POLİTİKA
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:59 AYM Başkanı Özkaya: "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı. "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" AYM’nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti. Özkaya konuşmasına şöyle devam: "Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir." "AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür" Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM’nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu. Başkan Özkaya, AYM’nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti. "Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır" AYM’nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu. Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM’nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti. Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldı
AK Parti’den, CHP’li meclis üyelerine "tutarlı siyaset yapın" çağrısı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 23:20 AK Parti’den, CHP’li meclis üyelerine "tutarlı siyaset yapın" çağrısı Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bugünkü oturumunda yaşanan gerilimin ardından AK Parti heyeti basın açıklaması yaparak CHP’li meclis üyelerine ’tutarlı siyaset yapın’ çağrısında bulundular. AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, tansiyonun yüksek geçtiği ve çıkan tartışmalar nedeniyle ertelenen Büyükşehir Meclis Toplantısı sonrasında, AK Parti’li meclis üyeleri, Meclis Grup Başkan Vekili ve Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler ile toplantı sonrası basın açıklaması yaptı. Açıklamasında CHP’li meclis üyelerinin verdikleri önergenin dahi arkasında duramadıklarına vurgu yapan İl Başkanı Erdem; "Komisyonlarda da mecliste de çoğunluğa sahip olan CHP, suya indirim yapılması konusunda verdikleri önergenin arkasında bile duramıyor. Bugün Söke ve İncirliova’da yapılacak altyapı hizmetlerine de anlamsız bir şekilde tartışma çıkarıp engel olmaya çalıştılar. Siyaset ciddiyet ister" diyerek CHP’li meclis üyelerinin kasıtlı olarak Aydın’a gelecek imkan ve yatırımları engellemeye çalıştığını iddia etti. Meclis toplantısı sonrası ilk olarak AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Fatih Gürer konuştu. 14 Kasım’daki oturumda Aydın’da suya yüzde 50 indirim yapılması yönünde önerge veren CHP’nin ve Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin komisyonda bu konuyu görüşmeyip sürekli ertelediklerini belirtti. İncirliova ve Söke’ye yapılacak kanalizasyon alt yapısının da komisyonda onaylandığını belirten Gürer, CHP’li üyelerin meclis oturumunda bu yatırımları da engellediğini söyledi. Söke ve İncirliova’da yapılacak alt yapı için çekilecek olan kredilerin komisyonda onaylandığını ancak mecliste Büyükşehir Belediyesi’nin garantörlüğü gündeme geldiğinde CHP’nin yatırımları engellemek için ’usul tartışması’ çıkardığını belirten AK Parti Grup Başkan Vekili Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler ise CHP’nin buradaki amacının ise usul değil hizmetleri engellemek olduğunu ileri sürdü. Güler, açıklamasında "CHP’nin ASKİ ile ilgili sürekli defans uygulamalarında amaçları belli. Bizi çalıştırmamak. Laf cambazlığı yaparak meclisin işlemesini ve yapılacak işleri engellemeye çalışıyorlar. Meclisteki tavırlarının toplum karşısında bir açıklamaları yok. Gündemin sıralaması ile alakalı sorun oluşturdular. Meclisin çalışması ile ilgili sorun oluşturmak ve bu tutarsız davranışları Aydın’a gelecek imkan ve kaynaklara engellemeye yönelik tutumlarını herkes gördü. Aydın’a gelecek yatırımların engellenmesine yönelik yapılan provokatif hareketleri ile yatırımları engellemeye çalışıyorlar. Söke ve İncirliova’ya yapılacak kanalizasyonun kaynak oluşturulmasına karşı yaptıkları tavır şaşkınlık verici ve anlaşılır gibi değil" diyerek CHP’nin ASKİ’nin bütçesi ile ilgili yaklaşımlarının gayri samimi olduğunu öne sürdü. AK Partili Meclis Üyesi İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya’nın da söz aldığı açıklamada, "Sandıklı Mahallesi İncirliova’nın en büyük mahallesi. 7 katlı apartmanlar var. CHP’li Efeler Belediye Başkanı çıkmış ’yatırımı kendi belediyenin bütçesi ile yap’ diyor. İncirliova’ya yapılacak hizmete karşı çıkıyor. ’İncirliova’ya kredi aldırmayacağız’ diyor" ifadelerini kullanarak bu anlayışa ve zihniyete şaşırdığını söyledi. "Böyle tutarsız siyaset olmaz" Belediye meclislerinin hizmeti engellememesi gerektiğini ve İller Bankası’nın bütün illere kredi imkanı verdiğini ancak Aydın’da CHP’nin anlamsız ve tutarsız siyaseti nedeniyle yatırımların engellendiğini ileri süren AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem de; "İncirliova ve Sandıklı Mahallesi hızla büyüdü. Sandıklı’da altyapı yok, kanalizasyon yok. Bunun yapılması lazım. İller Bankası da kredi veriyor. Krediler alınıp hizmetler gerçekleştiriliyor. Bugün yaşanan olayda İncirliova Sandıklı Mahallesi’ne yapılacak kanalizasyona Büyükşehir garantörlüğünde kredi verilecek. CHP’li meclis üyeleri grup olarak buna ’evet’ mi diyor, ’hayır’ mı diyor. Bunu net olarak ortaya koyun. Komisyonda da mecliste de çoğunluk CHP’de. Çoğunluğa sahip CHP, ’evet’ derse hizmet yapılacak, ’hayır’ derse hizmet yapılamayacak. Bundan sonraki süreçte böyle anlamsız tartışmalar yaşanmaması lazım. AK Parti olarak bizim tavsiyemiz bu yönde. Çünkü komisyonda da mecliste de sizin sayınız fazla. Komisyonda karar alınmış ve CHP’li üyeler komisyonda ’evet’ demiş. Meclis gündeminde ’hayır’ mı diyeceksiniz ’evet’ mi diyeceksiniz. Ne diyecekseniz deyin. Bundan sonraki süreçte CHP bir karar versin. Hizmetlere engel mi olacak yoksa önünü mü açacak. Bunun kararını versin. Aydın halkı da bunu bilsin. Böyle tutarsız siyaset olmaz" dedi. "Su fiyatlarındaki indirim konusunda ipe un seriyorlar" CHP’nin ’su fiyatlarında yüzde 50 indirim’ önergesinin arkasında durmadığını da sözlerine ekleyen Erdem; "Bunun görüşüleceği yer önce komisyon, daha sonra meclis. Yüzde 50 indirim istiyorsanız komisyonda görüşür oylarsınız. Daha sonra mecliste oylarsınız olur biter. İpe un seriyorlar. Komisyonda sürekli bu konuyu erteleyip görüşmek istemiyorlar. Siyaset ciddiyet ister. Halkın karşısında tutarlı bir duruş lazım. Halkın karşısında önerge verip altına imza atacaksanız ondan sonra önergenizin arkasında durmayacaksınız. Verdiğiniz önergenin ardında durun. Çekindikleri ve söyleyemedikleri bir şey var. Ne o, ben söyleyeyim. Çünkü Türkiye’de birçok ilde bu şekilde önergeler verilmiş geçmişte. Suyun maliyetinin altında indirim yapılması için oylamaya katılanlar imza attıkları ’evet’ dedikleri karardan dolayı kamu zararı ortaya çıkmış ve bu kamu zararı kendilerine rücu etmiş. Peki CHP’liler bunu bilmiyor mu? Biliyor. Peki bile bile siyaset yapmak adına bu önergeyi niye veriyorlar. Tutarlı siyaset yapın. Kaçtıkları husus bu. Siyaseti doğru ve tutarlı yapmak lazım. Halkın karşısında doğruları söylemek lazım" diyerek CHP’li üyeleri tutarlı siyaset yapmaya çağırdı. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol ise "Bugün CHP’nin tartışma çıkardığı gündem maddesi sıralaması geçen yıl da aynı şekildeydi. Hatta 10 yıldır aynı şekildeydi. Bu durum 10 yıldır niye sorun olmadı da bugün sorun oluşturulup meclisi ertelettirdiler" diyerek CHP’nin asıl amacının hizmetleri engellemek olduğunu ileri sürdü.
