POLİTİKA
09 Mart 2026 Pazartesi - 22:24 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Tarafları bir an önce ateşkese ve diplomasiye davet ediyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Daha fazla bölgesel ve küresel istikrarsızlık üretmeden, tarafları bir an önce ateşkese ve diplomasiye davet ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalar hakkında açıklamada bulundu. Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bölgemizde ABD/İsrail ve İran arasında devam eden savaş, insani maliyetlerinin yanı sıra enerji ve lojistik kanalları başta olmak üzere bölgesel ve küresel ekonomiye de ciddi olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Ayrıca çevresel açıdan da önemli etkiler gözlenmektedir. Savaşın uzaması sorunları derinleştirecektir. Daha fazla bölgesel ve küresel istikrarsızlık üretmeden, tarafları bir an önce ateşkese ve diplomasiye davet ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, barış ve istikrar için liderler diplomasisi yoluyla yoğun temaslarını sürdürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, savaşın etkilerinin yoğun yaşandığı alanlar başta olmak üzere tüm kurumları ile teyakkuz halindedir. Savaşın insanımıza ve ülkemize etkilerini en aza indirmek için gelişmeleri yakından takibimiz ve çabalarımız devam edecektir. Belirsizliklerin ve risklerin yükseldiği bir ortamda güçlü liderlik ve tecrübeli kadrolar ile ülkemiz, bir istikrar merkezi olarak ilkeli ve öngörülebilir politikalar ile yoluna devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Başkan Kul: "Yaptığımız iş geçici değil, kalıcı ve sağlam olacak"
26 Şubat 2026 Perşembe - 16:20 Başkan Kul: "Yaptığımız iş geçici değil, kalıcı ve sağlam olacak" Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Oğuzlu Mahallesi Hapantepe Sokak’ta başlatılan 5 kilometrelik yol çalışmalarını yerinde inceleyerek, "Vatandaşımızın sabrına değecek; Terme’nin yolları sadece bugünlük değil, yarınlar için de konforlu ve uzun ömürlü olacak" dedi. Terme Belediyesi, ilçe genelindeki yol ağını modernize etmek ve ulaşım konforunu artırmak amacıyla yürüttüğü çalışmalara Oğuzlu Mahallesi ile devam ediyor. Hapantepe Sokak’ta başlayan zemin hazırlık çalışmalarını Başkan Yardımcısı Cemil Şahin ve Mahalle Muhtarı Fahri Albayrak ile birlikte inceleyen Başkan Kul, mahalle sakinlerinin taleplerini dinleyerek projenin kalitesinden ödün vermeyeceklerini vurguladı. İncelemeler sırasında teknik detaylara değinen Başkan Kul, "Oğuzlu Mahallemiz Hapantepe Sokak’ta yaklaşık 5 kilometrelik bir hatta zemin hazırlıklarımıza başladık. Tek derdimiz var; yaptığımız iş yarım kalmasın, Terme’mize yakışır, kalıcı ve sağlam olsun. Bu doğrultuda rampa olan yerlerimizi beton yol, diğer kısımları ise sathi kaplama ile yenileyeceğiz" diye konuştu. Hizmetin kalıcı olması için zemin hazırlığının önemine dikkat çeken Kul, "Zemin hazırlıklarımızı tamamladık. Şu an hava şartlarını takip ediyoruz; şartlar elverdiği anda üst yapı çalışmalarımıza hızla başlayacağız. Kaliteli bir sonuç için biraz zamana ve Mahalle Muhtarımız Fahri Albayrak nezdinde tüm hemşehrilerimizin sabrına ihtiyacımız var. Ancak neticede konforlu, güvenli ve çok uzun yıllar hizmet verecek yolları Oğuzlu halkımızın hizmetine sunacağız" şeklinde konuştu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı merkezlerde güvenlik ‘CANGÖZ Projesi’ ile sağlanacak
