GÜNDEM - 03 Şubat 2026 Salı 10:40

Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

A
A
A
Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonunda "AFAD Akreditasyon Sertifika Töreni ve Konya Büyükşehir Belediyesi STK Destek Programı" düzenlendi.


Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Konya İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Ali İhsan Körpeş, "Bugün itibariyle şehrimiz kamu kurumlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın eşgüdüm içerisinde yürüttüğü çalışmalar neticesinde 15 akredite ekibe ulaşmış durumdadır. Özellikle vurgulanması gereken husus bu ekiplerden 11 tanesi geride bıraktığımız 2025 yılı içerisinde akredite edilmiştir. Bu da Konya’mızdaki kurumların ne kadar uyumlu çalıştığının net bir göstergesidir" dedi.



"Biz bir aileyiz"


AFAD Gönüllülük, Sivil Savunma ve Akreditasyon Daire Başkanı Hüseyin Ceven de, "Biz bir aileyiz. Bugün burada bu ailenin ortak neferi olmaktan mutluyuz. Çünkü biz hep şunu söylüyoruz; büyük afetlerde sivil kapasite olmadan hiçbir devlet yeterli değil. Gönüllülerle çalışmanın faydası çok büyük. Bunu Kahramanmaraş depremlerinde de fazlasıyla gördük" diyerek yeni akreditasyon alanları hakkında bilgi verdi.


AFAD Afetlere Müdahale Genel Müdürü Sadi Ergin, "Bu buluşma, hafızamızda hala taze, hala yüreğimizde acısı dinmeyen büyük bir gerçeğin, 6 Şubat’ın bizlere yüklediği tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır. O zorlu günlerde bu ruhun en somut, güçlü ve en organize örneğini sergileyen illerimizden biri de şüphesiz Konya’mızdır. Burada başta Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve ilçe belediye başkanlarımızın şahsında tüm Konyalı kardeşlerimize kurumum ve şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. Bugün STK’larımızın köklü kuruluşlarının ve yerel yönetim ekiplerinin burada akredite olması sadece bir prosedür değil, bu güvenin ve yetkinliğin tescillenmesidir" ifadelerini kullandı.



"Gönüllülük esası; afet yönetim sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır"


Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’nin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve iklim özellikleri itibarıyla afet risklerinin yüksek olduğu bir bölgede yer aldığını hatırlatarak, "Bu gerçek bizlere şunu açıkça göstermiştir: Doğru bir afet yönetimi, afet olmadan önce riskleri iyi analiz eden, eğitimli insan gücüne odaklanan ve kurumsal kapasitesini sürekli geliştiren bütüncül bir yaklaşımla sağlanabilir. Bu anlayış içerisinde gönüllülük esası ise; afet yönetim sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Gönüllülerin bilgiyle, eğitimle ve akreditasyonla sürece dahil edilmesi, sahadaki müdahale gücünü artırdığı gibi, toplumun afetlere karşı direncini de güçlendirmektedir" dedi.



"Konya’da kurduğumuz bu yapı; devletimizin elini güçlendirecek bir model niteliği taşımaktadır"


Başkan Altay, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek Türkiye’de hafif, orta ve ağır seviye kentsel arama ve kurtarma akreditasyonunun üçünü birden alan ilk yerel yönetim olmayı başardık. Bugün Konya’da kurduğumuz bu yapı; afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model niteliği taşımaktadır. Derin bir teessürle belirtmek isterim ki; 6 Şubat 2023 sabahına karşı, bu toprakların gördüğü en ağır imtihanlardan biriyle yüz yüze geldik. Bir gecede zaman durdu; umut nefessiz kaldı, şehirlerimiz sessizliğe gömüldü. On binlerce canımızı yitirdik, yüreklerimiz yangın yerine döndü. O karanlık saatlerde yaşadığımız acı, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar derin, izleri silinmeyecek kadar ağırdı. Ancak aynı gün, bu milletin asırlardır taşıdığı merhametin, fedakarlığın ve dayanışma ruhunun da bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı bir gün oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletimiz, ilk andan itibaren tüm imkanlarıyla sahadaydı. Kurumlarımız, personelimiz ve gönüllülerimiz tek yürek halinde harekete geçti."



