ASAYİŞ - 20 Nisan 2026 Pazartesi 13:16

Mardin’de yakılarak öldürülen gencin davasında 2 kardeşe ağırlaştırılmış müebbet istemi

A
A
A
Mardin’de yakılarak öldürülen gencin davasında 2 kardeşe ağırlaştırılmış müebbet istemi

Mardin’in Nusaybin ilçesinde vurulduktan sonra yanmış halde bulunan ve olay yerindeki 3 anahtardan kimliği belirlenen Ramazan Er’in ölümüne ilişkin iddianamede, 2 kardeş hakkında ağırlaştırılmış müebbet, 1 şüpheli hakkında ise 5 yıla kadar hapis cezası istendi.


Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, cinayetin detaylarına da yer verildi. İddianameye göre, maktul ile şüpheli kardeşler arasında 2025 yılı Mayıs ayında kredi kartından çekilen para nedeniyle başlayan ve 370 bin TL’ye ulaşan borç meselesi bulunduğu, parayı ödeyemeyen şüphelilerin maktulü susturmak amacıyla cinayeti planladıkları belirtildi.


Şüphelilerin izlerini kaybettirmek için kiralık araç temin ettikleri, olay günü Ramazan Er’i ’atış talimi’ bahanesiyle araca bindirdikleri ve Nusaybin kara yolu üzerinde park halindeyken cinayeti işledikleri kaydedildi. Araç içerisinde Bilal Mutlu’nun torpido gözündeki tabancayla arka koltukta oturan Ramazan Er’e önce vücuduna, ardından başına birden fazla ateş ettiği ifade edildi.


Cinayetin ardından Nurullah Yüksel’in de yardımıyla cesedin başka bir araçla kırsal alana taşındığı, Yusuf Mutlu’nun bir akaryakıt istasyonundan aldığı benzinle cesedi yaktığı, şüphelilerin aracı yıkayarak delilleri yok etmeye çalıştıkları ve maktule ait cep telefonunu parçalayarak imha ettikleri belirtildi.


İddianamede, Bilal ve Yusuf Mutlu hakkında, ’tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilirken, Nurullah Yüksel hakkında ise ’suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istendi.


Olay, 3 Ekim 2025’te Nusaybin ilçesine bağlı kırsal Düzce Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, dağlık alanda çobanlar tarafından yanmış halde bir erkek cesedi bulunmuştu. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edilmiş, üzerinden kimlik çıkmayan ceset, yapılan ilk incelemenin ardından Nusaybin Devlet Hastanesi morguna kaldırılmıştı. Daha sonra otopsi için Adli Tıp Kurumu’na gönderilen cesedin kimliği, olay yerinde bulunan 3 anahtardan yola çıkılarak Ramazan Er olarak belirlenmişti.


Olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturmada 14 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Bilal ve Yusuf Mutlu kardeşler ile Nurullah Yüksel tutuklanırken, 1 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmiş, diğer şüpheliler serbest bırakılmıştı.



Mardin’de yakılarak öldürülen gencin davasında 2 kardeşe ağırlaştırılmış müebbet istemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’te Okçuluk il Birinciliği müsabakaları tamamlandı 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Okul Sporları Okçuluk İl Birinciliği müsabakaları, Şehitkamil Belediyesi M. Hayri Özkeçeci Stadyumu’nda başarıyla tamamlandı. Farklı yaş grupları ve kategorilerde düzenlenen organizasyona toplam 350 sporcu katılım sağladı. Gün boyunca devam eden müsabakalarda sporcular, teknik beceri ve konsantrasyonlarını en üst düzeyde sergileyerek kıyasıya mücadele etti. Gaziantep’i Türkiye Şampiyonası’nda temsil edecekler Müsabakalar sonucunda kendi kategorilerinde dereceye giren sporcular, Mayıs ayında Samsun’da düzenlenecek Okullar Arası Türkiye Okçuluk Şampiyonası’nda Gaziantep’i temsil etme hakkı kazandı. İl birinciliği organizasyonu, sporcuların ulusal düzeydeki yarışmalara hazırlanması açısından önemli bir aşama olarak değerlendirildi. Gençlerimiz gelecek adına umut veriyor Türkiye Okçuluk Federasyonu Gaziantep İl Temsilcisi İhsan Kaynak, organizasyonun ardından yaptığı değerlendirmede, müsabakaların yüksek katılım ve rekabet düzeyiyle dikkat çektiğini söyledi. Kaynak, "İlimizde okçuluk branşına olan ilginin her geçen gün artması bizleri son derece memnun etmektedir. Sporcularımızın disiplinli çalışmaları ve sergiledikleri performans, gelecek adına önemli bir potansiyeli ortaya koymaktadır. Türkiye Şampiyonası’nda, Gaziantep’i en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyorum. Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan Şehitkamil Belediye Başkanı Sayın Umut Yılmaz’a, tüm antrenörlerimize, sporcularımıza ve velilerimize teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Velilerden spora destek mesajı Veliler ise çocuklarının sporla iç içe yetişmesinin önemine dikkat çekerek, bu tür organizasyonların gençlerin fiziksel ve zihinsel gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Veliler, organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurum ve yetkililere teşekkür ettiler.
Gaziantep GİBTÜ’de "Türkiye’nin 21. Yüzyıl Hedefleri ve Ortadoğu’da Barış" Konuşuldu Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ), önemli bir konferansa daha ev sahipliği yaptı. 2. ve 3. Dönem Kamu Başdenetçisi Avukat Şeref Malkoç "Türkiye’nin 21. Yüzyıl Hedefleri ve Ortadoğu’da Barış" başlığıyla düzenlenen programda, "Siyonizm demek İsrail demektir. İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik yayılmacı saldırganlığın arkasında İsrail’in Arz-ı Mev’ud inancı, yani Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan coğrafyaya sahip olma inancı yatmaktadır" ifadelerini kulandı. Rektörlük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik, akademisyenler, öğrenciler ve davetlilerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Programın açılış konuşmasını GİBTÜ Rektörü Prof. Dr. Şehmus Demir konuşmasında üniversitelerin yalnızca bilimsel üretim merkezleri değil, aynı zamanda toplumsal ve küresel meselelerin ele alındığı önemli platformlar olduğuna dikkat çekti. Rektör Demir, "Günümüz dünyasında barış, adalet ve istikrarın sağlanması; güçlü bir vizyon, sağduyulu liderlik ve uluslararası iş birliği gerektirmektedir. Türkiye, sahip olduğu geçmiş birikim ve stratejik konumuyla bu süreçte önemli bir rol üstlenmektedir. Üniversiteler olarak bizler de bu vizyonun akademik boyutunu güçlendirmekle sorumluyuz" dedi. "Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisine dikkat çekti" Konferansta konuşan Avukat Şeref Malkoç ise Türkiye’nin 21. yüzyıldaki hedeflerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı. Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisine dikkat çeken Malkoç, Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanabilmesi için adalet, insan hakları ve güçlü diplomasi vurgusu yaptı. Kamu denetçiliği tecrübesinden örnekler paylaşan Malkoç, devlet ile vatandaş arasındaki güvenin güçlendirilmesinin, iç barışın en temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Küresel güç dengeleri, bölgesel çatışmalar ve arka plan üzerine değerlendirmelerde bulunan Malkoç, özellikle Ortadoğu’da yaşanan savaşların nedenlerine dikkat çekti. "İslam’ı, Müslümanlığı yok etmek istiyorlar" Malkoç, konuşmasında dünyadaki gelişmelerin iyi analiz edilmesi gerektiğini belirterek, savaşların ağır insani sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Ortadoğu’daki çatışmaların arka planında emperyalizm ve Siyonizm’in bulunduğunu savunan Malkoç, İsrail’in bölgedeki politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Malkoç, " İslam’ı, Müslümanlığı yok etmek istiyorlar. Müslümanları köle yapmak istiyorlar. Dünyadaki petrol, madenler ve doğalgaz zenginliklerinin yüzde 60’tan fazlası İslam coğrafyasında. Dünyanın en genç nüfusu Müslümanlarda. Dünyanın en stratejik konumu Müslümanlarda. Bu dünyada olanları anlamak için emperyalizmi bilmek, Siyonizm’i tanımak gerekiyor. ABD’deki o çirkin Epstein olayından, Filistin-İran savaşına, dünyadaki para olaylarına varıncaya kadar hepsinin arkasında emperyalizm ve Siyonizm vardır. Emperyalizm bugün Avrupa’dadır, ABD’dir. Siyonizm demek İsrail demektir. İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik yayılmacı saldırganlığın arkasında İsrail’in Arz-ı Mev’ud inancı, yani Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan coğrafyaya sahip olma inancı yatmaktadır. Tevrat’ta yaradılış bölümünde "Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim" vaadine inanırlar. Ve yine Tevrat’ta; "Ancak Tanrı’nın sana miras olarak vereceği bu topraklarda, soluk alan hiçbir canlıyı sağ bırakmayacaksın. Onların