Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:10:13
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi. "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. "Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor" Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu. "2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor" İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır" Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:08
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi."Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı.Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı."Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor"Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu."2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor"İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu."Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;"Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 16:04
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dünyanın teknoloji ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayarak "Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir" dedi. "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’ne katıldı. Zirvede katılımcılara hitap eden Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimim insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz yapmaktadır. Ama şunu hepimiz görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değiBşim doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişmelere paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor" ifadelerini kullandı. "Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor" Uluslararası araştırmaların OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken, işgücü piyasalarımız yeni baskılara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına ’karanlık fabrika’ denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotları uyguladığı, üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı, hatasız üretim imkanı sunarken, diğer taraftan ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece ’karanlık fabrika’ gerçeğine bakmak bile işgücü açısından sanayi devrimine bezer bir değişimi dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu görmek için yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak 3 konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesi eğitim bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket, bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısı ile eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor" şeklinde konuştu. "2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor" İş gücündeki yaşlanmaya dikkat çeken Erdoğan, "OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranın 4’te 1‘i bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha fazla süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, ’her koyun kendi bacağından asılır’ sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesini çeşitli projelere güçlendirirken, diğer yandan dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemi ile kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz" diye konuştu. "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır" Hayat boyu öğrenme sürecinin sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyeceğini savunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını sadece ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 25 sene önce hayal dahi edilmeyen başarılara imza attık. Göreve geldimizde yüze 27,9 olan kadıların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ey çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanun ile çok önemli bir kolaylığı kadınları istifadesine sunduk. Yeni düzenlemeyle çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şeklide gençlerimizin eğitim ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Göreve geldiğimizde bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana atılan mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyası ile irtibatını arttırıyoruz. Kamuoyu ile paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programı bunlardan biridir. GÜÇ programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayan: "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi" dedi. Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "27 Nisan 2007’de verilen e-muhtıra, milletin iradesine karşı yapılmış açık bir müdahale girişimiydi. Eski alışkanlıkların devamıydı ama bu kez karşılıksız kalmadı. AK Parti geri adım atmadı, milletin iradesine sahip çıktı. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde verilen cevapla, bu ülkede sözün millette olduğu net şekilde ortaya kondu. Verilen mesaj açıktı; bu ülkede söz de karar da milletindir. O gün, demokrasiyle vesayet arasındaki fark açıkça görüldü" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Nisan 2026 Pazar- 17:25
MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç göreve başladı
2
26 Nisan 2026 Pazar- 21:48
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 20:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
4
24 Nisan 2026 Cuma- 18:41
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
5
26 Nisan 2026 Pazar- 13:49
AK Parti İstanbul Milletvekilleri, Cuma günleri sahaya inerek vatandaşlarla buluşuyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 19:46
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kore Elektrik Şirketi ile Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptını önemli bir adım olarak görüyorum"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’u resmi törenle karşıladı. Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Güney Kore Devlet Başkanı Lee açıklamalarda bulundu.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 19:28
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’deki durum özelinde Türkiye ve Güney Kore olarak ateşkesin sürdürülmesini, masum insanların öldürülmemesini ve iki devletli çözümü savunuyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’deki durum özelinde Türkiye ve Güney Kore olarak ateşkesin sürdürülmesini, masum insanların öldürülmemesini ve iki devletli çözümü savunuyoruz."
24 Kasım 2025 Pazartesi - 19:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(Güney Kore ile) Nükleer güç santrali kurulması konusunda da ilgili kurumlarımız arasında görüşmelerimiz sürüyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(Güney Kore ile) Nükleer güç santrali kurulması konusunda da ilgili kurumlarımız arasında görüşmelerimiz sürüyor."
24 Kasım 2025 Pazartesi - 19:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye, Gazze gibi ülkelerin imarı için Güney Kore ile beraber çalışabileceğimizi öngörüyoruz. Türkiye olarak adım atmamış bütün müttefik ülkelerden Filistin Devleti’ni tanımalarını bekliyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye, Gazze gibi ülkelerin imarı için Güney Kore ile beraber çalışabileceğimizi öngörüyoruz. Türkiye olarak adım atmamış bütün müttefik ülkelerden Filistin Devleti’ni tanımalarını bekliyoruz."
