Yerel Haberler
Manisa
28 Mayıs 2026 Perşembe - 15:44 Salihli Kaymakamı Güldoğan’dan şehit ailesine bayram ziyareti Manisa’nın Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla şehit ailesi, gazi ve ilçe protokolü ile birlikte çeşitli kurumlara ziyaretlerde bulundu. Bayram programı kapsamında ilk olarak Şehit Piyade Asteğmen Hakan Bozkurt’un ailesini ziyaret eden Kaymakam Güldoğan, şehit ailesiyle bir araya gelmenin önemine dikkat çekerek, "Aziz şehitlerimizin emaneti olan ailelerimizin her zaman yanındayız" ifadelerini kullandı. Şehidi rahmet ve minnetle anan Güldoğan, aileye sağlıklı ve huzurlu bir bayram temennisinde bulundu. Program kapsamında Gazi Erdoğan Orak ve ailesini de ziyaret eden Kaymakam Güldoğan, gazilerin milletin gönlünde müstesna bir yere sahip olduğunu belirterek devletin her zaman gazilerin yanında olduğunu vurguladı. Gazi Orak ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti. Kaymakam Güldoğan, ayrıca Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği önünde gerçekleştirilen trafik uygulamasına katılarak sürücülerle bir araya geldi. Vatandaşlara trafik kurallarına uyulması, hız limitlerine dikkat edilmesi ve emniyet kemeri kullanımının ihmal edilmemesi yönünde uyarılarda bulunan Güldoğan bayram yolculuklarının güvenli geçmesi temennisinde bulundu. Trafik tedbirlerini yerinde inceleyen Kaymakam Güldoğan, görevli personelin de bayramını tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi. İlçe protokolü ile birlikte Salihli İtfaiye Müdürlüğü, İlçe Jandarma Komutanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü Huzurevi ve Salihli Devlet Hastanesi’ni de ziyaret eden Güldoğan, personelin ve hastaların bayramını kutladı.
Kalple ilgili en büyük tehdit önlenebilir riskler
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:31 Kalple ilgili en büyük tehdit önlenebilir riskler Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında bilgilendirme yapan uzmanlar, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayati önem taşıdığını vurguladı. Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, bilgilendirme çalışmalarının hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden sürdürüldüğü belirtildi. "Risklerin büyük bölümü önlenebilir" Alaşehir Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ezgi Us, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Us, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesiyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini söyledi. Sağlıklı yaşam vurgusu Kalp sağlığını korumak için dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve ideal kilonun korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Us, tansiyon ve kolesterol değerlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini kaydetti. Düzenli sağlık kontrollerinin erken teşhis açısından kritik rol oynadığını ifade eden Us, bu sayede risk faktörlerinin erken dönemde belirlenerek gerekli önlemlerin alınabileceğini dile getirdi. "Kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır" Açıklamasında topluma çağrıda bulunan Us, "Unutmayalım; kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır. Bu vesileyle tüm vatandaşlarımıza sağlıklı ve kalp dostu bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Manisa’da su altında kalan tarım arazilerini inceledi, destek çağrısı yaptı
11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:27 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Manisa’da su altında kalan tarım arazilerini inceledi, destek çağrısı yaptı Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manisa’da sel nedeniyle su altında kalan tarım arazilerinde inceleme yaptı. Bayraktar, doğal afetlerin 58 ilde 13 binden fazla çiftçiyi etkilediğini belirterek, "Devletin şefkat elini üreticilerimiz bekliyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, aşırı yağışlar sonrası Gediz Nehri’nin taşmasıyla su altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulunmak üzere Manisa’ya geldi. İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Musabey Mahallesi’nde taşkından etkilenen alanları inceleyen Bayraktar, ardından Manisa’nın Şehzadeler ilçesine bağlı Veziroğlu Mahallesi’ne