POLİTİKA
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:59 AYM Başkanı Özkaya: "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı. "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" AYM’nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti. Özkaya konuşmasına şöyle devam: "Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir." "AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür" Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM’nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu. Başkan Özkaya, AYM’nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti. "Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır" AYM’nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu. Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM’nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti. Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldı
Başkan Sabancı; "Kadınlar daha görünür ve güçlü olacak
25 Kasım 2025 Salı - 11:35 Başkan Sabancı; "Kadınlar daha görünür ve güçlü olacak AK Parti Uşak Kadın Kolları Başkanı Hilal Sabancı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında basın açıklaması düzenlendi. AK Parti Uşak Kadın Kolları Başkanı Hilal Sabancı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında AK Parti İl Başkanlığı toplantı salonunda basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında AK Parti Uşak Merkez İlçe Başkanı Mehmet Bitik, parti üyeleri ve vatandaşlar da katıldı. Kadınların güçlendirilmesini vurgulayan Sabancı, "Bir yandan koruma mekanizmalarını güçlendirirken bir yandan da kadınların ekonomik, sosyal ve toplumsal hayatta daha görünür ve güçlü olmasını sağlayacak politikalar üretmeye devam ediyoruz. Bu bilinçle, kadın istihdamını artıracak, girişimcilik fırsatlarını güçlendirecek, eğitim ve mesleki gelişim imkanlarını yaygınlaştıracak projeleri bir bir hayata geçiriyoruz. Bugün kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36,6 seviyesine ulaştı, üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki oranı ise yüzde 20’yi aştı. Parlamentoda kadın milletvekili oranı yüzde 20’lere, kadın girişimcilerin oranı ise yüzde 18’lere ulaştı. Bu rakamlar, kadınların sadece aile ve özel hayatlarında değil, toplumsal karar alma süreçlerinde, iş dünyasında ve kamusal alanda da giderek daha güçlü bir şekilde var olduklarını göstermektedir" dedi. Uluslararası şiddet vakalarına dikkat çekip erkeklere çağrıda bulunan Sabancı, "Gazze, Doğu Türkistan ve Ukrayna başta olmak üzere kadın ve çocuklara yönelik her türlü saldırıyı lanetliyor, dünyanın neresinde olursa olsun kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddete karşı uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz. Bütün bu mücadele aynı zamanda bir zihniyet mücadelesidir. Kadın ve erkeğin her alanda birbirini tamamladığı bilinciyle buradan erkeklere de sesleniyoruz. Evinizde, iş yerinizde, sokakta, sosyal medyada Kadına yönelik sözlü, psikolojik, ekonomik, dijital ve fiziksel şiddete karşı ses çıkarın. Susan değil, duran değil, "dur" diyen olun. Bu mücadelede en büyük pay şüphesiz ki erkeklerindir. AK Parti Kadın Kolları olarak inancımızın, kültürümüzün ve medeniyetimizin asla kabul etmediği kadına yönelik şiddeti siyaset üstü bir mesele olarak değerlendiriyor, açık ve net bir şekilde reddediyoruz." diye konuştu.
Bakan Tekin: "Her çocuk ve her insan bizim gözümüzde eşittir"
25 Kasım 2025 Salı - 11:35 Bakan Tekin: "Her çocuk ve her insan bizim gözümüzde eşittir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Her çocuk ve her insan bizim gözümüzde eşittir. Hiçbir farklılık, o çocuğun eğitim-öğretimden kısmen ya da tamamen alıkonulmasını meşru gösteremez" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara’da düzenlenen 2. Maarif Kongresi’ne katıldı. Düzenlenen kongrenin Türkiye’nin eğitim sisteminde köklü bir perspektif sunmayı amaçladığı, maarif geleneğinin günümüz ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınacağı ve bakanlığın yürüttüğü yapısal dönüşüm çalışmalarının kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi. Ayrıca farklı illerden gelen eğitim yöneticilerinin, akademisyenlerin ve öğretmen temsilcilerinin de katıldığı kongrenin bu