POLİTİKA
BBP Genel Başkanı Destici "Bizler aynı kilimin desenleriyiz, o kilim ise Düzce" 08 Nisan 2026 Çarşamba - 23:52:05 Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’yü makamında ziyaret etti. "Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz" diyerek sözlerine başlayan Genel Başkan Destici, Başkan Özlü’nün Düzce için güzel hizmetler yaptığını dile getirdi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici bir dizi ziyaret gerçekleştirmek için Düzce’ye geldi. Destici, kurmayları ve Büyük Birlik Partisi İl Yönetimi ile birlikte Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’yü Konuralp’teki makamında ziyaret etti. Destici, Başkan Özlü’ye övgü dolu sözlerle bahsederek; "Dürüst çalışkan bir insansınız. Milletvekilliği ve Bakanlık yaptınız. Meclis döneminizin ardından şimdi de ikinci dönem Belediye Başkanlığı görevindesiniz. Düzce’ye güzel hizmetler yapıyorsunuz, bizim arkadaşlarımız da bahsediyorlar. Düzce halkı da sizleri seviyor ki tekrar ikinci kez sizi seçtiler" dedi. "Düzce nadide şehirlerden biri" Düzce’nin nadide şehirlerden biri olduğunu ifade eden Destici, Türk siyasi tarihinin simge isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözleriyle devam ettiği konuşmasında; "Düzce’miz ülkemizin nadide şehirlerinden bir tanesi. Rahmetli Muhsin başkanımızın bir sözü vardı ‘Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz’ diye. Düzce o kilim. Burada her desenden örnekler var, kardeşçe Düzce’de yaşıyorlar. Doğanız güzel, insanlarınız cesur ve çalışkan" ifadelerini kullandı. "Diyaloglarımızı güçlendiriyoruz" Başkan Özlü, görüşmede, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, şehirlerin kalkınmasında ortak akıl ve iş birliğinin önemi vurguladı. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’yi Düzce’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Başkan Özlü; "Biz Büyük Birlik Partisi’nin geçmişini ve kurucusunu saygıyla anan bir kültürden geliyoruz. Geçmiş kültürel kodlarımız çok yakın. Siyaset yoluyla bu ülkeye hizmet etmek isteyen her kim varsa bunların en iyilerini belediye başkanı yapmalıyız. Bir şehirde belediye başkanının vizyonu neyse o şehir o kadardır. Bir şehirde belediye, aslında şehrin kalkınmasının lokomotifi olabilecek bir potansiyele sahip. Belediye Başkanı makul yerlerde hastane için yer ayırmazsa, sağlık bakanlığı nereye hastane yapacak. Aynı şekilde okul yeri ayırmazsa Milli Eğitim Bakanlığı nereye okul yapacak. İnsan hayatının her noktasına dokunan hizmetler yapıyoruz. Bu ülkeyi yönetmek isteyen her kim varsa hayatının bir döneminde belediye başkanlığı yapmalı. Belediye Başkanlığı vatandaşla vasıtasız iletişim kurduğunuz bir alan. Siyasetin tüm paydaşları şehirde" dedi. "Düzce üzerinde uzlaşmak çok kıymetli" Hafta sonu siyasi parti il başkanları ile yaptığı saha gezisini hatırlatan Başkan Özlü, Düzce paydasında buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: "Geçtiğimiz günlerde siyasi partilerin il başkanları ile istişare ve değerlendirme toplantısı yaptık. Son derece faydalı olduğu kanaatindeyim. İletişim kurmak uzlaşmak bunlar kıymetli şeyler. Tekrar şehrimize hoş geldiniz. Bizim şehrimiz göçlerle büyüyen bir şehir. Biz halen göç almaktayız. Burası bir ticari merkez. Endüstri, Tarım, Ticaret var. Butik bir şehiriz." Ziyaret karşılıklı iyi niyet ve temennilerin iletilmesiyle sona erdi.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 23:27 TEMÜD-DER’den Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıldönümü gecesi Türkiye Emekli Emniyet Müdürleri Derneği (TEMÜD-DER) tarafından, Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıldönümü kapsamında özel bir program düzenlendi. Türkiye Emekli Emniyet Müdürleri Derneği Genel Merkezi tarafından, Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıldönümü kapsamında özel bir program düzenlendi. Programda konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik konuşmasında, "Bakanımızın bugün daha önceden planlanan Azerbaycan seyahati nedeniyle aranızda bulunamadığından selamlarını iletmemi özellikle rica etti. Çokça selamları var. Sağlık, huzur ve güvenli ülkemizde iyi bir geleceği inşası içinde hep beraber dua temennileri var. Rabbim ülkemizi iyiliklerle, güzelliklerle muhafaza etsin. Bu toprakları vatan yapan emniyet teşkilatımızın mensuplarına, hem Mehmetçiğimize, kolluk görevlilerimize, jandarmamıza bizlere düşen büyük bir minnettir. Bu vesileyle bu teşkilatımızın neferi olarak ülkenin geleceği ve bizlerin rahatı ve huzuru için çekinmeden canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle şükranla yad ediyorum. Yaralanan gazilerimize sağlık diyorum, hayatta olanlara sağlık diliyorum. Siz değerli büyüklerimize, emniyet teşkilatının onurlu müdürlerine de şükranlarımı ifade ediyorum" şeklinde konuştu. TÜMÜD-DER Genel Başkanı İsmail Çalışkan, "Polislik sadece bir meslek değil aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Yüksek bir vicdan ve sarsılmaz bir adanmışlıktır. Bu şerefli üniformayı taşıyan herkes milletin güvenine layık olmanın ağır ama onurlu yükünü taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından müzik dinletisi ve Ankara Devlet Sahne Sanatları Topluluğu tarafından dans gösterisi yapıldı. Programa; TEMÜD-DER Genel Başkanı İsmail Çalışkan, İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile dernek üyeleri katıldı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 22:46 Bakan Göktaş: "Romanların yoğun yaşadığı 22 ilde bugüne kadar toplam 6 bin 720 konut yaparak vatandaşlarımıza teslim ettik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 8 Nisan Romanlar Günü kapsamında gerçekleştirilen "Roman Tarihi ve Kültürü" etkinliğine katıldı. Bakan Göktaş, "Roman vatandaşların yoğun yaşadığı 22 ilde bugüne kadar toplam 6 bin 720 konut yaparak vatandaşlarımıza teslim ettik. Eylem Planı kapsamında ise bin 71 konutu içeren yeni proje planlıyoruz" dedi. Başakşehir’de, 8 Nisan Romanlar Günü kapsamında gerçekleştirilen "Roman Tarihi ve Kültürü" etkinliği yapıldı. Başakşehir Belediyesi Bahçeşehir Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti MKYK Üyesi Cemal Bekle ve çok sayıda davetli vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından Müzik dinletisi ve "Roman Tarihi ve Kültürü" paneli ile başladı. Dünya Romanlar Günü programının 25 ilde eş zamanlı olarak yapıldığı belirtildi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün sizlerle aynı çatı altında buluşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. ‘Roman Tarihi ve Kültürü’ etkinliği kapsamında sizlerle bir araya gelmiş olmak bizim için çok kıymetli. Bu vesileyle sizlere, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve getirdim. 8 Nisan Dünya Romanlar Günü, Roman kültürünü, birikimini ve bu ülkeye kattığı güzellikleri bir kez daha hatırlamak için önemli bir gündür. Roman kardeşlerimiz, gittikleri her yere kendi güzelliğini taşıyan bir topluluktur. Her daim müzikleriyle, sanatlarıyla ve gönül dünyalarıyla hayatımıza neşe katıyorlar. Bulundukları her yere canlılık, samimiyet ve sıcaklık taşıyorlar. Güçlü dayanışma duygusu, çalışkanlıkları ve hayata sıkı sıkıya bağlı oluşlarıyla hepimize örnek oluyorlar. Anadolu’nun sosyal ve kültürel hayatında Roman kardeşlerimizin izi vardır. Şehirlerimizin ruhunda, mahallelerimizin sıcaklığında, geleneklerimizin, müziğimizin, el sanatlarımızın canlılığında onların emeği ve birikimi vardır. Öyle ki, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her zaman Roman vatandaşlarımızın ülkemize kattığı zenginliğin kıymetini bilen bir lider oldu. Bu anlayış, zamanla güçlü ve samimi bir gönül bağına dönüştü. 