geçerek yoğun yağışların ardından göle dönen tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar’a Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ ile ilçe ziraat odası başkanları da eşlik etti. "Doğal afetler 58 ilde etkili oldu" Veziroğlu Mahallesinde su altında kalan hububat tarlasının önünde oda başkanları ve üreticilerin katılımıyla bir açıklamada bulunan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Birkaç yıldan beri yaşadığımız doğal afetler tarım sektörünü, tarımla ilgili üretimi ve çiftçilerimizi fevkalade olumsuz etkiliyor. Biliyorsunuz geçen sene de büyük bir don felaketi ile karşı karşıya kaldık. 65 ilimiz bundan etkilendi. Çiftçilerimiz etkilendi. Tarımsal üretim alanlarımız bundan etkilendi. Tarihin en büyük don felaketi ile karşı karşıya kaldık. Arkasından gelen kuraklık yine tarımsal üretimi fevkalade olumsuz etkiledi. Tabii 2026 yılına olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılının başlamasıyla birlikte gelen aşırı yağışlar ki bu yağışları aslında biz bekliyorduk. Yani barajlarımızın dolması, barajlarımız biliyorsunuz boşalmıştı. Yine yeraltı sularımızın beslenmesi açısından bu yağışlar fevkalade önemliydi. Zaten bir tesellimiz o. Barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi. Ama aşırı yağış beklemiyorduk. Tabii bu aşırı yağışlar sel baskınlarına, su baskınlarına bütün tarım alanlarının maruz kalmasına sebebiyet verdi ve Türkiye’nin çok değişik yerlerinde su baskınlarına maruz kaldık. 1 Ocak 2026 ve 6 Nisan 2026 tarihleri arasında çok değişik doğal afetler yaşadık. 58 ilde 226 ilçede 2 bin 297 köy ve mahallede 13 bin 307 çiftçimizi etkiledi. 23 il sel felaketi ile karşı karşıya kaldı. 28 il fırtına gördü. 5 il hortum, 9 il don ve 7 il de yangın felaketi ile karşı karşıya kaldı. Tabii bunlar tarımsal alanlara önemli ölçüde zarar verdi" dedi. "Manisa’da 18 bin dekarlık alan zarar gördü" Manisa’nın yaşadığı sel baskınları hakkında da bilgi veren Bayraktar, "27-29 Mart tarihleri arasında yaşanan aşırı yağışlardan dolayı Şehzadeler, Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Kırkağaç, Salihli, Saruhanlı, Soma, Turgutlu ve Yunus Emre ilçelerinde sel ve taşkınlar yaşandı. Genellikle Gediz Nehri ve çay kenarlarında taşkınlar ve seller yaşanmış görünüyor. Bu alanlar şubat ayında da sel ve su baskını yaşayan alanlardı. 10 ilçemizde özellikle hububat ve yem bitkileri alanları, kışlık sebze alanları ve dikili alanlarda olmak üzere yaklaşık 18 bin dekarlık bir alanda aşırı yağış kaynaklı sel, su baskını ve göllenme olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Alaşehir ilçemizde 150 dekar bir alanda heyelan yaşanmış, dikili alanlarda zarar olduğu görülmektedir. Sular çekildikten sonra tabii nihai hasar tespit çalışmaları Aralarında yapılacaktır. Bulunduğumuz Şehzadeler ilçemizde 7 bin 500 dekar tarım alanı selden etkilenmiş görünüyor. Bağ ve meyve alanlarında zarar çok fazla beklenmiyor. Hububat ve yem bitkileri ekimi yapılamayacak. Öyle görünüyor. Şimdi üreticilerimiz biraz evvel Menemen’de de görüştüm. Tabii ’bundan sonra ne yapacağız’ kaygısına girmişler. Yani neyi dikeceğiz, neyi ekleyeceğiz? Buna bir karar vermek durumundalar. Sular çekilmediği için buna karar veremiyorlar. Ama bu bölgelerde yaptığımız tespitlerde büyük bir ihtimalle sebze ve silajlık mısıra bir dönüş olacak gibi görünüyor bu bölgelerde" şeklinde konuştu. "Savaş maliyetleri artırıyor" Bir taraftan bölgede yaşanan savaşın tarımsal üretimi ve çiftçileri de olumsuz etkilediğini anlatan Bayraktar, "Petrol fiyatlarının artışı buna karşılık gübre fiyatlarının artışı ki aşağı yukarı gübre maliyetlerimizin yüzde 70’i 80’i doğal gazdan karşılanıyor. Gübre fiyatları da arttı. Bugünlerde özellikle arttı. Görüyorsunuz Hürmüz Boğazı’nın kapanması gübre fiyatlarının da artışına sebebiyet verdi. Şimdi burada sadece bununla kalmadı. Doğal afetler de biliyorsunuz devam ediyor ve bizi fevkalade derinden etkiliyor. Bazı yerlerde de çiftçimizi de bir moralsizliğe sevk etmiş görünüyor. Hakikaten çiftçilerimiz de bu doğal afetlerden perişan olmuşlar. Devletin şefkat elini bekliyorlar. Yani onlara moral vermemiz lazım. Bir taraftan geçen