Milletvekili Tüfenkci: "Bugün gelinen noktada geniş caddeleri, modern dükkanları ve hızla yükselen konutları görmek bizleri memnun ediyor"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 21:29 Milletvekili Tüfenkci: "Bugün gelinen noktada geniş caddeleri, modern dükkanları ve hızla yükselen konutları görmek bizleri memnun ediyor" AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, İsmetiye Mahallesi’nde bulunan rezerv alanlarında incelemelerde bulundu. Tüfenkci, "Bugün gelinen noktada geniş caddeleri, modern dükkanları ve hızla yükselen konutları görmek bizleri memnun ediyor" dedi. Tüfenkci, eski Niyazi Mısri olarak bilinen bölgenin yanı sıra Kavaklıbağ ve Şıkşık mahallelerinde yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirerek, şantiye alanında yoğun bir inşaat faaliyetinin sürdüğünü belirtti. Caddelerin geniş tutulduğunu, ticari alanların planlı şekilde konumlandırıldığını ifade eden Tüfenkci, "Burada oluşacak ticari merkezler Malatya’nın ticari hayatını deprem öncesinin de üzerine taşıyacak. Yeni konseptlerle şehrimize canlılık kazandırılacak. Ticaret yapacak esnafımıza şimdiden hayırlı olsun" dedi. Bölgede hak sahipleri için inşa edilen konutları da gezen Tüfenkci, 3+1 şeklinde tasarlanan modern dairelerin farklı bir mimari konseptle hayata geçirildiğini belirterek, "Hak sahiplerimize şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Bu bölgenin rezerv alan ilan edilmesi için yoğun çaba sarf etmiştik. Bugün gelinen noktada geniş caddeleri, modern dükkanları ve hızla yükselen konutları görmek bizleri memnun ediyor" ifadelerini kullandı. İnşaatların hızlı şekilde ilerlediğini söyleyen Tüfenkci, çalışmaların önümüzdeki yılın ortalarında tamamlanarak konutların ve iş yerlerinin hak sahiplerine teslim edilmesini temenni etti. Tüfenkci, sürece katkı sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, Büyükşehir Belediyesine, milletvekillerine ve AK Parti teşkilatına teşekkür etti. Tüfenkci’ye ziyarette AK Parti İl Başkanı Ali Bakan, bölge muhtarı ve TOKİ yetkilileri eşlik etti.
Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Günel: "Aydın’da hizmetin önündeki tek engel Çerçioğlu"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 20:56 Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Günel: "Aydın’da hizmetin önündeki tek engel Çerçioğlu" Aydın Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı olağan meclis toplantısı 2’inci oturumundan sonra bir açıklama yapan Kuşadası Belediye Başkanı ve CHP Grup Başkan Vekili Ömer Günel, "Biz tüm toplantılarda seviyemizi korumamıza rağmen, Aydın halkı ve seçilmiş belediye başkanlarımıza hakaret eden, hukuku eğip bükmeye çalışan, hakaretin de boyutunu ve dozunu giderek artıran bir büyükşehir belediye başkanıyla karşı karşıyayız. Aydın halkına hizmetin önündeki tek engel Özlem Çerçioğlu’dur" dedi. Aydın Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı olağan meclis toplantısı 2’nci oturumu Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu yönetiminde gerçekleştirildi. İlçe belediyelerinin 2026 Mali Yılı Analitik Bütçelerinin belirlendiği toplantıda zaman zaman gerilim yaşandı. Kuşadası Belediye Başkanı ve CHP Grup Başkan Vekili Ömer Günel, meclis toplantısından sonra Aydın Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamasında AK Parti’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun meclisi kanunlara aykırı bir şekilde yönettiğini ileri süren Başkan Ömer Günel, "Biz tüm toplantılarda seviyemizi korumamıza rağmen, Aydın halkı ve seçilmiş belediye başkanlarımıza hakaret eden, hukuku eğip bükmeye çalışan, hakaretin de boyutunu ve dozunu giderek