Yerel Haberler
Kocaeli
Sanayideki nitelikli çalışan sıkıntısına Asya çözümü 10 Mayıs 2026 Pazar - 13:02:18 Türkiye genelinde sanayi sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısı büyürken, iş gücü göçü de çözüm olarak konuşulmaya başlandı. Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Nitelikli göç ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ancak bu göç; dilimize, dinimize ve geleneklerimize yakın olan Asya’dan olmalı" dedi. Mesleki eğitimin sektördeki karşılığına da değinen Öztürk, "Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan hiçbir genç asgari ücretle çalışmaz" diyerek meslek liselerinin öneminin altını çizdi. Fabrika çarkları hızla dönmeye, işletmeler kapasitelerini artırmaya devam ederken, sanayicinin önündeki en büyük bariyer olan ’nitelikli personel eksikliği’ her geçen gün daha derinden hissediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, küresel ölçekte yaşanan kalifiye çalışan bulma sıkıntısının yerel firmaları da etkilediğine vurguladı. Öztürk, "Şuanda piyasa şartlarına göre, büyüme içerisine giren firmalarımızın yetişmiş çalışma arkadaşı bulma imkanı gittikçe zayıflıyor. Tabii ki tüm dünyada aynı konu geçerli ama firmalarımızın da büyümesi için insan kaynağının yetiştirilmesi lazım" dedi. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde hayata geçirilen protokol okulu ile öğrencilerin eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkararak sahada iş bulmalarını hedeflediklerini kaydeden Öztürk, "Bunun için en üst seviyede hem maddi olarak hem de tüm bilgi birikimlerimizle, okul yönetimiyle birlikte buradaki öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesini ve sahada iş bulmasını sağlamaya çalışıyoruz ama esas olan şu; okulumuza gelecek öğrenci kalitesinin en üst seviyeye çıkarılması. İşletmeler büyüdü. Meslek liselerinin sayısının artırılması gerekiyor" diye konuştu. "Nitelikli göç Asya’dan olmalı" Büyüyen işletmelerin ihtiyaçlarına ve meslek liselerinin sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, iş gücü göçü hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: "Nitelikli göç bence ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ama bu nitelikli göç dilimizin ve dinimizin, gelenek göreneklerimizin yakın olduğu Asya’dan olmalı. Böyle girişim şu şekilde var; Türk devletlerle yapılan anlaşma neticesinde, Türkiye’ye geleceklerin çalışma imkanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eş değer bir hale getirilmeye çalışılıyor. Böyle bir yasa çıktığını biliyorum." "Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı" Mesleki eğitimin öneminin sanayi için giderek arttığının altını çizen Başkan Öztürk, Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden her yıl mezun olan 90 öğrencinin 70’inin doğrudan staj yaptığı yerlerde veya kendi iş kolunda istihdam edildiğini söyledi. Öztürk, "Bu öğrencilerimizden 15’i yüksek öğrenim kurumlarına gidiyor, 5’i de kariyer planlamasını mezun olduğu meslekte değil, diğer meslek kolunda yapıyor. Aslında çok ciddi manada kendi mesleğini yapan insan sayısı artmaya başladı. Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı. Bizde bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca yine Oda olarak çalışma arkadaşlarımızla birlikte 60 öğrencimize niteliğini artırmak için burs veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz" Öztürk, meslek lisesi mezunlarının avantajlarına da değinerek, "Piyasayı gezin. Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz. Bu çok önemli bir etkendir. Dünyanın neresine giderse gitsin, meslek sahibi insan ailenin geçimini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca, şu çerçeveden de bakılması gerekiyor; meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin ekonomik sermayeye ihtiyacı yoktur. Serbest meslek yapabilmesi için birkaç arkadaşın bir araya gelmesiyle, hiçbir sermayeye tabii olmadan sadece bir vergi levhasıyla çıkıp serbest mesleği yapabilirler ama bir üniversite mezunu bunu yapamaz. Bu çerçeveden baktığımız zaman son yıllarda meslek liselerine öğrencilerimizin katılım oranı artmaya başladı. İnsanlarımız da bunun farkına varmaya başladı" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:19 13 yıllık emek görücüye çıktı Kültür ve Turizm Bakanlığı "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanına sahip olan deri işleme sanatçısı Yasemin Akbulut, 13 yıllık birikimini yıl sonu sergisinde sanatseverlerle buluşturdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitim Kursları (KO-MEK), bu yıl "Biz Birlikte Türkiye’yiz" temasıyla kapılarını açan yıl sonu sergisi el emeği eserlere ev sahipliği yapıyor. Serginin en çok dikkat çeken çalışmalarından biri ise deri işleme sanatçısı Yasemin Akbulut’un Selçuklu motifleri ve rumi desenlerle hazırladığı özel eser oldu. Yaklaşık 13 yıldır deri sanatıyla ilgilendiğini belirten Akbulut, 2018 yılında aldığı unvanla memleketi Kocaeli’de dericiliği yaşatmaya ve dünyaya tanıtmaya çalıştığını söyledi. "Deriyi hayatın her alanında kullanabiliyoruz" Deri üzerinde dövme ve rölyef kabartma teknikleri kullandıklarını anlatan Akbulut, derinin kullanım alanlarının çok geniş olduğunu vurgulayarak, "Çantalardan aksesuarlara, kıyafetlerden duvar tablolarına kadar deriyi hayatın her alanında değerlendirebiliyoruz. Hatta runner olarak yaptığımız bir ürünü duvar halısına dönüştürebiliyoruz" dedi. Sergi için hazırladığı eserde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki değerlerden ilham aldıklarını ve bu çalışmanın daha büyük projelerin ön hazırlığı niteliğinde olduğunu belirten Akbulut, şunları kaydetti: "’Biz Birlikte Türkiye’yiz’ teması kapsamında gönlümüzden geleni yaptık. Selçuklu motifleri Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir miras. Rumi desenlerle çalışmayı taçlandırdık. Bu motifler adeta bir güneş gibi Türkiye’nin üzerine doğuyor ve güçlü bir ülke olduğumuzu simgeliyor. Sekiz köşeli Selçuklu yıldızının merkezde yer aldığı tasarım; merhamet, sabır, şükür ve sadakat gibi değerleri temsil ediyor." Kentin kültürel kimliğine önemli katkılar sunan KO-MEK’in imkanlarına da değinen Akbulut, "Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çatısı altında çalışmaktan gurur duyuyorum. Tüm imkanlar bize sunuluyor, herkes gönülden destek oluyor. KO-MEK ailesinde olmaktan gerçekten çok mutluyum" ifadelerini kullandı.
Vakıf üniversitelerinde, 2021’den bu yana bir ilk gerçekleşti, işte sebebi
13 Eylül 2025 Cumartesi - 17:08 Vakıf üniversitelerinde, 2021’den bu yana bir ilk gerçekleşti, işte sebebi 2025 YKS sonuçlarına göre vakıf üniversitelerinin genel kontenjanlarındaki doluluk oranı yüzde 76 olarak gerçekleşti. Vakıf üniversiteleri 2021’den beri ilk kez yüzde 76’lık bir doluluk oranı ile süreci tamamlamak zorunda kaldı. Bu durumun sebeplerini ve çözüm yollarını, 40 yılı aşkın bir süredir eğitim sektörünün içinde olan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ile Kıbrıs Adakent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu anlattı. "Vakıf üniversitelerine gelen öğrencinin devlet üniversitelerinde ücretsiz okuma imkanı varken üste para vererek vakıf üniversitesini tercih ettiğini unutmayalım" 2025 YKS sonuçlarını Vakıf Üniversiteleri açısından değerlendiren Dr. Talip Emiroğlu, "Vakıf Üniversitelerinde bu yıl doluluk oranının düşük olması hakkında çeşitli yorumlar görüyorum. En çok da ücretlerin yüksekliği ve eğitimin kalitesizliği iddiası var. Bir kere vakıf üniversitelerine gelen öğrencinin devlet üniversitelerinde ücretsiz okuma imkanı varken üste para vererek vakıf üniversitesini tercih ettiğini unutmayalım. Elbette sebeplerden biri ücretler olabilir. Ama bu vakıf üniversitelerinde ücretlere fahiş zam yapıldığı anlamına gelmiyor. Çünkü geçen yıla göre yapılan zamlar yüzde 40 civarında. Buna mukabil çalışanlarının maaşlarına yapılan zamlar bunun iki katını geçiyor. Diğer giderler kira, araç gereç vs. gibi daha yüksek maliyetli. Burada dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik zorluğu da unutmamak lazım" dedi. "Vakıf Üniversitelerinin genel giderleri üzerine neler söylemek istersiniz?" sorusuna Talip Emiroğlu, "Yeri gelmişken belirtmek isterim, gider açısından bakıldığında, özellikle akademik maaşlar konusunda vakıf üniversiteleri inisiyatif kullanamıyor. YÖK’ün devlet üniversitelerinin ödediği ücretin üstünde vereceksin talimatı var. Bu da haftada bir gün derse gelen akademisyenle beş gün gelene aynı ücreti verme mecburiyetini dayatıyor. Ayrıca bir bölümü açma ve öğrenci almak için dört yıllık hoca ihtiyacını peşinen kadroya alın talimatı var. Yani üçüncü, dördüncü sınıfta, (bazı fakültelerde 5. ve 6. sınıfta) ihtiyacınız olan hocaya henüz bölümü açmadan maaş vermeye başlıyorsunuz. Bu hususun daha iyi anlaşılması için tekrar ediyorum, sadece 4.sınıfta derse girecek hocayı üç yıl önce kadroya alıp üç yıl derse girmediği halde maaş vermek zorunda kalınıyor. Yani derse girmeden, sırf diplomasına ücret ödeniyor. Sırf bu hususta ve ücret belirlemede vakıf üniversitelerine serbestlik inisiyatif tanınsa maliyet bayağı düşecek ve bu avantaj öğrencinin daha düşük ücretle daha iyi eğitim alma imkanını artıracaktır. Yükseköğretim kurulumuzun vakıf üniversitelerini ekonomik olarak rahatlatacak yeni kolaylıklar sağlaması lazım. Eskiden bazı yanlış uygulamalar yapmış bir kaç üniversite örnek gösterilerek bütün sektöre suçlu psikolojisiyle bakmak doğru değildir" cevabını verdi. "İşletme bölümünden yıllık 1.550.000 TL ücret alınırken, benim üniversitemde aynı bölümün ücreti 350.000 TL" Vakıf Üniversitelerinin doluluk oranını, ücretler dışında etkileyen farklı faktörleri değerlendiren Emiroğlu, "Mevcut duruma bakıldığında dolulukları en yüksek üniversiteler, ücretleri de en yüksek üniversiteler olmuştur. Mesela Koç Üniversitesi işletme bölümünden yıllık 1.550.000 TL ücret alırken, benim üniversitemde aynı bölümün ücreti 350.000 TL. Buna mukabil benim üniversitem doluluk sıralamasında daha gerilerde. Şimdi hemen "Orası Koç" diyenleri duyar gibiyim. Orası ne olursa olsun verdiğimiz eğitimin kalitesi arasında beş kat fark yok. En fazla yüzde 15 ileri geridir. Bu da konum, fiziksel ortam ve araç gereç farkıdır. Tabii bir de algı. Sonuçta biz de yıllardır eğitimin içindeyiz, gelişmeye yönelik çaba sarf ediyoruz.Bana göre vakıf üniversitelerinin meslek yüksekokullarında ikinci öğretimin kalkması da tercih düşüklüğünün önemli bir sebebidir. Çünkü bu uygulama çalışan öğrencilere imkan sağlıyordu. Biz dileyen öğrencilere mesai saati sonrası eğitim imkanı sağlamayı planladık ama bu iyi anlatılamadı demek ki" ifadelerini kullandı. "Her fırsatta vakıf üniversitelerini negatif eleştirmek doğru değil" Vakıf Üniversitelerinin, mali açıdan ülke için öneminden bahseden Dr. Talip Emiroğlu, "Sonuç olarak her fırsatta vakıf üniversitelerini negatif eleştirmek doğru değil. 800 binden fazla öğrencimiz burada okuyor. 120 binden fazla öğrenciye tam burs veriliyor. Daima iyi öğretim kurumları olmak zorunda oluşları ülke eğitimi için farklı bir dinamizm oluşturuyor. Vakıfçılık zihniyetine sahip bütün kurumlarımızı desteklememiz lazım. Vakıf üniversiteleri çok ticari gibi algılar oluşturulmaya çalışılması kimseye fayda sağlamaz. Bilakis ülkemizin zararınadır. Bakın; yaklaşık 7 milyon yükseköğretim öğrencimiz var. Devletimiz bu öğrencileri okutabilmek için yine yaklaşık yılda 13 milyar dolar bütçe ayırıyor. Bu bütçenin içerisinde Türkiye’nin her ilinde mevcut olan devasa üniversite kampüslerinin kirası yok ama onların da bir maliyeti elbette var. Neyse şimdilik bunu katmayalım, yoksa rakamlar çok büyüyecek. 2 milyon uzaktan eğitim öğrencimiz, 1 milyon da meslek yüksekokulu öğrencimiz var.Maliyeti düşük eğitim yani. Lisans, yüksek lisans, master öğrencisi 3 milyon civarında. Vakıf üniversitelerinin 800 bin öğrenci okuttuğu bu tablo içerisinde değerlendirildiğinde devletin üstünden yılda 2-3 milyar dolarlık bir yükü aldığını söyleyebiliriz. Eğer vakıfta okuyan öğrenciler devlette okusaydı, bu maliyetin üzerine bina ve yerleşke maliyeti de eklenecekti. YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar yeni açıklama yaptı. Ülkemizde 350 bin uluslararası öğrenci var ve ekonomimize katkısı yılda 3 milyar dolar. Şimdi bu bilgiye ben şöyle katkı yapmak istiyorum. Uluslararası öğrencilerin yaklaşık 240 bini devlet üniversitelerinde, 110 bini vakıf üniversitelerinde okuyor. Buna mukabil vakıf üniversitelerinde okuyan uluslararası öğrenciler ekonomimize daha çok katkı sağlıyor. Yıllık üç milyar doların üçte ikisi vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerden elde ediliyor. Burada vakıf üniversitelerinin Türk yükseköğretimine sağladığı uluslararası rekabetçiliği ve bilinçli gayreti görüyoruz.Avrupa’da bazı ülkeler Türkiye ile rekabet edebilmek için ücret indirimine gittiler" şeklinde konuştu. Son olarak vakıf üniversitelerine ön yargıyla bakılmasına karşı olduğunu söyleyen Talip Emiroğlu, "Ülkemizin önemli kurumları. Hızla gelişiyor ve büyüyorlar. Ekonominin yanında ülkemize kültürel katkıları da çok büyük.Dediğim gibi vakıfçılık zihniyetinden kopmadan devam etmeli. Dünyanın en büyük üniversiteleri de vakıf. Harward, ClevelandVakıf eğitimi bizim tarihimizden gelen bir gelenektir. Cumhurbaşkanımız 1 milyon yabancı öğrenci hedefi gösterdi. Bu yılda 15 milyar dolar katkı demektir.Kendi öğrencilerimizi daha iyi eğitme imkanı demektir. Vakıf üniversiteleri bu hedeflerin gerçekleşmesi için çok önemli rol oynayabilir" dedi.
Tramvay hattı bölgeye nefes aldırdı
13 Eylül 2025 Cumartesi - 15:56 Tramvay hattı bölgeye nefes aldırdı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kademeli olarak hayata geçirdiği Alikahya Stadyum Tramvay Hattı, bölgedeki mahalle muhtarlarının ve vatandaşların büyük takdirini topladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projeleri arasında yer alan Alikahya Stadyum Tramvay Hattı’nda iki istasyonun daha hizmete alınması, bölge halkı ve mahalle muhtarları tarafından büyük memnuniyetle karşılandı. Hat tamamlandığında Kocaeli Stadyumu’na kesintisiz ulaşım sağlayacak olan projede, günlük 20 bin yolcu taşınması hedefleniyor. Proje kapsamında ilk etapta hizmete giren iki istasyonun açılmasıyla birlikte bölgede görev yapan mahalle muhtarları, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve ekibine teşekkür etti. "Bu süreçte sadece tramvay gelmedi, elektrik, su, menfez gibi altyapı çalışmaları da yapıldı" Memnuniyetini dile getiren Alikahya Merkez Mahalle Muhtarı Recep Kahveci, "Alikahya’mıza ilk tramvayın geleceği söylendiğinde bazı vatandaşlarımız bunun mümkün olmayacağını düşünüyordu. Ancak Tahir Başkanımız bu güzel, konforlu ve kaliteli hizmeti mahallemize kazandırdı. Bu süreçte sadece tramvay gelmedi, elektrik, su, menfez gibi altyapı çalışmaları da yapıldı. Ben hem şahsım hem mahallem adına başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Hizmete açılan tramvay hattı şu anda ücretsiz hizmet veriyor, bu da vatandaşlarımız için büyük kolaylık. Özellikle öğrencilerimiz çok memnun. Sakıp Sabancı Okulu’na 5-10 dakika gibi kısa sürede ulaşabiliyor. Proje tamamlandığında çevremiz ve yaşam kalitemiz değişecek. Konfor ve kalite artacak. Bu hizmetin bölgemize büyük değer katacağına inanıyorum" dedi. "Vatandaşlarımız Kuruçeşme’den bindiğinde kesintisiz bir şekilde stadyuma kadar ulaşabilecek" Alikahya Cumhuriyet Mahalle Muhtarı Sevgi Koyun, "Beş dönemdir muhtarım ve aynı zamanda İzmit Muhtarlar Derneği Başkanıyım. Tramvayın Alikahya’ya kadar ulaşması mahallem adına büyük bir şans. Tahir Büyükakın Başkanımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımız Kuruçeşme’den bindiğinde kesintisiz bir şekilde stadyuma kadar ulaşabilecek. Şu an Sabancı Anadolu Lisesi’ne kadar olan hat ücretsiz, bu da memnuniyeti artırıyor. Yuvam Akarca bölgemiz çok rampalı, tramvay çıkamıyor. Ancak küçük ring araçlarıyla desteklenirse daha da iyi olur. Bu da Başkanımızın ilgisine açık. Tramvay hattı tamamen açıldığında trafik rahatlayacak. İnsanlar klimalı, konforlu bir şekilde seyahat edebilecek" diye konuştu. Toplam 6 istasyon hizmete alınacak Alikahya Stadyum Hattı’nda ilk 2 istasyon yakın zaman önce hizmete alınmıştı. Toplamda 6 istasyonun hizmete alınacağı hat, Kocaeli Stadı’na kadar uzayacak. Tüm istasyonlar hizmete alınana kadar ise tramvay vatandaşlara ücretsiz bir şekilde hizmet verecek. Kuruçeşme’den Alikahya yönüne doğru giden vatandaşlar, otogar istasyonundan Alikahya yönüne ücretsiz aktarma yaparak 2 durak daha gidebiliyor. Hat boyunca sabah 08.00’den akşam 00.00’a kadar her 30 dakikada bir olmak üzere seferler gerçekleştiriliyor.