KÜLTÜR SANAT - 10 Ocak 2026 Cumartesi 23:07

Mavi’nin İsimsiz Kahramanları belgeselinin ilk gösterimi yapıldı

A
A
A
Mavi’nin İsimsiz Kahramanları belgeselinin ilk gösterimi yapıldı

Muğla’nın Bodrum ilçesinde süngerci Mehmet Baş’ın yaşamının anlatıldığı "Mavi’nin İsimsiz Kahramanları" adlı belgeselin ilk gösterimi, ünlü oyuncu Ata Demirer’in de katılımıyla yapıldı.


"Aksona Mehmet" lakaplı 76 yaşındaki Mehmet Baş’ın geçen eylül ayında Kuzey Ege’ye yaptığı seferde çekilen belgesel, Bodrumlu süngerci Aksona’nın yanı sıra engin maviliklere gönül verenlerin hikayesini de anlatıyor. Yönetmenliğini Ünal Altunyaymak’ın üstlendiği belgeselin gösterimi, Nurol Kültür Merkezi’nde Aksona’nın doğum günü olan 10 Ocak’ta gerçekleştirildi. Gösterime Mehmet Baş’ın ailesi ve sevenlerinin yanı sıra Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Pehlivan, Deniz Ticaret Odası Bodrum Şube Başkanı Orhan Dinç, ünlü oyuncu ve Aksona’nın yakın dostu olan Ata Demirer ile sevgilisi Dilara Alemdar katıldı. Belgesel gösterimi sırasında duygusal anlar da yaşandı.


Gösterim sonrası konuşan Mehmet Baş, son yıllarda yaptığı dalışlarda deniz dibindeki yaşamın yok olmaya başladığını gördüğünü ifade ederek, "Bir asra yakın ömür, nereye evrildik? İçim sızım sızım sızlıyor. Yaşadığı toprakları cennet ve cehennem yapan üzerinde yaşayan insanların kalitesidir, vizyonudur. Bana koca deryanın öğretisi bu ama üzülerek söyleyeyim, yaşadığı cennet coğrafyayı cehenneme çeviren bir millet olarak tarihe geçtik. Bundan dolayı çok üzülüyorum" dedi.


Aksona, belgeselde emeği geçenlere ve kendisini yalnız bırakmayanlara teşekkür etti.


Ünlü oyuncu Ata Demirer ise, "Aksona Mehmet" ile nasıl tanıştığından bahsederek, "Ben çocukken babam bana bir maske aldı. Ben daha küçüktüm, 7-8 yaşında falandım. Suyun altına baktım, bakar bakmaz deniz beni seçti. Yani mavi çocuklardan biri olacaktım, o belliydi. Aşık oldum hemen. Şerif Sofular’ın o zaman bir kitabı vardı, Dalış Dünyası diye. Sayfaları çevirdim, orada sünger dalışları, siyah-beyaz bir fotoğraf. Mehmet ağabeyi ilk kez o fotoğrafta gördüm. Çocuktum gördüğümde. Ben tekneyi çizmeye başladım, böyle karpuz dilimi gibi. Tırhandil çizdim defterlere, hep bir teknem olsun istedim. Yıllar geçti, sonra bir gün İstanbul’da Boat Show’da Mehmet ağabeyle tanıştım. Sonra dostluğumuz başladı. Sonra bir tırhandil sahibi oldum. Sonra bakamadım, filmler çok tutunca sonra bir başka tırhandile Mehmet ağabeyin vesilesiyle sahip oldum" dedi.


Denizlerin korunmasında yeni nesile çok güvendiğini söyleyen Demirer, "Denizlerin kötüye gittiği çok aşikar ama ben değişime inanıyorum. Belki bizden sonraki nesiller, şimdi 2000 kuşağında doğan çocuklar. Ben hepsine güveniyorum. Yani farkında olabilirler. Bu kuşak ortadan kalkınca onlar, ‘Oğlum, biz ne yapıyoruz? Biz ekmeğimizle oynuyoruz. Şu an canımızla oynuyoruz. Hayatımızla oynuyoruz’ deyip bazı şeyleri değiştirebilirler. Misal, Yunanistan’da 40 metre üzerinde olan gırgırla balık avlama tekniği bizde 23 metre. Beykoz’da çay içiyorsun, adam önünde gırgırla lüfer kaldırıyor falan. Ve savunması da şu: ‘Biz bunu şimdi çevirmezsek buradan çıkacak, Bulgaristan’da avlayacaklar, Yunanistan’da avlayacaklar’ gibi mantık var. Hani bu avlama şekilleri belki biter, belki Deniz Müsteşarlığı ve Denizcilik Bakanlığı olur bir gün. Bunları boşa gitti zannetme Mehmet ağabey. Mehmet ağabey benim için bir su evliyasıdır, bir Anadolu erenidir. Mavi Anadolu ereni Mehmet ağabeyi çok seviyorum. Bu arada çok acayip kötü şeyler öğretti bana, çiğ balık yapmayı, Yunan usulü ahtapot yapmayı, teknede kızartma yapmayıp ızgara pişirmeyi filan. Sağ ol, var ol" diye konuştu.


Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da, "Mehmet ağabeyin yaşamının ölümsüz bir belgeselde buluşması çok büyük bir mutluluk. Ben Bodrum Belediye Başkanıyken kendisiyle birlikte çalıştık. Mehmet ağabey denizci ama aynı zamanda bir çevreci. Denizlerin korunması için de çok çalışıyor, bize de çok büyük şeyler anlatıyor. Biz de denizlerin korunmasından sorumluyuz" dedi.



Mavi’nin İsimsiz Kahramanları belgeselinin ilk gösterimi yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Kış lastiği tek başına yetmiyor: Sürücülere hayati uyarılar Doğu Anadolu Sürücü Kursları Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Atilla Ayhan, kış lastiği kullanımının tek başına yeterli olmadığını belirterek, araç bakımı, doğru sürüş teknikleri ve kış şartlarına uygun hazırlıkların trafik güvenliği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kış aylarında artan kar yağışı, buzlanma ve olumsuz hava şartları, trafikte güvenli sürüşü daha da zorlaştırırken, sürücülerin alacağı önlemler hayati önem taşıyor. Doğu Anadolu Sürücü Kursları Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Atilla Ayhan, kış mevsiminde yapılan sürüş hatalarına dikkat çekerek, sadece kış lastiği kullanımının yeterli olmadığını, araçların her yönüyle trafiğe hazır hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayhan, araç bakımı, lastik basınç ayarları, sürüş teknikleri ve takip mesafesi gibi konularda sürücülere önemli uyarılarda bulundu. "Yolda kalma ihtimaline karşı yiyecek içecek ve battaniye gibi malzemeleri hazır durumda bulundurmamız gerekiyor" Kış lastiği kullanımının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Atilla Ayhan, "Sürücülerimizin kış aylarında yapmış oldukları en büyük hataların başında trafiğe hazır olmayan araçlarla kara yoluna çıkmaları geliyor. Kış ayları için en önemli konu kış lastiği kullanımı. Kış lastiği kullanımı da belli yerlerde tek başına yeterli olmuyor. Burada bizim sürücülere tavsiyemiz, özellikle araçlarını sıvı bakımı ve diğer şartlarda sürekli trafiğe hazır halde tutmalarıdır. Araçlarımız da mutlaka antifirizli cam sularıyla doldurulmalıdır. Eğer kara yollarında uzun bir yolculuğa çıkılacaksa araçların depolarının tamamen dolu olması lazım. Araçlarda, kış mevsiminde yolda kalma ihtimaline karşı yiyecek içecek ve battaniye gibi malzemeleri hazır durumda bulundurmamız gerekiyor. Yola çıkmadan önce mutlaka araç üzerindeki karları, camlardaki buzları temizlemeliyiz. Eğer kar yağışı sonrası mutlaka yola çıkmamız gerekiyorsa ana caddeleri tercih etmemiz lazım. Ara sokaklarda buzlanma ve kar birikintisi daha fazla olduğu için bizim her zaman tavsiyemiz, sürücülerimizin ana arterleri kullanmaları" şeklinde konuştu. "Lastik hava basınçlarını düşürdüğümüz zaman tekerleklerin diş derinlikleri kayboluyor" Ayhan, "Kış aylarında araç kullanırken yaptığımız en temel hataların başında, kış lastiği kullanımının yanı sıra araçlar için yapılan müdahaleler bizler için önemli. Özellikle kış aylarında araç kullanırken daha sabırlı, sükunetli ve tedbirli araç kullanılmalı. Araç kullanırken ani hızlanma, ani direksiyon hareketleri, ani fren hareketlerinden kaçınılmalı. ’tatlı fren, tatlı gaz; debriyaja hiç korkmadan bas’ şeklinde bir slogan geliştirdik. Yani gaz ve fren tepkilerimizi olabildiğince yumuşatmamız gerekiyor. Sürücülerin bildiği en büyük yanlışlardan bir tanesi de araç lastik basıncının düşürülmesi. Lastik basınç havaları genelde kış aylarında araç sürücüleri tarafından düşürülerek tutunmanın daha iyi olacağı düşünüyor. Fakat lastik hava basınçlarını düşürdüğümüz zaman araç lastiklerinin içerisindeki hava basıncı düştüğü için tekerleklerin diş derinlikleri kayboluyor. Araçların lastik basınç değerlerini mutlaka öğrenmemiz lazım. Bunu öğrendikten sonra özellikle kış aylarında lastik hava basınçlarının yüzde 10’luk toleransla şişirilmesi tavsiye edilir. Lastik hava basınçlarının yüzde 10’dan fazla şişirmemiz sayesinde diş derinlikleri aşılacağı için lastiklerimiz yere daha iyi temas sağlayacak, daha iyi tutunma sağlayacaktır. Takip mesafemiz normal şartlarda ’hız artı metre’ şeklindedir. Kış aylarında bunu 5-10 kat artırmamız gerekir. Bu bize güvenli bir duruş mesafesi sağlayacaktır. Bizi istenmeyen kazalardan koruyacaktır. Sürücülerimize trafikte özellikle virajları dönerken asgari hıza ve direksiyon manevralarını hızlı yapmamaya özen göstermelerini tavsiye ediyoruz. Daha sabırlı, daha sakin ve daha dikkatli araç kullanılmalıdır" dedi.
Gaziantep Eşlerinden imza karşılığında toplanan kadınlar önce kooperatif kurdu, sonra restoran açtı Gaziantep’te köyde ürettikleri ürünleri semt pazarlarında satmak için eşlerinden imza karşılığında alınan izinle şehir merkezine getirilen kadınlar, gücünü birleştirip önce kooperatif kurdu, daha sonra da restoran açtı. Ziraat mühendisi Tuğba Satıl Alkan, 15 yıl önce veteriner hekim olan eşiyle birlikte köyleri gezerken kadınların ürettikleri ürünleri satamadıklarını görünce harekete geçti. Kentteki bir AVM ile anlaşan ve kadınların yaptıkları ürünleri satmasını sağlayan Alkan, her hangi bir sorun yaşamamaları için kadınları eşlerinin imzasıyla şehre getirmeye başladı. Önce bin bir emekle ürettiği doğal ürünleri satmaya başladılar, sonra kooperatif kurdular Köy köy gezen ve birçok kadının eşini ikna eden Alkan, kadınların köyde bin bir emek ve zahmetlerle ürettiği doğal ürünleri AVM’de satılmasına öncü oldu. Her ay düzenli olarak ürünlerini AVM’de satan kadınların hayatı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in kendilerini ziyareti ile değişti. Fatma Şahin’in kadınlara "Size bir pazar yeri verelim" demesi üzerine köyde ürettikleri doğal ürünleri kendilerine tahsis edilen pazar yerinde satmaya başlayan kadınların sayılarının her geçen gün arttığını gören Alkan, kadınlarla birlikte kooperatif kurma kararı aldı. Önce 5, daha sonra 30 kişiyle başladıkları bu yolculuğun daha sonra 120 kadına kadar çıkmasına sevinen Alkan, kadınlarla birlikte Doğal Antep Kadın Girişimi ve Üretim Kooperatifi kurdu. Tarihi Antep evini restorana çevirdiler, büyük ilgi gördüler Kooperatif aracılığıyla köyde ürettikleri doğal ve yöresel lezzetleri hem yemek hem de kahvaltı olarak satışa sunan kadınlar, daha sonra ise Şahinbey ilçesinin tarihi Bey Mahallesi’nde bulunan Antep evini restorana çevirdi. 7 hünerli girişimci kadın tarafından yönetilen restoranda kadınların ürettikleri ürünlerden hazırlanan kahvaltı en çok tercih edilen menüler arasında yer alıyor. İsteğe göre şehre özgü mumbar, yuvalama, dolma, içli köfte ve mercimek köftesi gibi birçok yemeği de hazırlıyor. "Bizim hikayemiz 15 yıl önce başladı" Doğal Antep Kadın Girişimi ve Üretim Kooperatifi Başkanı Tuğba Satıl Alkan, "Kurduğumuz bu kooperatifte girişimci 7 kadın çalışıyoruz. Bizim öyle güzel bir hikayemiz var. Bu hikaye 15 yıl önce başladı. 15 yıl önce ben ziraat mühendisiydim, eşim veteriner hekim. Köydeki hanımların para kazanmadığını, bütün işleri onların yaptığını ama ellerine hiçbir şekilde para geçmediğini gördüğümüzde sahada çalışırken ‘bir şeyler yapmalıyız’ diye düşündük. ‘Bu kadınları şehre getirelim’ diye karar verdik. Bir AVM ile anlaştık ve bu AVM’de ayda bir stant kuruyorduk. Kadınları eşlerinden imza karşılığında şehre getirip satış yaptırıyorduk. Daha sonra da eşlerine teslim ediyorduk. Bu şekilde başlayan hikaye daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin’in bizi ziyaretiyle değişti ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin, ‘çok güzel iş çıkarmışsınız’ dedi ve bize destekte bulunarak bir pazar yeri verdi" dedi. "Daha sonra yöresel kahvaltı ve yemek restoranı açtık" 30 kişiyle başladıkları bu yolculuğun daha sonra 120 kadına kadar çıktığını belirten Alkan, "5 senelik süreç böyle geçtikten sonra 5 sene de pazar yerinde bir sürecimiz geçti. Toplam 10 senenin sonunda yine bir ziyaretinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin, ‘çok güzel işler yapmışsınız’ dedi. Biz de artık kooperatifleşmek istediğimizi söyledik. Çünkü ciddi anlamda iyi adımlar atmıştık. Çok da güzel ses getirmeye başlamıştık ve kooperatif kurmaya karar verdik. 7 kişiyi kemik kadroya seçtik, 7 kişiyle beraber restorasyonu yapılmış bir Antep evini kiraladık. Şu anda yöresel kahvaltı veriyoruz ve istek üzerine yöresel yuvalama, ekşili köfte, içli köfte ve mumbar gibi satışlarımız da var" ifadelerini kullandı. "Binlerce insanın evine, sofrasına dokunmuş oluyoruz" Kadınların elde ettikleri gelirle aile bütçesine katkıda bulunduklarını bildiren Alkan, "Bu 7 kadın başta olmak üzere birçok kadının hayatına dokunmak benim hayatımda çok büyük şeyler değiştirdi. Sadece 7 kadın değil. Bizim bir de mutfakta çalışanlarımız var. 7 kadının arkasında da bir o kadar da 200-250 kadın üyemiz var. Ürünlerimiz üyelerimizin ürünleri ve 300 kişi evde en az 3 kişi çarpanıyla 1000 kişi ediyor. Binlerce insanın evine, sofrasına dokunmuş oluyoruz. Binlerce insanın duasını alıyoruz" şeklinde konuştu. "Herkesin emekli olduğu bir yaşta ben işe başladım" Kadın girişimci Hatice Akdulum ise, "Herkesin emekli olduğu bir yaşta ben işe başladım. Doğal Yaşam Pazarı’yla girdik bu işe ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile Tuğba Satıl Alkan hanımın bize verdiği desteklerle bugünlere geldik. AVM ve pazarda başlayan serüvenimiz bugüne kadar geldi. Allah yolumuzu açık etti. Önce kooperatif kurduk ve kooperatiften de restoranda döndük. Restoran olarak çok güzel bir yol aldık. Şu anda çok güzel bir yolumuz var" diye konuştu.
Yozgat Yozgat’ta gençler sanata ve üretime yönlendiriliyor Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Gençlik Merkezleri’nde gençlere yönelik kültür, sanat ve spor faaliyetleri aralıksız devam ediyor. Gençlerin serbest zamanlarını verimli değerlendirmelerini amaçlayan merkezlerde, özellikle resim atölyeleri yoğun ilgi görüyor. Yozgat Gençlik Merkezi’nde yürütülen resim kurslarında çocuklar ve gençler, temel çizim tekniklerinden başlayarak farklı boya tekniklerine kadar geniş kapsamlı bir eğitim alıyor. Resim öğretmeni Şule Tunçyürekli, yaklaşık 4,5 yıldır gençlik merkezinde görev yaptığını belirterek, yaz ve kış dönemlerinde kursların düzenli olarak devam ettiğini söyledi. "Atölyemiz yaz kış hiç boş kalmıyor" Okullarda yapılan duyurularla yetenekli öğrencileri merkeze davet ettiklerini ifade eden Tunçyürekli, "Şu an dört grubumuz var. İlk etapta kara kalem, çizgi ve nokta çalışmaları yapıyoruz. Daha sonra sulu boya, pastel boya ve akrilik boya çalışmalarına geçiyoruz. Belirli dönemlerde sergiler düzenliyoruz. Amacımız çocukların kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını, boş zamanlarını burada verimli şekilde değerlendirmelerini sağlamak. Yozgat’ta katılım oldukça yüksek. Atölyemiz yaz-kış hiç boş kalmıyor" dedi. Yozgat Gençlik Hizmetleri Müdürü Ali Sapmaz ise il genelinde 6 gençlik merkezinin faaliyetlerini koordine ettiklerini belirterek, gençlere sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu vurguladı. Sapmaz, "Bakanlığımızın gençlere yönelik projelerini Yozgat’taki gençlerimizle buluşturuyoruz. Kültür, sanat ve spor alanında çok sayıda faaliyetimiz var. Resim atölyeleri, dil atölyeleri, ebru sınıfları, deney atölyeleri ve spor salonlarımız aktif şekilde çalışıyor. Merkezlerimiz sabah 08.30’dan gece 00.00’a kadar açık" diye konuştu. "Gençlerimizi Çanakkale’ye götürüyoruz" Gençlik merkezlerinin sadece atölye çalışmalarından ibaret olmadığını dile getiren Sapmaz, kamp ve gezilerin de önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Çanakkale gezilerine özel önem verdiklerini belirten Sapmaz, "110. yılında 110 bin gençle Destan Çanakkale projesi kapsamında gençlerimizi Çanakkale’ye götürüyoruz. Geçen yıl Yozgat’tan 240 gencimiz katılmıştı, bu yıl sayıyı 800’e çıkarmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Üniversite öğrencilerine yönelik projelere de değinen Sapmaz, öğrenci kulüplerinin desteklendiğini belirterek, "Bu kapsamda 39 öğrenci kulübümüz destek almaya hak kazandı. Projelerle gençlerimizin hem kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor hem de onları hayata hazırlıyoruz. Bakanlığımız her zaman gençlerin yanında olmaya devam ediyor" dedi.