Yerel Haberler
Konya
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:32 Bayramda çocuklarda alerji ve salgın hastalıklara dikkat Kurban Bayramı tatilinde ailelere çocukların sağlığı konusunda önemli uyarılarda bulunan uzmanlar, özellikle kalabalık alanlar, mevsimsel alerjiler ve salgın hastalıklara karşı dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. Bayram ziyaretleri ve tatil sürecinde kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunulacağını ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, bulunulan ortamların sık sık havalandırılması gerektiğini söyledi. Çocukların mümkün olduğunca açık havada vakit geçirmesinin gerektiğine değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, mevsim itibarıyla artan çayır, çimen ve polen alerjilerine karşı ailelerin dikkatli olması gerektiği belirtti. "Semptomlar geldiğinde doktora başvurmaları gerekiyor" Çocuklarda alerjik reaksiyonların belirtilerini sıralayan Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Kalabalık ortamlara yine gireceğiz ama kışa göre şansımız var. Havalar daha sıcak, özellikle kalabalık ortama girdiğimiz zaman odaları havalandırmaya, çocukların dışarıda daha çok vakit geçirmesine dikkat etmemiz gerekiyor. Tabii dışarıda vakit geçirirken de mevsim itibariyle çayır, çimen, polen alerjilerine, gözlerde yaşarma, burun akıntısı, öksürük gibi semptomlara dikkat edilmesi gerekiyor. Daha önceden özellikle bilinen çayır, çimen, polen alerjisi varsa bu açıdan uyanık olmaları gerekiyor. Çocuklarda gözlerde yaşarma, devam eden burun akıntısı, burnunu eliyle silip burnun üzerinde böyle çizgi dediğimiz alerjik selam işareti yapma, onun dışında daha çok akciğer semptomlarıyla hızlı nefes alıp verme, hırıltı, hışıltı gibi semptomlarla gelebiliyor. Bunlar olduğu zaman tabii ki hemen doktora başvurmaları gerekiyor" dedi. "Sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" Özellikle rotavirüs kaynaklı rahatsızlıkların kusma, ateş ve sık dışkılama şikayetleriyle ortaya çıkabileceği belirten Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında salgına bu dönemde daha çok mevsimsel yine virüsler neden olabilecektir. Yine el yıkamaya dikkat edeceğiz. Kalabalık ortamlara dikkat edeceğiz. Sık sık odalarımızı havalandıracağız. Alerjik semptomlarımıza dikkat edeceğiz. Bir yere gideceksek yanımıza ateş düşürücümüzü, alerji şurubumuzu alacağız. Ek bir şeye de gerek yok bu aşamada. Mevsim itibariyle ishaller de çok arttı bu dönemde. Özellikle rotavirüsler belirgin olarak karşımıza çıkmakta. Bu rahatsızlık bol miktarda sulu dışkılama, kusma, ateşle gelebiliyor, bazen birkaç gün sürerken bazen bu 1-2 haftaya kadar uzayabiliyor. Bu dönemde sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor. Kusmaları tekrarlıyorsa doktora gelmeye dikkat etmek gerekiyor. Sık sık sıvı gıdalarla besleyip çocuğu susuz bırakmamak gerekiyor. Susuz kalan çocukta işte göz küreleri çöküyor, ağzımız kuruyor, cilt turgoru dediğimiz cildin nemlenmesi bozuluyor, çocuk uykuya eğilimli hale geliyor. Bu aşamada da ihmal etmemek gerekiyor" diye konuştu.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 08:00 İçişleri Bakanı Çiftçi bayram namazını Konya’da kıldı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayram namazını memleketi Konya’da kıldı. Bakan Çiftçi, herkesin bayramını tebrik etti. İçişleri Bakanı Çiftçi, bayram namazını Konya Kapu Camisinde kıldı. Bakan Çiftçi, cami içerisinde personelle bayramlaştıktan sonra Konya Valisi İbrahim Akın, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen, milletvekilleri, belediye başkanları ile birlikte camiden çıktı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Mustafa Çiftçi, herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. Bakan Çiftçi, "Bugün Konya’mızdayız, baba ocağındayım. Bizim inancımızda kültürümüzde bayramlarımız özellikle dini bayramlarımız toplumsal birlik ve beraberliğimizin zirve yaptığı millet olma şuurunu hissettiğimiz müstesna günler. Bu özel günlerde büyüklerimizin ellerini öper küçüklerimizi sevindiririz. Fakir fukarayı gözetiriz. Yine geçmişlerimizi de unutmaz, kabir ziyaretleri yaparız. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Cenabı hak hepsinin şahadetini kabul eylesin. Öbür taraftan bu mübarek günde gazilerimizi de anıyoruz. Sınırlarımızın içerisinde ve dışarısında operasyonda icra eden güvenlik kuvvetlerimiz var. Şairin ’ağladığım senin içindir, güldüğüm senin içindir, öpüp başıma koyduğum ekmek gibisin’ diye hitap ettiği aziz vatanımızda kıyamete kadar bu aziz milletimizi hep birlikte birlik içerisinde yaşamayı nasip etsin. Bayraklarımızı indirtmesin, ezanlarımızı susturmasın diye bu mübarek günde niyazda bulunuyorum. Cenabı hak devletimize zeval vermesin. Kurban bayramında ibadetlerimizi kabul eylesin. Tüm hemşerilerimize hayırlı bayramlar diliyorum" dedi.
Türkiye’nin en büyük bilim festivali 21 Ağustos’ta 10. kez kapılarını açıyor
19 Ağustos 2025 Salı - 16:31 Türkiye’nin en büyük bilim festivali 21 Ağustos’ta 10. kez kapılarını açıyor Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu gerçekleştirilecek Konya Bilim Festivali, 21-24 Ağustos tarihleri arasında bilim tutkunlarını bir araya getirecek Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi tarafından Konya’ya kazandırılan TÜBİTAK destekli Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim merkezi olan Konya Bilim Merkezi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Milli Teknoloji Hamlesi"ne katkı sağlamak için yılın her döneminde faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekti. "Ülkemizin dört bir köşesinden bilim meraklılarını Konya’mıza bekliyoruz" Konya Bilim Festivali’nin her yıl büyüyerek devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Altay, "Konya Bilim Festivali’nde bu yılki temamızı ’Hayal Et, Geleceği Birlikte Yazalım; Bilimle Keşfet’ olarak belirledik. 200’ün üzerinde bilimsel etkinlik ve atölye çalışmaları, bilim gösterileri, yarışmalar ve simülatörlerin yer aldığı zengin içeriklerle dolu bir festival bilim tutkunlarıyla buluşacak. Konya’dan ve çevre illerden çok yoğun katılımın olmasını beklediğimiz BilimFest ile bilimsel farkındalığı artırmayı, özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bilimle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu vesileyle başta Konyalı hemşehrilerimiz olmak üzere ülkemizin dört bir köşesinden bilim meraklılarını Konya’mıza, Konya Bilim Merkezi’mize bekliyoruz" dedi. Savunma sanayisinden önemli kuruluşlar katılacak Başkan Altay, BilimFest’te ayrıca iş dünyasının önemli temsilcilerinden oluşan ulusal ve uluslararası paydaşlar ile TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve BAYKAR gibi Türkiye’nin önemli milli savunma sanayi ve bilim-teknoloji kuruluşlarının yer alacağını; Milli Savunma Araçları, İnsansız Hava Araçları gibi Milli Teknoloji Hamlesi ürünlerin meraklılarıyla buluşacağını da sözlerine ekledi. BilimFest’te; Astronomi, Kimya, Biyoloji, Tasarım, Mühendislik, Fizik, Teknoloji, Coğrafya, Çocuk Oyun Alanı, Mini İnşaat Alanı, DreamLab Lego, SeraLab gibi alanlarda gerçekleşecek interaktif atölyelerde katılımcılar bilimsel bir keşif sürecine aktif olarak dahil olabilecek. Bu yıl ilk kez kurulacak alanlar festivale renk katacak BilimFest’te bu yıl ilk kez kurulacak Dijital Deneyim Alanı ile "Zerreden Evrene: İnce Ayarlı Evren" teması ile İmmersive (sürükleyici) gösterim yapılacak. Yine yeni alanlardan birisi de "Işık Sergisi" olacak. Sergi kapsamında geceleri ışık, sahne ve drone gösterileri festivale renk katacak. Çeşitli kurum ve kuruluşlara ait bilimsel ve teknolojik tırlar, hayvanat bahçesinden gelen gerçek hayvanların yer aldığı bir alan ve hidroponik tarım sistemleri ile tropikal meyve bahçesinin anlatıldığı "Seralab" bölümü de ziyaretçilerin deneyimine sunulacak. Bin 500 kişilik uzman bir ekip sahada görev yapacak Festival sürecinde çeşitli kamu kurumları, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sosyal İnovasyon Ajansı (SİA), KAPSÜL Teknoloji Platformu, Bilgehane gibi birimlerle birlikte ulusal ve uluslararası bilim merkezleri, üniversiteler ve özel kuruluşlardan bin 500 kişilik alanında uzman bir ekip sahada görev yapacak. 21-22-23-24 Ağustos tarihlerinde 16.00-23.00 saatleri arasında Konya Bilim Merkezi’nin 100 bin metrekarelik alanında gerçekleştirecek Konya Bilim Festivali için detaylı bilgiye bilimfest.com adresinden ulaşılabiliyor.
Selçuklu Belediyesi’nden şehir estetiğine katkı sağlayacak uygulama
19 Ağustos 2025 Salı - 16:00 Selçuklu Belediyesi’nden şehir estetiğine katkı sağlayacak uygulama Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda ve "Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği" çerçevesinde belediyeye ait tüm totemleri kaldırmaya başladı. Fiziki belediyecilik çalışmalarıyla Selçuklu’ya değer katan Selçuklu Belediyesi yürüttüğü faaliyetlerde şehir estetiği hassasiyetini de ön planda tutuyor. Bu çerçevede Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda ve ‘Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği’ kapsamında görüntü kirliliğine yol açan tabela, ayaklı reklam totemleri ile reklam materyallerini kaldırma uygulamasına tam destek verdi. Şehir estetiğini koruma ve görüntü kirliliğini önleme amacıyla özellikle konut alanları ve belirli ticaret bölgelerinde direkli reklam panolarına kısıtlamalar getiren bu karar ile Selçuklu Belediyesi, bünyesinde bulunan tüm tesislerde ve iştiraklerinde yer alan totemleri sökmeye başladı. Selçuklu Belediyesi bu uygulamayı hayata geçirerek şehrin kültürel ve tarihi yapısını ön plana çıkararak sokak ve caddelerin daha düzenli bir görünüme kavuşmasını, ayrıca trafik güvenliğine katkı sağlamayı hedefliyor. "Şehir estetiğini korumak en önemli görevlerimizden birisi" Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararı en hızlı şekilde uygulamaya koyduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Şehir estetiği belediyecilik faaliyetlerimizi yürütürken en hassas davrandığımız konulardan bir tanesi. Çünkü aynı zamanda yaşadığımız mekanlar atalarımızın bizlere kültürel mirası. Mahalle, cadde ve sokaklarda çalışma yürütürken hem belli bir düzenin korunması hem de şehir kimliğinin muhafaza edilmesi gerekiyor. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalar şehrin kimliğini ve kültürel mirasını koruma adına önemli bir adım oluşturuyor. Bu sorumluluk bilinci ile Konya Büyükşehir Belediye Meclisimizin aldığı ‘Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği kapsamındaki kararı Selçuklu’muzda da hızlı bir şekilde uygulamaya başladık ve reklam tabelaları, totemler, reklam panoları gibi materyalleri kaldırmaya başladık. Böylelikle cadde ve sokaklarımızda şehir estetiğine katkı sağlayarak buraların daha düzenli bir görünüme kavuşmasını sağlayacağız" şeklinde konuştu.
Öldürdüğü kocasını 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi kadın Konya’da yakalandı
19 Ağustos 2025 Salı - 15:49 Öldürdüğü kocasını 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi kadın Konya’da yakalandı Konya’da polis ekiplerinin şüphe üzerine hakkında inceleme yaptığı kadın, tüyler ürperten bir olayın faili çıktı. Sahte kimlik taşıdığı ortaya çıkan, hakkında 18 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan kadının, 2007 yılında Kırıkkale’de eşini öldürüp, cesedini 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi şüpheli kadın olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, merkez Meram İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, merkez Meram ilçesi Dere Mahallesi Dere Caddesi’nde, şüphelendikleri bir kadını durdurarak kimlik kontrolü yaptı. Kimlik kontrolü yapılan kadının, kimliğinin sahte olduğunu belirleyen ekipler, şahsın 51 yaşındaki Fatma Sungur olduğunu belirledi. Kadının ’tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek’ suçundan kaydının bulunduğu ve geçtiğimiz dönemlerde kaldığı cezaevinden firar ettiği ortaya çıktı. Hakkında 18 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası olan Sungur, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü. Cinayet sonrası kocasının cesedini 9 ay küvette saklamış Yakalanan Fatma Sungur’un, Kırıkkale’de 2007 yılının Haziran ayında işlenen tüyler ürperten bir cinayetin faili olduğu anlaşıldı. Olay tarihinden 9 ay sonra, 2008 yılının Mart ayında Kırıkkale’de Gündoğdu Mahallesi Mustafa Keskin Caddesi’ndeki Bulvar Yapı Kooperatifi’nin 1 numaralı dairesinden kötü kokular geldiği ihbarı üzerine, adrese gelen polis ekiplerince yapılan incelemede, Fatma Sungur’un eşi 31 yaşındaki Özgür Sungur’u tabancayla öldürdüğü ve cesedini 9 ay boyunca banyodaki küvette sakladığı belirlendi. Sungur’un olayla ilgili yakalandıktan sonra emniyette, "Cinayeti kıskançlık yüzünden işledim. Eşim beni sürekli olarak terk edeceğini söylüyordu. O gün yine ’Seni terk edeceğim’ deyince kendimi kaybedip tabanca ile öldürdüm. Korktuğum için de 9 aydır sakladım" diye ifade vermişti.
Beyşehir Gölü’nde sular çekildi, yeni adalar ortaya çıktı
19 Ağustos 2025 Salı - 14:07 Beyşehir Gölü’nde sular çekildi, yeni adalar ortaya çıktı Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde yaz döneminde suların çekilmesi sonucu yeni adalar, adacıklar ve kara parçaları ortaya çıktı. Kış ve bahar dönemindeki yetersiz yağışlar, kuraklık, bilinçsiz tarımsal sulama, buharlaşma kayıpları gibi birçok nedenle su seviyesi giderek düşen ve kıyılarında onlarca metre çekilme yaşanan Beyşehir Gölünde faaliyet gösteren tekneler de seferlerinde sıkıntı yaşamaya başladı. Göl sularının sığlaşması nedeniyle sığ sularda beslenen su kuşlarının ve balıkçılların da akın ettiği gölde yaşanan son tablo görenleri hüzünlendirirken, yaşanan durum dronla havadan da görüntülendi. Beyşehir Gölü ve Adaları adlı kitabın da yazarı olan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Beyşehir Gölü’nün sularının son günlerde kıyıdan son derece çekildiğini vurgulayarak, "Kıyıdan neredeyse bazı bölgelerde 100-150 metre geriye doğru çekildiği görülüyor. Sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde de, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmanın meydana geldiği görülüyor. Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişimle, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün" dedi. Beyşehir Gölü’nün su seviyeleri ile ilgili tarihi kaynaklarda çok eskiden beri bazı verilere ulaşmanın mümkün olduğunu, gölün durumu ile ilgili Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden itibaren bazı kayıtlara ulaşabildiklerinin altını çizen Prof. Dr. Muşmal, "Gölle ilgili 1905 yılından itibaren resmi kurumlar kanalıyla gölün seviyesi ile ilgili ölçümleri gözlemlemek mümkün. Biz tabii Beyşehir Gölü kıyısında yaşıyoruz. Beyşehir Gölünün etrafında yaşayan insanlar, yıllardır, asırlardır, bu gölün durumu ile ilgili gözlemleri kendileri de yapabiliyor" ifadelerine yer verdi. Beyşehir Gölünün meteorolojik bir döngüye sahip olduğunu, halk arasında da bununla ilgili anlatımları bulmanın mümkün olduğunu aktaran Prof. Dr. Muşmal, gölün yıllar itibariyle zaman zaman geri çekilip zaman zaman da taşkın kotuna ulaşabildiğini vurguladı. "En düşük seviyeye ulaştı" uyarısı Ancak, özellikle 1927 yılından itibaren tarihi kaynaklarda yapılan ölçümlerle ortaya konulan verilerde de bunun görülebileceğini, 1993 yılına kadar süren çekilme evresinde gölün tarihteki ölçülebilen dönemde en düşük seviyeye ulaştığının görüldüğüne dikkati çeken Muşmal, şöyle devam etti: "Yani 1121 işletme kotunun altına biz 1120,85 santimetre ile hem o dönemde basında da gündem olmuş Beyşehir Gölünün çekildiğini görebiliyoruz. Şimdi ne yazık ki tarihi süreç içerisinde yapılan gözlemlerde Beyşehir Gölünün zaman zaman geri çekilip taşması ölçümlerinden günümüze gelindiğinde, 2013 yılından itibaren gölde yaşanan çekilmelerin artık zirveye ulaştığı görülüyor." "Gölün yüzeyinde, kıyılarda büyük otlanmalar oldu" Prof. Dr. Muşmal, sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmaların meydana geldiğinin görüldüğünü kaydederek, "Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişim, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün. Beyşehir Gölünde özellikle bizim de Beyşehir Gölü adalarında hayat isimli çalışmamızda da ortaya koyduğumuz gibi, bilim adamlarının, akademisyenlerin gölle ilgili çalışan farklı disiplinlerdeki bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalarda, coğrafyacıların, jeologların, fizikçilerin, biyologların gölün adaları ile ilgili dökümler yaptıklarını ve bununla ilgili veriler verdiklerini görüyoruz. Beyşehir Gölünün 30’un üzerinde adası bulunduğu kaynaklarda ifade edilir. Nitekim bugün, bizler de göl kıyısında bu adaların önemli bir kısmını gözlemlememiz mümkün. Beyşehir Gölündeki adaların sayılarının zaman zaman değişikliğe uğradığı görülüyor. Çünkü göl suyu çekildiğinde yeni adacıklar meydana çıkıyor. Günümüzde de göl o kadar bir çekilme gösterdi ki, artık kıyılarda yeni adalar, adacıklar, kara parçaları çıkmaya başladı. Bununla birlikte aynı zamanda özellikle balıkçılların suyun çekilmesiyle birlikte bir artış gösterdiği, kuş popülasyonunda bir artış yaşandığı görülüyor. Bu da aslında suyun çekilmesinin sonucunda balıkçılların sığ alanlarda daha kolay beslenebilmeleri ve yaşamlarını devam ettirebilmelerine imkan veren bir oluşum olduğu için balıkçıllarda bu dönemde popülasyonunda ciddi artış gözlemlendi. Şimdi biz ne yazık ki, son yüzyılda, tarihi kayıtlara bakıldığında Beyşehir Gölünün en düşük seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu. "Gölün kaynakları da kurudu, gölün tabanı balçıkla doldu" Tarih boyunca yüz yıllık gözlemlerde, özellikle 1905’ten itibaren günümüze kadar süren 120 yıllık gözlem sonucunda Beyşehir Gölünün işletme kotunun altında bir seviyeye ulaştığının görüldüğüne işaret eden Muşmal, şunları kaydetti: "Bunun tabii çeşitli sebepleri var, ne yazık ki meteorolojik döngülerin etkisi altında bulunan Beyşehir Gölü kuraklığın, yağış azlığının kilometrekareye, metrekareye düşen yağış miktarının azalmasının elbette ki bir sonucu var. Ancak, bununla birlikte göle ulaşan kaynakların bir kısmının da kuruması ve kaynakların göle ulaşamaması çeşitli sebeplerle gölün beslenme kaynaklarının kuruduğunu da gösteriyor. Aslında vahim olan kısım ise Beyşehir Gölünün tabanının balçıkla dolu olması. Gölün tabanında bir dolma meydana geldiği için artık gölde yeterli su miktarı yok. Gölde artık kayıklar, tekneler işleyemez hale geldi. Özellikle çarkları gölde yaşanan otlanma nedeniyle sürekli dolduğu için seferde zorluklar yaşanıyor. 50 metreye 100 metreye bir çarklarını temizlemek zorunda kalıyorlar. Büyük tekneler ise gölün kıyısına asla yanaşamıyor. Eski yıllarda Beyşehir Gölü geri çekiliyor ama 5-6 yıl sonra çekildiği alana yeniden geliyordu. Ama artık korkarım ki Beyşehir Gölü çekilmeye başladı, belki bir daha geri dönmeyecek. Beyşehir Gölünü büyük tehlikeler bekliyor. Bununla ilgili bilim adamlarının yapmış olduğu değerlendirmelerde Beyşehir Gölünün 2040’lı, 2050’li yıllarda tamamen kuruma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ile ilgili yayımları görebiliyoruz. Ekolojik dengeye insan müdahalesinin başladığı tarihten itibaren gölde ciddi sorunlar ortaya çıkmış. Bununla ilgili olarak kısa vadede, orta vadede, uzun vadede eylem planları ortaya koyarak, Beyşehir Gölünün ekolojik dengesinin yeniden eski seviyeye getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu manada da özellikle bilim adamlarının ve devletimizin ilgili kurumlarının Beyşehir Gölünü masaya yatırarak sorunları ile ilgili analizler ve çözüm önerileri ortaya koymaları ve kısa vadede müdahale etmeleri gerekiyor."
"Bir şey olmaz" denilen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir
19 Ağustos 2025 Salı - 11:00 "Bir şey olmaz" denilen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir Konya’da hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği şu günlerde, uzmanlar basit gibi görülen rahatsızlıklara karşı uyarıda bulunurken, hastanede 3-5 gün gibi yatış gerektirecek durumların daha da kötüleştiğinde ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabileceğini belirtti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, özellikle aşırı sıcaklarla beraber halk arasında yaz nezlesi olarak bilinen hastalık ve sıcak çarpmalarının çok fazla arttığını belirterek, "Bu genelde aslında viral kaynaklı. Özellikle yaz mevsimi için konuşuyorum viral kaynaklı ama bunda ne etken oluyor; sıcak havalarda insanlar da şaşırıyor ‘grip mi oluruz, nezle mi oluruz’ diye ama şöyle bir durum var; aşırı sıcaklarda aşırı terleme oluyor, klima kullanımı artıyor. Kalabalık ortamlarda daha çok bulunuyoruz. Tatil beldelerinde kalabalık ortamlar, bağışıklığımızın düşmesine sebep oluyor. Özellikle yaşlı ve çocuklarımızın nelere dikkat etmesi gerekiyor; saat 11.00, ikindinin orta saatleri 18.00-19.00 gibi bu saatler aralığında mutlaka evde bulunmaları, dışarıda mümkün olduğunca aktif bulunmamaları gerekiyor" dedi. "Bol sıvı tüketmek gerekiyor" Bol sıvı tüketmenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özer, "Sıcaklıkların artmasıyla beraber sıvı kaybı, sıvı kaybıyla beraber vücudumuzda bulunan elektrolitlerin dengesizliği oluşuyor. Elektrolit bozukluklarına bağlı da semptomlar sık karşımıza geliyor. Ne yapmaları gerekiyor; bol sıvı tüketmek gerekiyor. Yağlı yiyeceklerden uzak kalmaları, sıcak havalarda mümkün olduğunca dinlenmek, ağır egzersizler yapmamak çok önemli. Mevsim meyveleri ve sebzeleri, sebze ve meyve ağırlıklı tüketmek ön planda, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yine klima kullanımına çok fazla dikkat etmek gerekiyor. Aşırı terleme, daha sonra ani soğuk ortamlar bu durumu tetikliyor. Özellikle yaşlılarımızın sıcak çarpmaları için dikkat etmelerini öneriyoruz. Çünkü bu sıcak çarpmalarının en büyük sebebi aşırı sıcaklarda oluşan dehidratasyon dediğimiz sıvı kaybı, yeteri kadar sıvı alamamalarına bağlı da elektrolit bozuklukları, maalesef ölüme kadar gidebilecek durumlar söz konusu olabilir" şeklinde konuştu. "Hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumlar; daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilir" Basit olarak görülen rahatsızlığın büyük sonuçlara kapı araladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, "En basitinden belki hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumların daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilmekte. Mutlaka ve mutlaka aşırı sıcaklarda kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Gençler için de ağır egzersiz yapmamaları gerekiyor. Sıvı tüketimi çok önemli, mutlaka su tüketimimizi dengelememiz gerekiyor. Bir de yağlı yiyeceklerden uzak kalmak, mevsim meyve sebzelerini tüketmek de önem arz etmekte" diye konuştu.
Önemsenmeyen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir
19 Ağustos 2025 Salı - 10:58 Önemsenmeyen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir Konya’da hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği şu günlerde, uzmanlar basit gibi görülen rahatsızlıklara karşı uyarıda bulunurken, hastanede 3-5 gün gibi yatış gerektirecek durumların daha da kötüleştiğinde ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabileceğini belirtti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, özellikle aşırı sıcaklarla beraber halk arasında yaz nezlesi olarak bilinen hastalık ve sıcak çarpmalarının çok fazla arttığını belirterek, "Bu genelde aslında viral kaynaklı. Özellikle yaz mevsimi için konuşuyorum viral kaynaklı ama bunda ne etken oluyor; sıcak havalarda insanlar da şaşırıyor ‘grip mi oluruz, nezle mi oluruz’ diye ama şöyle bir durum var; aşırı sıcaklarda aşırı terleme oluyor, klima kullanımı artıyor. Kalabalık ortamlarda daha çok bulunuyoruz. Tatil beldelerinde kalabalık ortamlar, bağışıklığımızın düşmesine sebep oluyor. Özellikle yaşlı ve çocuklarımızın nelere dikkat etmesi gerekiyor; saat 11.00, ikindinin orta saatleri 18.00-19.00 gibi bu saatler aralığında mutlaka evde bulunmaları, dışarıda mümkün olduğunca aktif bulunmamaları gerekiyor" dedi. "Bol sıvı tüketmek gerekiyor" Bol sıvı tüketmenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özer, "Sıcaklıkların artmasıyla beraber sıvı kaybı, sıvı kaybıyla beraber vücudumuzda bulunan elektrolitlerin dengesizliği oluşuyor. Elektrolit bozukluklarına bağlı da semptomlar sık karşımıza geliyor. Ne yapmaları gerekiyor; bol sıvı tüketmek gerekiyor. Yağlı yiyeceklerden uzak kalmaları, sıcak havalarda mümkün olduğunca dinlenmek, ağır egzersizler yapmamak çok önemli. Mevsim meyveleri ve sebzeleri, sebze ve meyve ağırlıklı tüketmek ön planda, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yine klima kullanımına çok fazla dikkat etmek gerekiyor. Aşırı terleme, daha sonra ani soğuk ortamlar bu durumu tetikliyor. Özellikle yaşlılarımızın sıcak çarpmaları için dikkat etmelerini öneriyoruz. Çünkü bu sıcak çarpmalarının en büyük sebebi aşırı sıcaklarda oluşan dehidratasyon dediğimiz sıvı kaybı, yeteri kadar sıvı alamamalarına bağlı da elektrolit bozuklukları, maalesef ölüme kadar gidebilecek durumlar söz konusu olabilir" şeklinde konuştu. "Hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumlar; daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilir" Basit olarak görülen rahatsızlığın büyük sonuçlara kapı araladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, "En basitinden belki hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumların daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilmekte. Mutlaka ve mutlaka aşırı sıcaklarda kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Gençler için de ağır egzersiz yapmamaları gerekiyor. Sıvı tüketimi çok önemli, mutlaka su tüketimimizi dengelememiz gerekiyor. Bir de yağlı yiyeceklerden uzak kalmak, mevsim meyve sebzelerini tüketmek de önem arz etmekte" diye konuştu.