Yerel Haberler
Konya
Anne ve babasını öldüren zanlı parkta eli kanlı bulunmuş 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:31:04 Konya’da tartıştığı anne ve babasını bıçaklayarak öldüren hukuk fakültesi öğrencisi olduğu öğrenilen zanlının olay sonrası parkta eli kanlı şekilde beklediği sırada yakalandığı ortaya çıktı. Katil zanlısı oğul gözaltına alınırken, hayatını kaybeden çiftin cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay, öğle saatlerinde merkez Meram ilçesi Havzan Mahallesi Benekli Sokak üzerinde bulunan 3 katlı bir binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hukuk fakültesi öğrencisi olduğu öğrenilen 22 yaşındaki C.D. henüz belirlenemeyen nedenle annesi Nazife Dinçer ve babası Gökhan Dinçer ile tartışmaya başladı. Tartışma sonrası C.D. mutfaktan aldığı bıçakla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde memur olan anne ve babasını bıçaklayarak evden ayrıldı. Evlerine yakın bir parkta eli kanlı şekilde oturan kişi olduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri elinin neden kanlı olduğunu sorması üzerine katil zanlısı C.D.’nin ’anne ve babamı öldürdüm, evdeler’ demesi üzerine eve polis ve sağlık ekiplerinin sevk edildiği ve ekiplerin adrese ulaşmasının ardından anne ve babayı kanlar içerisinde bulduğu öğrenildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Gökhan Dinçer ve eşi Nazife Dinçer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Şüpheli C.D., ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Olay yerinde incelemelerin ardından çiftin cansız bedenleri otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili tahkikat sürüyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:34 İlkokul öğrencisi minik kız kitap yazdı Konya’da ilkokul 3’üncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Elif, hayal gücü ve azmiyle Japonya’yı konu alan hikaye kitabını yazdı. Minik yazar, hedefinin kaleme aldığı ülkeyi gezmek ve ünlü bir yazar olmak olduğunu söyledi. Konya’da yaşayan 9 yaşındaki Elif Liya Taşan, okuduğu kitaplardaki anlamını bilmediği cümlelerden etkilenerek hayali olan yazarlığı küçük yaşta başarmak için çalışmaya başladı. Fikirlerini ailesiyle paylaşan Elif Liya, geçtiğimiz yıl henüz 2. sınıftayken "Işık Japonya’da" isimli kitabını kaleme aldı. Japon kültürüne olan ilgisini hikayeye dönüştüren Elif Liya’nın kitabı, kısa sürede çevresinden büyük ilgi gördü. Minik yazar, Japonya’ya gitmeyi istediği için araştırmalarını bu yönde geliştirerek hikayesini yazdığını anlattı. Elif Liya Taşan, okuduğu kitaplardaki cümlelerin kendisini çok meraklandırdığını belirterek, "Ben de kendime bir harita çizdim ve kitabı yazmaya başladım. Bu zamanda beni en çok etkileyen Japonya’nın gezilmesi gereken yerleriydi. Örneğin ben en çok Disneyland’a gitmeyi isterim. Çünkü oradaki aletler, oyuncaklar beni çok etkiledi. Bu hikaye kitabı Japonya’da gezilmesi gereken yerleri anlatıyor. Oyun oynamayı severim, gezmeyi de severim ama 7/24 oyun oynamak veya gezmek yerine daha çok kitaba da vaktimi ayırıyorum. Hedefim, ünlü bir yazar olmak ve bu zamanda ise derslerimde başarılı olmak. Hayallerim de bilgisayar mühendisliğini bitirmek, bilim insanı olmak ve Cumhurbaşkanı olmak. Valime ve Belediye Başkanıma kitabımı vermeyi çok isterim. Çünkü onlar belki okuyunca beni Japonya’ya götürebilirler. Japonya’ya gitmeyi gerçekten çok isterim" dedi. "Başarı bence yaşa bakmıyor" Çevresinden çocuklarının daha küçük olduğu eleştirisi aldıklarını anlatan anne eczacı Nurgül Delice Taşan, "Her zaman aktif bir çocuk. Kitaplarla, kalemlerle arası her zaman iyiydi. Hayal dünyası çok geniş bir çocuktur. Bir gün kitap yazacağını söyledi. Biraz ilerledikten sonra da baktım hem araştırıyor hem yazıyor. Ben de ‘tamam anneciğim söz veriyorum bunu bastıralım’ dedim o şekilde ilerledik. Duyduğum gurur ve mutluluğu kelimelerle ifade etmem çok zor. Sonuçta her çocuğun bir hayali var evet ama bu emekler bir kitaba dönüştü. Tabii ki çok gururlu ve mutluyuz. Çevremizden daha çok küçük, daha sonraya ertelenmesini söyleyenler oldu ama sonuçta desteklemek önemliydi. Destekledik ve başardı. Başarı bence yaşa bakmıyor" şeklinde konuştu. Baba Ali Taşan ise "Bir gün akşam eve geldim Elif dedi ki, ‘baba ben kitap yazmaya karar verdim’. Annesine çok teşekkür ederim bu süreçte. Annesi çocuklarım ikisi de dünyaya geldiğinden beri onlara hep kitap okur. Kitap alışkanlığını ondan kazandılar. Ben çok kitap okuyucusu bir ebeveyn değilim normalde ama bu beni çok mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Biz de yanında olduk, destek olduk. Bu süreçte daha küçük dediler, cümleleri tamamlayamaz şeklinde iletişim oldu ama biz her zaman yanında olduk. Önemli olan bu süreçte onun düşünceleriydi, yapmak istedikleriydi. Biz de anne ve baba olarak her zaman yanında olduk. Kitabını bastırdık, okulda söyleşi yapıldı. Çok gururluyum kelimelere de sığmıyor gerçekten" diye konuştu.
Çocukların zorlu mücadelesi ‘Akran zorbalığı’nın temeli evde atılıyor
03 Ocak 2026 Cumartesi - 13:08 Çocukların zorlu mücadelesi ‘Akran zorbalığı’nın temeli evde atılıyor Son zamanlarda çocuklar arasında yaşanan büyük sorunların başında gelen akran zorbalığına karışı uzmanlar, zorbalığın temelinin aile içi bağlantılar olduğuna dikkat çekerek, akran zorbalığının önlenmemesi sonrası depresyonla başlayan toplumsal suçlara yönelmelerin arttığını vurguladı. Akran zorbalığı son yıllarda sosyal medyada yayınlanan olumsuz video içerikleri ve şiddet oyunları nedeniyle özellikle çocuklar arasında artış gösteriyor. Çocuklar arasında büyük boyutlara ulaşan akran zorbalığı olarak bilinen sözlü, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan çocuklar ileri yaşlarda ise daha büyük sorunlarla karşılaşabiliyor. "Akran zorbalığı aslında okullarda temeli atılan bir şey değildir" Akran zorbalığının temeli evde atıldığına dikkat çeken Psikolog Emine Fener, "Akran zorbalığı aslında okullarda temeli atılan bir şey değildir, evlerde oluyor. Çocukların evde sosyal öğrenme ve rol model alma dediğimiz kısımlarda, alay, küfretme, aile içi şiddet gibi durumlarda çocuk bunları evde öğreniyor ve okulda gücünün yettiği kişilere otorite sağlayarak uyguluyor. Burada en büyük görev aslında ebeveynlere düşüyor. Evdeki tutumları, davranışları gibi sorunlarda ailelerin dikkat etmesi gereken durumları oluyor. Okula taşıdıktan sonra bu zorbalık da ilk başta sorunu anlatmıyorlar öğretmenlerine ve arkadaşlarına. Uzun bir süreçte kendi içlerinde yaşıyorlar sorunlarını, daha sonrasında depresyon gibi durumlar, içe kapanma, sınıfta en arkaya oturma gibi sorunlarda öğretmenler bunu fark edebiliyor, sonrasında aileyle görüşüyorlar ya da uzmanlara yönlendiriyorlar. Ama bizim burada öğretmenlere ve ebeveynlere en çok fazla önerdiğimiz şeylerden zorbalığa uğramış bir çocuğun duygularını önemsemek; işte bir sorun yaşadıklarında onları önemseyip onlara bakmalı ve hangi sorun yaşadılarsa bunlar dinlemeli. En çok tespit ettiğimiz durumlardan biri, ’öğretmenim beni dinlemiyor ki, öğretmenim işte ben zorbalık gördüm ama öğretmenim bunu kale almıyor" gibi şeyler oluyor. Burada öğretmenleri bu tür çocuklarımızı dinlemelerini tavsiye ediyoruz" dedi. "Akran zorbalığı ile suça meyilli insanları yetiştirmek olmuş oluyor" Akran zorbalığının aile içinde sağlanan iletişim ile engellenebileceğine dikkat çeken Emine Fener, "Aile içinde de aile içi çatışmalarına dikkat etmeliyiz. Çocuğun önünde alaylı küfürlü kelimeler kullanmamalıyız ve ailelerde çocuklara dinlenilecek bir ortam sunulması, onların duygularına saygı duyulması ve onlara özgüven ortamı oluşturulması gerekiyor. Akran zorbalığında aile destek olduğu süreçte çocuk susmaz ve kendini ifade edebilir, konuşabilir. Çok fazla şiddete meyilli olabilirler yaşları büyüdükten sonra ya da içeriğine kapanık depresyon dediğimiz şeyler ki bu dönemde çok fazla var, depresyon gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu çocukların normali bu olduğu için aslında suça meyilli olarak ortaya çıkıyorlar, olaylar bu yönde gelişmiş oluyor. Ebeveynlere de seminerler düzenlememiz gerek sadece çocuklara değil. Çünkü yani bizim temelimiz aslında ebeveynlerden başlıyor. Ebeveynleri düzeltirsek onların konuşmalarını davranışlarını, aile içi iletişimi düzenlersek çocuklar da kendileri düzenlemiş olurlar. Yoksa akran zorbalığının sonucu olarak şu anki gördüğümüzde olduğu gibi bir sürü suça meyilli insanı yetiştirmek olmuş oluyoruz" ifadelerini kullandı. "Herkes bu duruma uğramış veya uğruyor olabilir" Zorbalığa karşı destek çağrısı yapan Psikolog Fener, "Akran zorbalığı bir hastalık değildir, öğrenilmiş bir durumdur. Bizim ailelere tavsiyemiz, çocuğunuz eğer bu gibi durumlara uğradıysa onun üstünü kapatmak ya da duygularına önemsememek değil, aksine ona destek çıkmak, gerekirse uzmandan yardım almak, öğretmenleriyle görüşmek ve ona yardım etmektir. Herkes bu duruma uğramış veya uğruyor olabilir. Bizim elimizden gelen onlara yardım etmek ve onlara destek çıkmaktır. Ve çocuklarımız başarısız diyoruz ama başarısızın altına neler yatıyor, akran zorbalığına uğramış bir çocuk zorbalıkla mücadele etmek adına derslerine çalışamayabilir. Sınavlara kendisini vermeyebilir. Bu yüzden de bunu tek çocuğun başarısızlığı olarak değil, aslında gelecekte bir birey olarak topluma bir başarısız kişi olarak karışacağı için toplum olarak görmemiz gerekiyor. Akran zorbalığı bireysel bir başarısızlık değil, toplumun bir başarısızlığıdır" diye konuştu.
Meke Krater Gölü beyaz gelinliğini giydi, kartpostallık manzaralar oluştu
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:17 Meke Krater Gölü beyaz gelinliğini giydi, kartpostallık manzaralar oluştu Konya’nın Karapınar ilçesinde bulunan Meke Gölü, kar yağışının ardından beyaz gelinliğini giyerek kartpostallık manzaralar oluşturdu. Meke Krater Gölü, fotoğrafçılar, doğa tutkunları ve tatilcilerin büyük ilgisini çekiyor. Meke Gölü çevresinde yürüyüş yapan vatandaşlar, karın beyaz örtüsünün gölde oluşturduğu manzarıyı cep telefonlarıyla fotoğrafladı. Karla kaplanan göl, eşsiz güzellikteki görüntüsüyle doğaseverleri kendine çekti. Fotoğraf tutkunları, gölün sakin havası ve karın yansımasıyla kartpostallık fotoğraflar yakaladı. Meke Krater Gölü’nün doğal yapısı ve karla örtülmesi, sadece yerli turistleri değil, aynı zamanda yurt dışından gelen misafirlerinde dikkatini çekti. Almanya’dan gelen bir aile, göl kenarında kamp yaparak doğanın keyfini çıkardı. Ziyaretçiler, soğuk havaya rağmen gölün güzelliklerini izleyerek, karla kaplı doğada eğlenceli anlar geçirdi. Selçuk Üniversitesi Karapınar Aydoğanlar MYO öğrencisi İsmail Haktan Dayı, "İlk defa Meke Gölü’ne geldim ve burayı çok beğendim. Dünyanın dört bir yanından turistler burayı ziyaret ediyor. Bizim yerli turistlerin de burayı görmesi gerekiyor. Karla birlikte göldeki manzara gerçekten muazzam olmuş" dedi. Bir diğer öğrenci Eyüp Zafer de, "Arkadaşlarla Meke Gölüne geldik, yemek yedik, çay içtik. Bu muazzam doğal güzelliğin karla kaplanmasını görmek bizleri çok mutlu etti. Yurt dışından da birçok turist burayı ziyaret ediyor. Herkesi buraya bekleriz" ifadelerini kullandı.
Akranın kafasına taşla vuran çocuğa 9 yıla kadar hapis cezası
03 Ocak 2026 Cumartesi - 11:46 Akranın kafasına taşla vuran çocuğa 9 yıla kadar hapis cezası Konya’da okul arkadaşının kafasına taşla vurduğu iddiasıyla tutuklanan çocuk, hakkında hazırlanan iddianamede ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 5 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Olay, geçtiğimiz 8 Aralık 2025 günü saat 15.30 sıralarında Aşkan Mahallesi Yeni Meram Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, okul arkadaşı olan Hasan Berat G. (13) ile T.F. (13) arasında yürürken tartışma çıktı. Mağdur Hasan Berat G.’nin ifadesine göre, arkadaşı T.F. önce ağaç dalı ile ayağına vurdu, ardından taş attı. Hasan Berat G.’nin "Neden böyle yapıyorsun?" diyerek tepki göstermesi üzerine T.F., yerden aldığı büyük bir parke taşını arkadaşının başına vurdu. Hastanede tedavi altına alınan çocuğun parçalanan kafatası ise titanyum parçalarla yeniden oluşturuldu. Olay sonrası ailesiyle birlikte şikayetçi olan Hasan Berat G.’nin beyanı üzerine soruşturma başlatıldı. Şüpheli çocuk yeniden tutuklandı Emniyet birimlerince yakalanan suça sürüklenen çocuk T.F., 9 Aralık’ta sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı. Yaklaşık bir hafta cezaevinde kalan çocuk, 15 Aralık’ta haftada bir kez imza atma ve yurt dışı çıkış yasağı şeklinde uygulanan "adli kontrol" kararıyla tahliye edildi. Ancak soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığı’nın 19 Aralık tarihli yeni talimatı doğrultusunda T.F. tekrar gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen T.F., çıkarıldığı mahkemece yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma tamamlandı Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hasan Berat Güldağı’nın başına taşla vurup ağır yaraladığı olayla ilgili soruşturma tamamlandı. ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ve şüpheli şahsın yaşının da küçük olması sebebiyle cezasının 5 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Düzenlenen iddianameye göre şüpheli T.F., Hasan Berat Güldağı’nın ayağına önce odun parçasıyla vurdu. Ardından da yine ayağına taş attı. Ayağı acıyan Hasan Berat, ‘neden böyle bir şey yaptın’ sorusu üzerine ise T.F. bu kez taşı alarak kafasına vurdu. Ardından da olay yerinden uzaklaştı. Yaralanan Güldağı ise kemik kırığı oluşacak şekilde ağır şekilde yaralandı. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Arkadaşını başından taş ile yaralayan şüpheli T.F’nin alacağı maksimum ceza ise 7 yıl olacağı öğrenildi.
SÜ Diş Hekimliği Fakültesinde ilk muayeneler randevusuz yapılıyor
02 Ocak 2026 Cuma - 14:53 SÜ Diş Hekimliği Fakültesinde ilk muayeneler randevusuz yapılıyor Selçuk Üniversitesi (SÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, ilk başvuru ve muayene hizmetlerini randevusuz olarak gerçekleştiriyor. Hastalar; Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalına doğrudan başvurarak ilk muayenelerini olabiliyor. 1987 yılında kurulan ve 1988 yılında 44 öğrenciyle hasta ve eğitim faaliyetlerine başlayan Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, bugün 3 bloktan oluşan 12 bin metrekarelik kapalı alanıyla Konya ve çevresine sağlık güvencesi sunuyor. Fakültede diş hekimliğine özgü 8 ana bilim dalında hem eğitim hem de sağlık hizmetleri yürütülüyor. Fakültede ayda ortalama 524 ameliyat gerçekleştirilirken 2025 yılında yapılan ameliyat sayısı yaklaşık 6 bin 300’e ulaştı. Fakültenin Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalında ise hastalara randevusuz ilk muayene imkanı sunulmaya başlandı. Teşhislerin gelişmiş görüntüleme teknikleriyle yapıldığını ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Tosun, "Hastalarımızın muayeneleri röntgen ve dental tomografi ile gerçekleştiriliyor. Ardından öncelik sırasına göre planlanmış tedavi kartı düzenleniyor. Hastalarımız bu kartla diğer ana bilim dallarından randevularını alarak tedavilerine devam edebiliyor" dedi. Protetik ve restoratif tedavilerde modern teknolojilerle hizmet verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Tosun, "Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalımız, 15 ve üzeri yaş grubu hastalarımıza hizmet vermekte. 0-15 yaş grubu ise Çocuk Diş Hekimliği olarak isimlendirilen ana bilim dalımızdan hizmet almakta. İleri Uygulamalar Kliniğimizde 65 yaş üstü hastalarımıza, engelli hastalarımıza ve akademik personelimize hizmet vermekteyiz. Fakültemizin dışa açılan bir diğer kapısı da ek bina olarak isimlendirdiğimiz Yazır Bölgesi’nde bulunan kliniğimizdir" diye konuştu. Dijital diş hekimliği uygulamalarını yakından takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Tosun, "Entegre kliniği olarak isimlendirdiğimiz kliniğimiz, 5. dönem öğrencilerimizin çalışma imkanı bulduğu kliniktir. Bu klinikte öğrencilerimiz hastaların ilk muayenesini, restoratif işlemlerini, kanal tedavilerini ve protetik işlemlerini tamamlayarak iyi bir eğitim almaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
Konya Büyükşehir’den 282 kilometre yeni su ve kanalizasyon şebekesi
02 Ocak 2026 Cuma - 14:22 Konya Büyükşehir’den 282 kilometre yeni su ve kanalizasyon şebekesi Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, şehir genelinde altyapı yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 31 ilçede ihtiyaçlar doğrultusunda su ve kanalizasyon altyapı hizmetlerinin planlı ve sürdürülebilir bir şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Bu kapsamda KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün son bir yıl içerisinde 181,2 kilometre yeni su şebekesi ile 43,7 kilometre su ıslahı ve deplase çalışmasını tamamladığını kaydeden Başkan Altay, ayrıca bu süreçte 50,1 kilometre yeni kanalizasyon şebekesi hattı ile 6,9 kilometre kanalizasyon ıslah ve deplase çalışması yapıldığını kaydetti. Konya gibi geniş bir coğrafyada güçlü ve sürdürülebilir su ve kanalizasyon altyapısı oluşturmanın en öncelikli hedeflerimiz arasında bulunduğunu kaydeden Başkan Altay, "Her geçen gün merkez ve ilçelerimizde su ve kanalizasyon şebeke ihtiyacını belli bir plan ve program doğrultusunda minimize ediyoruz. İhtiyaç duyulan bölgelerde şebeke hattı oluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Modern altyapı, güçlü şebeke Başkan Altay, KOSKİ tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; ekonomik ömrünü tamamlamış su ve kanalizasyon hatlarının yenilendiğini, öte yandan yeni yerleşim alanlarının kanalizasyon şebekesi ve içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla da modern ve uzun ömürlü altyapı sistemlerinin devreye alındığını ifade etti. Islah ve deplase çalışmalarıyla mevcut hatların güvenli hale getirildiğini ve fiziki su kayıplarının önüne geçildiğini vurgulayan Başkan Altay, "Yaptığımız yatırımlar yalnızca bugünü değil, Konya’nın geleceğini de güvence altına alıyor. Her bir metre su ve kanalizasyon hattı, gelecek nesillerimize bırakacağımız bir emanettir. KOSKİ’nin sahada titizlikle yürüttüğü çalışmalar sayesinde, suyumuzu daha verimli kullanıyor, kayıpları minimize ediyor ve kaynaklarımızı koruyoruz" ifadelerini kullandı. KOSKİ Genel Müdürlüğü, fiziki altyapı yatırımlarının yanı sıra dijital izleme ve kontrol sistemleriyle de su yönetimini güçlendiriyor. Akıllı ölçüm sistemleri, basınç yönetimi ve saha analizleriyle kayıp-kaçak noktaları hızlı şekilde tespit edilerek anında müdahale ediliyor.
Konya’da evde kaçak klinik operasyonu
02 Ocak 2026 Cuma - 12:04 Konya’da evde kaçak klinik operasyonu Konya’da yetkisiz ve izinsiz şekilde kaçak klinik kurularak sağlık hizmeti verilen eve polis tarafından operasyon düzenlendi. Evde yapılan aramalarda, çok sayıda yurt içi ve yurt dışından temin edilen ilaçlar ile tıbbi malzemeler ele geçirildi, 1 kişi gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Konya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, merkez Meram ilçesinde bir evde yetkisiz ve izinsiz şekilde sağlık hizmeti verildiğinin tespit edilmesinin ardından adrese operasyon düzenlendi. Adreste yapılan detaylı aramalarda, evin kliniğe dönüştürüldüğü belirlendi. Operasyon çerçevesinde 3 bin 551 adet enjektör gibi tıbbi malzeme, bin 970 adet gümrük kaçağı ilaç, 402 adet serum ve hap ile 8,5 kilogram toz ilaç (borik asit, salisilik asit) ele geçirildi. Evde ayrıca profesyonel sağlık kuruluşlarında bulunan cihazlar ise dikkat çekti. Aramalarda, 1 adet ozon makinesi, 1 adet elektro terapi cihazı, 1 adet yağ ayırıcı damıtma cihazı, 1 adet ısı veren cihaz, hasta sedyesi, oksijen tüpü ve serum askısına el konuldu. Ele geçirilen cihaz ve malzemeler muhafaza altına alınırken, halk sağlığını tehlikeye atan kaçak klinik faaliyeti durduruldu. Operasyonun ardından, izinsiz sağlık hizmeti verdiği belirlenen 1 şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheli hakkında KOM Şube Müdürlüğü tarafından adli ve idari işlem başlatıldı. Yetkililer, bu tür usulsüz ve sağlıksız ortamlarda verilen hizmetlere karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu.