GÜNDEM - 23 Ekim 2025 Perşembe 09:57

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

A
A
A

Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Kozanlı Mahallesi’nde, bir vatandaşın CİMER’e yaptığı ’İnek, tavuk ve kazlar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge halkında büyük bir şaşkınlığa neden oldu. Mahalle sakinleri, bölgede büyük çaplı hayvancılık yapılmadığını, yalnızca birkaç kişinin kendi bahçesinde tavuk, inek veya koyun beslediğini, bunların da tamamen kapalı ve kontrollü alanlarda bakıldığını dile getirdi.

Manisa’nın büyükşehir statüsüne geçmesinin ardından köy statüsünden mahalleye dönüşen Kozanlı’da, vatandaşlar CİMER’e yapılan "inek, tavuk ve kazlar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var" şikayetini şaşkınlıkla karşıladı. Mahallede büyük çaplı hayvancılık yapılmadığını belirten mahalle sakinleri, yalnızca birkaç kişinin kendi bahçesinde tavuk, inek veya koyun beslediğini, bunların da tamamen kapalı ve kontrollü alanlarda bakıldığını söyledi.

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

CİMER’e yapılan şikayetin gerçeği yansıtmadığını kaydeden mahalle sakinlerinden Mehmet Gül, "Burası benim kümesim. Tavuklar kapalı öbür tarafta, Ramazan Çalı diye bir arkadaşımız var onun tavukları da kapalı, açık değil. Kapalı alanda. Salık tavuk değil yani bunlar. Kapalı kümesinde bakılan hayvan. Köyümüzdeki yapılan şikayet bu gördüğün tavuktan, bu kuzudan. Kime zararı var? Burada biz köyde oturuyoruz. Olduğumuz yer köy. Yediğimiz yumurtayı çarşıdan mı getirelim? Yaptığımız 5 tane tavuk. Yapmayalım mı bunları? Biz kimseye bir zararımız yok. Kime bir zarar vermişiz, hangi hayvana zarar vermişiz. Ama adam burada köyde yaşıyorsa bir tane inek bakmış, iki tane tavuk bakmış, bir kurbanlık kuzu bakmış. Bunu da yapmayalım mı köylü olarak. Hepsini şehirden mi alalım? Hepsini şehirden alırsak şehirde kim üretecek ve getirecek?" dedi.

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

"Sonuçta bu tavuk"

Kozanlı Mahallesinin bir diğer sakini olan ve kendisi de tel örgü altında tavuk besleyen İlhami Yağcı isimli vatandaş, "Köyümüzü duyduğumuza göre şikayet etmişler. Gördüğünüz üzere tavuklarımız tel ile kapalı. Herhangi bir sıkıntımız yok. Yani bizim şikayet edecek insanlarımız var ya biz sesimizi çıkarmıyoruz. Kendi tavuklarımıza zarar verdiler. Hiçbir zaman kimseye bir şey dediğimiz yok. Sonuçta bu tavuk. Çıkabilir de telden de atlayabilir, girer. Bu şikayetler bir mantıksız geliyor. Yani tavuğun sesini de, ezanın sesini de duymak istemeyen olan yani Kozanlı’da durmayacak" diye konuştu.

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

"Bundan daha doğal bir şey olamaz"

Köyde tavukların olması kadar doğal bir şeyin olmayacağını kaydeden bir başka mahalle sakini olan İzzet Doyuran isimli vatandaş da, "Öyle büyük bir hayvancılık yok zaten köyümüzde. Sadece hobi olarak insanlar zevkine göre kimi tavuk yapıyor kimi köpek yapıyor. Öyle büyük bir hayvancılık zaten öyle bir şey yok. Potansiyel de yok zaten köyde. Yapacak kişi de yok. Doğal yaşamın tabii ki bazı külfetleri olacak. Yabani hayvanlar gibi. Mesela köyümüzde ceylanlar da var tilkiler de var. Onlar da iniyorlar buraya. Domuzlar da var. Yani bu kadar biraz hayvan kahrı çekilecek biraz kokusu olacak haliyle. Bundan doğal bir şey yok köyde. Kaldı ki Kozanlı bir orman köyü" ifadelerini kullandı.

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

"Burası köy yeri, şehir değil"

Büyükşehir yasası ile birlikte köylerinin mahalleye dönüştüğüne dikkat çeken köyün muhtar azası Hamza Kıymaz ise şunları söyledi:

CİMER’e yapılan ’İnek ve tavuklar serbest dolaşıyor, salgın hastalık riski var’ şikayeti bölge sakinlerini şaşkına uğrattı

"Şehirde yaşayıp burada evi olup da rahatsız olanlar var. Burası yaz tatili alanı gibi görünüyor. Burada denize sıfır bir alan yok. Burada biz turizmi kalkındırmıyoruz. Burada çiftçiye bir destek olsun, bir katkıda bulunulsun diye böyle bir aktivite yapıyor insanlarımız. Bence bunu hoş görmeliyiz. Herkesin hayatına anlayışla yaklaşmalıyız"

Sadık Cangel

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kavgada bıçaklanan şahıs kan parası olarak 100 deve istedikleri ve kundaklama iddialarını yalanladı Adana’da şehit ailesinin trafikte yaşanan kavganın ardından DEAŞ mensubu olduğu öne sürülen kişilerin kendilerine musallat olduğunu iddia ettikleri olayın karşı tarafı iddiaları reddetti. Olayda bıçaklanan şahıs, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "100 deve kan para parası istediğimiz yalan, evlerini de biz kundaklamadık" dedi. İddiaya göre, Seyhan ilçesi Şakirpaşa Mahallesi’nde Temmuz 2025’te meydana gelen olayda motosikletle ilerleyen K.K. (17) ile Yunus A. arasında başlayan tartışma kısa sürede büyüdü. Tartışmaya Yunus Ş. ve tarafların yakınlarının da katılmasıyla sokak adeta karıştı. Yaşanan arbedede Yunus A.’nın kardeşi Mahsum A., Yunus Ş.’nin ağabeyi Mustafa Ş.’yi (31) karnından bıçakladı. Bir kadın ise yaralıya müdahale etmeye çalıştı. Şüpheliler olay sonrası kaçarken, yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mustafa Ş., geçirdiği üç ameliyatın ardından hayatta kaldı. Olay sonrası Mahsum A. serbest bırakılırken, iddiaya göre bıçaklama olayını kayınbiraderi K.K. üstlendi. Tutuklanan K.K., mahkemede ise suçu kabul etmediğini, baskı altında ifade verdiğini öne sürerek, kendisinin yapmadığını savundu. Bu gelişme sonrası K.K. tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Olayın ardından iddiaya göre Mahsum A.’nın evi kundaklandı. Taraflar arasında büyüyen husumette karşılıklı suçlamalar devam ederken, Mahsum A.’nın polis koruması altında Diyarbakır’a gittiği öne sürüldü. Ayrıca karşı tarafın "kan parası" olarak 100 deve istediği iddiası da dosyadaki dikkat çeken detaylar arasında yer aldı. 2017 yılında PKK terör örgütü tarafından Diyarbakır’da şehit edilen Mehmet Devren A.’nın kardeşleri Yunus A. ve Mahsum A., trafikte tartıştıkları kişilerin kendilerine musallat olmasından dolay zor günler geçirdiklerini iddia etti. Olayın taraflarından Mustafa Ş. ve kardeşi Yunus Ş. ise kendilerinin mağdur olduğunu öne sürdü. Mustafa Ş. ve Yunus Ş., kan parası olarak 100 deve istemediklerini ve Mahsum A.’nın evini kundaklamadıklarını da belirtti. Olayda bıçaklanan Mustafa Ş., "Ben kardeşimi kurtarmak için gittiğimde bana da saldırdılar. Mahsum beni karnımdan bıçakladı. Yere düştüğümde de darbetmeye devam ettiler. Sokaktakiler bana tampon yaparken ‘Müdahale etmeyin. Bırakın, ölsün’ dediler. Mahsum, kayınbiraderinin suçu üstlenmesini istedi. Kendileri de bu durumu mahkemede anlattı. Ayrıca bizim kundaklama olayıyla bir ilgimiz yok. Ben o sırada yoğun bakımdaydım ve ailem de yanımdaydı. Kardeşim de elektronik kelepçeli şekilde evdeydi. Biz kesinlikle kan parası istemedik. Olayın kapanmasını, bu iftiraların son bulmasını istiyoruz" dedi. Karıştığı kavga nedeniyle ev hapsi cezasına çarptırılan Yunus Ş. ise, "Mahalleden arkadaşım işten döndüğü sırada bu kişiler tarafından tehdit edilmiş. Dayak yiyince arkadaşım da benden yardım istedi. Konuşmak için yanlarına gittiğimizde bana saldırdılar. Ağabeyim olayı duyup, geldiğinde onu da dövüp, bıçakladılar. Suçlu olmadığım halde bana da ev hapsi cezası verildi. Ayağımda elektronik kelepçe var. Artık hayatımın normale dönmesini istiyorum" diye konuştu.
Ankara BBP Genel Başkanı Destici: "Tüm çalışanlarımızın ve aziz milletimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Tüm emekçilerimizin problemlerinin çözümüne ve daha müreffeh bir geleceğe vesilesi olması dileklerimle tüm çalışanlarımızın ve aziz milletimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türkiye’de çalışanların hakları ve problemlerinin tüm anlaşmazlıkların üzerinde durularak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Destici, tüm siyasi partiler olarak çalışanların taleplerini dinlemek zorunda olduklarını vurguladı. 1 Mayıs’ın Türkiye’yi parçalamaya çalışan terör örgütü ve uzantıları tarafından istismar edildiğinin de altını çizen Destici, bu özel günün ayaklanma provasına dönüştürülmeye çalışıldığını sözlerine ekledi. "Emekçilerimizin problemleri var" Türkiye’de çalışanların birtakım problemlerinin olduğunu ve bu sorunları çözmek için ortak bir paydada buluşulması gerektiğini belirten Destici, "1 Mayıs, tüm dünyada 130 yılı aşan bir süredir işçi ve emekçilerin bayramı olarak kutlanıyor. 1 Mayıs, ülkemizde ilk kez Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılında kutlandı. 2008 yılının Nisan ayında 1 Mayıs tarihinin ’Emek ve Dayanışma Günü’ adıyla kutlanması kabul edildi. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5892 Sayılı Yasa’nın 27 Nisan 2009’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle 1 Mayıs resmi tatil oldu. Emekçilerimizin problemleri var. Milletçe yaşadığımız ağır ekonomik şartlarla birlikte ülkemizde çalışanların büyük bir çoğunluğunun ’çalışma şartları’, ’ücretlerin hayatlarını idame ettirmeleri için yeterli olmaması’, ’daha iyi sosyal haklarla çalışma’ başta olmak üzere çok sayıda problemleri ve haklı talepleri var. Bu konularda ilerleme sağlamak, bu problemleri çözmek hepimizin öncelikli görevi. Bunu sağlamak, öncelikle ülke ekonomisinin her alanda ve bütün olarak büyümesi ve gelişmesi ile mümkün olacak" dedi. "Tüm çalışanlarımızın ve aziz milletimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum" Türkiye’de çalışanların hakları ve sorunlarının ekonomik sorunlar ve siyasi anlaşmazlıklar başta olmak üzere tüm olumsuzluklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Destici, "Çalışanlarımızın haklarını ve problemlerini, ülke ekonomisiyle birlikte ve konuyu başta siyasi anlaşmazlıklar olmak üzere tüm ihtilafların üzerinde tutarak değerlendirmek zorundayız. Ülkemizde 1 Mayıs ve 1 Mayıs üzerinden işçi hakları, uzun yıllar marjinal ideolojik grupların istismar sahasına dönüştürüldü. Bu nedenle emekçilerin gerçek problemleri konuşulamadı. Emekçilerimiz ideolojik kavgaların öznesi haline getirildi ve emekçilerimizin aslında hepimizin meselesi olan hak mücadeleleri büyük zararlar gördü. Bugün de 1 Mayıs’ın ülkemizi parçalamaya çalışan terör örgütü ve uzantıları tarafından istismar edildiğini ve bir ayaklanma provasına dönüştürülmeye çalışıldığını görüyoruz. Milletimiz ve emekçilerimiz buna izin vermemeli, hepimizin öncelikli meselesi olan haklar ve problemler bu alçakça tertibe kurban edilmemelidir. Birliğimize, beraberliğimize, bölgemizde ve dünyada yaşanan savaşların, sömürünün son bulmasına, tüm emekçilerimizin problemlerinin çözümüne ve daha müreffeh bir geleceğe vesile olması dileklerimle tüm çalışanlarımızın ve aziz milletimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Erzurum Ezurum’da 1 Mayıs’ta işçiler meydanda Hizmet-İş Sendikası Erzurum Şube Başkanı Erdoğan Çelik, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü çerçevesinde düzenlenen etkinlikte işçilere hitap ederek, "Ücrette adalet, vergide hakkaniyet ve işte güvence için meydanlardayız" dedi. Erzurum’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Havuzbaşı Kent Meydanı’nda düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Kutlamalar kapsamında bir konuşma yapan Hizmet-İş Sendikası Erzurum Şube Başkanı Erdoğan Çelik, çalışma hayatının güncel sorunlarına ve sendikal taleplere dikkat çekti. "Refahın adil paylaşılmasını istiyoruz" Konuşmasında ekonomik göstergeler ve çalışanların alım gücü üzerinde duran Başkan Çelik, tüm emekçilerin ücretlerinin enflasyona karşı korunması gerektiğini vurgulayarak, "Ücrette adalet, vergide hakkaniyet, işte güvence ve sosyal adalet için meydanlardayız. Emekçilerin ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın artırılmasını, refahın adil paylaşılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Vergi Sistemi Yeniden Yapılandırılmalı" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısına dair eleştirilerini de dile getiren Çelik, daha demokratik ve katılımcı bir model çağrısında bulundu. Vergi sisteminde reform ihtiyacına işaret eden Çelik, "Aile yükümlülüklerini dikkate alan adil, hakkaniyetli ve sürdürülebilir bir vergi sisteminin hayata geçirilmesini talep ediyoruz" diye konuştu. Sendikal Haklar ve İş Güvencesi mesajı Çalışma hayatındaki uyuşmazlıkların çözümünde işçi haklarının esas alınması gerektiğini belirten Erdoğan Çelik, şunları kaydetti: "Sendikal hakların güçlendirilmesini, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Toplu iş sözleşmesi yetki tespit sürecinin hızlı, şeffaf ve adil biçimde sonuçlandırılmasını talep ediyoruz. İşe iade davalarının ivedilikle sonuçlanması ve haksız yere işinden edilen emekçilerin işlerine dönmesi için yürütülen mücadeleyi selamlıyoruz." Konuşmasının sonunda vatan savunmasında can veren şehitleri ve görev başındayken hayatını kaybeden işçileri anan Çelik, "Ülkemizin huzuru için fedakârca görev yapan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyor; iş kazalarında yitirdiğimiz emekçi kardeşlerimizi saygıyla yad ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.