POLİTİKA
AK Partili Vekil Sarıbaş, CHP Lideri Özel’e cevap 26 Nisan 2026 Pazar - 23:22:05 CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu için sarf ettiği "Aydın’da sokağa çıkamıyor" sözlerine, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile cevap verdi. Sarıbaş konuyla ilgili açıklamasında "Belli ki Başkanımızın topuk sesleri sizleri ürkütmüş. Sizler, yolsuzluğu, kanunsuzluğu ve rant odaklı siyaseti kendinize yol edinenleri savunmaya, gerçeklerden kopuk polemiklerle gündemi işgal etmeye devam edebilirsiniz" ifadelerini kullandı. AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, konuyla ilgili açıklamasında "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu hakkında sarf ettiği mesnetsiz beyanlar, siyasi bir hazımsızlığın ve çaresizliğin dışavurumudur. Belli ki Başkanımızın topuk sesleri sizleri ürkütmüş. Sayın Özel şunu iyi bilmelidir: Özlem Başkanımız, sizin hayal ürünü iddialarınızın aksine; yaşlılarımızın hayır duasında, gençlerimizin samimi gönlünde ve Aydın halkının sarsılmaz güveninde görevini icra etmektedir. AK Parti kadroları olarak; birlik ve beraberliğimizden aldığımız güçle, gece gündüz demeden sokak sokak gezmeye, kapı kapı dolaşarak Aydınlı hemşehrilerimizin her anında yanlarında olmaya devam ediyoruz. Sizler, yolsuzluğu, kanunsuzluğu ve rant odaklı siyaseti kendinize yol edinenleri savunmaya, gerçeklerden kopuk polemiklerle gündemi işgal etmeye devam edebilirsiniz. Ancak hakikat sokağın ta kendisidir ve Aydın halkı, kimin gerçek bir hizmet sevdalısı olduğunu gayet iyi bilmektedir. Dün olduğu gibi bugün de milletin gönlünde yeri olmayanlar, sadece karalama siyasetiyle ayakta kalmaya çalışanlar yine hüsrana uğrayacaktır. Her zamanki gibi yine kaybedeceksiniz! Milletimizin emrinde, Aydın’ın hizmetinde durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
26 Nisan 2026 Pazar - 20:55 CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız, kendimizden eminiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. Kentin yeterli yatırım alamadığını savunan Özel, partisinin iktidara gelmesi halinde ülkenin refaha kavuşacağını söyledi. Özel, "Bir ülkede adalet olmazsa hiçbir şey olmaz. Türkiye’de vatandaşların yüzde 82’si yargıya güvenmediğini söylüyor. Ekonomide, demokraside, yargıda kriz var. Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzeni. Millet, bu kara düzenden yaka silkmiş durumda ama AK Parti bunu duymak yerine milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul’u 30 sene yönettiler onlar kazandı, onlar yönetti kimse karışmadı. İlk başta Erdoğan türlü şeylerle suçlandı, tutuksuz yargılandı, ceza aldı, cezaevine bile telefonla çağırıldı, yanındaki koğuş arkadaşını bile kendi seçti, cezaevine balık pişirme partileri verdi, cezaevinde şiir kasetleri doldurdu çıkarttı ve sattı. Kimse engel olmadı. Şimdi öyle bir haldeki seçilmiş belediye başkanını bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o, ertesi sabah sahur sırasında şafak baskını yaptıran o, 4 gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o. Bugün 403 gün oldu, rakibini hem de cezası kesinleşmeden asla ve asla suçlu denilebilecek değilken suçluymuş gibi tutan o. Devletin televizyonuna, Atatürk’ün kurduğu ajansa yalan yanlış bilgiler yaydıran, partimize, Ekrem başkanımıza ve belediye başkanlarımıza iftiralar atan, yargı savaşı başlatan o. Bunların sonunda öyle bir noktaya geldik ki ‘terörist’ dediler yalan çıktı, ‘yolsuz’ dediler bütün iddiaları boş çıktı. ‘Ajan’ dediler milletin buna gülmekten canı çıktı ama hala başkana çeşitli iftiralarla atılan bir mahkeme sürüyor" dedi. "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız" Özel, "Her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor. Yol arkadaşlarımız dimdik duruyor. Bu operasyon başladığında ne diyorlardı, ‘Bir ay içinde iddianame çıkar. İnsan içine çıkamayacak, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Hatta eşlerinin bile gözlerinin içine bakamayacak’ diyorlardı. O iddianame 1 ayda değil, 8 ayda çıktı. Dedik ki, ‘İddianame çıksın, yargılama canlı yayında yapılsın. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz’ dedik. Önce canlı yayını kabul ettiler, şimdi canlı yayından vazgeçtiler. Çünkü ilk günden beri atılan o yalanı bir türlü ispatlayamıyorlar. ‘560 milyar’ dediler, 560 kuruş bile yok tamamı yalan çıktı. Kendi evlerinden ayakkabı kutularıyla paralar çıkmıştı, bizden kör kuruş çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, birisi bile yok. ‘Parkelerin altında para görüntüsü’ dediler, ‘Başkasından duymuştum, beni de kandırdılar’ diye gazeteciler çıktı. Her söylediklerinin içi boş, içinde para dedikleri valizin içinden jammer çıktı. Bir yıl boyunca anlatılanların hiçbiri gerçek çıkmayacak, iddianame bom boş olacak, sonra canlı yayın sözü verenler bu sözlerinden cayacaklar. Ben diyorum ki kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın. Silivri’den canlı yayın yapılsın, hodri meydan. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz. Arkadaşlarımız 12 metrekarelik hücrelerinde yerin 7 kat üstündeler, birileri bin 500 odalı sarayda yerin 7 kat dibindeler" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 18:52 BBP Genel Başkanı Destici, Kocaeli’deki kongrede İsmail Türüt ile sahneye çıkıp türkü söyledi Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, "Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik" dedi. Aynıca Destici, kongrede sanatçı İsmail Türüt ile "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü de seslendirdi. BBP Kocaeli İl Başkanlığı Olağan Kongresi, İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede partililere hitap eden Genel Başkan Mustafa Destici, suç örgütleri ve çetelerin özellikle 15 yaş üstü çocukları istismar edip kullandığına dikkati çekti. Çetelerin çocuklara "kahraman" oldukları hissini vererek istedikleri suçları işlettirdiklerini söyleyen Destici, şunları kaydetti: "Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik. Büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde, terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasına çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından ya da teröristlere aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlara tahliyesiz müebbet verilmelidir. Ama bu millet Büyük Birlik Partisi’ne yetkiyi, iktidarı versin; bakalım o 40 bin kişinin katili Apo’yu sallandırıyor muyuz sallandırmıyor muyuz? Bütün Türkiye ve dünya görecek." "Atina’dan bize parmak sallayamazsınız" Destici, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesini de eleştirdi. Destici, "Türkiye’ye Yunanistan’dan, Atina’dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da söylüyorum; siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Sizin kralınız bizim vezir-i azamımızla ancak görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız yakardınız kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı’ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz. 400 yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina’dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir o şanlı bayrak Atina’da da tekrar dalgalanır, gün gelir siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye, Yunanistan’a saldırmaya ya da Yunanistan’la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan’ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" Ermeni iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın "Bunu geride bırakalım" söylemine karşın içerideki bazı kesimlerin tutumunu eleştirdi. "Paşinyan bile soykırım demezken bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" diyen Destici, "Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar. Bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama gerçek niyetleri, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah’ın kulunu bırakmamaktır. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük" dedi. "Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı?" Gaziantep’te 23 Nisan töreninde çocuk mehter takımına sırtını dönen CHP İl Başkanı ve beraberindeki gruba da tepki gösteren Destici, "Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Mehter bölüğü kurmuşlar, ’Ceddin Deden’i söylüyorlar, ’Çırpınırdı Karadeniz’i söylüyorlar, ’Türkler Geliyor’u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı? Çırpınırdı Karadeniz’den mi rahatsız oldun, Ceddin Deden’den mi rahatsız oldun, Türkler Geliyor’dan mı rahatsız oldun, Zafer Marşı’ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun? Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun bu topraklarda ’Ya Allah, Bismillah, Allahuekber’ demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz’i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden’i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez" dedi. "Kentte sıkılmadık el bırakmayacağız" BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü ise göreve geldikleri günden bu yana 12 ilçe başkanı ve 41 kişilik yönetim kurulu ile sahada olduklarını belirterek, "Biz göreve geldiğimizden bugüne birçok faaliyetimizi gerçekleştirdik. ’Kentte sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız’ dedik. O sebeple de mücadelemizi sonuna kadar 12 ilçe başkanım, ben dahil 41 kişilik yönetim kurulu üyesi kardeşlerimle beraber önce yüce Türk milletine, sonra Büyük Birlik Partisi’ne ve sonra Cumhur İttifakı’na yakışır icraatları Kocaeli’de sizlerle beraber gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte kentimizde daha fazla nasıl birlik ve beraberliği sağlayabiliriz, bu salonları dolup taşacak kıvama nasıl getirebiliriz, onun için mücadele edeceğiz" dedi. Destici ve İsmail Türüt Çırpınırdı Karadeniz’i seslendirdi Konuşmasının ardından sahneye davet edilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sanatçı İsmail Türüt ile birlikte "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Programda birlik mesajı veren Türüt, "Bir şey sormak istiyorum; samimi duygularımla söylüyorum. Bu memleketin sevdalıları, Türk milliyetçileri, bayrak sevdalıları niye böyle paramparça? Bize yazık olsun be" dedi. Türüt’ün sözleri üzerine Destici, "Büyük birlik olmak zorundayız, büyük birlik olmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır"
25 Kasım 2025 Salı - 18:50 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. "Hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor" AK Parti’nin iktidara geldiği günden itibaren özellikle kız çocukların eğitiminden kadınlara dönük şiddete karşı mücadeleye kadar birçok alanda çok yönlü bir mücadele verdiklerinin altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Mücadelenin çok boyutlu olması gerekiyor. Sadece kanunların yapılması yetmiyor. Siyasetin dilinden medya diline, sivil toplumun oluşturacağı hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor. Bütün bunların sağlıklı, değerlerimize uygun yerli yerine oturtulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin bir kenti Johennesburg’da düzenlenen G20 Zirvesi üzerine konuşan Çelik, "Afrika’yı sömürenlerin, Afrika’ya kötülük yapmış olanların refahı paylaşmayla ilgili stratejiler noktasında bu kadar cimri davranmasının altını çizmek gerekiyor. Afrika, küresel adalet açısından ve bu zirvede de ifade edilen, ’Afrika ile eşit ve adil ortaklık’ mottosu açısından çok daha fazlasını hak eden bir kıta. Afrika, baskıyla ve zulümle eşitsizliğe mahkum edilmenin, adaletsizliğe mahkum edilmenin yer yüzündeki en büyük sembolü. Onurlu, haysiyetli, insan onuruna yakışır bir yaşamı dünyanın her tarafındaki insanlar hak ediyor ama bundan en çok mahkum bırakılmışların Afrika olduğunu görüyoruz. O ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz, gerçek hikayeleri görüyoruz. Dış politikadaki Afrika yaklaşımımız çıkar odaklı değil insani, güvenlik açısından eşit ortaklık kurma, oraların gelenek ve göreneklerine içten bir saygı gösterme şeklinde olduğunun altını çizmek gerekir" diye konuştu. "Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın MKYK toplantısının açılışında Gazze konusuna özel bir önem verdiğini belirten Çelik, "İsrail’in ateşkes başlığı altında bile, ateşkesi ihlal eden davranışlarına dikkat çekti. Bu konudaki küresel inisiyatifin daha da sıkılaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Gelinen noktada Gazze’de bir ateşkes var ama bu ateşkes her gün İsrail tarafından ihlal ediliyor. Soykırım siyasetine devam ediyor. Bu mutabakatın başlangıcında 600-700 yardım tırının girmesi öngörülüyordu bu henüz 200 düzeyinde veya daha altında tutuyor İsrail. Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" dedi. "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuşan Çelik, "Cumhur İttifakı olarak, ne yaptığımızı biliyoruz. Burada biz, devletin terörle mücadele konusunda sert güç unsurları vardır. Aynı zamanda da hukuk devletinin ve demokrasinin imkanları içerisinde yumuşak güç unsurları vardır. Terörü ülke gündeminden çıkarmak için dünyanın her yerinde gelişmiş demokrasiler sert güç unsurlarını kullandığı gibi, hukuk devletinin imkanları çerçevesinde Anayasa’nın çizdiği çerçeve içerisinde yumuşak güç unsurlarını da kullanırlar. Bugün geldiğimiz noktada, hukuk devletinin imkan ve kabiliyetleri içerisinde yaklaşımlar ortaya koyulmaktadır. Bunun zıttına birtakım işler yapıldığına dair değerlendirmelerin herhangi bir geçerliliği yoktur. Burada odağı kaybetmemek gerekir. Buradaki odak, terör örgütünün feshi ve silahların tamamen bırakılmasıdır. Sadece terör örgütünün feshedildiğine dair bir cümleyle kimse yetinmiyor. Odak noktası farklı siyasi gündemler değil. Terörsüz Türkiye’nin asıl odak noktası PKK’nın bütün unsur ve uzantılarıyla fesih ve silah bırakmasıdır" ifadelerine yer verdi. "Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" "Terörsüz Türkiye" sürecinde takip edilen yol ve uygulanan yöntemin meşruiyet alanı içinde yer aldığını vurgulayan Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" diye konuştu. "SDG terör örgütü, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu SDG terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi’nin ’İmralı ziyareti" açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bizim söylediğimiz açıktır. Biz, açıklamalar üzerine yorum yapmıyoruz. Kişilerin söylediği değil, hadiselerin nereye gittiği önemlidir. ’Türkiye için tehdit teşkil etmiyorum’ diyorsa, bizim bunu fiilen görmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tertip içinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırmak için tahkimat içinde olanları tespit ediyorsak orada biz, ’Türkiye için tehdit teşkil etmiyoruz’un bir anlamı yok. SDG terör örgütü, PKK terör örgütünün Suriye koludur ve Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ile Ukrayna arasında adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın yolları hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere çevrimiçi, ’Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne katılacağını söyledi. 11. Yargı Paketi Cuma günü Meclis Başkanlığına teslim edilecek Çelik, 11’inci Yargı Paketi’nin ne zaman Meclis gündemine geleceğine yönelik, "11’inci Yargı Paketi, bu tartışılan af konuları değil. Haziran ayında infazla ilgili düzenlemeler yapılmıştı. Belki onların güncellenmesiyle ilgili bir değerlendirme var. Cuma günü Meclis Başkanlığı’na teslim edilecek, sonra da komisyona gelecek" dedi. "Adada ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hava savunma sistemlerini geliştirmek üzere İsrail’le işbirliği ve Ada’nın güneyinin silahlandırılmasına yönelik değerlendirmede bulunan Çelik, Rum tarafının müzakere ve barışa ilişkin çabaların silahlanma süreci ile bütün iddialarını yok ettiklerine dikkati çekerek, "Orada bir silahlanma içerisine girdiğini görüyoruz. Fakat Ada’da ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur? Geçmişte Türklere karşı, Kıbrıs Türklerine karşı o zulümler yapıldığında işte ‘Ayşe Tatil’e çıktı’ ve gereği yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarafından en zor koşullarda yapıldı. Şimdi biz Ege’de, Akdeniz’de çatışma istemiyoruz. Herhangi bir şekilde sorunların masa dışında bir yerde ele alınmasını istemiyoruz. Ama yani Yunanistan’ın Türkiye’nin savunma sanayisine dönük yaklaşımını en son askerlerimizin şehit olduğu uçak kazasında o kargo uçağının resmini paylaşarak Yunan Hava Kuvvetleri’nin zihniyetini bir kere daha gördük. Bunlar hastalıklı şeylerdir, normal bir yaklaşım değil. Askeri değerlere de uymuyor, insani değerlere de uymuyor, siyasi değerlere de uymuyor. Askerlik sanatı diye bir şey var, askerlik değerleri diye bir şey var. Dolayısıyla Rum tarafı açısındansa mesele giderek kendilerini tabii Avrupa Birliği üyeliğinin verdiği şımarıklıkla giderek daha marjinal noktalara doğru sürüklüyorlar. O yüzden yapacakları en yanlış iş bu silahlanma yarışına girmektir. Bundan daha yanlış iş bu silahlanma yarışına İsrail’in desteğiyle girmektir. Yani oraya herhangi birinin Siyonizmle bu Siyonist hükümetle bu soykırımcı hükümetle yan yana gelmesi hem insanlığa hakarettir. Hem kendi milletine hakarettir" şeklinde konuştu.
