GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 09:48

Merak edilen savaş görüntüleri çocukları olumsuz etkiliyor

A
A
A
Merak edilen savaş görüntüleri çocukları olumsuz etkiliyor

Sosyal medya ve dijital platformlarda karşılaşılan savaş görüntülerinin, çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkiler oluşturabileceği belirten uzmanlar, görüntülere sürekli maruz kalmanın ileri dönemler için travmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.


Savaş içeriklerinin yoğun şekilde izlenmesi çocuklarda stres, korku, kaygı ve uyku bozukluklarına neden olabiliyor. Özellikle küçük yaş gruplarında dünyaya yönelik adalet duygusunun zedelendiği, ’güçlü olanın her istediğini yapabildiği’ algısından etkilendiğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların gelecek planlamalarında olumsuz etkiler oluşturmasına yol açtığı uyarısında bulunuyor. Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, "Savaş görüntülerine dijital medyada çok fazla tekrara maruz kalan öğrenciler, psikolojik bir travma geçirebiliyor. Bu da ilerleyen düzeylerde stres, korku, kaygı ve uyku bozukluklarına neden olabiliyor. Bir de dünyadaki adalet duygusuna güven azalmış durumda. Özellikle çocuklar ve gençler ’güçlü olan her istediğini yapabilir bir dünya anlayışı’ olduğu için, dünyayı güvensiz bir ortam gibi görebilmekteler. Bu da çocukların ve gençlerin dünyaya bakış açılarında gelecek planlamalarında olumsuz bir etkiye neden olmaktadır" dedi.



"Savaşı hayatın merkezine almak doğru değil"


Savaş görüntülerinin sıklıkla yer alıyor olmasıyla çocuklarda saldırganlık eğilimlerinin arttığını anlatan Özcan Aladağ, "Çözüm olarak anne ve babaların çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemeleri gerekiyor. Medya okur-yazarlığı çok önemli burada, özellikle çocukları savaş görüntülerinden uzak tutmaları gerekiyor. Özellikle yetişkinler, gençler, ergenleri sosyal medyadan dolayı uzak tutmak oldukça güç. Bu nedenle anne ve babaların ortada bir tutum sergilemeleri gerekiyor. Yani ne savaşı hiçe sayma ne de savaşı hayatın merkezine almak doğru değil. Bu nedenle anne ve babanın çocuklarını dinlemeleri gerekiyor ve onlardaki yardım duygusunu, çaresizlik duygusunu en aza indirmek oldukça önemli" şeklinde konuştu.



"Ebeveynler bu haberleri takip edebilirler"


Görüntülerle oluşabilecek travmalara dikkat çeken Psikolog Meryem İlhan da, "Ekran başında hepimiz savaşın izlerine ortak olabiliyoruz. Bu da ikinci travma dediğimiz bir etki ortaya çıkarabiliyor. İkinci travmayı deprem zamanında da aslında yaşadık. Travmaya doğrudan maruz kalmasak da travmanın etkilerini bizimle barındırmamızı içeriyor. İşte uyku problemleri, genel olarak kaygı problemleri gibi şeyler doğurabiliyor. Özellikle çocukların kurgu ve gerçek ayrımını yapmakta daha güçlük çekmesi ile birlikte güven problemleri yaşadığını görüyoruz bu noktada. Evet ebeveynler bu haberleri takip edebilirler, ancak özellikle çocukların yanında bunu takip etmemeleri daha sağlıklı olacaktır. Kendileri açısından da 7/24 bu şiddet içeriklerine maruz kalmak yine kaygı, korku, çaresizlik hislerini ortaya çıkartabilir. Bu noktada kendilerini gerçeklikten kopmadan koruyabilmelerini ve çocukları olabildiğince uzak tutmalarını daha sağlıklı buluyoruz" ifadelerini kullandı.



"Şiddet içeriklerine çok fazla maruz kalmaları çocuklar için şiddetin normalleşmesine sebebiyet verir"


Psikolog Meryem İlhan şöyle devam etti: "Sosyal medyada özellikle etkileşim alabilmek için gerçeklikten birazcık daha kopartarak sunuluyor insanlara bu görseller. Çocuklar da bu gerçekliği ayırt edemediği için aslında daha derin etkileniyor. Çocukları özellikle sosyal medyadaki içeriklerden alıkoymak gerekiyor. Haber kaynaklarını da tabii ki doğru seçmek kendimiz için de çocuklarımız için de daha sağlıklı olan. Şiddet içeriklerine çok fazla maruz kalmaları çocuklar için şiddetin normalleşmesine sebebiyet verir ve normal olanı tabii ki günlük hayatlarında daha fazla uygulamaya başlarlar. Bu da şiddet oranının artmasına neden olabilir" diye konuştu.