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:40
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’u kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’u kabul etti
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:28
CHP Mersin Milletvekili Çakır’dan Halk TV’ye tepki: "Yarın dava açıyorum, suç duyurusunda bulunuyorum"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, Halk TV’de kendisi hakkında sarf edilen iddialara ilişkin "Yarın dava açıyorum. Gerekli suç duyurusunda bulunuyorum" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda parti grubuna ve Halk TV’ye tepki gösteren CHP Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Halk TV’de yer alan kendisine yönelik iddiaların asılsız olduğunu dile getiren Çakır, "Tarafıma bu tarz iftiralara atan Halk TV isimli yalan yuvasının sahibi olduğu iddia edilen Cafer Mahiroğlu isimli şahsın neden yurt dışında olduğunu merak ediyorum. Hakkında yakalama kararı bulunan ve ihaleye fesat karıştırma gibi çeşitli suçlardan aranan bu şahsın tarafıma yönelik yaptığı veya yaptırdığı itibar suikastı, tam anlamıyla kara çalmadır, iftiradır, alçaklıktır. Bana bu iftirayı atan kanalın sahibi, öncelikle Türkiye’ye gelip adalete hesap vermelidir. Hakkında onca iddia bulunan bir şahsın kurduğu iftira yuvasının bizleri karalaması oldukça düşündürücüdür. Bakın ben buradayım. Alnım açık, başım dik" ifadelerini kullandı. Halk TV muhabirinin yayında kendisine "sabıkalı" dediğini ifade eden Çakır, "YSK’dan onay almış, adaylığa hak kazanmış, beşinci sıradan parlamentoya gelmiş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin alamadığı oyları Yörük köylerinde almış bir kardeşiniz olarak ben bu iftirayı hak etmiyorum. Milletin telefonuna çıkan, milletin hastane kapılarında koşan, her yerde koşan, bütün ilçelere giden, 505 köyün tamamını 28 kere gezen, gece demez, gündüz demez, partili partisiz, herkesin emrinde olan Hasan Ufuk Çakır’a bu yapılan alçaklıktır, terbiyesizliktir. Yarın dava açıyorum. Gerekli suç duyurusunda bulunuyorum" diye konuştu.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:12
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, hakkında verilen "konser soruşturması" iznine ilişkin yasal itiraz sürecini başlatarak itiraz dilekçesini, Danıştay Birinci Daire’ye iletilmek üzere İçişleri Bakanlığı’na sundu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, hakkında verilen "konser soruşturması" iznine ilişkin yasal itiraz sürecini başlatarak itiraz dilekçesini, Danıştay Birinci Daire’ye iletilmek üzere İçişleri Bakanlığı’na sundu.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:04
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şu anda resmi kurumlarda çalışan öğretmen sayımız 1 milyon 34 bini aştı"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız. Onları geçmişe çekmek bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesinde düzenlenen 24 Kasım Öğretmen Günü ve Öğretmen Atama Programına katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlerin herkesin hayatına yön verdiğini ve herkesin hayatında iz bıraktığını söyledi. Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutlayan ve şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz’ı da yad eden Erdoğan, "Sizlerin şahsında 81 ilimizdeki tüm öğretmenlere ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ben de emeği ve göz nuru bulunan öğretmenlerime şükranlarımı sunuyor, hayatta olan hocalarımın her birinin tek tek ellerinden öpüyorum. Vazife başında şehit olan öğretmenlerimizle birlikte afetlerde, kazalarda kaybettiğimiz öğretmenlerimize rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa kendilerini her öğretmenler gününde milletçe hüzünle, hasretle ve minnetle andığımız şehit öğretmenlerimiz Şenay Aybüke Yalçın’a ve Necmettin Yılmaz’a Cenabı Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum. Öğrencilerini yetiştirdikten sonra artık emekli olmuş öğretmenlerimize de sağlıklı hayırlı ömürler diliyor. Onlara da ayrıca şükranlarımızı iletiyorum. Bugün biliyorsunuz sadece ülkemizde değil dünyanın birçok yerinde Türk öğretmenler görev yapıyor, öğrenci yetiştiriyor. Gerek bakanlığımız bünyesinde gerek Türkiye Maarif Vakfı’na bağlı eğitim kurumlarımızda görev yapan eğitimci kardeşlerimi de teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı."Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz, evlatlarımızı geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır"Atanacak olan öğretmenlere meslek hayatlarında başarılı olmalarını dileyen Erdoğan, "Birazdan 15 bin öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaşacağız. Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz birikimleriyle, geniş vizyonlarıyla, güçlü karakterleri ve sağlam duruşlarıyla evlatlarımızı geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır. İnşallah bir ömür boyu aşkla, şevkle, tutkuyla, samimiyetle mesleklerini icra edeceklerine inandığım genç öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Görevlerinin kendilerine, öğrencilerine ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı."Öğretmen kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla şefkatle merhametle işleyen mücevher ustasıdır"Öğretmenlik mesleğinin sabır isteyen ve saygın bir meslek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "İlk atamadan emekliliğe kadar öğretmenlik her aşamasında tahammül isteyen, sabır isteyen, özveri isteyen, bunlarla birlikte adanmışlık isteyen saygın bir meslektir. Birazdan kurasını çekeceğimiz genç öğretmenlerimiz yeni bir kariyere başlamanın yanında emekliliğe kadar sürecek zorlu olduğu kadar ulvi bir mesleğe de adım atıyorlar. Öğretmenlik mesleğini diğer kamu görevlerinden ayıran en önemli vasfı malzemesinin de meyvesinin de insan olmasıdır. Öğretmen kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla şefkatle merhametle işleyen mücevher ustasıdır. Öğretmen öğrencisine sadece bilgi aktarmaz aynı zamanda onun fikrini değiştirir. Ufkunu genişletir. Hayata ve kendisine yönelik bakış açısını tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle ilmek ilmek dokur, işler tekemmül ve inkişaf ettirir. Bu gerçeği merhum Nurettin Topçu, Büyük İskender ve hocası Aristo örneğinden hareketle bakınız nasıl açıklıyor; ‘Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe çıkardı.’ Öğretmenin insanın kişilik ve kimlik inşasına etkisi tam olarak budur. Hayatta öyle meslekler vardır ki insan maaşını alır, ücretini alır, karşılığında bir işi görevi yerine getirir ve böylece sorumluluktan kurtulur. Fakat öğretmenlik böyle bir meslek değildir. Öğretmen öğrencisine kimi zaman annelik yapar, kimi zaman babalık, kimi zaman da arkadaşlık eder. Öğretmen bu yönüyle öğrencisinin geniş ailesinin bir üyesidir. Okul nasıl ki millet kültürünün millet ruhunun bayrağı ise öğretmen de bu ruhun bayraktarıdır. Buradaki ve ülkemizin dört bir yanındaki tüm öğretmenlerimizin görevlerini bu yüksek şuurla bu yüksek mesuliyet bilinciyle yerine getirdiklerine ve getireceklerine yürekten inanıyorum. Şunu bilmenizi isterim. Öğretmenlerimiz ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça Allah’ın izniyle Türkiye’nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır. Siz bu ruha sahip çıkarsanız önümüz inşallah aydınlık olacaktır" diye konuştu."Büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız"Artık teknolojinin her alanda insan hayatına girdiğini belirten ve bu konuda dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı ülkelere, toplumlara ve bireylere istikamet çizdiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatımıza getirdiği kolaylıkları kimse inkar edemez. Daha önce saatler günler süren pek çok işi bugün elimizdeki telefona yüklediğimiz bir uygulama sayesinde saniyeler içinde yapabiliyoruz. Dünyanın en ucuza köşesindeki hadiseleri an ve an takip edebiliyor. Fiziken bir araya gelmemizin mümkün olmadığı farklı kültürden insanlarla diyalog kurabiliyor. Hatta dostluk, arkadaşlık, iş ortaklığı geliştirebiliyoruz. Son dönemde yapay zeka devrimiyle birlikte teknolojideki değişim artık baş döndürücü boyutlara ulaştı. Sonunu kimsenin öngöremediği bir belirsizliğe doğru insanlık olarak hızla yol alıyoruz. Buna karşı direnmek, bunun dışında kalmak sizin de bildiğiniz gibi mümkün değil. Peki ne yapabiliriz? Akıntıya karşı kürek çekemeyeceğimize göre bunu doğru yönetebiliriz. Ülkemiz ve milletimizin menfaatleri istikametinde doğru yönlendirebiliriz. Teknolojinin sağladığı imkanlardan azami derecede istifade ederken aynı zamanda zararlı