yönüyle hem değerlendirme hem de istişare platformu olarak önem taşıdığı vurgulandı. Bakanlığın son dönemde hayata geçirdiği müfredat yenileme çalışmaları, ölçme ve değerlendirme politikaları ile öğretmen eğitimine yönelik yeni modeller de programda ele alındı. "Değişen dünya koşullarında milli ve manevi değerlerine bağlı bir kuşak yetiştirmek durumundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, kongrede yaptığı konuşmada her çocuğun aynı şartlarda eğitim aldığını, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin herkese eşit şartlarda eğitim verdiklerini belirterek, "Dünyada değişen bu formata uygun eğitim sistemi inşa etmezsek eğer çocuklarımızın milletine, vatanına, ülkesine bağlılık duyguları zayıflar. Dünya küresel bir köy haline geldi. Dolayısıyla biz 2024-2025 eğitim öğretim yılında bu parametreyi kendimize bir çerçeve aldık ve kabul ettik. Değişen dünya koşullarında çocuklarımızın milli ve manevi değerlerine bağlı, ülkesine, ülkesinin değerlerine, ülkesinin egemenlik haklarına, ülkesinin bağımsızlığına saygı duyan, ihtiyaç duyduğunda gözünü kırpmadan kendisini ülkesi ve milleti için feda edebilecek bir kuşak yetiştirmek durumundayız. Bunu yaparken de değişen dünyanın parametrelerine uygun davranmak durumundayız. Müfredatımızı revize ettik" dedi. "Dünyanın her tarafında canımızı sıkan olayların arka planında eğitim sistemleri olduğu gerçeğinden hareket ettik" Bakan Tekin, dünyada var olan eğitim sisteminin insanlığı örnek almadığını ve bu yüzden soykırımların, savaşların ve ırkçılığın yaygınlaştığını vurgulayarak, "Bugünlerde dünyanın her tarafında canımızı sıkan, hoşumuza gitmeyen davranışların, olayların arka planında eğitim sistemleri olduğu gerçeğinden hareket ettik ve diyoruz ki eğer dünyada bütün eğitim sistemleri kardeşlik, bağımsızlık, insan hakları, demokrasi, adalet, özgürlük gibi değerleri eğitim sistemleri kendi içerisinde çocuklara kazandırsaydı eğer, dünyanın hiçbir tarafında savaşlar, insan hakları ihlalleri, bebek ölümleri, bebekleri katletmeye varan vahşilikler yaşanmazdı. En son İsrail’in Gazze’de bütün dünyanın gözü önünde yaşattığı zulüm, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Kundaktaki bebeklerin hunharca katledildiği, yüz binlerce insanın yerinden yurdundan edildiği bir süreç yaşandı. Burada iki tane önemli konu var. Birincisi İsrail’in bu vahşeti yapabilmesi, ikincisi ise dünyanın bir dizi insan haklarına rağmen, insan haklarını korumakla mükellef bir dizi musallat üretim varlığına rağmen yaşanan bu vahşete karşı sessiz kalmasıdır. Dünyadaki eğitim sistemleri, devletin varlık sebebine uygun hareket etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak 2002 yılından itibaren eğitimde fırsat eşitliğinin bir temel insan hakkı olarak gördük. Kılığı ya da kıyafeti, etnik ya da dini farklılığı nedeniyle hiç kimsenin eğitim öğretim hakkından mahrum bırakılamayacağını bir referans olarak aldık ve Türkiye’nin her tarafında hiçbir ayrım gözetmeksizin her çocuğumuzun eğitime eşit bir biçimde erişebileceği bir altyapıyı, hem fiziki hem de hukuki olarak oluşturduk" diye konuştu. "Her vatandaş bizim gözümüzde eşittir" Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapı taşında herkese eşit şartlarda eğitim öğretim hakkı olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Her çocuk ve her insan bizim gözümüzde eşittir. Her vatandaş bizim gözümüzde eşittir. Hiçbir farklılık o çocuğun eğitim öğretim hakkından kısmen ya da tamamen alıkolunmasını meşru gösteremez. Bu hareketle eğitim öğretim sistemimizde köklü bir revizyon yaptık. Programlarımızın içerisinde bu türden ayrıştırıcı, ötekileştirici bütün ifadeleri çıkardık. Katsayı zulmünden başörtüsü problemine kadar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Alevi vatandaşlarımızın beklentilerinden etnik ya da dini ayrımcılık olarak yorumlanabilecek ifadelerin çıkartılmasına kadar gerçekten devrim niteliğinde adımlar attık. Atmaya da devam ediyoruz." Kogreye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Eğitim Akademisi Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program, Bakan Tekin’in öğretmenlere katılım belgesi vermesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.
Ak Parti Kadın Kolları; "Kadınlarımız yalnız değildir"
25 Kasım 2025 Salı - 11:20 Ak Parti Kadın Kolları; "Kadınlarımız yalnız değildir" Ak Parti Kadın Kolları Başkanlığı, Erzurum İl Başkanlığı’nda" 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" münasebetiyle bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 25 Kasım’ın kadına yönelik şiddete karşı yükselen kararlılığın, dayanışma ve sorumluluk anlayışının simgesi olduğu belirtilerek, " Ancak biz bu mücadeleyi sadece bir günle sınırlamıyoruz. Biz, bu davayı; kadının izzetini, çocuklarımızın geleceğini, ailenin onurunu, milletimizin dirliğini koruma davası olarak görüyoruz. Ve AK Parti Kadın Kolları olarak, 81 ilde eş zamanlı biçimde diyoruz ki: Kadına yönelik şiddet; kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin, hangi gerekçeye sığınılırsa sığınılsın, asla ve asla kabul edilemez bir insanlık suçudur. Şunu açıkça ifade etmek isteriz: Bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele; bir iyi niyet beyanından ibaret değildir, bilakis AK Parti iktidarlarının tam 23 yıldır adım adım inşa ettiği bir devlet politikasıdır. 2002 seçim beyannamemizde kadına yönelik şiddetle mücadeleyi açıkça ortaya koyarak bu alanda kapsamlı bir dönüşüm başlattık. Aradan geçen 23 yılda hukuki altyapıyı güçlendirdik, cezai yaptırımları artırdık, koruyucu ve önleyici mekanizmaları yaygınlaştırdık" denildi. "Ve tüm kadınlara "yalnız değilsiniz" diyoruz" Kadın ve erkeğin her alanda birbirini tamamladığı bilinciyle erkeklere seslenilen açıklamada, daha sonra şöyle denildi " Evinizde, iş yerinizde, sokakta, sosyal medyada Kadına yönelik sözlü, psikolojik, ekonomik, dijital ve fiziksel şiddete karşı ses çıkarın. Susan değil, duran değil, "dur" diyen olun. Bu mücadelede en büyük pay şüphesiz ki erkeklerindir. AK Parti Kadın Kolları olarak; inancımızın, kültürümüzün ve medeniyetimizin asla kabul etmediği kadına yönelik şiddeti siyaset üstü bir mesele olarak değerlendiriyor, açık ve net bir şekilde reddediyoruz. AK Parti Kadın Kolları olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde daha adil, daha güvenli bir hayatı güçlü kadınlarla birlikte inşa etmeye devam edeceğiz. Hiçbir kadın kendisini çaresiz hissetmeyene kadar; bu topraklarda kadına yönelik şiddet tamamen son bulana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi, 25 Kasım vesilesiyle Türkiye’nin dört bir yanından yükselen güçlü bir sesle bir kez daha ilan ediyoruz. Ve tüm kadınlara "yalnız değilsiniz" diyoruz"
Başkan Kurnaz: "Yollarımızın konforu ve güvenliği önceliğimiz"
25 Kasım 2025 Salı - 10:08 Başkan Kurnaz: "Yollarımızın konforu ve güvenliği önceliğimiz" İlçede yapımı devam eden yol yapım çalışmalarını yerinde inceleyen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Yollarımızın konforlu ve güvenli olmasına özen gösteriyoruz" dedi. Başkan İhsan Kurnaz, ilçede devam eden yol yapım çalışmalarını yerinde inceleyerek hem ekiplerden bilgi aldı hem de mahalle sakinleriyle sohbet etti. Hürriyet Mahallesi’ndeki sıcak asfalt çalışmalarını takip eden Kurnaz, saha çalışmalarının vatandaş talepleri doğrultusunda sürdüğünü söyledi. Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini belirten Başkan Kurnaz, "Mahallelerimizde belirlenen ihtiyaç noktalarında trafik ve yaya güvenliğini sağlamak için yoğun bir mesai yürütüyoruz. Ulaşım konforunu artırmak için gece gündüz çalışan ekiplerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. "94 milyon TL tasarruf ettik" Göreve geldikleri günden bu yana çalışmaların tasarruf tedbirlerine uygun şekilde sürdürüldüğünü vurgulayan Başkan Kurnaz, "Fen işleri çalışmalarımızda bugüne kadar yaklaşık 94 milyon TL tasarruf sağladık. Bu tasarruf sonrası kasamızda kalan tutar aslında İlkadımlı hemşehrilerimizin cebinde kalmış oldu. Bu kaynaklarla ilçemize çok daha fazla yatırım ve hizmet kazandıracağız. İlçenin her noktasına eşit hizmet götürme anlayışıyla çalışmalarımız devam edecek" şeklinde konuştu.
Bakan Kurum: "Türkiye’yi ev sahibi yapacağız"
25 Kasım 2025 Salı - 10:06 Bakan Kurum: "Türkiye’yi ev sahibi yapacağız" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Adana’da İlk Evim Projesi kapsamında ev sahibi olan vatandaşların görüntülerini paylaştı. Bakan Kurum, "Manzarası da kendisi de sanat eseri gibi yuvalarımız. Nasıl bugüne kadar 10 milyona yakın vatandaşımızı uygun ödeme koşullarıyla güvenli yuvalara kavuşturduysak, yüzyılın konut projesi ile yine umut olacağız. Türkiye’yi ev sahibi yapacağız" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), 250 bin sosyal konut projesi kapsamında 81 ilde konutların inşasına devam ediyor. Adana’nın Yumurtalık ilçesinde 59 bin 907 metrekare alanda yapımı tamamlanan konutlara taşınan vatandaşların görüntülerini paylaşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Manzarası da kendisi de sanat eseri gibi yuvalarımız. Nasıl bugüne kadar 10 milyona yakın vatandaşımızı uygun ödeme koşullarıyla güvenli yuvalara kavuşturduysak, yüzyılın konut projesi ile yine umut olacağız. Türkiye’yi ev sahibi yapacağız" ifadelerini kullandı. "Lüks evlerde oturur gibi sosyal konutlarda oturuyorum" İlk Evim Projesi ile ev sahibi olan Canan Gökler, "O an heyecandan ölecektim. Çok bekledim, adım dördüncü kurada çıktı. Ayrıca deniz manzarası çıkması hayalimizdi. Lüks evlerde oturur gibi sosyal konutlarda oturuyorum. Kira ödeyene kadar kendi evinin taksitini ödüyorsun" dedi. Emeklilik kategorisinden başvuran Ömer Yücel ise projenin bir avantaj olduğunu belirterek, "Evimiz, gayet geniş, ferah, kullanışlı. En güzel tarafı ise deniz manzaramız var. Şunu da söylemem gerekirse, başkalarının tatil yaptığı yerde oturmak ayrı bir zevk. Taksitleri tam bizim cebimize uygun" şeklinde konuştu. "Devletimiz sosyal devlet anlamında büyük bir hizmet ediyor" Görüntülerde yer alan hak sahiplerinden Ali Akıllı, "Böyle bir devletin çatısı altında yaşıyor olmaktan herkesin gurur duyması lazım. Hakikaten devletimiz sosyal devlet anlamında vatandaşına gerçekten çok büyük bir hizmet ediyor. Hani bir söz var, ‘milleti yaşat ki devlet yaşasın’ diye. Bunu devletimiz, Cumhurbaşkanımız ve elbette ki Çevre, Şehircilik Bakanımız hakkıyla yerine getiriyorlar. Dolayısıyla milletin yaşadığı bir devlet elbette yaşayacaktır" diye konuştu. "Yumurtalık’ın en güzel yeri burası" Ev sahibi Metin Sincan, evlerin kullanışlı olduğuna dikkat çekerek, "2+1 olmasına rağmen evimiz büyük. Normalde biz köyde oturuyorduk. Bizim evlerimiz buradan daha küçüktü. Şu anda Yumurtalık’ın en güzel yeri burası. Denizi yukarıdan görüyor, serin, ferah, çok güzel yerde" dedi. Necdet Sır da, "Bir villa tipi yani buna diyecek bir şey bulamıyoruz. Her şeyi var, doğal gazı var, sıcak suyu var. Kiradan çok uygun. Kiraya verdiğin paranın yarı fiyatını buraya veriyorsun" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ortak basın toplantısı düzenledi
25 Kasım 2025 Salı - 09:33 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ortak basın toplantısı düzenledi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması adil ve sürdürülebilir barışın temel koşuludur. Bu çerçevede Türkiye olarak henüz bu yönde adım atmamış tüm dost, kardeş ve müttefik ülkelerden Filistin devletini tanımalarını bekliyoruz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’ya resmi ziyarette bulunan Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde resmi törenle karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Myung’un ikili ve heyetler arası görüşmenin ardından Türkiye ile Güney Kore arasında enerji, savunma sanayii, teknoloji, ticaret ve nükleer enerji dahil çeşitli alanlarda 6 anlaşma imzalandı. "Nükleer Güç Santrali Projesi"nin de yer aldığı anlaşmaların imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin tarihsel temellerine ve Kore Savaşı’ndan bu yana süren kardeşlik hukukuna işaret ederek, ilişkilerin bu ziyaretle daha da pekiştiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin Türkiye ile Güney Kore arasındaki güçlü bağların daha da pekiştirilmesine hizmet ettiğini belirterek, Kore halkının Türkiye’yi "kardeş ülke" olarak görmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kore Savaşı’nda omuz omuza verilen mücadeleyi hatırlatan Erdoğan, binlerce kilometre uzaktaki cepheye gönderilen Türk askerlerini anarak, "kan kardeşliği" vurgusu yaptı. Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee’nin yarın Ankara’daki Kore’de Savaşan Türkler Anıtı’na çelenk bırakacağını belirterek, bu duyarlılıkları için teşekkür etti. Türkiye ile Güney Kore arasında 1957’de kurulan diplomatik ilişkilerin 2012’de stratejik ortaklık seviyesine taşındığını belirten Erdoğan, 2027’de ikili ilişkilerin 70. yılının çeşitli etkinliklerle kutlanacağını ifade etti.Görüşmelerde ekonomi, teknoloji, enerji ve yatırımların gündemlerindeki önemli başlıklar arasında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ticaretten turizme, enerjiden savunma sanayiine, altyapıdan ulaştırmaya, bilim ve teknolojiden karşılıklı yatırımlara pek çok alanda işbirliği imkanlarını ele aldık. Yapay zeka, yarı iletkenler ve batarya teknolojileri, inovasyon ve yenilenebilir enerji alanlarında ciddi bir potansiyel bulunuyor. Bugün özel sektörlerimiz arasında rüzgar enerjisi alanında işbirliğini öngören önemli bir belge daha imzalandı. Keza, Koreli dostlarımızla ‘kan plazması’ alanında ortak bir projeyi hayata geçirmek üzere mutabakat sağlandı" şeklinde konuştu."Güney Kore’yle evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine oldukça yaklaştık"Türkiye-Güney Kore’nin ticaret hacmine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik’teki ikinci büyük ticaret ortağımız Güney Kore’yle evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine oldukça yaklaştık. 10 milyar dolar sınırını ortak gayretlerle çoktan aşmış durumdayız. Daha dengeli ticari ilişkiler için serbest ticaret anlaşmamızın gözden geçirilmesi ihtiyacına da dikkat çektim" dedi."Ülkemizde yatırım yapacak Koreli şirketlere her türlü desteği vereceğimizi ifade ediyorum"Erdoğan, Güney Koreli şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarına değinirken, Hyundai’nin elektrikli araç üretimi kararından memnuniyet duyduğunu da belirterek şöyle konuştu:"Hyundai şirketinin İzmit’teki fabrikasında yaptığı yeni yatırımla elektrikli araç üretecek olması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Bu yatırımla yerli ve milli markamız Togg’dan sonra ülkemizde tamamen yerli elektrikli olacak yeni bir üretim süreci başlayacaktır. Ülkemizde yatırım yapacak, üretim ve istihdam sağlayacak Koreli şirketlere her türlü desteği vereceğimizi buradan tekrar ifade ediyorum.""Güney Kore’yle bugüne kadar savunma sanayiinde de önemli projelere imza attık"Savunma sanayiinde müşterek projeleri çeşitlendirmeyi hedeflediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Stratejik ortağımız Güney Kore’yle bugüne kadar savunma sanayiinde de önemli projelere imza attık. Altay tankı projemiz bunun en başarılı örneklerinden biri. Milli tanklarımızın ordumuza teslimi biliyorsunuz geçtiğimiz ay başladı. Bu alandaki müşterek projeleri daha da çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Yaptığımız ikili görüşmede savunma sanayiine yönelik bundan sonraki süreçte birçok adımları Güney Kore’yle atabileceğimizi konuştuk" ifadelerini kullandı."Nükleer güç santrali kurulması konusunda da ilgili kurumlarımız arasında görüşmeler sürüyor"Nükleer enerji başlığının da gündemlerinde olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nükleer güç santrali kurulması konusunda da ilgili kurumlarımız arasında görüşmeler sürüyor. Az önce Kore Elektrik Şirketi ile Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptını önemli bir adım olarak görüyorum" diye konuştu.Bölgesel meselelerin de görüşmelerde geniş yer tuttuğunu söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:"Sayın Cumhurbaşkanı ile ikili ilişkilerimizin yanı sıra Filistin, Ukrayna, Suriye, Kore Yarımadası dahil bölgesel ve uluslararası meseleleri de ele aldık. Başta Birleşmiş Milletler G20 ve MİKTA olmak üzere uluslararası ve bölgesel platformlardaki iş birliğimizi sürdürme konusunda mutabık kaldık. Bu vesileyle Güney Kore’nin başarıyla sürdürdüğü MİKTA dönem başkanlığını takdir ettiğimizi belirtmek istiyorum.""Bağımsız bir Filistin devletinin kurulması adil ve sürdürülebilir barışın temel koşuludur"Gazze konusundaki ortak tutuma ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, "G20 zirvesinde dönem başkanlığı devir teslimine ilişkin de görüşme yaptık" ifadelerini kullanarak, "Gazze’deki durum özelinde Türkiye ve Güney Kore olarak ateşkesin sürdürülmesini, masum insanların öldürülmemesini ve iki devletli çözümü savunuyoruz. 1967 yılı sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması adil ve sürdürülebilir barışın temel koşuludur. Bu çerçevede Türkiye olarak henüz bu yönde adım atmamış tüm dost, kardeş ve müttefik ülkelerden Filistin devletini tanımalarını bekliyoruz" dedi."Türkiye olarak kalıcı barışı teminen yürütülecek tüm diplomatik girişimlere destek vermeye devam edeceğiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:"Ukrayna bağlamında çatışmaların durması ve tarafların müzakere masasında diplomatik çözüme yönelik adımlar atması yönündeki tutumumuz hiç değişmedi. Sizlerin de takip ettiği üzere hem Sayın Zelenskiy hem de Sayın Putin’le şu bir hafta içerisinde görüşmelerim oldu. Türkiye olarak ‘İstanbul süreci’ başta olmak üzere kalıcı barışı teminen yürütülecek tüm diplomatik girişimlere destek vermeye devam edeceğiz."Myung’tan savunma sanayiinde ortak üretim vurgusuGüney Kore Devlet Başkanı Myung ise, iki ülkenin savunma alanındaki kapasitesini güçlendirmek için karşılıklı güven temelinde önemli adımlar attığını kaydetti. Myung, "Ortak üretim, teknoloji iş birliği ve eğitim temasları gibi savunma alanındaki iş birliğimizi sürdürmek konusunda kararlıyız" ifadelerini kullandı.Altay ana muharebe tankı projesinin iki ülke arasında gerçekleşen başarılı bir örnek olduğunu dile getiren Güney Kore Lideri Myung, "Bu tür iş birliklerinin çoğalmasını ve iki ülkenin savunma sanayii kapasitesini güncellemesinin yanı sıra bölgesel ve küresel barışa katkı sağlamasını bekliyoruz" dedi.Sinop Nükleer Santrali süreciMyung, Türkiye ile Güney Kore arasında yürütülen Sinop Nükleer Güç Santrali projesine ilişkin müzakere ve teknik inceleme sürecinin sorunsuz ilerlemesi için iki hükümetin gerekli desteği vereceğini belirterek, "Bu konuda karşılıklı mutabakata vardık" diye konuştu.Güney Kore’nin ileri nükleer teknoloji birikimine işaret eden Myung, "Güvenli işletme konusundaki yüksek kapasitemizin Türkiye’nin nükleer enerji geliştirme sürecine somut katkılar sunmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı."Kanla kurulan kardeşlik bağları bu projeye ayrı bir anlam katıyor"İki ülke arasındaki tarihi bağlara da vurgu yapan Myung, "Kore ile Türkiye arasında kanla kurulan kardeşlik bağları düşünüldüğünde bu projenin anlamı bizim için daha da büyüktür" değerlendirmesinde bulundu.Türkiye-Güney Kore Karma Ekonomik Komisyonu toplantıları yeniden başlıyorEkonomik ilişkilerin bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini dile getiren Myung, iki ülke arasındaki Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantılarının 10 yıl aradan sonra yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi.
AK Parti, Yahşihan Belediye Başkan Vekili Demirdirek’i "ihraç" talebiyle disiplin kuruluna sevk etti
25 Kasım 2025 Salı - 08:39 AK Parti, Yahşihan Belediye Başkan Vekili Demirdirek’i "ihraç" talebiyle disiplin kuruluna sevk etti Kırıkkale’nin Yahşihan Belediye Başkan Vekili Aydın Demirdirek, parti tüzüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle AK Parti tarafından "ihraç" talebiyle disiplin kuruluna sevk edildi. Yahşihan Belediyesi’nde yürütülen "irtikap" soruşturması kapsamında eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un tutuklanmasıyla boşalan koltuk için AK Parti İl Başkanlığı, Hüseyin Şenol’u tek aday olarak belirlemişti. Ancak parti kararına rağmen adaylığını açıklayan meclis üyesi Aydın Demirdirek, 30 Eylül’de Belediye Nikah Salonu’nda yapılan oylamada belediye başkan vekilliğine seçildi. Yaklaşık 2 aydır başkan vekilliği görevini sürdüren Demirdirek, parti tüzüğüne aykırı hareket ettiği gerekçesiyle "ihraç" talebiyle disiplin kuruluna sevk edildi. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla 19 Eylül’de Yahşihan Belediyesi’ne yönelik yürütülen "irtikap" soruşturmasında Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un da aralarında bulunduğu bazı belediye yöneticileri ve çalışanları gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden M.S. ve S.G.Ç. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Sungur ile birlikte C.Y., O.U., S.A. ve U.B. çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı. Y.N.Y. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturma sürecinde AK Parti MYK, Ahmet Sungur’un partiden ihracına karar verirken, İçişleri Bakanlığı ise "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanması nedeniyle geçici tedbirle görevden uzaklaştırıldığını açıklamıştı. Sungur’un tutuklanmasının ardından 30 Eylül’de yapılan oylamada Aydın Demirdirek 10 oy alarak başkan vekili seçilmiş, Hüseyin Şenol ise 5 oy almıştı.
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Uygunsuz ürünleri imha ediyoruz"
25 Kasım 2025 Salı - 01:07 Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Uygunsuz ürünleri imha ediyoruz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Hem pestisit kalıntısının çıkmaması hem de tavsiye dışı kullanımın olmaması için arkadaşlarımız mümkün olduğu kadar risk bazlı denetimlerle ve istatistikler metotlarla bu denetimlerini yürütüyorlar. Uygunsuz ürünleri imha ediyoruz" dedi. Yumaklı, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerinin Bakanlığı’na ilişkin sorularını cevapladı. Yumaklı, gayri safi milli hasılanın yüzde 1’nin tarım desteği olarak ayırması konusunda, "Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi bütçeden ayrılan kaynağın yüzde birinden az olması. Geçmiş yıllarda açıkladığımız üzere sadece üreticilere doğrudan verilen desteklerle sınırlı değil. Yani tarım sektörü için yatırım ödenekleri var. Kredi sübvansiyonları var. Müdahale alımları var. Toplam itibariyle 1.14’e denk gelir" dedi. Mera alanlarına ilişkin soruya Yumaklı, "İstatistik Kurumu’nun 1991 tarım sayımında 12.6 milyon hektar. En son tarım sayımı 2001 yılında burada da 14.6 milyon hektar. Bakanlığımız mera kanunu kapsamında yerinde tespit çalışmaları ki son dönemde uzaktan algılama sistemleriyle sağlanan veriler ve kadastro verileriyle bu rakamın 13.4 milyon hektar olduğunu söylemek istiyorum. Bu tespitler sadece bizim metin olarak söylediğimiz şeyler değil. Mera alanlarının tamamını koordinatlarıyla birlikte dijital ortamda Mera bilgi sisteminde kayıt altında tutuyoruz. Bu alanların yüzde 88’i köylerdeki üreticilerimize tavsiye edilmiştir" dedi. Çiftçi sayısına ilişkin soruya Yumaklı, "Çiftçi sayısı ve ekili alanlarla alakalı yani birçok şey var, ama ben en azından son beş yılda alakalı 2021 2 milyon 773 bin 9 kişiydi. Şu anda 2025 Ekim ayı itibariyle 2 milyon 363 bin 734 kişiye yükseldi. Alan 2021 yılında 151 milyon 642 bin 705 dekardı. 