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:45 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı merkezlerde güvenlik ‘CANGÖZ Projesi’ ile sağlanacak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında "Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi İş Birliği Protokolü" imzalandı. Sistemle huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezlerinde şüpheli hareketler, düşme ve bayılma gibi olağan dışı durumlar, yangın anında personel zamanında uyarılarak, erken müdahale sağlanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi İş Birliği Protokolü imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Salonu’nda düzenlenen törenle imzalanan protokol kapsamında CANGÖZ Projesi ilk etapta 27 ilde kullanılmaya başlanacak. Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlık olarak sundukları hizmetleri günün ihtiyaçlarına göre revize ettiklerini ve geliştirdiklerini vurguladı. Göktaş, "Özellikle korunma ve desteğe ihtiyaç duyan bireyler için riskleri ortaya çıkmadan öngörebilen bir yapı kurmak temel önceliklerimizden biridir. Diğer yandan hizmet sunduğumuz her ortamda güvenlik ve mahremiyet dengesini büyük bir titizlikle koruyoruz. Bugün imzaladığımız bu iş birliği protokolü de sosyal hizmet kapasitemizin teknolojiyle desteklenerek yeni bir eşiğe taşınmasının kıymetli bir adımıdır" diye konuştu. "Kuracağımız yapı sayesinde tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz" Huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezleri gibi pek çok hizmet noktasında güvenliğin etkin biçimde sağlanması için izleme sistemlerinin güçlendirilmesi ve merkezi bir yapıya kavuşturulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu doğrultuda Savunma Sanayii Başkanlığımızın geliştirdiği yapay zeka destekli erken alarm ve izleme sistemini hizmet birimlerimizde devreye alıyoruz. İlk etapta 27 ilimizde bu sistemi kademeli bir şekilde kuracağız. Yerli savunma sanayi ekosistemi tarafından geliştirilen bu sistemle görüntüleri anlık analiz ederek, riskleri erken tespit edebileceğimiz bir modeli bize sunuyor. Böylece ilgili personel zamanında uyaracak, muhtemel olumsuz bir durumda da erken müdahale sistemimizi devreye alacağız. Ayrıca kuracağımız yapı sayesinde tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz. Bununla birlikte denetim süreçlerimizi de güçlendirerek; proaktif denetim yaklaşımıyla hizmet kalitesini güvence altına alıyoruz. Görüntü işleme altyapısı; şüpheli hareketleri, düşme ve bayılma gibi olağan dışı durumları tespit edip, yangın ve dumanı algılayacak, anlık alarmla müdahaleyi mümkün kılacak. Bunun yanı sıra, görüntüler sınıflandırılacak. Böylece ihtiyaç duyulan kayıtlara kolay şekilde ulaşılabileceğiz. Yapay zeka altyapısı, ülkemizin sosyo-kültürel yapısını Türk toplumuna özgü beden dili, davranış ve hareket biçimlerini analiz ederek öğrenebilecek kabiliyette olacak. Bu da elimizdeki verilerle eğitilmiş, daha isabetli sonuçlar üreten milli yapay zeka modellerinin geliştirilmesine önemli bir zemin hazırlayacak." "Yapay zeka temelli sistem, savunma sanayii ile sosyal hizmetler arasında güçlü bir sinerji oluşturacak" Ortaya çıkacak kazanımların yalnızca Bakanlıkla sınırlı kalmayacağını da söyleyen Bakan Göktaş, "Yerli ve milli imkanlarla geliştirilecek bu yapay zeka temelli sistem, savunma sanayii ile sosyal hizmetler arasında güçlü bir sinerji oluşturacak. Milli sermayenin yurt içinde kalmasına katkı sağlayacak bu adım, yerli savunma sanayii ekosisteminin yüksek teknoloji alanındaki kabiliyetlerini daha da ileriye taşıyacak. Aynı zamanda ülkemizin yapay zeka alanındaki teknolojik bağımsızlığına, veri güvenliğine ve uluslararası rekabet gücüne de katkılar sunacak" şeklinde konuştu. "CANGÖZ Projesi ile birlikte riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir kurumsal yapıyı daha da güçlendirmiş olacağız" Göktaş, atılan imzanın sosyal hizmetlerde yeni bir güvenlik standardının, yeni bir yönetim kapasitesinin ve yeni bir kamu hizmeti anlayışının ilanı olduğunu aktararak, "CANGÖZ Projesi ile birlikte riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir kurumsal yapıyı daha da güçlendirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla yerli ve milli imkanlarla insan odaklı hizmet anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. SSB Başkanı Haluk Görgün ise, savunma sanayiinin yüksel teknolojinin farklı disiplinlerin koordineli çalışmasını gerektiren, yenilikçi ve inovatif yaklaşımın her an güncel olması gereken bir disiplin olduğunu söyleyerek, "Bu anlamda ülkemizin güzide üniversitelerinde yetişen yaklaşık 100 bin çalışanımızın ortaya koyduğu fedakar çalışmalar neticesinde yakaladığımız bu yüksek teknoloji ürünlerini, ülkemizin aynı anda aynı zamanda teknolojik bağımsızlığına ve ekonomik bağımsızlığına katkı sağlamak adına da yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda kabiliyeti olan şirketlerimizin sivil alandaki ihtiyaçları karşılamak üzere de faaliyetler yürütülüyor" diye konuştu. Çeşitli birimlerde ihtiyaç duyulan ve hızlı cevap verebilecek projenin hayata geçirilmesinden memnuniyet duyduğunu aktaran Görgün, projenin hayırlara vesile olmasını diledi.
AK Parti’li Çakır 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden kanala dava açtı
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:19 AK Parti’li Çakır 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden kanala dava açtı AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığını iddia eden televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, "oto hırsızlık, kasten yaralama, tehdit, hakaret" gibi suçlardan 10 ay hapis cezası aldığı ve infaz süresinin tamamlandığı iddialarına ilişkin haberler üzerine dava açtı. Çakır’ın Avukatı Fatih Aydın’ın başvurusu üzerine söz konusu haberlere erişim engeli getirilirken, Ufuk Çakır bu iddiaları yayınlayan Halk TV’ye 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açtı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın müdafii Avukat Fatih Aydın’ın talebi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 19.02.2026 tarihinde alınan kararla hakkında asılsız iddiaları yayımlayan televizyon kanalı internet sitesi ve Çakır hakkındaki asılsız suçlamaları barındıran haber linklerine erişim engellenmiş ve içeriklerin yayından çıkarılmasına hükmedilmiştir. Hakkındaki tüm suçlamaların asılsız olduğu mahkeme kararıyla kesinleşen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, şahsına yönelik yapılan bu ağır saldırının cezasız kalmaması adına söz konusu yalan haberleri servis eden iddialar hakkında televizyon kuruluşuna 5 milyon TL’lik manevi tazminat davası açmıştır. Çakır ve avukatları, bundan sonraki süreçte de gerçek dışı beyanlarla kişilik haklarına saldıran her türlü kişi ve kuruma karşı hukuki haklarını en sert şekilde arayacaklarını kamuoyunun bilgisine sunar" ifadelerine yer verildi. Ayrıca Çakır, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na da başvurarak, televizyon kanalı hakkında idari yaptırım uygulanmasını talep etti.
28 Şubatta başörtüsü yasağı nedeni ile Kıbrıs’a gidip üniversite okudu, bugün üniversitede ders veriyor
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:29 28 Şubatta başörtüsü yasağı nedeni ile Kıbrıs’a gidip üniversite okudu, bugün üniversitede ders veriyor 28 Şubat sürecinde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle üniversite eğitimini Kuzey Kıbrıs’ta sürdürmek zorunda kalan öğretim üyesi Deniz Işıker Bedir, yıllar sonra Türkiye’de üniversite kürsüsünde ders vermenin mutluluğunu yaşıyor. O dönem disiplin cezası aldığını, sınavlara başörtülü girmenin yasaklandığını belirten akademisyen Bedir, sürecin milyonlarca kadını psikolojik ve sosyal açıdan etkilediğini söyledi. Mardin Artuklu Üniversitesi Psikoloji Bölümü doktor öğretim üyesi Deniz Işıker Bedir, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı. Başörtüsü yasağıyla ilk olarak ortaokulun sonu ile lise yıllarının başında karşılaştığını belirten Bedir, imam hatip lisesinde eğitim gördüğü dönemde de Türkiye’nin birçok yerinde başörtüsü yasağının uygulandığını ifade etti. Milli güvenlik derslerinde başörtülü olarak derse ve sınavlara girmenin yasak olduğunu dile getiren Bedir, yasağa karşı çıkan öğrencilerin disiplin cezalarıyla karşı karşıya kaldığını, kendisinin de bu süreçte disiplin cezası aldığını söyledi. "Birçok kadın kampüse başını açarak ya da perukla girmek zorunda kaldı" Üniversite sınavı ve üniversite döneminde de yasakların devam ettiğini aktaran Bedir, ’’Üniversitelerde de birçok kadın kapıdan içeri girerken ya başını açmak zorunda kalıyordu ya da peruk takarak farklı şekillerde içeri giriyordu. Ben bunu yaşamadım çünkü başörtüsü yasağı olmayan Kıbrıs’ta bir üniversiteye gittim. Özellikle bunu tercih ettim. Ancak Türkiye’ye kongre ya da kütüphane araştırması için geldiğimizde yine aynı uygulamalarla karşılaşıyorduk. Bu süreç kitlesel olarak milyonlarca insanı, milyonlarca kadını etkiledi" dedi. 28 Şubat sürecinin yalnızca başörtüsü yasağıyla sınırlı olmadığını dile getiren Bedir, ’’Ara verdiğim bir dönem de oldu. 28 Şubat sadece başörtüsü yasağıyla sınırlı değildi, katsayı problemi de vardı. Meslek liseleri katsayı sorunu yaşıyor, puanları kırılıyordu. Dolayısıyla istediğim üniversiteyi ve bölümü kazanabilmek için bir süre ara vermek durumunda kaldım. Daha doğrusu kazanamadım. Çünkü Türkiye’de bir üniversiteyi kazanabilmek için derece yapmanız gerekiyordu ve buna rağmen istediğiniz bölümü kazanmak her zaman mümkün olmuyordu. Bu süreç sadece bana değil birçok kadına psikolojik olarak da ağır geldi. Özellikle kadınlara vurgu yapıyorum çünkü başörtüsü yasağı çok kitlesel bir uygulamaydı. Birçok insanda korku, kaygı, depresif belirtiler, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları ve sosyal fobi gibi birçok şey yaşattı. Ben de bunları yaşadım, kendimde tespit ettiğim sorunlardı" diye konuştu. "Dört kız kardeş aynı süreci yaşadı" Dört kız kardeş olduklarını ve hepsinin aynı süreci deneyimlediğini belirten Bedir, ’’Ailemiz bu konuda destekleyiciydi. Ablalarımdan biri yurt dışına gitti, bir kısmı okulu bıraktı, ben ise Kıbrıs’ta okudum. Ailem beni destekledi. Ancak özellikle akademik çalışmalarımdan ve "28 Şubat’ın Psikolojik Etkileri" kitabından da hareketle şunu söyleyebilirim ki birçok kadın destekleyici bir tavırla karşılaşmadı, ailesiyle çatışmalar yaşamak zorunda kaldı. Aile bunu kabul etse bile çok büyük bir üzüntü ve çok ciddi kayıplar vardı ortada. Yani dolayısıyla aile kısmına bakacak olursak gerçekten zorlayıcı deneyimler yaşadıklarını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu. Her 28 Şubat döneminde o günlerin acısının yeniden hatırlandığını dile getiren Bedir, "Her 28 Şubat geldiğinde o dönemi yaşayan birçok insan aynı acıyı yaşıyor. Ancak bugün öğrencilerimle çok rahat bir şekilde ders yapabiliyorum. İdeolojik bir ayrışma yok, onların bana karşı bir tavrı yok. Bu çok mutluluk verici. Her ideolojiden, her fikirden, her dini görüşten insanın bir arada bulunabilmesi ve böyle bir sorun yaşanmaması gerçekten çok kıymetli. Bu süreç elbette birçok şeyi değiştirdi. Kişisel olarak baktığımda ise beni daha güçlü hale getirdiğini söyleyebilirim. Ama üzen yoran yılların kaybına neden olan tarafları da var. Fakat 28 Şubat aynı zamanda bir mücadele. Dolayısıyla arzularıyla eksiler ile bizi değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü söyleyebilirim" dedi.