Binali Yıldırım: "Önümüzde büyük bir fırsat var, o fırsat Terörsüz Türkiye"
25 Kasım 2025 Salı - 18:49 Binali Yıldırım: "Önümüzde büyük bir fırsat var, o fırsat Terörsüz Türkiye" Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, "Önümüzde büyük bir fırsat var, o fırsat Terörsüz Türkiye fırsatıdır. Terör insanlığı yok eden bir illettir, terörsüz Türkiye ise, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibinin hayata geçmesidir" dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, bir dizi ziyaret programları kapsamında Tunceli’ye geldi. Kızılay’ın Türkiye çapında yürüttüğü "82 İl 81 Anaokulu" projesi kapsamında Sonay Beyaz Kızılay Anaokulu’nun temel atma programa katılan Başkan Yıldırım, açıklamalarda bulundu. Yıldırım, "Ülkemiz yeni bir sürece girdi. Yeni yüzyıl, yeni bir dönemi de beraberinde getirdi, ‘Terörsüz Türkiye’ terörün ne anlama geldiğini, terörün bize, milletimize neye mal olduğunu en iyi bilen, yaşayan insanlar, Tuncelili hemşehrilerimiz. Maalesef 40 yıl boyunca büyük bedel ödedik. 13 binden fazla güvenlik personelimizi, korucumuzu, polisimizi, askerimizi terörle mücadelede şehit verdik. 34 bin civarında sivil vatandaşımız da terör belasında hayatını kaybetti. Sonunda ne kazandık, hiçbir şey kazanmadık. Üstelik kaybettiklerimiz çok daha fazla. 2 trilyon dolar tutarında da bir maddi kaynağı kaybettik. 2 trilyon dolar dediğimiz bugün Türkiye’nin milli gelirinin neredeyse 2 katı. Demek ki biz terörle mücadeleye bu paraları harcamasaydık bugün bir Türkiye yerine 3 Türkiye’yi konuşacaktık. Yani refahta ve kalkınmışlıkta İtalya’nın da önüne geçecektik. Ama olan oldu. Zamanı geri getiremeyiz. Fakat önümüzde büyük bir fırsat var, o fırsat Terörsüz Türkiye fırsatıdır. Buna bazıları karşı çıkıyorlar ama niye karşı çıktıklarını da ne kendileri biliyor, ne de vatandaş anlıyor. Sürece karşı çıkanlardan beklenen şudur, ortaya bir alternatif koymak. Yani terör bitsin istiyor musun, istemiyor musun, terörle siyaset olmaz. Terör insanlığı yok eden bir illettir, terörsüz Türkiye ise, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibinin hayata geçmesidir" diye konuştu. Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl ise, "Kızılay’ımızın Türkiye çapında yürüttüğü ’81 İl, 81 Anaokulu’ projesi kapsamında ilimize kazandırılacak olan Sonay Beyaz Kızılay Anaokulu‘nun temelini atıyoruz. Okul öncesi eğitim, çocuklarımızın geleceğe hazırlanmasında en kritik dönemdir. Kızılay’ımızın bu vizyoner projesi ülkemizin her köşesinde olduğu gibi Tunceli’de de evlatlarımızın nitelikli eğitim imkanlarına erişimini güçlendirmekte, onların özgüvenle, sevgiyle ve bilgiyle büyümesine katkı sunacaktır" şeklinde konuştu. Binali Yıldırım, temel atma töreninin ardından Munzur Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır"
25 Kasım 2025 Salı - 18:26 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. "Hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor" AK Parti’nin iktidara geldiği günden itibaren özellikle kız çocukların eğitiminden kadınlara dönük şiddete karşı mücadeleye kadar birçok alanda çok yönlü bir mücadele verdiklerinin altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Mücadelenin çok boyutlu olması gerekiyor. Sadece kanunların yapılması yetmiyor. Siyasetin dilinden medya diline, sivil toplumun oluşturacağı hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor. Bütün bunların sağlıklı, değerlerimize uygun yerli yerine oturtulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin bir kenti Johennesburg’da düzenlenen G20 Zirvesi üzerine konuşan Çelik, "Afrika’yı sömürenlerin, Afrika’ya kötülük yapmış olanların refahı paylaşmayla ilgili stratejiler noktasında bu kadar cimri davranmasının altını çizmek gerekiyor. Afrika, küresel adalet açısından ve bu zirvede de ifade edilen, ’Afrika ile eşit ve adil ortaklık’ mottosu açısından çok daha fazlasını hak eden bir kıta. Afrika, baskıyla ve zulümle eşitsizliğe mahkum edilmenin, adaletsizliğe mahkum edilmenin yer yüzündeki en büyük sembolü. Onurlu, haysiyetli, insan onuruna yakışır bir yaşamı dünyanın her tarafındaki insanlar hak ediyor ama bundan en çok mahkum bırakılmışların Afrika olduğunu görüyoruz. O ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz, gerçek hikayeleri görüyoruz. Dış politikadaki Afrika yaklaşımımız çıkar odaklı değil insani, güvenlik açısından eşit ortaklık kurma, oraların gelenek ve göreneklerine içten bir saygı gösterme şeklinde olduğunun altını çizmek gerekir" diye konuştu. "Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın MKYK toplantısının açılışında Gazze konusuna özel bir önem verdiğini belirten Çelik, "İsrail’in ateşkes başlığı altında bile, ateşkesi ihlal eden davranışlarına dikkat çekti. Bu konudaki küresel inisiyatifin daha da sıkılaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Gelinen noktada Gazze’de bir ateşkes var ama bu ateşkes her gün İsrail tarafından ihlal ediliyor. Soykırım siyasetine devam ediyor. Bu mutabakatın başlangıcında 600-700 yardım tırının girmesi öngörülüyordu bu henüz 200 düzeyinde veya daha altında tutuyor İsrail. Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" dedi. "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuşan Çelik, "Cumhur İttifakı olarak, ne yaptığımızı biliyoruz. Burada biz, devletin terörle mücadele konusunda sert güç unsurları vardır. Aynı zamanda da hukuk devletinin ve demokrasinin imkanları içerisinde yumuşak güç unsurları vardır. Terörü ülke gündeminden çıkarmak için dünyanın her yerinde gelişmiş demokrasiler sert güç unsurlarını kullandığı gibi, hukuk devletinin imkanları çerçevesinde Anayasa’nın çizdiği çerçeve içerisinde yumuşak güç unsurlarını da kullanırlar. Bugün geldiğimiz noktada, hukuk devletinin imkan ve kabiliyetleri içerisinde yaklaşımlar ortaya koyulmaktadır. Bunun zıttına birtakım işler yapıldığına dair değerlendirmelerin herhangi bir geçerliliği yoktur. Burada odağı kaybetmemek gerekir. Buradaki odak, terör örgütünün feshi ve silahların tamamen bırakılmasıdır. Sadece terör örgütünün feshedildiğine dair bir cümleyle kimse yetinmiyor. Odak noktası farklı siyasi gündemler değil. Terörsüz Türkiye’nin asıl odak noktası PKK’nın bütün unsur ve uzantılarıyla fesih ve silah bırakmasıdır" ifadelerine yer verdi. "Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" "Terörsüz Türkiye" sürecinde takip edilen yol ve uygulanan yöntemin meşruiyet alanı içinde yer aldığını vurgulayan Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" diye konuştu. "SDG terör örgütü, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu SDG terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi’nin ’İmralı ziyareti" açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bizim söylediğimiz açıktır. Biz, açıklamalar üzerine yorum yapmıyoruz. Kişilerin söylediği değil, hadiselerin nereye gittiği önemlidir. ’Türkiye için tehdit teşkil etmiyorum’ diyorsa, bizim bunu fiilen görmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tertip içinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırmak için tahkimat içinde olanları tespit ediyorsak orada biz, ’Türkiye için tehdit teşkil etmiyoruz’un bir anlamı yok. SDG terör örgütü, PKK terör örgütünün Suriye koludur ve Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ile Ukrayna arasında adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın yolları hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere çevrimiçi, ’Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi’ne katılacağını söyledi. 