artıran bir büyükşehir belediye başkanıyla karşı karşıyayız. Biz şu an anlıyoruz ki Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bir tek sorun var. O da Özlem Çerçioğlu. Kanuna uymak istemiyor. CHP grubunu yok sayan bir tavır sergiliyor. Böyle meclis yönetilemez. Meclis kimsenin babasının çiftliği değil" ifadelerini kullandı. Açıklamasında meclis toplantısı öncesi ASKİ Genel Kurulu’nda yaşananlara da değinen CHP Grup Başkan Vekili Ömer Günel, "Bakın ASKİ Genel Müdürü gözümüzün içine baka baka yalan söyledi. Elimizde belgeler var. AK Parti’li meclis üyeleri, su indirimiyle ilgili Plan ve Bütçe Komisyonu’na evrakların verildiğine dair şerh koymuşlar. Ama gelin görün ki ayın 19’unda da yine AK Parti’li meclis üyeleri ASKİ’ye Plan ve Bütçe Komisyonu’na evraklar gönderilmedi diye dilekçe vermişler. Yani şerhin yalan olduğu ortaya çıkıyor. Yani ben gerçekten doğruları, gerçekleri, belgeleri böyle eğip büken bir organizasyonla karşılaştığım için çok şaşkınım" diye konuştu. Özlem Çerçioğlu’nun meclisin oturumunda söylediği su faturalarında yüzde 70 indirim sözünün de inkar ettiğine ileri süren Günel sözlerine şöyle devam etti: "Bakın bununla ilgili elimizde video kayıtları var. Yüzde 70 su kullanım ücretindeki indirimi oylamaya sundu ve oy birliğiyle kabul edildi. Bugün biz öyle bir şey yapmadık, hayır, ben öyle bir şey oylamadım diyor. Bizim amacımız ekonomik kriz ortamında Aydın halkının cebine üç kuruş koyabilmek ve evindeki yangını birazcık söndürebilmek. Zaten su faturalarında yüzde 50 indirim de AK Parti’nin yerel seçimdeki adayının vaadiydi. Popülizmle, gerçekleri eğip bükmekle Aydın’a hizmet edilemez. Bugün hizmetin önündeki en büyük engelin Özlem Çerçioğlu olduğunu gördük." "Bizim kimseden korkumuz yok" Özlem Çerçioğlu’na mal varlığını açıklaması yönünde çağrı da yapan CHP Grup Başkan Vekili Ömer Günel sözlerini şöyle tamamladı: "Bir sonraki mecliste biz CHP Grubu belediye başkanları olarak mal varlıklarımızı açıklamaya hazırız. Buna ailemiz ve akrabalarımızın sahip veya ortak olduğu şirketler de dahil. Aydın’daki diğer belediye başkanları ve Özlem Çerçioğlu da hem kendisinin hem ailesinin hem de ASKİ de dahil yüksek bürokratlarının mal varlığını açıklasın. Bizim bu konuda kimseden korkumuz yok."
Baki Ersoy: "Tarım, bu ülkenin hem mazisidir hem de istikbali"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 19:46 Baki Ersoy: "Tarım, bu ülkenin hem mazisidir hem de istikbali" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, "Tarım, bu ülkenin hem mazisidir hem de istikbali" dedi. MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmelerinde konuştu. Tarımın Türkiye’nin hem mazisi hem de istikbali olduğunu söyleyen Ersoy, "Anadolu toprağı, yüzyıllardır hem milleti doyuran hem devleti ayakta tutan büyük bir bereket coğrafyasıdır. Saha bize açıkça göstermektedir ki üretici güçlendikçe ülkemiz de güç kazanmaktadır. Bu durum, bitkisel üretimden hayvancılığa, sütçülükten küçük aile işletmelerine kadar tarımın ve hayvancılığın bütün alanları için geçerlidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak kanaatimiz, küçük aile işletmelerinin güçlendirilmesi, üretici örgütlerinin etkinleştirilmesi ve ölçek ekonomilerini yakalayan modern yapılara dönüştürülmesidir. Üretim planlaması, izlenebilirlik ve pazarlık gücü güçlenmedikçe saha uygulamalarının istenen etkiyi göstermesi zaman zaman zorlaşmaktadır. Seçim bölgem olan Kayseri ilimizde tarım alanında son dönemde ortaya çıkan olumlu tablo bizim için umut vericidir. Ekili tarım arazilerinin yüzde 22 artması, üretici sayısının 32 bine ulaşması hem politikaların sahadaki karşılığını