İletişim Başkanı Duran: "Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz"
26 Şubat 2026 Perşembe - 12:48 İletişim Başkanı Duran: "Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına Türkiye olarak her daim katkıda bulunmayı sürdüreceğiz" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Medya Perspektifinden Çatışma Bölgelerinde Türkiye’nin Barış Rolü Paneli’nde konuştu. Duran, Türkiye’nin, bugün küresel vicdanın sesi olarak çatışma bölgelerinde hem diplomatik bir aktör hem de insani çözüm ortağı olduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanımızın sıklıkla vurguladığı adalet merkezli dünya çağrısı, Türkiye’nin barış yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. Bizler biliyoruz ki, barışın meşruiyeti askeri ve siyasi güç dengelerinden değil, toplumların adalet duygularından beslenir. Günümüzdeyse barış, yalnız müzakerelerle barış masalarında kazanılan bir şey değil. Barış çabaları uluslararası kamuoyunda karşılık bulamazsa, sesi kısılır veya perdelenirse, işte o zaman en önemli cepheyi kaybetmişiz demektir. Bu nedenle, bizler barışın sesinin duyulabilmesi için her tür medya mecralarında adil ve güvenilir bir temsilin mücadelesini veriyoruz ve vermek zorundayız" ifadelerini kullandı. "Barış artık güvenlik, insani yardım, ekonomi ve iletişim boyutlarını birlikte içeren bütüncül bir yaklaşımla inşa edilebiliyor" Çatışma bölgelerinde barış inşası konuşulurken aynı zamanda neoliberal bakış açılarının ötesine geçen çok katmanlı bir gerçeklikle karşı karşıya olunduğunu aktaran Duran, "Hibrit çatışmaların, vekil aktörlerin ve büyük güç rekabetinin belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Barış artık yalnız siyasi anlaşmalarla değil; güvenlik, insani yardım, ekonomi ve iletişim boyutlarını birlikte içeren bütüncül bir yaklaşımla inşa edilebiliyor. Türkiye’nin son yıllarda çatışma bölgelerinde üstlendiği rolü de ancak bu çok boyutlu barış diplomasisiyle anlayabiliriz" açıklamasında bulundu. "Ülkemiz, müzakere zeminini mümkün kılabilen diplomatik erişim kapasitesine sahip nadir ülkelerden birisi durumundadır" Türkiye’nin kolaylaştırıcı ve arabulucu kapasitesinin bugün dünyada fark oluşturduğunu vurgulayan Duran, "Ülkemiz, zıt bloklarla aynı anda konuşabilen, temas kanallarını açık tutabilen ve müzakere zeminini mümkün kılabilen diplomatik erişim kapasitesine sahip nadir ülkelerden birisi durumundadır. Bu rol, yalnızca siyasi düzeyde değil; teknik müzakere süreçlerinin yürütülmesi, güven artırıcı önlemlerin geliştirilmesi ve kriz anlarında iletişimin kesintisiz sürdürülmesi açısından da önem taşımaktadır" diye konuştu. Duran, barış anlatısını güçlendirmek adına pek çok faaliyet yürüttüklerine dikkati çekerek, "İletişim Başkanlığı olarak bize düşen vazifelerden birisi de çatışma bölgelerinde kimin mağdur, kimin haklı ve neyin adil olduğunu vicdanlara sunmaktır. Bu doğrultuda İletişim Başkanlığımız, Türkiye’nin barış anlatısını güçlendirmek ve iletişim ekosisteminde doğru temsil etmek adına çok sayıda faaliyet yürüttü, yürütmeye de devam edecek" ifadelerine yer verdi. "Barışın iletişimini konuşmak bir panel başlığı değil, artık bir güvenlik meselesidir" Panelde, çatışma bölgelerinde yaşanan dezenformasyonların konuşulacağını anlatan Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Zira artık bizler için barışın iletişimini konuşmak bir panel başlığı değil, artık bir güvenlik meselesidir. Dikkatinizi çekmek isterim, burada basit bir bilgi kirliliğinden bahsetmiyorum. Bugün dezenformasyon dediğimiz algı operasyonları toplumsal yaraları kaşıyan, istikrarı zehirleyen, barış masalarını deviren bir güce erişmiştir. Gazze’de bebekler ölürken, sosyal medyada ‘Filistinlilerin sattığı topraklardan bahsedenler’ maalesef bu zehirden tatmış olanlardır. Vatandaşlarımızın da özellikle duygusal hassasiyetlerin tırmandığı dönemlerde bu tarz içeriklere karşı çok dikkatli olmalarını istirham ediyorum. "Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz" Suriye’de eski rejim katliamları karşısında oradaki halkın yanında olduklarını ifade eden Duran, şunları kaydetti: "Elbette önümüzde çok önemli bir görev var. Suriye’nin istikrar içerisinde yeniden inşası ve yeniden mimarı. Bunun kolay bir görev olmadığını biliyoruz. Yeni dönemde Suriye’de oluşan istikrarı hala sabote etmek isteyen, barış ortamını zehirlemek isteyen çevreler var. Bu aktörler zaman zaman terör örgütü görünümünde zaman zaman diğer vekil aktörler zaman zaman da devlet görünümünde olabiliyor. Onlara ve bütün dünyaya şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye olarak biz dün olduğu gibi bugün de gelecekte de Suriyeli kardeşlerimizin haklı mücadelesinin yanında olacağız. Suriye devletinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı göstereceğiz, bunun korunmasına yardımcı olacağız. Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına Türkiye olarak her daim katkıda bulunmayı sürdüreceğiz." Suriye Arap Cumhuriyeti Enformasyon Bakanı Hamzah Almustafa’nın da katıldığı program, ‘Medya Perspektifinden Çatışma Bölgelerinde Türkiye’nin Barış Rolü’ panel oturumuyla devam etti.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP Genel Başkanının ‘Siyasi navigasyon’ problemi vahim bir noktaya geldi"
26 Şubat 2026 Perşembe - 12:43 AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP Genel Başkanının ‘Siyasi navigasyon’ problemi vahim bir noktaya geldi" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sayın Cumhurbaşkanımızı grup toplantımızda ’ilahi okuyor’ diye eleştirmiş. CHP Genel Başkanının ’siyasi navigasyon’ problemi vahim bir noktaya geldi" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sayın Cumhurbaşkanımızı grup toplantımızda ‘ilahi okuyor’ diye eleştirmiş. CHP Genel Başkanının ‘siyasi navigasyon’ problemi vahim bir noktaya geldi. Tesbitlerinin yanlışlığı ve teşhislerinin dayanaksızlığı konusunda kendi rekorlarını kırmaya devam ediyor. AK Parti milletin partisidir. Evlerde, yollarda vatandaşlarımızın dilinden düşmeyen güzel sözlerin, okul bahçelerinde çocuklarımızın cıvıl cıvıl neşesine eşlik eden ifadelerin AK Parti grup toplantımızda Cumhurbaşkanımız tarafından dillendirilmesi bizim ruh kökümüzün neticesidir. Özgür Özel, özgürlük denilmesi gereken yerde baskı ile öne çıkan, millet denilmesi gereken yere vesayet tabelası asan bir siyasi geleneği sürdürdüğü için bir türlü bunları anlamıyor. Ak Parti grubunda sadece milletin dili konuşulduğu için anlamakta zorluk çekiyor. Milletin adamı Cumhurbaşkanımızın doğum günü kutlu olsun. Sadece millete adanmış ve sadece milletin dilini konuşan yürüyüşünün daha nice bereketli yılları olsun" ifadelerine yer verdi.