"Hatay’da edindiğimiz her tecrübe, bizlere hazırlıklı olmanın binlerce hayat kurtarabileceğini ispatlamış oldu"


Konya olarak ilk andan itibaren deprem bölgesine koştuklarını aktaran Başkan Altay, "Hatay’daki kardeşlerimizin yanında olmaya gayret ettik. Tüm bu süreç boyunca ilçe belediyelerimizle birlikte toplam 3 bin 369 personelimizle sahada görev aldık. Büyükşehir Arama Kurtarma ekiplerimiz ise hepimize umut olan 168 vatandaşımızı enkazdan sağ olarak çıkarmayı başardı. Bu gayretin nihai sonucunda, Hatay’da edindiğimiz her tecrübe; bizlere hazırlıklı olmanın, koordinasyonu güçlü tutmanın ve gönüllü-profesyonel yapıyı birlikte inşa etmenin binlerce hayat kurtarabileceğini ispatlamış oldu. Gönüllü itfaiyecilik modelinin önemini de bu noktada özellikle vurgulamak isterim. Çünkü afetlere karşı mücadele, tek bir kurumun omuzlarına bırakılacak bir yük değildir. Toplumun her kesimini içine alan, kapsamlı bir dayanışma hareketini zorunlu kılan zorlu dönemlerdir" diye konuştu.



"Gönüllü İtfaiyecilik Projesi"nin önemini anlattı


Belediye olarak hayata geçirdikleri Gönüllü İtfaiyecilik Projesi’nin bu anlayışın somut bir tezahürü olduğunu vurgulayan Başkan Altay, "Bugün 31 ilçede, 615 mahallede, 2 bin 830 gönüllü itfaiyeciye ulaşarak yüzlerce olaya ilk müdahaleyi mümkün kılan güçlü bir yapı oluşturmuş durumdayız. Bu yapı, Konya’nın afetlere hazırlık konusundaki kararlılığının ve insan odaklı yaklaşımının açık bir göstergesidir. Bizler için afetlere hazırlık; bir görev tanımından ya da bir unvandan ibaret değildir. Bu hazırlık; enkaz altından çıkarılan bir canın nefesi, bir annenin evladına yeniden kavuşması, bir çocuğun hayata tutunması demektir. Bugün teslim ettiğimiz her sertifika, aldığımız her akreditasyon belgesi; aslında bir hayatı daha kurtarabilmek adına verdiğimiz sözün belgesidir. Konya olarak bu sözü tutmaya, nerede bir ihtiyaç varsa orada olmaya, devletimizin ve milletimizin emanetini omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz" açıklamalarını yaptı.



Konya’daki STK’lara ekipman desteği


Bu anlayış doğrultusunda, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitelerini daha da güçlendirmek amacıyla belediye olarak yeni bir destek projesini daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını kaydeden Başkan Altay, şunları kaydetti: "Şehrimizde faaliyet gösteren ve Kentsel Arama Kurtarma Akreditasyon sürecine başvurusu kabul edilen sivil toplum kuruluşlarımıza ekipman desteği sağlayacağız. Böylece sivil toplum kuruluşlarımıza da önemli bir destek veriyoruz ama bu işte asıl önemli olan insan kaynağı, gönüllüler. Akreditasyon süreci hafif seviyede olan kuruluşlarımıza 500 bin, orta seviyede olan kuruluşlarımıza ise 1 milyon lira destekte bulunacağız. Hayırlı, uğurlu olsun. Bu desteklerle; güçlü ekipman, doğru eğitim ve etkili koordinasyon anlayışıyla Konya’nın afetlere karşı örnek bir şehir olma vasfını da pekiştirmiş olacağız. Bu sürece gönüllülük ruhuyla katkı sunan tüm sivil toplum kuruluşlarımıza ve fedakar gönüllülerimize teşekkür ediyor; Konya’nın bu alandaki çalışmalarının etki alanını genişleterek hem ulusal hem de uluslararası ölçekte örnek olmaya devam edeceğine yürekten inanıyoruz. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza etsin; bizleri de her şartta milletimizin umudu olabilecek güç ve dirayette daim eylesin."



"Bir afet olduğunda kahraman arkadaşlarımızla birlikte ülkemizin her noktasında göreve hazır bir şekilde buradayız"


6 Şubat depremlerinde tüm Konya’nın topyekün halde yardım seferberliğine koştuğunu kaydeden Başkan Altay, "Yaklaşık 40 gün boyunca Hatay’da deprem bölgesinde arkadaşlarımızla ve Hataylı kardeşlerimizle birlikte zorlukları paylaştık ve çözüm üretmeye gayret ettik. Bugün 6 Şubat denince herkes mutlaka Konya ve Hatay konusunda bir şeyler söyleme gereği hissediyor. Bu aslında büyük bir kıvanç ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk. AFAD ile üç seviyede hafif, orta ve ağır akreditasyon alan ilk belediye olarak bu sorumluluğumuzun bilincinde olduğumuzu bir kez daha ispatlamış olduk. AFAD Başkanlığımıza, Bakanımıza teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanı’nın memleketinin belediyesinin bu sertifikayı ilk alması da çok kıymetlidir diye düşünüyorum. Valimizin riyasetinde kamu kurumlarımızla çok güzel bir koordinasyonla bu süreci yürütüyoruz. Rabbim her türlü tehlikeden önce şehrimizi sonra ülkemizi korusun. Ama bir afet olduğunda bilelim ki biz elimizden gelen bütün hazırlıkları yapmış bir şekilde, kahraman arkadaşlarımızla birlikte ülkemizin her noktasında göreve hazır bir şekilde buradayız" sözleriyle konuşmasını tamamladı.



"Sertifika alan her bir gönüllümüzün afet anlarında toplumumuza karşı üstlendiği görevi aynı hassasiyet ve ciddiyetle sürdüreceğine yürekten inanıyorum"


Konya Valisi İbrahim Akın ise afetlere karşı hazırlıklı olmanın, olay anında hızlı, koordineli ve doğru müdahaleyi mümkün kılacak güçlü iş birliğini tesis etmenin hayati önem taşıdığını dile getirerek, "Bu doğrultuda Konya’mızda kentsel arama kurtarma ve afetlerde acil barınma faaliyetleri kapsamında oluşturulan toplamda geçen yılla beraber 15 ekip, 621 kişiden oluşan ekiplerimiz, titiz bir çalışma ve eğitim sürecinin sonunda başarılı bir şekilde akredite edilmiştir. Akreditasyon süreci, afetlere hazırlıklı olma anlayışımızın, kurumsal disiplinimizin ve sorumluluk bilincimizin sahadaki somut karşılığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede tüm ekiplerimizin her türlü afet durumunda görev yapabilecek yüksek standartlara sahip yetkinlikte ve donanımda olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Sertifika alan her bir gönüllümüzün afet anlarında toplumumuza karşı üstlendiği görevi aynı hassasiyet ve ciddiyetle sürdüreceğine yürekten inanıyor, başarılarının devamını diliyorum" diye konuştu.


Programa; Konya Cumhuriyet Başsavcısı Cuma Çoban, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, protokol üyeleri ve davetliler katıldı. Konuşmaların ardından düzenlenen sertifika teslim töreninde Vali Akın, Başkan Altay, AFAD Afetlere Müdahale Genel Müdürü Ergin ve protokol tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi’ne hafif-orta ve ağır düzeyde arama-kurtarma akreditasyon belgeleri takdim edildi. Ayrıca AFAD’a akredite olmuş STK’lara da sertifika ve arma takdimi gerçekleştirildi.



Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da tekstil sektörünün geleceği ele alındı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Moda ve Hazır Giyim Federasyonu, Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği ile Ekonomi Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen "Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlanma Arayışı: Diyarbakır Çalıştayı", sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Armen Tekstil ev sahipliğinde, Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; DTSO Başkanı Mehmet Kaya, MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe, Ekonomi Gazetesi Başdanışmanı Dr. Rüştü Bozkurt, İTÜ Tekstil ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Çalıştayda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, teşvik politikalarını eleştirerek, çözüm üretme süreçlerinde yerelin görüşlerinin dikkate alınmadığını savundu. Kaya, "Ankara’dan İstanbul’a giderken kendinizi Bolu’da bulursanız, ne kadar hızlı giderseniz gidin hedeften uzaklaşırsınız. Öncelikle yönü doğru kurmanız lazım. Türkiye’de kriz anlarında getirilen çözümlerde de maalesef yön doğru belirlenemiyor" dedi. 2002 yılından bu yana uygulanan teşvik sisteminin hedeflerine ulaşamadığını ifade eden Kaya, "Teşviklerin temel amacı bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktı. Ancak 1. ve 2. bölgeler teşviklerden yüzde 61 pay alırken, 5. ve 6. bölgelerdeki 29 ilin aldığı pay yalnızca yüzde 10’da kaldı. Bu da farkın kapanmadığını, tam tersine büyüdüğünü gösteriyor" diye konuştu. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’nin yaklaşık 10 yıl önce kurulduğunu hatırlatan Kaya, bölgede faaliyet gösteren çok sayıda fabrikanın bugün kriz yaşadığını söyledi. İstanbul merkezli yatırımcıların bölgeye gelerek üretim yaptığını belirten Kaya, "Bugün 100’e yakın fabrikanın önemli bir kısmı kapanma noktasına geldi. Sanayi yatırımı bir dükkan açıp kapatmak gibi değildir. İnsanlar büyük sermayeler koyuyor, yıllarca geri dönüş bekliyor. Ancak kısa sürede değişen ekonomik koşullar nedeniyle üretici çıkmazın içine sürükleniyor" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tekstil sektöründe ciddi istihdam kayıpları yaşandığını vurgulayan Kaya, "Hedefimiz 20 bin kişilik istihdam oluşturmaktı. Bir dönem 7 bin çalışan seviyesine ulaştık ancak kriz nedeniyle bugün yaklaşık 4 binlere kadar azaldı" dedi. Tekstil sektörünün Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Kaya, sektörün korunması gerektiğini söyledi. Kaya, "Cumhuriyetin kuruluşunda tekstil sektörünün önemli bir rolü vardı. Bu sektör bu toprakların genetiğine işlemiş durumda. Ne yapılırsa yapılsın, tekstil bu ülkede kalmalı" diye konuştu. Türkiye’nin sanayi üretimini destekleyecek güçlü kurumlara sahip olduğunu ifade eden Kaya, kamu kaynaklarının üretim ve sanayi yatırımlarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çalıştayın sektör adına önemli sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Kaya, merkezi yönetimin sektör temsilcilerinin önerilerine kulak vermesi gerektiğini kaydetti. Toplantıda konuşan Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk, tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Federasyonun 35 dernek, 12 bin 500 üye ve bölgesel-sektörel sivil toplum kuruluşlarından oluştuğunu belirten Öztürk, 2024 yılında gerçekleştirilen genel kurulda sektörün geleceğine yönelik önemli kararlar aldıklarını hatırlattı. Çalıştayların amacının sektörün sadece kendi içinde değil, dünya ölçeğinde düşünmesini sağlamak olduğunu dile getiren Öztürk, sektörün mevcut sorunlarını sürekli konuşmak yerine geleceğin iş modellerine odaklanması gerektiğini söyledi. İşçi maliyetleri, enerji ve finansmana erişim gibi konuların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Öztürk, "Biz geleceğimizi nasıl inşa edeceğimizi konuşmalıyız. Öğretilmiş yanlışlarla hareket etmeyi bırakıp kendi gerçeklerimizle yüzleşmeliyiz" diye konuştu. Konuşmasının sonunda Diyarbakır’ın önemine de değinen Öztürk, "Diyarbakır sadece kendisi için değil, bölgesi için de büyük anlam taşıyan bir şehir. Bizim için her zaman ayrı bir heyecan ve sevda olmuştur. Bu çalıştayın Diyarbakır için de önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum" dedi. GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe de, tekstil sektöründe öngörülebilirlik vurgusu yaptı. Tekstil sektörünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve bölgesel kalkınma açısından da stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Gökçe, bölgedeki firmaların artık dünya markalarına üretim yapan güçlü yapılara dönüştüğünü ifade etti. Tekstil sektörünün bugün karşı karşıya olduğu temel sorunun yalnızca maliyetler olmadığını ifade eden Gökçe, üreticinin önünü görmek istediğini söyledi. Gökçe, "Sanayici önünü görebildiği sürece yatırım yapar, istihdam sağlar ve büyür. Bizler destek talep eden değil; rekabet edebileceği sürdürülebilir bir ortam isteyen üreticileriz. Tekstil; istihdamdır, sosyal dengedir, bölgesel kalkınmadır. Fabrikaların ışığı yanıyorsa, bu şehir üretmeye devam ediyor demektir. Güçlü bir tekstil sektörü, güçlü bir bölge demektir" şeklinde konuştu.
Bursa TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı" dedi. Bursa’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını belirterek, halkın ihtiyaçlarını, fikirlerini ve beklentilerini doğru analiz etmenin siyaset kurumunun temel görevi olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın merkezi sayılabilecek bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, küresel krizlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş, "İsrail’in 3 yıla yaklaşan bir süre içerisinde acımasızca, insafsızca ve bütün insani değerlerden uzak bir şekilde Gazze halkına saldırması, arkasından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a, Katar’a, birçok farklı ülkelere saldırmasıyla birlikte Ortadoğu’nun bir cehennem çukuruna döndü. Yine benzer şekilde, dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere bir takım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın bir çok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönemi yaşıyoruz" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz" Böylesine zor bir dünyada Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yol alacağını söyledi. Kurtulmuş, "Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye’yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat vermez, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız. Son zamanlarda iftiharla takip ettiğimiz gibi, Türkiye’nin her alanda yıldızı parlamaktadır. Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ve birtakım batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika’nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir" dedi. Türkiye olarak ortak bir hedefte bir araya gelmemiz gerektiğini belirten Kurtulmuş, "2. asırda da güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturuyoruz. Allah’a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz. Bu ülkenin maalesef 1 asırlık cumhuriyet tarihinin yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz, kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önüne açtıkları birtakım vekalet unsurları olan terör örgütlerinin işleriyle Türkiye’nin maalesef 1 asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi 2. asrımızın hemen başında, terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah’ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz" diye konuştu. "Terör örgütü şimdiye kadar üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi, bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacaktı" Terörsüz Türkiye’nin sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması anlamına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bunun için Türkiye bütün dünyada çatışma çözümlerinde örnek teşkil eden bir süreci başlatmıştır. Bildiğiniz gibi geçen sene 5 Ağustos tarihinde başlattığımız Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 21 toplantısı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerimizin katılımıyla ve kararıyla ortak bir komisyon raporu benimsemiş, bir yol haritası benimsemiş ve bu yol haritasıyla da terörün sona erdirilmesi için nelerin yapılabileceği tavsiye edilmiştir. Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda hem elinde silah olanlarına, ’Silahlarınızı bırakın’ çağrısını yapıyor, hem de Türkiye’de yeni bir dönemin kapılarının açılabilmesi için siyasetin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif bir şekilde iş yapmasını da bir önemli ödev olarak görüyor. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Ümit ve temenni ediyoruz ki şimdiye kadar silahla Türkiye’de bir şeyler yapmaya kalkan örgütün elindeki silahlarını tamamıyla bırakması ve silahlı dönemin bütünüyle geride bırakılarak Türkiye’nin önündeki demokratik süreçlerin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede özellikle Suriye’deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran’da terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. Ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye’de tam manasıyla kardeşlik hâkim olacaktır" dedi. Terörden medet umanlara seslenen Kurtulmuş, "Bu bölgedeki isimleri lazım değil. Onlarca silahlı terör örgütüne on yıllar boyunca kim, kimler, hangi amaçla, niçin silah verdiler? Hatta birbirine rakip gibi görünen örgütlere, birbirleriyle sahada çatışan örgütlere hem ona hem ona silah verip bunları sahada çalıştırmak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk’ün, Kürt’ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır" dedi. "Allah’ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Terörü Türkiye’nin gündeminden ilanihaye kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra kültürü, sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye’yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinden başka bir şey saldır olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de, gönlümüz de, elimiz de, yürüyüşümüz de birdir. Hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır."