ASAYİŞ - 05 Aralık 2025 Cuma 16:58

Ferdi Zeyrek davasında tahliye

A
A
A

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in 6 Haziran 2025 günü evinin havuzundaki arızayı kontrol etmek isterken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine ilişkin Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada tutuklu bulunan 2 sanık tahliye edilirken dava 27 Şubat 2026 tarihine ertelendi.

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in Kurban Bayramı’nın 1. günü 6 Haziran 2025 gecesi evinin havuzundaki arızayı kontrol etmek isterken elektrik akımına kapılarak ağır yaralanması ve ardından kaldırıldığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde 9 Haziran günü hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 2’si tutuklu 10 kişi, hakim karşısına çıktı.

CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper’in de takip ettiği davada tutuklu sanıklar H.İ. ve N.B. ile tutuksuz yargılanan 8 sanık, müşteki sıfatıyla Başkan Zeyrek’in eşi Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ve avukatlar hazır bulundu.

Sanıkların ifadeleri ile müştekiler ve avukatların dinlendiği davada tanıkların da ifadelerine başvuruldu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen ve arsayı Ferdi Zeyrek ile birlikte alarak inşaat sürecinde yer alan Gencay Esendağ, konutların yapım aşamasını anlattı. İnşaatın imece usulüyle yapıldığını belirten Esendağ, "Mimar olmasından dolayı Ferdi bey inşaatla ilgilendi. Hep birlikte inşaatlar için kendi aramızda para topladık. Müteahhidin sadece ismini kullandık. Evlerin kabasını birlikte yaptık ancak evin içerisine herkes kendi yaptırdı. Havuzları, kaba inşaatlar bittikten sonra yaptık. Havuzların üstünü kapattık ve ruhsat aldıktan sonra tekrar açtık. Benim de iki defa kablolarım, bir kere motorum yandı. Ferdi Beyin havuzunda da benzer arızalar oldu" ifadelerini kullandı.

Diğer tanık Mehmet Tolga Günhan da kaba inşaatı ortak yaptırdıklarını belirterek, "Havuz bitmek üzereydi. Havuzun ruhsat alındığında kabaları vardı ama üzeri örtülüydü" dedi.

Yapı denetim süreci

Yapı denetim firması sahibi Hüseyin Solmaz, projenin kendilerine geldiğinde kabul ettiklerini ve denetimlerini tamamladıklarını ifade etti. Solmaz, "2020 Haziran ayında binalar yüzde 90 oranında bitmişti. Belediye de oturma ruhsatı vermişti. Süs havuzları bizlerin denetiminin altında değildir" şeklinde konuştu.

Olay günü ve teknik detaylar

Başkan Zeyrek’in yakın koruması Atınç Hamzaçebi, olay öncesinde havuzda kirlilik ve bulanıklık şikayeti olduğunu, bu konuda ilgili ustalarla görüşüldüğünü aktardı. Elektrik tesisatını yapan Semih Özer ise "2018-2020 yılları arasında çalıştık. Benden süs havuzu ve peyzaj için kablo istediler, ben de panodan kablo çektim. O dönem kaçak akım rölesi takılmıştı. Daha sonra sökülüp sökülmediğini bilmiyorum" beyanında bulundu.

İtfaiye görevlisi Seyhan Karakaya da olay yerine intikal ve ilk müdahale sürecine ilişkin bilgi verdi. Tanık ifadelerinin ardından savcılık makamı tutuklu 2 sanığın tahliye edilmesini talep etti. Verilen aranın ardından tekrar görülen davada mahkeme heyeti tutuklu bulunan H.İ. ile N.B.’nin tahliyesine karar verdi.

9 Eylül Üniversitesinden yeni bilirkişi raporu oluşturulması karar verilen dava ifade vermeyen tanıkların da dinlenmesi amacıyla 27 Şubat 2026 tarihine ertelendi.

Aykut Yeniçağ - Önder Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Edebiyatın kalbi İzmir Kültürpark’ta attı İzmir’de 7. Kitap Fuarı, son gününde de yoğun ilgi gördü. Güneşli havayı fırsat bilen İzmirliler, Kültürpark’ta kitap alışverişi yaptı, söyleşi ve imza etkinliklerinde sevdikleri yazarlarla bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle 17-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenen İZKİTAP, 10 gün boyunca her yaştan ziyaretçiyi ağırladı. Yüz binlerce kitapsever; yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları ve kültür kurumlarının yer aldığı stantlarda kitaplarla buluşurken, imza günleri ve söyleşilerle edebiyat dünyasının önemli isimleriyle bir araya geldi. Yaklaşık 200 katılımcı ve 400’e yakın yazarın yer aldığı organizasyonda yüzlerce etkinlik gerçekleştirildi. Bu yıl fuarın onur konuğu, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oya Baydar oldu. Baydar, fuar kapsamında düzenlenen söyleşi ve imza etkinlikleriyle okurlarıyla buluştu. Fuar kapsamında söyleşiler, paneller, sergiler ve atölyelerle zenginleşen içerik, Kültürpark’ı çok yönlü bir kültür sanat alanına dönüştürdü. Özellikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasında düzenlenen etkinlikler, çocuklara ve gençlere yönelik atölyeler, sahne gösterileri ve yaratıcı çalışmalarla fuara ayrı bir renk kattı. Ailelerin çocuklarıyla birlikte yoğun ilgi gösterdiği fuar, kuşaklar arası bir buluşma alanı oluştururken çocuk ve gençlerin okuma alışkanlıklarının güçlenmesine de katkı sağladı. Ahmet Ümit: "Uzun zamandır İzmir ile ilgili bir roman yazmak istiyorum" Fuarın son gününde de önemli isimler, söyleşilerle okurlarla bir araya geldi. Polisiye edebiyatının tanınan ismi Ahmet Ümit, Ahşap Sahne’de gerçekleştirilen söyleşide, yazım süreci devam eden yeni kitabına dair ipuçlarından İstanbul Hatırası romanından uyarlanan dizinin çekimlerine ve İzmir’le kurduğu güçlü bağa kadar geniş çerçevede değerlendirmelerde bulundu. İzmir’e her gelişinde kendisini memleketine gelmiş gibi hissettiğini söyleyen Ümit, bu bağın bir romana dönüşeceğini belirterek "Uzun zamandır İzmir ile ilgili bir roman yazmak istiyorum. İzmir’e bir roman borcum var, yazacağım" dedi. Yeni romanı üzerinde yoğun şekilde çalıştığını belirten Ümit, "Muhtemelen önümüzdeki ekim ayında çıkacak. Hikayeyi biliyorsunuz, Kayıp Tanrılar Ülkesi romanında olan dedektif Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker var ama bu sefer Roma’dayız. Bir kişi daha var yanlarında, İtalyan başmüfettiş Carlo Moretti diye bir karakterimiz daha eklendi. Romanın merkezinde güçlü bir aşk hikayesi de yer alıyor. Bu aşk Aydın’da Afrodisyas’ta geçiyor. Bir Anadolulu köle, Afrodisyas’tan Roma’ya gidecek, çok enteresan, gerçekten çok güzel bir hikaye" diye konuştu. Söyleşide güncel projelerine de değinen Ümit, sevilen eseri İstanbul Hatırası’nın diziye uyarlandığını ve çekimlerin başladığını belirterek, "Daha önce başka bir projede Komiser Ali rolünü canlandıran Nejat İşler, bu kez Başkomiser Nevzat’ı canlandırıyor. Yönetmen Abdullah Oğuz ve çok güçlü bir oyuncu kadrosu var" dedi. Ümit, söyleşinin ardından, okurlara kitaplarını imzaladı. Hayranları, kitap imzalatmak için uzun kuyruklar oluşturdu. "Herkesin kendi Everest’i vardır" "Kendi Everest’inize Tırmanın" başlıklı söyleşide konuşan Nasuh Mahruki, yaşam yolculuğunu ve dağcılık serüvenini katılımcılarla paylaştı. Çocukluk yıllarından itibaren şekillenen ilgi alanlarının üniversite döneminde netleştiğini belirten Mahruki, dağcılığa uzanan süreci ve bu alandaki hedeflerini nasıl adım adım gerçekleştirdiğini anlattı. Mahruki, "28 yaşımda Antarktika dahil yedi kıtayı gördüm, 100’den fazla ülke gezdim. 27 yaşımda Everest Dağı’na tırmanan ilk Türk ve ilk Müslüman dağcı oldum" diyerek başarılarının arkasında güçlü bir hedef bilinci ve kararlılık olduğunu vurguladı. İnsanların kendilerine hedef koymaları ve bu hedefler doğrultusunda yılmadan mücadele etmeleri gerektiğini ifade eden Nasuh Mahruki, "Herkesin kendi ‘Everest’i vardır. Önemli olan, o hedefi belirlemek ve ona ulaşmak için emek vermektir" dedi. "Atatürk İzmir’i çok severdi" Fuar kapsamında düzenlenen "Atatürk ve Cumhuriyet" başlıklı söyleşide konuşan tarihçi, yazar ve emekli tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, 19 Mayıs 1919’da başlayan kurtuluş mücadelesinden Cumhuriyet’in ilanına uzanan süreci tarihsel bir perspektifle anlattı. Cumhuriyet’in ve kazanımlarının değerinin bilinmesi gerektiğini vurgulayan Babüroğlu, "Bugün özgür bir şekilde yaşayabiliyorsak, bunu Atatürk ve silah arkadaşlarının verdiği büyük mücadeleye borçluyuz. Bu vatanın ve bu toprakların kıymetini iyi bilmeliyiz" diye konuştu. Atatürk’ün İzmir’e duyduğu özel bağa da değinen Babüroğlu, "Atatürk İzmir’i çok severdi; İzmir’in de Atatürk’e olan sevgisi büyüktür. Bu bağın nedenlerinden biri de kentin, Atatürk’ün doğduğu Selanik’e benzerlik taşımasıdır" dedi.
Gaziantep Tespih meraklısı genç hobisini ustalığa dönüştürdü Gaziantep’te çocukluk yaşlarında başlayan tespih merakını oluşturduğu atölyede ustalığa dönüştüren Fevzi Gövgöz, her kesime hitap eden ürünleri tutkunlarıyla buluşturuyor. Gaziantep’te yaşayan 26 yaşındaki Fevzi Gövgöz, lise öğrencisiyken tespihlere ilgi duymaya başladı. Küçük yaştan itibaren tespihlere merak salan ve üniversite öğrencisiyken de harçlığını çıkarmak için bir tespih ustasının yanında çalışarak kendini geliştiren Gövgöz, mezun olduktan sonra kendi iş yerini açmaya karar verdi. Siparişe göre el emeği ürünler yapıyor Gerekli aletler ile torna makinesini temin ederek kendi tespihlerini üretmeye başlayan Fevzi Gövgöz, tarihi Yeni Han’daki atölyesinde sipariş üzerine tespih yapıyor. Müşterilerinin siparişlerini ilk önce bilgisayar üzerinde çizimini yapan ve daha sonra ise kehribar, fildişi, oltu, narçıl ve kuka gibi malzemelere şekil vererek tespih yapan Gövgöz, atölyesinde siparişe göre el emeği ürünler yapıyor. Gövgöz, müşterilerinin istediği renk, boyut ve işlenmiş imameyle tespih üretiyor. Atölyesinde ürettiği birbirinden değerli tespihleri Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Dubai, Mısır ve Irak gibi Arap ülkelerindeki tespih meraklılarına da gönderen Gövgöz, kendisi gibi tespih meraklılarının hayallerini gerçeğe dönüştürmeye devam ediyor. "Tespih merakım lise yıllarında başladı" Çocukluğundan beri tespihlere ilgi duymaya başladığını belirten Gövgöz, "Tespih merakım lise yıllarında başladı. Önce tek bir koleksiyonu yapıyordum. Daha sonra tespihlere olan ilgim artınca ve sevdiğim bir hobi alanı olunca tespih yapımına merak saldım. Daha sonra tespih yapımını öğrendim. Zamanla ustalığa dönüştü. Tabi koleksiyon oluşturduğum dönemde bir tespih ustasının yanında tespih yapımını da öğrendim. Üniversite okurken aynı zamanda tespih üretimi ile uğraşıyordum" dedi. "Tespihlerin tasarımını dijital ortamda yapıyorum" Tespihlerine ilginin artmasıyla makine sayısını artırdığını ve profesyonel bir şekilde tespih yapımına başladığını belirten Gövgöz, "Atölyeyi ilk kurduğumda ilk önce amatör versiyonlu bir makine aldım. Daha sonra profesyonelleşmeye başlayınca ekipmanlarımı da profesyonelleştirdim. Her şey birden bire olmuyor. Öğrenci olduğum dönemde tespih üzerinden kazandığım paralarla ekipmanlar almaya başladım ve atölye açtım. Bizde genelde hazır tespihi bulunmuyor. Çünkü biz daha çok sipariş üzerine çalışıyoruz. Koleksiyoncularımız istedikleri boyutu, malzemeyi, model ve desenini belirtiyorlar, biz de ona göre tespih yapıyoruz. Onun için genelde sipariş üzerine çalışıyoruz. Koleksiyoncunun özel isteği üzerine tespih yapıyorum. Müşterinin isteğine göre önce dijital ortamda tespihi tasarlıyorum, modelini belirliyorum ve koleksiyoncunun istediği şekillerde tespih üretimini yapıyorum" ifadelerini kullandı.