POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" 24 Mart 2026 Salı - 20:26:44 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Türk milletinin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, Ramazan boyunca paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştıklarını ifade ederek, Ramazan sevincine gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak dost kardeş olmanın sıcaklığının kalplerde hissedildiğini aktardı. "Ramazan ayında 592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti"- Bu sene ikincisi düzenlenen Külliye’de Ramazan programının halkın ilgisine mazhar olduğunu dile getiren Erdoğan, "592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız, kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliye’de Ramazan programının Ankara’da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik" dedi. Hedef alınan Maarifin Kalbinde Ramazan programının okullarda Ramazan ayının farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bayramın üçüncü günü Katar’da bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu alınan acı haberin yürekleri dağladığını belirten Erdoğan, "Katar’da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4’ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum" diye konuştu. "Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz" Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün baharın müjdecisi Nevruz Günü’ne tekabül ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Nevruz; Anadolu’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz’un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul’da olduğu gibi, Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz’un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi. "(Terörsüz Türkiye) 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız" Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahriklerin gereken cevabı alacağını vurgulayarak, "Türkiye’yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah’ın izniyle yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran’a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın" ifadelerine yer verdi. Gerek halkla buluşma ve kucaklaşma gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun iki haftayı geride bıraktıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Mart’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze’deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Guterres’e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 13 Mart’ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Milli İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul’daki kardeşlerimizle bir araya geldik. Tıp Bayramı’nı kutladığımız 14 Mart’ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak ettiğimiz 16 Mart’ta Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finali’ne katılarak hocalarımızla, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur’an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 17 Mart’ta Ankara’da Hacı İbrahim Demir Camii’mizi ibadete açtık. Yıllarca yer altı mescitlerine mahkum ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk. Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik. Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı’nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde Rize’de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanemizin resmi açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize hem de Rize’mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak çok iyi hazırlandık" Küresel sistemin 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, "Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır. Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık" dedi. "Çok geniş skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık" Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımların atıldığını, hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa bu ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Ana muhalefetin ’kuşların göç yolunu engelliyor’ diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız; bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demir yollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli iş birliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye’nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık" açıklamasında bulundu. "Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz, ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız" Türkiye’nin doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat’ta komşumuz İran’a yönelik İsrail’in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye; bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Savaş; sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir" ifadelerini kullandı. "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" Savaşın uzamasıyla başka komplikasyonların da ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir; savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail’in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail’in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." "Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir" Kabine’nin 60’ıncı toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya kadar pek çok konuyu değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan, İran’daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye’nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah’ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz" açıklamasında bulundu.
24 Mart 2026 Salı - 19:46 Darp olayıyla ilgili açıklama yapan Başkan Tuncer: "Görevimin başındayım" Mersin’in Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, kamuoyuna yansıyan darp olayıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Tuncer, "Görevimin başındayım. Çalışmalarıma aynı kararlılık ve aynı tempoyla devam ediyorum. Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" dedi. Başkan Tuncer yaptığı yazılı açıklamada, "Son günlerde kamuoyuna yansıyan hadise, hayatın akışı içerisinde herkesin karşı karşıya kalabileceği talihsiz ve üzücü bir olaydır. Yaşanan bu sürecin, şahsımın tercihi, yönlendirmesi ya da kişisel bir tasarrufu sonucu ortaya çıkmış bir durum olmadığı; anlık gelişen ve tarafımın dışında şekillenen bir hadise olduğu özellikle bilinmelidir. Ortaya çıkan görüntülerden dolayı beni seven, bana güvenen ve yol arkadaşlığı yapan birçok insanın üzülmüş olması beni de derinden etkilemiştir. Hiç arzu etmediğim bu görüntülerin kamuoyuna bu şekilde yansıması ayrıca üzüntü vericidir" ifadelerini kullandı. "Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" Açıklamalarına devam eden Tuncer, "Daha da dikkat çekici olan ise söz konusu kamera görüntülerinin art niyetli kişiler tarafından basına servis edilmiş olmasıdır. Bu durumun, olayın kendisinden çok şahsımı yıpratmaya ve kamuoyu nezdinde farklı bir algı oluşturmaya dönük maksatlı bir girişim olduğu yönünde ciddi bir kanaat bulunmaktadır. Ancak bütün bunlara rağmen, kişisel polemiklerin ve yönlendirilmiş tartışmaların içinde olmayacağım. Benim önceliğim her zaman olduğu gibi Mezitli’ye hizmet etmek, hemşehrilerimizin sorunlarına çözüm üretmek ve görevimi sorumlulukla sürdürmektir. Görevimin başındayım. Çalışmalarıma aynı kararlılık ve aynı tempoyla devam ediyorum. Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" dedi.
24 Mart 2026 Salı - 19:27 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Türk milletinin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, Ramazan boyunca paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştıklarını ifade ederek, Ramazan sevincine gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak dost kardeş olmanın sıcaklığının kalplerde hissedildiğini aktardı. "Ramazan ayında 592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti"- Bu sene ikincisi düzenlenen Külliye’de Ramazan programının halkın ilgisine mazhar olduğunu dile getiren Erdoğan, "592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız, kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliye’de Ramazan programının Ankara’da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik" dedi. Hedef alınan Maarifin Kalbinde Ramazan programının okullarda Ramazan ayının farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bayramın üçüncü günü Katar’da bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu alınan acı haberin yürekleri dağladığını belirten Erdoğan, "Katar’da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4’ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum" diye konuştu. "Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz" Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün baharın müjdecisi Nevruz Günü’ne tekabül ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Nevruz; Anadolu’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz’un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul’da olduğu gibi, Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz’un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi. "(Terörsüz Türkiye) 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız" Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahriklerin gereken cevabı alacağını vurgulayarak, "Türkiye’yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah’ın izniyle yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran’a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın" ifadelerine yer verdi. Gerek halkla buluşma ve kucaklaşma gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun iki haftayı geride bıraktıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Mart’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze’deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Guterres’e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 13 Mart’ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Milli İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul’daki kardeşlerimizle bir araya geldik. Tıp Bayramı’nı kutladığımız 14 Mart’ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak ettiğimiz 16 Mart’ta Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finali’ne katılarak hocalarımızla, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur’an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 17 Mart’ta Ankara’da Hacı İbrahim Demir Camii’mizi ibadete açtık. Yıllarca yer altı mescitlerine mahkum ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk. Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik. Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı’nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde Rize’de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanemizin resmi açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize hem de Rize’mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak çok iyi hazırlandık" Küresel sistemin 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, "Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır. Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık" dedi. "Çok geniş skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık" Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımların atıldığını, hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa bu ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Ana muhalefetin ’kuşların göç yolunu engelliyor’ diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız; bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demir yollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli iş birliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye’nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık" açıklamasında bulundu. "Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz, ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız" Türkiye’nin doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat’ta komşumuz İran’a yönelik İsrail’in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye; bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Savaş; sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir" ifadelerini kullandı. "Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" Savaşın uzamasıyla başka komplikasyonların da ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir; savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu’nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail’in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail’in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." "Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir" Kabine’nin 60’ıncı toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya kadar pek çok konuyu değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan, İran’daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye’nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah’ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz" açıklamasında bulundu.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:35 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi. Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu. "Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz" 2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi. "10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı" "2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu. "Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi. "Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz" AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi. "İstanbul’da asrın hırsızlığı var" Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu. "Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun" Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:12 Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, beraberindeki heyetle birlikte Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı ziyaret etti. Ziyarette ilçede yürütülen çalışmalar ile planlanan projeler ele alındı. Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın’a, Adıyaman Milletvekili Hüseyin Özhan, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Sincik Belediye Başkanı Mehmet Korkut, il ve ilçe başkanları, teşkilat üyeleri ile İl Genel Meclisi üyeleri eşlik etti. Ziyarette konuşan Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, ilçenin gelişimi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Kahta’mızın ihtiyaçlarını gözeterek altyapıdan üstyapıya, sosyal projelerden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda çalışmalarımız sürüyor. Merkezi idare ile uyum içinde hareket ederek ilçemize en iyi hizmeti kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise Kahta’da yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade ederek, "Yerel yönetimlerimizin sahadaki gayretleri bizler için çok kıymetli. Kahta’nın kalkınmasına katkı sunacak her projede iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz. İlçemizin gelişimi adına yapılan çalışmaları desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Görüşmede, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulurken, Kahta’da hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapıldı.
Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:51 Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı ile siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor. AK Parti Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı, 17-18 Ocak tarihlerinde Erzurum’un ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Erzurum ile birlikte 7 ilin katılım sağladığı toplantıya; AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın tüm kadrosu, bölge illerinin il ve ilçe başkanları, ayrıca Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tam kadro katılıyor. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum’un böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İl Başkanı Küçükoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "AK Parti olarak gücümüzü teşkilatlarımızdan alıyoruz. Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantımız kapsamında, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın tüm kadrolarıyla birlikte 7 ilimizin il ve ilçe başkanlarımızı Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu toplantılar, sahadaki çalışmalarımızı daha da güçlendiren, ortak aklı ve istişare kültürümüzü pekiştiren son derece kıymetli buluşmalardır." Küçükoğlu, açıklamasının devamında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, AK Parti teşkilatlarının her zaman milletle iç içe, sahada ve güçlü bir koordinasyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Küçükoğlu, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde, teşkilatlarımızla birlikte milletimize hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı’nın, teşkilat çalışmalarına ivme kazandırması ve yeni döneme ilişkin stratejik adımların belirlenmesine katkı sunması bekleniyor. Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bayburt, Iğdır ve Ardahan Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Kampı programında bugün Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’de katılımcılara hitap etti. Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, Kuzeydoğu Anadolu Bölge Başkanı Kurtcan Çelebi’nin "Ak Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. MKYK üyesi, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız’ın Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi sunumundan sonra MKYK Üyesi Mahir Ünal "Siyasal iletişim eğitimi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen, Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Bölge Milletvekilleri, Teşkilat Başkan Yardımcıları, İl Koordinatörleri 7 İl ve İlçe Başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı" programının yarın yapılacak bölümünde ise Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün başkanlığında Çalıştay raporlarının değerlendirilmesi müzakereler yapılacak.
CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkenin ana gündemi emeklinin sesinin duyurulmasıdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 20:08 CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkenin ana gündemi emeklinin sesinin duyurulmasıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Kocatepe Camii’nde kıldığı cuma namazının ardından Kocatepe Kültür Merkezi’nde ‘Emekliler Buluşması’na katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik" açıklamasında bulundu. "Yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi" Özel, siyasetin öncelikleri belirleme işi olduğunu söyleyerek, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum" ifadelerine yer verdi.
CHP lideri Özel: "Ülkenin emeklinin sesinin duyurulmasıdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 20:02 CHP lideri Özel: "Ülkenin emeklinin sesinin duyurulmasıdır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Kocatepe Camii’nde kıldığı Cuma Namazı’nın ardından Kocatepe Kültür Merkezi’nde ‘Emekliler Buluşması’na katıldı. Özel, emeklilerin aylıklarının az olduğunu vurgulayarak, bunun düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. Burada bir konuşma gerçekleştiren Özel, "Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik" açıklamasında bulundu. "Yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi" Özel, siyasetin öncelikleri belirleme işi olduğunu söyleyerek, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum" ifadelerine yer verdi.
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı: "AK Parti laf değil, eser üretir"
16 Ocak 2026 Cuma - 19:09 AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı: "AK Parti laf değil, eser üretir" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Bergama Millet Bahçesi’nin açılışı dolayısıyla yayımladığı mesajda, "AK Parti laf değil, eser üretir; polemik değil, hizmet yapar. Tüm engelleme ve mazeret siyasetine rağmen bu eseri Bergama’ya kazandırdık" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Bergama Millet Bahçesi ve Çamlı Park projesinin tamamlanarak hizmete açılmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Projenin Bergama’nın çehresini değiştiren örnek bir yatırım olduğunu vurgulayan Saygılı, eser ve hizmet siyasetine dikkat çekti. "Bergama’nın çehresini değiştiren örnek bir yatırım" Bergama Millet Bahçesi’nin toplam 63 bin metrekarelik bir alan üzerinde inşa edildiğini belirten Saygılı, "Bugün Bergama’da, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti iktidarlarının İzmir’e ve Bergama’ya kazandırdığı eser ve hizmet siyasetinin en somut örneklerinden birini daha milletimizle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Bergama Millet Bahçesi ve Çamlı Park; doğasıyla, sosyal yaşam alanlarıyla, spor ve kültür donatılarıyla şehre değer katan örnek bir yatırımdır. Proje kapsamında otopark, Millet Kıraathanesi ve ticari birimler titizlikle inşa edilmiştir" ifadelerini kullandı. Sosyal donatılar ve geniş yeşil alanlar Başkan Saygılı, tesisin içeriğine dair teknik detayları da paylaşarak şu bilgileri verdi: "Millet Kıraathanesi binasında kütüphane, çocuk kütüphanesi, kafeterya ve çocuk oyun alanı gibi sosyal alanlar yer alıyor. Çevre düzenlemesi kapsamında ise kaykay pisti, tenis ve basketbol sahaları, biyolojik gölet, macera parkuru, yürüyüş ve bisiklet yolları hemşehrilerimizin hizmetine sunuldu. Peyzaj uygulamalarında 16 bin 139 metrekare çim alan, 579 yapraklı ağaç, erguvanlar ve binlerce çalı grubu bitki kullanılarak yeşili merkeze alan bir yaşam alanı oluşturuldu." "Engellemelere rağmen kazandırdık" Projenin hayata geçirilme sürecine değinen Saygılı, "Bir zamanlar 14 Eylül Stadı ve atıl durumdaki eski dükkânların bulunduğu bu alan; bugün modern bir Millet Bahçesine dönüştürülmüştür. Tüm engelleme ve mazeret siyasetine rağmen; AK Parti iktidarının kararlı iradesi ve bakanlıklarımızın güçlü desteğiyle bu eser Bergama’ya kazandırılmıştır. AK Parti laf değil, eser üretir; polemik değil, hizmet yapar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde İzmir’i ve Bergama’yı yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Uraloğlu: "Toplam 41 bin 52 metrekare inşaat alanına sahip çok sayıda binayı çağın en son teknolojisine uygun olarak inşa ettik"
16 Ocak 2026 Cuma - 18:13 Bakan Uraloğlu: "Toplam 41 bin 52 metrekare inşaat alanına sahip çok sayıda binayı çağın en son teknolojisine uygun olarak inşa ettik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Esenboğa Havalimanı’nda toplam 41 bin 52 metrekare inşaat alanına sahip çok sayıda binayı çağın en son teknolojisine uygun olarak inşa ettik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yapımı tamamlanan Ankara Esenboğa Havalimanı 3’üncü pisti ve yeni kulesinin açılışı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, yeni pistin ve kulenin Esenboğa Havalimanı’nın uçak trafiğini rahatlatacağını belirterek, çalışmalar sonucunda 75 metre genişliğe ve 3 bin 750 metre uzunluğa sahip üçüncü pist ile 77 metre yüksekliğindeki yeni Hava Trafik Kontrol Kulesi ve 13 bin 500 metrekarelik Teknik Bloğun hizmete alındığını vurguladı. "2025 Yılında yolcu sayısını 247 milyon 163 bine çıkararak; cumhuriyet tarihimizin yeni rekorunu kırdık" Altyapı ve uçuş ağı hamleleriyle bilet satışlarında ve havayolunu kullanan yolcu sayılarında yıl yıl artış yaşandığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "İlk ticari havalimanımız Ankara’da Güvercinlik olarak bilinen alan olsa da terminal olarak birkaç çadır dışında bir şey yoktu ama bugün içinde dünyanın en büyük küresel havacılık merkezlerinden biri olan İstanbul Havalimanı’nın da dahil olduğu 58 aktif havalimanımızla hizmet sunuyoruz. Hamdolsun yaptığımız yatırımlarla 2002 yılında Türk Sivil Havacılığı’na hizmet veren yaklaşık 149 kilometrelik pist uzunluğuna 92.4 kilometre daha ekleyerek bugün 241 bin 400 metreye yükselttik. Havacılık alanındaki bu altyapı gücümüzü, diplomatik başarılarla da perçinliyoruz. 