ÇEVRE - 31 Ocak 2026 Cumartesi 09:16

Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar

A
A
A
Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar

Konya’da obruk oluşumlarında youn ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımının etkisine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta" dedi.


Son yıllarda özellikle Konya Havzası’nda artış gösteren obrukların oluşumuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, geçmişte oluşan obrukların karstik sistemler içinde yer alan mağaraların tavan bloklarının çökmesiyle meydana geldiğini ve bu tür yapıların yeraltı suyundan bağımsız olduğuna dikkat çekti. Başkan Şükrü Arslan, "Obruk Platosuna adını veren obruklar, bizim ana kaya çökmesi dediğimiz bir karstik sistem içerisindeki mağaranın üstündeki tavan bloğun çökmesi sonucu oluşan obruklardır. Bunlar, yeraltı suyundan bağımsız, yeraltı suyundan alakasız bir şekilde oluşan obruklardır. Fakat son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta. Yeraltı suyunun çekimine bağlı olarak hem statik seviyede aşağı ve yukarı yönlü hareketler yağışlı ve kurak dönemden kaynaklanan hem de yeraltı suyunun akış hızı özelliklerinden kaynaklı. Oradaki kalsiyum karbonatca zengin mineralleri çözmesi, eritmesi, bünyesine katması ve çözmesi sonucunda aşağıya doğru taşımasıyla oluşan boşlukların zaman içerisinde büyümesi, bu büyüyen boşlukların diğer boşluklarla birleşip daha büyük boşluklar oluşturup en sonunda da bu boşluğun üzerindeki örtü tabakasının çökmesi sonucu oluşan obruklardır" dedi.



"Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır"


Özellikle 30 yılda meydana gelen obrukların genellikle örtü çökmesi şeklinde gözlemlendiğini ifade eden Şükrü Arslan "Son yıllarda, özellikle son 30 yılda oluşan obruklar, genellikle örtü çökmesi dediğimiz yani bizim alüvyal yelpaze dediğimiz daha ziyade son zamanlarda oluşmuş olan oluşum içinde gözlemlenmektedir. Uluslararası makaleleri konu olan, işte Konya’nın altında litosfer dediğimiz taş kürenin altında erime ile mağmaya doğru akan bir yapının olması ve buna bağlı olarak oldukların oluştuğu söylemi, aslında bir teorem olarak ortaya konulmuş ama kanıtlayıcı net bir kanıt bulunmamaktadır. Dünyanın oluşumunda, Litosfer dediğimiz taş küre bulunmakta. Bu taş küre yaklaşık 5 km ila 70 km kalınlıklara ulaşan bir kalınlığı bulunmakta. Taş kürenin hemen altında, üst ve alt manto bulunmakta. Bunun kalınlığı da yaklaşık olarak 2 bin 970 km kalınlığında bulunmaktadır. Bunlar, taş küreye göre daha yumuşak bir yapıya sahiptir. Tabii ki, bu sistem üzerinde taş kürenin içerisinde mağma sistemi dediğimiz, volkanik sıcak lavlar da bulunmaktadır. Bu lavların eritmesi sonucu taş kürenin tabanında malzeme eriterek, kendi bünyesine tekrar katabilir. Fakat bizim Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, taş kürenin üzerindeki genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzemeleri, yer altındaki taş kürede oluşan bu damlalara bağlı olarak, yüzeye kadar ulaşıp, yüzeyde bu tarz bir akıntı oluşturmasını biz çok ihtimal dahilinde bulundurmuyoruz" ifadelerini kullandı.



"40 metreye kadar yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor"


