SAĞLIK - 14 Nisan 2026 Salı 11:34

Kişiselleştirilmiş onkoloji tedavisinde kanser genetiğine odaklanarak nokta atışı

A
A
A
Kişiselleştirilmiş onkoloji tedavisinde kanser genetiğine odaklanarak nokta atışı

Son yıllarda, metastatik evredeki kanser hastalarında standart kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının yüzde 20-30 bandında kalan sınırlı başarı oranlarının, tıp dünyasını daha derin bir sorgulamaya ittiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, benzer evredeki her hastaya benzer dozların uygulandığı bu dönemin, artık yerini moleküler bir devrime bıraktığını söyledi.


Geçmişin kısıtlı imkanlarıyla şekillenen geleneksel onkoloji yaklaşımlarının, uzun yıllar boyunca "tek tip tedavi" anlayışına dayandığını ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Günümüzün modern tıbbı, sarsılmaz bir gerçeği temel almaktadır. Nasıl ki her bireyin parmak izi eşsizse, kanser hücrelerinin genetik mimarisi de kişiye özeldir. Artık tümörün sadece dış görünüşüne değil, genetik koduna odaklanıyoruz. Kanser genomunu haritalandırarak; tümörün büyümesine, kontrolsüz çoğalmasına ve metastaz yapmasına neden olan spesifik DNA ve RNA mutasyonlarını en uç noktada tespit edebiliyoruz. Bu teknolojik dönüşüm, karanlıkta yol almaktan çıkıp, her hastanın kendi biyolojik haritasına uygun, hedef odaklı tedavi rotaları oluşturulabilmesine, tedavide nokta atışı yapılabilmesine imkan sağlamaktadır" dedi.



"Kişiselleştirilmiş onkolojinin kalbinde kanser genetiği yer almaktadır"


Hastaların her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavilerinin farklı olduğunu ifade eden Petekkaya, "Onkoloji polikliniğe başvuran akciğer, meme, kolon, rektum, safra kesesi ve yolları, pankreas, mide, lenfoma, böbrek, over, rahim, rahim ağzı, melanom, baş-boyun, yumuşak doku, kemik kanserleri hastalarının her birinin kendi kanser grubunda dahi genetik olarak tedavileri farklıdır. Her hasta için ayrı ayrı DNA ve RNA mutasyonlarına sahip ve ayrı ayrı akıllı ilaç, immonoterapi seçenekleri mevcut durumdadır. Kişiselleştirilmiş onkoloji, bu hikayeyi doğru okuma sanatıdır. Bu yaklaşımın kalbinde ise kanser genetiği yer almaktadır" ifadelerini kullandı.



"Hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir"


Vücuttaki her hücrenin, hayatta kalması ve bölünmesi için gerekli talimatları içeren devasa bir kütüphane gibi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Bu kütüphane bizim DNA’mızdır. Kanser, bu kütüphanedeki bazı hayati kitaplarda ’yazım hataları’ (mutasyonlar) oluşmasıyla başlar. Hücreye ’dur’ diyen genler bozulduğunda veya ’bölün’ diyen genler kontrolden çıktığında tümör oluşumu tetiklenir. Geleneksel onkolojide tümörün sadece dış görünüşüne (mikroskop altındaki haline) ve konumuna bakılırken bugün ise kanserin moleküler kimlik kartına bakıyoruz. Modern onkolojide tedavi süreci artık sadece teşhisle başlamıyor; tümörün genetik haritasının çıkarılmasıyla şekilleniyor. Yeni Nesil Dizileme (NGS) adı verilen ileri teknolojiler sayesinde, hastanın tümöründen alınan küçük bir örnekle binlerce genetik bölge saniyeler içinde taranabilir" dedi.


Petekkaya, genetik veriler ile klinikte neler yapılacağına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:


"İlk olarak doğru ilacın seçimi, bazı kanser türlerinde, belirli bir genetik mutasyon, örneğin meme kanserinde HER2, kolorektal kanserlerde KRAS/NRAS veya akciğer kanserinde EGFR, ilacın etkili olup olmayacağını belirleyen anahtardır. Eğer o anahtar yoksa, o ilaç vücuda sadece yan etki verir; fayda sağlamaz. Devamında gereksiz kemoterapiden kaçınma, genetik analizler, bazı düşük riskli tümörlerde kemoterapinin hastaya ek bir fayda sağlamayacağını ortaya koyabilir. Bu da hastanın yaşam kalitesini korumak adına devrim niteliğinde bir gelişmedir. Son olarak direnç mekanizmalarını öngörme, kanser hücreleri çok akıllıdır ve zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirebilirler. Genetik takip, bu direncin ne zaman ve nasıl oluşacağını öngörmemize yardımcı olur."



Hedef odaklı tedavide akıllı ilaçlar ve immünoterapi


Kişiselleştirilmiş onkolojinin en büyük meyvelerinden birinin akıllı ilaçlar olduğunu, kemoterapinin vücuttaki tüm hızlı bölünen hücrelere (saç kökleri, ağız içi gibi) saldırırken; akıllı ilaçların sadece kanseri tetikleyen o genetik hatayı bulup onu etkisiz hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. H. İbrahim Petekkaya, "Bu, karanlık bir odada etrafı kurşun yağmuruna tutmak yerine, sadece hedefi vuran bir lazer ışığı kullanmaya benzer. Aynı zamanda immünoterapi de genetik verilerden beslenir. Hastanın genetik profili, bağışıklık sisteminin kanseri bir ’yabancı’ olarak algılayıp algılamayacağını bize söyler. Eğer genetik yapı uygunsa, hastanın kendi savunma sistemini uyandırarak kanserle savaşması sağlanabilir. Kişiselleştirilmiş onkoloji, sadece son evre hastalar için bir umut değil, erken teşhisten itibaren hayati önem taşıyan bir stratejidir. Şu anda bile, ’Likit Biyopsi’ denilen yöntemlerle sadece bir tüp kan vererek vücuttaki en küçük genetik değişimler bile yakalanabilmekte. Sonuç olarak, kanserle savaşta artık karanlıkta yürümüyoruz. Genetik bilimi, her hastanın kendi biyolojik gerçekliğine uygun, en etkili ve en az yan etkili yolu aydınlatıyor. Hastane içerisindeki bilimsel genetik ekip; her hasta, her bireydeki mutasyonları, dünya literatürünü tarayarak, büyük titizlikle tümörü çoğaltan genleri tespit edip buna uygun akıllı ilaçları veya diğer tedavi seçeneklerini kanıta dayalı bir şekilde buluyor ve buna yönelik tedavileri en uygun şekilde Moleküler Tümör Konseyimizin (MTB) kararı sonucunda hastaya uyguluyoruz. Unutmamalıyız ki; en iyi tedavi, hastaya özel olan tedavidir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.