Son Dakika
|
Trump: "İran bugün çok ağır darbe alacak"
Dubai Uluslararası Havalimanına İHA saldırısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Norveç’teki ABD Büyükelçiliği yakınlarında patlama
Laricani: "ABD Venezuela modelini İran’da uygulayabileceğini sandı"
İspanya Başbakanı Sanchez: "Türk sosyal medya topluluğuna selamlar olsun"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
Büyükelçi Yılmaz, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı heyetini kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Krallık Başbakanı Starmer ile telefonla görüştü
POLİTİKA
AK Partili Gider’den Kadınlar Günü mesajı: Kadının gücü, toplumun istikametidir
08 Mart 2026 Pazar - 11:03:35
AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajında "Kadınların emeği, kararlılığı ve vicdanı bu ülkenin en güçlü teminatlarından biridir" ifadelerine yer verdi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle mesaj yayınladı. Milletvekili Ayhan Gider, "Takvimler 8 Mart’ı ’Dünya Kadınlar Günü’ olarak işaret ediyor. Ancak bu tarih, yalnızca bir kutlama günü değil; toplum olarak nerede durduğumuzu düşünmek ve daha adil bir gelecek için sorumluluklarımızı hatırlamak için önemli bir fırsattır" dedi. Milletvekili Ayhan Gider, kadının her alanda varlığıyla toplumu şekillendiren bir güç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Kadını yalnızca nezaket kalıpları içinde tanımlayan anlayışın artık karşılığı yoktur. Kadın; üretimin içinde, karar mekanizmalarında, eğitimde, bilimde ve kamusal hayatın her alanında varlığıyla toplumu şekillendiren asli bir güçtür. Türkiye’de son yıllarda kadınların eğitimden iş hayatına, girişimcilikten siyasete kadar pek çok alanda daha görünür hale gelmesi önemli bir kazanımdır. Bu kazanımların kalıcı olması ise yalnızca yasal düzenlemelerle değil, fırsatların adil biçimde genişletilmesiyle mümkündür." Kadının güçlenmesi ile toplumun sağlam bir zemin üzerine oturduğunu vurgulayan Ayhan Gider, "Kadınların güçlenmesi, toplumun zayıflaması değil; tam tersine toplumun daha sağlam bir zemine kavuşması demektir. Bu nedenle kadınların güven içinde yaşadığı, emeğinin karşılığını aldığı ve potansiyelini özgürce ortaya koyabildiği bir Türkiye için çalışmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Tarlada üretime katkı sunan çiftçi kadınlarımızdan bilim ve teknoloji alanında emek veren gençlerimize; ailesini ayakta tutan annelerimizden iş dünyasında yeni yollar açan girişimcilerimize, evlatlarını vatan uğruna toprağa emanet eden aziz şehit annelerimize kadar hayatın her alanında emek veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Kadınların emeği, kararlılığı ve vicdanı bu ülkenin en güçlü teminatlarından biridir" diye konuştu.
08 Mart 2026 Pazar - 09:55
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın Kütahya’da teşkilatla buluştu
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Kütahya’da düzenlenen AK Parti Kütahya Genişletilmiş İl Danışma Meclis Toplantısı ve Vefa İftar Programına katıldı. Programda konuşan Yalçın, AK Parti iktidarlarının yıllardır Türkiye’yi bugüne hazırladığını belirterek, Türkiye’nin savunma, diplomasi ve dış politika alanlarında önemli adımlar attığını söyledi. Yalçın, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini ifade etti. Yalçın konuşmasında, "Biz yıllardır AK Parti iktidarlarında işte bu günlere hazırlık yaptık. Onlar Sinop’taki balıklarla ilgili edebiyat yaparken biz inşa ettik, uçaklar inşa ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde büyük diplomatik ağlar kurarak Türkiye’nin güvenliğini ve dış politikasını inşa ettik" dedi. Vatandaşların Türkiye’nin yönetimi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güvendiğini dile getiren Yalçın, Türkiye’nin güçlü liderlikle yoluna devam ettiğini kaydetti. AK Parti teşkilatlarının sorumluluğuna da değinen Yalçın, teşkilat üyelerinin vatandaşlarla birebir iletişim kurarak AK Parti vizyonunu anlatmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. Yalçın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası alanda yürüttüğü diplomasiye işaret ederek, "Nasıl Cumhurbaşkanımız büyük güçler arasında ilmek ilmek diplomasi dokuyorsa, bize düşen de o diplomasiyi vatandaşımıza anlatmak ve vatandaşımızın kapısını çalmaktır" ifadelerini kullandı. Toplantı ve iftar programına ayrıca AK Parti İnsan Hakları Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, AK Parti Kütahya İl Başkanı Ceyda Çetin Erenler, AK Parti Kütahya milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir ile birlikte parti teşkilat üyeleri katıldı.
08 Mart 2026 Pazar - 08:11
İletişim Başkanı Duran: "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla siyasetten iş dünyasına, spordan sanata, fabrikadan tarlaya, evden okula, hayatın her alanında var olan, emeğini, yüreğini, sabır, şefkat ve özveriyle ortaya koyarak hayata dokunan kadınlarımızın hikâyesini fotoğraflarla görünür kılmak amacıyla "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi düzenlendi. 5 Mart 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirilen "Hayata Dokunan Kadınlar" sergisi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlam ve önemine dikkat çekerken aynı zamanda tarihe tanıklık eden kareler aracılığıyla kadınların toplumsal yaşamın her alanındaki varlığını ve emeğini gözler önüne sererek kadınların cesareti, azmi ve kararlılığıyla şekillenen hikâyelerini geçmişten bugüne taşıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın açılışını yaptığı sergide çay hasadı yapan kadınlardan, seramik fabrikasında çalışan kadınlara, Ankara Radyosu’nda yayın yapan kadın spikerden Türkiye’nin ilk kadın taksi şoförüne, eğitimden sanata, kamusal alandan gündelik yaşama kadar hayata dokunan kadınlarımızın arşiv fotoğraflarına yer veriliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dijital görsel arşivinden derlenen siyah beyaz fotoğraflardan oluşan sergide 1934-1986 yılları arasında kadınların yaşamın farklı alanlarında iz bıraktığı anlara tanıklık eden 41 fotoğraf karesi yer alıyor. Serginin açılış programında konuşan İletişim Başkanı Duran, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlediğimiz bu sergide sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Elbette bugün sadece bir takvim günü değil. Kadın emeğinin, kadın aklını, kadın iradesini ve kadınların bu ülkenin geçmişindeki ve geleceğindeki üstlendiği belirleyici rolü güçlü bir biçimde ortaya koymak için toplandık. Sergimizde yer alan görseller, kadın emeğinin tarihsel dönüşümünü ve hayatın her alanında üstlendikleri sorumluluğu açıkça göstermektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim. Kadının onuru, emeği ve toplumsal kıymeti bizim için modern bir hak arayışının ötesinde medeniyetimizin temel değerleri arasında yer alan köklü bir anlayışın ifadesidir" diye konuştu. "Bizim kültürümüzde kadın, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir" Türk kültüründeki kadının yerinin vurgulayan İletişim Başkanı Duran, "Bizim kültürümüzde kadın yalnızca önemli bir değer değil, toplumu kuran, dönüştüren ve ayakta tutan asli bir öznedir. Yakın ve uzak tarihimiz bunun en açık şahididir. Kurtuluş Savaşı’ndan, Cumhuriyet’in inşasına, 28 Şubat’tan, 15 Temmuz direnişine kadar kadınlarımız milletimizin kader anında önemli sorumluluklar almış ve belirleyici rol üstlenmiştir. Hepimizin malumu Cumhuriyet’le birlikte kadınlarımız seçme ve seçilme hakkına birçok Batı ülkesinden önce kavuşmuş, kamusal ve mesleki hayatta erkeklerle eşit şartlarda varlık göstermeye başlamıştır. Ancak açıkça ifade etmek isterim ki, kadının güçlenmesi yalnızca hukuki kazanımlarla değil, toplumsal gerçeklikle örtüşen politikalarla mümkündür" şeklinde konuştu. "28 Şubat sürecinde yaşanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır" 28 Şubat döneminde kadınların yaşadığı zorlukların sona erdirildiğini hatırlatan Duran, "Nitekim kapsamlı sosyolojik araştırmalar, kadınların iş hayatına katılım konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu, aynı zamanda çalışma hayatında eşit muamele beklentisinin hala tam anlamıyla karşılanamadığını göstermektedir. Bununla birlikte, kadınların inançlarından dolayı iş ve eğitim hayatının engellendiği ve açıkça dışlandığı dönemlerde ne yazık ki yaşanmıştır. 28 Şubat sürecinde yaşanan üniversite hayatından kamuya ve özel sektöre kadar uzanan engellemeler şükürler olsun bugün artık aşılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inanç özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmıştır" ifadelerini kullandı. "Artık Türkiye’de kadınlar, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır" Türkiye’nin son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmek için neler yaptığını aktaran Duran, şunları kaydetti: "Türkiye özellikle son 25 yılda kadın haklarını güçlendirmeye yönelik kamu politikaları ve anayasal düzenlemelerle kadın erkek eşitliğini müesses hale getirme adına önemli adımlar atmıştır. Yine bu süreçte kadın istihdamını arttırmaya yönelik teşvikler hayata geçirilmiş, girişimci kadınların kredi ve hibe programları sunulmuş, doğum süt izni ve çocuk yardımı gibi uygulamalarla hukuki eşitliğin fiili zemini güçlendirilmiştir. Artık Türkiye’de kadınlar yalnız sahada değil, karar alma mekanizmalarında da daha etkin biçimde yer almaktadır. Bizim için kadınlarımızın gerçek anlamda güçlenmesi, şiddetten arındırılmış bir hayat, sosyal ve siyasal hayata etkin katılıp ekonomik güvence ve saygın bir çalışma ortamıyla doğrudan ilgilidir. Zira güçlü kadının güçlü aileyi, güçlü ailenin de güçlü toplumu inşa edeceğini düşünmekteyiz." "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Duran, "Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan iki unsur olarak görülmelidir. Bu minvalde, İletişim Başkanlığı olarak sorumluluk alanımız çerçevesinde aile değerlerimizin medyada ve iletişimin her sahasında görünür ve özendirici olması için son derece gayret gösteriyoruz. Bu konuda her birimizin sergilemiş olduğu katkıyı ve hassasiyeti değerli buluyorum. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İletişim ve medya alanında yürüttüğümüz her çalışmada kadın çalışma arkadaşlarımızın emeği ve sorumluluk bilinci kurumumuzun taşıyıcı kolonlarından biridir. Bu katkı niceliksel olduğu kadar niteliksel bir güçtür. Bu düşüncelerle hepinizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar diliyorum" dedi.
08 Mart 2026 Pazar - 00:18
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TDT Gayriresmi Toplantısı sonrası yaptığı konuşmasında, "Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Toplantısı kapsamında mevkidaşlarıyla bir araya geldi. Basın mensuplarının da katıldığı programda Fidan, konuşma gerçekleştirdi. "Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız" Programda konuşan Bakan Fidan, "TDT üyesi ülkelerle karşılıklı güvene dayalı bir işbirliği yürütmekteyiz. Toplumlarımızın huzuru ve refahına katkı sağlamak için çalışıyoruz. Ekonomi, kültür ve bağlansallık konularında şu ana kadar Türk devletleri ile beraber çok somut ve güzel başarılar elde ettik. Bir yandan da Türk Devletleri olarak uluslararası bir tutum belirlemek için yoğun bir mesai halindeyiz. Bu konuda güzel bir mesafe kat ediyoruz. Bölgesel ve küresel sorunlar arasında birlikte hareket etmemiz, her birimizin gücünü ve etkisini arttırmakta. Uluslararası sistemin daha da ön görülemez hale geldiği ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız. Toplantımızda, teşkilatımızın bünyesindeki son gelişmeler ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele aldık. Bugünkü faaliyetlerimiz, dış politika meselelerinde koordinasyonun arttırılması ve ortak tutum benimsenmesi bakımından son derece faydalı oldu. Savaşın daha fazla yayılmasını istemiyoruz. Bu ortak yaklaşımımızın son dönemdeki gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama kabul ettik. Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. "Üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz" İsrail’in yayılmacı ve bölücü tutumu herkes tarafından bilinmektedir. İsrail, tüm bölgede istikrarsız olmasını çatışmalar ve savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise, dost ve kardeş ülkeler ile beraber, İsrail’in bu tutumuna karşı, barıştan yana bir politika benimsemiş durumdayız. Bugünde savaşın sona ermesi için her türlü diplomasi çabayı sürdürmekteyiz. Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen, huzurunu, güvenliğini ve istikrarını korumaktadır. Bu bir tesadüf değildir. Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde isabetli dış politikamız, bir sonucudur. Diğer taraftan üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz. Saldırlar, masum sivillerin hayatını riske atmakta ve savaşın yayılma riskini yaymaktadır. Bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin su istimal edecekleri ortamı sağlamaktadır. Tırmanan gerginlik aynı zamanda, küresel enerji arz güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Türkiye olarak, ilgili kurumlarımızla eş güdüm halinde siyasi, insani, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında gereken tedbirleri büyük bir özenle almaktayız. KKTC, TDT’nin gözlemci üyesidir. Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin on yıllardır maruz kaldığı haksız ve insanlık dışı izolasyonun kaldırılması elzemdir" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mart 2026 Cumartesi- 00:32
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 16:01
Başkan Er’den Malatyalılara konser müjdesi
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 14:34
İçişleri Bakanı Çiftçi Şırnak’ta
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 23:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir"
5
07 Mart 2026 Cumartesi- 21:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
26 Şubat 2026 Perşembe - 08:59
Dışişleri Bakanlığı: "26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı şehrinde masum sivillere karşı gerçekleştirilen katliamı lanetliyoruz."
Dışişleri Bakanlığı, 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı şehrinde masum sivillere karşı gerçekleştirilen katliamı lanetledi. Bakanlıktan Hocalı Katliamı’nın 34. Yıl Dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada; "26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı şehrinde masum sivillere karşı gerçekleştirilen katliamı lanetliyoruz. Hocalı’da yaşanan vahşet, vicdanlarda utanç verici kara bir leke olmayı sürdürmektedir. Katledilen 613 kardeşimizin, yaralananların, esir alınan ve kaybolan tüm Azerbaycanlı kardeşlerimizin acısını daima yüreğimizde taşıyoruz. Hocalı Katliamı’nda hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Azerbaycan halkına taziyelerimizi yineliyoruz" denildi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır"
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:44
Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:33
MHP Kütahya Milletvekili Erbaş: "Hocalı’da yaşananlar insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Hocalı’da 26 Şubat 1992’de yaşananların sıradan bir savaş olmadığını vurgulayarak, "Bu açık bir katliamdır, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" dedi. MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, 26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Hocalı kentinde yaşanan olayların Türk milletinin hafızasında derin bir yara olarak yer aldığını belirtti. Hocalı’da askerlerin değil; kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığını ifade eden Erbaş, 613 Azerbaycanlı sivilin hunharca katledildiğini, esir alınan sivillere insanlık dışı işkenceler yapıldığını ve birçok kişinin akıbetinin hâlâ bilinmediğini söyledi. Erbaş, Hocalı’nın yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak acısı olduğunu dile getirerek, "Biz iki devlet olabiliriz ama tek milletiz. Hocalı’da dökülen kan 30 yıldır hafızamızda diri kaldı. Uluslararası mekanizmalar sustu ama Türk milleti susmadı. Adalet yerini bulmadan acılar dinmez" ifadelerini kullandı. "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" 2020 yılında 44 gün süren Vatan Muharebesi’ne de değinen Erbaş, kahraman Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarını kurtararak tarihe geçen bir zafere imza attığını belirtti. Bu mücadelenin bir öfke patlaması değil, haklılığın ve egemenlik hakkının tecellisi olduğunu vurgulayan Erbaş, "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" dedi. Karabağ’da bugün dalgalanan bayrağın yalnızca bir toprak parçasının geri alınması anlamına gelmediğini kaydeden Erbaş, bunun Hocalı’da hayatını kaybeden masumların onurunun yeniden ayağa kaldırılması olduğunu söyledi. Adaletin gecikebileceğini ancak asla yok olmayacağını ifade etti. Konuşmasında milliyetçilik anlayışlarına da değinen Erbaş, "Bizim milliyetçiliğimiz hamaset ya da saldırganlık değildir. Kardeşimizin hakkı gasp edildiğinde onun yanında durmaktır" dedi. Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu vurgulayan Erbaş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu duruşunun diplomatik bir tercih değil, tarihî bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Kardeşliğimiz sözde değil ve tarihte yazılıdır" şeklinde konuştu. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın ancak güçlü bir Azerbaycan ile mümkün olabileceğini dile getiren Erbaş, zayıf olanın barışının olmayacağını, güçlü olanın barışının olacağını ifade etti. Erbaş, konuşmasının sonunda Hocalı’da hayatını kaybeden 613 Azerbaycanlıyı rahmetle andıklarını belirterek, "Aziz hatıraları milletimizin vicdanında ebediyen yaşayacaktır. Türk milleti dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Karabağ Türk’tür. Can Azerbaycan yalnız değildir. Türk milleti birdir, diridir ve ebediyen beraberdir" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:32
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:01
Bakan Fidan, İİT üyesi ve gözlemcisi ülkelerin büyükelçileriyle iftarda bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ve gözlemcisi ülkelerin Ankara’daki büyükelçileri ile iftar yemeğinde bir araya geldi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:44
İçişleri Bakanı Çiftçi: "Suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak suç ve suçluyla mücadelede asla rehavete kapılmadan, suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çorum Valiliği, Çorum Belediyesini, AK Parti Çorum İl Başkanlığı ve MHP Çorum İl Başkanlığını ziyaret etti ardından Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında kent protokolü ve vatandaşlarla bir araya geldi. "Bugün aranızda bulunmak benim için gönül bağının yeniden tazelenmesidir" Programda konuşan Bakan Çiftçi Çorum’un bir kadim şehri olduğunu ifade ederek, "Bu topraklarda söz mertçe sözlenir, gönül kapıları ardına kadar açıktır, dostluk samimiyetle kurulur. Anadolu irfanı burada hayat bulur. Bu güzel şehre, hizmet etmekten dolayı kendimi son derece bahtiyar hissediyorum. Çorum Valiliği görevimizde siz değerli kardeşlerimizle her zaman hemhal olduk. Hatıralar, dostluklar biriktirdik. Dua ettik, hayır dualarınızı aldık. Bugün aranızda bulunmak benim için gönül bağının yeniden tazelenmesidir. Bu duyguları Yunus’un diliyle şöyle ifade etmek isterim; ‘Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, dostun evi gönüllerdir.’ Çorum da böyle bir irfanın diyarıdır. Sıcak kanlı insanların, memleket sevdalısı insanların şehridir. Biz de bu şehrin ekmeğini yedik, suyunu içtik, havasını teneffüs ettik. Hep beraber hizmet ettik" dedi. "Bu görevi aziz milletimize hizmet yolunda onurlu bir emanet olarak görüyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensibiyle İçişleri Bakanlığı görevinin kendisine tevdi edildiğini belirten Çiftçi, "Bu görevi aziz milletimize hizmet yolunda onurlu bir emanet olarak görüyorum. Her zaman Çorumlu kardeşlerimin hizmetinde olacağımı bir defa daha ifade ertmek istiyorum. Dualarınızda yer almak benim için en büyük şeref kaynağı olacaktır. Anadolu topraklarında bin yıldır süren hakimiyetimiz, ecdadımızın kahramanlığı, alın teriyle, duasıyla, fedakarlığıyla yoğrulmuştur. Bu toprakları ebedi vatan kılan o kutlu yürüyüşün izinde olmak bizim için büyük bir şereftir. Bizim medeniyetimiz sadece imamet kuran, şehirler inşa eden bir medeniyet değildir. Bizim medeniyetimiz insanı merkeze alan, insan onurunu yücelten, maneviyatı esas kabul eden bir medeniyettir. Taşı taş üstüne koyarken gönlü gönül üstüne koymayı esas alan bir anlayıştır" diye konuştu. Suç ve suçluyla mücadelede kararlılıkla yollarına devam edeceklerini ifade eden Bakan Çiftçi, şunları kaydetti: "Bundan 23 yıl önce muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya çıkan irade de ecdadın bu mirasına sahip çıkma idealiyle yola çıktı. Hamd olsun çeyrek aslına yaklaşan bu meşakkatli yürüyüşte bugün bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan bir Türkiye var. Savunma sanayisinde büyük hamleler gerçekleştirildi. Eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, yerli ve milli teknoloji hamlelerinde tarihi hamleler yapıldı. Bu memleketin potansiyelini en verimli şekilde değerlendiren, millete hizmet yolunda çığır açan ve bu haysiyetli günlerin önünü açan muhterem Cumhurbaşkanımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Son 40 yıldır enerjimizi alan terör meselesi karşısında devletimiz kararlı bir mücadele yürüttü. Güvenlik güçlerimizin fedakarlığı, azi milletimizin feraseti sayesinde şimdi bugün çok farklı bir noktadayız. Bu başarının en büyük kahramanları, canını bu vatan için feda eden şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizdir. Hepsine minnet ve şükran borçluyuz. Bugün terörsüz Türkiye süreciyle yeni bir aşamaya geçmiş durumdayız. Muhterem Cumhurbaşkanımızın kararlı liderliğinde, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin güçlü desteğiyle başlayan bu süreç, aziz milletimizin fertleri arasına nifak sokan terör meselesinin suhuletle çözülmesi iradesidir. Cumhur ittifakıyla başlatılan ve bir devlet projesi olarak yürütülen terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonu için İçişleri Bakanlığı olarak azami bir hassasiyeti göstereceğiz. Bu iradeyi ortaya muhterem Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Yine yapıcı tutumuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımıza, Milli Dayanışma ve Kardeşlik Demokrasi Koordinasyonuna, süreci koordinasyon içerisinde yürüten devletimizin tüm kurumlarına teşekkür ediyorum. Inşallah önümüzdeki dönemde Türkiye yüzyılı vizyonu hedeflerine doğru kararlı yürüyüşümüzü hiç kimse durduramayacak. Bu milletin istikametini tayin eden irade yine kendi öz iradesi olacaktır. Bizler de İçişleri Bakanlığı olarak suç ve suçluyla mücadelede asla rehavete kapılmadan, suçu kaynağında kurutacak stratejiler geliştirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Huzur ve güven ortamını daha da tahkim edeceğiz. Şiarımız nettir, birlikte huzur, birlikte güven. Türkiye’nin her karış toprağında, her ilinde, her ilçesinde, vatandaşımızın yanında olacağız. Devletin şefkatini de kudretini de aynı anda hissettireceğiz." "Ziyaretlerinizle bizi çok mutlu ettiniz" Çorum Valisi Ali Çalgan da, "Sayın Bakanım 5 yıl burada görev yaptınız. Çok büyük iz bıraktınız. Her köşede hatıralarınız, sizleri tanıyan dostlarınız var. Çorumlular sizi hemşehrisi olarak görüyor. Bunu Kahraman’dan sonra ikinci ziyaretiniz olarak ilimizi seçmenizden dolayı hemşehrilerim adına şükranlarımı arz ediyorum. İlimizi diyorum ama ilinizi demek daha doğru olacak. Ziyaretlerinizle bizi çok mutlu ettiniz" şeklinde konuştu. AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı ise Bakan Çiftçi’ye Çorum’daki hizmetleri için teşekkür ederek, "Memleketimiz sizin Balilik döneminizdeki hizmetlerinizi sitayişle anıyor. İnanıyorum ki Çorum İçişleri Bakanımız olarak da sizin güzel hizmetlerinizi burada yad edecek. Türkiyemizin içerisinde bulunduğu bu süreçte sizin gibi çok önemli bir kişinin İçişleri Bakanı olması, çok önemli bir bakanlıkta yer oluyor olmanız hem bizi gururlandırıyor hem de Rabbimizden sizlerde yardımcı olmasını niyaz ediyoruz" ifadelerini kullandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çifçi’nin Çorum Valiliği görevinde önemli çalışmalara imza attığını ifade eden Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın da, "Tüm Çorum şahit ki İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi, her zaman yanımızda oldu, bizi her zaman destekledi. Yaptığımız her işte katkısı var. Sadece tarihi Çorum meydanımızın ihya edilmesinde çok önemli katkılarının olduğunu hemşehrilerimiz biliyor. Birçok güzel işi beraber yaptık" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:37
Bakan Göktaş: "Bağımlılıkla mücadelede aileyi merkeze alan yeni bir dönem başlatıyoruz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Batman’da düzenlenen Bağımlılıkla Mücadelede Aile ve Toplum Temelli Bütüncül Destek Projesi Tanıtım Programı "Batman Modeli" lansman programına katıldı. Ramazan ayını tebrik eden Bakan Göktaş, mübarek ayın sağlık, huzur ve bereket getirmesini diledi. Batman’da başlatılan projeyle bağımlılıkla mücadelede sahayı güçlendirecek yeni bir adım attıklarını belirten Göktaş, bağımlılığın sadece bir tedavi süreci olarak değil; önleme, erken müdahale, psikososyal destek ve sosyal uyumu kapsayan çok boyutlu bir destek mekanizması olarak ele alındığını ifade etti. Bağımlılığın tüm dünyada toplumların geleceğini etkileyen kritik bir risk alanı olduğunu vurgulayan Göktaş, tütün, alkol, madde, kumar ve bahis bağımlılığının yanı sıra dijital oyun, ekran ve sosyal medya kaynaklı davranışsal bağımlılıkların da giderek arttığına dikkat çekti. Bakan Göktaş, bağımlılığın yalnızca bireyin sağlığını değil; eğitimden çalışma hayatına, aile bütünlüğünden kamu düzenine kadar geniş bir alanı etkilediğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bağımlılığın her türüyle mücadele konusundaki kararlılığına işaret eden Göktaş, Bakanlık olarak koruyucu, önleyici ve destekleyici hizmetler sunduklarını söyledi. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı kapsamında özellikle dijital bağımlılık tehdidine karşı çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitimleri ile 81 ilde 1 milyon 350 bin vatandaşa ulaşıldığını ifade etti. Yenilenen Sosyal Uyum Süreci Danışmanlığı modeliyle 18 yaş üstü bağımlı bireylerin aileleriyle birlikte topluma güçlü şekilde katılımını hedeflediklerini aktaran Göktaş, aile eğitim programları, dijital farkındalık atölyeleri ve sosyal risk haritalarıyla risklerin mahalle ve ilçe ölçeğinde takip edildiğini kaydetti. Batman’da pilot uygulaması başlatılan projeyle risk tespitinden tedaviye, rehabilitasyondan sosyal uyuma ve istihdama kadar tüm süreçlerin tek bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten Göktaş, projenin merkezinde aileyi koruyan ve güçlendiren bir yaklaşımın yer aldığını dile getirdi. Valilik koordinasyonunda oluşturulan ekiplerin yaklaşık 200 haneye ziyaret gerçekleştirdiğini ifade eden Göktaş, değerlendirmelerin yalnızca bağımlı birey üzerinden değil, hanedeki tüm fertler dikkate alınarak yapıldığını söyledi. İhtiyaç sahiplerinin sosyal yardım ve bakım hizmetlerine yönlendirildiğini belirten Bakan Göktaş, çocuk ve gençlerin eğitimden kopmaması için destek sağlandığını, ücretsiz kreş imkânlarının devreye alındığını ve hanelerin ekonomik dayanıklılığını artıracak istihdam desteklerinin sunulduğunu kaydetti. Bakan Göktaş, Batman’da başlatılan pilot uygulamanın kademeli olarak ülke genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, amaçlarının bağımlılıkla mücadelede tek seferlik müdahaleler yerine kalıcı sosyal güçlenme sağlamak olduğunu kaydetti. Programa katkı sunan kurumlara, saha personeline ve paydaşlara teşekkür eden Göktaş, aileyi güçlendiren her politikanın bağımlılıkla mücadelede kalıcı sonuçlar doğuracağına inandıklarını sözlerine ekledi. Esentepe Külliyesi’ndeki programa AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, Batman Valisi Ekrem Canalp, AK Parti Batman İl Başkanı Hüseyin Şansi, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Emek Sofrası Buluşması İftar Programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kendi iktidarlarından önce işçi ve emekçilerin haklarına yönelik verilen sözlerin tutulmadığını bu sözlerin kendi iktidarları döneminde gerçeğe dönüştüğünü söyledi. Erdoğan, yıllarca bazı kesimlerin de haklarının elinden alındığını söyleyerek, kendi iktidarlarında bu hakların geri iade edildiğini ancak bu iadelerden de rahatsızlık duyanlar olduğunu belitti. "Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" Konuşmasının başında Gazze ve Sudan’da Müslümanların zor şartlarda oruç tutup, iftar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu. 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan refah sınır kapısında kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" diye konuştu. "İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu bir sistemi ülkemize kazandırmaktı" Emek, alın teri ve helal kazancın kutsal değerleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kavramlar adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Asırlar boyunca Ahi Teşkilatımız, Loncalarımız ve Orta Sandıklarımız sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmamış. Aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olmuştur. Ahi Evran’ın eşine, işine, aşına özen göster sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık, ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık" ifadelerini kullandı. "Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk" Kendi iktidarlarında, emekçilere daha önce verilip tutulamayan sözleri yerine getirdiklerini ve bunun yanında birçok hakkı emekçilere kazandırdıklarını belirten Erdoğan, "Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda, devrim niteliğinde adımları attık. Değerli kardeşlerim, bakın burada öne çıkan reformlarımızı sizlerle kısaca paylaşmak isterim. 1 Mayıs biliyorsunuz bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biridir. 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara biz son verdik. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor" açıklamasında bulundu. "Yıllarca örselenen, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik düzenlemelerin kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz" Yaptıkları düzenlemelerle mağdur olan kesimlerin haklarını geri almasından bir kesimin rahatsızlık duyduğunu söyleyen Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. İşte sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş 1000 yıldır i’la-yı kelimetullah sancaktarlığını üstlenmiş yüzde 99’un Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı Şerif’in neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp, milletin inanç değerlerine ateş eden 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık" Kendisinin de çalışma hayatına genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da emniyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevk-ü sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesini önüne açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25
Bakan Çiftçi, 5 yıl valilik yaptığı Çorum’u ziyaret etti
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2018-2023 yılları arasında Valilik görevini yürüttüğü Çorum’da ziyaretlerde bulundu. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, çeşitli ziyaretler gerçekleştirmek üzere 2018-2023 yılları arasında Valilik görevini yürüttüğü Çorum’a geldi. Bakan Çiftçi’nin ilk durağı Çorum Valiliği oldu. Vali Ali Çalgan’ı makamında ziyaret eden Bakan Çiftçi, kentte devam eden projeler ve çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Bakan Çiftçi daha sonra Çorum Belediyesini ziyaret ederek Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın ile makamında bir araya geldi. Bakan Çiftçi, daha sonra AK Parti İl Başkanlığı ve MHP İl Başkanlığına ziyarette bulundu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:11
Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile Süleyman Soylu arasında karşılıklı açılan manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. İstinaf mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk manevi tazminat davasını reddetti. Soylu’nun karşı davasını ise kısmen kabul ederek 10 bin lira manevi tazminata hükmetti. Dava süreci, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 13 Mayıs 2021 tarihli sosyal medya paylaşımı ve 19 Mayıs 2021’de katıldığı televizyon programındaki açıklamaları sonrası başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir açıklama için 5’er kuruş olmak üzere toplam 10 kuruş manevi tazminat talep etti. Kılıçdaroğlu ayrıca konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "5 paralık adama 5 kuruşluk dava açtık" dedi. Süleyman Soylu ise sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek 20 bin TL’lik karşı dava açtı. Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların sözlerini siyasi tartışma kapsamında değerlendirerek hem Kılıçdaroğlu’nun açtığı davayı hem de Soylu’nun karşı davasını reddetti. Dosyayı yeniden inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Soylu’nun açıklamalarının sert ve incitici nitelikte olmakla birlikte siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk dava esastan reddedildi. Ancak mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun dava sonrasında yaptığı bazı açıklamaların eleştiri sınırlarını aştığı ve Soylu’nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kanaatine vardı. Bu kapsamda, 10 bin lira manevi tazminatın 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kılıçdaroğlu’ndan alınarak Soylu’ya ödenmesine karar verildi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 19:58
Bakan Fidan, Bakan Ersoy ile bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya geldi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder