzere kendi vatandaşlarına hayatta kalma rehberi sunması gibi alışılagelmedik çağrıların gelmeye başlaması diğer dikkat çekici gelişmelerdir" dedi. Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tarih ve siyaset biliminin bize sunduğu gerçeklik, bu derecede yoğun bir silahlanmanın, mutlaka yıkıcı bir iklimi eninde sonunda vasat kılacağıdır. İşte Türkiye olarak buna hazırlıklı olmamız gerekir. Caydırıcılık seviyemizi en üst seviyeye çıkarırken, savunma açığımız hangi alanda varsa bu sahaları acilen kapalı ve kimseye ihtiyacımız olmadan kendi kendimize yetecek hale getirmemiz elzemdir. Devlet felsefemizde hayat bulmuş olan ’Hazır ol cenge ister isen sulh-u salah’ sözünün çok daha anlamlı olduğu bir döneme girdiğimiz açıktır. Bu sebeple bir yandan Türkiye’yi olası kriz ve savaş ikliminden uzak tutmak, diğer yandan çok yönlü diplomatik çalışmalarımızla her kesim nazarında sözü geçen, saygı duyulan ve varlığı aranılan bir vasfa eriştirebilmemiz lazımdır. Gerek Dışişleri Bakanlığımızın yoğun ve değerli çabaları, gerekse sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek liderliği Türkiye’yi bahsettiğimiz seviyeye çıkarma hedefimizde murat ettiğimiz konuma ulaşmamıza olanak tanımaktadır. Cumhur İttifakı olarak Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefimizde buhran ve düzensizliklerle dolu bir zaman diliminde Türk Ufku ile yönümüzü tayin ederek küresel güç merkezlerinden birisi olma hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Mevcut çok taraflı küresel yapıların ve ittifakların süregelen sorunların çözümü konusunda yetersiz kalmaya başlaması ise yeni koşullara göre tanzim edilmiş ve edilecek yeni mekanizmaların hayata geçirilmesi zorunluluğunu da hem bizim hem de diğer devletlerin karşısına getirmektedir. Gazze’de İsrail’in sergilediği soykırım ile Kudüs’ün işgal edilmesi teşebbüsleri karşısında olduğu gibi vasat bulan ve derinlik kazanan krizlerin aşılması için yaklaşımlarımızı politikalarımızla uyumlu hareket eden ve çıkarlarımızın uyuştuğu diğer kesimlerle zenginleştirmek, pekiştirmek ve güç merkezi oluşturmak mecburiyetindeyiz. Sayın Genel Başkanımızın Kudüs Paktı önerisi, bahsettiğimiz mevzularda gerek ülkemizin milli güvenliğini pekiştirecek, gerekse bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak yaklaşımımızın bir örneği olarak uluslararası kamuoyu ile de paylaşılmıştır. Temennimiz bu ittifakın hayat bulması ve Ortadoğu’da yeni koşullara adapte olabilen güvenlik paradigmalarının biz ve bizimle olan kesimlerin lehine şekillenebilmesidir." ABD’nin Ortadoğu’da önceliğinin İsrail olduğunu söyleyen Özdemir, "Dış politikamızı ilgilendiren öncelikli ve yüksek seviyeli olan alan şüphesiz ki Suriye’dir. Bu ülkede başlayan iç savaşın en ciddi ve yıkıcı etkilerini yaşamış olan ülke kuşku yoktur ki Türkiye’dir. İç savaş başladığı andan itibarense yakın müttefiklerimiz tarafından yalnız bırakıldık. Tekraren ifade etmek isteriz ki, Suriye meselesinde; Türkiye, yakın müttefikleri tarafından yalnız bırakılmış, milli güvenliğimize tehdit oluşturan hususlar aynı sözde müttefiklerimiz tarafından bizzat hayata geçirilmiş, beslenmiş, savunulmuş, desteklenmiş ve yönetilmiştir. Bu yalın gerçek karşımızda dururken, yine aynı sözde müttefiklerin genel stratejileri de kendisini ele vermiştir. O sebeple herkes dikkatli olmalı özellikle Türkiye kamuoyuna karşı yüksek bir hassasiyetle sorumlu davranmalıdır. ABD’nin, Suriye konusundaki genel stratejisi bu ülkenin bölünmesi üzerine kuruludur. Amerikan ordusunun bölgeden sorumlu olan kolu CENTCOM yıllardan bu yana aynı hedef için saha koşullarını ayarlamak üzere yüksek gayret sarf etmiş, yine ABD’nin diplomasi ve güvenlikle