yönlerini minimalize etmek bizim elimizdedir. Bunun yolu ise çocuklarımıza dijital okuryazarlık ve farkındalık eğitimi vermekten geçiyor. Sadece yasaklayarak bir netice alınamayacağını hepimiz biliyoruz. Kabul edelim ki çocuklarımızın oyun alanı artık sadece parklar, bahçeler, sokaklar değil. Çocuklarımızın kurduğu iletişim sadece yüz yüze iletişimle de sınırlı değil. Bugün evlatlarımız dijital teknolojinin büyülü atmosferinde daha fazla vakit geçirecek sayısız imkana kolayca ulaşabiliyor. Bizlere çok sentetik ve yapay gelse de arkadaşlarıyla orada sosyalleşiyor, orada eğleniyor, orada kendine ayrı bir çevre ediniyor. Tabiri caizse sanal evrende ayrı bir gezegen kuruyor. Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak ve onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek için bu gerçeklerle barışmamız gerektiği kanaatindeyim. Şunun da altını önemli çizmek durumundayım. Nesiller arasındaki kavrayış. Arada öyle bir fark var ki büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız. Onları geçmişe çekmek bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı.Çocuklarla doğru iletişim kurulması gerektiğini verdiği örneklerle açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti;"Özellikle de sanal dünyanın dehlizlerinde evlatlarımızın ve gençlerimizin kaybolmalarına engel olamayız. Bu konuda ebeveynlerle birlikte siz öğretmenlerimize de önemli görevler düşüyor. Şu noktanın da üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor. Bir öğretmenin evladı olarak gördüğü öğrencisini sevgiyle saran emeği ne kadar mühimse ne kadar değerliyse ailelerimizin öğretmene desteği de aynı derecede kıymetlidir. Vazgeçilmezdir. Ailelerimizin çocuklarının eğitimleriyle yakından ilgilenmesi öğrenme süreçlerinde özellikle de sanal dünyadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerle mücadele de çok çok önemlidir. Hep beraber el ele verecek dikkatli, sabırlı, şefkatli ve kararlı bir şekilde sanal alemden yayılan tehlikelere karşı mücadele edeceğiz. Türkiye Yüzyılı Marif Modeliyle eğitimde yaşanan paradigma değişiminin bizlere bu çabalarımızda da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.""MEB’e 2026’da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık"Toplumda ve herkesin hayatında özel bir konuma sahip olan öğretmenlere haklarını teslim etmenin asli vazife olduğunu belirten Erdoğan, "Son 23 yılda hep böyle bir çabanın içinde olduk. Ülkemizin büyümesine, Türkiye ekonomisinin imkanlarının genişlemesine paralel olarak bunu en önce öğretmenlerimize, en önce eğitime yansıttık. Eğitimin niteliğini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak eğitimin önündeki engelleri ve yasakları kaldırmak, öğrencilerimiz arasında fırsat eşitliğini sağlamak için ilk günden beri çalışıyoruz. 2002’de MEB merkezi yönetim bütçesi içinde 4’üncü sıradaydı. 2003’ten itibaren eğitime birinci sırayı tahsis ettik. 2026 bütçesinde de bu önceliği koruduk. MEB’e 2026’da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. Gerekli desteği en üst seviyede ilme, eğitim-öğretime ayırmak durumundayız. Bu dönemde derslik sayımız 343 bindi, bugün 616 bine yükseldi. Özel okullar dahil edildiğinde bu rakam 754 bine yaklaşıyor. Bizden evvel yapılan derslik sayısının 2 katını biz sadece 23 senede ülkemize kazandırmanın kıvancını yaşadık. Okullarımızda görev yapan öğretmen sayısında da ciddi artışlar oldu. 2002’den bu yana 821 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık. Şu an resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayımız 1 milyon 34 bini aşmıştır. Aktif görevdeki her 10 öğretmenden 8’i bizim dönemimizde atandı. Öğretmen olmazsa öğrenciyi kim yetiştirecek? Buna gereken önemi vermemiz gerekiyordu. İşte bunu biz verdik. Bu büyük dönüşüm sınıfların içinde de somut şekilde hissediliyor" diye konuştu."Okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahipsiz"Öğrencilik yıllarında sınıflarda 80 öğrenci olduğunu ve bugünlerde 15-25’ye düştüğünü vurgulayan Erdoğan, "Dünyada bu kadar kısa sürede böyle oranları yakalayan çok az ülke vardır. Türkiye hamdolsun bunu bizim dönemimizde başarmıştır. Okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahipsiz. 