biliyorsunuz açıklama yaptım. Özellikle hem mazot fiyatlarında, hem gübre fiyatlarındaki bu artışlar maliyetlerimiz bizi artırdığı için onunla alakalı bir destek talebimiz var hükümetten. Bununla ilgili açıklamayı da yaptım. Biraz evvel Menemen’de de yine bu talebimi yeniledim. Ayrıca doğal afetlerden zarar gören üreticilerimize aynı şeyde olduğu gibi yani don zararında olduğu gibi TARSİM kapsamında olan üreticilerimizin zararlarının önemli bir kısmı tazmin edilecek. Ama doğal afetten zarar gören üreticilerimizin önemli bir kısmının TARSİM kapsamında olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla don afetinde olduğu gibi TARSİM kapsamında olmayan bu üreticilerimize de devletin şefkat elini bekliyoruz, yardımını bekliyoruz. Üreticilerimize moral vermek zorundayız. Üreticilerimizin sahada olması, tarlada olması için buna ihtiyacımız var. Üretimi sürdürülebilir noktada tutmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse gıda krizi baş gösterecek" "Savaştan dolayı petrol krizinden bahsediyorum ama kaçırmamamız gereken bir şey var. Bu kriz devam ettiği müddetçe dünyada daha önemlisini söyleyeyim, gıda krizi baş gösterecek" diyen Bayraktar açıklamasını şöyle tamamladı: "Herkes bunu atlıyor. Gıda krizini yaşayan tabii dünyadaki birçok ülke gıda güvencesini sağlayamadığı için problem yaşayacak ama Türkiye olarak önlemimizi şimdiden alırsak biz bu gıda krizinden en az hasarla çıkmış oluruz. Ülkemizin gıda güvenliğini de sağlamış oluruz. İşte bu uyarılarımız bununla ilgili. Türkiye’nin bir gıda krizi yaşamasını istemiyoruz. Bununla ilgili tedbirlerin şimdiden alınmasını lazım. Onun için biz daha evvel de biliyorsunuz Türkiye’yi gezdim aşağı yukarı 70-75 vilayeti bitirdim. Ankara’da iki defa Sayın Cumhurbaşkanımızla, Maliye Bakanımızla ve diğer bakanlarımızla Tarım Orman Bakanı ve Çalışma Bakanımızla görüştük ve don felaketinden zarar gören üreticilerimize 50 milyar lira civarında bir yardım yapıldı. Şimdi bu afetlerle de kuraklıkla alaka ayrıca bir yardım bekliyoruz. Onunla ilgili bir çalışma var. Şimdi bu afetlerle alakalı da Ankara’da yardım talebinde bulunacağız. İnşallah çiftçilerimize gerekli yardımlar yapılır. Çiftçimizin sürdürülebilir üretim noktasında kalması sağlanır. Hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah bu afetleri bir daha göstermesin inşallah." Bayraktar ve beraberindeki ziraat odaları başkanları daha sonra Veziroğlu Mahallesi Kahvehanesinde üreticilerle buluşarak fikir alışverişinde bulundu.
Uzmanından Parkinson’a karşı bilinç çağrısı
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:36 Uzmanından Parkinson’a karşı bilinç çağrısı Alaşehir Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vedat Akdemir, Parkinson hastalığının; titreme, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge sorunlarıyla seyreden kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirtti. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden Parkinson hastalığına ilişkin açıklama yayımlandı. Alaşehir Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vedat Akdemir, Parkinson hastalığının; titreme, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge sorunlarıyla seyreden kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu söyledi. Hastalığın görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Akdemir, özellikle 60 yaş üzerindeki bireylerde daha sık rastlandığını, erken belirtilerin fark edilmesinin ise hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini kaydetti. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Akdemir, günümüzde uygulanan ilaç tedavileri ve cerrahi yöntemler sayesinde hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti. Tedavi sürecinde düzenli doktor takibi, egzersiz ve hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Akdemir, "Erken tanı, doğru tedavi ve bilinçli yaklaşım Parkinson hastalarının yaşamını kolaylaştırır. Bu vesileyle Parkinson hastalarımıza ve ailelerine sağlıklı, bilinçli ve destek dolu bir yaşam diliyorum" dedi. Dünya Parkinson Günü kapsamında yapılan bu tür bilgilendirme çalışmalarının, toplumda farkındalığın artırılması açısından önemli olduğu vurgulandı.
