Yerel Haberler
Kocaeli
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 22:17 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Kurumsal hayatın stresini hobisiyle atıyor
06 Temmuz 2025 Pazar - 12:10 Kurumsal hayatın stresini hobisiyle atıyor Kocaeli’de iş stresinden uzaklaşmak isteyen Asuman Aldemir, Bodrum’da gördüğü ışıklı su kabaklarından ilham alarak başladığı hobisini eski bir ahırı dönüştürdüğü atölyede sürdürüyor. Aldemir, el emeğiyle yaptığı ürünleri ise sadece sevdiklerine hediye ediyor. Uzuntarla Mahallesi’nde yaşayan 48 yaşındaki Asuman Aldemir, 4 yıl önce tatil için gittiği Bodrum’un Gümüşlük beldesinde gördüğü ışıklı su kabağı süslemelerinden etkilenerek hayatında yeni bir yolculuğa çıktı. Uzun yıllar kurumsal firmalarda insan kaynakları müdürü olarak görev yapan Aldemir, iş hayatının stresinden uzaklaşmak amacıyla başladığı bu hobiye zamanla tutkuyla bağlandı. Bu ilgisini geliştiren Aldemir, Uzuntarla’daki evinin yanında bulunan eski bir ahırı kendi elleriyle atölyeye dönüştürdü. Asuman Aldemir, atölyede su kabağını işleyerek gece lambası, avize ve çeşitli dekoratif süs eşyaları üretiyor. "İlk denemem başarılı olmadı" Su kabağı süslemesine hobi olarak başladığını ifade eden Aldemir, "Hobi amaçlı yaptığım ürünleri sevdiklerime armağan ediyorum. Bu süs kabaklarını ilk kez Bodrum Gümüşlük’te görmüştüm. Açıkçası el emeği ürünleri yapmayı çok seven biri olduğum için bunu satın almak yerine, ’Ben de yapabilirim’ diye düşündüm ve Gümüşlük’ten ham kabak aldım. Buralarda bu kabağı bulabilmek pek mümkün değildi. İlk denemem tabii ki başarılı olmadı ama sonrasında babam kendi bahçesinde su kabakları yetiştirmeye başladı. Onlarla yavaş yavaş bu işe başladım. Doğal olarak malzeme almam da gerekiyordu. Örneğin boncuğun tedariki zor, Türkiye’de çoğu yerde bulamıyorsunuz. Matkabım da özel. Tüm malzemelerimi topladıktan sonra keyif amaçlı ışıklı su kabakları yapmaya başladım ve devam ediyorum" dedi. "Tamamen hayal gücünüze kalmış" Yapım süreci hakkında bilgi veren Aldemir, "Ham kabağın dışında küf gibi görünen sağlıklı korunması için tabakası var. O tabakayı tel ile yıkıyorum. Sonrasında objenin resmini çiziyorum, bu tamamen hayal gücünüze kalmış. Zaten benim için de en güzel yanı bu. Sonra matkapla deliyorum. Deldikten sonra isteğe göre bazen boyuyorum, bazen ham haliyle bırakıyorum. En sonunda ise boncuğu ve ışığını takıyorum" diye konuştu. Satmıyor, sevdiklerine hediye ediyor Asuman Aldemir, ürünlerini ticari amaçla yapmadığını vurgulayarak, "Benim işim tamamen hobi amaçlı. Önemli olan benim için yaparken keyif alabilmek ve o keyfi de alıyorum. Çok enteresan talepler de geliyor. Şu an mesela kuru kafa yapıyorum, arkadaşımın oğlu istemişti. Yeğenlerime, kardeşime, evlenen kuzenlerime hediye ediyorum" şeklinde konuştu. "Benim için değerli ve önemli bir alan" Atölyesi hakkında konuşan Aldemir, "Burayı hobi olarak planladım. Şu an içinde bulunduğumuz atölye eski bir ahırdı. Yaptığım dekorasyon çok hoşuma gitti. Örneğin süslemelerde kullandığım taşları dereden topladım, harcını kendim yaptım. Benim için değerli ve önemli bir alan. Burayı yaşam alanı haline getirdim" ifadelerini kullandı. "İş yerindeki bütün stresi hobiyle atıyorum" Bu uğraşıların kendisi için bir terapi olduğunu dile getiren Aldemir, "İş yerindeki bütün stresi hobiyle atıyorum. Elimle yaptığı her şey beni inanılmaz rahatlatıyor. Bu kabak lambası olabilir, el işi olabilir. Bu hobime başlarken bana, ’Tamamlayamazsın Asuman’ dediler ama bu konuda istikrarlı gittim. Bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum. Ben fiziksel yorgunluğa ihtiyaç duyuyorum. Bu beni rahatlatıyor. Fiziki anlamda yorulduğum zaman beynimdeki bütün stres, sıkıntı tamamen yok oluyor. İnsan yapmak istediklerini yapabilmeli. ’Ben bunu yapamam’, ’Bu benim elimden gelmez’ gibi cümleler benim tercih ettiğim ve söylediğim şeyler değil. Birebir aynısı olması şart değil ama kendi emeğiniz ve zevkinizi katıyorsunuz" dedi.
Kurumsal hayatın stresini hobisiyle atıyor
06 Temmuz 2025 Pazar - 11:59 Kurumsal hayatın stresini hobisiyle atıyor Kocaeli’de iş stresinden uzaklaşmak isteyen Asuman Aldemir, Bodrum’da gördüğü ışıklı su kabaklarından ilham alarak başladığı hobisini, eski bir ahırı dönüştürdüğü atölyede sürdürüyor. Aldemir, el emeğiyle yaptığı ürünleri ise sadece sevdiklerine hediye ediyor. Uzuntarla Mahallesi’nde yaşayan 48 yaşındaki Asuman Aldemir, 4 yıl önce tatil için gittiği Bodrum’un Gümüşlük beldesinde gördüğü ışıklı su kabağı süslemelerinden etkilenerek, hayatında yeni bir yolculuğa çıktı. Uzun yıllar kurumsal firmalarda insan kaynakları müdürü olarak görev yapan Aldemir, iş hayatının stresinden uzaklaşmak amacıyla başladığı bu hobiye zamanla tutkuyla bağlandı. Bu ilgisini geliştiren Aldemir, Uzuntarla’daki evinin yanında bulunan eski bir ahırı kendi elleriyle atölyeye dönüştürdü. Asuman Aldemir, şimdilerde bu atölyede su kabağını işleyerek gece lambası, avize ve çeşitli dekoratif süs eşyaları üretiyor. "İlk denemem başarılı olmadı" Su kabağı süslemesine hobi olarak başladığını ifade eden Aldemir, "Hobi amaçlı yaptığım ürünleri sevdiklerime armağan ediyorum. Bu süs kabaklarını ilk kez Bodrum Gümüşlük’te görmüştüm. Açıkçası el emeği ürünleri yapmayı çok seven biri olduğum için bunu satın almak yerine, ’Ben de yapabilirim’ diye düşündüm ve Gümüşlük’ten ham kabak aldım. Buralarda bu kabağı bulabilmek pek mümkün değildi. İlk denemem tabii ki başarılı olmadı ama sonrasında babam kendi bahçesinde su kabakları yetiştirmeye başladı. Onlarla yavaş yavaş bu işe başladım. Doğal olarak malzeme almam da gerekiyordu. Örneğin boncuğun tedariki zor, Türkiye’de çoğu yerde bulamıyorsunuz. Matkabım da özel. Tüm malzemelerimi topladıktan sonra keyif amaçlı ışıklı su kabakları yapmaya başladım ve devam ediyorum" dedi. "Tamamen hayal gücünüze kalmış" Yapım süreci hakkında bilgi veren Asuman Aldemir, "Ham kabağın dışında küf gibi görünen sağlıklı korunması için tabakası var. O tabakayı tel ile yıkıyorum. Sonrasında objenin resmini çiziyorum, bu tamamen hayal gücünüze kalmış. Zaten benim için de en güzel yanı bu. Sonra matkapla deliyorum. Deldikten sonra isteğe göre bazen boyuyorum, bazen ham haliyle bırakıyorum. En sonunda ise boncuğu ve ışığını takıyorum" diye konuştu. Satmıyor, sevdiklerine hediye ediyor Asuman Aldemir, ürünlerini ticari amaçla yapmadığını vurgulayarak, "Benim işim tamamen hobi amaçlı. Önemli olan benim için yaparken keyif alabilmek ve o keyfi de alıyorum. Çok enteresan talepler de geliyor. Şuan mesela kuru kafa yapıyorum, arkadaşımın oğlu istemişti. Yeğenlerime, kardeşime, evlenen kuzenlerime hediye ediyorum" şeklinde konuştu. "Benim için değerli ve önemli bir alan" Atölyesi hakkında da konuşan Aldemir, "Burayı hobi olarak planladım. Şuan içinde bulunduğumuz atölye eski bir ahırdı. Yaptığım dekorasyon çok hoşuma gitti. Örneğin süslemelerde kullandığım taşları dereden topladım, harcını kendim yaptım. Benim için değerli ve önemli bir alan. Burayı yaşam alanı haline getirdim" ifadelerini kullandı. "İş yerindeki bütün stresi hobiyle atıyorum" Bu uğraşıların kendisi için bir terapi olduğunu dile getiren Aldemir, "İş yerindeki bütün stresi hobiyle atıyorum. Elimle yaptığı her şey beni inanılmaz rahatlatıyor. Bu kabak lambası olabilir, el işi olabilir. Bu hobime başlarken bana, ’Tamamlayamazsın Asuman’ dediler ama bu konuda istikrarlı gittim. Bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum. Ben fiziksel yorgunluğa ihtiyaç duyuyorum. Bu beni rahatlatıyor. Fiziki anlamda yorulduğum zaman beynimdeki bütün stres, sıkıntı tamamen yok oluyor. İnsan yapmak istediklerini yapabilmeli. ’Ben bunu yapamam’, ’Bu benim elimden gelmez’ gibi cümleler benim tercih ettiğim ve söylediğim şeyler değil. Birebir aynısı olması şart değil ama kendi emeğiniz ve zevkinizi katıyorsunuz" dedi. (HFV-
Öğretmenlere afet eğitimi
06 Temmuz 2025 Pazar - 11:56 Öğretmenlere afet eğitimi Büyükşehir Belediyesi Sismolojik İzleme ve Deprem Eğitim Merkezi’nde afetlere karşı daha dirençli ve hazırlıklı bir toplum için 24 öğretmen eğitim verildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, "Nehirin Çocukları Risklere Karşı 2: Öğretmenlerle Birlikte" projesi kapsamında deprem bölgelerinde görev yapan ve depremden etkilenen öğretmenlere eğitim veriyor. TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları destek programı ile hayata geçirilen proje, 2024 yılında önce Sakarya’da öğrencilere yönelik gerçekleşti. Projenin ikinci aşamasında ise öğretmenlere bireysel hazırlık, öğrencilere afet bilincinin aktarılması ve uygulamalı güvenli yaşam eğitimleri verildi. Eğitim, güvenlik için önemli bir yatırım Eğitim programının açılışında konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Rahmi Erdal Tümpalay, öğretmenleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tümpalay, "Sizler sadece bilgi değil, aynı zamanda umut taşıyorsunuz. Zorlu şartlara rağmen çocuklara hem akademik hem de duygusal anlamda rehberlik ettiniz. Depremi afete dönüştürmemek elimizde ve bu da eğitimle mümkün. Kocaeli olarak 1999 depreminden dersler çıkardık, bu deneyimi sizlerle paylaşmak bizim görevimiz. Aldığınız eğitimler, sadece sizin değil; öğrencilerinizin, ailelerinizin ve mahallelerinizin güvenliği için önemli bir yatırımdır" dedi. Gerçeğe en yakın deprem simülasyonu deneyimi Deprem bilincini her yaşa yaymayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, eğitimlerde gerçeğe en yakın deprem simülatörü deneyimini katılımcılara yaşattı. Kahramanmaraş, Hatay, Şanlıurfa, Malatya, Gaziantep, Kilis, Diyarbakır, Adıyaman, Bursa, İstanbul, Sakarya, Düzce, Eskişehir ve Kocaeli’den toplam 24 sınıf öğretmeni; deprem simülasyonu, güvenli yaşam odası eğitimi ve eşya sabitleme uygulamalarını deneyimleyerek afetlere karşı alınabilecek önlemleri uygulamalı olarak öğrendi.
"Gazze günümüzün Kerbela’sı"
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 18:38 "Gazze günümüzün Kerbela’sı" Kocaeli’de Hazreti Hüseyin ve 72 yareninin Kerbelâ’da şehit edilişinin 1386. yılı anma programında duygu dolu anlar yaşandı. Programda, Gazze’nin günümüzün Kerbelâ’sı olduğuna dikkat çekildi. Körfez’de Muharrem ayının 10. günü dolayısıyla anlamlı anma programı düzenlendi. Hazreti Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yareninin Kerbela’da şehit edilişinin 1386. yılı nedeniyle gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Programa Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, Körfez Belediye meclis üyeleri, Körfez Müftüsü Muhammet Aydın, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Kudüs’te Kerbela yaşanıyor" Törende konuşan Muhammediye Camii Dernek Başkanı Orhan Öz, "Peygamberimizin evlatlarını şehit ettiler. Bazıları bu büyük acıyı ‘10 Muharrem hayırlı gün, Nuh karaya çıktı, İbrahim selamete erdi’ diyerek kapatmaya çalışıyor. Bugün de benzeri Kudüs’te yaşanıyor. Kudüs’te bir Kerbela yaşanıyor. Kudüs’ün namusu bizim namusumuzdur. Bizim aramızda ayrımcılık yoktur. Kim kelime-i şahadet getirirse bizim din kardeşimizdir. İran, Siyonist İsrail’le mücadele ediyor ama bazı gazeteciler ve yazarlar İran’ı görmezden geliyor. Biz bu oyunlara gelmeyeceğiz." dedi. Törenin ardından katılımcılar kortej halinde yürüyerek Körfez Asri Mezarlığı Şehitliği’ne geçti. Burada Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Ardından öğle namazının ardından katılımcılara yemek ikramı yapıldı. Program kapsamında Kızılay iş birliğiyle düzenlenen kan bağışı kampanyasında ise 96 kişi kan verdi.
Halkevi’nde dönem kapanışı "Diriliş" tiyatrosu ile taçlandı
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 17:15 Halkevi’nde dönem kapanışı "Diriliş" tiyatrosu ile taçlandı İzmit’te bulunan ve Cumhuriyet tarihinin ilk eserlerinden olan Halkevi’nde dönem sonuna gelindi. Gençlik Merkezi, "Sahne Bizim: Diriliş" programı ile perde kapattı. Cumhuriyet tarihinin ilk eserlerinden olan, kentin simge yapılarından Halkevi’ni gençler için baştan tasarlayarak çok şık bir mekan haline getiren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, merkezi gençlerin hizmetine sundu. Gençler de bu özel mekana büyük ilgi gösterdi. İçerisindeki kütüphaneye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ismi verilirken, Halkevi Gençlik Merkezi kısa sürede gençler tarafından çok beğenildi ve popüler bir mekan haline geldi. 14 Ocak 2025 tarihinde eğitimlerin başladığı Halkevi Gençlik Merkezi gençlerin sadece buluşma değil, kendilerini geliştirme ve deneyim kazanma alanı oldu. Sahne Bizim: Diriliş programı ile perde kapandı Son teknoloji altyapısıyla donatılmış çok amaçlı komplekse dönüştürülen Halkevi Gençlik Merkezi; içerisinde bulunan modern kütüphane, müzik ve tiyatro sınıfları, sanat kulüpleri, hobi atölyeleri, genç sahne, özenli ortamı ve sunduğu hizmetlerle gençlerin ilgi odağı haline geldi. Yıl boyunca Halkevi Gençlik Merkezi’nde düzenlenen atölyeler, tiyatro eğitimleri ve kültür-sanat faaliyetleri ile gençler, sahnede kendini ifade etmenin, birlikte üretmenin ve hayal kurmanın gücünü keşfetti. Halkevi’nde sanatla dolu bir dönemin sonuna gelinirken "Sahne Bizim: Diriliş" programı ile perde kapandı. Tiyatro gösterisi ayakta alkışlandı Genç Sahne’de gerçekleştirilen kapanış programında katılımcılara müzik dinletisi ve tiyatro gösterisi sunuldu. Nuri Karadeniz yönetmenliğinde Senaryo Kulübü tarafından metni yazılan ‘Diriliş’ isimli tiyatro gösterisi, Tiyatro Kulübü öğrencileri tarafından sahnelendi. Tiyatro oyununa özel müzik ve ses efektlerini Ses Tasarım Kulübü hazırlarken, Resim ve Karikatür Kulübü öğrencileri fuaye alanında temaya uygun sergiler düzenledi. Seslendirme Kulübü, olay örgüsü içeren karikatür çalışmasını seslendirdi. Kitap Kulübü ile yazarlık öğrencileri tarafından oluşturulan hikâye, Karikatür Kulübü öğrencileri tarafından çizimle canlandırıldı. Tasarım Kulübü ise tiyatro gösteriminde kullanılan LED ekranlar için hikâyeyi destekleyici görsel içerikler ve animasyonlar oluşturdu. Halkevi Gençlik Merkezi kulüpleri tarafından ortak hazırlanan tiyatro gösterisi izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Gençlerin cazibe merkezi Halkevi Gençlik Merkezi’nde; 2 bin 500 metrekarelik kapalı alanda bulunan 290 kişilik salon, Zübeyde Hanım Kütüphanesi, genç sahne, mini sahne, stüdyo, tasarım sınıfı, müzik sınıfları, tiyatro sınıfı, kitap kulübü, görsel sanatlar sınıfı ve çok amaçlı sınıflarda gençler hem üretiyor hem de ürettiklerini sahneliyor. Tiyatro oyunları, radyo tiyatrosu, kısa animasyonlar, AR/VR mekân modellemeleri, 3B tasarımlar, çizgi romanlar, koro-orkestra çalışmaları okuma tiyatroları, senaryo çalışmaları, şiir dinletileri, film okumaları, münazara grupları ve ufuk buluşmaları ile Halkevi gençliğin yeni cazibe merkezi oldu.