Yerel Haberler
Konya
İlkokul öğrencisi minik kız kitap yazdı 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:34:57 Konya’da ilkokul 3’üncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Elif, hayal gücü ve azmiyle Japonya’yı konu alan hikaye kitabını yazdı. Minik yazar, hedefinin kaleme aldığı ülkeyi gezmek ve ünlü bir yazar olmak olduğunu söyledi. Konya’da yaşayan 9 yaşındaki Elif Liya Taşan, okuduğu kitaplardaki anlamını bilmediği cümlelerden etkilenerek hayali olan yazarlığı küçük yaşta başarmak için çalışmaya başladı. Fikirlerini ailesiyle paylaşan Elif Liya, geçtiğimiz yıl henüz 2. sınıftayken "Işık Japonya’da" isimli kitabını kaleme aldı. Japon kültürüne olan ilgisini hikayeye dönüştüren Elif Liya’nın kitabı, kısa sürede çevresinden büyük ilgi gördü. Minik yazar, Japonya’ya gitmeyi istediği için araştırmalarını bu yönde geliştirerek hikayesini yazdığını anlattı. Elif Liya Taşan, okuduğu kitaplardaki cümlelerin kendisini çok meraklandırdığını belirterek, "Ben de kendime bir harita çizdim ve kitabı yazmaya başladım. Bu zamanda beni en çok etkileyen Japonya’nın gezilmesi gereken yerleriydi. Örneğin ben en çok Disneyland’a gitmeyi isterim. Çünkü oradaki aletler, oyuncaklar beni çok etkiledi. Bu hikaye kitabı Japonya’da gezilmesi gereken yerleri anlatıyor. Oyun oynamayı severim, gezmeyi de severim ama 7/24 oyun oynamak veya gezmek yerine daha çok kitaba da vaktimi ayırıyorum. Hedefim, ünlü bir yazar olmak ve bu zamanda ise derslerimde başarılı olmak. Hayallerim de bilgisayar mühendisliğini bitirmek, bilim insanı olmak ve Cumhurbaşkanı olmak. Valime ve Belediye Başkanıma kitabımı vermeyi çok isterim. Çünkü onlar belki okuyunca beni Japonya’ya götürebilirler. Japonya’ya gitmeyi gerçekten çok isterim" dedi. "Başarı bence yaşa bakmıyor" Çevresinden çocuklarının daha küçük olduğu eleştirisi aldıklarını anlatan anne eczacı Nurgül Delice Taşan, "Her zaman aktif bir çocuk. Kitaplarla, kalemlerle arası her zaman iyiydi. Hayal dünyası çok geniş bir çocuktur. Bir gün kitap yazacağını söyledi. Biraz ilerledikten sonra da baktım hem araştırıyor hem yazıyor. Ben de ‘tamam anneciğim söz veriyorum bunu bastıralım’ dedim o şekilde ilerledik. Duyduğum gurur ve mutluluğu kelimelerle ifade etmem çok zor. Sonuçta her çocuğun bir hayali var evet ama bu emekler bir kitaba dönüştü. Tabii ki çok gururlu ve mutluyuz. Çevremizden daha çok küçük, daha sonraya ertelenmesini söyleyenler oldu ama sonuçta desteklemek önemliydi. Destekledik ve başardı. Başarı bence yaşa bakmıyor" şeklinde konuştu. Baba Ali Taşan ise "Bir gün akşam eve geldim Elif dedi ki, ‘baba ben kitap yazmaya karar verdim’. Annesine çok teşekkür ederim bu süreçte. Annesi çocuklarım ikisi de dünyaya geldiğinden beri onlara hep kitap okur. Kitap alışkanlığını ondan kazandılar. Ben çok kitap okuyucusu bir ebeveyn değilim normalde ama bu beni çok mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Biz de yanında olduk, destek olduk. Bu süreçte daha küçük dediler, cümleleri tamamlayamaz şeklinde iletişim oldu ama biz her zaman yanında olduk. Önemli olan bu süreçte onun düşünceleriydi, yapmak istedikleriydi. Biz de anne ve baba olarak her zaman yanında olduk. Kitabını bastırdık, okulda söyleşi yapıldı. Çok gururluyum kelimelere de sığmıyor gerçekten" diye konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 16:57 Merkez Bankası Başkanı Karahan KTO’yu ziyaret etti Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Fatih Karahan, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ve oda yönetimi ile bir araya geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan, Konya Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen "TCMB Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm Toplantısı" öncesinde, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ve oda yönetimi ile bir araya geldi. Konya Ticaret Odası’nda gerçekleşen ziyarette; Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeler, reel sektörün beklentileri, üretim hayatında yaşanan gelişmeler ve iş dünyasının değerlendirmeleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyarette konuşan Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan’ı Konya’da ve Konya Ticaret Odası’nda ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade ederek, iş dünyası ile ekonomi yönetimi arasında sürdürülen istişare kültürünün son derece kıymetli olduğunu söyledi. Öztürk, özellikle Anadolu şehirlerinin üretim gücünün korunması, reel sektörün beklentilerinin doğrudan paylaşılması ve ekonomik süreçlerin ortak akılla değerlendirilmesi açısından gerçekleştirilen temasların büyük önem taşıdığını belirterek, ziyaretleri dolayısıyla Dr. Fatih Karahan’a teşekkür etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan da ev sahiplikleri dolayısıyla Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’e ve oda yönetimine teşekkür ederek, Konya iş dünyasıyla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti.
15 Mayıs 2026 Cuma - 16:56 Konya’da hırsızlık olaylarına karışan 5 kişi tutuklandı Konya’da 2 farklı hırsızlık olayının aydınlatılması için yapılan çalışmalarda, 2 araçtan altın ve inşaat malzemesi çalınması olaylarına karışan 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, 10 Mayıs günü Selçuklu ilçesi Horozluhan Mahallesi Hırka Sokak’ta bir araçtan 216 bin lira değerinde 25 gram altın, 4 adet çeyrek altın ve 1 adet gümüş tespih çalındığı ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan çalışmalarda arızalanan aracı çekiciyle tamirciye götürdükleri ve aracın çekiciden indirildiği esnada hırsızlık olayının gerçekleştiği belirlendi. Olayla bağlantılı oldukları tespit edilen D.S. (21), T.Ç. (26) ve Y.B.G. (26) gözaltına alındı. Ele geçirilen gümüş tespih araç sahibine iade edildi. 2 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken adliyeye sevk edilen D.S. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Meram ilçesi Bahçeşehir Mahallesi Şehit Harun Yıldırım Sokak’ta meydana gelen bir diğer olayda ise park halindeki bir kamyonetin kasa kilidi kırılarak 45 bin lira değerinde inşaat malzemesi çalındı. Güvenlik kameralarını incelemeye alan Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, hırsızlığı gerçekleştiren E.B. (20), M.A.U. (23), İ.G. (21) ve K.B.K.’yi (22) çaldıkları malzemeleri satamadan yakaladı. Ele geçirilen 27 bin lira değerindeki inşaat malzemesi sahibine teslim edildi. Gözaltına alınan 4 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Konya’da jandarma 2025’te suçlulara geçit vermedi
13 Ocak 2026 Salı - 13:54 Konya’da jandarma 2025’te suçlulara geçit vermedi Konya’da jandarma ekipleri 2025’te çok sayıda operasyona imza atarak suç ve suçluluk faaliyetlerinin önüne geçti. 2025 yılı içerisinde jandarma bölgesinde 10 bin 911 asayiş olayı meydana gelirken, olaylarda 2024 yılına göre yüzde 14,05 düşüş gerçekleşti. Meydana gelen asayiş olaylarının aydınlatma oranı yüzde 99.66 olurken, aydınlatma oranı 2024 yılına göre yüzde 0.25 arttı. 2025 yılı içerisinde hapis cezasına göre 2 bin 632, ifade almaya yönelik bin 922 olmak üzere 4 bin 554 şahıs yakalandı. 2024 yılına göre hapis cezasına yönelik yakalamada yüzde 77 artış sağlandı. 