ÇEVRE - 18 Nisan 2026 Cumartesi 09:39

KUTSO’da ’Yeşil Dönüşüm: Avrupa Birliği Politikaları ve Türkiye’de Uyum Süreci Eğitimi’

A
A
A
KUTSO’da ’Yeşil Dönüşüm: Avrupa Birliği Politikaları ve Türkiye’de Uyum Süreci Eğitimi’

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (KUTSO) düzenlenen "Yeşil Dönüşüm: Avrupa Birliği Politikaları ve Türkiye’de Uyum Süreci Eğitimi", akademisyen Zeynep Hiçdurmaz’ın sunumuyla yoğun katılımla gerçekleştirildi.


Eğitimde yeşil dönüşüm süreci kapsamlı şekilde ele alınırken; iklim-nötr, net sıfır emisyon ve karbonsuzlaşma gibi temel kavramlar katılımcılara aktarıldı. Üretimden tüketime kadar tüm süreçleri kapsayan karbon ayak izi yaklaşımının önemi vurgulanarak, işletmelerin çevresel etkilerini ölçme ve yönetme gerekliliğine dikkat çekildi.


Programda, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat çerçevesinde ortaya koyduğu politikalar da değerlendirildi. 2050 yılına kadar iklim-nötr kıta olma hedefi, 2030 emisyon azaltım planları ve "Fit for 55" paketi hakkında bilgiler paylaşılırken; Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi uygulamaların özellikle ihracatçı firmalar açısından maliyet ve rekabet unsuru oluşturduğu ifade edildi.


Türkiye’deki yeşil dönüşüm sürecine ilişkin gelişmelerin de ele alındığı eğitimde, 2025 yılında yürürlüğe giren İklim Kanunu ile 2053 net sıfır emisyon hedefinin yasal zemine kavuştuğu belirtildi. Emisyon ticaret sistemine yönelik altyapı çalışmalarının başlatıldığı ve karbon piyasalarının oluşturulması için önemli adımlar atıldığı aktarıldı. 2026 itibarıyla CBAM uygulamasının fiilen başlayacak olmasıyla birlikte yeşil dönüşümün artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulandı.


Eğitimde ayrıca yeşil dönüşümün sanayi ve KOBİ’ler üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yenilenebilir enerji kullanımı ve döngüsel ekonomi uygulamalarının işletmelere hem maliyet avantajı sağladığı hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırdığı ifade edildi. Sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlamayan firmaların ise finansmana erişimde zorluk yaşayabileceği ve raporlama yükümlülüklerinin artacağına dikkat çekildi.


Program kapsamında işletmelerin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yöntemler de paylaşıldı. Fosil yakıt kullanımının azaltılması, yenilenebilir enerjiye yönelim, üretim süreçlerinde dijitalleşme, enerji ve kaynak verimliliğinin artırılması ile karbon yakalama ve depolama teknolojileri gibi başlıklar ele alındı.


Eğitimin önemli başlıklarından biri de finansman ve destek mekanizmaları oldu. Çeşitli kurumlar tarafından sağlanan destekler ile Avrupa Birliği fonları hakkında katılımcılara bilgi verildi.


Katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından eğitim sona erdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Tarsus’un yöresel lezzetleri TADEKA ile kayıt altına alınıyor Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) tarafından yürütülen ’Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, yöreye özgü lezzetler geleneksel tariflerle hazırlanarak kayıt altına alınıyor. Amaç, mutfak kültürünü gelecek nesillere aktarmak. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu’nda (TADEKA), yöresel değerlerin geleceğe taşınması adına çalışmalar devam ediyor. TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulunun, eşsiz ve köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’a özgü yemeklerin belli tarifler içerisinde yapılması ve gelecek nesillere aktarılması adına başlattığı ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine yeni bir halka daha eklendi. Binlerce yıllık köklü bir tarihe sahip olan Tarsus’ta, mutfak kültüründe sıklıkla yapılan yüksük çorbası, Tatar çorbası ve mamül kurabiyesi, TADEKA binası bahçesinde kurulan stantlarda usta ellerde belli tarifler ölçüsünde hazırlandı. Yapım aşamaları kayda alınan ürünler, daha sonra TADEKA üyelerine ikram edildi. Yaklaşık bir yıl önce, yine yöreye has analı-kızlı yemeğiyle başlayan ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesi kapsamında, bugüne kadar lahana sarması, kaynar, vardabit, humus, kokulu çörek, fındık lahmacun gibi birçok lezzet, usta ellerde belli tariflerde yapılıp kayıt altına alındı. "Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle yapıyoruz" TADEKA Turizm ve Gastronomi Kurulu Üyesi Murat Çeliker, yöresel lezzetlerin geleceğe taşınması adına başlattıkları projeye devam edeceklerini kaydederek, "Yöresel yemek hikayelerimizi yaklaşık bir yıldır yapıyoruz. Tarsusi yöresel yemek hikayelerinde bugüne kadar analı-kızlı, vardabit, humus, fındık lahmacunu ve tahinli lahana sarması gibi yemeklerimizi kayıt altına aldık. Bizim projemizin amacı, Tarsus’un yöresel yemeklerini, büyüklerimizden gördüğümüz usullerle ve onların yaptığı şekilde yaparak, nesilden nesile aktarmak" dedi. "Proje sayesinde, yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşıyoruz" ‘Tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri’ projesine destek veren aşçı Seray Uka Keleş, yöreye has Tatar çorbası ve yüksük çorbasının özel yemekler olduğunun altını çizerek, "Tatar çorbası yöresel bir çorbamız. Mersin’in Tarsus ilçesinde, genellikle düğünlerde yapılan bir çorba. Ama kamuoyunda çok bilinmeyen, mantıyla karıştırılan bir yemek. Biz yöresel yemeklerimizi geçmişten geleceğe taşımak adına, böyle çekimler yaparak bunları yaşatıyoruz. Aile içinde zaten mantı ve yüksük çorbasını çok sık yapıyoruz. Annemden öğrendiğim şekliyle yapıyorum. Böyle bir projede olmaktan çok keyif alıyorum. Daha önce de başka yemekleri çekmiştik. Projeyi destekliyorum, o yüzden her yemek etkinliğinde olmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Elazığ Elazığ’da genç kadın, Türkiye’de yetişkin düzeyinde kayıtlara geçen tek hastalıkla mücadele ediyor Elazığ’da yaşayan 1 çocuk annesi Sibel Gezeroğlu Türkiye’de yetişkin düzeyinde kayıtlara geçen tek vaka olan "fumaraz eksikliği" olarak adlandırılan nadir bir hastalıkla mücadele ediyor. Elazığ’da ikamet eden 23 yaşındaki Sibel Gezeroğlu, dünyada çok az kişide görülen ve "fumaraz eksikliği" olarak adlandırılan nadir bir hastalıkla mücadele ediyor. Dört yıldır evli ve bir çocuk annesi olan Gezeroğlu, denge kaybı, şiddetli halsizlik ve yürüme güçlüğü gibi semptomlar nedeniyle günlük yaşamını sürdürmekte zorlanıyor. Daha önce epilepsi teşhisi konulan ancak yapılan araştırmalar sonucu bu teşhisin yanlış olduğu anlaşılan genç kadının durumu, genetik testlerle netlik kazandı. Türkiye’de yetişkin düzeyinde kayıtlara geçen tek vaka olan Gezeroğlu için ileri seviye genetik analizler (WES ve CES) önerildi. Hastalığın kesin tedavisi ve ilacı henüz bulunamazken, aile testleri yaptırmak için uğraş veriyor. Yapılan araştırmalar sonucu fumaraz eksikliği tanısı aldığını ancak kesin teşhisin henüz konulamadığını ifade eden Sibel Gezeroğlu, "4 yıldır evliyim. Zümra adında bir kızım var. Bana fumaraz eksikliği tanısı konuldu ama teşhis değil. O da zorla konuldu çünkü çok araştırdılar, çok uğraştılar ve hala da uğraşıyorlar. Bizim bildiğimiz doğuştan epilepsi rahatsızlığım vardı ama sonra öğrendim ki yanlış teşhismiş. Doktorlarda rahatsızlığımı ve neden yürüyemediğimi sorduğumda ise, yapılan tahlil sonucunda bana fumaraz eksikliğimin olduğunu söylediler. Nasıl bir hastalık olduğunu bilmiyorum ve tedavisinin olmadığını ifade ettiler. İlacı da yok, yöntemide. Denge kaybı yaşıyorum. Başım dönüyor ve çok yorgun ve uykusuz hissediyorum. Bitkinim, neredeyse yatalak gibiyim. Şu an bana WES ve CES analizleri önerildi. Bunları yaptırmak için de para gerekmekte" dedi. Eşinin durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirten Erdal Gezeroğlu ise, "Evlendikten yaklaşık 3 yıl sonra bir çocuğumuz oldu. Çocuk olduktan sonra eşim rahatsızlandı. Biz de epilepsi hastalığı şüphesi ile hastaneye gittik. Doktorlar muayene ettikten sonra bir hafta boyunca eşimi müşahede altına alacaklarını söyledi. Epilepsi dışında başka rahatsızlıkları da olabilir dediler. Bir hafta boyunca kontrol altına aldılar. Oradaki doktorlarımız, genetik test istedi. Genetik test sonucunda eşimin fumaraz eksikliği olduğu ortaya çıktı. Bu da Türkiye’de hatta dünyada nadir görülen bir hastalık. Türkiye’de yetişkin olarak eşim kayıtlardadır. Ayrıca 45 günlük bir bebekte bu hastalık var. Şu anda eşimin genini, soyağacını araştırıyorlar, rahatsızlığını bulmaya çalışıyorlar. Ama doktorların demesine göre, tedavisi de yok ilaçları da. O yüzden durumu gitgide ağırlaşıyor. Yatağa bağlandı desem doğru olur. Bir test daha istiyorlar, bütçemiz de buna el vermiyor. Bu testin yaklaşık 60 bin TL’lik bir masrafı var. Tam sonucu almamız için bu testin yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
İstanbul CANiK, ABD pazarındaki iddiasını büyütüyor ABD pazarında alanında en büyük 4’üncü marka olan CANiK, Florida’daki CANiK USA fabrikasının tam kapasiteye ulaşması ile artan kapasitesinden aldığı güçle yerini sağlamlaştırmak ve yeni hedeflere ulaşmak amacıyla Houston’da düzenlenen NRA Show 2026 fuarına katıldı. ABD bireysel silahlanma pazarının rotasını çizen NRA Show 2026, bu yıl Türk savunma sanayisinin küresel gücü CANiK’in stratejik hamlelerine sahne oldu. Küresel ateşli silahlar sektörünün en prestijli platformlarından biri olan NRA Show, Texas, Houston’da kapılarını açtı. Tüketici eğilimlerinin ve sektör dinamiklerinin belirlendiği bu kritik etkinlikte Samsun Yurt Savunma (SYS Grup) iştiraki CANiK, yerel üretici kimliği ve inovasyon liderliğiyle dikkatleri üzerine çekti. CANiK’in ABD pazarındaki başarısının arkasında, stratejik bir vizyonla hayata geçirilen CANiK USA tesisi yer alıyor. Florida West Palm Beach’te 70 milyon doları aşan bir yatırımla kurulan ve 2025 yılı itibarıyla üretime geçen tesis, 2026 yılında tam kapasitesine ulaşarak kısa sürede büyük bir başarıya imza attı. Bu hamle, markanın sadece ihracat gücünü artırmakla kalmadı, aynı zamanda yerel üretim avantajıyla ABD iç pazarındaki hakimiyetini güçlendirdi. Fuarın bu yılki yıldızı, SHOT Show’daki lansmanıyla büyük ses getiren ve sektör otoritelerinden tam not alan PRIME RADIAN oldu. SHOT Show fuarında satış rekorları kıran bu yeni modelin yanı sıra CANiK, susturucu ve optik alanındaki iddiasını da bir üst seviyeye taşıdı. 10 farklı gelişmiş çözümden oluşan CANiK Optik Programı, tabancalardan keskin nişancı sistemlerine kadar uzanan geniş yelpazesiyle profesyonel kullanıcıların tüm ihtiyaçlarına yanıt veriyor. SYS Grup CEO’su Cahit Utku Aral, şu değerlendirmelerde bulundu: "ABD pazarı, küresel ateşli silah sektörünün kalbini oluşturuyor. Biz de bu gerçekten hareketle ABD pazarını merkeze alan stratejiler, yatırımlara imza attık ve bunların karşılığını fazlasıyla aldık. Bunun sonucunda CANiK olarak ABD pazarında en üst sıralarda yerimizi sağlamlaştırdık. Şimdi hedefimiz, artan üretim kapasitemiz ve müşteri odaklı inovasyonlarımızla daha üst sıralara tırmanmak. Bunun için stratejimize sadık kalarak yeni adımlar atıyoruz. Küresel ticaretteki zorlu koşullara ve tarifelere rağmen, güvenilir marka yapımızla bu süreci bir fırsata dönüştürüyoruz. Houston’daki varlığımız, bu kararlılığın en somut göstergesidir. NRA Show 2026’dan da ABD’deki hedeflerimizi destekleyecek yeni kazanımlarla ayrılacağız."
Bilecik Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, Q1 yayın ve patentle taçlandı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, TEKNOFEST 2024 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması kapsamında Q1 yayın ve patentle taçlandı. BŞEÜ, araştırma-geliştirme ve yenilikçilik alanındaki kararlı yatırımlarının somut sonuçlarını almaya devam ediyor. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gülşah Çongur ve danışmanlığını yürüttüğü Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoteknoloji Anabilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Elif Efe’nin yer aldığı Hi-SENS takımı tarafından geliştirilen proje, TEKNOFEST 2024 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması kapsamında dikkat çekici bir başarıya imza attı. Üniversitenin BARUM altyapısı üzerinden sağladığı analiz desteği ve toplam 88 bin TL’lik maddi katkı, bu nitelikli Ar-Ge projesinin güçlü bir şekilde ilerlemesini sağladı. Zafer Asım Kaplancıklı: "İzlediğimiz stratejilerin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı yaptığı açıklamada, "Göreve geldiğimiz günden bu yana üniversitemizde araştırma kültürünü güçlendirmeye, disiplinler arası çalışmaları teşvik etmeye ve özellikle öğrencilerimizin büyük organizasyonlarda aktif rol almasını sağlayacak bir ekosistem oluşturmaya öncelik verdik. TEKNOFEST gibi platformlarda elde edilen bu tür başarılar, izlediğimiz stratejilerin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hi-SENS takımımızın elde ettiği bu önemli çıktı; planlı destek mekanizmalarının, güçlü altyapı yatırımlarının ve nitelikli insan kaynağına duyduğumuz güvenin bir sonucudur. Yayın ve patent başarısıyla taçlanan bu çalışma, üniversitemizin sadece bilgi üreten değil, ürettiği bilgiyi toplumsal faydaya dönüştüren bir kurum olma hedefinde kararlılıkla ilerlediğini göstermektedir" ifadelerini kullandı. Öte yandan elde edilen bu başarı, üniversitenin yenilikçi projelere verdiği desteğin meyvelerini verdiğini kanıtlarken, gelecekte çok daha büyük bilimsel ve teknolojik atılımların habercisi niteliği taşıyor.