Yerel Haberler
Kocaeli
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 22:17 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Kars’tan Kocaeli’ye uzanan kan davası cinayetle bitmişti: "Pişman değilim"
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:30 Kars’tan Kocaeli’ye uzanan kan davası cinayetle bitmişti: "Pişman değilim" Kars’ta mera ve muhtarlık anlaşmazlığı nedeniyle çıkan silahlı çatışmada babasının ölümünden sorumlu tuttuğu Maksut Beğtaş’ı Kocaeli’de öldüren sanık Uğurcan B., ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık, yaşadığı travmayı atlatamadığını ve Konya’da tedavi gördüğünü söyleyerek, "Olay sebebiyle pişman değilim" dedi. Olay, 6 Ocak tarihinde 4 Temmuz Mahallesi Eski İzmit Caddesi’nde meydana geldi. ATM önünde bekleyen Maksut Beğtaş (56), Uğurcan B. tarafından silahlı saldırıya uğradı. Beğtaş kanlar içinde yerde kalırken, şüpheli ise olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri, Beğtaş’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Olaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, cinayeti işleyen Uğurcan B’yi (22) yakalamak için çalışma başlattı. Olayın ardından ticari taksiyle İstanbul Sancaktepe’ye kaçtığı belirlenen zanlı, polis ekiplerince suç aletiyle birlikte kıskıvrak yakalandı. İfadesi sonrasında Uğurcan B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cinayet anı saniye saniye güvenlik kamerasına da yansıdı. "Muhtarın evinde gerçekleştirecekleri saldırıya ilişkin bir toplantı yaptılar" Olayla ilgili açılan davanın ilk duruşması, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma salonunda sadece tutuklu sanık Uğurcan B. ve taraf avukatları hazır bulundu. Olayı anlatan tutuklu sanık Uğurcan B., "Olaydan 3 yıl önce babam Hakan B. ve Maksut Beğtaş arasında muhtarlık ve mera ile ilgili bir anlaşmazlık başladı. 1 yıl kadar önce ise bu uyuşmazlığı çözmüştük ancak Maksut, ailesini toplayarak bize saldırmak için tekrar köye geldi. Muhtarın evinde gerçekleştirecekleri saldırıya ilişkin bir toplantı yaptılar. Bu toplantıya jandarma müdahalede bulundu ve şahıslar bulundukları yerden ayrıldılar ancak ertesi gün biz meradayken bize saldırıda bulundular. Maksut ve beraberinde Okan Beğtaş, Barış Kanat, Berat Beyhan, Murat Beyhan silahla üzerimize ateş açtılar. Olay esnasında yengem Gülen B. ve babam Hakan yaralandı. Olaya jandarma müdahale etti" dedi. "Şahısların bize saldırısı sebebiyle babam yaralanarak vefat etti" Kendisinin ve karşı taraftan bazı kişilerin o olay sebebiyle tutuklandığını belirten Uğurcan B., "Ben cezaevindeyken babam yaralandıktan 6 gün sonra vefat etti. 2 ay kadar tutuklu kaldıktan sonra tahliye oldum ancak karşı taraf hala cezaevindeydi. Çıktığımda ailem kan davası olmaması için olayın peşini bırakmamı istedi fakat ben yaşadığım bu olayı bir türlü atlatamamıştım, psikolojim bozuldu. Süreç içerisinde ailemle de geçinemedim. Kendimi toparlamak için Konya’ya geldim" diye konuştu. "Maksut’u gördüğümde yine aklıma babamın vuruluş anı geldi" Konya’da psikolojik tedavi gördüğünü söyleyen Uğurcan B., "Olayın meydana getirdiği sinir ve öfkeyi aşamadım, Maksut ve ailesinin bulunduğu yeri araştırmaya başladım. Bizim yaşadığımız yer küçük bir yer olduğu için herkes herkesi tanır, tamamen kendim araştırarak Maksut’un Karamürsel’de yaşadığını öğrendim. Olay günü Konya’dan Karamürsel’e geldim, araçla bir süre dolaştım, daha sonrasında kafeye oturdum. Bu süre içerisinde, ’Maksut ile karşılaşsam ne yaparım?’ diye düşündüm. Bu esnada Maksut’u bankanın önünden geçerken gördüm, peşinden gittim. Maksut’u gördüğümde yine aklıma babamın vuruluş anı geldi. Başka bir şey düşünemedim, arka arkaya ateş ettim, olay sonrasında koşarak uzaklaştım" şeklinde konuştu. "Maksut, babamın ölümüne sebep olduğu için öfkeme yenildim, pişman değilim" Uğurcan B., silahını Konya’da hayvan pazarındaki tanımadığı bir şahıstan temin ettiğini ifade ederek, "Kimseden yardım almadım. Kan davası gibi bir niyetim yoktu. Maksut, babamın ölümüne sebep olduğu için öfkeme yenildim. Kan davası gibi bir niyetim olsaydı maktulün hala köyde yaşamakta olan ailesine karşı da eylemim olurdu ancak Maksut Beğtaş babamın ölümünde doğrudan sorumlu olduğu için eylemi ona karşı gerçekleştirdim. Olay sebebiyle pişman değilim, tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. Akıl sağlığı rapor istendi Sanığın akıl sağlığının değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor talep edildi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek, duruşma ertelendi. "Kardeşim Hakan’ı öldürmekten tutuklu" Ayrıca, Maksut Beğtaş’ın kızı Canan Beğtaş’ın iddianamedeki ifadesine ulaşıldı. Beğtaş, "Hakan B.’nin öldürülmesi sebebiyle B. ailesi ile aramızda kan davası meydana geldi. Bu nedenle Karamürsel’e göç ettik. Hakan, muhtar olduğu sırada köyde meralarla ilgili kanunu uygulamaya başladı. Hakan B., babam Maksut Beğtaş’a; ’Bana 5 bin TL verirsen mera kanunu kaldırırım’ diye söyledi. Babam ise bunu kabul etmedi. Ardından Hakan B. ile babam Maksut arasında sürtüşmeler yaşandı. 2023 yılında muhtarlık seçiminde babam Hakan B’yi desteklemedi. Bu sebeple Hakan, babama daha çok kinlendi. 2023 yılı ağustos ayında Hakan ile dayımın ailesi arasında tartışmalar meydana geldi. Tartışmadan sonraki gün Hakan, dayımın evine doğru ateş etti. Bunun üzerine taraflar arasında silahlı çatışma oldu. Hakan yaralandı, ardından ise hayatını kaybetti. Kardeşim Okan Beğtaş da Hakan’ı öldürme suçundan tutuklandı, hala cezaevinde. Olayların daha da büyümemesi için biz de Kars’tan ailecek Karamürsel’e yerleştik, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.