EĞİTİM - 23 Şubat 2026 Pazartesi 14:01

Özel öğrencilerden itfaiyeye anlamlı ziyaret

A
A
A
Özel öğrencilerden itfaiyeye anlamlı ziyaret

Niğde Halk Eğitimi Merkezi tarafından yürütülen "Biz Birlikte Güçlüyüz Projesi" kapsamında özel öğretim kursiyerleri, Niğde Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nü ziyaret etti.


Gerçekleştirilen ziyarette kursiyerler, itfaiye ekiplerinin çalışmalarını yerinde inceleme fırsatı buldu. Araç ve ekipmanları yakından tanıyan öğrenciler, yangın güvenliği ve afet bilinci konusunda bilgi edindi.


Ziyaretin, özel öğrencilerin özgüven gelişimine katkı sağlamayı ve toplumsal farkındalıklarını artırmayı amaçladığı belirtildi. Etkinlik boyunca kursiyerlerin hem yeni bilgiler edindiği hem de sosyal deneyim kazandığı ifade edildi.


Niğde Halk Eğitimi Merkezi tarafından yapılan açıklamada, hayat boyu öğrenme anlayışı doğrultusunda yürütülen çalışmalarla bireylerin sadece akademik değil sosyal gelişimlerinin de desteklendiğini vurgulandı.



Özel öğrencilerden itfaiyeye anlamlı ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Prof. Dr. Selçuk Alemdağ: "Doğu Karadeniz’de yanlış yol planlaması ve yer seçimi heyelan ve kaya düşmesi riskini tetikliyor" Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ , "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun karayolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane ve Giresun karayolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır: heyelanlar ve taşkınlar. Heyelan bu bölgenin kaderi demeyelim; aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık +10 ile -10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu.
İstanbul Yurtta hava durumu Ülke genelinde parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Akdeniz, İç Anadolu (Eskişehir hariç), Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Muğla, Isparta, Sakarya, Bilecik, Batman, Siirt çevreleri, Kocaeli ve Mardin’in doğusu yağmur ve sağanak yağışlı, İç kesimlerde yer yer karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklıkları Karadeniz’de 3 ila 5 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik beklenmiyor. Rüzgarın ise genellikle kuzeyli, Güneydoğu Anadolu’da güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı zamanla çok bulutlu, gece saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu 10 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 12 İzmir: Parçalı ve çok bulutlu 19 Adana: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 17 Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinden sonra doğu ve batı ilçeleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 19 Samsun: Parçalı çok bulutlu, aralıklı yağmurlu 12 Trabzon: Parçalı çok bulutlu, aralıklı yağmurlu 11 Erzurum: Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı 1 Diyarbakır: Parçalı bulutlu 14
Erzincan Erzincan’da son 23 yılda su yatırımlarıyla tarım ve enerjiye katkı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Erzincan’da son 23 yılda hayata geçirilen su yatırımlarının tarım, enerji ve taşkın kontrolüne sağladığı katkıları açıkladı. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Erzincan’da 31 milyar 828 milyon TL değerinde 84 tesis inşa ettiklerini belirterek, "Suyumuzu başarıyla yöneterek toprağımıza bereket, enerjimize güç, üretimimize değer kattık. Erzincanlılar için daha çok çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz" dedi. Genel Müdür Balta, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle suyun dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıkların suya bağlı afetlerin şiddetini artırdığını vurguladı. Bu kapsamda depolama tesisleri ve taşkın kontrol projelerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Son 23 yılda Erzincan’da 7 sulama tesisi ile 248 bin 600 dekar tarımsal arazinin sulamaya açıldığını ifade eden Balta, ayrıca 3 baraj ve 2 gölet ile 54 milyon metreküp su depolama hacmine ulaşıldığını söyledi. Hâlihazırda 3 baraj ve 1 göletin inşaat çalışmalarının devam ettiği ve 15 bin 10 dekar tarım arazisinin daha sulama suyuna kavuşmasının hedeflendiği belirtildi. Taşkın kontrolüne yönelik çalışmalar kapsamında ise 61 taşkın koruma tesisi tamamlanmış, Erzincan şehir merkezi ve 58 yerleşim yeri ile 11 bin 530 dekar arazi taşkınlardan korunmuş durumda. İki adet taşkın koruma tesisinin inşaatı ise devam ediyor. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme çalışmalarıyla Erzincan’da 86 yerleşim birimi ve toplam 1 milyon 3 bin 920 dekar arazinin daha verimli hale getirildiği ifade edildi. Enerji alanında ise son 23 yılda işletmeye alınan 11 hidroelektrik enerji (HES) tesisiyle yıllık 905,67 milyon kWh üretim sağlandığını belirten Balta, kurulu gücü 251,83 MW olan bu tesislerin milli ekonomiye yıllık 2 milyar 490 milyon TL katkı sunduğunu kaydetti. Planlama ve projelendirme aşamasında 4 HES’in de bulunduğu ve 31 Aralık 2025 itibarıyla yaklaşık 42 bin 97 hanenin enerji ihtiyacının Erzincan’daki HES’lerle karşılanacağı aktarıldı. Balta, sözlerini, "Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmalıyız" ifadeleriyle tamamladı.