hem de çiftçimizin üretime olan bağlılığını göstermektedir. Kadın kooperatiflerimizin elde ettiği başarıyı da ayrıca zikretmek isterim. Valimiz Gökmen Çiçek’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar neticesinde Kayseri’deki 48 kadın kooperatifi yalnızca bir yılda 142 milyon liralık ciroya ulaşmıştır. Bu tablo, kadın üreticilerimizin tarım-gıda ekosistemine nasıl güçlü bir katkı sunduğunu göstermektedir. Kendilerine ve sayın Valimize üretime sağladıkları vizyon ve katkı için şükranlarımı sunuyorum. Yine, Kayseri’de yürütülen jeotermal kaynaklı sera OSB projesi, tarımda modernleşmenin ve katma değerli üretimin önemli adımlarından biridir. Altyapı çalışmaları ilerlemektedir ve yakın vadede bölgemize istihdam ve üretim artışı sağlayacağı açıktır" dedi. MHP olarak sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasının stratejik bir gereklilik olduğunu düşündüklerini ifade eden Ersoy, "Sahada gördüğümüz en temel beklentilerden biri planlamanın daha güçlü işletilmesidir. Üretici ne ekeceğini ne kadar üreteceğini ve ürettiğini kime satacağını bilmek istiyor. Belirsizlik azaldıkça hem verim artacak hem de fiyat istikrarı güçlenecektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasını stratejik bir gereklilik olarak görüyoruz. Bu bağlamda şeker sektörü üzerinde de durmak isterim. Şeker pancarı, Anadolu çiftçisini ayakta tutan, gıda sanayimizin temel hammaddesi olan stratejik bir üründür. Kayseri ve çevre iller bu üretim yapısının merkezinde yer almakta; Kayseri Şeker ise hem istihdama hem de bölgesel kalkınmaya büyük katkı sunmaktadır. Pancar, çiftçiye doğrudan gelir sağlayan, diğer ürünlerin ekimini mümkün kılan ve üretim döngüsünü besleyen ana üründür. Dolayısıyla sektörde yaşanabilecek her aksama sadece pancarı değil, tarımın bütününü etkileyebilmektedir. Son yıllarda şeker sektöründe fiyat istikrarsızlıkları ve kayıt dışı tatlandırıcı kullanımı ciddi riskler oluşturmaktadır. 2025-2026 pazarlama yılı için açıklanan 3 bin 100 TL pancar alım fiyatına rağmen şekerin maliyetinin yaklaşık yüzde 28 altında satılması, fabrikaları maliyetin altında satış yapmak zorunda bırakmaktadır. Enerji, işçilik, nakliye ve finansman giderlerinin sürekli arttığı bir ortamda, şeker fabrikaları pancarı ton başına maliyetinin üzerinde fiyatla alırken, şekeri düşük fiyata satmak zorunda kalmakta; bu da sektörde önemli bir nakit akışı dengesizliği oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Ersoy, "Özellikle son iki yılda yüksek yoğunluklu tatlandırıcı (YYT) ve kayıt dışı nişasta bazlı şekerler (NBŞ) kullanımının olağanüstü artış göstermesi, planlı üretim modelini zayıflatmakta; PANŞEK verilerine göre tahsis edilen kota ile fiilî tüketim arasında 600 bin tonu aşan bir fark oluşmaktadır. Sınırlarımızdan kaçak şeker girişi, transit ticaretten iç piyasaya yönelen ürünler ve kontrolsüz YYT ithalatı hem pancar üretimini hem de tüketici sağlığını tehdit etmektedir. Bu nedenle, YYT ve NBŞ kullanımının sıkı denetimi, Türk Gıda Kodeksi’nde kullanılan şeker türünün etiketlerde açıkça belirtilmesi, YYT ithalatının kontrol altına alınması ve izinsiz kullanımına yaptırım uygulanması, melas ve kuru küspe ithalatının yerli üretim lehine sınırlandırılması, dahilde işleme rejimi kapsamındaki şeker ithalatının iç piyasaya yönelmesini önleyecek tedbirlerin alınması, şeker satış fiyatının maliyetin altında kalmasını engelleyecek düzenlemeler yapılması, kota yönetimi ve sektör denetiminin etkinleştirilmesi konuları oldukça önem arz etmektedir" diye konuştu. Kayseri Şeker’in yürüttüğü kooperatif modelinin sektör için güçlü bir örnek olduğunu dile getiren Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "2017 yılında Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla oluşan kurumsal boşluk, saha denetimlerini zayıflatmış; kayıt dışılığın artmasına yol açmıştır. Bu yapının ya yeniden kurulması ya da Şeker Dairesi’nin güçlendirilmesi oldukça önemlidir. Kayseri Şeker’in yıllardır başarıyla yürüttüğü kooperatif modeli ise sektör için güçlü bir örnektir. Çiftçisini faiz yükü olmadan avans sistemiyle destekleyen, sahaya hâkim bir yapı oluşturmuştur. Ancak sektör genelindeki ekonomik de dalgalanmalar, bu güçlü modelin sürdürülebilirliği açısından da risk oluşturmaya başlamıştır. Tüm bu değerlendirmeler ışığında şeker sektörünün hem ulusal gıda arz güvenliği hem de kırsal kalkınma açısından taşıdığı stratejik önemin dikkate alınması; fiyat istikrarı, kayıt dışılıkla mücadele ve güçlü bir kurumsal çerçevenin hızla tesis edilmesi sektörün öncelikli beklentileri arasındadır. Tüm bunların yanında sahadan gelen diğer beklentileri ifade etmek isterim. Hepimizin malumu olduğu üzere geçtiğimiz aylarda birçok bölgemizde afet düzeyinde bir kuraklık ve don hadisesi ile karşı karşıya kaldık. Bu nedenlerle ürün kaybının yüksek olması, çiftçilerimizi Tarım Kredi ve Ziraat Bankası borçlarını ödeyemez hâle getirmiştir. Çiftçilerimiz, ödeyemedikleri kredilerden dolayı faiz yüküyle karşı karşıya kalmakta, bu sebeple yeni krediye de erişememektedirler. Kuraklık desteklerinin ve mazot-gübre ödemelerinin öne çekilerek ivedilikle yatırılması çiftçimizi ciddi anlamda rahatlatacaktır. Bu destekler hem üretim planlamasını hem de çiftçinin finansal sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir."
CHP Mersin Milletvekili Çakır’dan Halk TV’ye tepki: "Yarın dava açıyorum, suç duyurusunda bulunuyorum"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:28 CHP Mersin Milletvekili Çakır’dan Halk TV’ye tepki: "Yarın dava açıyorum, suç duyurusunda bulunuyorum" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, Halk TV’de kendisi hakkında sarf edilen iddialara ilişkin "Yarın dava açıyorum. Gerekli suç duyurusunda bulunuyorum" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda parti grubuna ve Halk TV’ye tepki gösteren CHP Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Halk TV’de yer alan kendisine yönelik iddiaların asılsız olduğunu dile getiren Çakır, "Tarafıma bu tarz iftiralara atan Halk TV isimli yalan yuvasının sahibi olduğu iddia edilen Cafer Mahiroğlu isimli şahsın neden yurt dışında olduğunu merak ediyorum. Hakkında yakalama kararı bulunan ve ihaleye fesat karıştırma gibi çeşitli suçlardan aranan bu şahsın tarafıma yönelik yaptığı veya yaptırdığı itibar suikastı, tam anlamıyla kara çalmadır, iftiradır, alçaklıktır. Bana bu iftirayı atan kanalın sahibi, öncelikle Türkiye’ye gelip adalete hesap vermelidir. Hakkında onca iddia bulunan bir şahsın kurduğu iftira yuvasının bizleri karalaması oldukça düşündürücüdür. Bakın ben buradayım. Alnım açık, başım dik" ifadelerini kullandı. Halk TV muhabirinin yayında kendisine "sabıkalı" dediğini ifade eden Çakır, "YSK’dan onay almış, adaylığa hak kazanmış, beşinci sıradan parlamentoya gelmiş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin alamadığı oyları Yörük köylerinde almış bir kardeşiniz olarak ben bu iftirayı hak etmiyorum. Milletin telefonuna çıkan, milletin hastane kapılarında koşan, her yerde koşan, bütün ilçelere giden, 505 köyün tamamını 28 kere gezen, gece demez, gündüz demez, partili partisiz, herkesin emrinde olan Hasan Ufuk Çakır’a bu yapılan alçaklıktır, terbiyesizliktir. Yarın dava açıyorum. Gerekli suç duyurusunda bulunuyorum" diye konuştu.