SAĞLIK - 15 Ekim 2025 Çarşamba 09:35

Prof. Dr. Kutlu: "Kahverengi kokarca böceği sadece tarımı değil, sağlığımızı da tehdit ediyor"

A
A
A
Prof. Dr. Kutlu: "Kahverengi kokarca böceği sadece tarımı değil, sağlığımızı da tehdit ediyor"

Son yıllarda Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde hızla yayılan kahverengi kokarca böceğinin, yalnızca tarımsal ürünlere verdiği zararlarla değil, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle de ciddi bir tehdit haline geldiğini söyleyen Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, "Özellikle ev, depo ve iş yerlerine sızan bu böceklerin ölü kalıntıları, havalandırma sistemleriyle ortama karışabiliyor. Bu durum hassas bireylerde solunumsal alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor" ifadelerini kullandı.


Türkiye’de 2017 yılında Gürcistan’dan giriş yapan kahverengi kokarca böceği (Halyomorpha halys) istilası başladığında, hiç kimse bu böceğin tarım alanlarına bu denli zarar verebileceğini ve yerleşim alanlarında bu kadar yoğun çoğalabileceğini tahmin etmemişti. Bugün ise böceğin göç yolu üzerindeki Batı Karadeniz ve Marmara Bölgesi’ne kadar ulaştığı görülüyor.


Son yıllarda Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere ülkemizde hızla yayılan kahverengi kokarca böceğinin yalnızca tarımsal ürünlere verdiği zararlarla değil, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileriyle de ciddi bir tehdit haline geldiğinin altını çizen Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, bu zararlının yalnızca tarımsal değil, toplum sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını belirterek uyarılarda bulundu.



"Tüm dünyanın ortak sorunu haline geldi"


Prof. Dr. Ali Kutlu, "Aslında köken olarak Uzak Doğu ülkelerine özgü olan bu böcek, 1998 yılından itibaren muhtemelen konteyner gemileriyle Kuzey Amerika’ya taşınmış, kısa sürede çok sayıda tarımsal ürüne ciddi zararlar vermeye başlamıştır. Aynı yıllarda Orta Avrupa’da da tespit edilen böcek, yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın ortak sorunu haline gelmiştir. Özellikle geçen yıl Orta Karadeniz Bölgesi’ndeki fındık üreticileri bu durumdan ciddi şekilde etkilenmiştir. Ne yazık ki, yürütülen biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri şimdiye kadar yeterince etkili olamamıştır" şeklinde konuştu.



"Alerjik ve solunumsal sorunlar artıyor"


Prof. Dr. Kutlu, son yıllarda kokarca böceklerinin salgıları ve parçalanmış vücut atıklarının iç ortamlarda birikmesiyle birlikte, alerjik rinit (burun alerjisi), göz kaşıntısı, astım atakları ve deri döküntüleri gibi belirtilerde artış gözlendiğini belirtti. Prof. Dr. Kutlu, "Özellikle ev, depo ve iş yerlerine sızan böceklerin ölü kalıntıları havalandırma sistemleriyle ortama karışabiliyor. Bu durum hassas bireylerde solunumsal alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor" ifadelerini kullandı.



"Temas egzaması ve cilt reaksiyonları görülüyor"


Kahverengi kokarca böceği, göğüs kısmındaki bezlerinden kişniş kokusuna benzer keskin bir koku salgılıyor. Prof. Dr. Kutlu, "Böceğe dokunmak, ezmek ya da hareket ettirmeye çalışmak bile bu kokunun salınımını tetikleyebilir. Bu salgıların cilt veya gözle teması, günlerce süren kaşıntı, kızarıklık ve yaralarla seyreden egzamalara yol açabiliyor" diye konuştu.



"Ciddi vakalarda anafilaksi riski olabilir"


Nadir durumlarda, özellikle kapalı alanlarda yüksek temasın söz konusu olduğu ortamlarda anafilaksi denilen ciddi alerjik reaksiyonların da ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlu, "Bu böcekler yoğun alerjen proteinlere sahip. Solunum ya da temas yoluyla vücuda giren bu maddeler, bazı bireylerde yaşamı tehdit eden reaksiyonları tetikleyebilir" ifadelerine yer verdi.



"Eylül-ekim dönemine dikkat"


Kokarca böceklerinin özellikle havaların soğumasıyla birlikte eylül ve ekim aylarında dış ortamlardan evlere, depo ve kapalı alanlara göç ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlu, "Bu dönemde iç ortamlarda böcek yoğunluğu belirgin şekilde artıyor. Böceklerin kış yerleşimi öncesinde kapsamlı temizlik yapılması, hava giriş noktalarının kapatılması ve böceklerle temas edilmemesi büyük önem taşıyor" dedi.



"Toplum sağlığı için ortak mücadele gerekiyor"


Prof. Dr. Kutlu, kahverengi kokarca böceğinin yalnızca tarım ekonomisini değil, toplum sağlığını da etkileyen bir sorun haline geldiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:


"Bu zararlıyla mücadele sadece tarımsal alanda değil, halk sağlığı perspektifinden de ele alınmalıdır. Alerjik ve solunumsal etkiler konusunda farkındalık artmalı, özellikle riskli bölgelerdeki vatandaşlarımız dikkatli olmalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da gerçekleşecek seçimi öncesi konuşan Başkan Adayı Uzm. Dr. Nedim Uzun, "Dünyanın en büyük tabip odalarından birisi, meslektaşlarımızı kucaklayan bir meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. Az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz" dedi. İstanbul Tabip Odası’nın 19 Nisan’da Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilecek olan seçimi öncesi Değişim Grubu adına Başkan Adayı olan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun açıklamalarda bulundu. ‘İstanbul Tabip Odası dünyanın en büyük tabip odalarından birisi’ diyerek sözlerine başlayan Acil Tıp Uzmanı Dr. Nedim Uzun, "Biz de Değişim Grubu olarak İTO’yu tüm meslektaşlarımızı kucaklayan, hekim kimliği adı altında bir araya getirebileceğimiz bir oda, meslek kuruluşu haline getirmek için yola çıktık. İstanbul Tabip Odası’nın mevcut durumunu tespit etmemiz lazım. Meslektaşlarımızın yıllar içerisinde biriken birçok sorunu var" dedi. "Az konuşacağız çok icraat yapacağız" Hekimlerin görüşlerini alarak yapılan çalışmaları bu şekilde şekillendirmeyi hedeflediklerini aktaran Uzm. Dr. Uzun, iş birliğine önem veren bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini aktardı. Uzm. Dr. Uzun, "Meslektaşlarımızın psikolojik, sosyal açıdan iyi olmalarını sağlayacak bir mücadele vereceğiz. Seçimi kazanırsak asıl iş kazandıktan sonra başlayacak, en genç aday benim. Genç meslektaşlarımızla yorulmadan koşmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın tüm sorunlarını 13 başlıkta ve alt başlıklarda ele aldık ve hazırladık. Yönetime geldiğimizde öncelik sıralamasına göre bu sorunların çözümüyle ilgili mücadelemizi vermeyi planlayacağız. Biz az konuşacağız çok icraat yapacağımız bir yönetim anlayışıyla kazanırsak mücadelemizi devam ettireceğiz. Tabip Odası’nın, meslek kuruluşumuzun meslektaşlarımızın hayatına dokunan, somut, sonuç alan icraatlarla bundan sonra gündeme gelmesi gerekiyor, kazanırsak bunu vaad ediyoruz" şeklinde konuştu.
Gaziantep Misafirlerine yaptığı yuvalama hayatını değiştirdi Gaziantep’te yaşayan Şahide Ulukök, bayramda evine gelen misafirlere yaptığı yuvalamanın çok beğenilmesi üzerine arkadaşlarının ve misafirlerinin tavsiyesi üzerine açtığı işletmede siparişlere yetişemiyor. Gaziantep’te yaşayan 55 yaşındaki Şahide Ulukök’ün 10 yıl önce Ramazan Bayramı’nda evine gelen misafirlere ikram ettiği kentin geleneksel ve tescilli lezzeti olan yuvalama çok beğenildi. Misafirlerinin beğenisi ilham oldu Misafirlerinin, "Neden bir işletme açıp da yuvalama yapmıyorsun" tavsiyesi üzerine yuvalama yemeğinin üretimini yapmak için bir arayış içerisine giren Ulukök, kentte bayram sofralarının vazgeçilmezi olan yuvalama yemeğinin üretimi için araştırmalar yaptı. Kendi sermayesiyle işletme kuran ve bir makine alarak üretime başlayan Ulukök, 2 kişiyle yuvalamanın yanı sıra içli köfte, mantı ve kente ait yöresel yemeklerin de üretimini yapmaya başladı. Kurduğu işletmede patron oldu Gastronomi kenti Gaziantep’te daha çok Ramazan Bayramı’na özel olarak yapılan ve oldukça zahmetli bir yemek olan yuvalama, içli köfte ve mantı üretimi yapan Ulukök, kurduğu işletmede hem patron oldu hem de kendisi gibi meslek sahibi olmak isteyen ev kadınlarına iş kapısı oldu. Kısa sürede sosyal medyada yayılan ve kentin farklı noktalarından da sipariş almaya başlayan Ulukök, siparişlere yetişemeyince hem makine hem de eleman sayısını artırmaya karar verdi. 5 kadına istihdam sağlıyor Süreç içerisinde ürünlerinin beğenilmesi ve taleplerin artmasıyla KOSGEB’e başvuran Şahide Ulukök, aldığı destekle yeni makine ve ekipman alıp istihdam sayısını da 5’e çıkardı. Kentin yöresel lezzetlerini bin bir emek ve zahmetle üreten girişimci Ulukök, günlük 100 kilogram yuvalama üretmeye başladı. Yuvalama üretimini seri hale getiren ve yemekleri büyük bir ilgi gören Ulukök, işletmesinde istihdam sağladığı 5 kadınla azimle yoluna devam ediyor. Bayram sürecinde işçi sayısını 12 kişiye kadar çıkaran Ulukkök, ürünlerini farklı kentlerdeki müşterilerine de gönderiyor. Merakı ve kararlılığı sayesinde kendi işinin patronu olan Ulukök, azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına da örnek oluyor. "Daha fazla kadın istihdam etmek istiyorum" Misafirlerinin tadını beğenerek başladığı yuvalama üretimi sayesinde hem hayalini gerçekleştirdiğini hem de istihdam sağladığını anlatan Ulukök, işini büyütüp daha fazla kadına istihdam sağlamayı ve iş kapısı olmayı hedeflediğini söyledi. 2026 yılında bir küçük üretim tesisi kurduğunu belirten Ulukök, "Hanımlarla beraber çalışıyoruz. Bizim burada istihdam ettiğimiz 5 kadına da iş kapısı olduk. Ramazan Bayramlarında daha yoğun bir şekilde çalışırız. O zaman çalışan kadın sayısı 10-12’yi bulur" dedi. "İşletmemi büyütmeyi hedefliyorum" Yuvalama yemeğinin Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olduğunu belirten Ulukök, "Gaziantep’te yuvalama bayramlarda en çok rağbet edilen bir yemektir. Yuvalama Gaziantep’te Ramazan Bayramı’nda olmazsa olmazımızdır. Şu anda biz yuvalamayı teknolojiyle buluşturduk. Genç kızlarımız olsun, hanımlar olsun hepsi çalışma hayatında yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Bu boşluğu biz iş yeri açarak kapatmaya çalıştık. Hamdolsun çalışıyoruz ve işlerimizden memnunuz. İnşallah ileride de işimizi genişletmeyi ve büyütmeyi düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Tek makineyle üretime başladım" Yoğun bir talep gördüklerini ve siparişlere yetişemediklerini belirten Ulukök, "Yuvalama hazırlamak biraz sosyal bir iştir. Sosyalleşme de artık komşular arasında azaldı. Dolayısıyla bu boşluğu biz bu iş yeriyle kapatmaya çalıştık. Ramazan Bayramı öncesi gece-gündüz çalışıyoruz. Hemen hemen hedefimize ulaştık. Müşteri potansiyelimiz çok güzel. Tek makineyle üretime başladım. Daha sonra aldığımız destekle diğer makinelerimizi aldık. Sağ olsun devletimiz bize bu konuda bayağı yardımcı oldu. Birçok makineyi destekle aldık. Sadece kendi el emeğimiz bizi zorlayacaktı. Devletimiz sağ olsun birçok açığımızı kapattı. Devletimiz, ‘siz çalışın biz size destek oluruz, yardımcı oluruz’ demek istiyor. Gereken desteği de verdiler. Biz de suistimal etmeden bu destekle işimizi büyüttük" ifadelerini kullandı. "Bütün ev hanımlarının başarılı olmalarını istiyorum" Şahide Ulukök’ün istihdam ettiği kadınlardan Fadime Mutlu ise "Burada çalıştığım için çok memnunum. Şahide hanım bize böyle iş imkanı sağladığı için çok kendisine çok teşekkür ederim. İyi ki bu iş yerini kurmuş. Bizim gibi ev hanımlarına iş kapısı oldu, bizde çalışıyoruz. Çok şükür ekmeğimizi kazanıyoruz. Böyle iş yerlerinin açılmasının istiyorum. Bütün ev hanımlarının evde oturacaklarına çalışmalarını ve başarılı olmalarını istiyorum" diye konuştu.