GÜNDEM - 29 Ekim 2025 Çarşamba 10:17

Malatya’da deprem enkazı beton yola dönüştü

A
A
A
Malatya’da deprem enkazı beton yola dönüştü

İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Murat Maraş, 6 Şubat 2023 depremleri sonrası enkazlardan kaldırılan molozlardan beton yol üretti. Malatya’da yaklaşık 30 milyon ton enkazın olduğunu belirten Doç. Dr. Maraş, kilit taşından sonra hasır çelik kullanarak beton yol çalışmasına başladı.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde oluşan enkaz atıkları, Malatya’da geri dönüştürülerek yeniden kullanıma hazır hale getirildi. İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Murat Maraş ve iki öğrencisi, geliştirdikleri geri dönüşüm projesiyle milyon tonluk enkazları avantaja çevirdi. Deprem bölgesinde Malatya’nın en fazla enkaz atığına sahip üçüncü il olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Maraş, "Kahramanmaraş depremlerinde özellikle bölgemiz ciddi hasar aldı. Depremlerle birlikte 11 ilde birçok atık malzeme oluştu. Burada özellikle ağır hasarlı ve orta hasarlı binalardan güçlendirmemiş binaların çoğunun enkazı şu anda atık sahamızda mevcut. Yaklaşık 300 milyon ton olduğunu hesapladık. Bu 300 milyon ton içerisinde Malatya üçüncü sırada. Tahminimizce yaklaşık 30 milyon tonu şu anda Malatya’da" dedi.


Malatya’da şu anda enkazlardaki sadece demirin ayrıştırıldığını belirten Doç. Dr. Maraş, "Atık sahamızda demir ayrıştırılıyor. Demir dışındaki malzemeler için bir ayrıştırma söz konusu değil. İlerideki günlerde buralarda geri dönüşüm tesisi kurulması gündemde. Biz buradaki beton, kilit taşları, fayanslar, parkeler gibi malzemeleri geri dönüşüme kazandırmak istedik. Bunları ince boyutlara getirerek, C60 beton sınıfına sahip malzemelerle daha yüksek darbe betonlar üretebildik" ifadelerini kullandı.


Ayrıştırmanın Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne ait konkasör tesisinde yapıldığını ifade eden Doç. Dr. Maraş, "Saf betonu alarak ince, orta ve kalın olarak kum çakıl haline getirdik. Diğer aşamada ise beton, tuğla, fayans, parke gibi malzemelerimizin de beton içerisinde kullanımını belirledik. Burada ürettiğimiz betonları gördüğünüz gibi geri dönüşüm oranlarında yaklaşık yüzde 80’e kadar binalarda kullanılacak C30 kalitesinde üretebildik" dedi.



Türkiye’de beton yol kullanımı yaygınlaşıyor


Enkaz atıklarının bina inşasının yanı sıra yol yapımında da kullanılabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Maraş, "Dünyada beton yollar özellikle Amerika’da otobanlarda, Almanya’da havaalanlarında, uçak pistlerinde, limanlarda çok aktif bir şekilde kullanılıyor. Türkiye’de ise şu anda özellikle son yıllarda beton yol uygulaması Karadeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde dökümleri yapıldı. Ön prototipler ortaya çıktı ve şu anda kırsal alanlar için uygulamalar yapılıyor. Bizim burada az önce ürettiğimiz beton numuneleri C60 beton sınıfına sahip. Kullandığımız hasır çeliklerle beton yollar ürettik. Asfaltların ömrü daha kısa oluyor. Bunu tamamen inşaat enkaz atıklarından ürettik. Şu anda ilimizde olan Yaka Atık Sahası’ndan aldığımız numuneleri uygun boyutlara öğüterek, bunlarla kaliteli beton ürettik. Bunların da şu anda uygulamasını laboratuvarımızda yapıyoruz. Şu anda üretim kısmında hasır çeliklerimizi bağladık. Bundan sonraki aşamada ürettiğimiz betonu C60 betonu kullanarak burada beton kalitesi oldukça yüksek olan malzemeleri kullanacağız. Bunların özellikle geri dönüşümde beton yol olarak kullanılması bizim için oldukça önemli. Yaklaşık bölgemizde 300 milyon tona yakın bir atık malzemesi olup, bunların farklı alanlarda değerlendirilmesi bizim projemizi oldukça kıymetli kılıyor" şeklinde konuştu.



"Beton yolların bakımı asfalt yollara oranla çok az"


İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi Adem Özkul ise beton yolun asfalt yola göre avantajlarını anlattı. Özkul, "Geliştirdiğimiz beton yollar sayesinde asfalt yolların bütün dezavantajlarını ortadan kaldırıyoruz. Asfalt yollar yapılırken çok fazla karbon salınımı ortaya çıkıyor. Asfalt yolların sürekli bakım ihtiyaçları artıyor. Her 3-5 yılda bir asfalt yolların bakımdan geçmesi gerekiyor. Ürettiğimiz beton yollar sayesinde bu bakım kısmını ciddi miktarda azaltıyoruz. Beton yollar üretilirken kullanılan malzeme çimento ve agregadır. Asfalt yollar üretilirken kullanılan malzeme petrol ve türevleridir. Biz petrol ülkesi olmadığımız için dışarıdan ithal ediyoruz. Beton yolda ise çimento kullanıyor ve o da bizde var. Beton yolların bakımı asfalt yollara oranla çok az. Beton yolun dayanımı asfalt yola göre fazla. Asfalt yolda kışın çatlama, yazın da erime meydana geliyor. Bakım sıklıkları artıyor" dedi.



"Amacımız tamamen yeşil dünya, tamamen yeşil Türkiye"


İnönü Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Muhammed Bilal Yıldız ise, enkazın ayrıştırılarak beton yola dönüştürülmesi sürecinde teknolojinin önemine dikkat çekti. Yıldız, "Bizim amacımız sadece dünyada değil, tüm Türkiye’de çok önemli bir yere sahip olan inşaat alanını teknolojiyle, yapay zekâyla bir araya getirmek. Bu kadar beton atığının olduğu bir dönemde bu atıkları görmezden gelmek yerine doğru veri analizi yapabilecek, bize beton reçetesi çıkartacak bir program üzerine çalışıyoruz. Biz yüzde 80 geri dönüşüm malzemesi kullandığımızda 30 megapaskal, yüzde 50 geri dönüşüm malzemesi kullandığımızda 64 megapaskal gibi sonuçlar elde ettik. İstenilen dayanıma göre beton reçetesi verecek bir program üzerine çalışıyoruz. Bizim amacımız tamamen yeşil dünya, tamamen yeşil Türkiye" diye konuştu.



Malatya’da deprem enkazı beton yola dönüştü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TESK Genel Başkanı Palandöken: "Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır. Güçlü bir Türkiye’nin temeli, iyi yetişmiş, bilinçli, çalışkan ve değerlerine sahip çıkan nesillerle mümkündür" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımlayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "23 Nisan 1920 tarihi, millet iradesinin tecelli ettiği, bağımsızlığımızın ve demokrasimizin temellerinin atıldığı en önemli dönüm noktalarından biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş, bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesiyle de geleceğimize verilen değer en güçlü şekilde ortaya konmuştur. Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır. Güçlü bir Türkiye’nin temeli, iyi yetişmiş, bilinçli, çalışkan ve değerlerine sahip çıkan nesillerle mümkündür. Esnaf ve sanatkâr camiası olarak bizler de köklü Ahilik geleneğimizden aldığımız terbiye ile çocuklarımıza dürüstlüğü, emeğin kıymetini ve üretmenin önemini aktarmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam bir gelecek, ancak sağlam temeller üzerine inşa edilir. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarımızı minnetle anıyor, milletimizin ve çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi.
Antalya Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Yurtpınar Mahallesi’nde yaşayan 38 yaşındaki kabak üreticisi Nurcan Kazıkçı, ata mesleğini sürdürerek hem üretimde hem de pazarlamada örnek bir başarı hikâyesi sergiliyor. Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu ifade eden Kazıkçı, serasında kendi elleriyle ürettiği sebzeleri hem ihraç ediyor hem de pazarlarda açtığı tezgahlarda kendi satıyor. Seranın üç buçuk dönümlük alanında mini kabak üretimi yapan Kazıkçı, ürünlerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini belirtti. İç piyasaya da satış yaptıklarını ifade eden Nurcan Kazıkcı, "Özellikle mini kabaklar yurt dışında yoğun talep görüyor. Arap ülkelerinde dolmalık olarak tercih edilen mini kabaklar, damak zevkine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor" dedi. Serasında sadece kabak değil, farklı ürünler de yetiştiren Kazıkçı, "800 metrekare alanda patlıcanımız var, bir buçuk dönümde de domates ektik. Domatesimiz daha iki haftalık. Günlük olarak çocuklarımla birlikte seradayız, hasat yapıyoruz" şeklinde konuştu. Yoğun bir üretim temposuna sahip olduklarını anlatan Kazıkçı, haftanın büyük bölümünü tarlada ve pazarda geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabah erken saatlerde hasada başlıyoruz. Öğlene kadar toplama yapıyoruz. Ertesi gün pazara gidip ürünlerimi kendim satıyorum. Aile olarak çalışıyoruz; abim, yengem hep birlikte üretimi sürdürüyoruz." Günlük hasadın mevsime göre değiştiğini ifade eden Kazıkçı, "Kışın 10 kasa çıkan ürün, şu anda havaların ısınmasıyla 45-50 kasaya kadar yükseldi. Mini kabağın kilosu şu an 50 TL. Daha önce 80-90 TL arasındaydı ancak ürün artınca fiyatlar düştü" dedi. Üretimin zorluklarına da değinen Kazıkçı, özellikle hastalık riskine dikkat çekerek, "Kabakta ‘pürüz’ dediğimiz bir hastalık var. Eğer bu olursa sezon kısa sürüyor. Normalde hasat 35-40 günde başlar ve yaklaşık 2 ay devam eder" ifadelerini kullandı. İki çocuk annesi olan Kazıkçı, çocuklarının da zaman zaman üretim sürecine dahil olduğunu belirterek, onların geleceği için eğitimin öncelikli olduğunu vurguladı. "Kadın çiftçiler sürdürülebilirliğin temeli" Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise 2026’nın "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında ilçede kadın üreticilere yönelik ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu kapsamda Yurtpınar Mahallesi’nde Nurcan Kazıkçı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Boğatimur, kadın çiftçilerin tarımdaki rolüne dikkat çekti. Boğatimur, "Nurcan Hanım hem üretim yapıyor hem pazarda satışını gerçekleştiriyor hem de ihracata katkı sağlıyor. Pazara göre ürün seçmesi, Avrupa’ya yönelik üretim yapması çok değerli. Kendisi sürdürülebilir tarımın en güzel örneklerinden biri" dedi. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında yer aldığını vurgulayan Boğatimur, "Aksu’nun her karışında kadın emeği var. Üretimde, paketlemede, satışta kadınlar aktif rol alıyor. Kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler tüm aileye ulaşıyor ve ciddi geri dönüş sağlıyor" diye konuştu. Tarımın zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Boğatimur, sahada edindikleri gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bu iş yıllar süren bir emek gerektiriyor. Çocukların da küçük yaşta üretim sürecine dahil olması sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli. Biz de çiftçilerimize teknik destek sağlamak, özellikle hastalıklarla mücadele ve doğru üretim teknikleri konusunda katkı sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Kadın çiftçilerin her zaman yanında olduklarını belirten Boğatimur, üreticilerin ihtiyaç duydukları her an kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.