2003 yılında yalnızca 81 olan Hava Ulaştırma Anlaşması sayımızı bugün 175’e çıkardık. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz. Bu altyapı ve uçuş ağı hamlelerimiz bilet satışlarının ve havayolunu kullanan yolcu sayılarının artışına da yıl yıl yansıdı. 2025 yılında transit yolcularla birlikte 247 milyon 163 bine çıkararak; cumhuriyet tarihimizin yeni rekorunu kırdık. Bu sayıyla yolcu bazında Avrupa’da 3. dünyada ise 7. sırada yer aldık" açıklamalarında bulundu. "Toplam 41 bin 52 metrekare inşaat alanına sahip çok sayıda binayı çağın en son teknolojisine uygun olarak inşa ettik" Havalimanında yer alan çok sayıdaki binayı teknolojiye uygun olarak inşa ettiklerini vurgulayan Uraloğlu, "Esenboğa Havalimanı’mızı yenilikçi bir vizyonla geliştirme çalışmalarına başladık ve 2 etaptan oluşan projemizin 1. etap işlerini tamamladık. Bu işler kapsamında Havalimanımızın 75 metre genişliği ve 3 bin 750 metre uzunluğundaki 3’üncü pisti ve 77 metre yüksekliğindeki yeni Hava Trafik Kontrol Kulesi ve 13 bin 500 metrekare Teknik Bloğuyla güçlenen altyapısıyla birlikte; 85 bin metrekare büyüklüğünde 6 adet uçak park kapasiteli yeni bir Kargo Apronu ve bunlara bağlı taksi yolları ve servis yolları dahil olmak üzere yaklaşık 945 bin metrekare kaplama sahası, 3 Adet Bağlantı Taksi yolu ve 5 Adet Hızlı Çıkış Taksiyolu, 5 bin 850 metrekare Uçuş Kontrol Hangarı, 13 bin 500 metrekare Hava Trafik Kontrol Kulesi ve Teknik Blok, 5 bin 750 metrekare Gümrük Müdürlüğü, 4 bin 750 metre Özel Maksatlı Garaj, 2 bin 100 metre Yeni İtfaiye İstasyonu, 4 bin 750 metrekare Isı Merkezi ve Su Deposu, 825 metrekare Özel Aydınlatma Bakım Binası, 800 metrekare Apron Bariyer Binası, 920 metrekare Nizamiye Binası 15 adet Nöbetçi Kule ve 232 metrekare Ana Nizamiye Binası gibi toplam 41 bin 52 metrekare inşaat alanına sahip çok sayıda binayı çağın en son teknolojisine uygun olarak inşa ettik. Böylece Ankara Esenboğa Havalimanı’mızı hem bugünün hem de geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak, başkentimize ve ülkemize yakışır modern, güvenli ve yüksek kapasiteli bir küresel havacılık merkezi hüviyetine daha da güçlenerek kavuşuyor" dedi. "Projemizle 25 yıl işletme süresi karşılığında KDV dahil 560 milyon Euro kira geliri elde edeceğiz" Projenin ikinci etabı kapsamında da en az 40 bin metrekarelik Terminal Binası Genişletmesi, Genel Havacılık Apronu ve Taksi Yolu çalışmaları yapacaklarını söyleyen Uraloğlu, "Ayrıca belirtmek istiyorum ki toplam 298 milyon Euro’luk yatırım gerektiren bu projeyi, devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan gerçekleştirdik. Üstelik herhangi bir yolcu garantisi koymadan hayata geçirdiğimiz bu projemizle 25 yıl işletme süresi karşılığında KDV dahil 560 milyon Euro kira geliri elde edeceğiz" diye konuştu. "KÖİ Modeliyle ülkemiz ekonomisine yaklaşık 10 milyar Euro katkı sağladık" Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle hayata geçen havayolu projeleriyle ülke ekonomisine gelir sağlandığını belirten Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı, Çukurova Uluslararası Havalimanı gibi KÖİ modeliyle hayata geçen projelerimizin başlangıcından günümüze alınan garanti fazlası ücret yaklaşık; 360 milyon Euro’dur. Tüm KÖİ Havalimanlarından alınan Kira/Tesis/Arazi Kullanım Bedeli ise yaklaşık; 9 milyar 600 milyon Euro’dur. Yani, bu model ile ülkemiz ekonomisine yaklaşık 10 milyar Euro katkı sağladık. Görüldüğü üzere, KÖİ havalimanlarından elde edilen kira ve kullanım bedelleri, modelin asıl gelir kalemini oluşturmakta ve finansal bir başarıyı temsil etmektedir. Bu hem kamu kaynaklarının etkin kullanımını hem de özel sektörün yatırımlarını teşvik eden kazan-kazan yaklaşımımızın somut kanıtıdır" dedi.
Mersin Büyükşehir Meclisinde 2,5 milyar TL’lik borçlanma tartışıldı
16 Ocak 2026 Cuma - 17:14 Mersin Büyükşehir Meclisinde 2,5 milyar TL’lik borçlanma tartışıldı Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 2026 yılı Ocak ayı 2. birleşiminde, 39 gündem maddesi görüşülürken, yatırımlar için borçlanma, taşınmaz alımı ve kırsal mahallelerin indirimli su kullanımına ilişkin konular meclis gündemine alındı. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 2026 Yılı Ocak Ayı Olağan Toplantısının 2. Birleşimi, Büyükşehir Belediye Meclis Başkan Vekili Ali Uyan başkanlığında gerçekleştirildi. Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salonda düzenlenen toplantıda, komisyonlara havale edilen 25, birimlerden gelen 5 ve gündem dışı 9 madde olmak üzere toplam 39 madde görüşüldü. "Konu şeffaf belediyecilikse Mersin Büyükşehir birinci sıraya yazılır" Stratejik plan çerçevesinde devam eden yatırımların tamamlanması ve acil ihtiyaç duyulan yeni yatırımlara başlanabilmesi için 2 milyar 500 milyon TL borçlanmaya gidilmesi ile ilgili maddeye muhalefet şerhi konuldu. Muhalefet üyelerinden gelen borçlanmanın nerelere yapılacağı konusunun açık olmadığı yönündeki yorumlara Başkan Vekili Uyan, "Eğer şeffaf bir belediyecilik arayacaksak Türkiye’de birinci sıraya Mersin Büyükşehir Belediyemizi çok rahatlıkla yazarız. Büyükşehir Belediyemizin bütün yatırımları da işlemleri de şeffaf ve aleni bir şekilde ortada. Halkımızın, meclis üyelerimizin ve tüm kamunun da denetimine açık. Ben Vahap Seçer Başkanımıza, hem şeffaf belediyecilik hem de yatırım konusundaki çabaları için teşekkür ediyorum" dedi. Bazı yatırımların borçlanılarak yapılabileceğini sözlerine ekleyen Uyan, "Borçlanılması gerekiyorsa elbette meclisimizin vereceği kararlarla borçlanılacak. Hepimiz biliyoruz ki bu borçlanmalar Mersin’e yapılacak olan yatırımlar ve Mersin halkı için yapılıyor" ifadelerini kullandı. Toplantıda Komisyonlara Havale Edilen maddeler arasında yer alan, mülkiyeti Toroslar Belediyesine ait Toroslar İlçesi, Arpaçsakarlar Mahallesi’nde bulunan 13006 ada 1 parsel numaralı 3 bin 749,80 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ile 13006 ada 2 parsel numaralı 2 bin metrekare yüzölçümlü taşınmazın bedeli karşılığında satın alınması, bu konudaki iş ve işlemler için Büyükşehir Belediye Encümenine ve satın alma protokolünü imzalamak üzere Büyükşehir Belediye Başkanına yetki verilmesi ile ilgili madde oy çokluğuyla kabul edildi. Toplantıda Komisyonlara Havale Edilen maddeler arasında yer alan Mersin Büyükşehir Belediyesi arsa, sosyal konut, konut ve işyerlerinin üretilmesi ile bunların tahsisi, kiralanması ve satılmasına ilişkin yönetmelik ile ilgili madde oy birliğiyle kabul edildi. Kırsal mahallelerin indirimli su kullanabilmesi konusu komisyonlara havale edildi Birimlerden gelen konular arasında yer alan Aydıncık, Mut ve Akdeniz ilçeleri sınırları içerisinde bulunan mahallelerin ‘Kırsal Mahalle’ olarak belirlenmesine dair alınan belediye meclislerinin kararları hakkındaki konular da İmar ve Bayındırlık, Plan ve Bütçe Komisyonuna oy birliğiyle havale edildi. Gündem dışı maddeler arasında yer alan Tarsus, Anamur, Yenişehir, Toroslar, Mezitli, Gülnar, Erdemli, Çamlıyayla ve Bozyazı Belediyesi ‘Kırsal Mahalle’ tespiti maddeleri de yine İmar ve Bayındırlık, Plan ve Bütçe Komisyonu’na havalesi oy birliğiyle kabul edildi. Alınan kararla birlikte, kırsal mahallelerin indirimli içme suyu tüketebilmesinin devamlılığını sağlayacak olan Mersin’in 13 ilçesinin kırsal mahallelerinin tespiti konuları Meclis gündemine alınarak ilgili komisyona havale edilmiş oldu.
SBB Meclisi’nde 45 madde karara bağlandı
16 Ocak 2026 Cuma - 16:47 SBB Meclisi’nde 45 madde karara bağlandı Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) Meclisi, komisyonlardan havale edilen 45 gündem maddesini görüşerek karara bağladı. SBB Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı 2’nci Birleşimi, Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, başta imar düzenlemeleri olmak üzere çeşitli konulara ilişkin maddeler meclis üyelerinin oyuna sunuldu. Görüşmeler sırasında, kardeş belediye protokolü kapsamında Amasya’nın Göynücek, Ziyaret ve Hamamözü Belediyeleri ile iş birliği yapılmasını öngören maddeler tartışma konusu oldu. CHP Grubu adına söz alan meclis üyeleri, Samsunluların vergileriyle elde edilen kaynakların başka ilçelerin sorunları için kullanılmasına karşı olduklarını belirterek, söz konusu protokolleri içeren üç maddeye ret oyu verdiklerini açıkladı "Bölgenin ağabeyi olmak kolay değil" Muhalefetin eleştirilerine cevap veren Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk, Samsun’un bölgesel sorumluluğuna dikkat çekti. Soğuk, "Bölgenin ağabeyi olmak kolay değil. Ağabeylik, gerektiğinde yardımcı olabilmektir. Bu konular komisyonda enine boyuna görüşüldü. Meclisimizin aldığı karar doğrultusunda, imkânlarımız ölçüsünde kardeş belediyecilik anlayışıyla hareket edeceğiz. Bu yaklaşım sadece SBB’ye özgü değildir, Türkiye genelinde ve CHP’li belediyelerde de örnekleri bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. Askeri alan teklifleri oy çokluğu ile kabul edildi Toplantıda ayrıca, İlkadım ilçesinde kentsel dönüşüm kapsamında, askeri amaçla kullanılan toplam 74 dönümlük iki alanın "ticaret, turizm ve konut alanı"na dönüştürülmesini içeren imar değişikliği teklifi de gündeme geldi. Millet İttifakı’na mensup meclis üyeleri, Gökberk Kışlası içerisindeki alanın heyelan bölgesi olduğunu ve 8 katlı yapılaşmanın risk oluşturacağını öne sürerek teklife karşı çıktı. Bunun üzerine konuşan Başkanvekili Soğuk, vatandaşların sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşamasının öncelikleri olduğunu vurgulayarak, "Vatandaşlarımızın sağlıklı konutlarda oturması için mücadele ediyoruz. Askeri alanlarla ilgili bir sorun yaşamayız. Gerekli görülürse taşınmaları için uygun alanlarımız mevcut. Bu bölgelerin dönüşmesi vatandaşlarımız açısından elzemdir" dedi. Komisyonlardan havale edilen tüm maddelerin karara bağlanmasının ardından SBB Meclisi’nin ocak ayı olağan toplantıları sona erdi.