EĞİTİM - 22 Nisan 2026 Çarşamba 09:32

Hisarcık’ta "Gençlik ve Eğitim" konulu konferans

A
A
A
Hisarcık’ta "Gençlik ve Eğitim" konulu konferans

Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde "Gençlik ve Eğitim" konulu konferans düzenlendi.


Kütahya İl Müftüsü İrfan Açık’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlik, Hisarcık İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Program, 2015 yılında Kuveyt’te düzenlenen Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nda dünya birincisi olan Ayasofya-i Kebir Camii İmam Hatibi Hafız Ferruh Muştuer’in Kur’an tilavetiyle başladı.


Gençlerin toplumsal hayata katılımı, eğitim süreçleri, kişisel gelişimleri, akademik başarıları ve geleceğe hazırlanmaları amacıyla düzenlenen konferansta konuşan İl Müftüsü İrfan Açık, hayatın bir "mülk" değil "emanet" olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. İnsanların sahip oldukları makamların, rollerin ve yaşamın kendisinin bir emanet olduğunu belirten Açık, bu emanete sahip çıkmanın önemine dikkat çekti.


Müftü Açık, ayrıca gençlerin arkadaş çevresinin büyük önem taşıdığını ifade ederek, ailelere çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğini dikkatle takip etmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu. Bu sürecin kırıcı olmadan, anlayış ve rehberlik yoluyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.


Konferansa İlçe Müftüsü Hüseyin Demirci, Hisarcık Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burak Kavaslar, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Kilitci, okul müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.


Program Müftü İrfan Açık’ın yaptığı dua ile sona erdi.



Hisarcık’ta "Gençlik ve Eğitim" konulu konferans

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Ceviz kabuğundan yalıtım malzemesi geliştirdi, hedefinde Türkiye birinciliği var Yozgat’ta yaşayan Asaf İsmail Çavuş, atık ceviz kabuğundan çevre dostu yalıtım malzemesi geliştirerek önemli bir başarıya imza attı. Genç yetenek, atık ceviz kabuklarını kullanarak geliştirdiği aktif karbon bazlı biyoyalıtım malzemesiyle beyaz eşya sektöründe yeşil dönüşümün kapılarını aralıyor. Fatma Temel Turhan Bilim ve Sanat Merkezi’nde 5.sınıf öğrencisi olan Asaf İsmail Çavuş, geliştirdiği proje kapsamında, doğada atık olarak kalan ceviz kabuklarını özel işlemlerden geçirerek yüksek performanslı aktif karbona dönüştürdü. Elde edilen bu çevreci materyal, buzdolaplarının yalıtım sistemlerinde kullanılan ve çevreye zarar verebilen mevcut kimyasal malzemelere alternatif olarak geliştirildi. Bu çalışma, yerel kaynakların ileri teknolojiyle birleştiğinde ne denli büyük bir potansiyele sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. "Bu malzeme daha ucuz maliyetli, doğayı daha az kirleten ileri dönüşüm malzemesi olacak" Asaf İsmail Çavuş çalışmasının detaylarını şöyle anlattı: "Projemizin ana amacı ceviz kabuğunun yüksek sıcaklık altındaki dönüşümü ile elde edilecek olan aktif karbon yapısını buzdolaplarına yalıtım malzemesi olarak kullanmak. Ceviz kabuğunu öğütüp kuruttuktan sonra 300 derecede ön yakma yaptık. Sonra kimyasallarla aktive ettik. Aktif karbonumuzu ürettik. Bu malzeme buzdolaplarında yalıtım malzemesi olarak kullanılacak. Böylelikle genelde kullanılan petrol türevli malzemelerden hem daha iyi yalıtım yapacak hem daha ucuz maliyetli olacak hem doğayı daha az kirletecek hem de ileri dönüşüm malzemesi olacak." "Öğrencimizin kendi fikriydi" Fatma Temel Turhan Bilim ve Sanat Merkezi Fen Bilgisi Öğretmeni Figen Kasap Mert projelerinin bölge yarışmasında fizik alanında 7 il arasında birinci olduğunu ifade etti ve "27 Nisan tarihinde de Türkiye finallerinde Ankara’da yarışacak. Bir problemi çözmeye yönelik olarak başladığımız projede bölgede bol bol atık olarak kullanılan ceviz kabuklarını kullandık. Ceviz kabuklarını fizik laboratuvarında bir sürü işlemden geçirerek aktif karbon haline getirdik. Aktif karbon haline getirdikten ve bunu bağlayıcı malzemelerle bağladıktan sonra yalıtım malzemesi haline getirdik. Düzenekleri kurduk. Düzeneklerde ısı yalıtım performansını ölçtüğümüzde bizim aktif karbon olarak elde ettiğimiz ceviz kabuğunun ısı yalıtım performansının daha iyi olduğunu bulduk. Öğrencinin kendi fikriydi. Sadece süreç ve laboratuvar aşamasında destek olduk. Sonrasında güzel bir sunumla bölge birinciliğini almış olduk. Yozgat ili ve çevresinde bu atığın çok kullanılması bizi ceviz kabuğuna iletti. Eğer biz başka bir ilde olsaydık mısır püskülü ya da fındıkkabuğu şeklinde de yapabilirdik" dedi. Sonraki hedefinden ve hayallerinden söz eden Asaf İsmail Çavuş, "Projemiz ileri dönüşüm ve enerji yalıtımı sağlayan bir proje. 27 Nisan tarihinde ülke finallerine gideceğiz. Oradan da dereceyle dönmeyi planlıyoruz. Ailem, arkadaşlarım ve öğretmenlerim çok mutlu oldu. Projemizi geliştirip patent almayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.
Ordu Ordu’da kraliçe arı hamlesi: Arıcılar hem üretecek hem satacak Türkiye’de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu’da, arıcılığın geleceğini güçlendirmek için arıcılara ana (kraliçe) arı üretim eğitimi verildi. Arıcılar, aldıkları eğitim kapsamında hem kendi ana arılarını üretecek, hem de satışını yapabilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde düzenlenen program kapsamında 30 arıcıya ana arı üretim kursu verildi. Teorik ve uygulamalı olarak iki aşamada gerçekleştirilen eğitimlerde kursiyerler, ana arı yetiştiriciliğinin tüm süreçlerini sahada birebir öğrenme fırsatı buldu. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından arıcılar, kendi ana arılarını üretebilecek ve gerekli izinleri almaları halinde ticari olarak ana arı satışı da yapabilecek. Eğitim programı ile Ordu’da ana arı üretiminin artması, arıcılık sektörünün daha da güçlenmesi hedefleniyor. "Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak" Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, kursa 30 arıcının katıldığını belirterek, eğitimlerin hem teorik hem de uygulamalı olarak sürdüğünü söyledi. Ordu’nun arıcılıkta Türkiye’nin lider ili konumunda olduğuna dikkat çeken Çiftçi, "İlimizde yaklaşık 600 bin kovan, 3 binden fazla arıcı ve 18 bin tonun üzerinde bal üretimi bulunuyor. Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak. Kursiyerlerimiz edindikleri bilgilerle hem kendi ana arılarını üretecek hem de izin alarak ticari faaliyet gösterebilecek" dedi. Teorik ve uygulamalı eğitim Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu ise eğitimlerin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye genelinde benzer kursların düzenlendiğini kaydeden Cınbırtoğlu, "Ana arı yetiştiriciliği talimatnamesi kapsamında yürütülen kurslarımızda, arıcılarımıza yüksük yapımından ana arı transferine kadar tüm aşamalar hem teorik hem uygulamalı olarak öğretiliyor" diye konuştu. Kursiyerler de eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, aldıkları bilgiler sayesinde kendi ana arılarını üretebileceklerini ve bu durumun üretimlerine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Trabzon Prof. Dr. Yüksel Çiçek: "Kalp krizinde ilk 1 dakika hayat kurtarıyor" Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizinde ilk 1 dakikanın çok önemli olduğunu belirterek "İlk 1 dakika hayat kurtarıyor. Dakikalar ilerledikçe ölüm riski artıyor. Özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarı başlıyor" dedi. İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, kalp krizi nedeniyle yaşanan ölümlerin doğru tanımlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "Bütün ölümlerin kalp krizinden kaynaklı gibi lanse edilmesi doğru değil" diyen Çiçek "Bu durumları ani kardiyak ölüm olarak tanımlıyoruz" diye konuştu. Ani kardiyak ölümün daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde, belirtilerin başlamasından itibaren bir saat içerisinde kalbin durması ve ölümle sonuçlanması olarak ifade edildiğini belirten Çiçek, bu ayrımın doğru yapılmasının hem farkındalık hem de müdahale açısından kritik olduğunu dile getirdi. Ani kardiyak ölümleri Ani kardiyak ölümlerin yaşa göre farklı nedenlere dayandığını söyleyen Çiçek, "35 yaş altı ile 35-40 yaş üzerindeki vakaları ayırmak gerekiyor. Sebepler birbirinden tamamen farklı. Gençlerdeki her ölümün kalp krizi olarak sunulması doğru değil" ifadelerini kullandı. Bu ayrımın özellikle teşhis ve önleyici yaklaşımlar açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çiçek, yanlış genellemelerin hem toplumda yanlış algı oluşturduğunu hem de risklerin doğru değerlendirilmesini zorlaştırdığını söyledi. 35 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedeninin hipertrofik kardiyomiyopati olduğunu belirten Çiçek, kalp kası sorununun genetik bir hastalığı olduğunu ve özellikle egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabildiğini ifade etti. Bunun yanı sıra doğumsal kalp damar çıkış anomalileri ve genetik ritim bozukluklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyleyen Çiçek, uzun QT, kısa QT ve Brugada sendromu gibi hastalıkların bu grupta öne çıktığını dile getirdi. Çiçek, bu tür ritim bozukluklarının bazı kişilerde uykuda, bazılarında efor sırasında, bazılarında ise ani korku ve stres sonrası ortaya çıkabildiğini belirtti. "Ani ölümün yüzde 90’ı ritim bozukluğu kaynaklı" Çiçek, hangi yaş grubunda olursa olsun ani ölümlerin büyük bölümünün ritim bozukluklarından kaynaklandığını vurgulayarak, "Sonuçta hangi hastalık olursa olsun ani ölümün kaynağı yüzde 90 ventriküler fibrilasyondur" dedi. Kalbin bu durumda normal kasılma düzenini kaybettiğini ve kan pompalayamaz hale geldiğini ifade eden Çiçek, bu nedenle ritim bozukluklarının ani ölümlerde belirleyici rol oynadığını söyledi. 35 yaş üstünde damar tıkanıklığı öne çıkıyor İleri yaş grubunda ise tablonun değiştiğini belirten Çiçek, "35 yaş üzerindeki ani ölümlerin en sık sebebi kalp damar tıkanıklıklarının tetiklediği ritim bozukluklarıdır" ifadelerini kullandı. Bu nedenle özellikle bu yaş grubunda düzenli kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, göğüs ağrısı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi. "Bu ölümleri tamamen önlemek mümkün değil" Tüm önlemlere rağmen ani kardiyak ölümlerin tamamen engellenemeyeceğini ifade eden Çiçek, "Yüzde 100 önlemek mümkün değil ancak bazı hastalarda ICD dediğimiz şoklama cihazları ile bu risk azaltılabiliyor" diye konuştu. Bu cihazların ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak elektrik şoku vererek kalbi yeniden normal ritmine döndürdüğünü belirtti. "Her kalp hastasına uygulanmaz" Şoklama özelliği bulunan kalp pillerinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Çiçek, bu cihazların belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade etti. Hastanın risk durumuna göre karar verildiğini belirten Çiçek, bu nedenle kişiye özel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Kontroller ve taramalar hayati önem taşıyor Prof. Dr. Yüksel Çiçek, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde damar tıkanıklığına yönelik düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi. Genç bireylerde ise genetik nedenlerin ön planda olduğunu belirten Çiçek, bir kez yapılacak detaylı kardiyolojik değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olabileceğini ifade etti. Riskli durumların erken tespit edilmesi halinde gerekli tedavi ve takiplerin yapılabileceğini vurguladı. "Herkes potansiyel aday" Çiçek, ani kardiyak ölümlerin herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabileceğini belirterek "Ne yaparsak yapalım bu durumu tamamen ortadan kaldıramayız. Hepimiz potansiyel adayız" dedi. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, erken müdahalenin hayati rol oynadığını ifade etti. Ani kalp durması durumunda ilk müdahalenin kritik olduğunu söyleyen Çiçek, "İlk 30 saniye ile 1 dakika içerisinde müdahale edilirse yüzde 99 geri dönüş sağlanır" dedi. Dakikalar ilerledikçe riskin hızla arttığını belirten Çiçek, özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarının başladığını ifade etti. "Defibrilatör her yerde olmalı" Toplumda defibrilatör kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Çiçek, bu cihazların yalnızca hastanelerde değil, AVM’lerde, statlarda ve iş yerlerinde de bulunması gerektiğini söyledi. Cihazların kullanımının oldukça basit olduğunu ifade eden Çiçek, "Cihaz ritmi tanıyor ve elektrik şoku vererek kalbi yeniden çalıştırıyor" dedi. İlk müdahalenin ardından profesyonel sağlık desteğinin şart olduğunu belirten Çiçek, "Mutlaka 112 aranmalı ve hasta hastaneye ulaştırılmalıdır" ifadelerini kullandı.