SPOR - 01 Ekim 2025 Çarşamba 09:59

Konyalı şampiyon kick boksçuların hedefi dünya şampiyonluğu

A
A
A
Konyalı şampiyon kick boksçuların hedefi dünya şampiyonluğu

Konyalı şampiyon milli kick boksçular Emircan Abdullah Beserek ve Kazım Mert Dereli, dünya şampiyonluğu hedefliyor.


İtalya/Jesolo’da 12-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Gençler Avrupa Kick Boks Şampiyonası’nda milli sporcular Emircan Abdullah Beserek altın madalya, Kazım Mert Dereli ise gümüş madalya kazandı. Hedeflerinin çok daha büyük olduğunu ifade eden genç sporcular, gözlerini dünya şampiyonluğuna dikti. Sıkı çalıştıklarını belirten genç sporcular, kendilerine her imkanı sağlayan Meram Belediyespor’a desteklerinden dolayı teşekkür etti.


Meram Belediyespor Kulübü Kick Boks Antrenörü Mehmet Güçlü, "Emircan Abdullah Beserek bu sene İtalya’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda İstiklal Marşı’mızı okuttu. Bizi gururlandırdı, çok mutlu olduk. Yine akabinde Kazım Mert Dereli o da Avrupa ikincisi oldu. O da bizi mutlu etti. Zorlu bir süreç içerisinde zorlu bir antrenman sürecinde başarılı şekilde tamamladılar. Bunun sonucunda meyveleri almak da bizi mutlu etti. Önümüzdeki dönemde Emircan Abdullah Beserek büyüklere geçecek. Büyüklere hazırlık yapacağız. Kazım Mert Dereli de gençlere devam edecek. İkisi de başarılı sporcularımız. Zaten Emir’in Avrupa Kupa Şampiyonluğu ve Dünya Kupası Şampiyonlukları var. Yine Kazım’ın da Uluslararası Kupa Şampiyonlukları var. Bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde daha büyük başarılar bizi bekliyor inşallah" dedi.



"En büyük hedefim büyüklerde dünya şampiyonluğu"


Yaklaşık 11 yıldır kick boks branşıyla uğraştığını belirten Emircan Abdullah Beserek, "10 Türkiye Şampiyonluğum var. 4 kere de Dünya Kupası’nda şampiyon oldum ve en son 12-21 Eylül tarihleri arasında Avrupa Şampiyonu oldum. Milli sporcu unvanımla büyükler kategorisine çıkıp tekrar büyükler kategorisinde de kariyerime yeni şampiyonluklar eklemek istiyorum. En büyük hedefim büyüklerde dünya şampiyonu olmayı istiyorum" ifadelerini kullandı.



Genç sporculara tavsiyelerde bulunan Emircan Abdullah Beserek, "Şu anda kötü alışkanlıklardan uzak durmaları, günümüzde şu anda en büyük problem tablet, telefon vesaire bilgisayar oyunları ve kötü arkadaş ortamlarından uzak durmalarını istiyorum. Böylece daha iyi yerlere gelebilirler. Herhangi bir spor dalıyla, spor branşıyla uğraşabilir hem fiziksel gelişimleri için hem de güzel bir yol katetmeleri için güzel olabilir" şeklinde konuştu.



"Benimle beraber ter döküyorlar"


Arkasında duran gizli kahramanlardan bahseden Beserek, "Onlar kameralarda gözükmüyorlar ama benimle beraber üzüntümü, mutluluğumu, sevincimi, her şeyimi paylaşıyorlar. Antrenmandaki takım arkadaşlarım da aynı şekilde. Bu başarıda onların da çok büyük bir rolü var. Benimle beraber ter döküyorlar, yeri geliyor kan döküyorlar, beraber terliyoruz. Aileme, takım arkadaşlarıma, hocama ve tüm imkanları sağladığı için Meram Belediyesi’ne teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Şampiyonluk beklediğini ama son 30 saniyede altın madalyayı belirten Kazım Mert Dereli ise, "Günde 5 antrenman yapıyorduk. Sıkı çalışıyorduk ama olmadı. Bundan sonraki hedefim Bulgaristan’daki dünya şampiyonası olacak, gençlerde orada şampiyon olmak" cümlelerine yer verdi.


