POLİTİKA
Kahta’da, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları protesto edildi 07 Mart 2026 Cumartesi - 10:29:51 Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde sivil toplum kuruluşları tarafından "İran savaşına hayır" protestosu kapsamında basın açıklaması düzenlendi. Kâhta Sivil Toplum Platformu tarafından Kâhta 100. Yıl Parkı’nda düzenlenen programda çok sayıda STK temsilcisi bir araya geldi. Platform üyeleri adına Memur-Sen Kâhta İlçe Başkanı Ahmet Özbek tarafından ortak basın açıklaması okundu. Başkan Özbek, yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’i sert sözlerle eleştirerek İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölge barışını tehdit ettiğini söyledi. Saldırıların özellikle Ramazan ayında gerçekleştirilmesine de dikkat çeken Özbek, "Bölgede yıllardır yaşanan savaş ve müdahaleler büyük yıkımlara yol açtı. Irak, Afganistan, Filistin ve Gazze’de milyonlarca insan hayatını kaybetti ve yerinden edildi. Son saldırılarda ise siviller hedef alındı. İran’da bir okul bombalanarak çok sayıda öğrenci hayatını kaybetti. Bu, insanlığın vicdanını yaralayan bir durumdur. İslam dünyasının birlik içinde hareket etmesi ve tüm dünya Müslümanlarının mezhep farklılıkları üzerinden ayrıştırılmaması gerekiyor. Emperyalizm ve siyonizm karşısında, İran halkının yanında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Yapılan basın açıklamasının ardından kalabalık sessiz bir şekilde dağıldı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:29 CHP Genel Başkanı Özel: "Tanju masumdur" Bolu’da irtikap soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’a destek mitinginde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu meydanı görüyor ve anlıyorum ki Tanju masumdur. Tanju, Bolu’nundur" dedi. CHP’nin düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 95’incisi Bolu’da yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı konuşmada, "Tanju Başkan Bolu’da emeklinin evladıdır. Gencin ağabeyidir. Yetimin hamisidir. Ben birçok kente gidiyorum, başarılı belediye başkanlarını görüyorum. Ama bir kentin bir belediye başkanından memnuniyetini, en iyi o kentte bu yaptığı hizmetleri saydığımda o meydandaki insanların gözünden görüyorum. Şimdi televizyonlarda canlı yayındayız. Bütün Türkiye’ye döndü, Bolu’ya bakıyor. Eksi 2 derece sıcaklık, kara kışın ortasında, bu ayazda, Ramazan mübarek günde tutulmuş oruçların üstüne ve teravihin çıkışında bu meydana bakıyorum. Bu meydanı görüyor ve anlıyorum ki Tanju masumdur. Tanju, Bolu’nundur. Tanju, Bolu için çalışmıştır. Bolu da ona sahip çıkmıştır. Elimizdeki ay yıldızlı al bayrağa gönülden bağlı, Atatürk’ün kurduğu partinin bir evladı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden Tanju’ya sahip çıkan Bolu’ya selam olsun" ifadelerine yer verdi. "Tanju Özcan 7 yılda 585 bin ton asfalt attı" Tanju Özcan’ın Bolu’da yaptığı faaliyetlere değinen Özel, "Buradan bütün Türkiye’ye haykırıyorum, duyduk duymadık kalmasın. Tanju Özcan 7 yılda 585 bin ton asfalt attı 56 bin metrekare kaldırım döşedi, yürüyüş yolu yaptı. 87 kilometre içme suyu hattı, 62 kilometre yağmur suyu hattı döşedi. 7 yılda toplam 97 yeni park yaptı Bolu’ya. 35 eski parkı yeniledi. Kişi başına, bakın İstanbul’da, örneğin Esenyurt‘ta, kişi başına tabii 25 yıldır da AK Parti yönetti ya kişi başına yeşil olan 1 metrekare. Biz İstanbul’da Esenyurt’tan farkımızı gösteriyoruz. Orayı AK Parti, yönetti 1 metrekare, Beylikdüzü’nü Ekrem İmamoğlu yönetti, Mehmet Murat Çalık yönetti, 10 metrekare diyoruz. 10 katı. Burada, Bolu’da kişi başına düşen yeşil alan 24 metrekare. Bir adam gelip de 7 yılda 90 park yapar mı? Bolu’ya varıp da bir büyükşehire yapmıyorsun, Bolu gibi nüfusu belli, yüzölçümü belli bir yerde 97 park yapıyorsun. Önceden 35 park var. İlave 97 park yapıyorsun. Toplamda 132 parkla Bolu’yu bambaşka bir noktaya getiriyorsun. Bitmedi, yoksul annelere gıda ve ev eşyası yardımı yapmış. Engellilere, öğrencilere nakdi destek. Güney Çevre Yolu projesini bitirdi. Yöresel ürünler pazarı kurdu. Bolu Belediyesi İş Merkezi’ni yaptı. Zübeyde Hanım Camii yaptı. 12 Kasım Gençlik Merkezi’ni yaptı. Solmaz Ana Aşevini açtı. Hayır Çarşısı’nı inşa etti. Uğur Mumcu Kültür Merkezi yaptı. Kent lokantasını açtı. Güneş enerjisi santrali kurdu. En son benim gelip tanıtımını yapıp, birinci etabını açtığım 100 bin metrekarelik 100. Yıl Cumhuriyet Parkı’nın ikinci aşaması da yapılıyor, 29 Ekim’de açılışını yapacağız" şeklinde konuştu. Özel’in konuşmasının ardından miting alanını dolduran yüzlerce kişi alandan ayrıldı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:00 Bakanlar vatandaşlarla ateş başında sohbet etti AK Parti İstanbul İl Başkanlığı önünde Ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte bakanlar, milletvekilleri, teşkilat mensupları ve vatandaşlar bir araya geldi. İftarın ardından gerçekleştirilen programda katılımcılar ateş başında sohbet ederek Ramazan’ın bereketini paylaştı. Programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Dr. Sevim Sayım Madak, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Derya Ayaydın ve Rabia İlhan katıldı. Etkinliğe ayrıca AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, Balkanlar’dan gelen konuklar Prof. Dr. Süleyman Baki ve Hüsrev Emin de iştirak etti. Ramazan’ın bereketi aynı sofrada paylaşıldı AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, programda yaptığı konuşmada Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini belirterek İstanbul genelinde teşkilatlar ve belediyeler aracılığıyla Ramazan’ın coşkulu bir şekilde idrak edildiğini ifade etti. Özdemir, kadın kollarının teşkilat çalışmalarındaki önemine dikkat çekerek AK Parti’nin en büyük güç kaynaklarından birinin kadın teşkilatları olduğunu söyledi. Bakanlardan teşkilat ve birlik mesajı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’da gerçekleştirilen yerli ve millî hızlı tren testlerinden bahsederek İstanbul’daki programa katılmak için programa özellikle geldiğini ifade etti. Uraloğlu, AK Parti’nin kadın teşkilatlarının siyaset ve toplumsal hayatta önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise güçlü bir Türkiye için birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak Türkiye’nin her alanda gelişmesi için gece gündüz çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da mahalle teşkilatlarının sahadaki çalışmalarının büyük önem taşıdığını ifade ederek kadınların siyasette ve toplumsal hayatta üstlendiği sorumluluğun AK Parti teşkilatlarının en güçlü yönlerinden biri olduğunu dile getirdi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ise Ramazan ayının birlik ve kardeşliği pekiştiren bir dönem olduğunu belirterek teşkilat mensuplarının mahalle mahalle, kapı kapı çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Balkanlardan gelen konuklar da katıldı Programa Balkanlar’dan gelen akademisyen ve kanaat önderleri Prof. Dr. Süleyman Baki ve Hüsrev Emin de katıldı. Konuklar, Türkiye ile Balkanlar arasındaki güçlü bağlara dikkat çekerek Ramazan ayının kardeşlik ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini ifade etti. Galatasaraylı futbolcu Ahmed Kutucu sürprizi Ramazan etkinliğine sürpriz bir isim de katıldı. Galatasaraylı futbolcu Ahmed Kutucu, programa gelerek katılımcılarla bir araya geldi. Kutucu yaptığı kısa konuşmada davet için teşekkür ederek, "Burada olmak benim için bir onur. Burada annelerimiz var. Bol bol dua edin bizim ülkemiz için, devletimiz için, Cumhurbaşkanımız için" dedi. Ateş başında sohbet Katılımcılar İl Başkanlığı önünde kurulan etkinlik alanında ateş başında bir araya gelerek sohbet etti. Ramazan akşamına özgü samimi atmosferde gerçekleşen buluşmada teşkilat mensupları, davetliler ve vatandaşlar uzun süre sohbet ederek Ramazan’ın bereketini paylaştı. Program, hatıra fotoğrafları çekilmesi ve katılımcıların sohbetiyle devam etti.
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:45 Uzmandan Orta Doğu uyarısı: "İsrail-İran gerilimi küresel barışı tehdit ediyor" Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, Orta Doğu’da artan gerilimin yalnızca bölgeyi değil küresel barışı da tehdit ettiğini söyledi. İsrail ile İran arasında başlayan ve kısa sürede bölgeye yayılan gerilim sekizinci gününde de devam ediyor. İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda karşılıklı saldırılar sürerken bölgede tansiyon giderek yükseliyor. İsrail’in İran’daki bazı askeri ve stratejik hedefleri vurmasının ardından İran da misilleme saldırıları düzenledi. Karşılıklı saldırılar devam ederken gerilimin yalnızca 2 ülkeyle sınırlı kalmazken Hatay’a da füze parçası düştü. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgede bulunan askeri üsleri ve İsrail’e verdiği destek de çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği yönündeki kaygıları artırırken uzmanlar ise savaşta, Lübnan başta olmak üzere bölgedeki farklı aktörlerin de sürece dahil olabileceği yönünde endişelerini dile getiriyor. "Bu gerilim küresel barışı da tehdit ediyor" Konuyla ilgili Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Berat Akıncı, İsrail’in İran’a yönelik müdahalesinin yalnızca İran için değil tüm bölge ve küresel barış için tehdit oluşturduğunu söyleyerek, "En çok endişe duyulan konu İsrail-İran savaşının bölgeye ve küresel sisteme yayılmasıydı. Gelinen noktada İsrail’in Lübnan başta olmak üzere farklı bölgelere yönelik saldırıları, bu endişelerin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor" dedi. "ABD’nin güvenlik politikalarının merkezinde İran var" ABD’nin bölgedeki güvenlik politikalarının merkezinde İran’ın askeri ve nükleer kapasitesinin geriletilmesinin bulunduğunu ifade eden Akıncı, "ABD, İran’ın özellikle İsrail’i vurabilecek askeri kapasitesini düşürmeye yönelik politikalar izliyor. Bu kapsamda bölgedeki askeri üsler üzerinden İran’a yönelik operasyonların gerçekleştirildiğini görüyoruz" diye konuştu. İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarını mütekabiliyet çerçevesinde değerlendiren Akıncı, İran’ın bölgede denge oluşturabilmesi için bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlü tutması gerektiğini söyledi. "Vekil güçler savaşın yayılma riskini artırıyor" Vekil güçlerin savaşın yayılma riskini de arttırdığına değinen Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi: "Şu an yaklaşık 10 ülke İran’ın saldırılarından etkilenmiş durumda. ABD üslerine müdahaleler oldu. Diğer taraftan İsrail ve ABD’nin İran ile Lübnan’a yönelik ciddi saldırıları gerçekleşti. Vekil unsurların devreye girmesi, savaşın önce bölgesel sonra da küresel boyuta ulaşma riskini artırıyor. Uluslararası toplumun daha aktif rol üstlenmesi gerekiyor." "Türkiye bölgede önemli bir denge unsuru" Uluslararası toplumun sürece müdahil olması gerektiğini vurgulayan Akıncı, tüm Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin hukukun üstünlüğünü esas alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini anlattı. Türkiye’nin bölgede önemli bir denge unsuru olduğunu belirten Akıncı, "İran, ABD ve İsrail karşısında denge oluşturmak istiyorsa bölge ülkelerine ihtiyaç duyuyor. Bu noktada en önemli aktörlerden biri Türkiye. İran barış görüşmelerini Umman yerine İstanbul’da yapmayı kabul etseydi, savaş başlamadan önce masada çözüm üretilebilirdi" dedi. Bölgede kaotik bir ortamın bulunduğunu ifade eden Akıncı, savaş ortamında algı operasyonlarının da devreye girebildiğini belirterek bölge ülkelerinin dikkatli ve temkinli hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Davut Gürkan: "28 Şubat darbesini unutmuyor, unutturmuyoruz"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:32 Davut Gürkan: "28 Şubat darbesini unutmuyor, unutturmuyoruz" AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, 28 Şubat Darbesi’nin 29. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, darbe ve vesayetçi zihniyeti sert sözlerle kınadı. 28 Şubat sürecinin, Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade eden Gürkan, "27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse; 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta yalnızca siyaseti değil, doğrudan toplumu hedef alan, sonuçları nesiller boyu sürmesi amaçlanan planlı bir müdahaledir" dedi. 28 Şubat’ta millet iradesinin tanklarla ezilmeye çalışıldığını vurgulayan Gürkan, seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini, başta başörtülü kadınlar olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin inançları nedeniyle büyük bir zulme maruz bırakıldığını hatırlattı. Vatandaşların, kendi ülkelerinin kurumlarına sırf dini hassasiyetlerinden dolayı alınmamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. AK Parti’nin her zaman darbeci ve vesayetçi anlayışların karşısında olduğunu söyleyen Gürkan, iktidarları döneminde atılan adımlarla vesayet odaklarının dağıtıldığını ve milli iradenin yeniden inşa edildiğini ifade etti. "Ülkemizi, milletimizin hak ettiği demokrasi standartlarıyla buluşturduk" diyen Gürkan, son dönemde bazı çevrelerce sergilenen ayrımcı tutumların 28 Şubat zihniyetinin hâlâ tamamen yok olmadığını gösterdiğini kaydetti. Demokrasinin teminatının millet iradesi olduğunu vurgulayan Gürkan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu zihniyetle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürkan, "Bu mücadele bizim için bir demokrasi mücadelesi, bir hak mücadelesi ve büyük Türkiye mücadelesidir" ifadelerini kullandı. 28 Şubat benzeri karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için milli irade bilincinin daima diri tutulacağını vurgulayan Gürkan, AK Parti’nin darbeci anlayışlara karşı dimdik durmaya devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 00:20 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz. 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde. Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk" dedi. Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz, 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Elazığ’a geldi. İlk olarak Elazığ Valiliği’ni ziyaret eden Yılmaz, Vali Numan Hatipoğlu ve ilgili kurum amirleri tarafından karşılandı. Valilik makamında gerçekleştirilen görüşmede, kentte devam eden kamu yatırımları, ekonomik gelişmeler ve sosyal projeler ele alındı. Ayrıca, toplantıda Yılmaz, bölgedeki inşaat ve altyapı çalışmalarının detaylarını paylaşarak, sosyal konut projeleri ve enerji yatırımlarına vurgu yaptı. Katılımcılara, bölgedeki ekonomik destek ve yatırımlar hakkında da bilgi verildi. Elazığ’daki buluşmada sanayi, enerji, lojistik ve insan kaynakları alanındaki öncelikleri anlatan Yılmaz, "Bugün Malatya’daydım, Malatya malum çok büyük bir yıkım yaşamıştı. Gerçekten kısa bir sürede muazzam bir inşaat çalışması yapılmış, bir kez daha görmüş oldum yerinde. Daha önce Hatay’a gitmiştim, Osmaniye’ye, değişik illere gittiğimizde de bunu görüyoruz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadık, asrın afeti diyoruz ve bunu da tarihimizin en büyük dayanışmalarından biriyle aşıyoruz. Yerelde valilerimiz, belediye başkanları, yerel yöneticiler, meslek kuruluşları, sivil toplum, merkezi idare olarak da bizler bu ağır yükün altından kalkıyoruz. 455 bin hak sahibine anahtarları teslim edildi, bu kolay bir iş değil, 3 yıllık bir süreçte. Dünyada bunu yapan başka bir ülke var mı ben bilmiyorum doğrusu. Dünyada afetler sonrası bu kadar geniş bir alanda, bu kadar büyük bir inşaat çalışması yapıp, vatandaşa da çok düşük bir bedelle bunu sağlayan başka bir devlet yok. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle gurur duyuyoruz. Bu müşrik anlayış, vatandaştan yana, vatandaşı şefkatle kucaklayan anlayışa liderlik yapan Sayın Cumhurbaşkanımıza iradesiyle, liderliğiyle bütün bunlara öncülük yapan Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz, aynı şekilde bakanlarımıza, özellikle Çevre Şehircilik Bakanlığımız başta olmak üzere çok çok teşekkür ediyoruz. Kolay değil bu işler, iş yapan bilir, laf eden değil de iş yapan bilir. En küçük bir yer yapayım deseniz ne kadar vakit alır, sıkıntı doğurur. Koca bir bölge yeniden inşa edilir. 90 milyar doların üzerinde şu bugüne kadar bir maliyeti ödemiş durumdayız, finans maliyetini de saymıyorum, yani bu ekstra bir maliyet. Bunu yapabilmek için hazinemiz ister istemez borçlandı, daha fazla kaynak kullanmak durumunda kaldı, bunun bir de finans maliyeti var, onu da saymıyoruz, 90 milyar doların üzerinde bir kaynak harcandı, sadece konutlar inşa edilmedi, yollar yapıldı, tüneller, köprüler inşa edildi, şehirlerin altyapıları, arıtma tesisleri yapıldı, hastaneler, okullar, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri inşa edildi, alt yapısıyla üst yapısıyla komple bir bölge ayağa kaldırılmış oldu. Ve bu sene Allah’ın izniyle bu çalışmalar tamamlanmış olacak, bu sene yine bütçemizde beklediğimiz ödeneğimiz var, ondan sonrası biraz daha ufak tefek eksiklerin tamamlanması şeklinde gidecek, çok şükür bugünleri gördük gerçekten, tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Elazığ’ın kalkınma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Elazığ’ımız da bu depremde yıkım yaşayan illerimizden biri oldu. Bu vesileyle tüm vefat edenlerimizi de Allah’tan rahmet diliyoruz. Her zaman altını çiziyoruz, deprem öncesi yapılan bir birimlik harcama, deprem sonrası yedi birimlik bir maliyete denk geliyor, yani bu afeti yaşamadan riskleri ortadan kaldırıcı tedbirler aldığınızda çok daha düşük maliyetlerle bu süreçleri yönetiyorsunuz. Bu çerçevede de kentsel dönüşümün Türkiye’de bir güç değil, bir zorunluluk olduğunu, hayatın tabiatının bir zorunluluğu olduğunu buradan vurgulamak istiyorum. Bununla ilgili geçmiş dönemde yeni yasal düzenleme de yaptık, kolaylaştırıcı bir düzenleme, kentsel dönüşüm başkanlığı kurduk, içinde üç tane genel müdürlük olan büyük bir başkanlık şeklinde bakanlığın içinden çıkarıp ayrı bir kurum haline getirdik ve kurallarını da değiştirdik, mali kaynaklarını çeşitlendirdik. İnşallah önümüzdeki süreçlerde kalan kısımları yatırımlarla ve bu kentsel dönüşümlerin yapılmasıyla risklerini en aza düşürdüğümüz bir şekilde yola devam ederiz. Şehirlerimizin yapması gereken bu, yerel yönetimlerimizin de tabii bunda öncü bir rol olduğunu ifade etmek istiyorum, bir taraftan da ekonomiyle ilgili bir program uyguluyoruz, onu da şöyle özetleyeyim. 2020-2024 dönemi tüm dünya için farklı bir dönem oldu. Pandemiyi yaşadığımız ve pandemi sonrasında etkileri yaşadığımız bir dönem oldu, bütün dünyada ekonomik faaliyet yavaşladı, bütün dünyada devletler daha borçlu hale geldiler, çünkü bir taraftan ekonomi büyüme olmadığı için gelirleri azaldı. Diğer taraftan sosyal harcamaları arttığı için giderleri arttı. Dolayısıyla devletlerin borçlandığı bir dönem yaşandı dünyada, büyüme oranı 2020-2024 döneminde yüzde 2,5 yıllık ortalama dünya büyümesi, ondan önce yüzde 3,5-4 seviyesindeyken son bu beş yılda ortalama yüzde 2,5 büyümüştü dünya. Aynı dönemde biz yüzde 5 büyümüştük, iki katı aşan bir oranda dünya büyümesini, çünkü biz pandemiyi iyi yöneten ülkelerden biri olduk. Kim ne derse desin, herkes daha ekonomik etkilendi. Özellikle tarımda ve sanayide olabildiğince üretimi devam ettiren bir anlayış içinde hareket ettik. Bazı ülkeler, Avrupa özellikle hala bir ekonomik canlılık yakalayabilmiş değil. Bazı ülkeler işte bazı lojistik problemler oluşturuyorlar, belki bir iki ay olumsuz etkileniyor ama yılı kurtarıyoruz. Yılın genelinde bu sene tarım sektöründe çok daha olumlu bir yıl bekliyoruz, geçen yıl maalesef tarım sektörü üç küçüldü. Hem kuraklık yaşadık hem don yaşadık, ikisini aynı sene yaşadık geçen sene. Bunu Elazığ’da her bölgemizde hissettik, hükümet olarak da bazı desteklerle çiftçilerimizin yanında olduk" şeklinde konuştu. Hayata geçirilen ve geçirilmesi planlanan projelerde öncelikli olanlara değinen Yılmaz, "Yine sosyal konut yapmayı destekliyoruz. Van’da da Ankara’da güzel uygulamalar yapılıyor. Bence bu düşünülmesinde fayda var. Trafiği de azaltmış oluyoruz. Vakit kaybı da olmuyor. İşçi çalışan yorulmadan işine ulaşıyor. Üretim alanıyla yaşam alanını olabildiğince yaklaştırmakta fayda var. Üçüncü önceliğimiz enerji. Enerjide yenilenebilir enerji, güneş, rüzgar başta olmak üzere milli, yerli üretimi artırmak istiyoruz. Böylece dışa bağımlılığımızı azaltmak, cari açığımızı düşürdüğümüz gibi içeride enerjiyi sanayide rekabet oluşturucu bir unsur olarak daha fazla değerlendirmeye imkanımız olacak. Sanayicilerimizin özellikle enerjiyle ilgili taleplerini öncelikli değerlendirme konusunda bir politikamız var. Enerji Bakanlığımızla birlikte özellikle öz tüketim dediğimiz kendi ihtiyacı için enerji üreten sanayilere daha fazla destek olmak istiyoruz. Bir diğer politikamız lojistik. Lojistik de çok önemli. Burada da demir yollarımızı genişletmiş durumdayız. Bir taraftan da elektrifikasyon, sinyalizasyon projeleri yürütüyoruz. Fakat bu sene 1 milyar TL kadar daha buraya para harcıyoruz. Burada da temel yaklaşımımız üretim sahalarını limanlara demir yoluyla bağlamak. Böylece lojistik maliyetlerini düşürmek, özel sektörün rekabet gücünü artırmak. Bir diğer öncelikli alanımız insan kaynakları. Orada da her şeyin başı insan diyoruz. Mesleki eğitimle yeni iş modelleri geliştirerek, yeni teknolojilerin gerektirdiği, kadınların, gençlerin daha fazla iş gücüne katılım sağlayacağı modeller geliştirerek iş gücü piyasalarımızı geliştirmek, insan kaynağımızı daha büyük bir şekilde değerlendirmek istiyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin geçtiğimiz sene milli gelirinin 1.6 trilyon dolara yakın seviyeye çıktığını belirten Yılmaz, "Geçtiğimiz sene yağışın az olması gıda üretimini olumsuz etkiledi, hidroelektrik üretimini olumsuz etkiledi ama sonuçta bu sene olağanüstü demiyorum. Normal bir tarım yılı yaşarsak bu büyümemize olumlu etki edecek, gıda fiyatlarını olumlu etki edecek ve diğer sektörlerimizi de olumlu etkileyecek. Dolayısıyla bu sene tarımda böyle bir tablo var. Hizmet sektörlerine gelecek olursak, hizmetlerde Türkiye gayet iyi gidiyor. Turizm sektörümüz geçen sene 65 milyar doları aştı. Diğer hizmet ihracatlarıyla birlikte geçen yıl hizmet ihracatımız 122-123 milyar dolarlara kadar yükseldi. Bir taraftan da mal ihracatımız var, o da 373 milyar doları aştı. İkisini topladığınız zaman yani mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolar mal ve hizmet ihraç etmeyi başardık. Dünyadaki talebin kısıtlı olduğu, şartların olumsuz olduğu, bölgemizde birçok savaşın, gerilimin devam ettiği bir ortamda Türkiye bunu başardı. İnşallah bu sene yani 400 milyar doların üstünde bir mal ve hizmet ihracatı hedefliyoruz. Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz. 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde. Dünyanın 16. büyük ekonomisi oldu. Türkiye geçen yıl, satın alma gücü paritesiyle de 11. büyük ekonomi oldu. Sanayimize baktığınızda genel tablo sanayide fena değil, güzel, büyümemiz devam ediyor. İhracatımız devam ediyor ama alt sektörlerine baktığımızda bazı sektörlerde sorun görüyoruz. Teknolojisi daha yoğun, savunma sanayindeki sektörlerimiz çok iyi gidiyor. Savunma ihracatımız 10 milyar doları aştı. Orta teknoloji, yüksek teknolojili sektörler iyi gidiyor, büyümesi, ihracatı ama teknoloji düzeyi daha düşük, emek yoğun sektörlerimiz bazı sıkıntılar yaşıyor, onu da görüyoruz, onun da farkındayız ve ona dönük olarak da tedbirler geliştiriyoruz. Genel politikamızı şöyle özetleyebilirim, makro olarak finansal istikrarımızı güçlendirip faizlerin ve enflasyonun aşağıya indiği bir ortamda kalıcı bir şekilde genel finansal koşulları iyileştiriyoruz, bu genel politikamız"ifadelerini kullandı. Finansal yaklaşımlar geliştirdiklerini ve bunun da olumlu etkilerini gördüklerini dile getiren Yılmaz, "Bunun içinde de daha özel alanlara spesifik dediğimiz, seçici dediğimiz finansal yaklaşımlar geliştiriyoruz, mesela esnafımıza yüzde 7 faizli bir finansman sağlıyoruz. Çiftçimizin faizinin yüzde 70’ini hazine ödüyor. İhracatçımız genel faizlerle borçlanmıyor, biz 23-24ler civarında şu an izlediğimiz kredilerle borçlanıyor. Yüksek teknoloji yatırımı yaptığımızda belli bir ölçekte, YTAK dediğimiz bir program var. 10 yıl vadeli, 2 yılı geri ödemesiz, düşük bir faizle destek oluyoruz. Buna benzer bu genel iyileşmeyi beklemeden özel alanlarda da adımlar atıyoruz. Bu çerçevede emek yoğun sektörlerle ilgili son dönemde 3 tane önemli adım attık, birincisi geçen yıl emek yoğun KOBİ sektör diyelim, tekstil, konfeksiyon, mobilya, deri gibi sektörler, buralarda geçen yıl istihdamını koruyan KOBİ’lere 2 bin 500 lira destek vermiştik. Şimdi bu sene bu desteği 3 bin 500’e çıkardık ve konfeksiyon, mobilya dışında olanları da dahil ettik. Tekstil, konfeksiyon ölçeğinde olursa olsun büyük küçük bütün şirketlere istihdamlarını korumaları şartıyla kişi başı 3 bin 500 lira destek veriyoruz. Bu birinci tedbirimiz. İkincisi son dönemlerde Çalışma Bakanlığımızla Sanayi Bakanlığımız güzel bir program geliştirdi. 100 milyar liralık bir paket oluşturdular, yine istihdamını koruyan KOBİ’lere, hassas sektörlere, işletmelere düşük faizli ve kredi garanti fonuyla desteklenmiş bir kredi paketini hayata geçiriyoruz, finansal erişimini bu sektörlerin güçlendirici bir politika izliyoruz. Bir diğer önemli inisiyatifimiz ise İŞKUR tarafından ortaya konan, Sayın Cumhurbaşkanımızın da geçtiğimiz günlerde ilan ettiği GÜÇ dediğimiz program, gençlerin üretime katılım çağrısı. Bu GÜÇ programında birçok başlık var ama en önemli başlığı söyleyeceğim sadece, bu imalat sanayini çok ilgilendiren bir başlık, şimdi gençlerimiz iş arıyorlar, doğal olarak işletmeler de diyor ki tecrübem var diyor, tecrübem yok diyorsa şansını kaybedebiliyor, biz de gençlerin iş gücü piyasasına tecrübeli girişini desteklemek amacıyla yeni bir program geliştirdik. 18-25 yaş arasındaki genç bir işletme tarafından istihdam edilirse 6 ay boyunca asgari ücret düzeyinde maaşını ödeyeceğiz, işçi primini, işveren primini biz ödeyeceğiz, yani işletmeye bir maliyet gelmeyecek. Gencimiz de bir tecrübe edinme imkanı bulmuş olacak, böyle bir programla da emek yoğun özellikle imalat sanayinin güçleneceğine inanıyoruz" diye kaydetti. Merkez bankasının rezervlerinin 200 milyar doları aştığını belirten Yılmaz, "Başka tedbirlerimizle buna devam ediyoruz, finansal tarafta da çok şükür Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar doları aşmış durumda. CDS dediğimiz ülke risk primi 200’lere yakın seviyelerde düşmüş vaziyette. Cari açığımız yüzde 1,6. dünyada borçluluk yükselirken depreme rağmen, birçok harcamaya rağmen Türkiye’de kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 25’lerde oldukça düşük. Avrupa’da yüzde 80’in üzerinde, dünyada büyük bir borçluluk var, biz çok şükür borçlu bir ülke değiliz, halkımız da çok borçlu değil, şirketlerimiz de değil. Geçici nakit problemleri yaşanabiliyor bu ayrı bir mesele ama stok olarak baktığımızda böyle yüksek borçlu bir ülke değiliz. Bu da önümüzdeki dönem en şanslı olduğumuz noktalardan bir tanesi. Önümüzdeki dönem inşallah para ve maliye politikalarımızı kararlılıkla uygulayıp bunları arz yönlü politikalarla da birleştirerek yolumuza devam edeceğiz. Arz yönlü politikalar derken de 5 alan bizim için önceliklidir. Birincisi gıda, gıda üretimini artırmak istiyoruz. Sulamaları bu çerçevede önceliklendirmiş durumdayız. Özellikle de tarla içi sulamaları, hayvancılıkta, gıdada üretimi artırmak istiyoruz. İkincisi konut, sosyal konut, sosyal konut için yeni bir kampanya başlattık. Hem konut fiyatları düşsün hem kiralar düşsün diye yapıyoruz bunu, iki artı bir, üç oda bir salon bu sefer, tasarruf ekonomisiyle hareket ediyoruz, israf ekonomisiyle bakmıyoruz. Maalesef aile yapılarına baktığımızda çocuk sayıları da düştü. Türkiye’de ortalama 3’e indi hane büyüklüğü, dolayısıyla üç artı bir son derece iyi planlanmış sosyal konutlarla, enerjisini iyi kullanan, depreme dayanıklı, işçiliği iyi yapılmış konutlarla bir sosyal konut seferberliği yapıyoruz. Yani bir taraftan disiplinli para ve maliye politikaları uygulamaları, bir taraftan da altyapıyı geliştireceğimiz bu politikalarla çok daha güçlü hale geleceğiz. 2026 daha iyi bir yıl olacak" diye konuştu. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Bakan Işıkhan ve Bakan Göktaş, Darülaceze sakinleriyle iftarda buluştu
27 Şubat 2026 Cuma - 23:55 Bakan Işıkhan ve Bakan Göktaş, Darülaceze sakinleriyle iftarda buluştu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlenen ’Çınarlarımızla Vefa İftarı’ programına katıldı. İstanbul Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde "Çınarlarımızla Vefa İftarı" programına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Darülaceze sakinleri katıldı. Bakanlar, buradaki vatandaşlarla aynı sofrada buluştu. Darülaceze’yi kurarak geçmişten bugüne kimsesizleri yuvaya kavuşturan 2. Abdülhamid Han’ı yad eden Bakan Işıkhan, "SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize daha iyi imkanlar sunabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız. Sosyal güvenlik gelirlerinin giderleri karşılama oranı yüzde 100,64’e, prim gelirlerinin giderlerini karşılama oranımız ise yaklaşık yüzde 80 seviyesine yükselmiş durumdadır. SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize yakın zaman içinde daha iyi imkanlar sunabilmenin, onların refah seviyesini kısa zamanda daha yukarıya taşıyabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. İşte bu güçlü zemin sayesinde, önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız" diye konuştu. Vatandaşların refahını artırmak için birçok adım attıklarını belirten Bakan Işıkhan, "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ilk kez kanser ilaçlarını geri ödeme kapsamına aldık. Yurt dışından ilaç teminine yönelik düzenlemeleri hayata geçirdik. İlaç rapor sürelerini uzattık, aile hekimlerimizin yazabileceği ilaç sayısını artırdık. Her bir düzenlememizin merkezine insanı koyarak, ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ diyerek 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızın güvencesi ve sığınağı olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Darülaceze’nin devletin güvenli bir limanı olduğunu söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu mübarek günlerin milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bizi şefkatiyle saran, duasıyla yolumuzu aydınlatan değerli büyüklerimizin ellerinden öpüyorum. Devletimizin kimseyi yalnız bırakmadığının en kıymetli göstergesi olan Darülaceze, ihtiyaç sahibine önce ’hoş geldin’ diyen koşulsuz bir şefkat kapısıdır. Darülaceze hiçbir ayrım gözetmeden herkese aile sıcaklığını sunan güvenli bir limandır. Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal desteğe kadar geniş bir hizmet ağı bulunuyor. Dünyada bir eşi ve benzeri olmayan bu hayır kurumunu modern imkanlarla güçlendirerek hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bugün Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri; geniş yaşam alanları, rehabilitasyon merkezleri, hasta poliklinikleri, çocuk yuvası ve atölyeleriyle örnek bir yaşam modeli sunuyor. Avrupa’nın en büyüğü ve ödüllü bu kurumumuzla 130 yıllık köklü sosyal hizmet geleneğimizi büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi’nde özel ihtiyaçlara yönelik sağlık, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl ilk öğrencilerini kabul eden Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile yaşlı ve engelli bakımı alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesini sağlıyoruz. Düzenlememiz yürürlüğe girdiğinde, Darülaceze’nin bakım tecrübesini İstanbul’dan bütün Türkiye’ye, ardından inşallah dünyaya yaygınlaştıracağız. Darülaceze, sosyal devlet vizyonumuzun en seçkin örneklerinden biri olarak güven ve huzur veren bir yuva olmaya devam edecek" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş STK’lar için düzenlenen iftar programına katıldı
27 Şubat 2026 Cuma - 23:54 TBMM Başkanı Kurtulmuş STK’lar için düzenlenen iftar programına katıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, STK’lar için düzenlenen iftar programı kapsamında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütlerinin kendini feshi ve silahların bırakılma sürecinin barış ve kardeşlik içerinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu süreçte şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir" dedi.Olağan üstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, "Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu.Çözüm sürecine değinen Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonunun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkânlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi.İmralı’dan yapılan ikinci açıklama da örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir.Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi.Suriye’deki devrimden sonra ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’deki bu süreci olumlu etkilediğini ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi.Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır.Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar"İmralı’dan yapılan açıklamanın ardından sürecin daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümidinde bulunan başkan Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin terör meselesinden kurtulmasıyla birlikte her alandaki duruşu güçlenecektir"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:49 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin terör meselesinden kurtulmasıyla birlikte her alandaki duruşu güçlenecektir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye’nin terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek, barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Filizi Köşk’te sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Olağanüstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu. "Bu raporun gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular. Ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu. Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkanlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi. "Süreç tamamen siyasetin kontrolündedir" İmralı’dan örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir. Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi. Suriye’deki gelişmelere değinen Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi. Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır. Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar." "Bugün 27 Şubat’ta yapılan ikinci İmralı açıklamasıyla birlikte sürecin bundan sonra daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümit ediyorum" diyen Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin terör meselesinden kurtulmasıyla birlikte her alandaki duruşu güçlenecektir"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:25 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin terör meselesinden kurtulmasıyla birlikte her alandaki duruşu güçlenecektir" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, STK’lar için düzenlenen iftar programı kapsamında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütlerinin kendini feshi ve silahların bırakılma sürecinin barış ve kardeşlik içerinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu süreçte şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir" dedi. Olağan üstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, "Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu. Çözüm sürecine değinen Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonunun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu. Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkânlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi. İmralı’dan yapılan ikinci açıklama da örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir. Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi. Suriye’deki devrimden sonra ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’deki bu süreci olumlu etkilediğini ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi. Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır. Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar" İmralı’dan yapılan açıklamanın ardından sürecin daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümidinde bulunan başkan Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sami Er Başkanımız büyük projelere cesaretle öncülük etmiş"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:12 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sami Er Başkanımız büyük projelere cesaretle öncülük etmiş" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er, büyük projelere cesaretle öncülük etmiş, bir kısmını tamamlamış, bir kısmını da kararlılıkla sürdürmektedir. Kendisini yürekten tebrik ediyorum" dedi. AK Parti Malatya İl Başkanlığı’nın Nikah Sarayı’nda düzenlediği iftar yemeğine katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i kentte yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik etti. Başkan Er’in Malatya’da ihtiyaç olan çalışmalar yaptığını ve ihtiyaçlara cevap verdiğini söyleyen Yılmaz, "Geleceği daha güzel, daha güçlü bir mahalle inşa etmek adına çok kıymetli adımlar atılmış durumda. Altyapı çalışmalarından yol düzenlemelerine, çevre güvenliğinden ileri biyolojik arıtma tesisine ve teknik altyapı yatırımlarına kadar her ayrıntıya büyük bir hassasiyetle yaklaşılmış. Altyapı çalışmaları çoğu zaman görünmeyen, sessiz ilerleyen işlerdir. Ancak doğrudan yaşam kalitemizi belirler. Sağlam bir altyapı güvenli bir çevre, konforlu bir ulaşım ve sürdürülebilir bir şehir hayatı demektir. Bu anlayışla hareket eden Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Bey, büyük projelere cesaretle öncülük etmiş bir kısmını tamamlamış, bir kısmını da kararlılıkla sürdürmektedir. Kendisini yürekten tebrik ediyorum. Kurumlarımızın iş birliği ve koordinasyonu sayesinde mahallemiz daha planlı, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerlemektedir. İnanıyorum ki bu çalışmalar tamamlandığında, hep birlikte çok daha güçlü bir mahallede yaşamaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Yasav: "28 Şubat’ın ‘Bin yıl’ hayali 29 yılda çöktü"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:09 Yasav: "28 Şubat’ın ‘Bin yıl’ hayali 29 yılda çöktü" Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 28 Şubat darbesinin 29. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, darbeci zihniyetin milletin vicdanında mahkum edildiğini belirterek, "Unutmadık, unutturmayacağız" dedi. Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 28 Şubat 1997’de gerçekleştirilen post-modern darbenin 29. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Yasav, 28 Şubat sürecinin millet iradesine ve milletin değerlerine yönelik bir müdahale olduğunu belirterek, darbeci anlayışın tarihin çöp sepetine atıldığını ifade etti. "Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997’de aldığı kararlar, Refah-Yol hükümetine dayatılmış; millet iradesine balans ayarı yapılmak istenmiştir" diyen Yasav, söz konusu sürecin sadece siyasi iktidarı değil, toplumun tüm kesimlerini hedef aldığını kaydetti. 28 Şubat’ın bir mühendislik projesi olarak toplumu, siyaseti, ekonomiyi, yargıyı ve eğitimi yeniden dizayn etmeyi amaçladığını dile getiren Yasav, özellikle inanç özgürlüğüne yönelik uygulamaların derin yaralar açtığını vurguladı. Başörtüsü yasakları, katsayı uygulaması, imam hatiplerin orta kısımlarının kapatılması ve kamuda yürütülen fişlemelere dikkat çeken Yasav, "Yaklaşık 6 milyon insan fişlendi. İnancının gereğini yerine getiren insanlar soruşturmalara uğradı, görevlerinden edildi, eğitim hakları engellendi" ifadelerini kullandı. Dönemin askeri ve bürokratik kadrolarının medya, iş dünyası ve bazı sivil toplum yapılarıyla birlikte hareket ettiğini belirten Yasav, darbecilerin ‘bin yıl sürecek’ söyleminin milletin kararlı duruşu sayesinde tarihe gömüldüğünü söyledi. Yasav açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "28 Şubat darbecileri yargılandı, rütbeleri söküldü ve mahkûm edildi. Ancak onlar için en büyük ceza milletimizin vicdanında mahkûm olmalarıdır. Milletimiz darbecileri bin yıl sürecek bir utanca mahkûm etmiştir." Eğitim-Bir-Sen olarak sürecin tüm boyutlarıyla aydınlatılması gerektiğine inandıklarını belirten Yasav, özellikle medya, siyaset ve ekonomi ayağının tam anlamıyla ortaya çıkarılmasının, benzer girişimlere karşı toplumsal bilinci güçlendireceğini ifade etti. Yasav, açıklamasını, "Biz her zaman sivil iradeden, özgürlüklerden ve adaletten yana olduk. Vesayetçi ve darbeci anlayışlara karşı mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. 28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacağız" sözleriyle tamamladı.
CHP’li Belediye Başkanı Gencan’dan Bakan Kurum’a teşekkür mesajı: "Minnettarız"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:05 CHP’li Belediye Başkanı Gencan’dan Bakan Kurum’a teşekkür mesajı: "Minnettarız" Edirne’de düzenlenen "Ev Sahibi Türkiye" kura çekim töreninde konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a kente yönelik hizmetlerinden dolayı minnettar olduklarını belirtti. Türkiye genelinde 500 bin sosyal konutun inşa edileceği Yüzyılın Konut Projesi kapsamında Edirne’de Mimar Sinan Spor Salonu’nda, "Ev Sahibi Türkiye" kura çekim töreni düzenlendi. 2 bin 530 konutun hak sahiplerinin belirlendiği tören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla gerçekleşti. "Sizlere minnettarız" Törende konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Bakan Kurum’a kente kazandırılan hizmetler için teşekkür etti. Gencan, "Özellikle birlik ve dayanışmanın Mübarek Ramazan ayında Sayın Bakanımızı şehrimizde ağırlamaktan çok büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Ben sözlerime başlamadan önce sayın bakanımıza tüm hemşerilerimizin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Hem şehrimizde Selimiye Meydanı ile ilgili ve hem de sokak sağlıklaştırma gibi daha birçok çalışmada birçok güzel işin gerçekleşmesine vesile oldunuz. Çok teşekkür ediyorum, sizlere minnettarız" dedi. "Bakanlığımızla beraber nice güzel işleri gerçekleştireceğiz" Başkan Gencan, "Serhat şehrimiz çok özel bir şehir. Ülkemizin her şehri her bölgesi çok kıymetli ama şehrimiz birçok Osmanlı mirasına ve geniş bir kültürel masa sahip bir şehir. O yüzden ben hep şöyle söylüyorum Sayın Bakanım, bu şehre sahip çıkmak aslında ecdat yadigarına sahip çıkmak. Ben aynı zamanda bir Belediye Başkanı olarak bugüne kadar yapmış olduğunuz desteklerden ötürü tüm ilçe ve belde belediye başkanlarım adına da sizlere çok teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra da şehrimiz için Bakanlığımızla beraber nice güzel işleri gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Şehrimize teşrif eden Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyorum" Gencan, "Bugün Edirne’miz için, özellikle 2 bin 530 ailemiz için çok önemli bir gün. Bir ev sahibi olmak yalnızca bir konuta sahip olmak değildir, geleceğe daha güvenle bakabilmek, çocuklarımız için sağlam bir hayat kurabilmek demektir. Kurada ismi çıkacak kıymetli hemşehrilerimiz için bugün, uzun zamandır beklenen bir hayalin gerçeğe dönüşeceği gündür. Bu sürecin tüm hak sahibi ailelerimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Şehrimize teşrif eden Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Yeni yuvalarında tüm hemşehrilerime sağlık, huzur ve mutluluk temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç: "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:05 AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç: "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır" AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. Ankaralılar Derneği tarafından Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Mevlana Spor Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. Programda konuşan Ankaralılar Derneği Genel Başkanı Hilmi Yaman, "Sizlerle aynı gönül sofrasında buluşmanın büyük onurunu yaşıyoruz. Bu anlamlı programa ev sahipliği yaparak bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Mesut Özarslan’a gönülden teşekkür ediyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik, paylaşma ve kardeşlik ayıdır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ise, "Dünyamız inanılmaz bir coğrafya değişikliğinden geçiyor, ülkemiz üzerinde oynanan oyunların haddi hesabı bulunmuyor. Yanı başımızda Suriye’sinden, Irak’ından, Kafkaslarına ve Balkanlarına kadar her yeri incelediğinizde Türk milletine olan tehdit açıkça görülmektedir. Bu tehditleri bizler daha öncesinde gördük, o tehditleri Dikmen sırtlarına Gazi Mustafa Kemal Atatürk geldiğinde de, Ankara’nın yiğit seğmenleri elinin tersiyle itip yerle yeksan ettiğini bu millet görmüştür" diye konuştu. Keçiören Belediye Başkanı’nın konuşmasının ardından konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç ise, "Cumhur İttifakı, 1071’de Sultan Alparslan’dır, 1453’te Sultan Fatih’tir, 1923’te Mustafa Kemal’dir, Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, Cumhur İttifakı sizlersiniz" ifadelerini kullandı. Programa; Ankaralılar Derneği Başkanı Hilmi Yaman, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, MHP MYK Üyesi Mehmet Ali Tanvıverdi, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Bakan Kurum: "Türkiye zorluklar karşısında dimdik ayakta"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:03 Bakan Kurum: "Türkiye zorluklar karşısında dimdik ayakta" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Edirne’de vatandaşlarla iftarda bir araya geldi. Bakan Kurum, "Türkiye zorluklar karşısında dimdik ayakta durmaya devam ediyor. Milletimizin desteğiyle her imtihandan güçlenerek çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Edirne’de AK Parti İl Teşkilatı tarafından düzenlenen "Vefa İftarı" programına katıldı. "Türkiye kendi değerlerine sarılarak güçleniyor" Bakan Kurum, Türkiye’nin köklü değerlerine bağlı bir ülke olduğunu belirterek, "Bugün Türkiye kendi töresine, örfüne, kültürüne, inancına dört elle sarılan ve bu bereketle her imtihandan güçlenerek çıkan bir ülkedir" dedi. "Yarım milyon yuvayı 2 yılda teslim ettik" "Asrın felaketi" olarak nitelendirilen deprem sürecine değinen Kurum, Türkiye’nin büyük bir dayanışma örneği sergilediğini ifade ederek, "Türkiye asrın felaketi ile sarsılsa da yıkılmayan, yarım milyon yuvayı hamdolsun 2 yılda afetzede kardeşlerimize teslim eden bir ülkedir" diye konuştu. "Edirne, Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan gönül köprüsüdür" Balkan coğrafyasına ve Edirne’nin tarihi kimliğine değinen Kurum, Selanik’ten Manastır’a, Üsküp’ten Bosna’ya uzanan göç hikayelerinin Anadolu’nun mayasında yer aldığını belirtti. Kurum, "İşte Edirne budur. İşte Trakya, Balkanlar, benim güzel Anadolu’m budur. İşte aslında Türkiye budur" ifadelerini kullandı. "Milletimiz yıllarca alamadığı hizmetleri gördü" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eser ve hizmet siyasetine vurgu yapan Kurum, 2001 yılından itibaren hayata geçirilen projelerle milletin uzun yıllar beklediği hizmetlere kavuştuğunu söyledi. Bakan Kurum, "Bu millet bağrından öyle bir yiğit çıkardı ki on yıllar boyunca alamadığı tüm hizmetleri, tüm eserleri gördü. En önemlisi de değer gördü, hürmet gördü" dedi. Bakan Kurum, "Türkiye zorluklar karşısında dimdik ayakta durmaya devam ediyor. Milletimizin desteğiyle her imtihandan güçlenerek çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz" dedi. "Tüm dünya Türkiye’nin duruşunu konuşuyor" Ramazan ayının birlik ve beraberlik iklimini güçlendirdiğini ifade eden Kurum, Türkiye’nin savunma sanayiinden afet konutlarına kadar birçok alanda önemli mesafeler kat ettiğini belirterek, "Tüm dünya bunu takdirle izliyor. Türkiye’nin duruşunu, liderliğini konuşuyor" şeklinde konuştu.