5 yaşta okul öncesi net okullaşma oranımız yüzde 11,7’den yüzde 82,53’e çıktı. İlköğretimde yüzde 91’den yüzde 96’ya, ortaöğretimde yüzde 50,57’den yüzde 82,85’e geldik. 6-14 yaş grubunda yüzde 99’luk okullaşma oranı ile OECD ortalaması olan yüzde 98’in üzerine çıktık. 15-19 yaş grubunda okullaşma oranımızı 2023 itibariyle yüzde 79’a taşıyarak OECD ortalaması olan yüzde 84’e yaklaştırmış bulunuyoruz. Fatih Projesi kapsamında 2025 sonu itibariyle etkileşimli tahta kurulmuş, derslik sayımız 668 bine ulaşacaktır. Öğretmenlerimizin özlük ve mali haklarında da önemli iyileştirmelere gittik" açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda Türkiye’nin son 23 yılda eğitim başta olmak üzere birçok alanda önemli ilerlemeler kaydettiğini vurguladı. Ekonomik büyümeden tüm vatandaşların en üst düzeyde faydalanmasını hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, eğitimde ciddi mesafe alınmasına karşın tüm sorunların çözüldüğü iddiasında olmadıklarını da belirtti. Erdoğan, geçmişten kalan köklü problemlere, darbe dönemlerinin açtığı yaralara ve çağın getirdiği güncel sınamalar ile değişen ve gelişen Türkiye’nin ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, bunlar arasında denge kurarak hedeflere doğru ilerleneceğini ve öğretmenlerle birlikte başarılacağını kaydetti.Aynı zamanda Erdoğan, birkaç puan oy uğruna her alanda olduğu gibi eğitimde de popülizmin sınırlarını zorlayan siyasi rakiplere rağmen başaracaklarını ifade etti. Öğretmenlere emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü bir kez daha kutladı. Programı düzenleyen Milli Eğitim Bakanı ve ekibine teşekkürlerini ileten Erdoğan, göreve başlayacak genç öğretmenlere de başarılar diledi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 17:03
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’u resmi törenle karşıladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’u resmi törenle karşıladı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 16:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Öğretmenlerimiz irfan ve ahlak meşalesini ellerinde taşıdıkça Türkiye’nin yolu da ufku da açıktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız. Onları geçmişe çekmek bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesinde düzenlenen 24 Kasım Öğretmen Günü ve Öğretmen Atama Programına katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlerin herkesin hayatına yön verdiğini ve herkesin hayatında iz bıraktığını söyledi. Öğretmenler Günü dolayısıyla tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutlayan ve şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz’ı da yad eden Erdoğan, "Sizlerin şahsında 81 ilimizdeki tüm öğretmenlere ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ben de emeği ve göz nuru bulunan öğretmenlerime şükranlarımı sunuyor, hayatta olan hocalarımın her birinin tek tek ellerinden öpüyorum. Vazife başında şehit olan öğretmenlerimizle birlikte afetlerde, kazalarda kaybettiğimiz öğretmenlerimize rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa kendilerini her öğretmenler gününde milletçe hüzünle, hasretle ve minnetle andığımız şehit öğretmenlerimiz Şenay Aybüke Yalçın’a ve Necmettin Yılmaz’a Cenabı Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum. Öğrencilerini yetiştirdikten sonra artık emekli olmuş öğretmenlerimize de sağlıklı hayırlı ömürler diliyor. Onlara da ayrıca şükranlarımızı iletiyorum. Bugün biliyorsunuz sadece ülkemizde değil dünyanın birçok yerinde Türk öğretmenler görev yapıyor, öğrenci yetiştiriyor. Gerek bakanlığımız bünyesinde gerek Türkiye Maarif Vakfı’na bağlı eğitim kurumlarımızda görev yapan eğitimci kardeşlerimi de teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı."Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz, evlatlarımızı geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır"Atanacak olan öğretmenlere meslek hayatlarında başarılı olmalarını dileyen Erdoğan, "Birazdan 15 bin öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaşacağız. Kura ile görev yerleri belli olacak genç öğretmenlerimiz birikimleriyle, geniş vizyonlarıyla, güçlü karakterleri ve sağlam duruşlarıyla evlatlarımızı geleceğin dünyasına en güzel şekilde hazırlayacaklardır. İnşallah bir ömür boyu aşkla, şevkle, tutkuyla, samimiyetle mesleklerini icra edeceklerine inandığım genç öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Görevlerinin kendilerine, öğrencilerine ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı."Öğretmen kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla şefkatle merhametle işleyen mücevher ustasıdır"Öğretmenlik mesleğinin sabır isteyen ve saygın bir meslek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "İlk atamadan emekliliğe kadar öğretmenlik her aşamasında tahammül isteyen, sabır isteyen, özveri isteyen, bunlarla birlikte adanmışlık isteyen saygın bir meslektir. Birazdan kurasını çekeceğimiz genç öğretmenlerimiz yeni bir kariyere başlamanın yanında emekliliğe kadar sürecek zorlu olduğu kadar ulvi bir mesleğe de adım atıyorlar. Öğretmenlik mesleğini diğer kamu görevlerinden ayıran en önemli vasfı malzemesinin de meyvesinin de insan olmasıdır. Öğretmen kendisine emanet edilen cevher olan öğrencisini büyük bir sabırla şefkatle merhametle işleyen mücevher ustasıdır. Öğretmen öğrencisine sadece bilgi aktarmaz aynı zamanda onun fikrini değiştirir. Ufkunu genişletir. Hayata ve kendisine yönelik bakış açısını tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle ilmek ilmek dokur, işler tekemmül ve inkişaf ettirir. Bu gerçeği merhum Nurettin Topçu, Büyük İskender ve hocası Aristo örneğinden hareketle bakınız nasıl açıklıyor; ‘Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe çıkardı.’ Öğretmenin insanın kişilik ve kimlik inşasına etkisi tam olarak budur. Hayatta öyle meslekler vardır ki insan maaşını alır, ücretini alır, karşılığında bir işi görevi yerine getirir ve böylece sorumluluktan kurtulur. Fakat öğretmenlik böyle bir meslek değildir. Öğretmen öğrencisine kimi zaman annelik yapar, kimi zaman babalık, kimi zaman da arkadaşlık eder. Öğretmen bu yönüyle öğrencisinin geniş ailesinin bir üyesidir. Okul nasıl ki millet kültürünün millet ruhunun bayrağı ise öğretmen de bu ruhun bayraktarıdır. Buradaki ve ülkemizin dört bir yanındaki tüm öğretmenlerimizin görevlerini bu yüksek şuurla bu yüksek mesuliyet bilinciyle yerine getirdiklerine ve getireceklerine yürekten inanıyorum. Şunu bilmenizi isterim. Öğretmenlerimiz ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça Allah’ın izniyle Türkiye’nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır. Siz bu ruha sahip çıkarsanız önümüz inşallah aydınlık olacaktır" diye konuştu."Büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız"Artık teknolojinin her alanda insan hayatına girdiğini belirten ve bu konuda dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı ülkelere, toplumlara ve bireylere istikamet çizdiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatımıza getirdiği kolaylıkları kimse inkar edemez. Daha önce saatler günler süren pek çok işi bugün elimizdeki telefona yüklediğimiz bir uygulama sayesinde saniyeler içinde yapabiliyoruz. Dünyanın en ucuza köşesindeki hadiseleri an ve an takip edebiliyor. Fiziken bir araya gelmemizin mümkün olmadığı farklı kültürden insanlarla diyalog kurabiliyor. Hatta dostluk, arkadaşlık, iş ortaklığı geliştirebiliyoruz. Son dönemde yapay zeka devrimiyle birlikte teknolojideki değişim artık baş döndürücü boyutlara ulaştı. Sonunu kimsenin öngöremediği bir belirsizliğe doğru insanlık olarak hızla yol alıyoruz. Buna karşı direnmek, bunun dışında kalmak sizin de bildiğiniz gibi mümkün değil. Peki ne yapabiliriz? Akıntıya karşı kürek çekemeyeceğimize göre bunu doğru yönetebiliriz. Ülkemiz ve milletimizin menfaatleri istikametinde doğru yönlendirebiliriz. Teknolojinin sağladığı imkanlardan azami derecede istifade ederken aynı zamanda zararlı yönlerini minimalize etmek bizim elimizdedir. Bunun yolu ise çocuklarımıza dijital okuryazarlık ve farkındalık eğitimi vermekten geçiyor. Sadece yasaklayarak bir netice alınamayacağını hepimiz biliyoruz. Kabul edelim ki çocuklarımızın oyun alanı artık sadece parklar, bahçeler, sokaklar değil. Çocuklarımızın kurduğu iletişim sadece yüz yüze iletişimle de sınırlı değil. Bugün evlatlarımız dijital teknolojinin büyülü atmosferinde daha fazla vakit geçirecek sayısız imkana kolayca ulaşabiliyor. Bizlere çok sentetik ve yapay gelse de arkadaşlarıyla orada sosyalleşiyor, orada eğleniyor, orada kendine ayrı bir çevre ediniyor. Tabiri caizse sanal evrende ayrı bir gezegen kuruyor. Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak ve onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek için bu gerçeklerle barışmamız gerektiği kanaatindeyim. Şunun da altını önemli çizmek durumundayım. Nesiller arasındaki kavrayış. Arada öyle bir fark var ki büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız. Onları geçmişe çekmek bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı.Çocuklarla doğru iletişim kurulması gerektiğini verdiği örneklerle açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti;"Özellikle de sanal dünyanın dehlizlerinde evlatlarımızın ve gençlerimizin kaybolmalarına engel olamayız. Bu konuda ebeveynlerle birlikte siz öğretmenlerimize de önemli görevler düşüyor. Şu noktanın da üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor. Bir öğretmenin evladı olarak gördüğü öğrencisini sevgiyle saran emeği ne kadar mühimse ne kadar değerliyse ailelerimizin öğretmene desteği de aynı derecede kıymetlidir. Vazgeçilmezdir. Ailelerimizin çocuklarının eğitimleriyle yakından ilgilenmesi öğrenme süreçlerinde özellikle de sanal dünyadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerle mücadele de çok çok önemlidir. Hep beraber el ele verecek dikkatli, sabırlı, şefkatli ve kararlı bir şekilde sanal alemden yayılan tehlikelere karşı mücadele edeceğiz. Türkiye Yüzyılı Marif Modeliyle eğitimde yaşanan paradigma değişiminin bizlere bu çabalarımızda da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.""MEB’e 2026’da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık"Toplumda ve herkesin hayatında özel bir konuma sahip olan öğretmenlere haklarını teslim etmenin asli vazife olduğunu belirten Erdoğan, "Son 23 yılda hep böyle bir çabanın içinde olduk. Ülkemizin büyümesine, Türkiye ekonomisinin imkanlarının genişlemesine paralel olarak bunu en önce öğretmenlerimize, en önce eğitime yansıttık. Eğitimin niteliğini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak eğitimin önündeki engelleri ve yasakları kaldırmak, öğrencilerimiz arasında fırsat eşitliğini sağlamak için ilk günden beri çalışıyoruz. 2002’de MEB merkezi yönetim bütçesi içinde 4’üncü sıradaydı. 2003’ten itibaren eğitime birinci sırayı tahsis ettik. 2026 bütçesinde de bu önceliği koruduk. MEB’e 2026’da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. Gerekli desteği en üst seviyede ilme, eğitim-öğretime ayırmak durumundayız. Bu dönemde derslik sayımız 343 bindi, bugün 616 bine yükseldi. Özel okullar dahil edildiğinde bu rakam 754 bine yaklaşıyor. Bizden evvel yapılan derslik sayısının 2 katını biz sadece 23 senede ülkemize kazandırmanın kıvancını yaşadık. Okullarımızda görev yapan öğretmen sayısında da ciddi artışlar oldu. 2002’den bu yana 821 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık. Şu an resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayımız 1 milyon 34 bini aşmıştır. Aktif görevdeki her 10 öğretmenden 8’i bizim dönemimizde atandı. Öğretmen olmazsa öğrenciyi kim yetiştirecek? Buna gereken önemi vermemiz gerekiyordu. İşte bunu biz verdik. Bu büyük dönüşüm sınıfların içinde de somut şekilde hissediliyor" diye konuştu."Okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahipsiz"Öğrencilik yıllarında sınıflarda 80 öğrenci olduğunu ve bugünlerde 15-25’ye düştüğünü vurgulayan Erdoğan, "Dünyada bu kadar kısa sürede böyle oranları yakalayan çok az ülke vardır. Türkiye hamdolsun bunu bizim dönemimizde başarmıştır. Okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahipsiz. 5 yaşta okul öncesi net okullaşma oranımız yüzde 11,7’den yüzde 82,53’e çıktı. İlköğretimde yüzde 91’den yüzde 96’ya, ortaöğretimde yüzde 50,57’den yüzde 82,85’e geldik. 6-14 yaş grubunda yüzde 99’luk okullaşma oranı ile OECD ortalaması olan yüzde 98’in üzerine çıktık. 15-19 yaş grubunda okullaşma oranımızı 2023 itibariyle yüzde 79’a taşıyarak OECD ortalaması olan yüzde 84’e yaklaştırmış bulunuyoruz. Fatih Projesi kapsamında 2025 sonu itibariyle etkileşimli tahta kurulmuş, derslik sayımız 668 bine ulaşacaktır. Öğretmenlerimizin özlük ve mali haklarında da önemli iyileştirmelere gittik" açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda Türkiye’nin son 23 yılda eğitim başta olmak üzere birçok alanda önemli ilerlemeler kaydettiğini vurguladı. Ekonomik büyümeden tüm vatandaşların en üst düzeyde faydalanmasını hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, eğitimde ciddi mesafe alınmasına karşın tüm sorunların çözüldüğü iddiasında olmadıklarını da belirtti. Erdoğan, geçmişten kalan köklü problemlere, darbe dönemlerinin açtığı yaralara ve çağın getirdiği güncel sınamalar ile değişen ve gelişen Türkiye’nin ihtiyaçları olduğunu dile getirerek, bunlar arasında denge kurarak hedeflere doğru ilerleneceğini ve öğretmenlerle birlikte başarılacağını kaydetti.Aynı zamanda Erdoğan, birkaç puan oy uğruna her alanda olduğu gibi eğitimde de popülizmin sınırlarını zorlayan siyasi rakiplere rağmen başaracaklarını ifade etti. Öğretmenlere emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü bir kez daha kutladı. Programı düzenleyen Milli Eğitim Bakanı ve ekibine teşekkürlerini ileten Erdoğan, göreve başlayacak genç öğretmenlere de başarılar diledi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 16:31
Eğitimci başkan emekli öğretmenleri konuk etti
Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde emekli öğretmenleri ağırladı. Mesir Tabiat Parkı’nda düzenlenen etkinlikte konuşan Başkan Balaban, "Öğretmen, çevresini aydınlatan bir meşaledir" dedi. Kendisi de öğretmen olan Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde meslektaşlarını unutmadı. Cumhuriyet Meydanı’nda bu özel gün dolayısıyla düzenlenen çelenk sunma törenine katılan Başkan Balaban, daha sonra Mesir Tabiat Parkı Yunuspark Kafe’de düzenlenen etkinlikte emekli öğretmenlerle bir araya geldi. Etkinlikte CHP İlçe Başkanı Yalçın Arcak, Belediye Başkan Yardımcıları, Yunusemre Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Erdinç Yavaşlı, Yunusemre İlçe Emniyet Müdürü Hüsnü Uz ve ilgili birim müdürleri de öğretmenlere eşlik etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in anne babası eğitimci Şükran-Talat Özel çiftinin de katıldığı etkinlikte öğretmenlik mesleğinin önemini vurgulayan Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca organizasyonun amacına dikkat çekti. Gürtunca, öğretmenlerin toplumdaki yerinin tartışılmayacağını söyledi. Programda öğretmenlere seslenen Belediye Başkanı Semih Balaban da bu günün önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Öğretmen, çevresini aydınlatan bir meşaledir. Her anlamda da toplumun ileri düzeye gitmesinde en büyük rolü oynar. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Özellikle de Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyen ve onun hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyine çıkmak için öğretmenlere çok ihtiyacımız var. Aramızda bulunan Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in annesi Şükran Özel benim öğretmenimdir. Ellerinden bir kez daha öpüyorum. Değerli Eşi Talat Hocamın da ellerinden bir kez daha öpüyorum. Ben şunu söylemek istiyorum; Öğretmenler olmasa hayat olmaz, hiçbir ilerleme olmaz. Tüm öğretmenlerimizin bu güzel gününü bir kez daha kutluyorum."
24 Kasım 2025 Pazartesi - 16:01
AK Parti’li Baybatur esnafın isteklerini yerinde dinledi
Manisa Küçük Sanayi Sitesi esnafıyla bir araya gelen AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, esnafın istek ve şikayetlerini yerinde dinleyerek çözüm önerileri konusunda fikir alışverişinde bulundu. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Küçük Sanayi Sitesi’nde esnaflarla bir araya gelerek düzenlenen kahvaltı programına katıldı. Bölgedeki iş yeri sahipleri ve çalışanlarla sohbet eden Baybatur, esnafın gündemine ilişkin soruları yanıtladı. Baybatur, esnafın dile getirdiği konuları not alarak ilgili kurumlarla istişare edileceğini ifade etti. Sanayi esnaflarını da iş yerlerinde ziyaret eden Baybatur, esnaflarla çay içip sohbet etti. Kahvaltı programının ardından konuşan Murat Baybatur, yaptığı kısa açıklamada şunları söyledi; "Küçük Sanayi Sitemiz, Manisa’nın üretim omurgalarından biridir. Esnafımızın talep ve önerileri bizim için yol göstericidir. Bugün olduğu gibi, her zaman sahada olmaya ve esnafımızla gönül gönüle çalışmaya devam edeceğiz." Programa, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı İlkcan Durmaz, Yönetim Kurulu Üyeleri ve esnaflarlar katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder