Yerel Haberler
Kocaeli
Başkan Büyükakın: "Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik" 10 Mayıs 2026 Pazar - 20:17:56 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Anneler Günü’nde İzmit Vinsan Tesisleri’nde faaliyete alınan Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin 13’üncüsü tanıtıldı. Lotus Anne Şehir Merkezi, Lokomotif Çocuk Köyü, Gönül Bahçem Davet Evi ve Ana Kafe’den oluşan merkez, kadınların sosyal hayata katılımını desteklemek, çocuklara güvenli alanlar sunmak ve annelere en çok ihtiyaç duydukları zamanı kazandırmak amacıyla hizmet verecek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Anneler Günü’nde annelere yönelik anlamlı bir projeyi daha hayata geçirdi. Kent genelinde 12 noktada hizmet veren Anne Şehir Yaşam Merkezi’nin 13’üncüsü, İzmit Vinsan Tesisleri’nde düzenlenen programla tanıtıldı. Kadınların fiziksel, sosyal ve psikolojik yönden desteklenmesini amaçlayan merkezde pilates, zumba, step-aerobik, fitness, sağlıklı yaşam yürüyüşleri, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulacak. Çocuklar için hazırlanan Vinsan Lokomotif Çocuk Köyü’nde ise 3-6 yaş grubuna yönelik tematik atölyelerle miniklerin üretme, keşfetme ve birlikte öğrenme becerileri desteklenecek. "Kadına zaman kazandırıyoruz" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, merkezin çok amaçlı yapısıyla kadınlara ve ailelere nefes aldıran bir alan olduğunu söyleyerek, "Anne Şehir Projesi birçok şeye hizmet ediyor. Spor yaptırıyor, hayata tutunmaya ilişkin katkılar sağlıyor, psikolojik destek var. Başka becerileri geliştirmeye dönük programlar var. Ama bütün bunları özetleyen kelime belki de şu; burada kadına zaman kazandırıyoruz aslında. Kendisine bir şeyler yapmasına imkan tanıyoruz. Asıl sihirli kelime bu. Kadın kendine zaman ayırabiliyor. Aynı mantık engelli bireyin ailesi için de var. Engelli bir bireyin ailesinin, onunla uğraşırken kendine zaman ayırması da başlı başına bir problemdir. Onunla birlikte yaşamak çok zordur. Kendinize ait bir zaman kalmıyor. Aslında her birimiz, sadece kadınlar için de değil erkekler için de modern yaşamın ve şehir yaşamının içinde bir yandan özgürleştiğimizi zannederken, öbür yandan da özgürlüklerimizden olduk" dedi. "Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik" Anne Şehir Projesi kapsamında kadınların sağlıklı yaşama teşvik edildiğini belirten Büyükakın, "Aslında kadınlar için her şey düşünüldü. Kendinize daha fazla zaman ayırın, kendinize daha fazla yatırım yapın ve yükten kurtulun diye yapıldı. Yükten kurtulmayı her manada kullanıyorum. Çünkü Anne Şehir Projesi kapsamında yapılan spor etkinlikleri çerçevesinde bugüne kadar kadınlarımızın verdiği kilo toplam 32 ton. Muazzam, bence kendinizi alkışlayın. Kocaeli’yi, Kocaeli’nin kadınlarını 32 ton hafiflettik ve bu devam edecek. Sporla birlikte kullanılan birçok ilaçtan kurtulma gibi bir sürü hikaye duydum. Bunun gibi sayısız örnek var. Aslında modern yaşam bize bunu yapıyor. Hareketsizliğe bağlı olarak birçok sorun ortaya çıkıyor. Kibarca ‘obezite’ diyoruz ama bunun Türkçesi kilo, aşırı kilo. Obezite modern şehir yaşam biçiminin bir sonucu. Hareketsiziz, çok kalori alıyoruz, kalori harcamıyoruz" ifadelerini kullandı. "Annelerin en çok zamana ihtiyacı var" Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, Anneler Günü’nde annelerin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin zaman olduğunu belirterek, "Bir annenin en çok neye ihtiyacı var? Bir annenin en çok zamana ihtiyacı var. Çünkü anne olduktan sonra özgürce banyo yapmayı unuttuğumuz bir dönemden geçiyoruz. Eskiden ‘Bir çocuğu köy büyütür’ derlerdi. Şimdi köylerimiz uzakta kaldı. Bir anne ve bir çocuk, bir çatının altında baş başa kaldı. Dolayısıyla anneler kendilerine o zamanı ayıramayınca psikolojik olarak maalesef çöküntü yaşadılar. Burası gördüm ki annelere bu Anneler Günü’nde zaman hediye etmiş. Demiş ki, ‘Sen çocuğunu Lokomotif Çocuk Evleri’ne bırak, orada iki saat lisans mezunu öğretmenlerle nitelikli zaman geçirsin. Sen spor mu yapmak istiyorsun, sporunu yap. Diyetisyene mi gitmek istiyorsun, diyetisyene git. Arkadaşlarınla kahve içip kitap hakkında sohbet etmek mi istiyorsun, onu yap.’ Her türlü alanı sağlamışlar. Ben diyorum, herhalde yakında kütüğümü de Kocaeli’ye aldıracağım bu gidişle" diye konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:02 Sanayideki nitelikli çalışan sıkıntısına Asya çözümü Türkiye genelinde sanayi sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısı büyürken, iş gücü göçü de çözüm olarak konuşulmaya başlandı. Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Nitelikli göç ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ancak bu göç; dilimize, dinimize ve geleneklerimize yakın olan Asya’dan olmalı" dedi. Mesleki eğitimin sektördeki karşılığına da değinen Öztürk, "Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan hiçbir genç asgari ücretle çalışmaz" diyerek meslek liselerinin öneminin altını çizdi. Fabrika çarkları hızla dönmeye, işletmeler kapasitelerini artırmaya devam ederken, sanayicinin önündeki en büyük bariyer olan ’nitelikli personel eksikliği’ her geçen gün daha derinden hissediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, küresel ölçekte yaşanan kalifiye çalışan bulma sıkıntısının yerel firmaları da etkilediğine vurguladı. Öztürk, "Şuanda piyasa şartlarına göre, büyüme içerisine giren firmalarımızın yetişmiş çalışma arkadaşı bulma imkanı gittikçe zayıflıyor. Tabii ki tüm dünyada aynı konu geçerli ama firmalarımızın da büyümesi için insan kaynağının yetiştirilmesi lazım" dedi. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde hayata geçirilen protokol okulu ile öğrencilerin eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkararak sahada iş bulmalarını hedeflediklerini kaydeden Öztürk, "Bunun için en üst seviyede hem maddi olarak hem de tüm bilgi birikimlerimizle, okul yönetimiyle birlikte buradaki öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesini ve sahada iş bulmasını sağlamaya çalışıyoruz ama esas olan şu; okulumuza gelecek öğrenci kalitesinin en üst seviyeye çıkarılması. İşletmeler büyüdü. Meslek liselerinin sayısının artırılması gerekiyor" diye konuştu. "Nitelikli göç Asya’dan olmalı" Büyüyen işletmelerin ihtiyaçlarına ve meslek liselerinin sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, iş gücü göçü hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: "Nitelikli göç bence ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ama bu nitelikli göç dilimizin ve dinimizin, gelenek göreneklerimizin yakın olduğu Asya’dan olmalı. Böyle girişim şu şekilde var; Türk devletlerle yapılan anlaşma neticesinde, Türkiye’ye geleceklerin çalışma imkanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eş değer bir hale getirilmeye çalışılıyor. Böyle bir yasa çıktığını biliyorum." "Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı" Mesleki eğitimin öneminin sanayi için giderek arttığının altını çizen Başkan Öztürk, Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden her yıl mezun olan 90 öğrencinin 70’inin doğrudan staj yaptığı yerlerde veya kendi iş kolunda istihdam edildiğini söyledi. Öztürk, "Bu öğrencilerimizden 15’i yüksek öğrenim kurumlarına gidiyor, 5’i de kariyer planlamasını mezun olduğu meslekte değil, diğer meslek kolunda yapıyor. Aslında çok ciddi manada kendi mesleğini yapan insan sayısı artmaya başladı. Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı. Bizde bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca yine Oda olarak çalışma arkadaşlarımızla birlikte 60 öğrencimize niteliğini artırmak için burs veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz" Öztürk, meslek lisesi mezunlarının avantajlarına da değinerek, "Piyasayı gezin. Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz. Bu çok önemli bir etkendir. Dünyanın neresine giderse gitsin, meslek sahibi insan ailenin geçimini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca, şu çerçeveden de bakılması gerekiyor; meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin ekonomik sermayeye ihtiyacı yoktur. Serbest meslek yapabilmesi için birkaç arkadaşın bir araya gelmesiyle, hiçbir sermayeye tabii olmadan sadece bir vergi levhasıyla çıkıp serbest mesleği yapabilirler ama bir üniversite mezunu bunu yapamaz. Bu çerçeveden baktığımız zaman son yıllarda meslek liselerine öğrencilerimizin katılım oranı artmaya başladı. İnsanlarımız da bunun farkına varmaya başladı" dedi.
Darıca’nın trafiğine nefes aldıracak GTÜ Kavşağı’nda sona gelindi
08 Eylül 2025 Pazartesi - 09:22 Darıca’nın trafiğine nefes aldıracak GTÜ Kavşağı’nda sona gelindi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gebze, Darıca ve Çayırova ilçelerini kapsayan bölgedeki ulaşım ağını güçlendirecek kritik projelerde sona yaklaştı. Özellikle Darıca trafiğini önemli ölçüde rahatlatacak olan Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Kavşağı’nda imalatların yüzde 95’i tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, yapımı tamamlanan ve devam eden projeleri yerinde takip etme programı kapsamında Gebze, Darıca ve Çayırova ilçelerinde saha denetimlerinde bulundu. Baraçlı, bir gününü ayırdığı Gebze bölgesindeki turuna Gebze Millet Bahçesi ile başladı. Buradaki kütüphane ve diğer sosyal alanları inceleyen Baraçlı, millet bahçesinin batı girişinde inşa edilen Gebze Şehit ve Gazi Evi projesi hakkında yetkililerden bilgi aldı. 320 metrekare alana tek katlı olarak planlanan yapının temel demir donatı çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. Daha sonra Gebze Barış Mahallesi’ndeki Zeki Acar Kavşağı’na geçen Baraçlı, buradaki yol çalışmalarını denetledi. Yetkililer, 225 metrelik yolun sol ekseninde PMT ve binder tabakası imalatlarının tamamlandığını, sağ eksende ise genişleme çalışmalarının ardından PMT ve binder serimi yapılacağını bildirdi. Darıca ve Çayırova’daki çalışmaları yerinde gördü Genel Sekreter Baraçlı, Darıca programı kapsamında Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık’ı ziyaret etti. Baraçlı ve Bıyık, daha sonra ilçenin ulaşımını önemli ölçüde rahatlatması hedeflenen Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Kavşağı’nda devam eden çalışmaları inceledi. Projede yağmur suyu hattı imalatlarının yüzde 95’inin, STFA Lisesi önündeki PMT ve binder serimlerinin tamamlandığı, taş duvar ve bordür imalatlarının ise sürdüğü belirtildi. Bölgedeki son durağı Çayırova olan Baraçlı, Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi ile birlikte çeşitli noktalardaki üstyapı çalışmalarını gezdi. Atatürk Mahallesi Çağdaşkent Mesire Alanı ile Bahriye Üçok Caddesi’nde yüzde 85’i tamamlanan çalışmaları inceleyen Baraçlı, SEDAŞ’ın elektrik altyapı işlemlerinin ardından bin 200 tonluk aşınma tabakası serileceği bilgisini aldı. Ayrıca, İSU tarafından altyapısı tamamlanan Uğur Mumcu Caddesi’nde de Büyükşehir Belediyesinin üstyapıyı tamamen yenileyeceği kaydedildi.
Ömer Çelik’ten CHP’ye: "Neredeyse ’gelin siz yönetin’ diyecekler"
07 Eylül 2025 Pazar - 17:05 Ömer Çelik’ten CHP’ye: "Neredeyse ’gelin siz yönetin’ diyecekler" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dönük ifadelerine tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Şimdiki Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde ve Özgür Özel’de çok ciddi bir siyasi navigasyon problemi var" dedi. Çelik, Özel’in partisindeki sorunları çözmesi gerektiğini ifade ederek, "CHP’deki gelişmelere hakim olmaktaki cari açığı, Cumhurbaşkanımıza ve Cumhur İttifakı’na saldırılarak kapatılamaz. Bu cari açık giderek büyümektedir. Dolayısıyla bunu yönetmesi gereken Cumhuriyet Halk Partisi yönetimidir. Yani neredeyse ’gelin bu meseleleri yönetin’ diye bize çağrı yapacaklar" ifadelerini kullandı. Kocaeli’de "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları"na katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu. En önemli gündem maddelerden birinin, "Terörsüz Türkiye süreci" olduğuna dikkati çeken Çelik, hem "Terörsüz Türkiye" hem de "Terörsüz Bölge" hedefine ulaşmak için yapılması gereken çalışmaları vatandaşlara anlattıklarını ifade etti. Vatandaşların kaygı ve sorularına cevap verdiklerini belirten Çelik, bu konuda tüm partililerin sahada ortak şekilde çalışma yürüttüğü bilgisini verdi. "Türkiye büyük bir başarıya imza attı ve atmaya devam ediyor" Konuşmasının devamında, deprem konutlarına değinen Çelik, "Dün Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, depremle ilgili olarak önümüze gelen tablo neredeyse bir ülke büyüklüğünde alanı sarsan ve yerle bir eden bir felaketti. Dünyada da ‘yüzyılın depremi’ olarak değerlendirildi. ’Böyle bir afetten sonra hiçbir hükümet kısa sürede konut teslim edemez’ denirken, Türkiye büyük bir başarıya imza attı ve atmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanımız, her toplantıda bize deprem bölgesinin asla ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatmıştır. MKYK’nın açılışında, Bakanlar Kurulu toplantılarında sürekli olarak bu hassasiyet dile getirilmiştir. Türkiye, hangi yarayı alırsa alsın, hangi bedeli öderse ödesin ayağa kalkabileceğini bir kez daha bütün dünyaya göstermiştir" dedi. "Terörsüz Türkiye bir devlet politikası haline gelmiştir" Çelik, Türkiye’nin gündeminden terörün çıkarılması için Cumhur İttifakı’nın güçlü bir irade ortaya koyduğunu anlatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet kurumlarına verdiği talimatla birlikte "Terörsüz Türkiye"nin bir devlet politikası haline geldiğini söyledi. Çelik, ülke gündeminden terörün çıkarılmasının, aynı zamanda yakın bölgeler için de bir ilham kaynağı olacağını ifade ederek, "Terörsüz Türkiye süreci, Terörsüz Bölge sürecinin de referansı haline gelecektir" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye süreci stratejik bir adımdır" Türkiye’nin terörle mücadele kapasitesinin artırılması için büyük adımlar atıldığını ve bunların her birine ulaşıldığını belirten AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin bu yöndeki kapasitesi imkan ve kabiliyetleri de katbekat artırıldı ama aynı zamanda devletler ’hard power’ dediğimiz sert güçlerini kullanırken, terörle mücadele konusunda yumuşak güçlerini de kullanırlar. Terör örgütü mensuplarının teslim olması, örgütlerin silah bırakması, feshedilmesiyle ilgili geçmişten itibaren yapılan hukuki düzenlemeler çeşitli çalışmalar söz konusudur. Bu çerçevede bakıldığında etrafımızdaki gelişmelere, dünyadaki gelişmelere bakıldığında esasında Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye için son derece zamanlaması, mekanı, referansları doğru stratejik bir adımdır" "Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş yoktur, Türkiye’de herkes ev sahibidir" Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, şehit ailelerini ve gazileri incitecek hiçbir adımın atılmayacağının mesajını verdiğini aktaran Çelik, "Bize her toplantıda talimatları da budur. Öteden beri de söyledik. Devletin niteliği konusunda ve milletin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. Aynı şekilde bütün bu süreçler tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan ilkesi çerçevesinde gerçekleşecektir. Bu esasında herkesin faydasına olan bir şeydir. Yakın bölgemizde görüyoruz ki Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı aynı şekilde Alevi’yi, Sünni’yi, Şii’yi birbirine düşürmeye çalışanlar, aslında bu bölgelere sadece sömürge gözüyle bakanlardır. Biz ise bölgedeki bütün etnik unsurlara bütün mezhebi unsurlara kardeşlik gözüyle bakıyoruz. Türkiye’nin içerisinde sık sık söylediğimiz şey şudur. Hepimizin adları farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş yoktur, Türkiye’de herkes ev sahibidir, birinci sınıf vatandaştır. Tabii ki demokrasimizi, cumhuriyetimizi, hukuk devletimizi hedef alanlara karşı her zaman güvenlik güçlerimiz teyakkuz halindedir" ifadelerini kullandı. "Bütün bu sabotajlara karşı geçmişten itibaren son derece idmanlıyız" Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün net bir şekilde görüyoruz ki, her kim Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecine ulaşılmasının önüne geçmek için silah bırakma konusunda ve fesih konusunda bir geciktirme mesajı veriyor ya da silah bırakma ve fesih sürecini sulandırmaya ve ertelemeye çalışıyorsa; aslında görüyoruz ki emperyalizm, siyonizm dediğimiz bu odaklarla yanaşık düzen içerisinde duruyor. Bunların güya sürece gövdeden karşı değilmiş gibi bir üslup kullansa da, esasında süreci enfekte etmeye çalışan bir takım tutumlar içerisinde olduğunu görüyoruz. O sebeple bütün bu sabotajlara karşı geçmişten itibaren son derece idmanlıyız. Bu konularda büyük bir tecrübemiz var. Bu sabotajları yapmaya çalışanların niyetlerini, amaçlarını görüyoruz. Biz her ne olursa olsun hem ülkemizde hem yakın bölgemizde ’kardeşlik’ diyeceğiz, ’duygudaşlık’ diyeceğiz ve geleceğe bu şekilde bakmaya devam edeceğiz." "Eninde sonunda terörsüz bir Türkiye ve terörsüz bölge hedefine ulaşacağız" AK Parti Sözcüsü Çelik, Suriye’yi istikrarsızlaştırmak isteyen dış güçlerin, bölgeyi etnik ve mezhebi fay hatları temelinde bölmeye çalıştığını belirterek; bazı odakların, bölgedeki belli gruplara "özerklik" vaadiyle yaklaştığını ancak asıl amaçlarının o grupların iyiliği olmadığını ifade etti. Çelik, "Onlar böyle yaparak esasında daha büyük bir fitne çıkarmaya ve kendi çıkarlarını tahakkuk ettirmeye çalışıyorlar" dedi. Bazı Avrupa devletlerinin istihbarat servislerinin bilgisi dahilinde, kimi şirketlerin birden çok terör örgütüne karargah hazırlayıp lojistik destek verdiğinin görüldüğünü vurgulayan Çelik, "Vatandaşlarımız bu konuda müsterih olsunlar, çok boyutlu bir şekilde yürütüyoruz. Terörsüz Türkiye sürecini, bahsettiğim ilkeler çerçevesinde sonuca ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük her türlü sabotajla mücadele edebilecek kapasitemiz vardır. Eninde sonunda terörsüz bir Türkiye ve terörsüz bölge hedefine ulaşacağız. Bu ülkemize ve bölgemize dönük, kötü niyet besleyenlere, kötü niyetli projeleri tahkim etmek isteyenlere vereceğimiz en güçlü cevap olacak" şeklinde konuştu. "Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir parti, bu skandalların içine nasıl düşmüştür?" Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in son birkaç haftadır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik söylemlerini de eleştiren Çelik, "Biz, Özgür Özel’in birinci meselesinin kendi partisiyle uğraşmak olması gerektiğini değerlendiriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir parti, bu skandalların içine nasıl düşmüştür? Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir partinin her tarafından bu kadar skandallar patlarken, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi neyle meşgul? Esasında ilgilenmesi gereken konu budur" ifadelerine yer verdi. "Konunun bizimle bir ilgisi yok" Bu hukuki süreçlerin, CHP’li isimlerin birbirleri hakkındaki şikayetleri üzerine başladığını hatırlatan Çelik, şöyle konuştu: "Aslında tabloya baktığınızda herhangi bir şekilde konunun bizimle bir ilgisi yok. Birtakım Cumhuriyet Halk Partililer, yargıya birtakım Cumhuriyet Halk Partilileri şikayet etmişler. Bu Cumhuriyet Halk Partililerin diğer Cumhuriyet Halk Partilileri şikayetlerinin içerisinde geçen rüşvet, şantaj, diğer birtakım skandallar meselesi yargı tarafından gündeme alınmış. Şikayet zaten Cumhuriyet Halk Partililerden gelmiş. Bunlar gizli de olmadı. Bütün o süreçlerde basına yansıyarak bunların hepsi söz konusu oldu" dedi. "Neredeyse gelin bu meseleleri yönetin diye bize çağrı yapacaklar" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, partisindeki sorunları çözmek yerine gündemi değiştirmeye çalıştığını ifade eden Çelik, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Şimdiki Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde ve Özgür Özel’de çok ciddi bir siyasi navigasyon problemi var. Çok ciddi bir siyasi pusula meselesi var. Yani navigasyona herhangi bir şey yüklediğinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne söylemesi gereken sözü AK Parti’ye söylüyor. Aynaya bakarak yüzleşmesi gereken meselelerde Cumhurbaşkanımıza karşı haksız ifadeler kullanıyorlar. Özgür Özel’in Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönetmekte gösterdiği zaaf ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki gelişmelere hakim olmaktaki cari açığı, Cumhurbaşkanımıza ve Cumhur İttifakı’na saldırılarak kapatılamaz. Bu cari açık giderek büyümektedir. Bu cari açık artık Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımızı da inciten, onların hak etmediği, milletimizin hak etmediği, siyaset hayatımızın hak etmediği bir noktaya gelmiştir. Dolayısıyla bunu yönetmesi gereken Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi. Yani neredeyse ’Gelin bu meseleleri yönetin’ diye bize çağrı yapacaklar. Bu konunun bizimle hiçbir ilgisi yok. Bütün teşkilatlarımızla birlikte söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız kırmızı çizgimizdir. Bu haksız ifadelerle hukuk ve siyaset alanında sonuna kadar mücadele ederiz. Ama şunun da bilinmesi gerekir ki, problemleri bizimle değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin problemi Cumhuriyet Halk Partisi’yledir. Dolayısıyla bu Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımızın da hak etmediği bir meseledir. Onu çözmeleri gerekir." "Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir devlet başkanı Filistin davasını, milli davamız olarak tanımlamıştır" Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze konusundaki hassasiyetini sorgulayan eleştirilere de tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin davasını yıllardır her platformda en güçlü şekilde savunduğunu belirten Çelik, "O gün de mecliste söyledi; ’Erdoğan’ın Gazze’yi turistik bölge yapacağız diyenlere karşı bir sözü yok. İsteyen Google’a girsin baksın’ diye. Girip baktı herkes. Cumhurbaşkanımızın onlarca sözü var. Daha hiç kimse bunları dillendirmezken, İsrail’in işgal haritasını gösterip yıllardır Birleşmiş Milletler’de bunu dile getiren Cumhurbaşkanımızdır. Yine ifade ettik, bugün Abbas yönetimine ve Filistinlilere vizenin koyulması aslında Filistinlilerin sesini kısmak anlamına geliyor ama hiç kimse Filistinlilerin sesini kısamaz. Niye? Cumhurbaşkanımız var. Recep Tayyip Erdoğan var. Bir kere daha göreceğiz ki, eylülde yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin davasının en gür sesi Cumhurbaşkanımız olacaktır. Onun tarafından ilan edilecektir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir devlet başkanı Filistin davasını, milli davamız olarak tanımlamıştır. O da Cumhurbaşkanımızdır. Dolayısıyla çok basit bir test öneriyorum Özgür Özel’e. Cumhurbaşkanımızın Gazze konusundaki, Filistin konusundaki hassasiyetini sorgulaması son derece yanlış bir şey. Ama bununla ilgili olarak kimin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorsa Gazzeli bir kardeşimize, Filistinli bir kardeşimize bunları söylesin. Bakalım ne cevap alıyor" dedi.
Bu karakol uçuyor: TSK’nın göz bebeği
07 Eylül 2025 Pazar - 09:36 Bu karakol uçuyor: TSK’nın göz bebeği Hem mavi vatanın hem de gökyüzünün adeta gözü kulağı konumunda bulunan Deniz Kuvvetleri’ne ait P-72 Deniz Karakol Uçağı, milli sondaj gemilerine de havadan siper oluyor. Karakol uçak aynı zamanda düşman unsurlarının su altındaki faaliyetlerini tespit edebilme yeteneğine de sahip. Yardım çağrısı yapan gemilere Hızır gibi yetişen deniz karakol uçakları, özellikleri ve sistemleri ile mavi vatanın güvenliğinde kilit rol oynuyor. Adını, Türkiye’nin Kıbrıs’taki ilk hava harp şehidi olan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’den alan ve Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde konuşlu bulunan Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı, Türkiye’nin mavi vatandaki hak ve menfaatlerini başarılı görevler ile koruyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok önemli konumunda bulunan Deniz Hava Komutanlığı bünyesindeki P-72 Deniz Karakol Uçağı, adeta ülkenin gökyüzündeki kalesi olarak görev yapıyor. Türk Deniz Kuvvetleri’nin seçkin birliklerinden 301. Deniz Hava Filo Komutanlığı ise bu stratejik gücün sahadaki yansıması olarak öne çıkıyor. Filo, envanterindeki modern deniz karakol uçakları ve bunların sahip olduğu üstün teknoloji sensör ve silah sistemleriyle donanmanın caydırıcı gücünü gökyüzüne taşıyor. Havadan koruma kalkanı Potansiyel tehditlerin tespiti, deniz haydutluğu ve her türlü yasa dışı faaliyetle mücadele gibi genel görevlerinin yanı sıra deniz karakol uçağı, Türkiye’nin stratejik enerji hamlelerine de havadan kalkan oluyor. Karadeniz’de aktif görev yapan Fatih, Yavuz, Kanuni gibi milli sondaj gemilerinin üzerinde düzenli keşif ve gözetleme uçuşları icra eden filo, hem muhtemel tehditlere karşı caydırıcılık sağlıyor hem de gemi personeline ve Türk milletine her an yanlarında oldukları mesajını en güçlü şekilde hissettiriyor. Sistemler yerli MELTEM-III Projesi kapsamında, 6 deniz karakol uçağının yapısal ve elektriksel tadilatı ile sistem testleri, entegre lojistik destek aktiviteleri, TUSAŞ tarafından gerçekleştirildi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi tarafından ise detay parça üretimi, yapısal ve elektriksel tadilatı ile sistem testleri, malzeme tedariki, yer ve uçuş testleri desteği, entegre lojistik destek aktiviteleri yapıldı. ASELSAN tarafından da sistem tedariki sağlandı. Uçaklarda Milsoft tarafından geliştirilen Link 11 ve Link 16 sistemleri bulunurken, deniz karakol yer istasyonu ise HAVELSAN tarafından P-72 uçaklarına destek verecek şekilde güncellendi. Deniz karakol uçakları denizaltı tespiti için ise çok gelişmiş sistemlere sahip. Uçaklar, su üstündeki ya da şnorkel yapmış bir denizaltıyı kilometrelerce uzaktan tespit ediyor. Aynı zamanda ise yüzlerce su üstü hedefini izleyebilen radarlar ile donatılmış durumda. Su üstü ile bağlantısı bulunmayan denizaltıların tespiti için de sonoboylara sahip. Sonoboylar gönderdiği ses dalgaları ya da denizaltıdan gelen ses dalgalarını değerlendirerek düşman denizaltısını tespit ederek, deniz karakol uçağına bildiriyor. Daha sonra ise tespit edilen düşman denizaltısının imha süreci başlıyor. Yüksek moral ve ekip ruhu 301. Filo’nun öncülüğünde gökyüzünde adeta ülkenin kalesi olan deniz karakol uçaklarının operasyonel başarısının temelinde, ileri teknolojiye sahip sistemlerin yanı sıra personelin yüksek vazife bilinci ve motivasyonu yatıyor. Personelin üniformalarında gururla taşıdığı filo arması, birliğin ortak kimliğini ve göreve olan adanmışlığı simgeliyor. Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı’nda görevli Deniz Pilot Binbaşı Abbas Ersen Kanat, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) yaptığı açıklamada, zorlu ve stratejik görevlerini anlattı. İcra ettikleri keşif, gözetleme ve karakol görevinin temel amacının Türkiye’nin denizlerdeki menfaatlerini korumak ve güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Kanat, "Karakol uçağı filosu olarak temel görevimiz, ülkemizin denizlerdeki menfaatlerini korumak ve güvenliğini sağlamak, yetkisiz veya yasa dışı faaliyetleri gözlemleyerek ve gerekli hukuki ve cezai tedbirleri almak için yetkili makamlara bildirmektir" dedi. 7/24 görev başındalar Bu kapsamda mavi vatanda sürekli karakol uçuşları icra ettiklerini belirten Kanat, şunları kaydetti: "Öncelikle görevlerimiz arasında keşif gözetleme ve karakol faaliyetleri yer almaktadır. Mavi vatanda karakol uçuşları icra ederek deniz trafiğini, şüpheli ve tehlikeli gemileri, yasa dışı ve sualtı tehditlerini tespit ederek durumsal farkındalığın artırılmasına katkıda bulunmaktayız. Denizaltı Savunma Harbi kapsamında ise deniz karakol uçaklarımızın sahip olmuş olduğu radar, sonoboy gibi gelişmiş sensör sistemlerini kullanarak denizaltıların tespit, takip etme ve gerekirse etkisiz hale getirme görevlerini icra edebilmekteyiz. Bunlara ilave olarak arama kurtarma görevlerinde de aktif rol oynamakta, denizde kaybolan veya yardım çağrısı yapan unsurlara hızlı şekilde ulaşarak arama kurtarma faaliyetlerine destek olmaktayız." "En büyük motivasyonumuz milletimizin sevgisi ve güveni" Görevlerini icra ederken kendilerini motive eden en önemli etmenlerden de bahseden Binbaşı Abbas Ersen Kanat, milletin varlığını ve sevgisini hissetmenin kendilerine güç verdiğini söyledi. Kanat, "Bizleri en çok motive eden unsur mavi vatan semalarında icra ettiğimiz her görevde ülkemizin bekası ve menfaatlerini korumamızda bize güven duyan milletimizin varlığını ve sevgisini hissetmektir" diye konuştu. "Elde edilen başarılar motivasyonumuzu en üst seviyeye çıkarıyor" Uçuşlar sırasında elde edilen somut başarıların motivasyonlarını en üst seviyeye çıkardığını dile getiren Kanat, duygularını şu sözlerle ifade etti: "Ayrıca uçuşlarımız esnasında elde ettiğimiz somut başarılar, örneğin şüpheli bir teması tespit etmek, denizaltı tespitini gerçekleştirmek, balıkçı teknelerine yapılan operasyonlara katılmak veya arama kurtarma görevinde bir can kurtarmak, motivasyonumuzu en üst seviyeye çıkarmaktadır. Şöyle düşünün, yaşıtlarımın çoğu gibi benim de evlatlarım var. Her uçuş görevinden dönerken, eğer kötü bir olayla karşılaşmışlarsa, onların benimle gurur duyduklarını ve yaşayabilmeleri için gerekli güvenliğin sağlanmasına katkı yaptığımı bilmek bana ve tüm uçuş arkadaşlarıma büyük bir gurur vermektedir" "Bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırmak gurur ve onur kaynağı" Ekip ruhunun görevlerin temel taşı olduğuna da dikkat çeken Binbaşı Kanat, "Deniz karakol görevlerinde tek başımıza değil, bir ekip olarak çalışmaktayız. Bu birliktelik ve dayanışma ruhu icra ettiğimiz görevlere yönelik hissettiğimiz aidiyet duygusunu en üst seviyeye çıkarmaktadır. Uluslararası görevlerde ve tatbikatlarda ülkemizi temsil etmek, bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırmak da bizim için ayrı bir gurur ve onur kaynağı olmaktadır" ifadesini kullandı.