Obruk oluşumunun bu kadar sık olmasının yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmakla ilgili olduğunu ifade eden Arslan, "Obruk oluşumunun bu kadar sık olması, bizim yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmamız olarak görülüyor. Bugün, Konya Kapalı Havzasında, Devlet Su İşleri verilerine göre, yaklaşık 35 bin civarında ruhsatlı kuyu var iken, ne yazık ki günümüzde 100 binin üzerinde ruhsatsız kuyu olduğu düşünülmekte. Bunda da, totale baktığımızda bu 150 bin kuyuya tekabül etmektedir. Konya’da yeraltı suları seviyesi, yıllık ortalama, eskiden kuraklık ve iklim değişikliğinden dolayı yarım metre ila 1 metre düşümler olurken, günümüzde bu, bazı Konya’nın alt havzalarında 8-10 metre yeraltı su seviyesinde düşümleri gözlemleyebiliyoruz. Yağışlı dönem ile kurak dönem arasındaki statik su seviyesi farkı, yeraltı sularında bu da bazı bölgelerde 10 metre, 20 metre, hatta 30, 40 metre yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor. Şöyle söyleyebilirz, aslında, çayın içine şeker atıyoruz, daha sonra kaşıkla karıştırdığınız zaman şeker nasıl eriyorsa, işte yeraltı suyunun yer altında aşağı ve yukarı yönlü devamlı hareketi oradaki işte toprak malzeme, kalsiyum karbonatca zengin malzemeyi eriterek bünyesine katmaya ve onları çözerek aşağılara çekmeye ve yukarılarda boşluklar oluşturmaya sebebiyet veriyor" diye konuştu.



Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 300 çocuktan oluşan korodan muhteşem konser Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı tarafından Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında hazırlanan "300 Çocuk Tek Sahne" çocuk koroları konseri büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. BAÜN Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Şehit Fethi Sekin Konferans Salonunda düzenlenen konser, farklı sosyo-kültürel çevrelerden gelen çocukları müziğin ortak paydasında bir araya getirdi. Dr. Orkun Karakuş yürütücülüğünde gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesi kapsamında sahne alan yaklaşık 300 çocuk, izleyicilere renkli bir müzik şöleni sundu. Koroya, Prof. Dr. Gökalp Parasız yönetimindeki Necatibey Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinden oluşan orkestra eşlik etti. Konserde; BAÜN Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde Dr. Zülal Karakuş ve Dr. Orkun Karakuş yönetiminde faaliyetlerini sürdüren BAÜN Çocuk Korosu, Koro Şefi Ayça Erkılıç yönetimindeki Altıeylül Bilim ve Sanat Merkezi Çocuk Korosu, Koro Şefi Ezgi Reyna Coşkun yönetimindeki Kadriye Kemal Gürel İlkokulu Çocuk Korosu ile birlikte Müzik Eğitimi Anabilim Dalı 4. sınıf öğrencilerinden oluşan öğretmen adaylarının yönetimindeki Atköy İlkokulu, Plevne İlkokulu, Nergiz İlkokulu, Üçpınarlı Şehit Ali İlkokulu ve Ayşebacı Şehit İsa Yavaş İlkokulu çocuk koroları yer aldı. Proje kapsamında, müzik öğretmeni bulunmayan ve müzik eğitimi imkanlarının sınırlı olduğu okul öğrencilerinden oluşan çocuk koroları ile şehir merkezindeki çocuk koroları aynı sahnede buluştu. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında hazırlanan konser boyunca çocuklar söyledikleri eserlerle büyük beğeni topladı. Konsere; Rektör Vekili Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğdubay, Necatibey Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Yıldırım, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Köroğlu, akademik ve idari personel ile öğrencilerin aileleri katıldı.
Ankara Bakan Gürlek: "Diyarbakır merkezli 9 ilde uyuşturucu tacirlerine eş zamanlı önemli bir darbe indirildi" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Diyarbakır merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonla uyuşturucu tacirlerine önemli bir darbe indirildiğini açıkladı. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde Türk Polis Teşkilatı tarafından aylar süren titiz teknik takip ve "gizli soruşturmacı" yöntemleri kullanılarak Diyarbakır merkezli 9 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonla uyuşturucu tacirlerine önemli bir darbe indirildiğini belirtti. Bakan Gürlek paylaşımında, "Gizli soruşturmacıların sahadaki titiz çalışmaları neticesinde sokak satıcılarından suç örgütü yöneticilerine kadar uzanan kirli bir ağ deşifre edilmiş, gençlerimizi uyuşturucu batağına çeken 405 şüpheliye karşı kapsamlı bir operasyon başlatılmıştır. Bu başarılı ve sabırla yürütülen operasyonda emeği geçen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığımıza, EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığımıza ve Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Adalet Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımız arasındaki güçlü eşgüdüm ve koordinasyon, evlatlarımızı zehirlemek isteyen odaklara karşı en güçlü dayanağımızdır. Vatandaşlarımızın güvenliği ve gençlerimizin geleceği için suç ve suçluyla mücadelemizi aynı kararlılık ve iş birliği anlayışıyla sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.