Genç sporculara sıkı çalışmaları, asla pes etmemeleri tavsiyesinde bulunan Dereli, "Buralara gelmek için asla pes etmesinler" dedi. Dereli, ayrıca kendisine destek olan herkese de teşekkür etti.



Konyalı şampiyon kick boksçuların hedefi dünya şampiyonluğu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Batman Sason Çayı’na atılan telef hayvanlar vatandaşları endişelendiriyor Batman’da Sason çay kenarındaki bazı köylerde telef olan hayvanların suya atıldığı görüntüleri, vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge sakinleri, halk sağlığı ve çevre açısından risk oluşturan durumun önlenmesini istedi. Sason ilçesinde çay kenarında bulunan bazı köylerde çeşitli nedenlerle telef olan hayvanların dere ve çay sularına atıldığı iddiaları vatandaşların tepkisini çekti. Özellikle yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken vatandaşlar, durumun hem çevre hem de halk sağlığı açısından ciddi risk taşıdığını ifade etti. Vatandaşlar, telef olan hayvanların hasta olma ihtimaline dikkat çekerek, bu hayvanların suya bırakılması halinde hastalıkların yayılabileceğini belirtti. Bölgenin önemli su kaynaklarından biri olan Sason Çayı’nın korunması gerektiğini vurgulayan vatandaşlar, yetkililerin konuya müdahale etmesini istedi. Bir vatandaş, telef olan hayvanların suya atılması yerine uygun şartlarda gömülmesi gerektiğini belirterek, "Bu durum hem çevreyi kirletiyor hem de insan sağlığını tehdit ediyor. Telef olan hayvanların gelişi güzel şekilde çaya atılması doğru değil. Yetkililerin bu soruna çözüm bulmasını istiyoruz" dedi. Bölge sakinleri, çevre kirliliğinin önlenmesi ve su kaynaklarının korunması için daha sıkı denetim yapılmasını talep etti.
Antalya Büyükşehir’in mezarlıklarda bayram hazırlığı sürüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya merkez ve 19 ilçelerde mezarlıkları Kurban Bayramı’na hazırlama çalışmalarını sürdürüyor. Bayram süresince arife günü ve bayramın ilk üç günü Uncalı Mezarlığı ile Kurşunlu Mezarlığı arasında saat başı ücretsiz ring seferleri düzenlenecek. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde mezarlıklarda bakım, onarım ve temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Vatandaşların mezarlıkları daha rahat ve huzurlu bir şekilde ziyaret edebilmesi amacıyla ekipler tarafından yoğun bir çalışma yürütülüyor. Mezarlık alanlarında bir yandan ağaç budama işlemleri gerçekleştirilirken, diğer yandan ilaçlama çalışmaları ile yabani ot ve bitki temizliği titizlikle yapılıyor. Bayram öncesi hummalı çalışma Mezarlık Şube Müdürlüğü’nde dış ekipler sorumlusu Bayram Sır, Antalya genelinde vatandaşların bayram ziyaretlerini daha huzurlu ve temiz bir ortamda gerçekleştirebilmeleri için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Sır, "19 ilçemizde ve merkez mezarlıklarımızda her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlarımızın kabir ziyaretlerini daha düzenli ve temiz bir ortamda yapabilmeleri amacıyla yoğun bir temizlik çalışması gerçekleştiriyoruz. Bayram süresince vatandaşlarımızın ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla da arife günü ile bayramın ilk üç günü, Uncalı Mezarlığı’ndan hareket ederek Kurşunlu Kent Mezarlığı’na saat başı ücretsiz ring seferlerimiz bu yıl da devam edecek" dedi.
İstanbul Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor" Dünyada her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparan tütün ve tütün ürünleri kullanımına karşı uyarılarda bulunan Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı, "Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor" dedi. Sigarayı bırakan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er ise, "Günde 3-3,5 paketi buluyordu. Çok pişmanım, sigara dostumuz değil düşmanımız" diye konuştu. Tütün ve tütün ürünleri her yıl Türkiye ve dünyada milyonlarca kişinin sağlığını etkilerken çok sayıda ölüme neden oluyor. İçicilik veya maruziyet kişilerin hayatında büyük etkiler oluştururken Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı da 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü öncesi önemli uyarılarda bulundu. Sigara Bırakma Polikliniği’ne yapılan başvurularda kişinin kendine inanmasının büyük rol oynadığını belirtirken, her bireyin kendi özelinde analizinin ardından tedavilere başlandığını aktardı. Öte yandan sigarayı bırakan kullanıcılar ise yaşadıklarını anlattı. "Dünyada 1,3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu Türkiye’de" ‘Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Kadınlarda kullanım oranları artıyor. Dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıklardan 8 tanesinin altısından sigara sorumlu. Bunlara rağmen dünyada hala 1.3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu da Türkiye’de. Sigaraya başlama yaşı ne kadar erkense bağımlılık düzeyi o kadar yüksek oluyor, erken yaşta başlayan kişiler, çocuklarımız maalesef sigara bağımlılıklarını sürdürüyor. Elektronik sigaralar, farklı boyutlarda farklı şekillerde renkli renkli üretilerek daha cazip hale getiriliyor, sanki zararı azaltılmış ürünler gibi nikotin bağımlılığının sürdürülmesine sebep oluyor. Elektronik sigarayı, sigarayı bırakma amaçlı kullananlar çalışmalarda gösterilmiş ki 1 yıl sonra hala yüzde 80’i elektronik sigara kullanıyorlar. Elektronik sigara, bir sigarayı bırakma aracı olarak düşünülmemeli, zararı azaltılmış bir ürün değildir. Kardiyovasküler hastalıklar, solunum sistemi hastalıkları, kanserler gibi klasik tütündeki hastalıklara da neden olmaktadır" dedi. "Elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI, ölüm oranı yüksek bir hastalık" Elektronik sigaranın zararsız olduğunun düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Elektronik Sigara Hastalığı (EVALI) tablosu dediğimiz ciddi, ölüme neden olan ve tedavisinde de güçlük yaşadığımız bir durum. Elektronik sigara kullananlarda özellikle Amerika’da bu vakalar daha çok artış gösteriyor. Kullanım sonrasında her iki akciğerimizde zatürre görünümü, akut akciğer hasarı dediğimiz, solunum yetmezliğine giden bir tabloya sebep oluyor. Tedavisi de oldukça uzun ve zor, ölüm oranı da yüksek bir hastalık, elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI tablosu bu. Dünya Sağlık Örgütü rehberi diyor ki; tütün kullanım miktarı, süresi ne olursa olsun bireye özgü tedavilerle sigarayı bırakma mümkün. Kanıta dayalı tedaviler uyguladığımızda danışmanlık hizmeti verdiğimizde yüzde 40‘ların üzerinde yüzde 80’lere varan sigara bırakma başarılarınız oluyor. Sigara bırakma poliklinikleri bu konuda aktif çalışıyor" diye konuştu. "Kişiye göre değişen tedavilerimiz var" "Sigara bırakma polikliniğe ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Hastaların öncelikle bir tıbbi geçmişlerini sorguluyoruz, ek hastalıkları var mı, hangi ilaçları kullanıyor, yaşları, ne kadar süredir tütün ürünü kullanıyor veya niçin başarısız oldular, yeniden başladılarsa hangi faktörler sebep oldu, bunları inceliyoruz. Ek bazı tetkiklerimiz, formlarımız, anketlerimiz oluyor. Kişiye göre değişen tedavilerimiz var, toplumumuz da biliyor; bantlar, sakız, spreyler, pastiller ve farmakolojik ilaç tabletlerimiz var. Belli aralıklarla kontrollere çağırıyoruz. İlk bıraktıktan sonra yan etki olup olmadığını kontrol etmek için erken bir kontrol sağlıyoruz, sonra 2 hafta, aylık takiplerimizi sürdürüyoruz. En az 6 ayda bir takip etmek istiyoruz" diye konuştu. "8 milyon ölüm var dersek 1,3 milyonu sigara dumanı maruziyetinden" Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, "Sigarayı bıraktım’ deyip takibini bırakan hastalarımızın başarısızlık oranları daha yüksek. Hastalarımız sigarayı bıraktıktan sonra ‘Bu sefer bıraktık, daha önce defalarca denememenize rağmen bırakamamıştık’ gibi cümlelerle geliyorlar. Kararlı, gayretli, motive olduğunuzda sigarayı bırakabiliyorsunuz. Hepsinin ortak söylediği şey; ‘Hocam hemen nefes darlığım azaldı, çok daha kolay hareket edebiliyorum, rahat merdiven çıkıyorum.’. Fiziksel iyilik halinin dışında bir ruhsal iyilik hali de veriyor. Bırakmak önemli ama tekrar başlamamak, bırakmayı sürdürmek çok daha önemli. Sigarayı bıraktığınız zaman sigaralı ortamlarda da bulunmayın. Dünyada 8 milyon ortalama ölüm var dersek bunun 1,3 milyonu maalesef pasif sigara dumanı maruziyetinden. Kişi kendisi içmiyor fakat iş yerinde, sosyal ortamlarda olsun bu dumana maruz kalmış oluyor ne yazık ki bu hastalarımız da aynı sigara içiciler gibi hatta onlardan daha da fazla yine sigarayla ilgili sağlık riskiyle karşı karşıyalar" ifadelerini kullandı. "Sigara, dostumuz değil düşmanımız, çok pişmanım" Sigara kullanımından duyduğu pişmanlığı anlatan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er, "34 senedir kullanıyorum, 16-17 yaşlarında sigaraya başladım. Günde 3-3,5 paketi buluyordu, ailemden saklıyordum sonra ikiye düşürdüm. Nefes alamıyorsunuz, romatizma rahatsızlığım var. Doktora geldim ‘Sigarayı bırakmanız gerekiyor, KOAH adayısınız’ dedi, üzüldüm. Sigarayı bırakmaya karar verdim, polikliniklerden haberim vardı, Yedikule’de olduğunu bilmiyordum. Buraya gelmiştim ‘Nasıl bırakabilirim, bildiğiniz bir yer var mı?’ deyince ‘Burada var’ dedi. Geldim, başladım, bu şekilde bıraktım. Aralıkta geldim, Aralık’ın 22’sinde bıraktım. Hiç mi canınız istemiyor derseniz, istediği zamanlar oluyor. Spor yapıyorum, çalışıyorum. Sigara, dostumuz değil düşmanımız. Gençken bırakmaları tavsiye ederim, benim yaşıma gerçekten çok zor, çok pişmanım. Geç fark ettim, bu saatten sonra kaliteli bir yaşam istiyorum. Önce kafada bitmesi gerekiyor" dedi. "Özentiliğin sonu yok, hiç başlamalarını tavsiye ederim" ‘15-16’lı yaşlarda sigaraya başladım’ diyen Adem Hazar ise, "Yaklaşık 5 sene kadar sigara içtim, şimdi bıraktım. Arkadaş ortamında alıştım, günlük 3 paket sigara içiyordum. Bir gün bir hemşire arkadaşımız burayı önerdi. Doktor hanımla görüştüm, çok kısa sürede ilaç yardımıyla bırakabileceğimi söyledi. Ben de deneyip bir hafta gibi bir sürede bıraktım. Önce bırakabileceğinize inanmanız, kafada bitirmeniz gerekiyor. Artık dışarıda aktivite yaparken daha zor yoruluyorum, nefes alışverişim düzeldi. Özellikle merdiven çıkarken daha rahatım, gece rahat uyuyorum, gündüz rahat kalkıyorum. Özentiliğin sonu yok, ben de özenerek başlamıştım. Pişman oldum, bıraktım, hiç başlamalarını tavsiye ederim" şeklinde konuştu.