11. Yargı Paketi Cuma günü Meclis Başkanlığına teslim edilecek Çelik, 11’inci Yargı Paketi’nin ne zaman Meclis gündemine geleceğine yönelik, "11’inci Yargı Paketi, bu tartışılan af konuları değil. Haziran ayında infazla ilgili düzenlemeler yapılmıştı. Belki onların güncellenmesiyle ilgili bir değerlendirme var. Cuma günü Meclis Başkanlığı’na teslim edilecek, sonra da komisyona gelecek" dedi. "Adada ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hava savunma sistemlerini geliştirmek üzere İsrail’le işbirliği ve Ada’nın güneyinin silahlandırılmasına yönelik değerlendirmede bulunan Çelik, Rum tarafının müzakere ve barışa ilişkin çabaların silahlanma süreci ile bütün iddialarını yok ettiklerine dikkati çekerek, "Orada bir silahlanma içerisine girdiğini görüyoruz. Fakat Ada’da ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur? Geçmişte Türklere karşı, Kıbrıs Türklerine karşı o zulümler yapıldığında işte ‘Ayşe Tatil’e çıktı’ ve gereği yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarafından en zor koşullarda yapıldı. Şimdi biz Ege’de, Akdeniz’de çatışma istemiyoruz. Herhangi bir şekilde sorunların masa dışında bir yerde ele alınmasını istemiyoruz. Ama yani Yunanistan’ın Türkiye’nin savunma sanayisine dönük yaklaşımını en son askerlerimizin şehit olduğu uçak kazasında o kargo uçağının resmini paylaşarak Yunan Hava Kuvvetleri’nin zihniyetini bir kere daha gördük. Bunlar hastalıklı şeylerdir, normal bir yaklaşım değil. Askeri değerlere de uymuyor, insani değerlere de uymuyor, siyasi değerlere de uymuyor. Askerlik sanatı diye bir şey var, askerlik değerleri diye bir şey var. Dolayısıyla Rum tarafı açısındansa mesele giderek kendilerini tabii Avrupa Birliği üyeliğinin verdiği şımarıklıkla giderek daha marjinal noktalara doğru sürüklüyorlar. O yüzden yapacakları en yanlış iş bu silahlanma yarışına girmektir. Bundan daha yanlış iş bu silahlanma yarışına İsrail’in desteğiyle girmektir. Yani oraya herhangi birinin Siyonizmle bu Siyonist hükümetle bu soykırımcı hükümetle yan yana gelmesi hem insanlığa hakarettir. Hem kendi milletine hakarettir" şeklinde konuştu. Oğuzhan Halil Özbek  
Bakan Göktaş: "Eylem planımızı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık"
25 Kasım 2025 Salı - 17:05 Bakan Göktaş: "Eylem planımızı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2026-2030 dönemini kapsayan yeni eylem planımızı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca 2026-2030 yıllarını kapsayacak Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planı hazırlık çalışmaları, ilgili kurum ve kuruluşların katkılarıyla tamamlandı. Eylem planı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda duyuruldu. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve çok sayıda davetli katıldı. Programda, yeni eylem planının tanıtım filmi ile kamu spotu seyredildi. "Dünyada her 4 kadından biri, hayatının herhangi bir döneminde şiddetle karşı karşıya kalıyor" Kadına yönelik şiddetin küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bugün ne yazık ki dünyada her 4 kadından biri, hayatının herhangi bir döneminde şiddetle karşı karşıya kalıyor. Bu anlamda her 25 Kasım, bize üç temel kavramın önemini hatırlatıyor: Farkındalık, güçlenme, adalet. Farkındalık, toplumun tüm kesimlerinde bilincin yükselmesi ile ortaya çıkan değişimin ilk kıvılcımıdır. Kadına yönelik şiddetle mücadelede son 23 yılda attığımız adımlar, bu konudaki farkındalığın toplumsal bir refleks haline gelmesini sağladı. Güçlenme, kadınların desteklenmesi yoluyla ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Ekonomik güçlenmeden sosyal hizmetlere, yerel desteklerden koruyucu-önleyici adımlara kadar her hamlemiz, kadınların yaşam alanını genişletti. Güçlenen her kadın; ailesini, toplumunu ve ülkesini de güçlendirdi. Adalet, her kadının hakkının devletin güvencesi altında olmasıdır. Böylece hukuki mekanizmalarımızı daha etkin kılan bir adalet iklimi oluşturduk ve faillerin cezasız kalmasına müsaade etmeyen bir sistemi hayata geçirdik" diye konuştu. "İlk defa fail odaklı bir destek modeli geliştiriyoruz" ‘Şiddete sıfır tolerans’ ilkesinin toplumun ortak iradesi haline getirildiğine değinen Göktaş, "6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile şiddet mağdurlarını koruyan güçlü bir hukuki zemine sahibiz. Her türlü şiddet, tehdit, istismar, ısrarlı takip vakaları ve iddialarını büyük bir titizlikle takip ediyor, 81 ilde avukatlarımızla davalara müdahil oluyoruz. Fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital olmak üzere şiddetin her türüne karşı mücadelemizi, siyaset üstü bir anlayışla yürütüyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi, merkezde ve yerelde oluşturduğumuz koordinasyon kurullarıyla sistematik bir şekilde sürdürüyoruz. Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarımız arasında kurduğumuz veri entegrasyon sistemleri ile şiddetle mücadelede teknoloji altyapısını güçlendirdik. ALO 183, KADES, elektronik kelepçe uygulaması ile şiddet vakalarına anında müdahale ediyoruz. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, kadın konukevleri ve Sosyal Hizmet Merkezlerinde bulunan Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları olmak üzere 630 kuruluşumuzla şiddetle mücadelede güçlü bir hizmet ağı oluşturduk. Şiddet döngüsünü kırmak amacıyla şiddetin kök nedenlerine inerek ilk defa fail odaklı bir destek modeli geliştiriyoruz" şeklinde konuştu. "Eylem planımızı kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık" ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’nda dijital şiddet ve ısrarlı takibe ilişkin ilk kez kapsamlı veriler elde edildiğini belirten Göktaş, "G20, Birleşmiş Milletler, OECD, Türk Devletleri Teşkilatı, Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlarda kadın alanında etkili politikalar geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Bugüne kadar edindiğimiz deneyim, şiddetle mücadelemizi yeni dönemde daha da ileri taşıyacak sağlam bir zemin hazırladı. Ulusal Eylem Planlarımız, bizler için her zaman önemli bir yol haritası oldu. 2026-2030 dönemini kapsayan yeni eylem planımızı kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık. Bilimsel temele dayalı, katılımcı ve yenilikçi bir yaklaşımla hazırlanan eylem planı, 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyetten oluşuyor. Hedefimiz bellidir; şiddeti önlemek, hukuki korumayı güçlendirmek, riskli durumlara müdahale etmek, kadınların iyi oluşunu artırmak ve daha güçlü bir toplum bilincini inşa etmek" ifadelerini kullandı. "Bir toplumun vicdanı en çok korunmaya ihtiyacı olana, sahip çıktığı anda görünür" Bakan Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Unutmayalım ki, bir toplumun vicdanı en çok korunmaya ihtiyacı olana, sahip çıktığı anda görünür. İşte o anın kapısını açan şey, güçlü bir dikkat ve dayanışmadır. Şiddet bir kadının dünyasını sessizleştirir, fark et. Şiddet çocukların kalbine korku eker, fark et. Şiddet bir aileyi dağıtır, fark et. Bu nedenle ‘Şiddeti önlemek için asla sessiz kalma, işareti fark et’ diyoruz. Bugün Gazze’nin yangınını yüreğinde taşıyan; sabrı, direnci ve vakarıyla tüm insanlığa onur dersi veren Gazzeli kadınlar, kardeşlerimiz de aramızda. Bu vesileyle şiddetin en zalimine maruz kalan ve bu özel günde bizlerle olan Gazzeli kadınları, tüm Filistinli kardeşlerimi selamlıyorum. Şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak gerekir, şiddetin bahanesi yok. Şiddete asla müsamahamız yok. İşte bu nedenle biz, şiddetle mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Filistinli kadın ressam Yasemin Esad Muhaysin’in yağlı boya tablosunun replikasını takdim etti. Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kampında yerinden edilmiş Filistinli ressam Yasemin Esad Ebu Muhaysin tarafından hazırlanan ‘Hayatta Kalanların Gözyaşları’ isimli tablonun orjinali, halen abluka altında bulunan Gazze’den tüm girişimlere rağmen çıkarılamayınca yağlı boya dokulu replikası hazırlatıldı. Program sonunda ise Filistinli kadın ressam Muhaysin’in gönderdiği video mesaj izlendi. Muhaysin mesajında, "Gazze’nin ve çektiği acıların sesi olan herkese, özellikle de Gazze halkının ve içinde bulunduğu zor durumun her zaman yanında olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir"
25 Kasım 2025 Salı - 16:54 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir" dedi. TBMM’de "Küresel ve Bölgesel Değişimlerin Işığında Türkiye’de Millî Güvenlik Mimarisinin Yeniden Düşünülmesi" Programı düzenlendi. Meclis Tören Salonu’nda gerçekleşen programa konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Ekonomiden siyasete, tarımdan sosyal hayata kadar, her alanda çok köklü değişimlerin yaşandığı bir sürecin içerisindeyiz. Her gün hemen hemen insan hayatını her yönleriyle ilgilendiren konularda büyük değişimleri, büyük alt üst oluşları yaşıyoruz. Gıda güvenliğinden enerji güvenliğine kadar, küresel göç dalgalarından iklim değişikliklerine kadar bütün karşılaştığımız bu durumların hepsinin çok katmanlı ve çok yönlü süreçler olduğunu farkındayız. Bu değişimler sadece bir ülkeyi, sadece bir bölgeyi, sadece bir coğrafyayı etkilemiyor. Dünyanın hemen hemen her yerini etkiliyor ve hiçbir bir ülkenin elindeki güç, potansiyel ne olursa olsun bu değişimlerden kendisini uzakta tutabilmesi, mümkün değil. Öncelikle bizim güvenlik mimariyle ilgili değişim süreçlerinde anlamamız için bu çok yönlü, çok katmanlı süreçlerin farkına varmak ve buna göre tedbirler değiştirmemiz gerektiği ortadadır" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin sahip olduğu bölgesel barış, küresel adalet perspektifidir" Türkiye’nin demokratik olgunluğu, devlet tecrübesi ve bölgesel gelişmelere karşı ortaya koyduğu proaktif yaklaşımlarla hareket eden bir ülke olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu değişimlerin içerisinde göz ardı etmemiz gereken bir başka husus ise; Türkiye’nin sahip olduğu bölgesel barış, küresel adalet perspektifidir. Türkiye, bölgedeki bütün çatışmaların durdurulabileceği ya da en azından tehir edilebileceğine inanmaktadır ve bunun için de aktörlerin tamamıyla irtibatını sürdürerek yoluna devam etmektedir. Örneğin hala bir uzlaşma ihtimali bulunan Rusya ve Ukrayna arasındaki krizde Türkiye’nin takındığı tavırdır" dedi. "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir" Türkiye’nin Filistin davasına her zaman destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye’nin çabaları sayesinde Filistin davasının uluslararası platformalarda konuşulduğunu ve sonuç alındığını dile getirdi. Kurtulmuş, milli güvenlik meselesinin yalnızca silahlı kuvvetlere bırakılamayacağını vurgulayarak, "Türkiye kültürel gücünü özellikle kültürel diplomasi araçları vasıtasıyla yumuşak gücünü dünyanın dört bir tarafında hayata geçirmek için yükümlü hissetmektedir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye’nin, ’Sadece Türkiye’den ibaret olmadığını söylemek’ ütopik bir hayal değildir. Sudan’dan, Libya’dan, Mısır’dan, Filistin’den, Moro, Hindistan, Pakistan, Asya, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika’da insanlar; ortak kültürün, ortak medeniyetin, ortak geçmişin çizgisini takip ederek ufukta Türkiye’nin sözünü ve görüntüsünü beklemektedir. Bunun bize ne kadar büyük bir tarihi sorumluluk yüklediğinin de farkındayız. İnşallah bütün bunları kullanarak hem diplomasi alanında hareket edeceğiz hem de diplomasi kurumlarımız vasıtasıyla Asya, Afrika ve Uzak Doğu’daki insanların gönlüne dokunabilecek bir başarıyla Türkiye’yi daha seçkin bir konuma taşıyacağız" şeklinde konuştu. "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi" Türkiye’nin güvenlik önceliklerini yeniden belirlemek zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, konuşmasının sonunda Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak şöyle devam etti: "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi. 2013 yılında bir takım öğretim üyesi arkadaşlarımızla beraber bir çalışma yaptık. Terörün o güne kadar ki alternatif maliyeti 1,3 trilyon dolardı, bugün en azından iki katıdır. Böylesine ağır bir ekonomik maliyet, binlerce genç evladımızın şehit olması, on binlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hayattan koparılması, şehirlerin, mezraların, köylerin tekinsiz yerler haline getirilmesi ve maalesef bir takım dış güçlerin marifetiyle terör örgütünün aparat olarak kullanılmasıdır. Dedik ya, binlerce yıllık devlet aklına sahip olan bu ülke, artık ikinci yüzyılında bu terör belasıyla birlikte yaşayamaz. Bunun için ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle ortaya bir süreç konuldu"
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadına yönelik şiddet en başta ailenin huzuruna geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. Bu yılı aile yılı olarak ilan ettik"
25 Kasım 2025 Salı - 15:54 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadına yönelik şiddet en başta ailenin huzuruna geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. Bu yılı aile yılı olarak ilan ettik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programda konuşan Erdoğan kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye hem Cumhurbaşkanı olarak hem de iki kız babası olarak devam edeceğini söyledi."Gerek Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim"Konuşmasının başında kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye durmadan devam edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada şiddet sebebiyle hayat yolculukları kesintiye uğramış, zorluklarla karşılaşmış, çoğu zaman göz yaşını içine akıtmış, derdini içine atmak zorunda kalmış tüm kadınlarla güçlü dayanışmamızı göstermek amacıyla bir aradayız. Öncelikle kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Aynı şekilde şiddete uğramış, yaşadığı travmalar sebebiyle sıkıntı çekmiş, kadınlık onuru incinmiş tüm hanım kardeşlerime geçmiş olsun diyorum. Konuşmamın hemen başında bir noktanın altını önemli çiziyorum. Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı."Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır"Kadına ve çocuğa karşı şiddetin bir insanlık suçu ve insanlığa ihanet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğinde anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez. Önce insan diyen devlet felsefesinin temeline insanı yerleştiren özellikle de cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın mensupları olarak böylesi bir tavır zaten bize yakışmaz. Bu konuda siyasi hayatım boyunca büyük bir hassasiyet ve kararlılık içinde oldum. İnşallah bundan geri adım atmayacağız. Kadınların da kendi meselelerine daha fazla sahip çıktığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Her türlü şiddetin mağduru olan kadınlar itirazlarını yükselttikçe inşallah değişim çok daha hızlı gerçekleşecektir. Sizler bu şekilde sağlam ve dirayetli durdukça biz de sizden aldığımız güç, cesaret ve ilhamla çok daha ileri adımlar atmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu."Tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir"Kadına ve çocuğa şiddet sorununun rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşulmasının doğru olmadığını dile getiren Erdoğan, "Bunun sebebi Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz. Bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin yapmadığı, yapamadığı önleyici ve koruyucu düzenlemeleri hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Son 23 yılda kadınlarla birlikte verdiğimiz mücadele sayesinde bu alanda büyük bir paradigma değişimine imza attık. Birazdan hukuki, idari ve iş hayatında yaptığımız düzenlemeleri sizlerle kısaca paylaşacağım. Burada mesele asla istatistikler veya istatistiki oranlar değildir. Burada esas mesele candır. Yaradılmışların en şereflisi olan insandır. Merhum Neşet Ertaş’ın ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ dediği o yüce ruhtur. Bir defa şunun anlaşılmasını isterim. Tek bir hanım kardeşimiz bile şiddete uğruyor, şiddet kurbanı oluyorsa bu bizim için küçük kıyametin koptuğunun habercisidir. Gazetelerde okuduğumuz haberlerde seyrettiğimiz her bir şiddet olayının aslında yarım kalmış bir insan hikayesine, öksüz kalmış bir çocuğa, evlat acısı hiç dinmeyen anne babaya, sönüp giden hayallere tekabül ettiğini aklımızdan bir an olsun çıkaramayız. Evet, tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir. Biz meseleye bu zaviyeden yani tamamen insan merkezine bakıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede elde ettiğimiz tüm başarılara rağmen şiddeti sıfırlayamamanın üzüntüsünü her müessif olayda hissediyoruz" diye konuştu."Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor"Dünyada her gün binlerce insan, bilhassa kadın ve çocukların farklı sebeplerle fiziki ya da psikolojik şiddete uğradığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Örneğin Avrupa’da her yıl 2 bin 300 kadın eşleri veya eski eşleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Keza çatışma ve savaşların yükünü de en fazla kadın ve çocuklar çekiyor. İsrail’in son iki yılda Gazze’de katlettiği çocukların sayısı 20 binin üzerinde. Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bunlar vicdan sahipleri için ürkütücü rakamlar. İnsanlıktan nasibini almış bir kimse bu trajedilere kayıtsız kalamaz. Hal böyleyken uzun üzüntü ve utanç verici bir çifte standartla karşı karşıyayız. Gazze’li kadınlara yönelik barbarlık son iki yılda şahit olduğumuz üzere hak ettiği tepkiyi görmedi. Failin ve mağdurun kimliği verilecek tepkinin dozunu burada da belirledi. İsrail’in üzerinde ne yazık ki işlediği cinayetlerin vehametiyle orantılı bir baskı kurulmadı. Bunun vicdanlarda açtığı yarayı en iyi şu an bu salonda bulunan Gazze’li kardeşlerimiz biliyor. Burada çok açık ve net söylüyorum. Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır" dedi."Kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir"Kadına ve çocuğa şiddeti belli bir bölgeye, ülkeye veya topluma mal eden yaklaşımların sorunun çözümü için katkı sağlamadığını söyleyen Erdoğan, sorunun çözülmesinden çok sorunun kronikleşmesine sebep olduğunu belirterek şöyle devam etti;"Aynı çevreler Gazze’li kadınları görmedikleri gibi bugün popüler kültürün mağdur ettiği kadınları kapitalist sistemin vahşi dişlileri arasında ezilen kadınları moda sektörünün metalaştırdığı kadınları da görmezden geliyor. Oysa kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir. Bunlarla mücadele etmek de insan olarak birbirimize karşı görevimizdir. Kadına şiddet gibi özünde insani bir meselenin ideolojik kavgalara meze yapılmasını, mevzi savaşlarına alet edilmesini bizler tasvip etmiyoruz. Gazze soykırımının bu konuda küresel düzeyde bir öz eleştiriye vesile olmasını diliyorum. Biz Türkiye olarak ülkemizde olduğu gibi dünyada da kalıpları zorlamaya ezberleri değiştirmeye konformistlerin rahatını bozmaya devam edeceğiz. Kardeşlerimi unutmayın zalimin de mazlumun da kimliğine bakmadan hakkı savunacak hakikatleri her platformda gür bir seda ile haykıracağız. Bir kardeşiniz olarak sizlere sesleniyorum. Türkiye bugüne kadar hep yanınızda oldu. İnşallah hep yanınızda olacağız. Buradaki kardeşlerimin şahsında Gazze’nin cefakar, fedakar ve her biri direniş abidesi olan cesur kadınlarını bir kez daha saygıyla selamlıyor, şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum.""Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır"Toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın da kilit taşının kadın olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Eğer kadın mutluysa aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Şurası bir gerçek ki bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. İşte bu yıl ilan ettiğimiz gibi Aile Yılı olarak ilan ettik. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi kişinin mahremi olarak görülür ama zulüm, haksızlık varsa şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet kişiyle sınırlı bir hadise değildir. Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir. Müdahale edilmeyen her şiddet olayı toplumda mayalanıyor, zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar daha sonradan meselelerini şiddetle çözmeye meyyal oluyor. Bu tür sorunları engellemenin yolu sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi başta çocuklar olmak üzere herkesin yuvası haline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale, güvenle taşıyabiliriz. Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mani olamayız" diye konuştu."Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor"Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yükün de arttığına dikkati çeken Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:"Bu yükü sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez. Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil babaların da birincil görevidir. Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum. Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.""Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele ettik"Türkiye’nin son 23 yılda şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların hak ve hukuklarının teslimi konusunda gösterdiği başarının ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, "Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele ettik. İş hayatından siyasete, akademiden bürokrasiye, her alanda kadınları güçlendirmenin gayretinde olduk. Burada birkaç çarpıcı rakamı sizlerle paylaşmak arzusundayım. Bakınız, 2002’de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27,9’du. 2025 Eylül ayı itibariyle bu rakam yüzde 35,7’ye yükseldi. Aynı dönemde kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,8’e çıktı. 2002 genel seçimlerinde kadın milletvekillerinin sayısı 24, kadın temsil oranı ise sadece yüzde 4,4’tü. 2023 Mayıs seçimleriyle kadın milletvekillerinin sayısı 119’a, temsil oranı ise 5 kat artarak yüzde 19,83’e yükseldi. Kadın kamu çalışanlarının oranı ise ciddi artış gösterdi. 2024 yılı itibariyle yüzde 43,46’a ulaştı. Bu başarıların altına imzalarını atan tüm hanım kardeşlerimizi şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum. Elbette sadece bunlarla sınırlı kalmadık. 2025’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin engellenmesinde kritik bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Yine aynı yıl nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma zorunluluğunu getirdik. 2014’te ceza kanunumuzda yapılan düzenleme ile cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık" açıklamasında bulundu."Şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik"2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerinin kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, "2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki kararlılık ve hassasiyetimizi yeniden vurguladık. Şiddet önleme ve izleme merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sayısını 432’ye çıkardığımız sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. ALO 183 hattıyla herhangi bir şiddet riskiyle karşılaşan kadınların 7 gün 24 saat esasıyla yanlarında olmayı sürdürüyoruz. Kadın destek uygulamamız KADES aynı şekilde kadınların hizmetinde. Birincil önleme faaliyetleri kapsamında şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik. Bütün bunların kıymetli kazanımlar olarak kadınların güvenli geleceklerine eşsiz katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi."İlk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir"Kararlılıkla 2007’den bu yana uygulanan kadına yönelik şiddetle mücadele ulusal eylem planlarının 4’üncüsünün geride bırakıldığını dile getiren Erdoğan, "5’inci Ulusal Eylem Planını ise bugün yayınladığımız genelge ile yürürlüğe koyduk. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyet başlığından oluşan yeni planımızın kadınlar başta olmak üzere tüm milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 2026-2030 dönemini kapsayan bu planla ilk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir. Bu çerçevede şiddetsiz bir toplumun inşası için delile dayalı ve çok sektörlü politikalar geliştirecek farkındalığı artırıcı toplum temelli müdahaleler yürüteceğiz. Güvenli, kamusal, sosyal ve dijital alanların yaygınlaştırılması için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştireceğiz. İkinci hedefimiz olan etkin hukuki koruma ve adalete erişim kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkinliğini artıracak ceza adaleti sisteminin güçlendirilmesini temin edeceğiz. Risk odaklı ve uzmanlaşmış hizmetlerin etkili sunulması başlıklı üçüncü hedef bağlamında erken uyarı ve müdahale sistemlerini geliştireceğiz. Dördüncü hedefimizi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocukları için sağlanacak psikolojik, sosyal ve ekonomik desteklerle çok boyutlu ve sürdürülebilir bir güçlenme ekosistemi olarak belirledik. Eylem planının beşinci ve son hedefi ise şiddet uygulayanlara yönelik davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılımın sağlanmasıdır. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızın bir kez daha hayırlı olmasını diliyor, Aile Bakanlığımız başta olmak üzere bu önemli belgenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın tüm yönleriyle hayata geçirilmesini temenni ettiğini belirterek kadına yönelik şiddetin ‘insanlığa ihanet’ olduğunu vurguladı. Erdoğan, son olarak konuşmasını katılımcılara teşekkür ederek tamamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsana, hele ki kadına ve çocuğa karşı şiddet bir insanlık suçudur. Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. İzan ahlak sahibi hiçbir erkeğin de eş, evlat, kardeş olarak menfi tutum içinde olması düşünüle
25 Kasım 2025 Salı - 15:52 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsana, hele ki kadına ve çocuğa karşı şiddet bir insanlık suçudur. Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. İzan ahlak sahibi hiçbir erkeğin de eş, evlat, kardeş olarak menfi tutum içinde olması düşünüle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programda konuşan Erdoğan kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye hem Cumhurbaşkanı olarak hem de iki kız babası olarak devam edeceğini söyledi."Gerek Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim"Konuşmasının başında kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye durmadan devam edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada şiddet sebebiyle hayat yolculukları kesintiye uğramış, zorluklarla karşılaşmış, çoğu zaman göz yaşını içine akıtmış, derdini içine atmak zorunda kalmış tüm kadınlarla güçlü dayanışmamızı göstermek amacıyla bir aradayız. Öncelikle kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Aynı şekilde şiddete uğramış, yaşadığı travmalar sebebiyle sıkıntı çekmiş, kadınlık onuru incinmiş tüm hanım kardeşlerime geçmiş olsun diyorum. Konuşmamın hemen başında bir noktanın altını önemli çiziyorum. Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı."Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır"Kadına ve çocuğa karşı şiddetin bir insanlık suçu ve insanlığa ihanet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğinde anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez. Önce insan diyen devlet felsefesinin temeline insanı yerleştiren özellikle de cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın mensupları olarak böylesi bir tavır zaten bize yakışmaz. Bu konuda siyasi hayatım boyunca büyük bir hassasiyet ve kararlılık içinde oldum. İnşallah bundan geri adım atmayacağız. Kadınların da kendi meselelerine daha fazla sahip çıktığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Her türlü şiddetin mağduru olan kadınlar itirazlarını yükselttikçe inşallah değişim çok daha hızlı gerçekleşecektir. Sizler bu şekilde sağlam ve dirayetli durdukça biz de sizden aldığımız güç, cesaret ve ilhamla çok daha ileri adımlar atmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu."Tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir"Kadına ve çocuğa şiddet sorununun rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşulmasının doğru olmadığını dile getiren Erdoğan, "Bunun sebebi Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz. Bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin yapmadığı, yapamadığı önleyici ve koruyucu düzenlemeleri hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Son 23 yılda kadınlarla birlikte verdiğimiz mücadele sayesinde bu alanda büyük bir paradigma değişimine imza attık. Birazdan hukuki, idari ve iş hayatında yaptığımız düzenlemeleri sizlerle kısaca paylaşacağım. Burada mesele asla istatistikler veya istatistiki oranlar değildir. Burada esas mesele candır. Yaradılmışların en şereflisi olan insandır. Merhum Neşet Ertaş’ın ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ dediği o yüce ruhtur. Bir defa şunun anlaşılmasını isterim. Tek bir hanım kardeşimiz bile şiddete uğruyor, şiddet kurbanı oluyorsa bu bizim için küçük kıyametin koptuğunun habercisidir. Gazetelerde okuduğumuz haberlerde seyrettiğimiz her bir şiddet olayının aslında yarım kalmış bir insan hikayesine, öksüz kalmış bir çocuğa, evlat acısı hiç dinmeyen anne babaya, sönüp giden hayallere tekabül ettiğini aklımızdan bir an olsun çıkaramayız. Evet, tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir. Biz meseleye bu zaviyeden yani tamamen insan merkezine bakıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede elde ettiğimiz tüm başarılara rağmen şiddeti sıfırlayamamanın üzüntüsünü her müessif olayda hissediyoruz" diye konuştu."Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor"Dünyada her gün binlerce insan, bilhassa kadın ve çocukların farklı sebeplerle fiziki ya da psikolojik şiddete uğradığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Örneğin Avrupa’da her yıl 2 bin 300 kadın eşleri veya eski eşleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Keza çatışma ve savaşların yükünü de en fazla kadın ve çocuklar çekiyor. İsrail’in son iki yılda Gazze’de katlettiği çocukların sayısı 20 binin üzerinde. Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bunlar vicdan sahipleri için ürkütücü rakamlar. İnsanlıktan nasibini almış bir kimse bu trajedilere kayıtsız kalamaz. Hal böyleyken uzun üzüntü ve utanç verici bir çifte standartla karşı karşıyayız. Gazze’li kadınlara yönelik barbarlık son iki yılda şahit olduğumuz üzere hak ettiği tepkiyi görmedi. Failin ve mağdurun kimliği verilecek tepkinin dozunu burada da belirledi. İsrail’in üzerinde ne yazık ki işlediği cinayetlerin vehametiyle orantılı bir baskı kurulmadı. Bunun vicdanlarda açtığı yarayı en iyi şu an bu salonda bulunan Gazze’li kardeşlerimiz biliyor. Burada çok açık ve net söylüyorum. Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır" dedi."Kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir"Kadına ve çocuğa şiddeti belli bir bölgeye, ülkeye veya topluma mal eden yaklaşımların sorunun çözümü için katkı sağlamadığını söyleyen Erdoğan, sorunun çözülmesinden çok sorunun kronikleşmesine sebep olduğunu belirterek şöyle devam etti;"Aynı çevreler Gazze’li kadınları görmedikleri gibi bugün popüler kültürün mağdur ettiği kadınları kapitalist sistemin vahşi dişlileri arasında ezilen kadınları moda sektörünün metalaştırdığı kadınları da görmezden geliyor. Oysa kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir. Bunlarla mücadele etmek de insan olarak birbirimize karşı görevimizdir. Kadına şiddet gibi özünde insani bir meselenin ideolojik kavgalara meze yapılmasını, mevzi savaşlarına alet edilmesini bizler tasvip etmiyoruz. Gazze soykırımının bu konuda küresel düzeyde bir öz eleştiriye vesile olmasını diliyorum. Biz Türkiye olarak ülkemizde olduğu gibi dünyada da kalıpları zorlamaya ezberleri değiştirmeye konformistlerin rahatını bozmaya devam edeceğiz. Kardeşlerimi unutmayın zalimin de mazlumun da kimliğine bakmadan hakkı savunacak hakikatleri her platformda gür bir seda ile haykıracağız. Bir kardeşiniz olarak sizlere sesleniyorum. Türkiye bugüne kadar hep yanınızda oldu. İnşallah hep yanınızda olacağız. Buradaki kardeşlerimin şahsında Gazze’nin cefakar, fedakar ve her biri direniş abidesi olan cesur kadınlarını bir kez daha saygıyla selamlıyor, şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum.""Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır"Toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın da kilit taşının kadın olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Eğer kadın mutluysa aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Şurası bir gerçek ki bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. İşte bu yıl ilan ettiğimiz gibi Aile Yılı olarak ilan ettik. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi kişinin mahremi olarak görülür ama zulüm, haksızlık varsa şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet kişiyle sınırlı bir hadise değildir. Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir. Müdahale edilmeyen her şiddet olayı toplumda mayalanıyor, zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar daha sonradan meselelerini şiddetle çözmeye meyyal oluyor. Bu tür sorunları engellemenin yolu sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi başta çocuklar olmak üzere herkesin yuvası haline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale, güvenle taşıyabiliriz. Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mani olamayız" diye konuştu."Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor"Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yükün de arttığına dikkati çeken Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:"Bu yükü sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez. Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil babaların da birincil görevidir. Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum. Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.""Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele ettik"Türkiye’nin son 23 yılda şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların hak ve hukuklarının teslimi konusunda gösterdiği başarının ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, "Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele ettik. İş hayatından siyasete, akademiden bürokrasiye, her alanda kadınları güçlendirmenin gayretinde olduk. Burada birkaç çarpıcı rakamı sizlerle paylaşmak arzusundayım. Bakınız, 2002’de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27,9’du. 2025 Eylül ayı itibariyle bu rakam yüzde 35,7’ye yükseldi. Aynı dönemde kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,8’e çıktı. 2002 genel seçimlerinde kadın milletvekillerinin sayısı 24, kadın temsil oranı ise sadece yüzde 4,4’tü. 2023 Mayıs seçimleriyle kadın milletvekillerinin sayısı 119’a, temsil oranı ise 5 kat artarak yüzde 19,83’e yükseldi. Kadın kamu çalışanlarının oranı ise ciddi artış gösterdi. 2024 yılı itibariyle yüzde 43,46’a ulaştı. Bu başarıların altına imzalarını atan tüm hanım kardeşlerimizi şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum. Elbette sadece bunlarla sınırlı kalmadık. 2025’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin engellenmesinde kritik bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Yine aynı yıl nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma zorunluluğunu getirdik. 2014’te ceza kanunumuzda yapılan düzenleme ile cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık" açıklamasında bulundu."Şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik"2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerinin kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, "2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki kararlılık ve hassasiyetimizi yeniden vurguladık. Şiddet önleme ve izleme merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sayısını 432’ye çıkardığımız sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. ALO 183 hattıyla herhangi bir şiddet riskiyle karşılaşan kadınların 7 gün 24 saat esasıyla yanlarında olmayı sürdürüyoruz. Kadın destek uygulamamız KADES aynı şekilde kadınların hizmetinde. Birincil önleme faaliyetleri kapsamında şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik. Bütün bunların kıymetli kazanımlar olarak kadınların güvenli geleceklerine eşsiz katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi."İlk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir"Kararlılıkla 2007’den bu yana uygulanan kadına yönelik şiddetle mücadele ulusal eylem planlarının 4’üncüsünün geride bırakıldığını dile getiren Erdoğan, "5’inci Ulusal Eylem Planını ise bugün yayınladığımız genelge ile yürürlüğe koyduk. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyet başlığından oluşan yeni planımızın kadınlar başta olmak üzere tüm milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 2026-2030 dönemini kapsayan bu planla ilk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir. Bu çerçevede şiddetsiz bir toplumun inşası için delile dayalı ve çok sektörlü politikalar geliştirecek farkındalığı artırıcı toplum temelli müdahaleler yürüteceğiz. Güvenli, kamusal, sosyal ve dijital alanların yaygınlaştırılması için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştireceğiz. İkinci hedefimiz olan etkin hukuki koruma ve adalete erişim kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkinliğini artıracak ceza adaleti sisteminin güçlendirilmesini temin edeceğiz. Risk odaklı ve uzmanlaşmış hizmetlerin etkili sunulması başlıklı üçüncü hedef bağlamında erken uyarı ve müdahale sistemlerini geliştireceğiz. Dördüncü hedefimizi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocukları için sağlanacak psikolojik, sosyal ve ekonomik desteklerle çok boyutlu ve sürdürülebilir bir güçlenme ekosistemi olarak belirledik. Eylem planının beşinci ve son hedefi ise şiddet uygulayanlara yönelik davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılımın sağlanmasıdır. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızın bir kez daha hayırlı olmasını diliyor, Aile Bakanlığımız başta olmak üzere bu önemli belgenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın tüm yönleriyle hayata geçirilmesini temenni ettiğini belirterek kadına yönelik şiddetin ‘insanlığa ihanet’ olduğunu vurguladı. Erdoğan, son olarak konuşmasını katılımcılara teşekkür ederek tamamladı.