ÇEVRE - 18 Nisan 2026 Cumartesi 09:18

Akşehir Gölü 8 yıl aradan sonra su tutmaya başladı

A
A
A
Akşehir Gölü 8 yıl aradan sonra su tutmaya başladı

Türkiye’nin bir zamanlar en büyük beşinci gölü olan, Nasreddin Hoca’nın ’Ya Tutarsa’ diye maya çaldığı Akşehir Gölü 8 yıl aranın ardından su tutmaya başladı.


Bölgede bu yıl beklenenin altında kar yağışı olurken, son aylardaki yoğun yağmurlar nedeniyle çayların ve derelerin getirdiği sularla Akşehir Gölü yüzeyinde su tabakası oluştu. Yörenin en önemli ihracat ürünü olan tescilli Akşehir kirazına aromasını veren gölün tekrar su tutması üreticiler için de büyük önem taşıyor. Tescilli Akşehir kirazına eşsiz aromasını veren Akşehir Gölü mikroklima etkisi oluşturarak bölgedeki nem dengesini ve gece-gündüz sıcaklık farkını düzenleyerek kirazın kalitesini artırıyor. Yöredeki üreticiler gölün tekrar su tutmasının ardından bu yıl kiraz üretiminde lezzet ve aroma artışı olacağını belirtti. Akşehir Gölü’ndeki su tutma gelişmesi sevindirici olsa da bölge halkı bu suyun yeterli olmayacağını, gölün kurtarılması için acil çalışmalar yapılması gerektiğini kaydetti.



"Kirazın lezzetine doğrudan etki ediyor"


Akşehir Gölü kenarındaki yerleşim birimlerinden biri olan Gölçayır Mahallesi’nin Muhtarı Berat Demirkapu (33), yaklaşık 7-8 yıldır su olmayan Akşehir Gölü’nün son yağışlarla birlikte su tutmaya başladığını belirterek, "Gölümüzde şu an bir canlılık oluştu. Gölümüzde şu anda az da olsa bir su bulunmakta, derelerimiz, çaylarımız akmakta. İnşallah yağışların devam etmesiyle bu suyun giderek artmasını temenni ediyoruz. Tabii ki burada en önemli faktörlerden birisi tescilli Akşehir kirazımız. Kirazın aroma yönünden gölümüze bağlılığı var. İnşallah su miktarı giderek artar ve gölümüz eski günlerine döner" dedi.



"Yıllar öncesinde Akşehir Gölü’nde insan boyunda balıklar vardı ve zıpkınla balık avlardık"


Akşehir Gölü’nün geçmiş dönemlerdeki ihtişamlı günlerini bilen Gölçayır Mahallesi sakinlerinden 66 yaşındaki Zekeriya Gök de, 2006 yılında gölün tamamen kuruduğunu, sonrasında tekrar canlanıp 2012 yılında tekrar kuruduğunu belirtti. Yıllar öncesinde Akşehir Gölü’nde insan boyunda balıkların olduğunu ve zıpkınla balık avladığını belirten Zekeriya Gök, "10-12 kiloluk turna balığı, sazan balığı çıkardı. Eskiden gölümüze binlerce yaban kazı gelirdi. Kış aylarına biz burada av yapardık. Seneler sonra bu yıl tekrar biraz canlılık olmasıyla bayağı bir sevindik. Yağışlarla, derelerin akmasıyla bütün kanallardan göle su gelince biraz su birikimi oldu. Göl su tutmaya başlayınca kuşlar tekrar geldi" şeklinde konuştu.


Gölün eski haline tekrar kavuşması için destek verilmesi gerektiğini belirten Zekeriya Gök, "Göldeki su oranının artması için su kaynakları bulunması gerekir. Bu şekilde devam ederse inşallah göl kurumadan kışa kadar kurumadan durur" ifadelerini kullandı.


Eskiden Nasreddin Hoca Şenlikleri’nde temsili Nasreddin Hoca’nın bulundukları noktadan göle maya çaldığını hatırlatan Gök, o zamanlar gelen yerli ve yabancı konukların göle hayran kaldığını, balıkların kenarlara geldiğini belirterek, "Dünyada anılan Nasreddin Hoca’nın maya çaldığı Akşehir Gölü’müzün devamı olması, yaşaması için devletimizin konuya el atması, su kaynağı bulması, yoğurdu tekrar burada çalmamız gerekiyor" diye konuştu.



Akşehir Gölü 8 yıl aradan sonra su tutmaya başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Karaman’da baraj ve göletler ekonomiye can suyu oluyor Karaman’da bulunan 5 baraj ve 8 gölet ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. AK Parti Karaman İl Başkanı Murat Öztürk, kentin tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu söyledi. Karaman’ın yüzde 85 oranında tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olduğunu ifade eden Öztürk, "Şu anda Karaman’da 5 baraj ve 8 gölet bulunmaktadır. Bu yatırımların büyük bir bölümü 2002 yılından itibaren hükümetimiz döneminde hayata geçirilmiştir. Çiftçilerimizin modern sulama sistemlerini yüksek seviyede kullanması bizim için önemli bir avantajdır" dedi. "Toplam kapasite 350 milyon metreküp" Su krizinin ve kuraklığın hissedildiği dönemlerde bu yatırımların kritik önem taşıdığını belirten Öztürk, "Son iki yıldır İç Anadolu Bölgesi ve Karaman’da kuraklık ciddi şekilde hissediliyor. Ancak yapılan yatırımlar sayesinde bu etki en aza indirilmiştir. İlimizdeki baraj ve göletlerin toplam kapasitesi 350 milyon metreküptür. Yağışların beklenen seviyede gerçekleşmesiyle su kaynaklarımızın tam kapasite çalışması, ürün verimliliğine ve bereketine olumlu yansıyacaktır" şeklinde konuştu. Sulu tarım alanının 1 milyon dekarın üzerinde olduğunu kaydeden İl Başkanı Öztürk, üreticilerin fayda sağlaması ve su kaynaklarının korunması adına ziraat odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalışmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.
İstanbul OYAK Pazarlama’dan ’Deprem Farkındalığı’ konferansı OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin yürütüldüğünü söyledi. İstanbul’da olası bir depreme karşı hazırlık çalışmaları, riskleri azaltmaya yönelik adımlar ve afet anında müdahale kapasitesini güçlendiren uygulamalar olmak üzere iki ana plan üzerinden yürütülüyor. OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin sürdüğünü vurguladı. OYAK Dragos Plaza’da düzenlenen konferansa; OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ve OYAK Pazarlama yöneticileri ev sahipliği yaptı. Programda ayrıca AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ile deprem alanında uzman isimler de yer aldı. Valilikten İstanbul için iki ana afet planı Etkinlikte konuşan Hersanlıoğlu, kamu kurumlarının koordinasyonunun yanı sıra, kentsel dönüşümün desteklenmesi ve kurumsal iş birliklerinin artırılmasının önemine dikkati çekti. İstanbul genelinde çalışmaların iki temel çerçevede ilerlediğini belirten Hersanlıoğlu, bunların "afet risklerini azaltma planı" ile "afetlere müdahale planı" olduğunu ifade ederek, "Risklerin azaltılmasına yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürüyor. Afet müdahale planımızı ise sürekli güncelleyerek daha etkin hale getiriyoruz. Süreç, sahada uygulama ve takip boyutuyla ilerliyor." dedi. Her kurum için somut eylemler tanımlandığını ve bu eylemlerin düzenli takip mekanizmalarıyla izlendiğini kaydeden Hersanlıoğlu, afet anında müdahale kapasitesini artırmak amacıyla gönüllülük temelli arama-kurtarma çalışmalarının önemine işaret ederek, vatandaşların sürece katılımının kritik olduğunu ifade etti. Şirketin kurumsal kapasitesine de değinen Hersanlıoğlu, "Afet farkındalığı oluşmuş binlerce çalışanı olan bir yapının; afetlere dirençli Türkiye hedefiyle uyumlu biçimde organize edilmesi ve mevcut kaynaklarının bu doğrultuda hazır hale getirilmesi önemlidir" değerlendirmesinde bulundu. OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ise konferansa ilişkin değerlendirmesinde, "Afetlere karşı hazırlık sadece kamu kurumlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Şirket olarak, çalışanlarımızda ve paydaşlarımızda farkındalık oluşturmayı, bu alandaki bilgi ve hazırlık seviyesini artırmayı öncelikli görüyoruz. Bu tür çalışmalarla, olası afetlere karşı daha bilinçli ve hazır bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.