tamamını yok edeceksin" denir. Siyonistler buna inanmaktadır ve onun için Filistin’e, Gazze’ye, Lübnan’a, İran’a her yere saldırmaktadır" ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştirdi Süreç üzerinden değerlendirmeler yapan Malkoç, medeniyetlerin yükseliş ve çöküş döngüsüne değinerek, İslam medeniyetinin geçmişte dünya barışına ve adaletine önemli katkılar sunduğunu söyledi. Avrupa’nın sömürgecilik faaliyetleriyle güç kazandığını ifade eden Malkoç, Osmanlı’nın bu süreçte direnişin sembolü olduğunu belirtti. Güncel gelişmelere de değinen Malkoç, Ortadoğu’daki çatışmaların küresel güç mücadeleleriyle bağlantılı olduğunu dile getirerek, özellikle ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştirdi. Bölgedeki savaşların yayılma riskine dikkat çeken Malkoç, Türkiye’nin barışın sağlanması adına aktif bir rol üstlendiğini ifade etti. Türkiye’nin son yıllarda siyasi ve askeri alanda önemli bir güç haline geldiğini belirten Malkoç, savunma sanayisindeki gelişmelere ve dış politikadaki etkinliğe dikkat çekti. Türkiye’nin bölgesel barışın anahtar ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Malkoç, Filistin meselesi başta olmak üzere birçok konuda çözüm odaklı politikalar izlendiğini söyledi. Gençlere de seslenen Malkoç, Türkiye’nin geleceğinin bilinçli ve donanımlı nesillerle şekilleneceğini ifade ederek, öğrencilerin kendilerini her alanda geliştirmeleri gerektiğini vurguladı. Program, soru-cevap bölümünün ardından günün anısına hediye takdimiyle sona erdi.
İstanbul Limak 50 yaşında Temelleri 1976 yılında atılan ve bugün üç kıtada 14 ülkede 50 bine yakın çalışanıyla küresel bir oyuncu haline gelen Limak Holding, 50’nci yılını Antalya’da düzenlenen özel bir etkinlikle kutladı. Grubun yarım asırlık birikimi ile gelecek vizyonunun ele alındığı, ‘50’nin Gücüyle Geleceğe’ sloganıyla düzenlenen etkinliğe şirket çalışanlarının yanı sıra iş, bürokrasi, medya ve sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı. İnşaattan enerjiye, turizmden çimento ve teknolojiye kadar birçok sektörde, dünyanın farklı coğrafyalarında büyük ölçekli projelere imza atan Limak Holding, 50’nci kuruluş yıl dönümünü 17-18 Nisan’da Antalya’da düzenlenen özel bir organizasyonla kutladı. Şirket çalışanları ile iş, bürokrasi, medya ve sanat dünyasından çok sayıda davetliye Limak Holding Kurucu Başkanları Nihat Özdemir ve Sezai Bacaksız, Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serhan Bacaksız, Yönetim Kurulu Üyeleri Batuhan Özdemir ve Serdar Bacaksız ev sahipliği yaptı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yarım asırlık deneyim ve birikimin şirketin gelecek 50 yılına ışık tuttuğunu belirtti. Özdemir, "Limak, 50 yıl önce iki yol arkadaşının kurduğu bir hayalle, cesaretle ve büyük bir inançla yola çıktı. Çok güçlü bir mirasla ikinci 50 yılımıza adım atıyoruz. Sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güçlü yönetişim eksenlerinde 2076’ya uzanan ‘Gelecek 50 Yıl’ımıza hep birlikte şekillendiriyoruz." ifadelerini kullandı. "Geleceği birlikte kuracağız" Konuşmasında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendiği günden bu yana çok büyük bir yapıya liderlik etmenin sorumluluğunu aldığını vurgulayan Ebru Özdemir, şirketin başarısının temelinde değişim ve dönüşüme uyumun yattığını belirtti. Özdemir, şöyle devam etti: "Burada 50 yılı konuşurken en güçlü his şu; bu bir eşik. Önümüzdeki dönemi nasıl kuracağımıza hep birlikte karar verdiğimiz bir an. Yarım asır önce atılan ilk adım bugün Türkiye’den Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya on binlerce insanın birlikte ürettiği bir ekosisteme dönüştü. Bu yolculukta bizi ileriye taşıyan şey sadece yaptığımız işler olmadı; birlikte başarma kültürümüz, değişime uyum sağlama cesaretimiz ve güçlü bir aidiyet duygumuz var. Şimdi birikimimizi daha geniş bir etki alanına dönüştürme zamanı. Bu noktada neyi nasıl yaptığımız kadar, neden yaptığımız da her zamanki gibi belirleyici olacak. İkinci kuşak liderler olarak yarım asırlık bu sağlam temelin üzerine uzun zamandır emek verdiğimiz dört yapı taşı olan dijitalleşme, sürdürülebilirlik, sosyal etki ve kurumsallaşmayı ekliyoruz. Biz bunları ayrı başlıklar olarak görmüyor, Limak DNA’sının doğal bir parçası olarak ele alıyoruz. Önümüzdeki 50 yılda geleceği yine birlikte kuracağız." "Hayallerimizden ilerideyiz" Şirketin 50’nci yıl kutlamasında konuklara hitap eden Limak Holding Kurucu Başkanı Nihat Özdemir, "Yola çıkarken kurduğumuz hayallerin ötesindeyiz. Geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz en kıymetli şey, ortaya konan eserlerden önce o eserlerin arkasındaki emek ve birlikte verilen mücadele. Biz şirketi kurarken hiçbir zaman sadece ticari bir başarı hedeflemedik. Amacımız ülkemize kalıcı eserler kazandırmak, bu topraklara değer katmaktı. Bugün dünyanın dört yanında altyapı ve yaşam alanlarından köprülere, havalimanlarından stadyumlara kadar yürüttüğümüz projelerde Türk bayrağını dalgalandırmak, bizim için en büyük gurur kaynağı. Şirketi bugünlere getiren en önemli güç ise birlikte çalıştığımız, birlikte üreten Limak ailesidir. 50 yıl önce atılan temelin, aynı değerler ve birlik duygusuyla daha uzun yıllar boyunca yol göstermeye devam edeceğine inanıyorum" diye konuştu. "Zorlukları dayanışmayla aştık" Şirketin temellerini 1976’da atan diğer isim olan Limak Holding Kurucu Başkanı Sezai Bacaksız da "Şirketimiz, her zaman dayanışmayla büyüyen, zorlukları birlikte aşan bir yapı oldu. Bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımları güçlü kurumsal yapımızla geleceğe taşımak en önemli önceliğimiz. Amacımız, yalnızca bugünü yöneten değil, nesiller boyu varlığını sürdürecek bir yapı oluşturmak. Gelecek 50 yılda da ülkemize değer katan, uluslararası alanda söz sahibi olan ve Türk mühendisliğini küresel ölçekte temsil eden projeler üretmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Limak Filarmoni’den 50’nci yıl performansı Programın açılışında Limak Filarmoni Orkestrası ile sahne alan ünlü tenor Murat Karahan, tüm katılımcıların coşkuyla eşlik ettiği mini bir konser verdi. Farklı disiplinlerden isimlerin ilham verici konuşmalarına da ev sahipliği yapan programda; liderlik, dayanıklılık ve değişime uyum gibi başlıklar ele alındı. Pasifik Okyanusu’nu geçen ilk görme engelli gezgin Mitsuhiro Iwamoto, ‘Fırtınada Liderlik: Karanlıkta Yol Almak’ başlıklı konuşmasında, kendi yolculuğundan örneklerle zorlukların kararlılık ve cesaretle nasıl aşılabileceğini aktardı. Prof. Dr. Acar Baltaş ise ‘Teknoloji Çağında Liderlik’ başlıklı konuşmasıyla, hızla değişen dünyada yöneticilerin yalnızca teknik bilgiyle değil, insan odaklı yaklaşım ve güçlü iletişim becerileriyle fark oluşturabileceğine dikkat çekti. İbrahim Selim’in sunduğu 50’nci Yıl Buluşması programı kapsamında, grubun yarım asırlık serüvenini anlatan belgeselin özel gösterimi yapıldı. Programda, farklı disiplinlerden konuşmacıların yanı sıra şirket çalışanları, kurucuları ve yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı özel paneller düzenlendi. Programın finalinde ise Enbe Orkestrası davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı.
Van Bahçesaray’da su taşkını tehlikesi Van’ın Bahçesaray ilçesinde son günlerde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karların hızla erimesi, ilçe merkezinde su baskını riskini en üst seviyeye çıkardı. Bahçesaray ilçesinde etkili olan sağanak yağışlar ve yüksek kesimlerdeki kar örtüsünün hızla erimesi, su baskını riskini beraberinde getirdi. Bahçesaray ilçesine bağlı Çatbayır Mahallesi’nden geçen Çatbayır deresi, son günlerde etkili olan yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karların erimesiyle birlikte debisini artırdı. Su seviyesindeki hızlı yükseliş bölgede yaşayan vatandaşları tedirgin etti. Dere üzerinde taşkın riskini önlemek için yapılan 4 adet bentten birinde patlama yaşanınca ilçede tedirginlik yaşandı. Kaymakamlık mahalle yolunu ulaşıma kapatırken, ilçeye Afet Acil Durum (AFAD) Van İl Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğü ile ilgili kurum personeli sevk edildi. Çatbayır Mahallesi muhtarı Eyüp Kayan, "Yoğun bir yağmurdan sonra Çatbayır deresi coştu. Dün akşam su tesfiyesi benderinden bir tanesi patladı. Çok şükür ilçe merkezine zarar vermedi. Ama önlemleri erken aldık. Mahalledeki tehlikeli alanları boşalttık. Şu an halen tehlike var. Bentlerinin patlama ihtimali var. O yüzden tedbirli olmak lazım. Vatandaşlarımızı tekrardan uyarıyoruz. Şuan yol kapalı, araçla gidemiyoruz. Buraya kadar yaya geldik. O konuda zaten kaymakam bey gerekli talimatı vermiş. Biz de vatandaşları uyardık. O konuda güvenliğimizi alıyoruz. Allah beterinden korusun. Mahallemde şu an sıkıntı yok, sadece yollar kapalı. Bir hastamız vardı. Sağ olsun mahalle sakinleri ile beraber hastayı belli bir yere sırtımızla taşıdık. Ondan sonra ambulansa aktardık. Mahalle yollarımız kapalı, öğrencileri getirmedik. Şu an tek yapabileceğimiz vatandaşlarımıza bu konuda duyarlı olmalarını istiyoruz. Çünkü yollar kapalı, aynı zamanda tehlike devam ediyor" dedi. Bölgeye giderek incelemelerde bulunan AK Parti Bahçesaray İlçe Başkanı Cumali Sabırlı, "Şuan İslam Mahallesi ile Çatbayır Mahallemizin ortak geçiş noktası olan bölgedeyiz. Çatbayır’dan başlayıp Bahçesaray ilçe merkezinden geçip büyükdere ile birleşiyor. 2015 yılında çarşı merkezine büyük bir sel geldi. Çarşı merkezinde birçok esnafımızın zarar görmesine sebep oldu. Ama o zaman devlet büyüklerimiz bu dere yatağında set bentleri yaptılar. Yukarı Çatbayır Mahallesi girişinden çıkışına kadar tedbirler almışlardı. Çünkü aşırı yağışlardan dolayı, kar yağışlarından dolayı burası tamamen dolmuştu. Dün gece bentlerden biri patladı. Allah’a şükürler olsun herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Şu anki tedbir amaçlı dün geceden beri AFAD ekibi, Devlet Su İşleri ekiplerimiz burada mevcut. Şu an bu yol kapalı. Gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra trafiğe açılacaktır" dedi.
Bartın TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Varank: ’’Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Bartın’da katıldığı İhtisas Akademesi dersinde, bağımsız ve güçlü Türkiye’nin öneminde dikkat çekerek, ’’Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ dedi. Körfez’deki savaşa da dikkat çeken Eski Bakan Varank, Körfez ülkeleri 40 bin, 50 bin dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 1 milyon, 2 milyon dolarlık füzeler kullanmak zorunda kalıyor. Peki stoklar tükenince ne yapıyorlar, ’Bize füze verin’ diye, Amerika Birleşik Devletleri’nin kapısını çalıyorlar’’ ifadelerini kullandı. Eski Sanayi ve teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Bartın Üniversitesi’nde Türkiye Gençlik Vakfı tarafından düzenlenen İhtisas Akademisi’nin gerçekleştirdiği ikinci derse konuşmacı olarak katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, ihtisas kelimesinin anlamına vurgu yaptı. Rektör Akkaya, katılanları ve akademinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise konuşmasında bağımsız ve güçlü Türkiye’nin önemini anlattı. Bağımsız ve güçlü bir Türkiye için en önemli görevin gençlere düştüğünü anlatan Varank, ’’Türkiye zorlu bir coğrafyada kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan kendi mücadelesini, kendi bağımsızlık mücadelesini vermeye çalışan tarihi anlamda çok önemli sorumlulukları olan bir ülke. Ve etrafımızdaki ateş çemberini düşündüğümüzde Türkiye’nin eğer o tarihi sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyorsak Türkiye’nin ötesinde bir Türkiye var diye düşünüyorsak bizim tabii ki siyasiler hasbelkader bu ülkeye hizmet etme şerefine layık olmuş büyüklerimiz olarak yapmamız gerekenler var ama asıl önemli sorumluluk emin olun siz değerli gençlerimizin omuzlarında, sizin Türkiye’nin geleceğiyle ilgili atacağımız adımlarda’’ diye konuştu Savaşlar, tüm dünyayı etkiliyor Eski Bakan Varank, ’’İsrail ve ABD’nin İran saldırısının Türkiye de içerisinde olmak üzere tüm dünyayı etkilediğini belirterek, ’’Dünya öyle bir hale geldi ki, artık coğrafyalar kendi aralarında yani iki ülke mücadele ettiğinde, bir savaş gerçekleştirdiğinde bu savaşın, sadece o iki coğrafyayı etkilemesi gibi bir husus söz konusu değil. Şu anda İsrail’le Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a haksız ve adaletsiz bir şekilde saldırmasının sonuçlarını sadece İran yaşamıyor. Sadece Körfez bölgesi yaşamıyor. Artık biz de bu savaştan etkileniyoruz’’ ifadelerini kullandı ’’Bu savaştan sonra enerji adımları farklı şekilde atılacak’’ ABD ve İran saldırısının ardından dünyadaki enerji politikalarının de değişeceğini savunan Komisyon Başkanı Varank, ’’Enerji krizi tüm dünyanın kapısını çalmış vaziyette. Dünyanın geleceğine etki edecek enerjiyle ilgili adımlar artık bu savaştan sonra farklı bir şekilde atılmaya başlayacak. Türkiye olarak, biz bütün bu krizlerin içerisinde kendi başımıza hareket etmek, kendi bağımsız politikalarımızı uygulamak, bizim çıkarımız neyi gerektiriyorsa, bizim vatandaşlarımızın rahatı, konforu, ihtiyacı, neyi gerektiriyorsa bunu yapabilmek istiyorsak, bağımsız ve güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Ve son yirmi beş yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bizim yapmaya çalıştığımız, bizim vermeye çalıştığımız mücadele de bu. Biz Türkiye, ’kendi ayakları üzerinde durabilsin’ istiyoruz. ’Kendi göbeğini kendisi kessin’ istiyoruz. Eğer dünyada söz söylenecekse Türkiye bu sözü söylesin ve sözü dinlensin istiyoruz’’ ifadelerine yer verdi. ’’Artık sözü dinlenen bir Türkiye var’’ Türkiye’nin 25 yılda, uluslararasın arenda sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini kaydeden Mustafa Varank, şöyle devam etti: ’’İşte Sayın Cumhurbaşkanımız aslında yirmi beş yıldır bu mücadeleyi veriyor ve hamdolsun bugün geldiğimiz noktayı sizlerde takip ediyorsunuzdur. Dünya siyasetinde, uluslararası ilişkilerde artık sözü dinlenen bir Türkiye var. Dünyanın neresinde bir kriz varsa, dünyanın neresinde bir sıkıntı varsa artık Türkiye kapısı çalınan bir ülke. Uluslararası arenada, gerek ara buluculukta gerek farklı alanlarda sözü dinlenen bir ülke. Aslında biz bu noktaya, o tam bağımsızlık mücadelesini vererek geldik. Kendi bağımsız politikalarımızı uygulayarak geldik. Kendi teknolojimizi inşa ederek geldik. Kendi sanayimizi inşa ederek geldik. Uluslararası arenada kendi ittifaklarımızı inşa ederek geldik. Ve emin olun bunu yapmak çok kolay değildi.’’ ’’Belli kliklerin yaşadığı üniversiteleri gördük’’ Üniversite okuduğu yıllarını da hatırlatan Varank, ’’Şöyle bir toplantıyı, benim üniversite okuduğum dönemde, bir üniversitede gerçekleştirme imkanınız yoktu. Sadece belli zihniyetlere kapılar açılarak, müsaade edildiği zamanları yaşadık biz. Herkese kapıların açıldığı değil, her zihniyetin, her anlayışın sesini duyabildiği bir üniversite ortamı değil. Sadece belli kliklerin yaşadığı üniversiteleri biz gördük. Ama hamdolsun bugün geldiğimiz noktada işte tüm gençlerimiz kendini ifade etmek isterse bu üniversitelerde kendilerini rahatlıkla ifade edebiliyorlar’’ dedi. ’’Türk Devletleri Teşkilatı dünyada sese getirmeye başladı’’ Gençlik döneminden de örnekler veren Eski Bakan Varank, ’’Gençlik dönemlerimizde, milliyetçi, vatanına, milletine bağlı insanların aklında bir husus vardı. ’Acaba biz Türk Devletlerini bir araya getirebilir miyiz. Türk devletleri bir araya gelerek bir güç oluşturabilir mi’ diye. Bugün bakıyorsunuz, Türk Devletleri Teşkilatı artık dünyada ses getirmeye başladı. Kendisi, bir ittifak olarak söylemini ortaya koyabiliyor, politikalarını ortaya koyabiliyor. Türk devletleri teşkilatı aslında dünyanın gündeminde olmayan, bizim de gayretimizle, mücadelemizle artık dünyada kurulmuş bir ittifak’’ şeklinde konuştu. ’’Savunma sanayide bağımlılık yüzde 80’lerden 20’lere düştü’’ Türkiye’nin savunma sanayisinde dışa bağımlılığının yüzde 80’lerden 20’lere düştüğü vurgulayan Varank, ’’Biz iktidara geldiğimizde, Türkiye savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80, dışa bağımlı bir ülkeydi. Bugün bu bağımlılık oranları çoğu kritik olmayan parçalarda yani dünyanın neresinde olursa olsun gidip, alıp bulabileceğiniz ürünler olmak üzere yüzde 20’lere düşmüş vaziyette. Kritik bütün parçalarda, komponentlerde artık kendi kendine yetebilen, kendi savunma sanayisi ürünlerini üretebilen, dışa bağımlı olmayan bir ülke var. Bugün Türkiye bu krizlerde, özellikle savaş ortamında kendisi ayakta kalabiliyorsa, kendisini korumakta başarılı olabiliyorsa, savunma sanayinde elde ettiğimiz o başarılar bu noktaya gelebiliyoruz’’ dedi ’’30 bin dolarlık İHA’lar için 1 milyon dolarlık füzeleri kullanmak zorunda kalıyorlar’’ Varank, Körfez bölgesinde dışa bağımlı olan ülkelerin durumlarının bu gün net bir şekilde görülebildiğini kaydederek, ’Dışa bağımlı olsanız ne oluyor? Bugün Körfez’de izliyorsunuz değil mi? İran, 30 bin, 40 bin dolarlık insansız hava araçlarını körfez bölgesinde kullanıyor. Oradaki ülkeler o 40 bin, 50 bin dolarlık insansız hava araçlarını düşürmek için 1 milyon, 2 milyon dolarlık füzeler kullanmak zorunda kalıyor. Peki bu füzeleri kendileri mi üretiyor? Hayır kendileri üretmiyor. Onu da Amerika’dan almak mecburiyetindeler. Peki stoklar tükenince ne olacak? İşte haberlerde okuyorsunuz. ’Bizim stoklarımız tükendi. Bize füze verin’ diye, Amerika Birleşik Devletleri’nin kapısını çalıyorlar. Tam bağımsız olmanız için savunma sanayi bir unsur. Altyapınızda gerekli tedbirleri almış olmanız lazım. Eğer altyapınızda yapmazsanız, ne teknolojide başarılı olabilirsiniz, ne üretimde başarılı olabilirsiniz, ne sanayide başarılı olabilirsiniz’’ ifadelerini kullandı Doğalgazda Filyos gerçeği Komisyon Başkanı Varank, bir asrı aşkın zamandır konuşulan Flyos Limanı projesi hayata geçirilerek, Karadeniz’deki gazın çıkarılabildiğini kaydetti. Filyos Limanı’nın Sakarya Gaz sahası için önemini anlatan Varank, şöyle konuştu: ’’Bakınız Filyos Limanı aslında yüz yıldır konuşulan bir limandı. Bu Filyos Limanı, Osmanlı Cihan Devleti’nden beri acaba hayata geçirilse ne olur? Bu bölgeye ne katkısı olur? diye tartışmaların yapıldığı bir limandı. Filyos Limanı bizim iktidarımız tarafından hayata geçirildi. Ve o Filyos Limanı sayesinde. Sakarya Gaz Sahasını hepiniz biliyorsunuz değil mi? Şu anda Türkiye’nin doğal gaz çıkardığı saha, işte o sahadaki bütün çalışmalar, o Filyos Limanı sayesinde hayata geçirildi. Biz o Filyos Limanını inşa etmeseydik, Sakarya gaz sahasından gazı, bugün itibariyle bile çıkaramazdık Neden biliyor musunuz? Çünkü orada çalışan gemilerin yanaşabileceği en yakın liman Trabzon’da. O gemiler Trabzon’dan bütün lojistiğini sağlamak zorunda kalacaktı. Biz Sakarya gaz sahasındaki çalışmaları yapamayacaktık. Bağımsızlığın temeli bütün bu alanlarda kendi kendine yetebilmekten, buralara yatırım yapabilmekten buralarda başarılı olabilmekten geçiyor. Oralarda başarılı olursanız, kendi siyasetinizi uygulayabiliyorsunuz.’’ ’’Türkiye Yüzyılı demogoji değil’’ Varank, bazı ülkelerin teknolojiyi dünyayı ve insanlığı mahvetmek için kullanıldığını ifade ederek, ’’Türkiye yüzyılı ile sadece kendine yeten değil, bütün dünyadaki mazlum milletlerin, devletlerin adeta ağzının içine baktığı bizlerden beklediği hususları da yerine getirebiliriz. Çok farklı bir dünyayı, daha adil bir dünyayı inşa edebiliriz. Bunlar tabii demagojik söylemler olarak bazı kardeşlerimize gelebilir. Ama değerli kardeşlerim bu asla bir demagoji değil. Dünyanın geldiği noktanın hepimiz farkındayız. Birileri teknolojiyi geliştiriyorlar. Ama o teknolojiyi insanlığı mahvetmek için zulmetmek için kullanıyorlar. Ama biz de işte kendinize yatırım yaparak, kendimizi geliştirerek o teknolojiyi, o sanayiyi, o savunma sanayisini daha adil bir dünyayı inşa etmek için kullanabiliriz. Bunu yapmamızın önünde hiçbir engel yok’’ diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından Varank, programa katılanların sorularına da cevap verdi.