POLİTİKA
Bakan Tekin: "Eğitim cephesinde merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya gayret ediyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 12:29 Bakan Tekin: "Eğitim cephesinde merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya gayret ediyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2’nci Toplantısına’ katıldı. Ankara Hakimevi’nde gerçekleştirilen toplantıda, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesine yönelik yürütülen mevcut çalışmaların ele alınırken, aile kavramındaki gelişmelerin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlendi. Bu kapsamda, farklı kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin değerlendirilmesi ve yeni politika önerileri görüşüldü. Bakan Tekin, toplantıda yaptığı açıklamalarda, aileyi merkeze alan eğitim politikalar, ebeveynlere yönelik rehberlik çalışmalar ve aile-okul iş birliğini güçlendirmeye yönelik projeler hakkında bilgiler verdi. Bakan Tekin ayrıca, okulda öğrenci-öğretmen-ebeveyn ilişkisini güçlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı olarak Aile Yüzyılı çerçevesinde çalışmalarını yürüttüklerini, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ kapsamında da EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerinin oluşturulduğunu belirtti. "Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, sahada hem öğretmenlerle hem öğrencilerle hem de velilerle uzun yolculuk içerisinde olduklarını belirterek, "Öğretmenler odasında yaptığımız sohbetlerde, sahadaki temaslarımızda, annelerle ve babalarla yüz yüze geldiğimiz her ortamda aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi içerikle, hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor. Öğretmen, çocuğu hayata hazırlamak istiyor ama evde karşılık bulmayan bir emeğin eksikliğini hissediyor. Eskiden mahallenin, akrabalığın, büyük aile yapısının paylaştığı yük, bugün çoğu zaman iki yetişkinin omzuna biniyor. Böyle bir tabloda eğitimi aileden bağımsız işleyen bir hizmet gibi düşünmemiz mümkün değil. Aile güçlenmeden, okulun gösterdiği gayretin tam karşılığını bulması kolay olmuyor. Okul aileyle aynı istikamete bakmadan da çocuğun dünyasında kalıcı bir değişim üretmek mümkün olmuyor. Biz eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz. Bu yüzden Bakanlık olarak aileyi eğitimin asli ortağı kabul eden bir çizgi izlemeye çalışıyoruz. ‘Aile Okulu’ programıyla, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte öğrenebildiği, ebeveynlik tecrübesini öğretmenlerle ve uzmanlarla istişare edebildiği, derdini rahatça anlatabildiği bir zemin kuruyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerini çoğaltarak, anne ve babanın da çocukla aynı kavram haritasına, aynı değer diline sahip olmasını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Aileyi ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz" Milli Eğitim Bakanlığı olarak bütüncül bir yaklaşım ve çözümlerle, her ilde aile odaklı eylem planları hazırladıklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Son dönemde hayata geçirdiğimiz ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle aileye daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz. Öğrencilerimizin aktif katılımıyla hazırlanan ve EBA, EBA YouTube ile TRT EBA üzerinden yayımlanan haber bültenleri, çocuklarımızı bilgi ve medya okuryazarlığı açısından güçlendirirken bu birikimin ev ortamına da taşınmasını sağlıyor. Çocuğun haber seçtiği, metni yazdığı, dili tarttığı bu içeriklerin ailece izlenmesini özellikle önemsiyoruz. Aynı ekrana bakan anne-baba ile çocuğun, doğru bilgiye ulaşma, haber dilini sorgulama, şiddet ve mahremiyet gibi başlıklarda ortak bir hassasiyet geliştirmesi için doğal bir zemin oluşuyor. Çocuğun dijital dünya ile ilişkisini sadece yasak-serbest ikilemine sıkıştırmadan, izlediğini birlikte yorumlayan, gördüğünü birlikte tartışabilen aile ortamlarını çoğaltmaya gayret ediyoruz. Öğretmenlerimiz için travma duyarlı sınıf yönetimi, aileyle sahici iletişim, teknoloji ve madde bağımlılığıyla mücadele, dijital dünyanın çocuk ruh sağlığına etkileri gibi başlıklarda sürekli mesleki gelişim imkanları hazırlıyoruz. Bütün bu adımlarla, çocuğun hayatında yan yana duran iki ana sütunu aileyi ve okulu, aynı dili konuşan, aynı istikamete bakan, birbirinin yükünü hafifleten iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, bu Kurul’un sahada 20 milyona yakın öğrenciyle, velileriyle, öğretmenleriyle her gün temas eden yüzüyüz" diye konuştu. "Kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine yansır" Toplumda yaşanan durumların, özellikle okullarda yaşanan olumsuzlukların, ilerleyen yıllarda aile istatistiklerine de yansıma ihtimali olduğunun altını çizen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sınıf ikliminde, devamsızlık ve okul terk örüntülerinde, akran ilişkilerinin dilinde, rehberlik süreçlerine taşınan kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; birkaç yıl sonra aile istatistiklerine, doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine toplumsal eğilim olarak yansır. Bugün ergenlik dönemi uzayan, aidiyet duygusu zayıflayan, hayata ve aileye dair beklentileri daha kırılgan hale gelen bir gençlik profiliyle karşılaşıyorsak; bunun gerisinde, ekonomik kaygıların ötesine geçen ve tabloyu asıl derinleştiren, hayat tasavvurunu köklü biçimde etkileyen kültürel kodlar, hız ve haz eksenli yeni yaşam biçimleri ile mahremiyet ve sadakat anlayışındaki aşınmaların önemli bir payı bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, Aile Enstitümüzün yürüttüğü araştırmalarla, Nüfus Politikaları Kurulu’nun ortaya koyacağı çerçeveyle ve bugün burada bir araya gelen tüm kurumlarımızın tecrübesiyle daha sıkı bir eş güdüm içinde çalışmaya hazırız. Her ilde aile odaklı eylem planları hazırlanırken, o ilin okullarından, öğretmenlerinden, rehberlik birimlerinden süzülen verinin de bu planlara dahil edilmesini, sahadaki iyi örneklerin ve risk alanlarının eğitim cephesinden beslenmesini kıymetli görüyorum." Düzenlenen toplantıya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve siyasi isimler katılım sağladı.
Başkan Sandıkçı’dan karla mücadele çalışmalarına yakın takip
13 Ocak 2026 Salı - 12:21 Başkan Sandıkçı’dan karla mücadele çalışmalarına yakın takip Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, kar yağışının etkili olduğu ilçede ekiplerle birlikte sahada karla mücadele çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi. Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, kar yağışının etkili olduğu ilçede ekiplerle birlikte sahada karla mücadele çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede yürütülen karla mücadele çalışmalarını yerinde inceledi. Çalışmaların koordineli bir şekilde sürdürüldüğünü belirten Sandıkçı, ilçede kapalı yol bulunmadığını ifade etti. Kar küreme, yol açma ve tuzlama çalışmalarının yoğun şekilde devam ettiğini vurgulayan Sandıkçı, "Tüm ekiplerimizle sahada karla mücadele çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Etkin mücadele Karla mücadele çalışmalarına ara vermeden devam ettiklerini belirten Başkan Sandıkçı, tüm ekip ve ekipmanlarla sahada olduklarının altını çizdi. Sandıkçı, "Karla mücadele çalışmalarımızı hummalı bir şekilde sürdürüyoruz. 7/24 esasıyla çalışarak yollarımızı her daim açık tutuyoruz. Kar küreme ve yol açma çalışmalarımızın yanı sıra buzlanma ve don olaylarına karşı yol tuzlama çalışmalarımıza da gayretle devam ediyoruz" şeklinde konuştu. Gönülleri ısıtan ikram Soğuk kış şartlarına rağmen sahada görev yapan Canik Belediyesi ekipleri, Gönül Sofrası İkram Aracı ile vatandaşlara sıcak ikramlarda da bulunuyor. İlçenin farklı noktalarında sıcak çorba dağıtımı gerçekleştiren Canik Belediyesi, karla mücadeledeki özverili çalışmasının yanı sıra sosyal destekleriyle de vatandaşların gönlüne dokunuyor.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir"
13 Ocak 2026 Salı - 12:19 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu’daki çatışmalara, İran’daki protestolardan Suriye’deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD’nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "Dünya kaosun pençesinde" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump’ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD’nin savunduğu küresel çeteleşmedir" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "Grönland çıkışı NATO’yu tartışmalı hale getirmiştir" Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman’ın Grönland’ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir" Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı’ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur" İran’da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran’ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" Suriye’deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG’yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye’yi uyarıyoruz’ diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.
Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik"
13 Ocak 2026 Salı - 12:12 Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" dedi. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı Ankara Hakimevinde düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin katıldı. "Amacımız aileyi daha güçlü, daha etkin ve daha işlevsel kılmak" Burada açılış konuşmasını yapan Bakan Göktaş, ailenin toplumun en önemli kalesi, nesilleri ve medeniyeti koruyan temel yapısı olduğunu aktararak, "Bu yapıyı koruyup ve güçlendirmek; hizmetlerimizi tekil başlıklar halinde değil, ortak hedeflerle ve birbirini tamamlayan bir bütün olarak yürütmekle mümkündür. Bu kurulu etkili kılan nokta ise şudur. Biz aynı aileye, farklı kapılardan ulaşan kurumlarız. Eğitim, sağlık, adalet, sosyal hizmet, güvenlik ve istihdam. Her biri aileye farklı hizmetler götürür. Kurul mekanizması ise aileye sunduğumuz hizmetleri koordineli bir şekilde yürütmemizi sağlar. Bu nedenle, Koordinasyon Kurulumuz esasında; kurumlarımızın kendi sorumluluk alanlarında sonuç üretmeye odaklanan bir çalışma zeminidir. Amacımız ise, ülkemizin en önemli sosyal kapasitesini oluşturan aileyi daha güçlü, daha etkin ve daha işlevsel kılmak" ifadelerini kullandı. "Şu anki gündemimiz aile odaklı politikalarımızı yerelde daha hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak" Göktaş, aile odaklı politikaları yaygınlaştırma hedefinde olduklarını belirterek, "Türkiye’de aileler güçlendiğinde, pek çok alanda aynı anda değer üreten bir güce dönüşür. Şu anki gündemimiz ise, aile odaklı politikalarımızı yerelde daha hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak. Bu kapsamda 81 ilimizde, yerel dinamiklere ve ihtiyaçlara göre şekillenen eylem planlarını tamamladık. Ancak, bu planların her ilde aynı disiplinle uygulanması ve aynı kalitede sonuç üretmesini önemsiyoruz" şeklinde konuştu. Eylem planının sahada karşılık bulduğunu vurgulayan Göktaş, "Eylem planımızda bugün itibarıyla yüzde 42,22’lik gerçekleşme oranına ulaştık. Bunun yanı sıra il eylem planlarımızda 6 ay gibi kısa bir süre içinde gerçekleşme oranımız yüzde 23,83’lük ilerleme gösterdi. Bu tablo, eylem planımızı hayata geçirme kapasitemizin sahada karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" Aile yılında yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dinamik nüfus yapısını koruyacak politikaları kurumsal kapasitemizi güçlendirerek kalıcı hale getirdik. Türkiye’nin dört bir yanında 19 binden fazla faaliyet gerçekleştirdik. Ailelere ve evlenecek gençlere destek olmak amacıyla 2 bin 24 indirim anlaşması yaptık. Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren projeler hayata geçirdik. Gençlerimizin aile kurmalarına destek olmak üzere başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Fondan 70 bin 400 genç çiftimiz faydalanmaya hak kazandı. Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik." "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğiz" Çocuklara daha güvenli bir dijital dünya sunmak istediklerine dikkati çeken Göktaş, "Bunun için 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğiz" dedi. "Şubat ayında vizyon belgemizi kamuoyuyla paylaşacağız" "Aile ve Nüfus 10 Yılı"nda hedeflerinin politikalarını kalıcı hale getirmek olduğunu dile getiren Göktaş, "Şimdi önümüzde ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’ bulunuyor. Bu yeni dönemde hedefimiz, politikalarımızı kalıcı hale getirmek. Hayata geçirdiğimiz politikaları ve projeleri yeni dönemde, daha köklü ve uzun vadeli perspektifle yaygınlaştıracağız. Bunun için hazırlıklarımızı tamamladık. Şubat ayında Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştireceğimiz tanıtım toplantısı ile vizyon belgemizi kamuoyuyla paylaşacağız" açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor"
13 Ocak 2026 Salı - 12:01 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız, sanal bahis ve kumar sorunu konusunda çok hassas, bir sosyal yara olarak görüyor ve burada yapılması gereken her şeye çok güçlü bir siyasi iradeyle destek veriyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Merkez binasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen yılın ilk Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında sanal bahis ve kumarla ilgili eylem planına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Toplantının ardından sunuma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, sanal bahis ve kumarla mücadelede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kapsamlı bir eylem planının hazırlandığını hatırlatarak, "Eylem planında her kurumla ilgili eylemler var. Her kurum kendi eyleminden haberdar oldu ve onları takip ediyor. Diğer taraftan bu çalışmanın çeşitli alt başlıkları var. Her bir alt başlığında bir koordinatör kurumu var. İki ayda bir MASAK başkanlığında bir izleme toplantısı yapılıyor. Dört ayda bir de benim başkanlığımda bir izleme toplantısı yapıyoruz. Bu ay içinde, ilk izleme toplantımızı yapacağız" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor" Sanal bahis ve kumarla mücadelede atılan adımların değerlendirileceğine ve eylem planının nasıl gittiğinin değerlendirileceğine dikkati çeken Yılmaz, "Çok güzel tartışmalar oldu. Genel başkan yardımcılarımız, grup başkan vekillerimiz hemen hemen herkes söz alıp fikirlerini ifade etti. Buradaki fikirlerden de şüphesiz istifade edeceğiz. Cumhurbaşkanımız, bu konuda çok hassas, bir sosyal yara olarak görüyor ve burada yapılması gereken her şeye çok güçlü bir siyasi iradeyle destek veriyor. Partimiz de bu vesileyle daha detaylı bir şekilde neler yapıldığını gördü" değerlendirmesinde bulundu. "Bütüncül bir plan, kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" AK Parti’nin sanal bahis ve kumarla mücadele konusunda çalışmalar yapacağını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bu işin bir arz tarafı var, bir de talep tarafı var. Kolluk kuvvetlerimizin güçlendirilmesi, caydırıcılık, suçun önlenmesi, bu sanal medyada bu sitelerin kapatılması, mali olarak işlerin takibi işin arz tarafında. Bir de talep tarafı var. Talep tarafında da toplumsal farkındalık ve iletişim çok önemli. İnsanların bu tür bağımlılıklara girmemesi konusunda milli eğitimden medyadaki kamu spotları dahil olmak üzere birçok alt başlık var. Sivil toplumun bu konuda harekete geçirilmesi, ailelerin daha fazla bu olayı sahiplenmesi gibi çok çeşitli boyutları var. Dolayısıyla bütüncül bir plan, kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" dedi. Ayrıca Yılmaz, caydırıcılık açısından hukuki olarak da cezaların artması için Adalet Bakanlığının çalışma yürüttüğünü de sözlerine ekledi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in kuklasıdır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Masumların arkasına saklanıp onları ölüme sürükleyen SDG’dir"
13 Ocak 2026 Salı - 11:51 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in kuklasıdır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Masumların arkasına saklanıp onları ölüme sürükleyen SDG’dir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu’daki çatışmalara, İran’daki protestolardan Suriye’deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD’nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi."Dünya kaosun pençesinde"Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump’ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir."Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi."ABD’nin savunduğu küresel çeteleşmedir"Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir.""Grönland çıkışı NATO’yu tartışmalı hale getirmiştir"Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi.1946 yılında ABD Başkanı Truman’ın Grönland’ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi."Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir"Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı’ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır.""İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur"İran’da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi.İran’ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:"Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.""Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır"Suriye’deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG’yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi."Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır"Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye’yi uyarıyoruz’ diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı.Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti."Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız"Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu.Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır"
13 Ocak 2026 Salı - 11:48 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu’daki çatışmalara, İran’daki protestolardan Suriye’deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD’nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi."Dünya kaosun pençesinde"Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump’ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir."Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi."ABD’nin savunduğu küresel çeteleşmedir"Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir.""Grönland çıkışı NATO’yu tartışmalı hale getirmiştir"Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi.1946 yılında ABD Başkanı Truman’ın Grönland’ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi."Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir"Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı’ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır.""İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur"İran’da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi.İran’ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:"Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.""Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır"Suriye’deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG’yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi."Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır"Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye’yi uyarıyoruz’ diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı.Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti."Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız"Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu.Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.
Başkan Seçer: "Mersin’in değerlerine tüm Mersin’in sahip çıkması gerekir"
13 Ocak 2026 Salı - 10:50 Başkan Seçer: "Mersin’in değerlerine tüm Mersin’in sahip çıkması gerekir" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, 2025 yılında birçok yatırıma imza atıldığını belirterek, 2026 yılının da büyük projelerin ve yüksek yatırımların yılı olacağını söyledi. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 2026 Yılı Ocak Ayı Olağan Toplantısı 1. Birleşimi, Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında, Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirildi. Toplantıda birimlerden gelen 37, komisyonlara havale edilen 19 ve gündem dışı 1 madde olmak üzere toplam 57 madde görüşüldü. Toplantının açılışında 2025 yılı meclis çalışmalarını değerlendiren Başkan Seçer, geçtiğimiz yıl demokrasi anlayışıyla, oy birliğiyle alınan kararların kent yönetimine olumlu yansıdığını söyledi. Parti ayrımı gözetmeksizin ortak akılla hareket edilmesinin önemine dikkat çeken Seçer, meclis üyelerine katkılarından dolayı teşekkür etti. 2026 yılının büyük projelerin ve yüksek yatırımların yılı olacağını ifade eden Seçer, ulaşımdan sosyal politikalara, tarımdan imara kadar birçok alanda önemli yatırımların hayata geçirileceğini kaydetti. Belediyenin mali yapısına da değinen Seçer, geçmişte milyarları bulan SGK ve vergi borçlarının büyük ölçüde azaltıldığını belirterek, borcun yıllık gelire oranının yüzde 158’lerden yüzde 25 seviyelerine düşürüldüğünü söyledi. Bu tablonun güçlü bir mali disiplinin göstergesi olduğunu vurgulayan Seçer, yurtdışı kredi imkanlarının da yeniden açıldığını dile getirdi. Devam eden ve planlanan projeler hakkında da bilgi veren Başkan Seçer, Hal Katlı Kavşağının kısa süre içinde tamamlanacağını, 2026 yılı içinde Mezitli Kuyuluk Katlı Kavşağının yapımına başlanacağını açıkladı. Müftü Deresi Yaşam Vadisi Projesinin ilk etabının ilk 6 ay içinde başlayacağını belirten Seçer; Tarsus’ta çocuk kampüsü, yarı olimpik yüzme havuzu ve spor salonu, Anamur’da ise kültür merkezi projelerinin de aralarında bulunduğu birçok yatırımın 13 ilçede hayata geçirileceğini söyledi. Seçer, "Biz bugünü değil, Mersin’in 10-20 yıl sonrasını düşünerek çalışıyoruz" dedi. Toplantıda kırsal mahallelerde uygulanan indirimli su tarifesi de gündeme geldi. MESKİ Genel Müdürü Ali Rıza Özdemir, yasal düzenlemeler doğrultusunda kırsal mahalle statüsünün yeniden belirlenmesi halinde indirimli tarifenin devam edeceğini anlattı. Başkan Seçer ise süreç netleşene kadar kırsal mahalleler için okuma ve tahsilat yapılmadığını ifade etti. Gündemin önemli başlıklarından biri olan Mersin İdman Yurdu konusunda konuşan Başkan Seçer, yasalar gereği belediyelerin profesyonel spor kulüplerine doğrudan maddi destek veremeyeceğini hatırlattı. Büyükşehir Belediyesi olarak tesis tahsisi ve altyapı desteği gibi yasal çerçevedeki tüm imkanların sağlandığını belirten Seçer, "Mersin’in değerlerine sadece belediye başkanları sahip çıkamaz. Bu kentin iş insanı, yöneticisi, taraftarı herkes sorumluluk almalıdır" ifadelerini kullandı. Toplantıda ayrıca Denetim Komisyonu üyeleri belirlenirken, bazı taşınmazların satın alınması ve belediyeye ait arsa, konut ve işyerlerine ilişkin yönetmelik değişiklikleri oy birliğiyle Plan ve Bütçe Komisyonu’na sevk edildi. Meclis, gündemdeki tüm maddelerin görüşülmesinin ardından sona erdi.