Merak edilen savaş görüntüleri çocukları olumsuz etkiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda etiketleme kılavuzunda yaptığı güncellemeyle restoran ve kafelerde sunulan ürünlerin içerik ve enerji değerlerinin tüketiciyle paylaşılmasını zorunlu hale getirirken, etiketlerde kullanılan ifadeler için de yeni kurallar getirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda etiketleme ve tüketiciyi bilgilendirme alanında kapsamlı düzenlemeler yaptı. Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu 13 Mart tarihinde güncellenerek yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme kapsamında, çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebilecek veya şiddeti özendirebilecek şekilde tasarlanan gıda ürünlerinin piyasaya sunulması yasaklandı. Bu çerçevede gıdaların silah, kafatası, beyin, dudak veya göz gibi şekillerde üretilmesi ya da ambalajlanması mümkün olmayacak. Kılavuzda ‘krema’ ifadesinin kullanımına ilişkin de yeni kurallar getirildi. Tebliğ kapsamı dışında kalan ürünlerde ‘krema’ ifadesi kullanılamayacak, bu ürünler için ‘kremsos’ gibi tanımlayıcı ifadeler kullanılabilecek. Bitki çaylarında ise hazırlama yönteminin etiket üzerinde açık ve anlaşılır şekilde yer alması zorunlu hale getirildi. Düzenlemeyle birlikte etiketlerde kullanılan ifadeler için de önemli sınırlamalar getirildi. Buna göre, ‘yüzde 100 doğal’, ‘en doğal’, ‘hakiki’ gibi ifadeler yasaklanırken, ‘doğal’ ifadesinin kullanılabilmesi için ürünün hiçbir katkı veya ilave bileşen içermemesi şartı getirildi. ‘Günlük’ ifadesi yalnızca raf ömrü 24 saat olan ürünlerde kullanılabilecek. Ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’, ‘fırından taze’ gibi ifadelerin kullanımı yasaklanırken, aroma içeren ürünlerde gerçek meyve görsellerinin kullanılması da engellendi. Sadece aroma içeren ürünlerde ‘aromalı’ ifadesinin yer alması zorunlu hale getirildi. Ayrıca ‘peynirli’, ‘çilekli’ gibi ifadelerin yalnızca ilgili bileşenin gerçekten kullanılması halinde yazılabileceği belirtilirken, endüstriyel ürünlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin kullanımı tamamen yasaklandı. Toplu tüketim yerlerine yönelik düzenleme kapsamında ise restoran, kafe ve yemekhane gibi işletmelerde sunulan gıdaların içeriği ve enerji (kalori) değerine ilişkin bilgilerin tüketiciye sunulması zorunlu hale getirildi. Bu bilgiler menü, pano, broşür, dijital ekran veya karekod aracılığıyla paylaşılabilecek. Karekod ile bilgilendirme yapılması durumunda işletmelerin ayrıca tüketiciyi bilgilendirmesi gerekecek, talep eden müşterilere ise bilgiler ayrıca sunulacak. Düzenlemeye uyum için işletmelere kademeli süre tanındı. Ulusal zincir işletmelerin 1 Temmuz tarihine kadar, aynı ilde 3 ve üzeri şubesi bulunan işletmelerin 31 Aralık tarihine kadar, diğer işletmelerin ise içerik bildirimi için 31 Aralık tarihine kadar, enerji bildirimi için ise 31 Aralık 2027’ye kadar uyum sağlaması gerekiyor. "Tüketicilerin ne tükettiğini bilmesi en doğal hakkı" Gıda sektöründe şeffaflığın çok önemli olduğunu söyleyen ve bir çorbacıda servis elemanı olarak çalışan Feride Özbek, "Günümüzün rahatsızlıkları da göze alındığı zaman, ne tükettiklerini bilmesi, içeriğin görülebilmesi sağlıkları açısından önemli. Vatandaşlar zaten bize güvenerek geliyorlar ama istedikleri her içeriğe de ulaşabiliyorlar. Her konuda yardımcı oluyoruz. QR kod uygulaması da geçerli. Çok yerinde ve doğru bir karar olunmuş. Hatta geç kalınmış bir karar olmuş. Tüketicilerin ne tükettiğini bilmesi en doğal hakkı" dedi. "Müşterilerimizin de bu şekilde talepleri oluyordu" Bir restoranda çalışan Murat Deniz, "Müşteri için güzel bir uygulama olur. Neden derseniz, ne yediğini, ne içtiğini, kaç gram yediğini, alerjik bir şey olup olmadığını bilmiş olur. Bazen müşterilerimizin de bu şekilde talepleri oluyordu. Tüketici ne yediğini içtiğini bilir" ifadelerini kullandı. "Sağlığını düşünen kesim buna bakar" Gıda sektöründe uzun yıllardır çalıştığını ifade eden