170 milyon 126 bin 627 dekar oldu. Elbette burada kullanılmayan veya işlenmeyen tarım arazilerinin ekonomiye kazandırılması konusunda çıkarılan bir değerli Meclisimizin yasası vardı. Buna uygun olarak işlemlerimizi yaptık. Şunu memnuniyetle söyleyebilirim. Bu konuda büyük bir farkındalık oluşmuş durumda. Biz de isteriz ki çiftçilerimiz, üreticilerimiz kendi topraklarının kendileri ya da çocukları eksinler" diye konuştu. Pestisitlerin iç piyasada denetlenmediğine dair bir eleştiriye Yumaklı şöyle cevap verdi: "Dünyada pestisit kullanımı Japonya’da hektara 10 kilogram, Hollanda’da 7 kilogram, İtalya’da 4.2 kilogram. Ülkemizde 2.4 kilogram. Elbette hem pestisit kalıntısının çıkmaması hem de tavsiye dışı kullanımın olmaması için arkadaşlarımız mümkün olduğu kadar risk bazlı denetimlerle ve istatistikler metotlarla bu denetimlerini yürütüyorlar. Uygunsuz ürünleri imha ediyoruz." Yumaklı, mazot ve gübre fiyatları öngörülerek destek verildiğini kaydederek, "Buğday üretiminde yaklaşık 6 litre mazot 25 kilogram tavan gübresi ve 15 kilogram üst gübre kullanılıyor. Buğday için dekara toplam mazot ve gübre maliyeti 822 lira. Temel ve planlama desteği kapsamında ödenecek olan rakamda 806 lira. Yani dolayısıyla mazot maliyetinin tamamını ve gübre maliyetinin yarısını destek olarak ödüyoruz. Zeytin ödemelerimiz öyle ama yani bunun dışında başka bir şey olması söz konusuyla değil" dedi.
AK Parti’den, CHP’li meclis üyelerine "tutarlı siyaset yapın" çağrısı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 23:20 AK Parti’den, CHP’li meclis üyelerine "tutarlı siyaset yapın" çağrısı Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin bugünkü oturumunda yaşanan gerilimin ardından AK Parti heyeti basın açıklaması yaparak CHP’li meclis üyelerine ’tutarlı siyaset yapın’ çağrısında bulundular. AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, tansiyonun yüksek geçtiği ve çıkan tartışmalar nedeniyle ertelenen Büyükşehir Meclis Toplantısı sonrasında, AK Parti’li meclis üyeleri, Meclis Grup Başkan Vekili ve Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler ile toplantı sonrası basın açıklaması yaptı. Açıklamasında CHP’li meclis üyelerinin verdikleri önergenin dahi arkasında duramadıklarına vurgu yapan İl Başkanı Erdem; "Komisyonlarda da mecliste de çoğunluğa sahip olan CHP, suya indirim yapılması konusunda verdikleri önergenin arkasında bile duramıyor. Bugün Söke ve İncirliova’da yapılacak altyapı hizmetlerine de anlamsız bir şekilde tartışma çıkarıp engel olmaya çalıştılar. Siyaset ciddiyet ister" diyerek CHP’li meclis üyelerinin kasıtlı olarak Aydın’a gelecek imkan ve yatırımları engellemeye çalıştığını iddia etti. Meclis toplantısı sonrası ilk olarak AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Fatih Gürer konuştu. 14 Kasım’daki oturumda Aydın’da suya yüzde 50 indirim yapılması yönünde önerge veren CHP’nin ve Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin komisyonda bu konuyu görüşmeyip sürekli ertelediklerini belirtti. İncirliova ve Söke’ye yapılacak kanalizasyon alt yapısının da komisyonda onaylandığını belirten Gürer, CHP’li üyelerin meclis oturumunda bu yatırımları da engellediğini söyledi. Söke ve İncirliova’da yapılacak alt yapı için çekilecek olan kredilerin komisyonda onaylandığını ancak mecliste Büyükşehir Belediyesi’nin garantörlüğü gündeme geldiğinde CHP’nin yatırımları engellemek için ’usul tartışması’ çıkardığını belirten AK Parti Grup Başkan Vekili Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler ise CHP’nin buradaki amacının ise usul değil hizmetleri engellemek olduğunu ileri sürdü. Güler, açıklamasında "CHP’nin ASKİ ile ilgili sürekli defans uygulamalarında amaçları belli. Bizi çalıştırmamak. Laf cambazlığı yaparak meclisin işlemesini ve yapılacak işleri engellemeye çalışıyorlar. Meclisteki tavırlarının toplum karşısında bir açıklamaları yok. Gündemin sıralaması ile alakalı sorun