alakalı mesul kuruluşları da ortak stratejileri için örtülü yahut açık faaliyetlerle yol almaya çalışmıştır. ABD bütçesinden her yıl belirli miktar ve oranda kaynak sözde IŞİD’le mücadele için ayrılmış, Suriye’deki stratejik emelleri için kullanılmıştır. ABD’nin Ortadoğu’daki önceliği İsrail’dir. Bu gerçeğin değişmesi için ABD’nin yıkılması, yerine başka ilkeler ve anayasa ile bir diğer devletin kurulması hali belki etkili olabilecektir. Onun haricinde hiçbir başkan, kurum, kuruluş yahut yaklaşım, ABD açısından İsrail’i önceleyen politikasını değiştirmeyecektir. İsrail de Suriye’nin bölünmesini, imkan bulabildiği en yüksek perdeden istemekte, tüm stratejisini bu anlayış üzerine kurgulamaktadır. Golan Tepeleri’nin işgali, bu işgalin kalıcı hale gelmesi için verilen uğraşlar, Davut Koridoru gibi Suriye’nin bütünlüğünü tehdit eden tüm girişimler, İsrail’in planlarını açık etmiştir. Siyonizm Arz-ı Mevud hedefindedir. Gözünü karada Filistin, Suriye, Irak, Ürdün, Sudan, Mısır, Lübnan, Suudi Arabistan, Kıbrıs ve Türkiye topraklarına dikmiştir. Denizde ve su kaynakları alanında ise Kızıldeniz, Doğu Akdeniz, Basra, Nil, Fırat ve Dicle nehirlerini kapsayan saha aynı planın hedefindedir. Üstelik Yunanistan’ı kışkırtan, Güney Kıbrıs’ı silahlandıran İsrail, gerginliği Doğu Akdeniz’e de taşıyıp, Türkiye karşıtı cepheyi genişleterek, kendisinin doğrudan cesaret edemediği yeni senaryolar oluşturma uğraşındadır. İslam coğrafyasının neredeyse tamamı, tüm imkân, kaynak ve koşullarıyla habis ve mesnetsiz bir rüyaya kurban edilmek istenmektedir. Bu doğrultuda Ortadoğu’da yaşayan Yahudi kökenliler haricinde tüm insanları etnik ve mezhep temelli ayırarak güçsüz, zafiyet halinde, istikrarsız hatta çökmüş haldeki devlet yapılarını oluşturarak, nihai son için kolay ele geçirilebilir hedefler şeklinde hazırlama çabasındalar" ifadelerini kullandı. Özdemir, yapılanların koşulları uygun hale getirme çabası olduğunu söyleyerek, "Aynı plana da hız vermiş durumdalar. Sadece 1 yıllık zaman dilimi içerisinde Gazze’de soykırımla başlayan, ardından Lübnan, Yemen, Suriye, Irak, İran ve nihai olarak Katar’a kadar uzanan taarruzlar, asıl gayeyi çoktan aşikâr kılmıştır. Taktiksel manevralarla, sırt sıvazlamalarla, sözde olumlu görünen mesajlarla, sinsi övgülerle varılmak istenilen yol aldatmaca, hile, zaman kazanma ve koşulları uygun hale getirme çabasından başka bir şey değildir. Bakınız Gazze’de insanlar acı çekmeye devam ederken; hala bir yandan oyalama, diğer yandan İsrail’in tüm dünyada tepki gören insanlık dışı eylemlerini unutturma gayreti sürerken, ABD yönetimi de güya Suriye’den ayrılma kararı almışken, şimdi Şam yakınlarına çok büyük bir askeri üs kurma kararı gündeme gelmiştir. Vahim olan ise bu durumun, Suriye’de göreve gelen yeni yönetimle beraber şekillendirilmeye çalışılmasıdır. Sadece birkaç hafta içerisinde gerçekleşen kuşkulu hadiseler bile neden çok dikkatli ve tetikte olunması gerektiği gerçeğini karşımıza getirmektedir. 2025 yılı içerisinde, uzun yıllardan bu yana Suriye’de yönetimi elinde bulunduran Baas rejimi yıkılmış, Esad devrilmiş ve yerine Heyet Tahrir Eş-Şam isimli örgütün liderliğini üstlendiği muhalif yapıda yeni bir yönetim kurulmuştur. Ahmet Şara liderliğinde kurulan yeni yönetimin Suriye’de başarılı olması, toplumun tüm kesimlerini kucaklayıcı bir anlayışı benimsemesi, ülkemizin de en önemli önceliği olan toprak bütünlüğünün ve demografik yapının korunması ile terör örgütlerinin Suriye’nin geleceğinde yer edinmemesi ilkelerine uygun davranması elbette beklentimizdir. Türk devleti kudretini, sarsılmaz iradesine ve güçlü hafızasına borçludur. Bunun yanı sıra, Ebu Gureyb’den başlayıp Şam’a uzanan bir hikâye yazdıklarını, bununla da yol alabileceklerini zanneden kimi okyanus ötesi mahfiller ile işbirlikçileri için Mercidabık’tan başlayarak Kut’ul Amare’ye kadar varan zaman ve mekanda hala daima hazır vaziyette, Ayyıldızlı bayrağın teşkilatlı sevdalıları ve fedaileri bulunduğunu hatırlatmak elzem hale gelmiştir. Hazar ve Akdeniz arasında yeni koşullar oluşturacaklarını ilan eden zihniyetin, Taberiye gölünden başka irade gösterebileceği herhangi bir alan olamayacaktır. Türkiye ile oyun olmaz, Türkiye’ye karşı bu bölgede sergilenmeye çalışılan hiçbir senaryo tutmaz. 15 Temmuz 2016 tarihi bunun en belirgin, keskin ve son tescilidir. Terörsüz Türkiye hedefimizle PKK terör örgütünün tüm faaliyetlerini durdurma kararı alması, Suriye sahasında da oyunları bozacağını göstermiştir. Bu andan sonra ABD ve İsrail yanlıları tek merkezden harekete geçerek kendilerini açık etmiş, sadece Türkiye’nin değil, bölgemizin de terörden arındırılması çabalarındaki karşıt pozisyonlarıyla neye hizmet ettiklerini göstermiştir. Türkiye’nin içeride ve dışarıda terörsüz bir iklime kavuşması, en çok bölgenin sınırlarını değiştirmeyi isteyen ve hedefleyen çevreleri rahatsız etmektir. Barış ve istikrarı hâkim kılacak bir anlayışla, Ortadoğu coğrafyasında egemen olan en büyük gücün Türkiye olduğu hakikati herkesin malumuyken, bu kudrete yakışır adımlar atma sorumluluğu ise hepimizin omzundadır. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimiz, Türk ve Türkiye Yüzyılı stratejimiz için Dış Politika alanında faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşlarımıza önemli sorumluluklar yüklemektedir. Diğer yandan Gazze’de sergilenen vahşette ABD ve İsrail ile beraber bu ülkelerin yanında yer alan diğer batılı ülkelerin kabul edilemez tutumları karşısında da Türkiye’nin alternatifsiz olmadığı gerçeği malumdur. Ülkemize yönelen tehdit ve tehlikeler dikkate alındığında İsrail’in ilk sıraya kendisini konumlandırdığı görülürken, bu ülkenin yanında saf tutan sözde müttefik ülkelerin tutumlarına bakıldığında, Türkiye’nin yeni küresel denge kurma arayış ve hedefini belirlemesi kadar tabi ve kaçınılmaz bir durum olamayacaktır" dedi. Türkiye’nin tüm insanlık için kalıcı alternatifler geliştirmesinin kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Özdemir, "Mademki batı değerleri kisvesine bürünüp, güç merkezi edasıyla hareket eden çevreler kanlı ve rezil hesaplarını Türk İslam coğrafyası başta olmak üzere dünyanın geri kalanına da yayma derdindedir, o vakit Türkiye’nin yeni ittifaklar oluşturabilme, güç merkezleri oluşturma, küresel barış ve istikrarın tesisi için tüm insanlık adına kalıcı alternatifler geliştirmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında iç ve dış kaynaklı tüm kamburlardan kurtulmak milli gayemiz olmalıdır. Cumhur İttifakı’nın temel hassasiyeti de budur. Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti yeni yüzyılda çaresizliği reddetmiş, çözümsüzlüğü dışlamış, ümitsizliği elinin tersiyle itmiştir. Milli birlikle yükseliş iradesini her alanda ortaya koyma kararlılığımız elbette sürecektir. Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu temkinli, tedbirli ayrıca çok boyutlu bir dış siyaset takibini gerektirmektedir. Bu ilkeler kapsamında ve yaşanan hem bölgesel hem de küresel gelişmeler karşısında bize göre Türkiye için akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlarla beraber yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek olarak Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil ’TRÇ’ ittifakının inşa edilmesi gerekmektedir. Bu durum milli siyasetimize, devlet ve millet yapımıza, gelecek tasavvurumuza uygun bir seçenektir. Türkiye sadece kuruluşundan itibaren değil, Anadolu’yu yurt edindiğinden bu yana küresel siyaseti daima çift başlı Selçuklu Kartalı’nda anlamını bulan yaklaşımla ele almış ve uygulamıştır. Batı ve doğuya aynı anda bakan, kudret ve kuvvetini batıda da doğuda da gösterebilen, koşulları tayin edebilme kabiliyetine erişmiş bir irade, Türk Devleti’nin kadim tutumudur. Temennimiz şartların kızıştığı, düzensizlik ve belirsizliklerin daha da yoğunlaştığı dünya konjonktüründe her türlü risk ve fırsatları beraber değerlendirirken, devletimizin kadim anlayışından gelen sağlam temeller üzerinde yol alınmasıdır. Ülkemiz hamdolsun güçlü iradesiyle bir yandan bölgesel ve küresel krizlerin aşılmasında öncü rol oynarken, diğer yandan her kesimin saygı duyduğu, tutumu dikkatle takip edilen, yeri geldiğinde hakemliğine başvurulan yüksek bir potansiyele erişmiştir. Türkiye yalnızca Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Karadeniz, Akdeniz, Kuzey Afrika gibi bölgelerde değil, dünyanın neresi olursa olsun, yaşanan hadiselerde politikaları mutlaka dikkate alınan bir kudrette olduğunu göstermiştir. Bilhassa Türk Devletleri Teşkilatı, yirmi birinci yüzyılda çözülen ve bozulan çok yapılı kuruluşlara inat günden güne artan bir önemle gelişimini sürdürmektedir. Bu durumlar, küresel hedeflerimiz yani Türkiye’yi küresel güç yapma gayretimiz açısından doğru ve emin bir yolda ilerlediğimizi göstermektedir. Siyaset ve diplomasi alanında görülen böylesine müspet bir tablonun bizzat vatandaşlarımızın gündelik yaşantısında da görülmesi ise büyük öneme sahiptir. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vizesiz seyahat edebilecekleri ülke sayısının arttırılması gerekir. Küresel çapta artan sanayi ve ticaret potansiyelimizin yanı sıra, dünyanın pek çok bölgesinde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarımızın mensupları, iş dünyası temsilcilerimiz, öğrencilerimizle beraber diğer meslek erbaplarımız da daha rahat, güvenli ve emin olarak seyahat edebilmelidir. Ticaret hacmimizin gelişmesi için de bu durumun ne derecede önemli olduğu açıktır. Hali hazırda var olan vizesiz seyahat edilebilen ülkelerin sayısının 2026 yılından itibaren başlayarak ve somut bir hedef dâhilinde arttırılması Dışişleri Bakanlığımız tarafından stratejik bir plan olarak benimsenmelidir. Türkiye saygın bir pasaporta sahip olunduğunu göstermeli, artan diplomatik ağımızın ne derecede kıymetli olduğunu vatandaşlarımız da yaşayarak görebilmelidir. Bunun yanı sıra çeşitli nedenlerle bulundukları bölgelerde istikrarsızlık ve zulüm altında yaşayan, fakat diğer ülkelerin vatandaşı konumunda bulunan Türk kökenlilerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçişleri de kolaylaştırılmalıdır. Türkiye küresel bir güç olma arzusuyla hareket ederken, milli hedeflerimizin gerçekleşebilmesi için bize göre nüfusumuzun en az 100 milyona erişmesi gerekiyor. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığımızın da nüfus planlamamız ve projeksiyonumuzda stratejik bir akılla hareket ederek, kendi sorumluluk sahasında politika geliştirmesinin büyük öneme sahip olduğunu değerlendiriyoruz. Bu vesileyle sözlerime son verirken, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Dışişleri Bakanlığımızın bütçesine meclis görüşmelerinin her safhasında olumlu yönde oy vereceğimizi belirtmek istiyorum. Bakanlığımız bünyesinde hizmet eden tüm personelimize Cenabı Allah’tan üstün muvaffakiyetler diliyor, her birine ayrı ayrı teşekkür ederken emek ve gayretlerinin aziz milletimiz nazarında çok büyük değere sahip olduğunu vurguluyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Bütçenin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi.
18 Kasım 2025 Salı - 19:01
İBB Meclisi’nde 2026 yılı 19 ilçe ve İETT bütçesi onaylandı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde 2026 yılı 19 ilçe ve İETT’nin bütçeleri görüşüldü. Oylama yapıldıktan sonra ise bütçeler kabul edildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde Kasım ayı toplantılarının 5’inci oturumu, Meclis 2. Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında Saraçhane’deki belediye binasında yapıldı. Oturumda 2026 yılı 19 ilçe ve İETT’nin bütçe görüşmeleri yapıldı. Görüşmeler neticesinde Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin 6 milyar 950 milyon TL, Güngören Belediyesi’nin 3 milyar 99 milyon TL, Kadıköy Belediyesi’nin 14 milyar 200 milyon TL, Kağıthane Belediyesi’nin 6 milyar 917 milyon TL, Kartal Belediyesi’nin 8 milyar 180 milyon TL, Küçükçekmece Belediyesi’nin 11 milyar 900 milyon TL, Maltepe Belediyesi’nin 8 milyar 500 milyon TL, Pendik Belediyesi’nin 11 milyar TL olan bütçeleri gündemde ele alındı. Sancaktepe Belediyesi’nin 10 milyar 220 milyon TL, Sarıyer Belediyesi’nin 9 milyar 333 milyon TL, Silivri Belediyesi’nin 5 milyar 549 milyon TL, Sultanbeyli Belediyesi’nin 7 milyar 900 milyon TL, Sultangazi Belediyesi’nin 9 milyar 100 milyon TL, Şile Belediyesi’nin 2 milyar 600 milyon TL, Şişli Belediyesi’nin 9 milyar 900 milyon TL, Tuzla Belediyesi’nin 6 milyar 900 milyon TL, Ümraniye Belediyesi’nin 12 milyar TL, Üsküdar Belediyesi’nin 13 milyar TL ve Zeytinburnu Belediyesi’nin 7 milyar 250 milyon TL tutarındaki bütçeler görüşüldü. İETT için gider bütçesi 70 milyar 500 milyon TL olarak belirlenirken gelir bütçesi ise 56 milyar TL olarak açıklandı. Açığın 14,5 milyar lirası finansman yoluyla karşılanacak. Daha sonra toplam 19 ilçenin 2026 yılı bütçesi yapılan oylamanın ardından kabul edildi. Ardından İETT Genel Müdürü İrfan Demet yaptığı konuşmada İETT’nin çalışmaların bahsetti.
18 Kasım 2025 Salı - 18:58
Bakan Göktaş, KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasipoğlu ile bir araya geldi
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ve beraberindeki heyet ile bir araya geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Oğuzhan Hasipoğlu ve beraberindeki heyet ile Bakanlığımızda bir araya geldik. Görüşmemizde, sosyal reformlarımız ile ilgili iş birliklerimizi değerlendirerek tecrübelerimizi paylaştık. KKTC ile gönül bağımızı güçlendirmeye ve geleceğimizi birlikte şekillendirmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
18 Kasım 2025 Salı - 17:59
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy Türkiye’ye geliyor
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yarın Ankara’ya çalışma ziyareti gerçekleştireceğini duyurdu.
18 Kasım 2025 Salı - 17:54
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yarın Ankara’ya geliyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yarın Ankara’ya geliyor.
18 Kasım 2025 Salı - 17:06
Başkan Arıkan, iki büyük proje çalışmalarının müjdesini verdi
Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, esnaf ve vatandaş ziyaretleri sırasında ilçeye kazandırılması planlanan iki önemli projeyle ilgili ilk bilgileri paylaştı. Başkan Arıkan, hem Atatürk Parkı’nın yenilenmesi hem de Hükümet Meydanı’ndaki dönüşüm için çalışmaların hızla sürdüğünü açıkladı. Başkan Arıkan, Sökelilerin uzun süredir talep ettiği Atatürk Parkı’nın yeniden düzenlenmesine ilişkin hazırlanan projenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulduğunu belirtti. Yaklaşık 200 milyon TL bütçeli bu büyük projenin onaylanması halinde çalışmaların kısa sürede başlayacağını ifade etti. Bir diğer önemli müjde ise Hükümet Konağı ile ilgili oldu. Konağın kesin olarak yıkılacağını söyleyen Başkan Arıkan, yerine Söke’ye yakışır modern bir meydan düzenlemesi yapılacağını kaydetti. Meydan projesi kapsamında yer altı otoparkı da planlandığını aktaran Arıkan, bu sayede ilçenin otopark kaynaklı trafik sorunlarının önemli ölçüde çözüleceğini vurguladı. Ziyaretleri sırasında gelenek haline getirdiği anında çözüm uygulamasını da sürdüren Başkan Arıkan, vatandaşlardan iletilen talepleri anında ilgili birimlere yönlendirerek hızlı çözüm sürecini devam ettirdi. Başkan Arıkan’ın halkın içinde yönetim anlayışı, hem esnaf hem de vatandaşlar tarafından yine memnuniyetle karşılandı.
18 Kasım 2025 Salı - 16:56
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor"
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ı dinlemek üzere toplandı. Kurulan bu komisyonun müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmelerini sağladığını söyleyen Kurtulmuş, "Komisyon üyeleri olarak bir araya gelirken ülkemizin dört bir yanından yükselen desteği ve dayanışma iradesini yürekten hissettiğimizi bir kere daha ifade etmek isterim. Kurduğumuz bu komisyon, müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmemizi sağlıyor. Bu masada sesini yükseltenler değil, sözünü kurmayı ve herkese anlatmayı bilenler kendine yer buldu, yer bulmaya da devam edeceklerdir. Burada her kesimden insanımızı dinliyor ve anlamaya çalışıyoruz. Halkın sesine kulak veriyor, sorunların kaynağına iniyor, çözümü ilkelerde ve kurumlarda bulmak için gayret sarf ediyoruz çünkü dinlemeden adalet olmaz, anlamadan kardeşlik güçlenmez ve demokrasimizin standartları yükselmez" şeklinde konuştu. "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" "Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda kurulan Komisyon’un müşterekleri büyüttüğünü ayrılıkları ise azaltmaya çalıştığını belirten Kurtulmuş, "Her kesimden temsilci ve her düşünceden vatandaşımızın komisyona yönelttiği ilgi, çalışmalarımızın milli bir gayretin eseri olduğunun açık bir kanıtıdır. Çatışmayı değil uzlaşmayı, kutuplaşmayı değil karşılıklı rızayı esas alarak çalışıyor. Milletimizin iyi niyetini, toplumun vicdanını ve hukukun ölçüsünü dinliyoruz. Dinleyen bir Meclis aslında, ’Güçlü bir Meclis’ demektir. Müzakere ve istişare eden Meclis, çok şükür milletin gönlündeki yerini de tahkim ediyor. Gerçekleşen oturumlar, Meclisimizin bir müzakere yeri olduğunu da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Burada üretilen her fikir daha da güçlenmesini istediğimiz demokrasimizin bakım ve onarım işçiliğidir. Bir yandan da arızalı dil ve üslubu tamir ediyor ve toplumsal güveni artırıyoruz. Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de uzun yıllar acılar ve kayıplar üreten terör eylemlerinin artık sona erdiği yeni bir döneme işaret ediyor. Bu hayırlı gelişme; geniş bir mutabakatla, söz birliği ve oy birliğiyle alınan kararlarla bugüne kadar gerçekleştirilmektedir. Eşit yurttaşlık bilincini güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü günlük hayatın standardı haline getirmek, yerelden merkeze ve merkezden tüm bölgeye kardeşlik dilini taşımak istiyoruz. Hedefimiz ifade özgürlüğünü büyüten, güvenlik ile özgürlük arasındaki dengeyi akılla ve ölçüyle işleten güçlü bir Türkiye’dir. Devletin vakarını ve siyasetçinin nezaketini ve milletin itibarını korumak hepimizin ortak görevidir" dedi. "Ülkesini seven siyasi rakibini, ‘Düşman’ diye tarif etmez" Milletin vekillerinin güçlü bir ittifak halinde sürece destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Meclisin ve milletin mücadelesine gölge düşürmeye çalışan dilden medet umanlara buradan sesleniyorum; Komisyonumuza dönük ağır yaftalar sadece seviyenizi gösterir ve siyasetin kalitesini düşürür. Kimden gelirse gelsin, iftira ve hakaret aslında fikrin yoksullaşması demektir. Ülkesini seven siyasi rakibini, ’Düşman’ diye tarif etmez. Biz şahıslarla değil fikirlerle konuşuyoruz. İftirayla değil fikirlerle tartışıyoruz. Kimlerin birlikteliğimizden rahatsız olduğunu, kimlerin dayanışmamızı küçültmeye çalıştığını gayet iyi görüyoruz. Birliğimize yönelen her saldırı bizi daha da kenetliyor. Buradaki birlik sadece komisyon üyeleri arasında değil Türkiye’nin, 86 milyonun gelecek birliğidir. Kimliklere ve değerlere saygı doğrudan vatana sadakattir. Eleştiri haktır, bunun için de hakaretten ari olması şarttır. İstişare cesaret ister, kavga etmek ise kolaydır. Bizim yolumuz devlet ciddiyetinin sözün adabıyla bütünleştiği yoldur" ifadelerini kullandı. "Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir" Komisyon çalışmalarını tamamladığında, toplumda yargı süreçlerinin öngörülebilirliğinin artacağına yürekten inandığını belirten Kurtulmuş, "Temel hak ve özgürlüklerin gündelik hayattaki karşılığı da hiç şüphesiz güçlenecektir. Yerelde huzurumuz büyüyecek, ulusal düzeyde güven tesis edilecek ve siyasi rekabet medeni ölçüler içerisinde kalmaya devam edecektir. Birbirimizin yükünü hafifletirsek Türkiye’nin yükü hafifler. Kardeşlik büyürse krizler küçülür. Hukuk işlerse adalet yerini bulur. Meclisimiz güçlendikçe vatandaşlarımız daha rahat eder. Biz bu görüşleri birer temenni olarak değil, hedef olarak ifade ediyoruz. Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir. Bizim yürüttüğümüz süreç toplumsal huzurun barışın ve kardeşliğin kurumsallaşmasıdır. Bugün artık görüyoruz ki, halkın sesi Mecliste yankı buldukça kardeşlik dili hayatın her alanına sirayet etmektedir. Çünkü demokrasi bir arada yaşama ahlakıdır. Adaletin, hoşgörünün ve dayanışmanın ortak zeminidir. Nihayetinde komisyonumuz, milletçe kurduğumuz büyük bir sofranın siyasal mutfağıdır. Burada hazırlanan her öneri, o sofraya konulan helal bir lokmadır" dedi. "Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir" Süreci durdurmak isteyenlerin olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Ulusal ve bölgesel dinamikler hızla değişiyor. Bu nedenle komisyon her aşamada, hem ilkesel hem de pratik bir denge gözeterek ilerlemektedir. Her adımda ülkemizin, bölgesinde barış ve istikrarın merkezi olma misyonunu güçlendiren bir vizyonla hareket ediyoruz. Siyasi rekabeti tamamen medeni çizgilere taşıyacağız. Kurumlarımızın itibarını günlük tartışmaların insafına bırakamayız. Devlet vatandaşının safında durdukça, vatandaş hakkını devletin güvencesinde bilecektir. Kalıcı barışı büyüteceğiz, ortak iyiliği kurumsallaştıracağız. Temel konularda geniş mutabakat, farklı görüşlerde ise medeni rekabet içinde istikrarlı uzlaşma yöntemini sürdüreceğiz. Siyasette yeni normalimiz uzlaşı kültürü olmalıdır. Elbette tartışacağız ama saygıyla konuşacağız. Elbette yarışacağız ama kurallarla ilerleyeceğiz. Eleştireceğiz ama hakkaniyeti elden bırakmayacağız. Dilimiz birbirimizi incitmeyecek ve hukukumuzu zedelemeyecek. Birimize yapılan haksızlık hepimize yapılmış demektir. Dillerin buluşması ülkenin barışını kuracaktır. Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir. Biz kimseyi dışlamadan ilerlemek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
18 Kasım 2025 Salı - 16:48
Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi Kasım ayı 2’inci birleşimi yapıldı
Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi, Kasım ayı toplantılarının II. birleşimi, Meclis Başkan Vekili Ramazan Ayhan Başkanlığı’nda Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında mazeret dilekçelerinin okunup oylanmasının ardından II. birleşime geçildi. Ağırlıklı olarak imar ile ilgili gündem maddelerinin yer aldığı toplantıda, gündem maddelerinden bir kısmı İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu doğrultusunda karara bağlanırken, bazı gündem maddeleri de ilgili komisyonlara havale edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi III. birleşiminin 20 Kasım Perşembe günü saat 14.00’te yapılmasına oy birliğiyle karar verildi.
18 Kasım 2025 Salı - 16:27
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hayat pahalılığını mutlaka çözeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hepimizi sıkıntıya sokan hayat pahalılığı meselesini mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon hedefimize ulaşmak için önümüzde kat etmemiz gereken bir yol olduğunun elbette bilincindeyiz. Ama bu yolu sabırla yürüyecek güç de, irade de, bizde hamdolsun mevcut. Allah’ın izniyle bu yolu yürüyecek ve hedefimize vasıl olacağız" dedi.
18 Kasım 2025 Salı - 16:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk işçisiyle el ele omuz omuza yürüyeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HAK-İŞ Konfederasyonu 50. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda açıklamalarda bulundu.
18 Kasım 2025 Salı - 15:57
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Alın teri ideolojiye ipotek edilemez"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HAK-İŞ Konfederasyonu 50. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda açıklamalarda bulundu.
18 Kasım 2025 Salı - 15:32
Bakırhan: "Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır"
DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır" dedi. Bakırhan, DEM Parti grup toplantısında konuştu. Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Kimse ziyarete yanaşmazsa alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya giderim’ sözlerini değerlendirerek, "Bugün komisyon önemli bir toplantı yapacak. Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır. Bu komisyonun bunu başaracağına inanıyorum. Her bir komisyon üyesi, milyonların duasını alacaktır. Bu tarihi sorumluluk komisyonun omuzundadır ve bunu layıkıyla taşıyacaktır. Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu salonda komisyonun bir an önce çözümün muhatabı Öcalan ile görüşmesi yönündeki ifadeleri takdire şayandır. "Komisyon gitmezse ben giderim" demesi, tarihi bir sorumluluk alma cesareti göstermektedir. Biz her zaman diyaloğun, masada konuşmanın yanında olduk. Bahçeli’nin "Üç maymunu oynamaktan vazgeçelim" çağrısı isabetlidir. Bahçeli’nin, süreci erteleyen tutumlara karşı süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı bu çıkış gereklidir ve bir an önce hayata geçirilmelidir" diye konuştu. Türkiye’nin Suriye’deki demokratikleşme sürecinde önemli rol üstlenebileceğinin altını çizen Bakırhan, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ABD ziyaret etti. Ardından da yaptırımlar kaldırıldı. Bu Suriye için fırsat penceresini araladı. Bu süreç tüm Suriye halklarını ve inançları kapsayıcı olması gerekiyor. Türkiye, Suriye halklarının kardeşliğini ayrım yapmadan destekleyebilir. Demokratik dönüşümü konusunda Suriye’de Türkiye yardımcı olabilir, destekleyici bir rol oynayabilir" ifadelerini kullandı. Bakırhan ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamenin siyasi saiklerle yazıldığını iddia etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder