SAĞLIK - 06 Temmuz 2025 Pazar 14:33

Zoonotik hastalıklara karşı "Tek Sağlık" vurgusu

A
A
A
Zoonotik hastalıklara karşı "Tek Sağlık" vurgusu

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 6 Temmuz Dünya Zoonoz Günü dolayısıyla Malatya’da düzenlenen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Zoonotik hastalıkların insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Eroğlu, "İnsan hastalıklarının yüzde 61’i hayvanlardan bulaşıyor" dedi.


Malatya Veteriner Hekimler Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 6 Temmuz Dünya Zoonoz Günü’nün önemine dikkat çekti. Dünya genelinde hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların toplum sağlığını tehdit ettiğini belirten Eroğlu, "Zoonotik hastalıklar, tarih boyunca milyonlarca insanın hayatını etkileyen salgınlara neden olmuştur. En güncel örneği Covid-19 pandemisidir. Bugün burada bu hastalıklara dikkat çekmek ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak amacıyla bir araya geldik" şeklinde konuştu.


"Her yıl tanımlanan 5 hastalığın 3’ü zoonotik"


Zoonotik hastalıkların insan sağlığı üzerindeki etkisinin altını çizen Eroğlu, "İnsanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’i hayvanlardan bulaşıyor. Her yıl tanımlanan 5 yeni hastalıktan 3’ü zoonotik kökenlidir. Gıda yoluyla bulaşan hastalıkların ise yüzde 95’i hayvansal ürünlerden kaynaklanıyor. Bu nedenle veteriner hekimler olarak koruyucu hekimliğin önemini her platformda vurguluyoruz" ifadelerini kullandı.


"Keneden değil, geç kalmaktan korkun"


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin Türkiye’de ilk kez 2002 yılında görüldüğünü ve 2003’te tanımlandığını hatırlatan Eroğlu, "O dönemde sadece sınırlı illerde görülüyordu, bugün ise 33 ilimize yayılmış durumda. Bu yıl şu ana kadar 15 vatandaşımız bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Keneler sadece bu değil, birçok hastalığın taşıyıcısıdır. Bu nedenle mücadelede geç kalmamalıyız. Keneden değil, geç kalmaktan korkmalıyız" dedi.


"Şap hastalığı hayvancılığı tehdit ediyor"


Şap hastalığının insanlarda doğrudan bir hastalık oluşturmamakla birlikte hayvancılık açısından büyük kayıplara neden olduğunu dile getiren Eroğlu, "Sütte yüzde 70’e, ette ise yüzde 30-40’a varan verim kayıplarına yol açan bu hastalık, çok hızlı yayıldığı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından aşılama çalışmaları sürdürülüyor. Ayrıca hayvan pazarlarının kapatılması ve hayvan hareketlerinin kısıtlanması da yerinde ve gerekli bir önlemdir" şeklinde konuştu.


"Sahipsiz hayvanlar için de eylem planı şart"


Son dönemde toplumda gündem olan sahipsiz hayvanlar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, Türk Veteriner Hekimleri Birliği’ne bu konuda çok sayıda görüş ve öneri geldiğini belirtti. Eroğlu, "Türkiye genelinde 45 bine yakın veteriner hekimle birlikte hem hayvan refahını hem de toplum sağlığını gözeterek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sahipsiz hayvanlarla ilgili sürdürülebilir, bilim temelli bir eylem planı oluşturulması gerekiyor. Bu konuda her zaman destek vermeye hazırız" şeklinde konuştu.


"Tek sağlık" modeli hayata geçirilmeli"


Zoonotik hastalıklarla etkin mücadele için "Tek Sağlık" yaklaşımının uygulanması gerektiğini ifade eden Başkan Eroğlu, bu talebi bugüne kadar devletin en üst makamlarına defalarca ilettiklerini söyledi. "Hayvanlarda hastalık kontrol altına alınırsa, insana bulaş riski de ortadan kalkar. Bu da koruyucu hekimlikte veteriner hekimlerin rolünü daha da önemli hale getiriyor. Gelişmiş ülkelerde veteriner hekimlik, halk sağlığının en temel unsurlarından biridir. Türkiye’de de bu vizyonun hayata geçirilmesini talep ediyoruz" diye konuştu.


TVHB Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Zoonoz Günü’nün Türkiye’de farkındalık oluşturmasına vesile olmasını temenni ederek, zoonotik hastalıklarla mücadelede veteriner hekimlere gereken değerin verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.



Zoonotik hastalıklara karşı "Tek Sağlık" vurgusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kopan sinirler bacağından alınan nakille onarıldı: Genç hastaya ikinci şans Şanlıurfa’da geçirdiği motosiklet kazasında boynundan koluna uzanan sinirleri kopan 24 yaşındaki İsmail Esnik, bacağından alınan sinirlerin koluna nakledilmesiyle yeniden hareket kabiliyeti kazanmayı hedefliyor. Şanlıurfa’da 4 ay önce geçirdiği motosiklet kazasında boynundan koluna uzanan sinirleri kopan 24 yaşındaki İsmail Esnik, felç riskiyle karşı karşıya kaldı. Şanlıurfa’daki ilk müdahalenin ardından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Esnik, yaklaşık 10 saat süren zorlu ameliyatın ardından yeniden umutla hayata bağlandı. Esnik’in bacağından alınan sinirlerin koluna nakledildiği operasyon sayesinde ağır fonksiyon kaybı ve olası felç tablosunun önüne geçilirken, doktorlar hastanın kolunu tamamen eskisi gibi kullanamayacağını ancak düzenli fizik tedaviyle önemli ölçüde iyileşme sağlanabileceğini belirtti. Hasta İsmail Esnik, yaşadığı süreci anlatarak önce Şanlıurfa’da ameliyat olduğunu, daha sonra Ankara’ya sevk edildiğini söyledi. Esnik, "Yaklaşık 1 ay önce de ameliyatımız oldu. Şimdi de kontrole geldik. Eskiye göre biraz iyiyim" dedi. "Moral çok önemli" İyileşmek istediğini dile getiren Esnik, "Uzun bir süreç bekliyor bizi. Fizik tedavi olarak, kontrol, gidip gelmek olarak. Fizik tedavi sürekli olarak gitmek istiyorum. Moral çok önemli. Moralimiz de iyi şu anlık. Fizik tedavide iyi sonuçlanırsa, az da olsa faydasını görürsek devam ederiz. İnşallah kısa sürede iyileşme olur" açıklamasını yaptı. "Sağlam köklerden sinir ameliyatı yaptık" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi El Cerrahisi Kliniği’nden Uzm. Dr. Yener Yoğun, hastanın Şanlıurfa’dan Ankara’ya sevk edildiğini belirterek "Hastamıza yaptığımız ameliyat, boyundan başlayıp kola doğru uzanan büyük bir kesiyle tek tek sinirleri bulup, sağlam sinirleri bulup, kola giden sinirleri bacandan aldığımız sinirle sinir yaması yaptık. Yani tekrardan yapılandırdık. O sağlam köklerden tekrardan hareket ettirebilmesi için sinir ameliyatı yaptık" ifadelerini kullandı. Hastanın kolunun tamamen hareketsiz olduğunu, ama bu yöntemle ve devamında fizik tedaviyle en iyi şekilde hareket etmesini sağlayacaklarını dile getiren Yoğun, tedavi sürecinin uzun ve sabır gerektirdiğini söyledi. "70-80 dereceyi gördüğümüz zaman başarılı sonuç olarak kabul ediyoruz" Bu tür hastaların kollarını eskisi gibi hareket ettiremeyecek olsa bile düzenli tedaviyle yüksek oranda iyileşme sağlayabileceğini anlatan Yoğun, "Bu hastanın aslında Türkçedeki karşılığı felç. Bu ameliyatlarda biraz hareket kazandırabiliyoruz ama ikinci ameliyatlar da gerekebiliyor. En baştan hastaya güzel bilgi vermek gerekiyor. Hastanın beklentisini doktorun öğrenmesi gerekiyor. Hastanın beklentisi farklı, bizim bu ameliyatla elde edeceğimiz sonuç farklı. O yüzden bizim bu ameliyatın sonuçlarını hastaya güzel bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Bu ameliyatlarda maalesef el hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor. Parmaklar hiçbir zaman eskisi gibi hareket etmiyor. En güzel hastada bile omuzunu kaldırabiliyor ama yine eskisi gibi olmuyor. Biz omuzumuzu 130-140 derece kadar havaya kaldırabiliyoruz ama bu hastalarda 70-80 dereceyi gördüğümüz zaman başarılı sonuç olarak kabul ediyoruz" şeklinde konuştu. "Bizim için bir günlük bir ameliyattı" Uzm. Dr. Mustafa Yasin Hatipoğlu ise, ameliyatın uzun sürdüğünü aktararak "Ameliyat zor bir ameliyat, uzun süreli bir ameliyat olduğu için birden fazla doktor görev alır bu ameliyatlarda. Biz de zaten burada ekipçe çalışıyoruz. Bizim için bir günlük bir ameliyattı. Böyle bir hastada da açıkçası iyileşmenin en az bir yıl ve üzeri süreçte olacağını düşünüyoruz. Tabi bu süreçte iyi de fizik tedavi desteğine ihtiyacı var" diye konuştu. "Günlük yaşantısında elini kullanabilecek hale gelebileceğini düşünüyoruz, Azimli olması lazım" Hastanın motivasyonunu yüksek tutması gerektiğinin altını çizen Hatipoğlu, "Kesinlikle umudu kaybetmemek lazım. Sonuçta çok kötü bir yaralanma da olsa iyileşme ihtimali var. Her ne kadar diğer kolu kadar kusursuz iyileşmeyecek olsa da gene de günlük yaşantısında elini kullanabilecek hale gelebileceğini düşünüyoruz. Azimli de olması lazım, sadece cerrahi değil bundan sonraki fizik tedavi sürecinde hastanın bu tedaviye uyum sağlaması gerekiyor ve hastanın istekli olması gerekiyor. Hastaya da bağımlı bir durum" dedi.
Adıyaman Yeşillikler beldesi Tut ilçesinde doğa yürüyüşü Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, ‘Yeşillikler Beldesi’ olarak bilinen Tut ilçesinde doğa gezisi düzenlendi. İlkbaharın renklerinin canlandığı Tut ilçesinde doğa ile iç içe gerçekleştirilen geziye Adıyaman Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Muharrem Aytekin başta olmak üzere, eğitim camiası, diğer kurum ve kuruluşlardan ve vatandaşlar katılım sağladı. Tut Kaymakamlığı önünde sabahın erken saatlerinde başlayan yürüyüş, bahçelerin arasından Ulu Pınar’a kadar yürüdü. Burada verilen mola sonrasında Ömerovun deresinin yanından devam edip, öğretmenevinde son buldu. Yürüyüşle ilgili bilgi veren Adıyaman Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, "Doğanın birleştirici gücü, iyileştirici gücünden yararlanarak camiamızın moral ve motivasyonunu yukarıya çıkarmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda, ‘Yeşil vatan, benim okulum geleceğe çare’ projesi kapsamında yaşanabilir bir çevreyi gelecek nesillere aktarmak, sürdürülebilir bir çevre bilincini oluşturmak için gayret gösteriyoruz. Gerçekten doğa tüm güzelliklerini sergiliyor. Artık çiçeklerin açtığı, yeşilliğin bol olduğu bir ortamdayız. Oksijenin bol olduğu bir ortamdayız. İnşallah bundan sonrada Adıyaman’ımızın doğa güzelliklerini hem kendimiz görmek hemde başkalarına göstererek doğal güzelliklerden faydalanmasını sağlamak istiyoruz" dedi. Yürüyüşe katılan vatandaşlardan Berrin Fırat Şahin, "Tut zaten yeşilliği ile bir ilçedir. Bizim için kolay bir şekilde oldu. Güzel bir ortamdayız" şeklinde konuştu. Vatandaşlardan Senem Can ise, "Buralara ilk defa geldik çok beğendik. Gayet güzel gidiyor teşekkürler" diye konuştu.