oluşturdular. Meclisin çalışması ile ilgili sorun oluşturmak ve bu tutarsız davranışları Aydın’a gelecek imkan ve kaynaklara engellemeye yönelik tutumlarını herkes gördü. Aydın’a gelecek yatırımların engellenmesine yönelik yapılan provokatif hareketleri ile yatırımları engellemeye çalışıyorlar. Söke ve İncirliova’ya yapılacak kanalizasyonun kaynak oluşturulmasına karşı yaptıkları tavır şaşkınlık verici ve anlaşılır gibi değil" diyerek CHP’nin ASKİ’nin bütçesi ile ilgili yaklaşımlarının gayri samimi olduğunu öne sürdü. AK Partili Meclis Üyesi İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya’nın da söz aldığı açıklamada, "Sandıklı Mahallesi İncirliova’nın en büyük mahallesi. 7 katlı apartmanlar var. CHP’li Efeler Belediye Başkanı çıkmış ’yatırımı kendi belediyenin bütçesi ile yap’ diyor. İncirliova’ya yapılacak hizmete karşı çıkıyor. ’İncirliova’ya kredi aldırmayacağız’ diyor" ifadelerini kullanarak bu anlayışa ve zihniyete şaşırdığını söyledi. "Böyle tutarsız siyaset olmaz" Belediye meclislerinin hizmeti engellememesi gerektiğini ve İller Bankası’nın bütün illere kredi imkanı verdiğini ancak Aydın’da CHP’nin anlamsız ve tutarsız siyaseti nedeniyle yatırımların engellendiğini ileri süren AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem de; "İncirliova ve Sandıklı Mahallesi hızla büyüdü. Sandıklı’da altyapı yok, kanalizasyon yok. Bunun yapılması lazım. İller Bankası da kredi veriyor. Krediler alınıp hizmetler gerçekleştiriliyor. Bugün yaşanan olayda İncirliova Sandıklı Mahallesi’ne yapılacak kanalizasyona Büyükşehir garantörlüğünde kredi verilecek. CHP’li meclis üyeleri grup olarak buna ’evet’ mi diyor, ’hayır’ mı diyor. Bunu net olarak ortaya koyun. Komisyonda da mecliste de çoğunluk CHP’de. Çoğunluğa sahip CHP, ’evet’ derse hizmet yapılacak, ’hayır’ derse hizmet yapılamayacak. Bundan sonraki süreçte böyle anlamsız tartışmalar yaşanmaması lazım. AK Parti olarak bizim tavsiyemiz bu yönde. Çünkü komisyonda da mecliste de sizin sayınız fazla. Komisyonda karar alınmış ve CHP’li üyeler komisyonda ’evet’ demiş. Meclis gündeminde ’hayır’ mı diyeceksiniz ’evet’ mi diyeceksiniz. Ne diyecekseniz deyin. Bundan sonraki süreçte CHP bir karar versin. Hizmetlere engel mi olacak yoksa önünü mü açacak. Bunun kararını versin. Aydın halkı da bunu bilsin. Böyle tutarsız siyaset olmaz" dedi. "Su fiyatlarındaki indirim konusunda ipe un seriyorlar" CHP’nin ’su fiyatlarında yüzde 50 indirim’ önergesinin arkasında durmadığını da sözlerine ekleyen Erdem; "Bunun görüşüleceği yer önce komisyon, daha sonra meclis. Yüzde 50 indirim istiyorsanız komisyonda görüşür oylarsınız. Daha sonra mecliste oylarsınız olur biter. İpe un seriyorlar. Komisyonda sürekli bu konuyu erteleyip görüşmek istemiyorlar. Siyaset ciddiyet ister. Halkın karşısında tutarlı bir duruş lazım. Halkın karşısında önerge verip altına imza atacaksanız ondan sonra önergenizin arkasında durmayacaksınız. Verdiğiniz önergenin ardında durun. Çekindikleri ve söyleyemedikleri bir şey var. Ne o, ben söyleyeyim. Çünkü Türkiye’de birçok ilde bu şekilde önergeler verilmiş geçmişte. Suyun maliyetinin altında indirim yapılması için oylamaya katılanlar imza attıkları ’evet’ dedikleri karardan dolayı kamu zararı ortaya çıkmış ve bu kamu zararı kendilerine rücu etmiş. Peki CHP’liler bunu bilmiyor mu? Biliyor. Peki bile bile siyaset yapmak adına bu önergeyi niye veriyorlar. Tutarlı siyaset yapın. Kaçtıkları husus bu. Siyaseti doğru ve tutarlı yapmak lazım. Halkın karşısında doğruları söylemek lazım" diyerek CHP’li üyeleri tutarlı siyaset yapmaya çağırdı. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol ise "Bugün CHP’nin tartışma çıkardığı gündem maddesi sıralaması geçen yıl da aynı şekildeydi. Hatta 10 yıldır aynı şekildeydi. Bu durum 10 yıldır niye sorun olmadı da bugün sorun oluşturulup meclisi ertelettirdiler" diyerek CHP’nin asıl amacının hizmetleri engellemek olduğunu ileri sürdü.