Tayfun Tatar, "Uygulama güzel, daha kısa sürede yapılsa daha da iyi olur. Ben bildiğim yerde yiyorum zaten. Bilinmeyen markaların da olduğu yerde yemek yememeye çalışıyorum. Vatandaşın çok dikkat edeceğini de düşünmüyorum. Fiyat 50 liraysa, öbür tarafta olması gereken rakam 120 liraysa 50 liralık yer tercih ediliyor genelde. O uygulamaya bakacak olan vardır ama daha bilinçli, sağlığını düşünen kesim buna bakar" şeklinde konuştu. "İnsanlar ne yediğini, ne kadara kalori aldığını bilir" Hem restoranlardaki hem de ambalajlardaki güncellemeye değinen vatandaşlardan Emine Yüzyılmaz, "İnsanlar ne yediğini, ne kadara kalori aldığını bilir. Yiyecekleri içeriğini de yazarlarsa menülere, hangi yağları kullanıyorlar, doğal ürünler mi, hibrit ürünler mi bizim için çok iyi olur. İnşallah yapabilirler. İnsanlar ürünlerini satmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Çocukların ne yiyip ne içeceğini annesinin karar vermesi lazım. Bir çikolata istiyorsa önce içeriğini kendisi okuyacak, yararlıysa çocuğuna alacak. Çocuk her şeyi ister ama vermek zorunda değilsin" diye konuştu. "Vatandaşın işine yarayacak" Kafe ile restoranlarda hijyene dikkat edilmesini ve denetimlerin daha sıklaştırılması gerektiğini vurgulayan Filiz Süzen, "Tabii ki vatandaşın işine yarayacak. Bunu yemeniz sağlıklı ama şunu yemeniz sağlıklı değil gibi bilgiler verilebilir müşteriye. Çok iyi olur. Marketlerde, AVM’lerde denetimlerin fazla olması gerekiyor. Çocuk da torunlarımız da ne yiyeceğimizi bilir. Çocuk yaşta bunların eğitimini almış olurlar. Anne ve baba zaten eğitim veriyor ama dışarda da oturdukları yerde böyle bir şeyler karşılaştıklarında güzel şeyler olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Çocuklar daha çok çabuk etkileniyorlar" Doğru bir kararın olduğunu belirten Murat Demirtaş ise, "Ne yediğimizi biliriz, kaç kalori aldığımızı biliriz. Okuyanlar için fark olur diye düşünüyorum. Sadeleşme iyi olur. Çocuklar daha çok çabuk etkileniyorlar. Ambalajın görseline dikkat ediyorlar. Nüfus çok fazla. İyi niyetli bir tedbir ama uygulamada çok yeterli olacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu. Mevzuata aykırı faaliyet gösteren işletmeler ‘Denetim Elinde’ uygulaması, ‘Alo 174 Gıda Hattı’ ve ‘WhatsApp’ ihbar hattı üzerinden bildirilebilecek.
Ankara Ankara’da "Genç Gelişim Akademisi Programı" başlıyor Ankara Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve T3 Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Genç Gelişim Akademisi Programı, Liselere geçiş sisteminde (LGS) başarılı olan öğrencileri çok yönlü gelişim yolculuğuna hazırlayacak. Ankara Valiliği, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) iş birliğiyle düzenlenen Genç Gelişim Akademisi Programı’nın açılışı, bugün Ankara Fen Lisesi’nde gerçekleştirildi. LGS’de yüksek başarı gösteren öğrencilere yönelik hazırlanan program, akademik başarının yanı sıra kişisel, sosyal ve kariyer gelişimini de destekleyen kapsamlı bir eğitim süreci sunmayı hedefliyor. Mevcut dönemin hızlı değişimlere açık olduğunu belirten Ankara Vali Yardımcısı Namık Kemal Nazlı, "İçinde bulunduğumuz çağ hızlı değişimlerin ve dönüşümlerin çağıdır. Bilgiye erişimin kolaylaştığı, ancak doğru bilgiyi seçmenin, analiz etmenin daha da zorlaştığı, karmaşık hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. İşte bu noktada eleştiren düşünme, problem çözme, takım çalışması ve iletişim becerileri gibi yetkinlikler hepimiz için vazgeçilmez hale gelmiştir. Genç Gelişim Akademisi kapsamında sunulacak eğitim içeriklerinin sizlerin bu yetkinliklerini kazanmanıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Tasarım odaklı düşünmeden girişimciliğe, iletişim becerilerinden liderliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede sunulacak bu eğitimler sizleri yarının dünyasına hazırlayacaktır" şeklinde konuştu. T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır ise şu şekilde konuştu: "Günümüz dünyasında artık başarı sadece sınavlarda yüksek puan almak ile ölçülmüyor. Dünya artık ne bildiğinizle değil, ne yapabildiğinizle ilgileniyor. Akademimizde de odaklanacağımız eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme ve dijital okur yazarlık gibi yirmi birinci yüzyıl etkinlikleri umuyoruz ki gelecekteki en büyük sermayeniz olacak. Dünya çok hızlı değişiyor. Yapay zeka teknolojileri özellikle entelektüel ağırlıklı meslek gruplarında ciddi bir dönüşme yol açıyor" dedi.
Kayseri Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi Kayseri’de Çanakkale Savaşı’nı anlatan ve savaşta kullanılan silahlar ve askerlerin kullandığı elbiselerin, mektuplarının sergilendiği Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi Kayseri’ye geldi. Çanakkale Savaşı’nda askerlerin eşyaları, kıyafetleri, silahları ve yazdıkları mektupların bulunduğu mobil müze Kayseri Cumhuriyet Meydanı’na kuruldu. Müzeyi ziyaret eden Vali Yardımcısı Ömer Keleş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun ve yetkililerden bilgiler aldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, vatandaşlara Çanakkale ruhunu yaşatmak için anlamlı bir etkinlik olduğunu ifade ederek; "Çanakkale Mobil Müzesi içerisindeyiz. Burada bakanlığımız, bütün illerimizde Çanakkale ruhunu anlatmak ve yaşatmak üzere yaptığı vitrinlerden oluşan Çanakkale Savaşı ile ilgili birçok eserin, materyalin yer aldığı müze. 1915 Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü geçtiğimiz günlerde andık. Bu ruhu yansıtmak da gerekiyor. Çünkü gidemeyenler olabiliyor. İlimize bunun gelmesi çok değerli. Burası vatandaşlarımızın ziyaretine 3 gün boyunca açık olacak. Ayrıca buradan sonra Develi ilçemizde 2 gün boyunca mobil müze vatandaşlarımızın ziyaretine açık olacak. Bütün vatandaşlarımızı davet ediyorum; Çanakkale ruhunu, atalarımızın, şehitlerimizin, gazilerimizin bu savaşta kahramanlıklarını görmek açısından çok anlamlı" dedi. Müze Teknik Sorumlusu Ali Aydın ise 3 gün boyunca açık kalacak müzeye vatandaşları davet ederek; "Müzemiz; 27-28 ve 29 Mart tarihlerinde Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda tüm vatandaşlarımıza sabah 09.00, akşam 17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Müze içerisinde 7 adet vitrin bulunmakta. Bu vitrinlerin içerisinde hiyerarşik sıralamayla savaşın başlangıcından bitişine kadar olan bir tarih işliyoruz. Müze içerisinde ziyaretçilerimizin göreceği silahların hepsi gerçek, elbiseler, kıyafetler imitasyon olarak sergilenmektedir. Müzemiz tüm yaş gruplarına hitap etmektedir. Özellikle çocuklarımızı, büyüklerimizi müzemizde görmekten mutluluk duyarız" ifadelerini kullandı. Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi, 3 gün boyunca 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
Bilecik Başkanı Yıldırım, Bilecik’in öncelikli sorunları, devam eden yatırımlar ve planlanan projeler için Ankara’da AK Parti Bilecik İl Başkanı Serkan Yıldırım, Ankara’da çeşitli Bakanlarla yaptığı görüşmelerde Bilecik’in öncelikli sorunları, devam eden yatırımlar ve planlanan projeler ele alındı. Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen 178. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı öncesinde AK Parti Bilecik İl Başkanı Serkan Yıldırım, Ankara’da bir dizi temasta bulundu. Yıldırım, toplantı öncesi Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmelerde Bilecik’in öncelikli sorunları, devam eden yatırımlar ve planlanan projeler ele alındı. Yıldırım, ilin ihtiyaç ve taleplerini ilgili bakanlara ileterek çeşitli konularda istişarelerde bulundu. Öte yandan, 178. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda teşkilat çalışmaları ile ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı öğrenildi. AK Parti Bilecik İl Başkanı Serkan Yıldırım, "Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantı öncesinde Bakanlarımızla bir araya gelerek ilimizin ihtiyaçlarını ve taleplerini kendilerine ilettik. Bilecik’imizin gelişimi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.