2025 yılı içerisinde Plaka Tanıma Sisteminden (PTS) 39 milyon 75 bin 321 araç geçiş yaptı. Bin 663 araca ikaz verilerek bin 628 araç yakalandı. 2024 yılına göre yakalanan araç sayısında yüzde 33 artış sağlandı. Mobil Plaka Tanıma Sisteminden (MPTS) 350 bin 442 araç geçiş yaptı. 23 araca ikaz verilirken, 20 araç yakalandı. 2024 yılına göre yakalanan araç sayısında ise yüzde 59 artış sağlandı. Jandarma ekipleri tarafından 2025 yılı içerisinde 1 yerel ve 1 ulusal olmak üzere 2 organize suç çetesine operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda gözaltına alınan 100 şüpheliden 55’i tutuklanırken, 43’ü adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. 2024 yılına göre yapılan operasyon sayısı aynı seviyede kalırken, gözaltına alınan şahıs miktarında yüzde 100 artış sağlandı. Narkotik suçlarla mücadelede 507 operasyon Narkotik suçlarla mücadelede jandarma ekipleri tarafından 2025 yılı içerisinde 507 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda gözaltına alınan 113 şüpheliden 85’si tutuklanırken, 28’i adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. 2024 yılına göre yapılan operasyon sayısında yüzde 36, gözaltına alınan şahıs miktarında ise yüzde 15 artış sağlandı. Yapılan operasyonlar kapsamında; 25 bin 715 gram esrar, 4 bin 267 gram metamfetamin, 3 bin 198 gram bonzai, 10 bin 629 gram skunk, 3 bin 670 adet extasy, 402 bin 136 kök kenevir, 32 bin 173 adet sentetik ecza, 248 gram kokain, 202 gram eroin, 159 adet captagon, 839 bin 630 kök haşhaş ele geçirildi. 2025 yılında önceki yıla göre operasyonlarda ele geçirilen malzemelerde önemli ölçüde artış sağlandı. Kaçakçılıkla mücadele Jandarma ekipleri tarafından 2025 yılı içerisinde kaçakçılara 154 ayrı operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alınırken, 9 şüpheli tutuklandı. 9 şüpheli ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Yapılan operasyonlar neticesinde; 4 bin 66 litre alkollü içki, 11 bin 354 paket sigara, 120 bin 380 adet makaron, 16 bin 249 kilogram tütün (kıyılmış/açık/nargile), bin 226 adet sikke, 346 adet eski eser, 254 adet tabanca, 68 adet tabanca, 811 adet av tüfeği ele geçirildi. Yakalanan malzemelerden dolayı önlenen vergi kaybı tutarı 7 milyon 500 bin TL olduğu belirtildi. Jandarma ekipleri 2025 yılında mali suçlar kapsamında 94 ayrı operasyon yaptı. Bu operasyonlarda gözaltına alınan 6 şüpheliden 6’sı tutuklanırken, 2024 yılına göre yapılan operasyon sayısında yüzde 40, gözaltına alınan şahıs miktarında 6 kat artış sağlandı. Yapılan operasyonlar neticesinde; 14 adet plaka, 10 adet araç, 26 adet motosiklet, 182 adet sahte senet/çek, 4 adet sahte kimlik, 5 bin 428 adet tişört, 128 adet ayakkabı ve 7 muhtelif sahte belge ele geçirildi. Siber suçlarla mücadele Jandarma ekipleri 2025 yılında 3 siber suçlar kapsamında operasyon yaptı. Bu operasyonlarda gözaltına alınan 88 şüpheliden 56’sı tutuklandı. 32 şüpheli ise adli şartıyla serbest bırakıldı. 178 bin 561 sosyal medya ve 61 bin 556 terör iltisaklı hesap/URL hakkında inceleme yapılırken, 34 bin 750 hesap erişime engellendi. 2024 yılına göre inceleme yapılan hesaplarda yüzde 41’lik, erişime engellenen hesap sayısında ise yüzde 49’luk artış sağlandı. 637 hesap hakkında Açık Kaynak Araştırma Raporu (AKAR) tanzim edilerek ilgili adli makam ve kolluk birimlerine gönderildi. 2024 yılına göre yüzde 5 oranında artış meydana geldi. 2025 yılı içerisinde Jandarma Trafik bölgesinde 36 ölümlü kaza, 883 yaralanmalı kaza olmak üzere 919 kaza meydana gelirken, 759 bin 162 araç kontrol edildi. 2024 yılına göre kontrol edilen araç sayısında yüzde 36 artış meydana geldi.
Konya İtfaiyesi 2025’te 15 bin 497 olaya müdahale etti
13 Ocak 2026 Salı - 13:51 Konya İtfaiyesi 2025’te 15 bin 497 olaya müdahale etti Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi, 2025 yılında Konya genelinde 15 binin üzerinde olaya müdahale ederek önemli bir görev üstlendi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük ili olduğuna dikkat çekerek, bu kadar geniş bir coğrafyada vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak için yoğun bir gayret gösterdiklerini ifade etti. Konya İtfaiyesi sahada 7/24 görev başında Konya Büyükşehir İtfaiyesi’nin şehir genelinde 75 merkezde hizmet verdiğini belirten Başkan Altay, "Teşkilatımız 2025 yılında da sadece yangınlara değil; trafik kazalarından doğal afetlere, boğulma vakalarından arama-kurtarma operasyonlarına kadar çok geniş bir alanda görev yaptı. Geçtiğimiz yıl meydana gelen olayların büyük bir bölümünü maalesef yangınlar oluşturdu. Ekiplerimiz başta ev, iş yeri, araç, orman ve kırsal alan yangınları olmak üzere 9 bin 339 yangına zamanında ve etkin şekilde müdahale ederek daha büyük can ve mal kayıplarının önüne geçti. Bunun yanı sıra 6 bin 158 arama-kurtarma çalışmasıyla da zor anlarda vatandaşlarımızın yanında olduk. 2025 yılında müdahale ettiğimiz toplam vaka sayısı 15 bin 497 olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde 3 bin 87 önleme faaliyeti ve bin 680 baca denetimi gerçekleştirildi; 127 bin 430 vatandaşımıza ise yangın ve afet farkındalığı eğitimi verildi" dedi. Gönüllü itfaiyecilikte Konya modeli Konya’nın gönüllü itfaiyecilik alanında Türkiye’ye örnek bir model oluşturduğunu vurgulayan Başkan Altay, 2014 yılında başlatılan Gönüllü İtfaiyecilik Projesi kapsamında gönüllü sayısının 3 bine yaklaştığını hatırlattı. Başkan Altay, 2025 yılında gönüllü itfaiyecilerin de 886 yangına ilk anda müdahale ederek yangınların büyümeden kontrol altına alınmasına önemli katkı sağladığını ifade etti. "Vatandaşlarımızın güvenliği için çalışmaya devam edeceğiz" İtfaiye teşkilatını hem teknik altyapı hem de insan kaynağı açısından sürekli güçlendirdiklerini belirten Başkan Altay, "Modern araç filomuz, ileri teknoloji ekipmanlarımız ve düzenli eğitimlerle teşkilatımızı her an göreve hazır tutuyoruz. Gece gündüz demeden, canlarını riske atarak görev yapan tüm itfaiye personelimize Konyalılar adına teşekkür ediyorum. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak 31 ilçemizde vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Beyşehir Devlet Hastanesi 2025’te rekor kırdı
13 Ocak 2026 Salı - 13:50 Beyşehir Devlet Hastanesi 2025’te rekor kırdı Konya’nın Beyşehir İlçe Devlet Hastanesi, 2025 yılı boyunca sunduğu sağlık hizmetleriyle 650 bin vatandaşa şifa oldu. Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Kutay Güven, hastanenin yıllık hizmet verilerini açıkladı. Başhekim Dr. Güven, hastanenin her geçen yıl artan hizmet kapasitesiyle bölge halkının sağlık ihtiyacını karşılamaya devam ettiğini belirtti. 2025 yılı içerisinde hastaneye başvuran 650 bin hastanın; 230 bini Acil Servis, 380 bini poliklinikler, 40 bini Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniklerinde tedavi edildi. Erişkin Yoğun Bakım ünitelerinde bin 100 hasta, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde ise 320 bebek tedavi altına alındı. Aynı yıl içerisinde 468 doğum başarıyla gerçekleştirildi. Tanı ve tedavi süreçlerinde önemli rol oynayan görüntüleme hizmetleri kapsamında; röntgen, ultrason, MR ve tomografi olmak üzere toplam 245 bin işlem gerçekleştirildi. 2025 yılı boyunca hastanede 10 bin 41 ameliyat başarıyla tamamlanırken, bin 500 endoskopi ve kolonoskopi işlemi uygulandı. Hastanede bulunan 11 hemodiyaliz cihazı ile aylık ortalama 41 hastaya düzenli diyaliz hizmeti sunuldu. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ise yıl boyunca 6 bin 200 ev ziyareti gerçekleştirerek bin hastanın başvurusunu değerlendirdi. 2025 yılı içinde yapılan atamalarla birlikte hastanenin sağlık kadrosu da güçlendirildi. Başhekim Dr. Kutay Güven, "Ortaya çıkan bu güzel tablonun arkasında büyük bir emek ve özveri var. 2026 yılında da vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte fedakarca görev yapan tüm mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum."
Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 11:58 Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı Kış aylarında sürücülerin fark edememesi sonrası kazaya neden olan gizli buzlanma ve su birikintilerine karşı uzmanlardan uyarı geldi. Sürücülerin özellikle hız sınırlarına uyulması noktasında uyarıda bulunan uzmanlar, kış lastiği ve güvenlik önlemlerine dikkat çekti. Konya’yı çevre illere bağlayan kara yollarında yer yer kar, yağmur yağışı ve soğuk hava etkili olurken, yola çıkacak sürücülere uzmanlar uyarılarda bulundu. Havaların soğumasıyla yollarda buzlanma oluşabileceğine dikkat çeken İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, "Bunun tedbirlerini de almamız gerekiyor. Bu noktada, araçlarımızda muhakkak kış lastiği kullanmamızda fayda var. Gizli buzlanma olabilir. Bundan dolayı hız sınırlarına dikkat etmemiz lazım. Yani bize verilen hız limitini zorlamamamız gerekiyor. O limite ulaşmamamız lazım. Diyelim bize 70 hız sınır vermiş ama biz normal şartlarda, tabii kuru havada, belki 70’le gittiğimiz zaman herhangi bir sıkıntı yaşamayabiliriz. Ancak kış şartlarında, yerde kar olmasa bile, bir gizli buzlanma meydana gelebilir, dolayısıyla aracımızın durması güçleşir. Bu noktada, hız sınırımızı azaltmamız gerekiyor. Öndeki araçla aramızda olan mesafemizi de artırmamız lazım. Çünkü öndeki araç fren yaptığı zaman, bizim kuru yoldaki durma mesafemiz ile ıslak ve buzlu yolda durma mesafemiz kesinlikle uzayacağı için, herhangi bir kazaya meydan vermememiz gerekiyor" dedi. "Kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız" Kullanılan araçların bakımlarına öncelik verilmesi gerektiğine değinen Ceylan, "Sürücülerimizin bu mevsimde kesinlikle buzlanma olma ihtimalini düşünerek, özellikle akşam saatleri ve gece sabaha karşı, yerde kar olmasa bile biliyorsunuz hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştüğü zaman artık buzlanma meydana gelebilir. Buz dediğimiz de, yol yüzeyindeki ince bir film tabakası gibi incecik, yani gözle fark edilemez ancak belki araçta indiğimiz zaman, hani ayağımızla bir yoklama çektiğimiz zaman, bir ihtimal onu anlayabiliriz. Onun dışında anlama ihtimalimiz çok zor. Bu noktada, hız sınırlarına dikkat edelim, güvenlik önlemlerimizi alalım ve aracımızın motor soğutma suyunun antifriz de olması, cam silecek suyumuzun antifrizli su olmasına dikkat edelim. Kaloriferimizi çalıştırdığımızda, özellikle ön tarafa, cam kısmına göre havalandırmalarının ısı verdiğinden emin olalım. Çünkü araçta buğulanma meydana geldiği zaman görüşümüz düşer. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra, kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız. Diğer yol kullanıcılarının tehlikeye atmayacağız" ifadelerini kullandı. "Su birikintisine girdiğiniz zaman ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde bulunmayacağız" Sürücülerin karlı veya buzlu yollarda değil yağmurlu yolculuklarda da önlem alması gerektiğinin altını çizen Ramazan Ceylan, "Yağmur yağdığı zaman da su birikintileri olabilir. Aracınızın lastiklerindeki dişler, eğer kanallar doğru ve iyi değilse, su birikintisine girdiği zaman aracı sağa sola savrulabilir. Bu tür durumlarda, özellikle kışın kış lastiğini kullanmak zorundayız. Yani güvenliğimiz açısından zorundayız. Özel araçlar zorunlu değil ama güvenlik açısından bu bir zorunluluktur. Dolayısıyla, su birikintisine girdiğiniz zaman orada ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde de bulunmayacağız. Ayağımızı gazdan çekeceğiz ve o su birikintisinden o şekilde çıkmanın mücadelesini vermiş oluruz. Eğer sağa sola bir hamle yaparsak, aracımızda savrulma meydana gelebilir, daha farklı sıkıntılar meydana gelir. Su birikintilerini daha önceden gözle bir şekilde görülebiliyorsa yavaş geçmemizde fayda var. Hızlı geçmeyelim, hem aracınızın motor aksamındaki parçalar ıslanmaz hem de normal şartlarda daha güvenli oradan geçişimizi sağlamış oluruz" şeklinde konuştu. Büyük araçların yanından geçerken dikkat Büyük araçların yanından geçerken oluşabilecek tehlikeye değinen Ceylan, "Büyük araçlar var otobüs, kamyon, çekici türü araçlar bunların yanından geçerken, bunların lastiklerinde çamur olabilir, solunda ya da sağında ne yapıyor, diğer araçların üzerine yağmur suyu sıçrayabiliyor. Bu noktada, onları sollayacağımızda dikkatli olmamız lazım. Silecek konumunu yavaştan hızlıya doğru çevirerek, yani gelen su birikintisiyle görüş alanımızın azalmaması için hızlandırmamız gerekiyor. Silecek kolumuzu açtığımızda, silecekleri hızlandırmamız gerekiyor. Bu tür durumlarda da, yine dikkatli olmamız lazım. Çünkü görüş alanımız düştüğü zaman tehlikeyi fark edemeyebiliriz" diye konuştu.
Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 11:54 Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı Kış aylarında sürücülerin fark edememesi sonrası kazaya neden olan gizli buzlanma ve su birikintilerine karşı uzmanlardan uyarı geldi. Sürücülerin özellikle hız sınırlarına uyulması noktasında uyarıda bulunan uzmanlar, kış lastiği ve güvenlik önlemlerine dikkat çekti. Konya’yı çevre illere bağlayan kara yollarında yer yer kar, yağmur yağışı ve soğuk hava etkili olurken, yola çıkacak sürücülere uzmanlar uyarılarda bulundu. Havaların soğumasıyla yollarda buzlanma oluşabileceğine dikkat çeken İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, "Bunun tedbirlerini de almamız gerekiyor. Bu noktada, araçlarımızda muhakkak kış lastiği kullanmamızda fayda var. Gizli buzlanma olabilir. Bundan dolayı hız sınırlarına dikkat etmemiz lazım. Yani bize verilen hız limitini zorlamamamız gerekiyor. O limite ulaşmamamız lazım. Diyelim bize 70 hız sınır vermiş ama biz normal şartlarda, tabii kuru havada, belki 70’le gittiğimiz zaman herhangi bir sıkıntı yaşamayabiliriz. Ancak kış şartlarında, yerde kar olmasa bile, bir gizli buzlanma meydana gelebilir, dolayısıyla aracımızın durması güçleşir. Bu noktada, hız sınırımızı azaltmamız gerekiyor. Öndeki araçla aramızda olan mesafemizi de artırmamız lazım. Çünkü öndeki araç fren yaptığı zaman, bizim kuru yoldaki durma mesafemiz ile ıslak ve buzlu yolda durma mesafemiz kesinlikle uzayacağı için, herhangi bir kazaya meydan vermememiz gerekiyor" dedi. "Kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız" Kullanılan araçların bakımlarına öncelik verilmesi gerektiğine değinen Ceylan, "Sürücülerimizin bu mevsimde kesinlikle buzlanma olma ihtimalini düşünerek, özellikle akşam saatleri ve gece sabaha karşı, yerde kar olmasa bile biliyorsunuz hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştüğü zaman artık buzlanma meydana gelebilir. Buz dediğimiz de, yol yüzeyindeki ince bir film tabakası gibi incecik, yani gözle fark edilemez; ancak belki araçta indiğimiz zaman, hani ayağımızla bir yoklama çektiğimiz zaman, bir ihtimal onu anlayabiliriz. Onun dışında anlama ihtimalimiz çok zor. Bu noktada, hız sınırlarına dikkat edelim, güvenlik önlemlerimizi alalım ve aracımızın motor soğutma suyunun antifriz de olması, cam silecek suyumuzun antifrizli su olmasına dikkat edelim. Kaloriferimizi çalıştırdığımızda, özellikle ön tarafa, cam kısmına göre havalandırmalarının ısı verdiğinden emin olalım. Çünkü araçta buğulanma meydana geldiği zaman görüşümüz düşer. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra, kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız. Diğer yol kullanıcılarının tehlikeye atmayacağız" ifadelerini kullandı. "Su birikintisine girdiğiniz zaman ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde bulunmayacağız" Sürücülerin karlı veya buzlu yollarda değil yağmurlu yolculuklarda da önlem alması gerektiğinin altını çizen Ramazan Ceylan, "Yağmur yağdığı zaman da su birikintileri olabilir. Aracınızın lastiklerindeki dişler, eğer kanallar doğru ve iyi değilse, su birikintisine girdiği zaman aracı sağa sola savrulabilir. Bu tür durumlarda, özellikle kışın kış lastiğini kullanmak zorundayız. Yani güvenliğimiz açısından zorundayız. Özel araçlar zorunlu değil ama güvenlik açısından bu bir zorunluluktur. Dolayısıyla, su birikintisine girdiğiniz zaman orada ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde de bulunmayacağız. Ayağımızı gazdan çekeceğiz ve o su birikintisinden o şekilde çıkmanın mücadelesini vermiş oluruz. Eğer sağa sola bir hamle yaparsak, aracımızda savrulma meydana gelebilir, daha farklı sıkıntılar meydana gelir. Su birikintilerini daha önceden gözle bir şekilde görülebiliyorsa yavaş geçmemizde fayda var. Hızlı geçmeyelim; hem aracınızın motor aksamındaki parçalar ıslanmaz hem de normal şartlarda daha güvenli oradan geçişimizi sağlamış oluruz" şeklinde konuştu. Büyük araçların yanından geçerken dikkat Büyük araçların yanından geçerken oluşabilecek tehlikeye değinen Ceylan, "Büyük araçlar var otobüs, kamyon, çekici türü araçlar; bunların yanından geçerken, bunların lastiklerinde çamur olabilir, solunda ya da sağında ne yapıyor, diğer araçların üzerine yağmur suyu sıçrayabiliyor. Bu noktada, onları sollayacağımızda dikkatli olmamız lazım. Silecek konumunu yavaştan hızlıya doğru çevirerek, yani gelen su birikintisiyle görüş alanımızın azalmaması için hızlandırmamız gerekiyor. Silecek kolumuzu açtığımızda, silecekleri hızlandırmamız gerekiyor. Bu tür durumlarda da, yine dikkatli olmamız lazım. Çünkü görüş alanımız düştüğü zaman tehlikeyi fark edemeyebiliriz" diye konuştu.
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras
13 Ocak 2026 Salı - 10:07 Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor. Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras
13 Ocak 2026 Salı - 09:55 Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor. Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil; aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor. (FÖB-FM-