Üzümün başkentinde bağlar tüllerle kaplanıyor
11 Nisan 2026 Cumartesi - 13:34 Üzümün başkentinde bağlar tüllerle kaplanıyor Manisa’nın üzüm üretimiyle ünlü Sarıgöl ilçesinde yeni sezon hazırlıkları başladı. Yapraklanmaya başlayan bağlar, dolu, yağmur ve soğuk havaya karşı koruma altına alınırken, üreticiler ürün kaybını önlemek için bağların üzerini dolu tülleriyle kapatıyor. Türkiye’nin önemli üzüm üretim merkezlerinden Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde bağlarda yeni sezon için koruma çalışmaları başladı. Yapraklanmaya başlayan bağlar, olabilecek dolu, yağmur ve soğuk hava riskine karşı üreticiler tarafından özel örtülerle kapatılıyor. Sarıgöl’de üzüm üreticileri her yıl olduğu gibi bu yıl da bağlarının üzerini dolu tülleriyle kapatarak, doğa olaylarına karşı önlem alıyor. Bu yöntemle bağların zarar görmesinin önüne geçilirken, ürün kalitesinin ve verimin de korunması hedefleniyor. Sarıgöl’e bağlı Emcelli Mahallesi’nde üzüm üretimi yapan Emin Çepel, bağlarını örtüyle koruduklarını belirterek, "Her sene olduğu gibi bu sene de üzümlerimizi doğa olaylarından korumak için örtülerimizi açtık. Örterek yağmurdan, doludan ve soğuktan bağlarımızı korumaya çalışıyoruz. Örtü sayesinde üzüm kalitesi yüksek oluyor, verim de artıyor. Bu sayede geçen sene yaş üzümün kilosunu 63 TL’den sattım" dedi. Sarıgöl’de üreticiler, bağların üzerini kaplayan dolu tülleri sayesinde özellikle ilkbahar aylarında görülebilecek ani hava değişimlerine karşı ürünlerini güvence altına almayı amaçlıyor. Örtü sistemi sayesinde hem bağların zarar görmesi engelleniyor hem de üretimde kalite ve verim artışı sağlanıyor. İlçede üzüm üreticileri, sezon boyunca bağlarda bakım çalışmalarını sürdürerek, kaliteli ve yüksek verimli bir hasat dönemi hedefliyor.
Dünya kuru üzümünün kalbi Manisa’da atıyor
11 Nisan 2026 Cumartesi - 12:44 Dünya kuru üzümünün kalbi Manisa’da atıyor Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, Manisa’nın dünya çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, 1 Eylül 2025’ten bu yana kuru üzüm ihracatından 294 milyon dolar gelir elde edildiğini açıkladı. Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, çekirdeksiz kuru üzüm üretimi ve ihracatına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Manisa’nın hem Türkiye hem de dünya açısından stratejik bir üretim merkezi olduğunu söyledi. Kuru üzümün Türkiye’nin tarımsal ihracatında en önemli ürünlerden biri olduğunu vurgulayan Özkasap, özellikle Manisa’da yetiştirilen Sultani çekirdeksiz kuru üzümün dünya pazarlarında kalite ve güvenilirlik açısından ayrıcalıklı bir konumda bulunduğunu ifade etti. Manisa’nın yüzyıllardır süregelen bağcılık kültürüyle yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda önemli bir bilgi ve tecrübe merkezi olduğuna dikkat çeken Özkasap, Gediz Ovası ve Saruhanlı başta olmak üzere il genelinde yaklaşık 1 milyon dekar bağ alanında üretim yapıldığını belirtti. Bu alanın yaklaşık 850 bin dekarında Manisa Sultani çekirdeksiz üzümü yetiştirildiğini ifade eden Özkasap, üretimin büyük bölümünü oluşturan yaklaşık 670 bin dekar alandaki üzümün kurutularak ihraç edildiğini söyledi. Manisalı üreticilerin nesilden nesile aktarılan bilgi birikimi sayesinde üzüm üretiminde yüksek kalite standardını koruduğunu dile getiren Özkasap, "Bu tecrübe kolay oluşmuyor. Manisa çiftçisi toprağını, iklimini ve ürününü çok iyi tanıyor. Bu da bizi dünya pazarında güçlü kılıyor" dedi. Dünya kuru üzüm üretimi ve ihracatında Türkiye’nin lider ülkeler arasında yer aldığını belirten Özkasap, küresel üretimin yaklaşık 1 milyon ton seviyelerinde olduğunu, Türkiye’nin ise bu üretimde yüzde 30-35 gibi önemli bir paya sahip bulunduğunu kaydetti. Ancak son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerinin daha fazla hissedildiğini belirten Özkasap, özellikle zirai don gibi afetlerin bazı yıllarda rekoltede düşüşlere neden olabildiğini ifade etti. Son 6 ayda 300 milyona dolara yakın ihracat Son ihracat rakamlarına da değinen Özkasap, "1 Eylül 2025 tarihinden 4 Nisan 2026’ya kadar geçen süreçte kuru üzüm ihracatından 294 milyon dolar gelir elde edildi" dedi. İhracatta Avrupa Birliği ülkelerinin en büyük pazar konumunda olduğunu söyleyen Özkasap, başta İngiltere olmak üzere Hollanda, Almanya, İtalya ve Fransa’ya yoğun ihracat yapıldığını, bunun yanında Amerika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaklaşık 80’den fazla ülkeye Türk kuru üzümünün ulaştırıldığını ifade etti. Kuru üzüm sektöründe Türkiye’nin en önemli rakiplerinin Güney Afrika, Çin, İran ve Özbekistan olduğunu belirten Özkasap, bu ülkelerin düşük maliyet avantajına sahip olduğunu ancak Türkiye’nin kalite, gıda güvenliği ve standartlar açısından öne çıktığını söyledi. Avrupa pazarında kalıntısız ve güvenilir ürün talebinin her geçen gün arttığını belirten Özkasap, Manisa’da bu konuda büyük hassasiyet gösterildiğini dile getirdi. Manisa Sultani çekirdeksiz üzümü için Avrupa Birliği’ne coğrafi işaret başvurusu yaptıklarını da hatırlatan Özkasap, hazırlanan dosyanın titizlikle incelendiğini ve herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını belirtti. Tescil sürecinin tamamlanmasıyla Manisa’nın dünyaca ünlü üzümünün Avrupa pazarında da koruma altına alınacağını söyleyen Özkasap, bunun uluslararası pazarlarda önemli bir avantaj sağlayacağını ifade etti. Manisa’daki üzüm işleme tesislerinin teknolojik altyapısı ve kalite standartlarıyla Avrupa’nın en iyi tesisleri arasında yer aldığını kaydeden Özkasap, modern paketleme, depolama ve izlenebilirlik sistemleri sayesinde Türk kuru üzümünün dünya pazarlarında güvenle tüketildiğini söyledi. Sektörün en önemli sorunlarının başında artan maliyetlerin geldiğini de vurgulayan Özkasap, özellikle navlun fiyatlarındaki artışın ihracatçı firmalar üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirtti. Enerji, nakliye, işçilik, ambalaj ve lojistik maliyetlerindeki yükseliş ile düşük döviz kurunun ihracatçının rekabet gücünü olumsuz etkilediğini dile getiren Özkasap, döviz dönüşüm desteğinin devam etmesi ve ilave destek mekanizmalarının devreye alınmasının önemine dikkat çekti. Kuru üzümün Türkiye için stratejik bir tarım ürünü olduğunun altını çizen Özkasap, "Manisa sadece Türkiye’nin değil dünyanın kuru üzüm başkentidir. Üretimden ihracata kadar güçlü bir altyapıya sahibiz. Bu rekabet gücünün korunması için maliyetlerin düşürülmesi, ihracatçının desteklenmesi ve katma değerli ihracata yönelinmesi gerekiyor" dedi. Türkiye’de üretilen kuru üzümün büyük bölümünün ihraç edildiğini belirten Özkasap, sağlıklı beslenme trendiyle birlikte iç tüketimde de artış beklediklerini sözlerine ekledi.