2009 yılında hayata geçirilen Roman Açılımı, bu bağın en gerçek yansımasıdır. Bu adımla, Roman vatandaşlarımıza yönelik çalışmalar, daha etkili hale geldi" diye konuştu. Roman vatandaşlara yönelik çalışmalar üzerine konuşan Bakan Göktaş, "Böylece Roman toplumunun ihtiyaçları ve beklentileri, ilk kez bu kadar güçlü şekilde devletin gündemine girdi. Bu iradenin önemli yansımalarından biri ise hiç şüphesiz, 2016-2021 dönemini kapsayan Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ve Eylem Planı oldu. Eylem Planıyla, eğitim, istihdam, sağlık, barınma, sosyal hizmetler ve yardımlar gibi alanlarda daha etkili hizmetler sunuldu. Roman vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına yakından temas eden ve kurumlar arası iş birliğini güçlendiren adımlar atıldı. Bu dönemde Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarıyla iş birliğinde hayata geçirilen SİROMA Projesi de önemli bir eşik oldu. Bu kapsamda 12 ilde farkındalığı artıran çalışmalar yürütüldü. Eğitime erişimi kolaylaştıran ve sağlık hizmetlerinden yararlanmayı destekleyen uygulamalar devreye alındı. Sosyal güvence kapsamında iş gücüne katılımı artıracak somut adımlar atıldı. Ardından ROMSİD Projesiyle, Roman vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin izleme ve değerlendirme süreci güçlü hale getirildi. 2023-2030 dönemini kapsayan Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ve Eylem Planımızın ilk aşamasını tamamladık. 2026 yılı Ocak ayında yayımlanan, Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle II. Aşama Eylem Planımız da yürürlüğe girdi. Eylem Planımız kapsamında eğitimden sağlığa, istihdamdan barınmaya kadar her alanda Roman vatandaşlarımızın hayatına dokunan çalışmalar yürütüyoruz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki, bu yeni dönemin en güçlü yönlerinden biri yerel ihtiyaçlara göre hareket edilmesidir. Çünkü her şehrin ihtiyacı, her mahallenin dinamiği ve her ailenin karşılaştığı mesele aynı değildir. Bu nedenle Roman vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı illerde yerel eylem planları hazırladık" ifadelerini kullandı. Hazırlanan Eylem Planları kapsamındaki faaliyetleri anlatan Bakan Göktaş, "Valiliklerimizin koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, yerelde daha hassas ve etkili çalışma ortamı sağladık. Bu kapsamda, ilk aşamada 25 ilde İl Çalışma Grupları oluşturduk. Hedefimiz, Roman vatandaşlarımızın tüm politika ve hizmet süreçlerine katılımını güçlendirmek ve yerelde ortak aklı büyütmektir. Öte yandan Romanların yoğun yaşadığı 22 ilde bugüne kadar toplam 6 bin 720 konut yaparak vatandaşlarımıza teslim ettik. Eylem Planı kapsamında ise bin 71 konutu içeren yeni proje planlıyoruz. Bu projeyle, Roman vatandaşlarımızın yaşam biçimlerini ve ihtiyaçlarını gözeten bir yerleşim modeli oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu çalışmalarımızın yanı sıra, 89 Sosyal Dayanışma Merkezlerimizde, vatandaşlarımıza sosyal destek, eğitim, meslek ve kişisel gelişim alanlarında hizmetler sunuyoruz. Kadınların üretkenliğini destekleyen, çocukların gelişimine katkı sunan ve aile yapısını güçlendiren çalışmalar yürütüyoruz. LOCALROMA Projesi ile yerel yönetimlerin daha kapsayıcı çalışmalar yapmasına destek oluyoruz. 2026’nın ikinci yarısında başlayacak bu projeyle, Roman vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına daha hızlı cevap vereceğiz. Bunun yanı sıra, Roman Entegrasyonu Projesi’nin üçüncü aşamasında, Batı Balkan ülkeleriyle birlikte konut, iş, nüfus kaydı, çevre ve dijitalleşme gibi alanlarda yeni çalışmalar yürütüyoruz. Bugün Roman kardeşlerimiz, hayatın içinde her alanda varlık gösteriyor. Özellikle kadınların ve gençlerin güçlenmesi, bizim için ayrı bir önem taşıyor. Roman kadınları, sabrıyla, emeğiyle ve sevgisiyle topluma güç veren insanlardır. Roman gençleri Türkiye’nin yarınında çok önemli roller üstlenecek büyük bir potansiyele sahiptir. Bizim görevimiz, bu potansiyeli gerçek kılmak ve fırsatlara erişimi artırmaktır. Aynı şekilde, Roman tarihini ve kültürünü yeni kuşaklara taşımak, bu zenginliği korumak için çok önemlidir. Türkiye Yüzyılı’nı ise, ancak bu doğrultuda, kültürel zenginliğimizi koruyarak, fırsat eşitliğini artırarak ve birlikte daha güçlü bir gelecek kurarak inşa edebiliriz" ifadelerini kullandı. İstanbul Valisi Davut Gül ise, "Roman kardeşlerimizin dezavantajlı durumunun ortadan kalkması için Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, onun liderliğinde, Bakanlarımızın koordinasyonuyla İstanbulumuzda da sizlere hizmet etmeye gayret ediyoruz. Roman kardeşlerimizin anaokuluna gitmesi, kreşlere gitmesi için Bakanlarımızın öncülüğünde İstanbulumuzda her mahallede, özellikle yavrularımızın ücretsiz bir şekilde okula gideceği, anaokuluna gideceği, kreşe gideceği okullar yapıyoruz, yapacağız. İkincisi, Mahalle ölçeğinde, yürüme mesafesinde ’Ödev Evlerimiz’ var. Nedir bu ödev evlerimiz? Çocuk okuldan eve geldi, evde derslerine yardımcı olamıyorsunuz o ya da bu sebepten. Ödevlerini yapabileceği, bizim öğretmenlerimizin rehberlik yapabileceği 253 tane ödev evimiz oluştu. Bunların sayısını ilk etapta 500’e, daha sonra bine çıkartacağız. Üçüncüsü, yine Bakanımızın talimatıyla dezavantajlı çocuklara ’Kantin Kart’ veriyoruz. Okula giden bütün Roman çocuklara vereceğiz. Okula gittiklerinde her ay 2000 tl karta yükleyeceğiz. Kantinde yemek alabilecekler. Sizlerin hiçbir çocuğu "Okula göndereceğim ama beslenme sorunu var. Okula göndereceğim ama harçlık veremedim" diyemeyecek. Hiçbirini ayırmadan bütün Roman çocuklarına bu kartı vermiş olacağız" dedi. Program, Beyoğlu Mustafa Kandıralı Güzel Sanatlar Lisesi Konseri ile devam etti. Bülent Altınbaş tarafından klarnet gösterisi yapılırken protokol konuşmaları sonrası program hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Alanya trafiğine nefes aldıracak iki karayolu projesi açılıyor
19 Aralık 2025 Cuma - 10:37 Alanya trafiğine nefes aldıracak iki karayolu projesi açılıyor Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Alanya Doğu Çevre Yolu’nun Hasbahçe-Mahmutlar arası 12 kilometrelik kesimi ile Demirtaş Kavşağı’nı trafiğe açacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin önemli turizm destinasyonu Alanya’da iki karayolu projesinin açılışını gerçekleştirecek. Hasbahçe-Mahmutlar arası 12 kilometrelik kesim trafiğe açılacak Bakan Uraloğlu, Alanya Doğu Çevre Yolu’nun tamamını Hasbahçe-Kargıcak arasında toplam 15,2 kilometre uzunluğunda projelendirdiklerini belirterek "Bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında projelendirdiğimiz yolun; ilk 4,5 kilometrelik kesimi 3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli, devam eden 7,5 kilometresi ise 2 gidiş 2 geliş olmak üzere 4 şeritli olacak. Yolun, Hasbahçe-Mahmutlar arası 12 kilometrelik kesimini yarın trafiğe açacağız" dedi. Uraloğlu, hizmete sunulan kesimde toplam 2 bin 708 metre uzunluğunda çift tüplü Oba Tüneli, Dim Tüneli ve Mahmutlar Aç-Kapa tünellerini inşa ettiklerini belirterek "Ayrıca bin 31 m uzunluğunda 7 adet çift köprü, 60 metre uzunluğunda 1 adet tek köprü ve 3 adet farklı seviyeli kavşak inşa ettik" şeklinde konuştu. Yolun tamamı hizmete açıldığında yıllık toplam 3 milyar 796 milyon TL tasarruf sağlanacak Bakan Uraloğlu, Alanya’nın büyüyen yapısı ve turizm amaçlı artan trafik hacmi nedeniyle mevcut Alanya Çevre Yolu’nun şehir içi yol haline geldiğini dile getirerek sözlerine şu şekilde devam etti: "Her gün ortalama 33 bine yaklaşan araç geçişinin olduğu bu yolda 14 sinyalize kavşak, 3 yaya üstgeçidi ve 43 yaya altgeçidi bulunuyor. Alanya Doğu Çevre Yolu’nun inşa edilmesiyle bölgede yaşanan trafik yoğunluğu rahatlayacak. Doğu Çevre Yolunun tamamı hizmete girdiğinde mevcut yola göre güzergahı 3 kilometre kısaltacak, seyahat süresi 35 dakikadan 10 dakikaya inecek. Hızlı ve kesintisiz ulaşım hizmeti sunan proje ile zamandan 3,6 milyar lira, akaryakıttan 196 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 3 milyar 796 milyon lira tasarruf sağlayacak, karbon salınımı 11 bin 903 ton azaltacağız." "Demirtaş Kavşağı’nı farklı seviyeli kavşak haline getirdik" Açılışı yapılacak diğer proje olan Demirtaş Kavşağı hakkında da bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Alanya-Gazipaşa Yolu üzerinde mevcutta hemzemin dönel adalı kavşak olarak hizmet veren Demirtaş Kavşağı’nı 35 metre uzunluğunda inşa ettiğimiz altgeçit ile farklı seviyeli kavşak haline getirdik. Demirtaş Kavşağı trafiğe 2 gidiş 2 geliş olmak üzere 4 şeritli, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında hizmet verecek" şeklinde konuştu. Farklı seviyeli kavşak uygulaması ile Akdeniz Sahil Yolu’nun Alanya-Gazipaşa kesiminde trafik akışını kesintisiz hâle getirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, "Özellikle yaz aylarında artan yerli ve yabancı ziyaretçi trafiğinin neden olduğu yoğunluk ve gecikmeler önemli ölçüde azalttık. Demirtaş Mahallesi’nden devlet yoluna hızlı ve güvenli katılım sağlayarak hem ana yol üzerindeki geçiş güvenliğini artırdık hem de yerel trafik hareketliliği daha düzenli bir yapıya kavuşturduk" bilgisini paylaştı. Bakan Uraloğlu, hayata geçirilen Demirtaş Kavşağı ile kavşak noktasındaki bekleme sürelerini ve dur-kalk kaynaklı kayıpları minimize ettiklerini belirterek, son olarak şu ifadelere yer verdi: "Proje ile zamandan yaklaşık 14,6 milyon lira, akaryakıttan 4,6 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 19,2 milyon lira ekonomik tasarruf sağlayacağız. Akıcı trafik düzeni sayesinde karbon salınımı yıllık 68 ton azaltarak çevresel sürdürülebilirliğe ve iklim dostu ulaşım hedeflerine katkı sunulacağız."
Başkan Gürkan: "Büyükşehirdeki tutarsız yönetim Bursa’ya zaman kaybettiriyor"
19 Aralık 2025 Cuma - 10:31 Başkan Gürkan: "Büyükşehirdeki tutarsız yönetim Bursa’ya zaman kaybettiriyor" Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin plansız ve tutarsız yönetim anlayışı sebebiyle şehre zaman kaybettirdiğini vurgulayan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, susuzlukla imtihan edilen Bursa ve Bursalıların şimdi de çöp krizi ile karşı karşıya bırakılmak üzere olduğunu ifade ederek, "Büyükşehir yönetiminin elini çabuk tutması gerekiyor, zaman doluyor" uyarısında bulundu. AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, saha çalışmaları çerçevesinde Karacabey’de bir dizi programa katıldı. İlçe esnafını ziyaret eden Başkan Davut Gürkan, AK Parti’de ilçe başkanlığı görevinde bulunan Adem Surguç, Murat Erol ve Ertem İşcan ile de bir araya geldi. Karacabey Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Osman Sol ve dernek yönetimi ile istişare toplantısı yapan Başkan Gürkan, programın devamında AK Parti Karacabey İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan’ın yanı sıra, AK Parti Karacabey İlçe Başkanı Gültekin Saygısever ve Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı’nın da hazır bulunduğu toplantıya il ve ilçe yöneticileri, belediye meclis üyeleri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile teşkilat mensupları katıldı. İl Başkanı Davut Gürkan, teşkilatlara seslendiği toplantıda siyasetin merkezinin saha olduğunu belirterek AK Parti’nin 24 yıllık süreçte hiçbir zaman sahadan kopmadığını ifade etti. Vatandaşın talep ve eleştirilerinin ancak sahada olunarak anlaşılabileceğini belirten Başkan Gürkan, "Sahadan çekildiğimiz an ne şikâyetlerin farkında olabiliriz ne de vatandaşın hissiyatını anlayabiliriz. Siyasetin en önemli özelliği sahada olmaktır" dedi. AK Parti’nin gerçekleştirdiği danışma meclisi toplantılarının da bu çerçevede önemli bir misyonu olduğunu vurgulayan İl Başkanı Gürkan, bu toplantılarda sahadan gelen mesajlara ve sahanın nabzına kulak verildiğinin altını çizerken şunları söyledi; "Danışma meclislerinde alınan talep, öneri ve görüşlere mutlaka dönüş yapmak zorundayız. Sizlerden gelen tüm taleplere dönüş yapıyor gereken adımları atıyoruz." Teşkilatlar ile belediyeler arasındaki uyumun önemine işaret eden Gürkan, Karacabey’de belediye ile teşkilat arasında kurulan güçlü diyalogdan memnuniyet duyduğunu ve bu uyumun sahada hizmet olarak karşılık bulduğunu söyledi. Ayrıca Büyükşehir ve İlçe Belediye Meclis üyeleriyle birlikte yürütülen çalışmaların da bu uyumun bir göstergesi olduğunu ifade etti. Karacabey’in il genelinde en yüksek TOKİ kontenjanlarına sahip olduğunu hatırlatan Davut Gürkan, ilk etapta ilçede 3 bin 585 konutun yapımına başlandığını ve imalat sürecinin hızla devam ettiğini söyledi. İkinci etapta 5 bin 500 yeni konut kontenjanı alındığını açıklayan Gürkan, bu yatırımların Karacabey’in ihtiyaçları ve sahanın taleplerine göre şekillendiğini vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) yatırımlarına da değinen Başkan Davut Gürkan, Karacabey’de biri tamamlanan, diğeri yüzde 75 seviyesinde olan iki baraj bulunduğunu belirtti. İlçede devam eden DSİ projelerinin toplam yatırım tutarının yaklaşık 12 milyar TL, tamamlanan yatırımların ise 8 milyar TL seviyesinde olduğunu ifade etti. Bursa ve Bursalının susuzluğun ardından çöp kriziyle de karşı karşıya olduğu uyarısında bulunan İl Başkanı Davut Gürkan, Büyükşehir Belediyesi’nin Karacabey’e bağlı Muratlı Mahallesi’nde yapmaya çalıştığı ama gerekli izinleri alamadığı için başarılı olamadığı katı atık tesisi projesi üzerinden Büyükşehir yönetimini eleştirdi. Nilüfer’in Kayapa Mahallesi’nde ‘Batı Katı Atık Entegre Tesisi’ kurulmasına yönelik çalışmaların 2017 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce başlatıldığını hatırlatan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, gerekli tüm yasal izinlerin alınmasına, bilimsel araştırma raporlarının ‘en doğru’ yer olarak işaret etmesine ve ÇED süreçlerinin bitmesine rağmen söz konusu projenin mevcut yönetimince durdurulduğunu vurguladı. Gelinen noktada Hamitler Yenikent Depolama Sahas’nın kapasitesini doldurduğunu, halk sağlığı ve çevre için risk arz edecek duruma getirildiğini ifade eden İl Başkanı Davut Gürkan, "Bütün altyapıları tamamlanmış durumda bulunan Kayapa’daki alan dışında ne yazık ki bir alternatif üretilmedi. Fakat oranın da gerekli süreci başlatma noktasında izin süresi dolmak üzere. Büyükşehir Belediyesi ya orayı değerlendirecek ya da başka bir yer bulmak zorunda" ifadelerini kullandı. Başkan Davut Gürkan, "Büyükşehir Belediye Başkanı çöp konusunda da boş vaatlerde bulunarak hem Bursa’yı hem de Bursalıları oyalıyor. Oysa elini çabuk tutması gerekiyor. Bu tutarsız yönetim anlayışı yüzünden susuzlukla mağdur edilen Bursa, bir de çöp krizi yaşamamalıdır" şeklinde konuştu. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 2017 yılında projelendirdiği ‘Batı Katı Atık Entegre Tesisi’nin sadece bir çevre yatırımı olmadığını vurgulayan Başkan Gürkan, "Aynı zamanda bu tesis, elektrik üretimi yapacak olması, atıkların ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılması yönüyle de Büyükşehir Belediyesi’ne önemli bir gelir kapısı olacaktı. Fakat Bursa Büyükşehir Belediyesi’ndeki mevcut yönetim göreve geldiklerinde bu projeyi hayata geçirmek yerine durdurdular, farklı arayışlara girdile. Fakat gelinen noktada başka bir alternatif olmadığını geç de olsa anlamış olduklarını umut ediyoruz. Geride kalan sürede kentin ihtiyaçları doğrultusunda hiçbir büyük proje yapılamamış olması, Bursa’ya zaman kaybettirdi. CHP’lileri en mahir oldukları konu birbirlerini itham ve ihbar etmek. Son günlerde kendi belediye başkanlarının sosyal medya üzerinden ortaya attıkları iddialar ve açıklamalar da artık tüm Türkiye’nin bildiği bu gerçeğin bir başka somut örneği oldu" dedi. AK Parti Karacabey İlçe Başkanı Gültekin Saygısever ise mayıs ayından bu yana yürütülen çalışmalar sonucunda 1.478 yeni üyeyi partiye kazandırdıklarını belirterek, "AK Parti Karacabey’de girilmedik mahalle, çalınmadık kapı bırakmıyor. Saha çalışmalarımız artarak devam edecek" dedi. Toplantıda konuşan Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Karacabey’in ihtiyaçları doğrultusunda hizmet üretmeye devam ettiklerini belirterek, belediye ve teşkilat uyumunun şehre değer kattığını söyledi. Karabatı, Karacabey için gece gündüz demeden çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Konuşmaların ardında danışma meclisine geçildi. Teşkilat mensuplarının görüş, öneri ve talepleri dinlendi; yöneltilen sorular tek tek cevaplandı. Program, üye çalışmaları kapsamında başarı gösteren teşkilat mensuplarına plaket takdimi ile sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel bir perspektifle harmanlamalı, yeniden üretmeli ve yeniden inşa etmeliyiz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 21:02 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel bir perspektifle harmanlamalı, yeniden üretmeli ve yeniden inşa etmeliyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, " Hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Kültür ve sanat dünyamızın kıymetli mensupları, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, sizlere en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini tevdi edeceğimiz bu anlamlı törende sizlerle bir arada olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, Milletin Evine, bu gazi Mekana hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz" dedi. Erdoğan, konuşmasında töreni yurt içi ve yurt dışından takip edenlere de selam göndererek," Sizlerin vasıtasıyla ülkemizin ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden kardeşlerimize buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. Az sonra ödüllerini takdim edeceğimiz ilim, kültür ve sanat erbabımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz evvel ödül sahiplerimizle ilgili hazırlanan biyografi filmini hep beraber izledik. Zihinlerinde oluşan nüveleri kalplerinin süzgecinden geçirerek ülkemize ve dünyaya çok kıymetli eserler kazandıran ödül sahiplerimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sürecinde görev alan seçici kurul üyelerine de teşekkür ederek, " Aynı şekilde çok titiz ve hassas bir değerlendirme süreci sonunda ödüle layık görülen isimleri tespit eden seçici kurul üyelerimizi de kutluyorum. Sözlerimin hemen başında kısa süre önce ebediyete uğurladığımız kültür sanat ödülleri sahibi iki ismi burada özellikle anmak istiyorum. 28 Eylül’de vefat eden şair Yavuz Bülent Bakiler ile Neyzenlerin Kutbu Niyazi Sayın’ı hürmetle iade ediyor. Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ülke ve millet olarak gerçekten de kendilerine çok şey borçlu olduğumuz bu iki değerimizi unutmayacak her zaman şükranla hatırlayacağız" diye konuştu. Konuşmasının başında kısa süre önce vefat eden iki önemli kültür ve sanat insanını anan Erdoğan, "Kayıplarımız sebebiyle bir yanımız yaprak döküyor olsa da diğer yanımız hamdolsun çiçek açmaya, şıvga vermeye, boy atmaya devam ediyor. İşte bu yılki bilim ve kültür ödülümüzü Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’e takdim ediyoruz. Süleyman Seyfi Öğün Hocamız kütüphanesiyle dışarıda gürül gürül akan dünya arasındaki irtibatı kesmeyen nadir akademisyenlerimizden biridir. Hocamızın siyaset, ekonomi, felsefe, toplum ve kültürde meydana gelen değişimlere farklı açılardan mercek tutan çalışmaları hem kapsamlı hem de derinlikli bir yapı arz ediyor. Onun eserlerine baktığımızda düşünce geleneğimizin bugüne kadarki seren camını da görebiliyoruz. Hocamızı tebrik ediyor, daha nice çalışmayla ilim ve fikir müktesebatımıza önemli katkılar yapmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl resim ödülünün ressam Yalçın Gökçebağ’a verildiğini belirterek, yarım asrı aşan sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Gökçebağ’ın Türk resminde müstesna bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bu seneki resim ödülümüzün sahibi kıymetli ressam Yalçın Gökçebağ Beyefendidir. Yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Yalçın Gökçebağ Cumhuriyetimizin ilk kuşak ressamlarından devraldığı hazineyi yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale döküyor" dedi. Gökçebağ’ın, Cumhuriyet’in ilk kuşak ressamlarından devraldığı mirası yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale aktardığını ifade eden Erdoğan Renkleri adeta şiire dönüştürdüğü tablolarında bu toprakların sesi duyuluyor. Çizgilerinde insanın ve tabiatın güzellikleri okunuyor. Özgün, canlı ve masalları andıran eserleriyle Türk resminde önemli bir yer tutan Yalçın Gökçebağ’ı tüm kalbimle kutluyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzik ödülünün ise Prof. Dr. Yalçın Tura’ya tevcih edildiğini belirterek, Tura’nın Türk müziğinin yaşayan duayenlerinden biri olduğunu söyledi. Erdoğan, hafızalara kazınan çok sayıda film ve dizinin müziklerine imza atan Tura’nın, hem müzik bilimine hem de Türk müzik teorisine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yalçın Tura’nın, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü’nü kurarak ülkeye seçkin bir eğitim yuvası kazandırdığını hatırlatan Erdoğan, "Hem akademik çalışmaları hem de gönüllerimizde taht kuran beste ve güfteleriyle Türk müziğine hediye ettiği tüm değerler için kendisine teşekkür ediyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, arkeoloji ödülünün Prof. Dr. Fahri Işık’a takdim edildiğini belirterek, Işık’ın Türkiye ve dünya arkeolojisine önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Malatya’nın yetiştirdiği seçkin bir bilim insanı olan Prof. Dr. Fahri Işık’ın, kazı biliminde uzun yıllar doğru kabul edilen pek çok yanlışı ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, "Kitapları, makaleleri ve araştırmalarıyla Anadolu’nun binlerce yıllık zengin tarihine ışık tutmuştur" dedi. Prof. Dr. Işık’ın, kazı bölgelerinde kimi zaman çadırlarda kimi zaman köy evlerinde kalarak büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Patara başta olmak üzere birçok antik kentte nadide eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına öncülük ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk arkeolojisine sağladığı katkılar dolayısıyla Prof. Dr. Fahri Işık’ı tebrik ederek, "Kazı biliminde paradigma değiştiren çalışmaları dolayısıyla kendisini gönülden kutluyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın fotoğraf ödülünün Filistinli gazeteci ve fotoğrafçı Ali Jadallah’a verildiğini kaydetti. Ali Jadallah’ın, iki yılı aşkın süredir devam eden saldırıları fotoğraf kareleriyle tüm dünyaya belgelediğini belirten Erdoğan, Jadallah’ın objektifinin, "gerçekleri medeni denilen dünyanın yüzüne çarptığını" ifade etti. Erdoğan, Filistinli foto muhabirinin aynı zamanda Anadolu Ajansı adına sahada görev yaptığını da hatırlattı. Erdoğan,"Canını hiçe sayıp hakikatin deklanşörüne basarak Gazze’deki zulmü fotoğraflarla belgeleyen Ali Jadallah kardeşimi şahsım milletim ve tüm mazlumlar adına tebrik ediyorum. Çektiği fotoğraflar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Güney Afrika’nın İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davada bu fotoğraflar kanıt olarak sunuldu." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de yaşananları dünyaya duyurdukları için hedef alınan basın mensuplarını da anarak, "Sırf Gazze’deki vahşeti görüntüledikleri için İsrail tarafından katledilen, 37’si kadın olmak üzere 283 basın mensubunu burada rahmetle anıyorum" dedi. İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin onurlu mücadelesini saygıyla selamladığını ifade eden Erdoğan, "İsrail’in acımasızca öldürdüğü gazetecilerin kahramanca mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in baskı ve engelleme çabalarına rağmen gerçeğin gizlenemeyeceğini vurgulayarak,"Burada şunu da ifade etmek istiyorum, İsrail hükümeti ne kadar susturmaya ve engellemeye çalışırsa çalışsın, vicdanlı yürekler ve hakikatin peşinde koşan gerçek gazeteciler, canları pahasına Filistin’de olan bütün bu olup bitenleri gözler önüne sermeye devam ediyor" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak Filistin halkının yanında durmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Biz de Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz" dedi. Gazze’de yaşananlara karşı Türk basınının sergilediği duruşa da dikkat çeken Erdoğan, "Gazze soykırımında TRT ve Anadolu Ajansımız başta olmak üzere Türk basın kuruluşları gerçekten yürekli bir duruş sergilemiştir" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de canice katledilen basın mensuplarının fedakârlıklarının kayıt altına alınması amacıyla önemli bir çalışma yapıldığını belirterek, "Bu kapsamda, geçtiğimiz hafta ‘Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı’ isimli bir kitap yayımlanmıştır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin tecellisi için mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, "Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin yerini bulması için bundan sonra da her cephede mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Konuşmasının devamında kültür ve sanatın insanlık tarihindeki yerine değinen Erdoğan, insanın başlı başına bir sanat eseri olduğunu vurguladı. Erdoğan, "İnsan, eski zamanlardan itibaren yeryüzünde karşılaştığı her nesneyi, her durumu, her ses ve rengi sanatın malzemesi olarak görmüştür" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın kendi içinden çıkardığı dehalar ve sanatçı ruhlar sayesinde büyük bir sanat birikimi oluşturduğunu belirterek, "Bugün mirasçısı olduğumuz kültür ve medeniyet iklimi, büyük sanatçıların inşa ve ibda ettiği müşterek zenginliğimizdir" diye konuştu. Bu zenginliğin aynı zamanda bir devamlılık düşüncesinin sonucu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, kültür ve sanatın, insanlığın acılarının, sevinçlerinin ve var olma mücadelesinin dünya hayatındaki en güçlü kanıtlarından biri olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan var oldukça sanatın da var olacağını vurgulayarak, sanatın kendini yenileyen ve sürekli üreten bir alan olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, "İnsan yaşadıkça sanat da yaşayacak, kendisini yenileyecek, yeni ufuklar keşfedecek ve kendini yeniden üretmeye devam edecektir" dedi. Türkçenin güçlü şairlerinden merhum Arif Nihat Asya’ya da atıfta bulunan Erdoğan, Asya’nın sanat anlayışını yansıtan dizelerini hatırlatarak, sanatın dönüştürücü gücünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şiirin adeta bir sanat manifestosu niteliği taşıdığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mimariden musikiye, şiirden resme kadar tüm sanat dallarının özünde insanı, dünyayı ve insanın ötesini anlama çabasının bulunduğunu belirterek, "Sanat, dünyayı daha anlamlı kıldığı için sanattır. Sanat, insana değer kattığı, insanı tekemmül ettirdiği için sanattır. Sanat, bize başka hiçbir şeyin veremeyeceği bir coşkuyu ve duyguyu verdiği için sanattır" diye konuştu. Sanatın ayrıştıran değil birleştiren bir güç olduğunun altını çizen Erdoğan, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük sanatçıların ortak bir değer olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Türkiye’nin her büyük şairi, her büyük yazarı bizim medarı iftiharımızdır. Dil, kültür, sanat, düşünce ve mimari alanında eser veren münevverlerimizin tamamı bizim için birer kutup yıldızıdır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kültür ve medeniyet birikiminin büyük isimlerle şekillendiğini vurgulayarak, "Nasıl ki Selimiye’siz bir Edirne’yi, Süleymaniye’siz bir İstanbul’u tahayyül edemiyorsak, Mimar Sinan’sız bir Türkiye’yi de düşünemeyiz" dedi. Türk musikisinin de asırlara yayılan büyük ustalarla varlık kazandığını ifade eden Erdoğan, "Itrî, Dede Efendi, Şevki Bey, Saadettin Kaynak, Neşet Ertaş ve daha nice dev isim olmadan Türk müziğini tasavvur edemeyiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk şiirinin milli kimliğin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Fuzuli’den Mehmet Akif’e, Nedim’den Yahya Kemal’e, Nef‘i’den Nazım Hikmet’e, Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a uzanan büyük bir şiir mirasına sahibiz. Türk şiiri, sadece lisanımızın değil, aynı zamanda millî hissiyatımızın da tapu senedidir" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilim, kültür ve sanatta sahip olunan köklü mirasın gelecek kuşaklar için taşıdığı öneme dikkat çekerek, "İlim, kültür ve sanatta sahip olduğumuz bu köklü miras, inşallah asırlar boyunca kültür ve sanat birikimimizi beslemeye devam edecektir" dedi. Küreselleşme süreciyle birlikte kültürel tek tipleşmenin tüm dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Erdoğan, her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden ve insanı edilgen hâle getiren bu anlayışa karşı uyarılarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu kültürel kuşatmadan çıkış yolunun köklere sahip çıkmaktan geçtiğini vurgulayarak, "Her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden, insanı edilgen hale getiren bu cendereden ancak köklerimize tutunarak kurtulabiliriz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi miras ve birikiminden beslenen sanatın, kültürel tek tipleşmeye karşı güçlü bir direnç unsuru olacağını vurgulayarak, "Kendi mirasımızdan ve birikimimizden beslenen sanat, bu tek tipleşme dalgasına karşı tabiri caizse bir dalga kıran işlevi görecektir" dedi. Bu değerlendirmeyi özellikle vurguladığını belirten Erdoğan, günümüzde popüler hâle gelen birçok film, dizi ve müzik eserinin geniş coğrafyalarda oluşturduğu etkiye dikkat çekti. Erdoğan, "Bugün popüler olan pek çok filmin, dizinin ve müzik eserinin coğrafyamızdaki etkisine ve nüfuzuna baktığımızda, sanatın dönüştürücü gücünün nelere kadir olduğunu hepimiz görebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ölçekte yaygınlaşan tek tipleşmenin sanat alanında da ciddi riskler barındırdığına vurgu yaptı. Tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları, yemek kültürü ve giyim kuşamda görülen yeknesaklaşmanın sanat beğenilerini de etkilediğini belirten Erdoğan, bu durumun özgün ve yetkin olanı törpülediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel tüketim düzeninin insanın biricikliğini aşındırdığına işaret ederek, "Yeryüzünde önüne çıkan her şeyi öğüten, herkesi birbirine benzeten küresel tüketim çarkı, insanın biricikliğini yok etmenin yanı sıra bireyin yeteneklerini de aynı tornadan geçirmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Neoliberal kültür anlayışıyla ‘trend’ adı altında sürekli değişen yeni kutsalların, insana dair pek çok değeri tahrip ettiğini belirten Erdoğan, yapay zeka ürünlerinin sanat alanındaki etkilerine de dikkat çekti. Erdoğan, "Yapay zeka mahsulü şiirlerin, kitapların, şarkıların, resimlerin ve sinema filmlerinin yüz milyonlara ulaştığı, gerçekle sanal arasındaki farkın büyük ölçüde kaybolduğu bir dönemde, bizi yarın neyin beklediğini tam olarak bilemiyoruz; hiçbirimiz kestiremiyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli kimliği, kültürü ve değerleri dışlayan anlayışların kalıcı olamayacağını vurgulayarak, bu tür eğilimlerin yüzeyselliğe mahkum olduğunu ifade etti. Milli kimliği, milli kültürü, değerleri, idealleri, erdemi ve ahlakı dışlayan her trendin derinlikten yoksun kalacağını belirten Erdoğan, "Hiçbir özgünlüğü ve derinliği olmayan, günlük üretilip günlük tüketilen işler ile bu küresel fırtınanın önünde durmamız mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel kültür savaşlarında güçlü bir duruş için yerli ve millî kültür değerlerinin evrensel bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, "Yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel bir perspektifle harmanlamalı, yeniden üretmeli ve yeniden inşa etmeliyiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve milli kültür değerlerinin yeniden inşasının kolay bir süreç olmadığını vurgulayarak, bunun ciddi emek ve gayret gerektirdiğini ifade etti. Bir siyasetçi olarak bu sürecin zorluklarının farkında olduğunu belirten Erdoğan, "Bunun asla kolay olmadığını elbette biliyorum. Ancak bunu yapacak imkâna, birikime ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun her yaş ve kesimini etkileyen bu kuşatmadan çıkış yolunun yine kültür ve sanat öncülerinden geçeceğine inandığını dile getirerek, "Her yaş ve her kesimden insanımızı etkileyen bu cendereden çıkış yolunu, tarih boyunca olduğu gibi topluma mihmandarlık eden sanatçılarımızın, mütefekkirlerimizin, münevverlerimizin ve kültür-sanat erbabımızın göstereceğine inanıyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında kültür ve sanat camiasına açık bir çağrıda bulunarak, bu konuda kendilerinden özel bir istirhamı olduğunu dile getirdi. Bilim, sanat, edebiyat, düşünce ve kültür alanlarında emek veren herkesin ortak bir değer olduğunun altını çizen Erdoğan, "Açıkçası bunu sizlerden istirham ediyorum. Bilim adına, sanat adına, edebiyat adına, düşünce adına, kültür adına taş üstüne taş koyan herkesin, hangi görüşten olursa olsun, her bir insanımızın başımızın üstünde yeri olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, evrensel değerlerle buluşurken yerli ve millî duruşunu muhafaza edebilen bir anlayışın önemine vurgu yaparak, kültür, sanat ve bilim insanlarının desteğiyle bu mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Erdoğan, "Evrensele yelken açarken yerli kalabilen, memleketi ve milleti için hayal kurabilen, en sert eleştirileri yaparken dahi yıkmayan kültür, sanat ve bilim insanlarımızın desteğiyle inşallah bu mücadeleyi yürüteceğiz. Rabbim yardımcımız olsun" dedi. Konuşmasının sonunda ödül sahiplerini bir kez daha tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birazdan kendilerine Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini tevdi edeceğimiz kıymetli sanatçılarımızı ve bilim insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum. Törenimizi teşrif eden siz değerli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müzik ödülüne layık görülen Prof. Dr. Yalçın Tura’ya ödülünü takdim ederken "92 yaşında böyle bir ödülü almak herkese nasip olmaz diye düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Ali Jadallah’ın ödülünü eşi ve çocuklarına takdim eden Erdoğan, a Jadallah’ın eşi Dua İsavi, Gazze’den çıkışın son derece zor olduğunu belirterek, yalnızca kendisi ve çocuklarına izin verildiğini, eşinin Gazze’de kaldığını söyledi. Anadolu Ajansı’nın süreç boyunca kendilerine büyük destek verdiğini ifade eden Dua İsavi Ali, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkına teşekkür ederek, "Her zaman yanımızda oldular. Sizlerden bir dileğim var, eşimin de burada olmasını temenni ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise," Biz her türlü yola başvuracağız. İnşallah Ali’yi sana da bize de kavuşturacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri programı öncesi, ödül alan AA Foto Muhabiri Ali Jadallah’ın ailesini kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 20:52 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültür ve sanat dünyamızın kıymetli mensupları, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, sizlere en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini tevdi edeceğimiz bu anlamlı törende sizlerle bir arada olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, Milletin Evine, bu gazi Mekana hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, töreni yurt içi ve yurt dışından takip edenlere de selam göndererek, "Sizlerin vasıtasıyla ülkemizin ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden kardeşlerimize buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum. Az sonra ödüllerini takdim edeceğimiz ilim, kültür ve sanat erbabımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz evvel ödül sahiplerimizle ilgili hazırlanan biyografi filmini hep beraber izledik. Zihinlerinde oluşan nüveleri kalplerinin süzgecinden geçirerek ülkemize ve dünyaya çok kıymetli eserler kazandıran ödül sahiplerimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sürecinde görev alan seçici kurul üyelerine de teşekkür ederek, "Aynı şekilde çok titiz ve hassas bir değerlendirme süreci sonunda ödüle layık görülen isimleri tespit eden seçici kurul üyelerimizi de kutluyorum. Sözlerimin hemen başında kısa süre önce ebediyete uğurladığımız kültür sanat ödülleri sahibi iki ismi burada özellikle anmak istiyorum. 28 Eylül’de vefat eden şair Yavuz Bülent Bakiler ile Neyzenlerin Kutbu Niyazi Sayın’ı hürmetle yad ediyor, Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ülke ve millet olarak gerçekten de kendilerine çok şey borçlu olduğumuz bu iki değerimizi unutmayacak her zaman şükranla hatırlayacağız. Kayıplarımız sebebiyle bir yanımız yaprak döküyor olsa da diğer yanımız hamdolsun çiçek açmaya, şıvga vermeye, boy atmaya devam ediyor. İşte bu yılki bilim ve kültür ödülümüzü Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’e takdim ediyoruz. Süleyman Seyfi Öğün Hocamız kütüphanesiyle dışarıda gürül gürül akan dünya arasındaki irtibatı kesmeyen nadir akademisyenlerimizden biridir. Hocamızın siyaset, ekonomi, felsefe, toplum ve kültürde meydana gelen değişimlere farklı açılardan mercek tutan çalışmaları hem kapsamlı hem de derinlikli bir yapı arz ediyor. Onun eserlerine baktığımızda düşünce geleneğimizin bugüne kadarki seren camını da görebiliyoruz. Hocamızı tebrik ediyor, daha nice çalışmayla ilim ve fikir müktesebatımıza önemli katkılar yapmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl resim ödülünün ressam Yalçın Gökçebağ’a verildiğini belirterek, yarım asrı aşan sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Gökçebağ’ın Türk resminde müstesna bir yere sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Bu seneki resim ödülümüzün sahibi kıymetli ressam Yalçın Gökçebağ Beyefendidir. Yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Yalçın Gökçebağ Cumhuriyetimizin ilk kuşak ressamlarından devraldığı hazineyi yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale döküyor" dedi. Gökçebağ’ın, Cumhuriyet’in ilk kuşak ressamlarından devraldığı mirası yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale aktardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Renkleri adeta şiire dönüştürdüğü tablolarında bu toprakların sesi duyuluyor. Çizgilerinde insanın ve tabiatın güzellikleri okunuyor. Özgün, canlı ve masalları andıran eserleriyle Türk resminde önemli bir yer tutan Yalçın Gökçebağ’ı tüm kalbimle kutluyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzik ödülünün ise Prof. Dr. Yalçın Tura’ya tevcih edildiğini belirterek, Tura’nın Türk müziğinin yaşayan duayenlerinden biri olduğunu söyledi. Erdoğan, hafızalara kazınan çok sayıda film ve dizinin müziklerine imza atan Tura’nın, hem müzik bilimine hem de Türk müzik teorisine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yalçın Tura’nın, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü’nü kurarak ülkeye seçkin bir eğitim yuvası kazandırdığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hem akademik çalışmaları hem de gönüllerimizde taht kuran beste ve güfteleriyle Türk müziğine hediye ettiği tüm değerler için kendisine teşekkür ediyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, arkeoloji ödülünün Prof. Dr. Fahri Işık’a takdim edildiğini belirterek, Işık’ın Türkiye ve dünya arkeolojisine önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Malatya’nın yetiştirdiği seçkin bir bilim insanı olan Prof. Dr. Fahri Işık’ın, kazı biliminde uzun yıllar doğru kabul edilen pek çok yanlışı ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, "Kitapları, makaleleri ve araştırmalarıyla Anadolu’nun binlerce yıllık zengin tarihine ışık tutmuştur" dedi. Prof. Dr. Işık’ın, kazı bölgelerinde kimi zaman çadırlarda kimi zaman köy evlerinde kalarak büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, Patara başta olmak üzere birçok antik kentte nadide eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına öncülük ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk arkeolojisine sağladığı katkılar dolayısıyla Prof. Dr. Fahri Işık’ı tebrik ederek, "Kazı biliminde paradigma değiştiren çalışmaları dolayısıyla kendisini gönülden kutluyorum" diye konuştu. "İsrail’in acımasızca öldürdüğü gazetecilerin kahramanca mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın fotoğraf ödülünün Filistinli gazeteci ve fotoğrafçı Ali Jadallah’a verildiğini kaydetti. Ali Jadallah’ın, iki yılı aşkın süredir devam eden saldırıları fotoğraf kareleriyle tüm dünyaya belgelediğini belirten Erdoğan, Jadallah’ın objektifinin, "gerçekleri medeni denilen dünyanın yüzüne çarptığını" ifade etti. Erdoğan, Filistinli foto muhabirinin aynı zamanda Anadolu Ajansı adına sahada görev yaptığını da hatırlattı. Erdoğan, "Canını hiçe sayıp hakikatin deklanşörüne basarak Gazze’deki zulmü fotoğraflarla belgeleyen Ali Jadallah kardeşimi şahsım milletim ve tüm mazlumlar adına tebrik ediyorum. Çektiği fotoğraflar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Güney Afrika’nın İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davada bu fotoğraflar kanıt olarak sunuldu" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de yaşananları dünyaya duyurdukları için hedef alınan basın mensuplarını da anarak, "Sırf Gazze’deki vahşeti görüntüledikleri için İsrail tarafından katledilen, 37’si kadın olmak üzere 283 basın mensubunu burada rahmetle anıyorum" dedi. İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin onurlu mücadelesini saygıyla selamladığını ifade eden Erdoğan, "İsrail’in acımasızca öldürdüğü gazetecilerin kahramanca mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in baskı ve engelleme çabalarına rağmen gerçeğin gizlenemeyeceğini vurgulayarak,"Burada şunu da ifade etmek istiyorum, İsrail hükümeti ne kadar susturmaya ve engellemeye çalışırsa çalışsın, vicdanlı yürekler ve hakikatin peşinde koşan gerçek gazeteciler, canları pahasına Filistin’de olan bütün bu olup bitenleri gözler önüne sermeye devam ediyor" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak Filistin halkının yanında durmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Biz de Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz" dedi. Gazze’de yaşananlara karşı Türk basınının sergilediği duruşa da dikkat çeken Erdoğan, "Gazze soykırımında TRT ve Anadolu Ajansımız başta olmak üzere Türk basın kuruluşları gerçekten yürekli bir duruş sergilemiştir" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de canice katledilen basın mensuplarının fedakârlıklarının kayıt altına alınması amacıyla önemli bir çalışma yapıldığını belirterek, "Bu kapsamda, geçtiğimiz hafta ‘Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı’ isimli bir kitap yayımlanmıştır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin yerini bulması için bundan sonra da her cephede mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "Bugün mirasçısı olduğumuz kültür ve medeniyet iklimi, büyük sanatçıların inşa ve ibda ettiği müşterek zenginliğimizdir" Konuşmasının devamında kültür ve sanatın insanlık tarihindeki yerine değinen Erdoğan, insanın başlı başına bir sanat eseri olduğunu vurgulayarak, "İnsan, eski zamanlardan itibaren yeryüzünde karşılaştığı her nesneyi, her durumu, her ses ve rengi sanatın malzemesi olarak görmüştür" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın kendi içinden çıkardığı dehalar ve sanatçı ruhlar sayesinde büyük bir sanat birikimi oluşturduğunu belirterek, "Bugün mirasçısı olduğumuz kültür ve medeniyet iklimi, büyük sanatçıların inşa ve ibda ettiği müşterek zenginliğimizdir" diye konuştu. Bu zenginliğin aynı zamanda bir devamlılık düşüncesinin sonucu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, kültür ve sanatın, insanlığın acılarının, sevinçlerinin ve var olma mücadelesinin dünya hayatındaki en güçlü kanıtlarından biri olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan var oldukça sanatın da var olacağını vurgulayarak, sanatın kendini yenileyen ve sürekli üreten bir alan olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, "İnsan yaşadıkça sanat da yaşayacak, kendisini yenileyecek, yeni ufuklar keşfedecek ve kendini yeniden üretmeye devam edecektir" dedi. Türkçenin güçlü şairlerinden merhum Arif Nihat Asya’ya da atıfta bulunan Erdoğan, Asya’nın sanat anlayışını yansıtan dizelerini hatırlatarak, sanatın dönüştürücü gücünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şiirin adeta bir sanat manifestosu niteliği taşıdığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mimariden musikiye, şiirden resme kadar tüm sanat dallarının özünde insanı, dünyayı ve insanın ötesini anlama çabasının bulunduğunu belirterek, "Sanat, dünyayı daha anlamlı kıldığı için sanattır. Sanat, insana değer kattığı, insanı tekemmül ettirdiği için sanattır. Sanat, bize başka hiçbir şeyin veremeyeceği bir coşkuyu ve duyguyu verdiği için sanattır" diye konuştu. Sanatın ayrıştıran değil birleştiren bir güç olduğunun altını çizen Erdoğan, Türkiye’nin yetiştirdiği büyük sanatçıların ortak bir değer olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Türkiye’nin her büyük şairi, her büyük yazarı bizim medarı iftiharımızdır. Dil, kültür, sanat, düşünce ve mimari alanında eser veren münevverlerimizin tamamı bizim için birer kutup yıldızıdır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kültür ve medeniyet birikiminin büyük isimlerle şekillendiğini vurgulayarak, "Nasıl ki Selimiye’siz bir Edirne’yi, Süleymaniye’siz bir İstanbul’u tahayyül edemiyorsak, Mimar Sinan’sız bir Türkiye’yi de düşünemeyiz" dedi. Türk musikisinin de asırlara yayılan büyük ustalarla varlık kazandığını ifade eden Erdoğan, "Itrî, Dede Efendi, Şevki Bey, Saadettin Kaynak, Neşet Ertaş ve daha nice dev isim olmadan Türk müziğini tasavvur edemeyiz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk şiirinin milli kimliğin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Fuzuli’den Mehmet Akif’e, Nedim’den Yahya Kemal’e, Nef‘i’den Nazım Hikmet’e, Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a uzanan büyük bir şiir mirasına sahibiz. Türk şiiri, sadece lisanımızın değil, aynı zamanda millî hissiyatımızın da tapu senedidir" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilim, kültür ve sanatta sahip olunan köklü mirasın gelecek kuşaklar için taşıdığı öneme dikkat çekerek, "İlim, kültür ve sanatta sahip olduğumuz bu köklü miras, inşallah asırlar boyunca kültür ve sanat birikimimizi beslemeye devam edecektir" dedi. Küreselleşme süreciyle birlikte kültürel tek tipleşmenin tüm dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Erdoğan, her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden ve insanı edilgen hâle getiren bu anlayışa karşı uyarılarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu kültürel kuşatmadan çıkış yolunun köklere sahip çıkmaktan geçtiğini vurgulayarak, "Her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden, insanı edilgen hale getiren bu cendereden ancak köklerimize tutunarak kurtulabiliriz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi miras ve birikiminden beslenen sanatın, kültürel tek tipleşmeye karşı güçlü bir direnç unsuru olacağını vurgulayarak, "Kendi mirasımızdan ve birikimimizden beslenen sanat, bu tek tipleşme dalgasına karşı tabiri caizse bir dalga kıran işlevi görecektir" dedi. Bu değerlendirmeyi özellikle vurguladığını belirten Erdoğan, günümüzde popüler hale gelen birçok film, dizi ve müzik eserinin geniş coğrafyalarda oluşturduğu etkiye dikkat çekti. Erdoğan, "Bugün popüler olan pek çok filmin, dizinin ve müzik eserinin coğrafyamızdaki etkisine ve nüfuzuna baktığımızda, sanatın dönüştürücü gücünün nelere kadir olduğunu hepimiz görebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ölçekte yaygınlaşan tek tipleşmenin sanat alanında da ciddi riskler barındırdığına vurgu yaptı. Tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları, yemek kültürü ve giyim kuşamda görülen yeknesaklaşmanın sanat beğenilerini de etkilediğini belirten Erdoğan, bu durumun özgün ve yetkin olanı törpülediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel tüketim düzeninin insanın biricikliğini aşındırdığına işaret ederek, "Yeryüzünde önüne çıkan her şeyi öğüten, herkesi birbirine benzeten küresel tüketim çarkı, insanın biricikliğini yok etmenin yanı sıra bireyin yeteneklerini de aynı tornadan geçirmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Neoliberal kültür anlayışıyla ‘trend’ adı altında sürekli değişen yeni kutsalların, insana dair pek çok değeri tahrip ettiğini belirten Erdoğan, yapay zeka ürünlerinin sanat alanındaki etkilerine de dikkat çekti. Erdoğan, "Yapay zeka mahsulü şiirlerin, kitapların, şarkıların, resimlerin ve sinema filmlerinin yüz milyonlara ulaştığı, gerçekle sanal arasındaki farkın büyük ölçüde kaybolduğu bir dönemde, bizi yarın neyin beklediğini tam olarak bilemiyoruz; hiçbirimiz kestiremiyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli kimliği, kültürü ve değerleri dışlayan anlayışların kalıcı olamayacağını vurgulayarak, bu tür eğilimlerin yüzeyselliğe mahkum olduğunu ifade etti. Milli kimliği, milli kültürü, değerleri, idealleri, erdemi ve ahlakı dışlayan her trendin derinlikten yoksun kalacağını belirten Erdoğan, "Hiçbir özgünlüğü ve derinliği olmayan, günlük üretilip günlük tüketilen işler ile bu küresel fırtınanın önünde durmamız mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel kültür savaşlarında güçlü bir duruş için yerli ve milli kültür değerlerinin evrensel bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, "Yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel bir perspektifle harmanlamalı, yeniden üretmeli ve yeniden inşa etmeliyiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve milli kültür değerlerinin yeniden inşasının kolay bir süreç olmadığını vurgulayarak, bunun ciddi emek ve gayret gerektirdiğini ifade etti. Bir siyasetçi olarak bu sürecin zorluklarının farkında olduğunu belirten Erdoğan, "Bunun asla kolay olmadığını elbette biliyorum. Ancak bunu yapacak imkâna, birikime ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun her yaş ve kesimini etkileyen bu kuşatmadan çıkış yolunun yine kültür ve sanat öncülerinden geçeceğine inandığını dile getirerek, "Her yaş ve her kesimden insanımızı etkileyen bu cendereden çıkış yolunu, tarih boyunca olduğu gibi topluma mihmandarlık eden sanatçılarımızın, mütefekkirlerimizin, münevverlerimizin ve kültür-sanat erbabımızın göstereceğine inanıyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında kültür ve sanat camiasına açık bir çağrıda bulunarak, bu konuda kendilerinden özel bir istirhamı olduğunu dile getirdi. Bilim, sanat, edebiyat, düşünce ve kültür alanlarında emek veren herkesin ortak bir değer olduğunun altını çizen Erdoğan, "Açıkçası bunu sizlerden istirham ediyorum. Bilim adına, sanat adına, edebiyat adına, düşünce adına, kültür adına taş üstüne taş koyan herkesin, hangi görüşten olursa olsun, her bir insanımızın başımızın üstünde yeri olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, evrensel değerlerle buluşurken yerli ve millî duruşunu muhafaza edebilen bir anlayışın önemine vurgu yaparak, kültür, sanat ve bilim insanlarının desteğiyle bu mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Erdoğan, "Evrensele yelken açarken yerli kalabilen, memleketi ve milleti için hayal kurabilen, en sert eleştirileri yaparken dahi yıkmayan kültür, sanat ve bilim insanlarımızın desteğiyle inşallah bu mücadeleyi yürüteceğiz. Rabbim yardımcımız olsun" dedi. Konuşmasının sonunda ödül sahiplerini bir kez daha tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birazdan kendilerine Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini tevdi edeceğimiz kıymetli sanatçılarımızı ve bilim insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum. Törenimizi teşrif eden siz değerli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müzik ödülüne layık görülen Prof. Dr. Yalçın Tura’ya ödülünü takdim ederken "92 yaşında böyle bir ödülü almak herkese nasip olmaz diye düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Ali Jadallah’ın ödülünü eşi ve çocuklarına takdim eden Erdoğan’a, Jadallah’ın eşi Dua İsavi, Gazze’den çıkışın son derece zor olduğunu belirterek, yalnızca kendisi ve çocuklarına izin verildiğini, eşinin Gazze’de kaldığını söyledi. Anadolu Ajansı’nın süreç boyunca kendilerine büyük destek verdiğini ifade eden Dua İsavi Ali, "Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkına teşekkür ederek, "Her zaman yanımızda oldular. Sizlerden bir dileğim var, eşimin de burada olmasını temenni ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, "Biz her türlü yola başvuracağız. İnşallah Ali’yi sana da bize de kavuşturacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri programı öncesi, ödül alan AA Foto Muhabiri Ali Jadallah’ın ailesini kabul etti.